Hz. Muhammed'in Islam oncesi inanclari pek onemli degil.. Belli bir dine inanmadigini soyleyebiliriz. Tek tanri zihniyetine olan ozentisi de bilinmekte.. Ama o devirde bir cok Arap'in bu tur ozentisi olmus olabilir. Hristiyan ve Musevilige maruz kalan bir toplumda tek tanri kavrami gelismis olmalidir. Muhammed zamaninda Hz. Ibrahim'in dininin hala pratik edildigine inanmak cok zor.. Hz. Ibrahim bir efsaneden baska bir sey degildir.. Hic bir inanci olmamis da olsa, Muhammed tam anlami ile ateist degildi.. Ben de oyle dusunuyordum eskiden ama, simdi artik oyle dusunmuyorum. Cunku, her seyden once Muhammed zamaninda ateizm kavrami yoktu.. Ateizm Tanri kavraminin tumuyle reddi olacagindan ve o zamanin insanlari icin Tanri kavramini reddetmenin imkani olmadigindan, Muhammed'in gercek bir ateist oldugunu soyleyemeyiz. Muhammed Arap'larin da tek Tanri'ya tapmalarinin zamani geldigine inaniyordu.
Hic kuskusuz Muhammed muthis bir dava adamiydi.. Allah'in olup olmamasi, Muhammed'in Allah'in resulu olup olmamasi, kendisine vahy gelip gelmemesi o kadar onemli degil. Butun bunlar subjektif algilar.. Digerleri tarafindan yalniz kendileri acisindan degerlendirilebilir... Muhammed hesabina kimse bir sey soyleyemez.. Onemli olan Muhammed'in inanclarini once Arap'lar arasinda, sonra hizla butun dunyada yayabilmesidir. Yazdigi kitap ise bugun bile gizemini korumaktadir..
Muhammed bir sarlatan degildi. Iyi ve kotu yonleri ile ustun bir insan ve bir idealist idi.. Kendini Allah kavramina o kadar cok kaptirmisti ki, Allah'a kesin olarak inaniyordu.. Oyle bir durumda zaten neyin gercek, neyin hayal oldugunu kisinin kendisi bile anlayamaz.. Peygamberlere gelen vahy ile sanarkarlara gelen ilham ayni seydir.. Sanki bir dis guc tarafindan sahip olunur bazi ustun insanlar... O guc araciligi ile yaratirlar.. Ilham olmadan bir Bethooven veya Caykovski cikamaz ortaya. Mozart kucuk yasta bestelemeye baslayamaz. Muhammed'in zamaninda bu ilhamin nereden geldigini Muhammed'in kendinin bile bilmesine olanak yoktur.. Cahil bir Bedevi'nin yazdirdigi kelimelere bakin.. 1400 yil sonra hala bir milyardan fazla insanin dudaklari arasindan sozlere dokulen o kelimeler, onlari trans durumuna sokabiliyor..
Muhammed ateist degildi.. Tek Tanri'ya inaniyordu ve bu inancini insanlikla paylasmanin sirlarina da vakifti.. Son derece zeki, ustun bir insandi Muhammed. O'nun yalanci ve sahtekar oldugunun iddia edilmesi,ki aslinda degildi, konunun saptirilmasindan baska bir sey degildir..
Bir ateist icin sahte peygamber olmaz. Sahte din olmaz.. Sahte Tanri olmaz..
Bir ateist icin peygamber vardir, din vardir ve Tanri kavrami vardir...
Ve hepsi zaten sahtedir..
Hz. Muhammed peygamberdi, Allah'in emri ile Islam'i baslatti..
Ve bunlar bir ateist icin bile gercek olabilecegi kadar gercektir...
ULAN ARTC;
BEN SANA NE DEDIM.. SESINI KES DE ADAM SANSINLAR SENI.. AGZINI ACMAYA GOR.. HEMEN BIR HALT ISLIYORSUN..
BIRAZ OKU, DINLE.. BIR SEYLER OGREN. ONDAN SONRA KONUS KAFASIZ.
SOZ GUMUSSE SUKUT ALTINMIS AMA, SENIN SOZLERIN BILE DEGERSIZ..
NE DESEM BOS..
SENI ALLAH BILE ADAM EDEMIYOR.. DEMEK KI.. SEN YA ALLAH'SIZIN BIRISIN... YA DA ALLAH GERCEKTEN YOK...
KEH KEH KEH..
Eğer Tanrı varsa
bu tanrı
tevratta anlatılan tanrı olamaz
bunun nedenlerini anlattık
Hristiyanlığın tanrısı
ise hiç olamaz
çünkü
tek tanrılı din bile sayılmaz
pagan
hurafelerin
sistematize edilmiş şeklidir
Eğer tanrı varsa
islamın tanrısı da olmaz
çünkü teolojik olarak
ilk kez tutarlı bir
tek tanrı inancı olmasına rağmen
ethik olarak
insan aklının gerisinde kalmıştır..
Eğer tanrı varsa
bir dini
vazedip
kendine tapındıracak bir tanrı olamaz
yarattığına rüşvet teklif edecek bir tanrı olamaz
Eğer kötü ve iyi
onun
yarattığında mutlak ve
yaradılıştan gelen bir özellik ise
esyadan korkan esyadan kacar. Allah`tan korkan ona kacar...
June 15 2001, 3:55 AM
Cennet cehennem vaatlerine bir müslüman kadin veli, Rabiat ül adeviyye aciklik getirmistir. Cennet arzusu veya cehennem korkusuyla Allah`a iman edenlerin kayipta olduklarini söyleyen Rabia, Cennetin de cehennemin de birer sembolden ibaret olduklarini ima ederek son noktayi koyar. Ona göre insanlarin sadece sevgiyle yani, ilahi ask sayesinde gercekten müslüman olmalari mümkündür. Cennet ve cehennem haktir, her ikisi de evrendeki imtihanin parcalaridir.
Sevgili dilemma elbette yalnızca cennet arzusuyla veya cehennem korkusuyla Allah'a iman eden kayıptadır.Allah sevgisi esastır.Ama bu cennet ve cehennemin semboller olduğu anlamına gelmez.Kuran'ı aç tekrar tekrar oku.Bunların sembol olamıyacağını görürsün.Cennet ce cehennemin sembol olduğunu ilk iddia eden rabia değildir.Bir çok sufi ondan önce bu iddiada bulunmuştur.Dediğim gibi sufism ,hint dinleri kaynaklı olduğundan ahiret anlayışı da böyle çarpık olabiliyor.Hinduizme göre tanrıdan dünyaya tekamül için gelen ruh gerkli deneyimleri yaşadıktan sonra tekrar tanrıya dönecektir.İşte sufism de kaynağını bu felsefeden aldığından buna inanır.Yani onlara göre cennet Allah'la tekrar bir olmak,cehennemse bir olamamaktır.Kuran ayetlerini de yorumlayarak yani çarpıtarak cennet ve cehennem yoktur demeye kadar işi götürenler olmuştur.Ama dediğim gibi bu gerçek değildir,yani cehennem ve cennet birer sembol değildir ve gerçektirler.Zaten bugün çoğu tasavvuf ehli bu yanlıştan dönmüş ve cennet ve cehennnemin var olduğuna inanmaktadırlar...selamlar.
Allah kendini sinamak icin yaratmistir insani. Kendisini sinamak ve kudretinin bilinmesini istedigi icin. Kullarini imtihan ederken kendi yaratici kudret ve kuvvetini imtihana tabi tutar yaratici.
Büyük ruhlarin amaci cennet arzusu degildir. Onlarin kara sevdasi ölümsüzlesmek ve böylece sonsuzlasmaktir. Gönül bahcelerinin hoyrat eller tarafindan insafsizca cignendigi bir dünyada, sufizmin sagladigi sevgi dolu sicakliga insanligin ihtiyaci vardir...
Allahın kendini sınaması
sınanan ın sınandığı oluşu ondan dışlar
yani bir sınava tabi tutulan
kendi oluşunun dışında oluşlarla işlişkiye girer
allahın kendidni sınadığını söylemek
mutlak tek ve bir
allah düşüncesi le çelişir
tasavvufun kapısını aralayıp
allahı maddeleştirir
allah kendi tarafıondan bile sınava tabi tutuluyorsa
Allah olamaz
yaratılışının
tüm bilgisine sahip olan
sınamaya ihtiyaç duymaz
ama eğer
onun yaradılış nedeni bir başka
irade ise
o zaman bu
gerçek olur..
Allahın kendini sınaması
ancak
onu yaratan başka bir allah
var ise mümkündür.
Allah kend,ini sınıyor demek
Haci nin
Allah geleceği bilmiyor
demesi ile aynı şeydir
Kısaca
Pantheizm den başka kaçışı olmayan bir yola giriştir ki
ya allahı maddeye içkin tanılamayla
allahın varlığıortaya konacaktır
ya da
allah yok denilecektir.
Allahın kendini sınaması ise
Kuran ile
tümüyle çelişik tir
Mutlak yaratıcı
ezeli ve ebedidir
ve
sınanan
insandır
bu sınavdan sıkıılmış olanlar
allahı biraz da biz sınayalım diyememekten midir
nedir
allahın kendini sınamasından sözediyorlar..
Allah kendini sınayamaz
cevabını bilmeden sınav hazırlayan
zaten
sınavı yapan olamaz..
Allahın kendini sınaması
Tasavvufi yolla
insanda maddeleşmesi olarak öne sürülmeye çalışılır
bu konudaki tek kaynak ise
Tevrattır.
İnsanın kendi içinde allahı bulması kulağa hoş gelebilir, ama burada yapılan allahı madde olarak tanımlamaktan başka birey değildir. Üstelik tüm maddeye değil sadece insan denilen memeliye indirgemektir.
islam bu düşünceyi tümüyle dışlar ve teolojik tutarlılığı da buradan kaynaklanır.
Musevilik ise, tevratın bu meşhur ayetini yorumlamakta zorlanmaz çünkü tevratta cennet de cehennem de dünyadadır ve herşey madde içinde tanımlanmıştır.
Hristiyanlığa gelince onlar bu ayeti zaten insan değil, adem yani erkek olarak yorumlamaktadırlar. Paul un korintlilere mektubunda, erkeğin başı tanrının başıdır, kadın ise erkeğin başıdır diye ypatığı çıkarsama altında Allahın erkekleşmesi sözkonusudur.
Kısaca hiçbir kutsal kitap madde olmayan bir yaratıcının insan olarak maddeleştiğini idda etmez.
Ama bu yoruma en yakın olan
kuşkusuz musevilik ve hristiyanlıktır. İslam ın bu kurguda yeri olamaz. Kuran bizzat şirk olan bu yaklaşımı dışlar.
allah
kendini insanda sınıyor demek
daha henüz allah kendini yaratamadı demektir
Bu fikir felsefi bir yaklasimdir. Kur-an`la celisip celismedigi tartisilir. Kur-an`da tasavvuf`un (ki basli basina bir felsefedir) bu görüsüne delil olarak sunulabilecek ayet mealleri gösterilebilir. Mütesabih ayetlerle konu tartismaya acilabilir. Allah Kur-an`da "bana yardim edin" diye kullarina cagrida bulunur. Bu ayetten Allah`in yardima muhtac oldugu sonucu cikarilamayacagi gibi, imtihan olayindan da mahlukati tarafindan sinandigi söylenemez.
Sirk öyle kolay is degildir. Sürekli tefekkürü vaaz eden bir dinde insanin bu kadar kolay müsrik olabilecegini ima etmek sirktir asil. Varlik ve olusta hersey Bir le ve Bir, her seyle iliski icindedir. Su sartla ki, varlik ve olusun suurlu ve belirleyici gücü o Bir olacaktir.Bu ne demektir?
Bu su demektir..
Kur-an, tevhidi anlatir.
Kur-an`in sundugu Weltanschauung , temel dünya görüsü tevhitle tertiplidir. Temelde yaratici suur vardir. Yaratici suur israrla dünyevi imtihandan bahseder. ImtihanI KAZANMANIN ILK SARTI TEVHIDI ILKELEMEK; YANI BIRLIGIN ÖNÜNE DIKILEN SAYISAl engelleri devirmektir. (yanlislikla büyük yazilmistir. Silmeye üsendim. Idare ediverin). Bu durumda bilgi ve sezgi de birdir. Insan icin Allah hayatin, zamanin, olusun ve ölmezligin ta kendisidir. Ölmezlik cennet cehennem mükafatlarinin sembolik birer anlatimidir, yok pardon.. cennet ve cehennem ölmezligin sembolik anlatimidir olacakti..
Simdi... Ben kalkip, tevhid esya ve olaylara Allah`in gözüyle bakmak anlamini tasir cünkü Insanin özünde Allah vardir.. dersem bu cümlemi Kur-an`la nasil kaynaklarim? Tabi ki mütesabih ayetler araciligi ile. Mütesabih, lafiz ve anlam yönünden baskasina benzedigi icin kesin anlamini ortaya cikarmada zorluk cekilen söz ve beyandir. Zümer, 23`de Allah,
"Allah, sözün en güzelini icice anlam boyutlari tasiyan (mesani) mütesabih bir kitap olarak indirmistir" der. Kur-an`nin anlam boyutlari sinirsiz ve sonsuzdur. Din, realiteden bahsederken aklin cok ötesindeki burclara tirmanir. Dostumuz dinsel beyanlari akla indirgeyerek bu genis perspektifi sinirlandirarak en büyük hatayi islemektedir. Din total bir yaklasim sergiler. Bir fildisi kule, bir elitler kurumu degildir din. Din iman isidir.
Sembollerle anlatim vardir kuranda. Bu anlatim yolu her seviyeden insanin gercegi kendi seviye, yetenek, zihinsel kapasite ve bakis acisina göre yorumlamasina ve öyle kavramasina olanak saglar. Bir bilim dilinden bahsedildigi gibi, bir de din dilinden bahsetmek gerekir. Bu inceligi kabullenmeden dini arastirmaya baslayan cikmaz sokaklara girer ve bocalar. Ne yazik ki günümüzde bilim dilinin terimlerinin din dilindeki karsiliklarini verecek ve realiteye degisik perspektiflerden bakan bu iki disiplinin temelde kucaklastiklarini ortaya koyacak yeterli sayida ciddi calisma yoktur...
Semboller, kendilerinin ötesinde bir seyleri anlatmak bakimindan, isaretlere benzerler. Isaretlerin aksine semboller dikkat cektikleri hakikate istirak ederler. Ic dünyamizda sembollerin araciligi olmadan fark edemiyecegimiz boyutlar vardir. Melodi, ritm olmadan müzik fark edilmez. Diger taraftan Kuran`la nübüvvet son bulmustur. Kuran vahiy adina basvurulabilecek son kaynaktir. Bu demktir ki, insanliga gelecek kusaklar icinde personal ve sosyal sorunlar adina cözüme ulasacak bircok keyfiyet ve sir Kur-an`da semboller araciligi ile verilmistir. Bir alim “Mütesabih, insanin kalbine taalluk eden ayetler olup ictihad ile alakalidir” derken, kurumsal olarak sona eren vahyin ilham yoluyla devam edecegine isaret eder. Burda islam tasavvufa kapi aralar. Ne yazik ki zamanla tasavvufi degerlendirme sadece islam ici kültür kapsaminda yapilarak sinirlandirilmistir. Oysa bu degerlendirmeler hem dahili, hem de harici, yani evrensel planda diger kültürleri kullanmak suretiyle yapilmalidir. Dini ve beseri prensipler vahyin yaninda kainat kitaplarinin kullanilmasini da sart kosar.
Bütün bunlara ragmen Kur-an yoruma aciktir teranesiyle ortaya cikarak, imansiz ve ilimsiz bir yorum firtanisi koparip dinin bünyesini zedelemek veya tahrip etmekle, Kuran`in kendisine inanlardan bekledigi yaraticilik dinamizmini birbirine katmamak gerekir.
Cennnet cehennem ve imtihan ile ilgili ayetlelerin simdiye kadar yapilmis olan yorumlarina, insanin kendi capinda eklemeler veya cikarmalar yapmasi sirke götürücü bir yaklasim olmaz. Bu sadece tedebbürdür. Imtihani, Allah`i maddeye ickinlestirmek gibi garip bir gerekce ile yok saymak ise, tevhide ters düsmek ve bilahere dinin ahiri ve beseri tasidigi anlami sümen alti ederek sirke düsmektir....
mütesabih ayetlerin amaci da budur iste... Bu ayetler insanoglunun gelecek zamanlar boyunca yeni duyularüstü katkilarla Kur`an`a istirakini saglar. Ilham yoluyla vahiy olgusu. Kur-an bir kutsal ideolojidir. Ideoloji nedir?
Fazla degil yirmi bes otuz yillik bir mazisi var bu kelimenin. Ideale rakip olarak kullanilir ama idealdeki bütünlükten mahrumdur. Metafizigi yoktur cünkü. Onun gerceklestirmek istedigi cennet ve cehennem bu dünyadadir tamam. ancak bu bile Kur-an`in bir ideolojisi olmadigini göstermez. Ideoloji realiteye dayanir, Kur-an`da öyle.
Fark eden bir şey yok. Dünya üzerindeki bunca insanın inandığı gönülden bağlandığı değerler biraz daha saygılı olmayı gerektirir insanlık onuru.
Ethik diyorsunuz ethiğin temelinde insana saygı yatar kim olursa olsun. Bu kadar katı olabileceğinizi sanmıyordum. Ama görüyorumki biz bunca zaman havanda su dövmüşüz. Allah hidayet etsin demekten başka söze gerek yok.
Hz Peygamberin birikimi imiş. Buna kendiniz inanıyormusunuz. O günün teknoloji ve ilim şartlarını düşünün bir de bu günü. Bu gün niye başka Hz Muhammetler yok. Neden birileri çıkıpta Kuran gibi bir eser ortaya koyamıyorlar.
Bu mantık şekline şaştım doğrusu. İnanıp inanmamakta ya da ateist olmakta hürsünüz ancak lütfen bizlere ve inandığımız değerlere saygılı olun.
Sevgili gak'ımız dün Kuran var neden Kuran okumuyorsunuz diye eleştiriyordu bizi. Biz de gak iyi niyetle bize eleştiri getiriyor ama Kurana da saygılı diyorduk. Hadis sünnet deyince Hz Peygambere iftira ediyorsunuz diyordu bu gün kalkmış O bize okumamızı tavsiye ettiği Kuran'ı HZ Muhammedin bilgi birikimi olarak değerlendiriyor.
Sevgili gak nerede kaldı o evrensel ethiğiniz. Bu yaptığınız sizce ahlaklı mı? Ahlaksız bir davranışmı? Hz Muhammede kendi bilgi birikimi demek o aksini iddia ederken ethiğe ne kadar uyuyor.
Anlaşılan o ki sizler sadece Hz Peygambere değil, sizin anlayışınız dışındaki her türlü inanışa karşısınız. Allah selametlik versin.