Acaba Yunus'ta da ancak bugün anlaşılabilen bilimsel gizler var mı bilmem ki :)))
February 13 2001, 7:08 PM
Bu emeğimizi kime sunalım; En üretken Paksu'ya
Sevgiyle Esenlikle
-------------------------------------------------
Kâ’be vû bût, îmãn benim, çark uruban dönen benem
Bulut olup göğe ağan, yağmur olup yağan benem
Yaz yaratıp Yer donatan, gönlümüz evi hãnedàn
Hoşnud ata vû anadan, kulluk kadrin bilen benem
Yıldırım olup şakıyan, kakıyıp nefsin dokuyan
Yer ka’rasında börküyen şol ağulu yılan benem
Et ü deri sünük çatan, cisimleyip diri tutan
Hikmet beşiğinde yatan, Kudret Südü’n emen benem
Bir niceye verdim Emir, Devlet ile sürdü ömür
Yanan kömür, kızan demir, örse çekiç salan benem
Kar yağdıran, Yer donduran, hayvanların Rızkın Veren
Şöyle bilin mahlûkãta ol Rahîm ü Rahmân benem
Gerçek âşık gelsin beri, göstereyim doğru yolu
Makamdır Gönüller Şarı, ırılmayıp duran benem
Yere göğe bünyãd uran, ırılmadan Kayyum Duran
Denizlere Göl çağıran, Adım Yunus, Umman benem
-----------------------------------------------
İki şiir arasında bedirhan olmasa iyiydi ama neyse, Ne yapalım gülü seven, dikene de katlanır
CELLADIMA GÜLÜMSERKENÇEKTİRDİGM SON REMİN ARKASINDAKİ SATIRLAR
February 13 2001, 11:00 PM
ben bedirhan şair otuz yaşında
her şey ben yaşarken oldu
ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
herşeyi gördüm içim rahat
gök yarıldı çamura can verildi
artık linç edilmem için bütün deliller elde
kazandım nefretini fahişelerin
lanet ediyor bana bakirelerde
sözlerim var köpükleri geçirmez
kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
kılıçsızım saygım kalmadı bugday saplarına
uçtum ama uçuşum radarlarla izlendi
gatret ettim ve sövdüm buda geçti polis kayıtlarına
haytanın biriyim ben
bunu bilsin insanlar
ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
labaratuvarda çalışanlara sorarsanız ruhum sahte
evi nepalde kalmış salovakyalı salyangozdur ruhum
sınıfını dogrudan geçip gerçekleri gören
gençlerin gözünde
acaba kim bilen dogrusunu
oysa ben kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
Öyleyse son şarkıyı bitir de gidelim artık.
Gece sona erdi mi, bu geceyi unut.
Kollarımla kimi kucaklamaya çalışıyorum?
Rüyalar asla esir edilemez.
Arzulu ellerim
Boşluğu kalbime bastırıyorum
o bağrımı deliyor.
Eflâtun bir çizgisiniz firuze gökyüzünde
Kuşlarla harelenmiş, yağmurlarla yıkanmış
Turuncu yangınlar büyürken yüzünüzde
İki yalnız çocuksunuz hüzünlere bulanmış
Allah’a açılmış fildişi ellerinizde
Kelebekler rakseder ve çizgiler bükülür
Sonsuz ırmaklar çağlar siyah gözlerinizde
Adlarımız ırmağa... şelaleler dökülür
Endülüs müdür o gemi uçar rüyâlarımda
And içmeler ve şiir eserken dağlarından
Birer yakut tanesi göz kenarlarınızda
Geçip gittiniz hüzünlü Gırnata sokaklarından
Kehribar renklisiniz, karanfil kokarsınız
Kanat sesinizde canlanır ölü bir deniz
İki yetim kuşsunuz yaralı bakarsınız
Suların en derinine vurur gölgeniz
Güneşle yıkanmış taşra bahçelerinde
Peygamber gülleri kadar nadide ve çoksunuz
Mavi bir damarsınız yaralı yüreğimde
İki güzel kuşsunuz / Bir varmış... bir yoksunuz
.......
olaki şeytana satacak kadar bende ondan yok
telaşiçerisinde kendime bir devlet sırrı begeniyorum
çünkü devlet sırrıyla birlikte
insanın sinemografik bir hayatı olabilir
o kibar çevrelerden gizli batakanelere
yolculuklar lokantalar kır gezintileri
ve sonunda estetik bir idam belki
evet tüm bunlar bir ruh saglayanaz insana
dogruysa bu sonuç bu yargı bu çıkarsama
neden herşeyi bulandırıyor
geç kalan bir otobüs
ertelenen bir konfereas
milli şefin tireni niçin beyaz
ruslar neden yürüyorlar berline
ne saçma ne budalaca
dört incilden yuhanayı tercih edişim niye
oysa ben herkes gibi herkezin ortasında
o siyahn paltolu casusun eşliginde
en okunaklı çehremle yürüyorum
korkuyorum oyundan çıkmıyorum
sıram geçer biletim yanar diye
...........
devam edecek
agır agır çıkacaksın bu merdivenlerden
eteginde güneş rengi bir yıgın sarı yaprak
ve bakacaksın semaya aglıyarak
sularmı sarardı niçin yüzün perde perde solmakta
kızıl havaları seyretki akşam olmakta.
Iki gun ayrildim, dondugumde din bolumunun siir ve politika ile istila edilmis oldugunu gordum..
Ben de biraz yardim edeyim sizin soluklanmaniza bari dedim.. siir bolumunden bir siirimi buraya yamayarak.. Sevgililer gunu icin uygundur sanirim...
BIR AGAC OLSAYDIM............
Bir agac olsaydim ben,
Ne yapardim,
Sana kavusmak icin?
Seni dallarima almak,
Yapraklarimla sarmak,
Ciceklerimle sarhos etmek,
Ve sonra opmek icin,
Dudaklarindan ,
Sabahlara dek.
Bir agac olsaydim ben,
Acik pencerene,
Yeni bir dal uzatir,
Seni meyvalarimi toplamaya,
Davet ederdim...
Kavusunca sana,
Duygularini meyvalarimla zehirler,
Seni bana asik ederdim.
Sonra,
Olunceye dek beklerdim,
Pencerende sevgilim,
Sonsuz bir sadakatla.
uzaklardan bir ses bekledim bugun
çok yakınımda
anlatılmaz bir duygu tarif edilmez bir inançla
yalanda olsa ses ver ufuktan!
saçma hayaller kurulmazmı
kurmazmı insan?
bir ses işitilince hatırlanmazmı eskiler
duyulmazmı duyulamazmı hayallererin
sesi ve nefesi
gelmezmi beklenen acaip bir kornayla?
fırlar yerinden kalb büyür gözler
ve ayaklar...
alır götürür beni caddeye çıplak
hiç ses sese benzemezmi
göz göze?
unutulurmu hiç ölürmü sevgiler
şarkılar yaşadıkça
brek
Prafa oynamak icin cengelköy kahvelerinde,
ickiyi birakti Ahmet abi...
bordoya boyatirdi kunduralarini
emanet gibi tasirdi gömlegini üzerinde,
gömlegini, kimligini, sevdiginin ismini...
Alazlanirdi ya sahipsizlikten ilikleri
inadina iliklenmedi gömleginin dügmeleri
bulvarlarda zambaklar kadar yalnizdi..
cekip giderdi anasi babasi olmasaydi
gitmezdi
bir barakasi,
iki ekmek parasi,
bir de karisi olsaydi...
bes vakit gövdesine kondumu kumrusu
kirgin isliklardi dudak arasi Saint-Simon´u
maasi denk gelmezdiya bir balikci kazagina
eski sesine carpmazdi hic yüzü
hic usanmaz,
hic yorulmazdi Ahmet abi...
Koca koca söverdi kapi aralanmadimi
bir yumruk indirdimi masaya,
tavsan kani cayi bosalirdi kiyilarina
ac kalirdiya adamakilli
varos yanlarini törpülerdi delikanlica
satardi kazagini, satardi sazini,
kirik bestelerini
kül kokulu istanbul aksamlarinda
gel artik gel!
söminemde nostaljik yanginlar,
sarimtrak öykülerim, demli cayim var.
dalga dalga dagilirdim gülüslerinle
düstümü su rengi yüregine ikinci cemre
simdi yak, cek icine, kül tablana beni silkele
üfle ve gönder el ele dolastigimiz sahillere
gel artik gel!
söminemde nostaljik yanginlar,
sarimtrak öykülerim, demli cayim var.