YENİ alternatiforum | duyurular | ateizm VE dinler | ağaç ev | bilim | cinsel yaşam | felsefe | kitap | mizah | politika | sanat | spor | tarih | yaşam | tavanarası | Chat!

alternatiforum DiNLER FORUMU ARŞİV 3

www.alternatiforum.com

ALTERNATİFORUM ÖZGÜR BİR FORUMDUR VE TEK BİR KURALI VARDIR
HİÇ BİR YAZI SİLİNMEZ!

Not: alternatiforum'a herhangi bir işlem yapmadan doğrudan giriş yapabilir VE yazabilirsiniz.

  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

BAHAİLİK NEDİR?

June 25 2001 at 2:38 PM
emre  (no login)
from IP address 62.248.36.2

Evet sevgili arkadaşlar.Bahailiği islamın bir mezhebi olarak görme eğilimi var genellikle .Ama işin aslı hiç de öyle değil.Bahailer kendilerini islamdan ayrı bir dine mensup olarak görüyorlar.Peygamber olduğuna inandıkları geçmişte iranda yaşamış bir şahı var.onun Allah'tan ayet aldığına inanıyorlar.ahiret anlayışları da islamdan farklı.Bedenli dirilişe inanmıyorlar.öldükten sonra ruhun allah'la bütünleştiğine inanıyorlar.kendilerince namaz ibedetleri var.Ama bu namazdan çok bir dua ve zikir şeklinde ve kabeleri de farklı.islam'dan farklılıklarına rağmen en çok kuran ayetlerini referans alıyorlar.kuran'ın yanısıra diğer kutsal kitapları da uyguluyorlar.Daha doğrusu tüm kutsal kitapların toplamını bir tek kaynak olarak görüyorlar.Yani aralarındaki farklılıkları görmezlikten gelip tek bir kitapmış gibi uyguluyorlar.bu din en çok A.B.D.'de yaygın durumda.Kuran'ın bir daha peygamber ve kitap gelmiyecek ifadesine rağmen,peygamberliğin bitmediğini iddia ediyorlar ve Kuran ayetlerini kendi inançları doğrultusunda yorumluyorlar.bu konuda bilgisi olan arkadaşlar lütfen bildiklerini ve yorumlarını bizle paylaşsınlar...teşekkürler

 
 Respond to this message   
AuthorReply

Bilg
(Login paksu)
213.153.175.62

Bir Zamanlar

June 25 2001, 2:43 PM 

TNN forumlarında Bahailiği sormuş ve İslama da insana da bakış açılarının özellikle Sünni müslümanlıktan çok daha insancıl ve mantıklı olduğunu anlatan açıklamalar almıştım.

Ancak iş anlamsız ritüellere yani bedensel tapınmalara gelince Bahailerin bu tip saçmalıklara Sünnilerden bile çok dahay yatkın oldukları gerçeğini görmüş ve ilgimi kaybetmiştim.

Bu da bana dinlerin saçma sapan inanç biçimleri olduğuna dair inanışımda bir aşama daha kaydettirmişti doğrusu.

 
 Respond to this message   

(no login)
212.156.25.243

Bahailik İslam dışı özel bir dindir.

August 5 2001, 1:08 AM 

Sevgili Emre,

Hindistan'ın taksimi sırasında İngilizlerin "Böl, yut" politikası uyarınca, Sikhiler (Amritsar, Altın tapınak) denen, bir topluluktan türetilen Sai baba guruları ile Ahmet Kadyani'nin esinlendiği bir İran tarikatının karması olarak daha sonra Ahmet Bahai tarafından kurulan bir mezhebdir.

Sikhler, Nirvana ile fena fillah denen bütünleşmeye iannırlar. Bu yüzden, bedensel değil, ruhani bir bütünleşmeyi ilke edinmişlerdir. Garip ritüelleri ve ayinleri "Zuhurat" denen Allah'ı gözle görme olgusundan başlayarak Allah ile konuşmaya kadar varırlar. Kutsal çile anında, eğer olgunlaşmışlarsa, Allah onlara önce ses ile gelir ve erdiklerini söyler. İkinci aşamada Allah'ı gözle görürler ve son olarak "Enel Hakk" ilkesiyle Allah ile birlenip, Allah olurlar. Allah onlara ayetlerinden okur ve vahyeder.
Kadyanilik bazındaki Bahailik de 19 totem ve tabu sayıdır. Tesbihleri 19 taşlıdır. 19 uğur sayılarıdır. 19 ritüeli çok önemlidir. Örneğin sofraya oturmak için 19 kişi bulmak zorundadırlar. 19 gün oruç tutarlar, 19 kez "Allah Kebir" diyerek tekbir alırlar ve bunu namaz sayarlar. 19 yaşında Allah'ın onların Velisi olduklarına inanırlar. Cemaatleri 19'lu müfrezeler halindedirler.

Dinlerini sağlam ve kalıcı tutmak için, Resulullah'ı ve yaşam tarzını dışlarlar. Bildiğimiz hiç bir din verisine, (Meal, tefsir, kelam, hadis, fıkıh, siyak, sibak vb.) uymazlar. Sadece Kur'an derler ama gerçekte Kur'an'ın bütününü de reddederler. Kur'an'dan akıllarına yatmayanı, Tevrat ve İncil'den bulduklarıyla tamamlarlar. Hindistan'dan sonra en çok Bahai İran'da vardır. Bunlar kapalı toplumlardır, kendilerinden başkasına kız verip-almazlar. Takıyye yapmak serbest olduğundan, Şiilik dışında göründüklerini saklamak için kendilerine "Şafii" mezhebi maskesini seçmişlerdir. Sakalları çok uzundur ve tamamen Yahudi hahamlarınki biçiminde dizayn edilir.

Bu din, Hindistan'da ve dışa göçen hintliler eliyle, dünyada az miktarda kabul bulmuştur. Hindistandaki Bahailik, Kadyanilik ve Sikhilik tarikatlarının kapalı hücre toplum olmasına karşılık, daha sonraki Amerikan Bahailerinin kurduğu tarikat dışa açıktır ve üye için misyonerlik yapmaktadırlar.

Ayrıca Amerikan anayasası gereği, her inanışa prim ve ödenek verildiğinden, Arizona'da oldukça zengin bir merkez kurmuşlardır. Amerikadaki reform ve revizyon hareketlerini en sonuncu Bahai olan Reshad Khaliffe geliştirmiştir. 150 yıllık inanç gereği, Resulullah'tan sonra peygamber geleceğine inanıldığından dolayı, ilk peygamber Bahai, onu izleyen 4 peygamberden sonra, şimdi peygamberlik iddiasında bulunan da Reshad Khaliffe'dir. 19 tılsımı üzerine bir çok eserler vermiştir. Bu eserler bir heyecan verdiğinden, Türkiye'de de müridler ve misyonerler bulmuştur.

Özetle bunları topladım ve epeyce süzdüm ve menkıbeler ile detayları ayıkladım.

Yararlı olduysa ne mutlu bana.


 
 Respond to this message   
yalnız
(no login)
213.14.43.117

bahailik ve 19

August 5 2001, 1:42 AM 

sevgili p-ick-nick
neler söylüyorsun çok şaşırdım valla
Bu linkin sevgili edip yükseli ve özellikle barışı çok yakından ilgilendiriyo inşaallah büyük bir pot kırmıyorsundur.söylediklerin incelenmeye değer bu arada sayın edip yükselinde bu konudaki görüşlerini almak gerek.
Selametle....

 
 Respond to this message   
HACI _ALI
(no login)
24.2.9.44

iki ciplak!...

August 5 2001, 9:25 AM 

muhterem!...

iki cilak bir hamama!...

iki hasta iki doktora!...

kafir olup!...Musluman konusan!...

islam'in korucusunu unutan!...

attiginda mangalda kul birakmayan!...

nice keferler geldi gecti ve gececek!...

birak onlarda yellensinler kendilerince!...

selam sevgi ve dua ile

 
 Respond to this message   

(no login)
212.156.25.241

BAHAİLİK_1

August 5 2001, 10:39 AM 

BAHAULLAH VE BAHAİLİK adlı bir linkten yapıştırıyorum.



Hayatı: Asıl adı, Mirza Hüseyin Ali el-Mazendari en-Nuri 'dir. Babası, Şah'ın sarayında maliye işlerinden sorumlu önemli bir mevki sahibi olan Mirza Abbas Büzürk'tür. İran'ın kuzeyinde, Mazenderan dolaylarındaki Nur kasabasında oldukları için nisbesi en-Nuri olan Mirze Hüseyin Ali, 12 Kasım 1817'de Tahran'da doğmuştur. Saraya mensup olmanın sağladığı imkanla, çocukluğunda iyi bir tahsil gördü. Ancak Bahailere göre "Ümmi" olduğunun isbat için bir mektep ve medreseye gitmemiş olduğunu söylenir. 30 yaşlarında iken Molla Abdulkerim Kazvi'nin irşadıyla, o sıralarda Mehdiliğini ilan etmiş bulunan Mirza Ali Muhammed'e bağlandı. Daha sonra muhtelif yerleri dolaşmaya ve propaganda faaliyetlerine devam etti. Ancak 1852 yılında Babilerin, Nasiruddin Şah'a karşı giriştikleri başarısız suikast teşebbüsünü müteakip, diğer Babilerle birlikte tevkif edilerek hapse atıldı. Rus ve İngiliz sefaretlerinin hükümete yaptıkları baskı üzerine dört aylık mevkufiyetten sonra 15 Ekim 1852 tarihinde Bağdad'a sürgün edilmesine karar verildi. Bağdad'a gelen Mirza Hüseyin Ali, orada taraftar kazanma ve Babilerin etrafında toplama faaliyetini sürdürmüştür. Ancak Bağdad'daki alimlerin ve halkın şikayeti üzerine, İran ve Osmanlı hükümetleri arasında varılan anlaşmaya istinaden 1863'de Babilerin İstsnbul'a sürgün edilmesine karar verildi. Karar gereği, 3 Mayıs 1863'de Bağdad'tan hareketle önce İstanbul'a getirilen Mirza Hüseyin Ali, Mirza Yahya Nuri ve yakınları, burada dört ay tutulduktan sonra, 1864 yılı başında topluca Edirne'ye sürüldüler. Mirza Yahya Nuri ve Mirza Hüseyin Ali taraftarı olarak ikiye ayrılan Babilerin Edirne'de sürekli olarak huzursuzluk çıkarmaları ve halkı inanışları ile ifsad etmeye uğraşmaları üzerine, bu defa Osmanlı Sultanı Abdülaziz'in fermanıyla ayrı yerlere sürgün edildiler. 12 Ağustos 1868 tarihinde Edirne'den ayrılarak aynı ayın son günü Akka'ya gelen ve Akka kalesine hapsedilen Mirza Hüseyin Ali ise Babileri "Bahai" adı altında kendi etrafında toplamayı becermiş ve gerek yazıları, gerek görüşleriyle onların varlıklarını sürdürmelerini sağlamıştır. Mirza Hüseyin Ali, burada 29 Mayıs 1892 tarihinde öldü. Ölmeden önce de yerine Abdulbaha lakabıyla anılan büyük oğlu Abbas Efendi'yi bıraktı. Bahailiğin esasları. 1) İtikadi Esasları: Bahailere göre Allah'a, kitaplarına, resullerine, kiyamete, Bab ve Baha'ya inanmak iman esaslarındandır. Ayrıca gerçek bir Bahai olabilmek için inanılması gerekli daha bir çok şey vardır. Ancak biraz sonra açıklayacağımız bu esaslarından, onların İslam inancından inhiraf ederek sapıklığa düşmüş oldukları açıkça görülecektir. a) Allah'a İman: Bahai inancına göre Allah birdir, tektir, eşşizdir, öncesizdir, sonsuzdur, bakidir, haydır, kaadirdir, kayyumdur; hiçbirşey O'na benzemez. Ancak O'nun peyğamberlerinin diliyle ve Kur'an'da kendini vasfettiği isimleri ve sıfatlarından mutlak bir vucudu yoktur. O'nun vucudu, emrinin mezahirine (zuhurlar) muhtaçtır. O'nun zuhurları, nebiler ve resullerdir. Nitekim daha önce Bab, kendisinin ilahi vasıflara sahip olduğunu söylemiş ve "La yüs'el amma yef'al" (yaptığından sorumlu olmayan) ilah olduğunu iddia etmiştir. Yine onlara göre Allah, bir kralın teb'asına muhtac oluşu gibi yarattıklarına muhtactır. Nasıl teb'asız kral olmazsa, ayni şekilde mahluku olmayan Halik yoktur. Bu sebepten varlık, Allah'un ezeliyet ve ebediyeti gibi ezelidir ve ebedidir. b) Peyğamberlere İman: Bahailere göre peyğamberler Allah'ın zuhurudur. Onun için peyğamberlere, Nebi veya Resul demek yerine Mezahir-i İlahiyye ( Tanrı Zuhurları) adını verirler. İnaçlarına göre Allah, kullarına tecelli edebilmek için onlara muhtaçtır. Bu hususta Kur'an-i Kerim'de Cenab-ı Allah'ın Hz. Musa'ya, "Seni kendim için seçtim" (Ta-Ha, 41) hitabını delil gösterirler. Bahaullah'a göre peyğamberlerin iki vasfı vardır. Birincisi beşeri vasfıdır. Yer, içer, hastalanır ve ölür. Diğer sıfatı ise, Allah'ın yansıdığı tertemiz bir ayna oluşu, yani ilahi vasfıdır. Bu sıfatı ile o, bir anlamda Tanrı'dır. Onunla konuşduğun zaman, Allah'la konuşmuş; ona secde ettiğin zaman Allah'a secde etmiş olursun. Kısaca bu vasfıyla ona "Tanrı" demek caizdir. Onlar bu hususta Kur'an’ı Kerim'in, "Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmamıştın, fakat Allah atmıştı..."(Enfal, 17) ve "Ey Muhammed! Şüphesiz sana baş eğerek ellerini verenler, Allah'a baş eğip el vermiş sayılırlar. Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir..." (Fetih, 10) mealindeki ayetlerini delil getirirler. Ancak Yüce Allah'ın bu ayetlerde, onların kastettikleri saçmalıklardan münezzeh olduğu aşikardır. Bahailere göre Hz. Adem'in bu yana gelip-geçmiş bütün nebiler ve resuller, sadece, Tanrı Zuhuru olan Baha'yı müjdelemek için gönderilmiştir, çünkü o, bütün dinlerin sözünü ettiği "Mev'ud"dur. Ayrıca bütün dinler, sadece Baha'nın görüşleri zuhuru için birer başlangıç olarak indirilmişlerdir; hepsi de noksandır ve ancak Baha'nın gelişi ile tamamlanmıştır. Böylece Hz. Muhammed (S.A.V.)'den sonra önce vazifesi dokuz yıl süren Bab ile Bahaullah gelmiştir. Ondan sonra da peygamberler gelecektir. Ancak Baha'dan sonraki Tanrı Zuhuru, bin yıldan önce gelmeyecektir. c) Ahirete İman: Bahailer göre insan öldüğü zaman, kiyameti kopar. Ölüm, Tanrı'ya doğru olan manevi yolculuğun başlangıcıdır. Ruh, bedenden ayrıldıktan sonra yaşamasına devam eder ve Tanrı melekutunda ilerler. Nitekim Bahaullah, "gerçek olarak biliniz ki, ruh vucuddan ayrıldıktan sonra Allah'ın huzuruna erişinceye kadar gelişmesine devam eder" der. Ölen herkesin kiyameti ölümüyle birlikte kopar. Buna göre Bahailer için bu cesedlerin yeniden diriltilmesi söz konusu değildir. İyi şeyler için neşe ve zevk dolu bir hayattan, yani cennetin varlığından; kötü şeyler için de azap ve işkence ile dolu bir hayatın, cehennemin mevcudiyetinden bahsedilmiştir. İşte Bahailer, "Bahaullah bütün bu yanlışları düzeltti ve Cennet ve Cehennemin gerçek manasını öğretti." diyor. Ona göre cennet Allah'a yakınlık; cehennem de O'nun bağışından mahrum olmaktır. 2) Ameli Esasları: Bahailikte, bazı ameli ve şer'i hükümler mevcuttur. Onbeş yaşını bitiren her kız ve erkek Bahai'nin yetmiş yaşına kadar Bahailiğin şer'i hükümlerini yerine getirmesi farzdır. Bunlar; namaz, oruç, hac, zekat, kutsal ayetlerin okunması gibi hususlardır. a) Namaz: Bahailere göre namaz, samimi bir kalble Allah'ı anmadır. Namaz ferdidir; kimseye duyurmadan ve kimsenin davetine lüzüm kalmadan kılınır. Aslında Bahaullah'ın kutsal kelimelerinin tekrarından ibaret olan bir dua olan namaz, Bahai kıblesi olan Akka şehrine yönelinerek kılınır. b) Oruç: Bahailerde oruç, Bahailerin 19-cu ayı olan Ala ayında, yani 2 Mart- 21 Mart arasında 19 gün olarak tutulur. Oruç, güneşin doğuşundan batışına kadar hiçbir şey yiyip-içmemek ve kötü fiillerden uzak durmaktır. c) Hac: Hac, yalnız erkeklere ve mali durumu müsait olanlara farzdır. Bu şartları taşıyan Bahai erkekleri, diledikleri zaman, Allah'ın yeryüzündeki iki mübarek evi olarak gördükleri ya Bab'ın Şiraz'daki evini yahut da Bahaullah'ın Bağdad'da ikamet ettiği evi ziyaret ederler. d) Zekat: Farz olan zekat, Bahailerde vergi olarak alınır. Bahaullah'ın Kitab el-Akdes'inde Kur'an'ı Kerim'de zekat için tayin olunan miktar ve yerlerin aynen benimsendiği görülmekle beraber, bir de gelirin %19'un- dan ibaret olan bir vergiden söz edilir. 3) Ahlaki ve İctimai Esaslar: Bahailiğe göre dini hakikat mutlak değil, izafidir. Tanrı Zuhuru mütemaddi ve müterakkidir. Bahaullah'ın maksadı kendisinden önce gelen peygamberlerin öğretilerinde mündemic esas hakikatları, içinde yaşadığımız asrın ihtiyaçlarına cevap verecek, problemlerine ve kararsızlıklarına tatbik edebilecek tarzda yeniden ifade etmektir. Bu ifadelerden açıkça anlaşılmalıdır ki, Bahailere göre Kur'an-ı Kerim'deki, Cenab-ı Allah'ın, "Bügün sizin dininizi kemale erdirdim; üzerinize olan nimetimi tamamladım ve din olarak sizin için İslam'ı beğendim"(Maide, 3) buyruğu haşa hükümsüzdür, son din değildir ve yaşadığımız asrın ihtiyaçlarına cevap vermemektedir. Elbette bu, Bahailerin bir kuruntusu ve kendi yetersiz, sun'i ve en önemlisi İslamiyetten ve diğer semavi dinlerden kopye edilmiş görüşler için, guya bir temel, bir dayanak bulma gayretinin ifadesidir. İnsanlık aleminin birliği konusunda Huşmand Fatheazam, aynen şunları söylüyor: "Hz. Bahaullah bize insanlığın birliğini öğretti. Tüm insanların tek bir Tanrı'nın çocuklarıdır. Eğer bir Semavi Babaya inanıyorsak, birbirimizi bir ailenin -insan ailesi- üyeleri ve kardeş olarak benimsemeliyiz. Hz. Bahaullah bize birlik nurunu getirmeden önce, insanların birbirinden ayrı olarak düşünmeye yöneltecek birçok nedenler vardır. Bazı insanlar, derilerinin beyaz olması nedeniyle siyah, sarı veya kızıl derililerden daha üstün olduklarını düşünürlerdi. Hz. Bahaullah bunun doğru olmadığını söyledi...". Bu sözlerlre, apaçık bir şekilde hem tarihi ve ilmi hata ve bilgisizlik örneği verilmekte, hem de İslam dini açısından ilgi çekici bir sapık anlayış sergilemektedir. Bir kere, insanlığa insanlığın birliğini öğreten Bahaullah değil, bizzat Kur'an-ı Kerim'in müteaddit açık hükümleri ile Cenab-ı Allah'tır. Yüce Allah, bütün insanların Hz. Adem (A.S.)'den geldiğini beyan etmekte ve onların birbirlerine üstünlüğü ve birbirlerine göre ayrılıklarının renk, dil, soy, sopla değil, ancak takva ile, yani Allah'tan sakınma ve O'na bağlılık konusunda mevzubahs olacağını söyler. Öyle ise Bahaullah'ın bu ifadeleri, Hz. Peygamber (S. A. V.)'in Kur'an-ı Kerim'i tebliğ ile insanlığa tebşir ettiği hakikatın bozuk bir kopyesinden ibarettir; çünkü Kur'an’ı Kerim, bu meseleyi Bahaullah ve taraftarlarının idrak etmekte aciz kaldıkları anlaşılan bir genişlik ve derinlikte vazetmiştir. Hasılı Bahailerin sanki yeni ve insanlık alemi için vazgeçilmez olarak ilan ettikleri ve kendilerini "evrensel" kıldığına inandıkları ve benzeri esasların hepsi de, en mükemmel ve en gerçekçi tarzda İslamiyet tarafından ortaya konmuş ve müstesna tezahürleri, mühteşem tarihinde en canlı ve en parlak sahifeleri doldurmuştur ve doldurmaya devam etmektedir. Bu bakımdan Bahailerin, inandıkları önderleri Bahaullah'ın emrine vakit geçirmeden gerçeği araştırmaları ve kopyacilik ve taklitçilikten vazgeçerek kendilerini İslamiyetin insanlığa hüzur ve sükün, sülh ve adalet, birlik ve beraberlik, sarsılmaz bir nizam ve ahenk sunan engin bereketleriyle temasa geçirip kurtuluşa ermeleri, kendileri için yegane çıkış yolu olacaktır.


 
 Respond to this message   

(no login)
216.161.156.135

Daha once bu konuda gerceklesmis bir yazisma

August 5 2001, 11:55 AM 

BAHAILIK
23 Agustos 1999

AYSE S.: Merhaba Edip Bey, Sayfanizi memnuniyetle okudum. Musluman Dinadamlarina 19 Soru baslikli kitabinizin Ingilizce cevirisine ulasmak mumkun degil. Tercumesini kendini Bahai ilan etmis arkadasimin okumasini cok isterim. Acaba sorun teknik bir arizadan mi kaynaklaniyor? Bir soru daha:

Dunyaya "elci" gelmesi beklenilmekte mi? Eger bu gecerli ise, dogruyu yanlistan ayirt edebilme kapasitesine sahip olan insan neden bir elci bekleyisi icinde olmali? Eger yanlis anladiysam lutfen duzeltin.

EDIP: Merhaba Ayse,

Musluman Dinadamlarina 19 Soru kitabinin Turkcesini yeni yayimladim. Lutfen bir daha deneyiniz ve sonucu bana bildiriniz. Bu kitap Turkiye'de Ozan Yayinlari tarafindan yayimlandi. Dilersen oradan temin edebilirsin.

Elci beklemiyorum. [ lgin tir Resad Halife'den sonra elci enflasyonu cikti. Su ana kadar bir duzine "elci"den "bana uy" cagrilari aldim. Hatta bunlardan bir kismi beni buyuk cezalarla tehdit ettiler!] Kuran bir elci gibi bize Allah'in mesajini bildiriyor.

Bahailige gelince, diger tum mezhepler gibi kisiye tapan bir kult. Ismi bile sana yeterince bilgi vermeli. Hanefi, Shafii, Hambeli, Maliki, Kadiri, Naksibendi, Bahai, Jaferi vesaire gibi tum putperest tarikat ve mezhepler, ogretileri Allah'in hukmune ortak kosulan dini liderlerin isimleriyle adlandiriliyor. Bahai, "Bahaullah'a bagli kisi" demektir. Ben sadece Allah'a baglandim ve O'na teslim oldum.

Ayrica, Bahaullah'in kitaplarini, ozellikle Al-Bayan ve Al-Akdesi okumani ogutlerim. Bu kitaplari gizliyorlar. O kitaplarda Bahaullah kendisinin bedenlesmis tanri oldugunu iddia ediyor. Ayrica bircak sacmalik iceriyor kitaplari. Bahaullah ogluna "AbdulBaha" yani "Baha'nin Kulu" ismini vererek tanrilik iddiasini kitaplardaki yazilarin disina cikarmistir.

Bahailerin 9 ve 19 sayilarini kutsamasi da ilginctir. Ne var ki onlar 19 sayisini Kuran'in matematiksel bir sistemi olarak degil de "kutsal bir sayi" olarak kabul ederler ve bazi ibadetleri ona gore ayarlarlar. Ne var ki aylarin sayisini 12 yerine 19'a cikarmalari, Kuran'in bu konudaki belirlemesiyle celisir.

Selam,
Edip

 
 Respond to this message   

(no login)
212.156.25.241

EMRE O KEÇİYE ŞUNLARI SOR:ABİLİRSİN

August 5 2001, 3:35 PM 

Sevgili kardeş,

Bahailiğin son versiyonunda şu altın kurallar vardır.

1. Kur'an'ın iki ayetini KEÇİ EDİP YÜKSEL YEMİŞTİR.

2. Bu dine girenler "La ilahe illallah, Reşadür Resulullah" demek zorundalar.

3. Bu din bu durumda İslam mıdır?

4. Edip Yüksel müslüman mıdır?

5. Reshad Halife, doğuştan BAHAİDİR, sadece alt bir tarikat kurmuştur. Türkiye Şeyhi Edip Yükseldir.


 
 Respond to this message   

(no login)
212.156.25.241

ALİBABA VE BAHAİLİK ANALİZİ

August 5 2001, 3:41 PM 

Yeni bir Din mi doguyor(Turkce)
July 21 2001 at 10:48 AM Alibaba_
from IP address 203.27.69.93

--------------------------------------------------------------------------------

Oturdum , Dun buraya astigim yaziyi Turkceye cevirdim.
Kelime manasi degil de anlam itibari ile, yine de yanlislar olabilir,simdiden ozur dilerim.Ne de olsa tercume

Zanndersem Ingilizce bilmeyen arkadaslari da uyarmak boynumuzun borcu.

Kelebek gibi ucan, Ari gibi sokan bu insanlari onlar da tanisinlar, ayaklarini denk atsinlar.

Tucsoni ler in hemen maskesi dusuyor,yazdiklarindan Tucsoni olduklari hemen anlasiliyor.

Kufre girmek kolay ama,temizlenmek zor.

KENDILERINE ISLAM SUSU VEREN YENI BIR MEZHEP

Asagida Incil/Kuran ve biraz da uydurma karisimi 1970 lerde tureyen
yeni bir mezhep hakkinda aciklamalar bulacaksiniz.

Bu Mezhep mensuplari Oadiyani(hangi tarikatsa bu)olmadiklarini iddia ediyorlar ama Isa alehisselam in olu
ve birdaha geri gelmeyecegi inancindalar.

Bu Mezhep aslinda Quadiyani ve Bahalarin toplamindan daha beter,cunki qudiyani ler Kendilerini muslumanliktan ve Islam dan soyutlamislardir.

Nadim Quraishi nin web sayfasindaki Isa alehisselam in geri gelmeyecegi de bunlarin fabrikasyonudur.

19 u Allah yaparlar, herseyi 19 ile olcer bicerler.
19 yuzunden yeni bir Peygambere inanirlar.
19 yuzunden Islam a karsi cikarlar.
19 yuzunden Kuran dan Ayetler cikarirlar
19 yuzunden yeni bir Din icat etmislerdir.

Insanlarin kafalarini karistirip kendi fikirlerini empoze etmek icin Kuran daki kelimelerin manalarini carpitirlar ve degistirirler.Taqktikleri
kendilerini cok bilgic gosterip karsisindakilere fikirlerini kabul ettirmek tir.(Hep ne kadar Akilli,zeki ve tahsilli olduklarindan bahsederler)
Insanlari korkutup kacirmamak icin bastan gercek inanclarini gizlerler.

Muslumanlarin Kalplerinde suphe uyandirmak icin devamli Hadis lerdeki celiskileri gosterirler.

Bu tarikatcilar kendilerine "Submitters" ismini takmislardir.Merkezleri Tucson Arizona(USA)Mesciti dir.

Biz onlara Tradisyon geregi Tucsonist demeyi yegleriz.Cunki tarikatlar dogdugu yere gore anilir (mesela Qudinizm Hindistanin
Qadian denen yerinde dogmustur.tucsonizm de Tucson Arizona da)

Bu tarikata Halifite denmekle beraber, Tucsonist ler gibi kotu ve seytani(evil) bir toplulugu Halife sozcugu ile bagdastirmamak gerekir.

Bazi guruplari korkutmak icin Halife ve hilafet kelimelerinden sozeder ama esas maksatlari bu kelimeyi yok etmektir.

Yarattiklari Resad Halife (Yani Resat Tucsoni) baslangicta Kurandaki bir matematiksel mucize oldugunu iddia etmistir.Bazi muslumanlar da onun pesinden
gidip (Sonradan Aralarinda ayrilan Ahmed Dedeat gibi)bu adami taninmis ve meshur etmislerdir.

Sonradan bu adam Kuran daki bazi ayetlerin bu matematiksel denkleme uymadigini gormus ve bu ayetlerin Kuran dan cikarilmasini
ongormustur.

Ve daha Sonralari Resat Tucsoni cenneti ziyaret edip butun Peygamberlerle gorustugunu ve son Peygamber oldugunu idda etmistir.
(bu sacmaligi andigimiz icin bile estafurullaah deriz)

Ve bu Adam bunla da yetinmeyip Mirza Quadini den de ileri giderek yeni bir "Din" icat etmistir.

Ayrintilari asagida:

Sadece ve Sadece "Submitters" veya Tucsonist ler esas iman sahibi dirler.

Simdiye kadar gelmis gecmis Milyarlarca Musluman shirk icindedirler.

Islam Peygamber in hemen olumunden sonra bozulmustur.

Hadis ler uydurma ve Ilaha tapma olup uygulanmaz.

Sunnet aptalca bir arap gelenegidir-uygulanmaz.

Islamda garip,tuhaf yasaklar ve baskilar vardir.

Sadece domuzun eti haramdir, yagi haram degildir.Allah Domuz u haram kilmamis yanliz domuz etini yemeyi haram kilmistir.

Kuran in dogrulugu 19 sayisinin katlari ile sabitittir, uymayan kelime ve harflerle oynanir.

9 cu surenin 128 ve 129 numarali ayetleri bu hesaba uymadigindan Kurandan cikarilir.

Onlara gore bu ayetler sonradan HZ Osman ve digerleri tarafindan Kuran a sokusturulmustur.

Matematiksel dengeyi saglamak icin ayetler bir sureden otekine tasinabilir.

Isa aleyisselam olmustur ve birdaha geri gelmeyecektir.

Muhammed adi suralarda gecmeyecektir.

Kelime i sahadet

Namaz

Ezan
ve Camilerde.

Muhammed son nebi dir .................................ama son Resul degildir.

(Bu onlarin en gozde sozlerinden biridir, cunki ilk parcasini soyleyip kafa karistirsinlar, ve Quadini lerden
ayri sanilsinlar)

Resat Halife Tucsoni (En son en iyi ve En buyuk Paygambere gore 2280 yilinda kiyamet kopacak (19 a bolunebilir)

Muhammed Kurani kendi elleri ile yazdi...

Seytan ve Cinler dusmus Melek tirler....

Herkes istinasiz herkes eger 40 yasindan once olurse dogruca cennete gidecek,hernekada gunah ve suc islerse islesin.
Martin Luther King i ozellikle 40 indan once oldugu icin cennete gidecekler arasina sokarlar.

Erkelern sunnet edilmesi durdurulacak,kadinlar ortunmeyecek, altin ve gumus tasimak erkeklere
serbest birakilacak.

(Yaw burada bir dipnot etmeden gecemiyecegim. Ne kadar cok bizim secim nutuklarina benziyor degilmi?)

Idam cezasi kaldirilacak(Edip Apo yu dusunuyor herhalde bu da benim dipnotum) Katil maktulun ailesine para cezasi verecek.

Hirsizlarin elleri kesilmeyecek sadece markalanicak, Zina eden taslanmayacak.


UFFFF SIKILDIM bundan sonrasi iste kimlere dikkat edein falan filan..............

Isimler ve web adresleri ingilizce sinde yaziyor.

BUNLARDAN SAKININ DENIYOR...........................................


Tabii siz bu listeyi , forumlarda bu cesit yazi yazanlarla uzatabilirsiniz.

Respond to this message

Author Reply
Alibaba_

203.27.69.93 Aranizda Cennete gitmek isteyen varsa.................. July 21 2001, 2:57 PM

kirk yasina gelmeden Intihar etsin.

Bundan Kolay Cennet te yer ayrilabilirmi?

Birzamanlar Kilise Cennet tapusunu parayla veriyordu.

Edip ve Resat bedava veriyor.

oy vermeniz yeterli.

selamlar.



 
 Respond to this message   

(no login)
212.156.25.241

EDİP YÜKSEL TAKIYYE YAPIYOR

August 5 2001, 3:59 PM 

Merhaba dostlar,

Bir tesadüf "Surf" beni buraya kadar getirdi.

Ben Kur'an çevirmeniyim, araştırmanım ve naçizane kitaplarım var. Edip Yüksel'i çok iyi tanırım ve hatta kendi çevirdiği Kur'an ile nasıl dalga geçtiğini de yazdım çizdim.

Beri taraftan Hans Ayberk'i de tanıyorum, üçümüz de birbirimizi tanıyoruz ve def'aten bir araya geldik.

İmdi: Edip Yüksel takıyye yapıyor.
Kendisi Bahai olduğunu, ancak o dinin reforme edildiği şekliyle kabul ettiğini söylemiştir.

Eğer temas edebilirsem, bunu burada yine müşterek arkadaşlarımız olan Fatih Böhürler ile Şafak Tavkul adlı gazetecilere de ikrar ve tasdik ettireceğim inşaallah.

Ben Hans Ayberk'in hüviyetini, diplomasını gördüm. Edip Yüksel Lise bitirmemişti, gece lisesine devam etmek ile dışarıdan bitirmek arasındaki fikirlerimizi soruyordu.

Daha sonra Felsefe ve Hukuk doktoraları verdiğini öğrendik. Bunlar 7 yılda nasıl oldu Allahaşkına?

Böyle marifetleri varsa, hele 5 yıl Amerika'da felsefe öğretmenliği yapabiliyorsa, bu işin içinde bir iş var.

Bence Edip Yüksel kafayı yemiş.
İşi bitmiş.

Selametle...


NOT: Burada kalacak değilim. Cevap yazılmasın. Ben surf'e devam ediyorum.

 
 Respond to this message   
HACI
(no login)
66.31.118.77

BAKIN BIR CUNUPOLGLU CUNUP NELER YAZMIS..

August 5 2001, 4:22 PM 

DUCCANE CUNUPOGLU..
Surf yaparken burayi bulmis.. keh keh keh.. Nerede surf ediyorsa.. Sisko karisinin gobeginden sekerek webe girmistir herhalde..
Kur'an cevirmeni ve arastirmaci imis bu cunupoglu cunup. Edip Yuksel'in tahsiline ve basarilarina degindikten sonra, sanki O'nu yakindan taniyormus gibi, yeterince bilmedigi bu kisi hakkinda yorum yapiyor. Bakin neler diyor sonunda bu cunupoglu cunup..

Bence Edip Yüksel kafayı yemiş.
İşi bitmiş.

Kafayi yiyen kim biliyor musun cunupoglu cunup.
Kafayi kokune kadar yiyen senin cevirdigin Kur'ani okuyandir.
O kadar asikar ki.. Bilmedigi biri hakkinda boylesine adice iftiralar atan ve cikarsamalar yapan insanin cevirdigi Kur'andan hayir gelir mi?
Sonunda da yanit beklemedigini ve kacip gidecegini soyluyor.
Kalles, vuruyor ve kaciyor..
Kimi kandiriyor dersiniz. Onun gibi tonla ahlaksiz musluman var ortada. Cagdas ve gercek muslumanlara goz actirmamaya karar vermis bu cunup..
Zavalli gafil..
Ama acimiyorum nedense..

Haci




 
 Respond to this message   

(no login)
212.156.25.222

HZ. EDİP YÜKSEL RADYALLAHÜ ANHÜ

August 5 2001, 5:37 PM 

Türkçe Forum 39:18

EDİP H.Z'Yİ ANALİZ NİYETİM!İNŞAALLAH ÇARPILMAM:-)

Gönderen: ali ihsan gulec
Tarih: Pazar, 5 Ağustos 2001, 2:43 p.m.

Edip kişilik analizini yapmamı kabul etti.Sanırım
kutsananlardan oldum.:)))
Kutsal suyu ve ekmeği ne zaman yiyeceğimizi ise
belirtmemiş."Üzerinde 19 var"'a bakayım o zaman
orada mutlaka yazıyordur.:))))
İlk fırsatta bir bakteri gibi değil;bir insan için
nasıl yapılıyorsa Edip'iöylece analiz edeceğim.
Benim için çok eğlenceli olacak!
Analizin bazı puf noktaları vardır:
İnsanların söyledikleri değil genelde söylemedikleri veye söyleyemedikleri onları
anlamak konusunda önem taşır.
İnsanlar bazı konulardaki düşüncelerini genelde
çok ilgisiz sandıkları başka konularda konuşurken
ele verirler!
İnsanlar ,birilerini yada birşeyleri eleştirirken
mutlaka kendilerindeki olumsuz bir takım özellikleride farkında olmaksızın yansıtırlar.
İnsanlar,yemek yerken ve uzun yoculuklarda daha
içten ve dürüst olurlar.
Kişilik analizinde rüyaların özelliklede sabaha
karşı görülenlerin özel önemi vardır!
Kendisini tam anlamıyla tanıyan hiçbir insan yoktur ,olamaz da;gerekli de degildir!
Kişinin ,isminin ,kıyafet tercihinin ve fizyonomisinin karakter oluşumunda inanılmaz rolü vardır.
Kişi, yeni tanıştığı insanlarda ilk olarak nereye
(hangi vücud bölümüne) çoklukla dikkat kesilir?
karakter analizinde yardımcıdır...
Sabah 04-06 arası kişinin kendisine en hakim olduğu ,akşam 18-20 arası ise dikkatinin en dağınık ve en çok hata yapma riski olan saatlerdir...
Hay Allah tüm sırları ifşa edeceğim bu gidişle.:-)))
iyisimi ben burada keseyim.
Unutmadan mesajları ve kitaplarından Edip hakkında
epey kanaat sahibi oldum zaten!
"Sen olmasaydın Edip,Sen olmasaydın bu siteler
(özellikle de 19.org)kurulmazdı;bunlar senin yüzün suyu hürmetine built olmuştur."(Hadis-i Ali
İhsan H.z-R.a



 
 Respond to this message   
yalnız
(no login)
213.14.43.114

Hacıya

August 5 2001, 6:00 PM 

Sevgili Hacı
ben düccane Cündioğlu nu yakından tanıyorum.Kuran çevirmeni olduğu doğrudur.Ayny zamanda düccane abi islam kültür ve medeniyeti üzerinde çalışmaları olan kaliteli bir entellektüeldir.Özellikle çağdaş sorunlara farklı bir etimolojiyle yaklaşır.Yeni şafak gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.Yazılarını oradanda takip edebilirsin.

Selametle........

 
 Respond to this message   

(no login)
212.156.25.222

HİÇ GÜLECEĞİM YOKTU

August 5 2001, 6:56 PM 

Hz. Edip Yüksel şeyh+tan hazretlerine ne güzel bir isim buldunuz öyle. Buna çok güldüm ama, şuna çok kızdım.

Beyefendi geçiniyordu, kibarlıktan kırılıyordu. Bir nezaket bir nezaket gösteriyordu. Nereye kadar?

Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış!
Oraya kadar!

Sonunda Türk Liselerini bitiremeden tasdikname aldığı ve Amerikan Liselerinde Felsefe dersi verdiği yalanına kadar...

Ortada ne Felsefe öğretmenliği vardı ne de Hukuk doktorluğu!

Türk yasalarını bilmeden. gitmiş Amerikan yasalarını öğrenmiş, ünlü bir avukat olmuştu.

Topu topu 6 yıl kaldığı Amerikada hem liseyi bitirmiş, hem 5 yıllık Hukuk fakülkesini bitirmiş, hem de altıncı yıl doktora vermek üzere lisansüstü okumuştu.

Bu arada (Amerikada öğretmen yokmuş gibi) bir de Lise bitirmemiş adamı, liseye öğretmen yapmışlardı.

Oysa, onu peygamberi Reshad Khalife yanına almış, cebine harçlık koymuştu. Sonra da BAHAİ İRAN asıllı bir Amerikalı kadınla evlendirip, Edip Yüksel'in "Bahailiğini" garantiye almıştı.

6 yıl içinde Havari Edip Yüksel bir kaç yılını da türkiyede geçirmişti üstelik.

Matematik bilmeseydik, Hukuk doktoru ve Felsefe doktoru Edip Yüksel Mollanın "Mürekkep yaladığına inanacaktık" Ama foyası, sahtekarlığı ve hatta devlet kayıtlarında "Kürtçülük yaptığı" ortaya çıkana kadar.

Fethullah Gülen ne kadar Türkiye'ye gelirse, Edip Yüksel de o kadar Türkiye gelebilir bundan kelli...
Gel istersen, sürprizler var, bilezikler takılacak koluna! Ta ki Amerikan elçisi seni alıp götürene kadar!
Bir bildiğim var. Sicilin boktan temiz değilsin!

Foyaların, şarlatanlıkların, madrabazlıkların, sahtekarlıkların ortaya çıkınca da "Ne nezaket, ne efendilik ne centilmenlik" kaldı?

"Hans Ayberg HINZIR'dır!" diye panikledin, aslına ayılığına kuroliuğuna rücu ettin. Baban yaşındaki 66 kere oturup konuştuğunuz adama HINZIR/DOMUZ demeye utanmıyor musun?
demiyeceğim, çünkü elin ayağına, bilmemneyin çarşafa dolaştı. Hoyratlığın, kabalığın, magandalığın, zontalığın ortaya çıktı. Moron, kazma, yarma, kütük, taşkafa, orman kibarı olduğun belli oldu!

"Hans Ayberg HINZIR'dır." derken, seni ele vermişti, yakalanmıştın. Primitif tepkin bu olabilirdi ancak.
Foyalar meydana çıkınca. Masken de düştü ve gerçek ayılığın ortaya çıktı.

Sayın
Hz.Şeyh Edip Yüksel Molla İbne tüş Şeytan.

Hans Ayberg'e Hınzır diyecek kadar küçülen senin gibi yalancı, iftiracı ve dolandırıcıya tükürmek yetmez, sümkürmek de yetmez kusmak da...

Senin burnuna işemek ağzına sıçmak da yetmez.

Kitabında yazıyorsun:
Recm denen zina edenleri taşlayarak öldürme ayeti yani emri gelmiş sözde! Ceylan derisine yazılıymış!

Sonra da bir KEÇİ gelmiş ve bu ayetin yazıldığı deriyi yemiş. (Sanki oturup da bir daha yazılmazmış gibi) ayet ortadan kalkmış ama HÜKMÜ baki kalmış. Böylece taşlayarak öldürme şeriatımızda yer almış. O günden beri bu mensuh-nasuh sayılmış, Müsned yazarı Ahmet İbni Hanbel de "Keçi mübarek hayvandır" demiş!

"Olur mu böyle şey! Kur'an tastamamdır, Kur'anda eksik ayet yoktur." diyen hem Hans Ayberg, hem de sendin.

Sonra noldu da bu sefer MÜBAREK KEÇİ sen oluverdin.
Tevbe Suresinden iki ayeti yedin keçi!

Resulullah'ın da "Hatem" oluşunu yedin keçi!

Yerine Mübarek keçi Reşad Halife'yi PAN heykeli, Satyr ikonası gibi getirdin diktin.

Keçi öyle mübarek hayvandır ki, "Satanistlerin" sembolüdür. Boynuzu, ayakları ve kuyruğuyla, sakalın gibi kıl yumağı postuylan...

Sen Satanic'sin, sen satanistsin. Sen Satyric'sin, Dewill, Satan, Demonsun yani kendi dininin mübarek keçisisin! Pan flütünle müridlerini, fareli köyün kavalcısı gibi "19 zebaniye çekip götürüyorsun"

İşte sen bu sun. Hans Ayberg'e bakıyorum, resimleri, TV'deki yakışıklılığı ve yüzündeki BİLİM ve KUR'AN NURU, sende de nursuzluk, şomluk, meymenetsizlik, sahtiyan gibi bir surat.

Amerika'da cu-clux-clan'ların zenci ya da Latin diye
seni linç etmelerini isterdim. Mübarek hayvan Keçi...

Mübarek hayvan Keçi Edip yüksel de iki ayeti yedi,
(Bakınız Müsned, İbni Hanbel) sonra da MEE! dedi.

Hah-hayt bu kadar gülemezdim.
Mübarek hayvan keçi
Edip Yüksel
Şeyhtan
Şeytan
Şeyh
Şey
ŞŞ
Ş

 
 Respond to this message   
HACI
(no login)
66.31.118.77

BEN SIZE KATILAMIYORUM

August 5 2001, 7:04 PM 

SEVGILI YALNIZ
KALITELI BIR YAZAR DOGRU DURUST BILMEDIGI, SADECE YAYINLARI ARACILIGI ILE TANIDIGI DIGER BIR YAZAR ICIN IFTIRA ATMAZ VE KAFAYI YEMIS DEMEZ.

BU KISI SANAL BIR ORTAMDA YAZIYOR, ISMINI KULLANIYOR. SONRA O ILETISINI REDDEDEBILIR. ONU BEN YAZMADIM DIYEBILIR. BELKI DE KENDISI DEGILDIR.
AMA BU FORUMDA BIR TEPKI GOSTERMEK GEREKIRSE, O TEPKI O NICKI KULLANANA YONELTILMELIDIR.
BELKI MASUMDUR AMA, KALITELI BIR ILETI MIDIR O ILETI?.. DEGILDIR!
BUNLARDA BENIM FIKIRLERIM. KIM TAKAR DIYEBILIRSINIZ..
SELAM
HACI

 
 Respond to this message   

(no login)
212.156.25.222

Bahailik kendini şöyle kamufle ediyor:

August 5 2001, 7:47 PM 

150 yıl önce İranlı peygamber Hz. Bahaullah tarafından kurulan ve 230 ülkede yaygın olan Bahailik dininin Türkiye'de de 10 bin inananı var. Türkiye Bahai Toplumu Genel Sekreteri Susan Merter 'Dinimizin en önemli ideali dünya barışıdır' diyor
GÖKSAN GÖKTAŞ
İSTANBUL - 'Din ölümlere, kavgalara savaşlara yol açacaksa dinsiz olmak daha iyi' diyor Türkiye Bahai Toplumu Genel Sekreteri Susan Merter. 150 yıl önce İranlı peygamberleri Hz. Bahaullah tarafından kurulan Bahai dininin yaklaşık 230 ülkede inananı var. Türkiye'de ise 10 bine yakın Bahai bulunuyor.
Türkiye'nin Bahailer için önemli bir yeri var. Çünkü dinin kurucusu Bahaullah vakti zamanında İran'dan Osmanlı topraklarına, Edirne'ye sürülmüş. Edirne'de Bahai peygamberinin yaşadığı ev bugün hâlâ dünya Bahaileri tarafından ziyaret ediliyor.
Bahailik de tüm dinler gibi 'iyilik, doğruluk ve adaletten' söz ediyor. Ama Bahailer öncelikli amaçlarının 'dünya barışı olduğunu söylüyorlar. İlk yıllarında 'tarikat' olarak bilinen Bahailik bugün Birleşmiş Milletler tarafından da din olarak kabul ediliyor. Bu yüzden Ağustos 2000'de toplanan Dini ve Ruhbani Liderler Dünya Barış Zirvesi'ne Bahailer de davet edilmiş. Türkiye Bahai Toplumu Genel Sekreteri Susan Merter'le Bahailik üzerine konuştuk.
Bahailiği diğer dinlerden ayıran özellikler nelerdir?
İnsanların zorunlu ilişkilerini belirleyen kanun niteliğindeki kavramlar değişiyor. Başlangıçtaki din totemizm sadece tapınmaktan ibaretti. Musevilik'te biliyorusuz '10 Emir' vardır. Musevilik'le beraber din kavramına kanun geliyor.
Hristiyanlık'ta buna ilaveler oluyor... O da ahlaktır. İslamiyet'le birlikte dine iki yeni kavram geliyor. Bir irfan, 'Allah'ı tanıma kavramı, bir de felsefe. İslam filozoflarının Yunan filozoflarından hiç geri kalan yanları yoktur. Hatta üstündür. Dolayısıyla din tapınma, kanun, ahlak, irfan, felsefe... Bahai diniyle birlikte iki kavram geliyor. Evrensel idealler ve de yeni bir yönetim düzeni.
Evrensel ilkeler
Nedir bu bahsettiğiniz Bahailik'teki evresel idealler?
Dünya barışının kurulması, mecrubiri eğitim-öğretim, din ve bilimin birbirine paralel olması, kadın- erkek eşitliği. Din bir yaşam yoludur. Cennetten yer kapmak için çabalamak değildir. Zaten bizde Allah'la kul arasında din adamı yoktur.Ruhban sınıfımız yoktur yani.
Din adamlarınız yok... Peki nasıl bir koordinasyonunuz var?
En az dokuz Bahai'nin yaşadığı bir yerde Bahai dernekleri kuruluyor. Seçimle bir sözcü seçiliyor. Din üzerine, hayat üzerine konuşuluyor buralarda, insanlar birbirlerine danışıyor. Bahai dininde mecburi eğitim-öğretim vardır. Kız çocuklarının eğitimi önceliklidir. Eğer çocuklardan birini eğitmeye güçleri yetiyorsa öncelikli kızdır. Çünkü o anne olcaktır. Yeni nesli yetiştirecektir.
Kapalı bir cemaat misiniz. Örneğin başka bir dine mensup birisiyle evlenmesine müsade eder misiniz çocuklarınızın?
Tabii ki. Bahailiğin Birleşmiş Milletler literatürüne de girmiş bir prensibi vardır: Çeşitlilikte birlik. Bir bahçe tamamen kırmızı gül olursa bunun pek bir güzelliği yoktur. Ama rengârenk olduğu zaman 'Ne kadar güzel bir bahçe' diyoruz.

İbadetleriniz nasıl?
Zorunlu olan ibadetler, var namaz oruç gibi. Onun dışında çeşitli münacaatlar, yani dualarımız var. Çocuklar için ayrı dualar var mesela. Toplu ibadet yok Bahai dininde. İbadet Allah'la kul arasındadır. Sadece cenaze namazı toplu halde kılınır. Üç çeşit namaz vardır. Küçük namaz, orta namaz ve büyük namaz. Büyük namazı günün yirmi dört saati içinde kişi ne zaman kendini Allah'a daha yakın hissediyorsa o zaman kılabilir. Orta namaz günde üç defa kılınır. Sabah öğlen arasında, öğlenden güneş başıtına kadar, ve akşam.
Küçük namaz öğleden güneş batımına kadar bir kere kılınır. Sadece bir ayettir. Hangi durumda olursanız olun kılabilirsiniz. Namaz bizce insana her gün kendi aczini ve Allah'ın büyüklüğünü hatırlatarak egoistliğini engellemiş olur.

Türkiye'deki etkinlikler
Bahai kadınları bir sivil toplum kimliği ile değişik bölgelerde Birleşmiş Mİlletler gayrisiyasi teşkilatındaki uluslararası Bahai toplumunun çalışmaları doğrultusunda kadınların çocukların ve gençlerin gelişimile ile ilgili diğer sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde çeşitli çalışmalar yürütüyor.
Ekim 1999 yılında 'Kadın ve Barış' konulu Birleşmiş milletler projesinde yerel yönetim ve di-ğer STK'larla işbirliği yaparak okullarda, varoşlarda, barış konusunu çeşitli seminer, konferans ve workshop' larda işlediler. Türkiye' nin çeşitli yerlerinde kadın etkinlikleri ile ilgili 'Kız Çocukların Eğitimi', 'Aile', 'Şiddet' konulu halka açık konferanslar düzenlediler.
Türkiye Bahaileri Bursa, Çekmece, Antakya, Antalya, Ankara, Trabzon, İskenderun, Tarsus, İstanbul, Bornova, Edirne ve bir- çok bölgede çevre temizliği, okuma yazma kursları gibi etkinliklerine Başbakanlığa bağlı Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü ile işbirliği içinde değişik etkinliklerle devam ediyor..

Bahai tarihi
Bahai dini, soylu bir aileden gelen ve tarihe Hz. Bahaullah olarak geçen Mirza Hüseyin Ali (1817-1897) tarafından İran'da kuruldu. Dinin kurucusu Hz. Bahaullah İran'
da çeşitli işkenceleremuraz kaldıktan sonra Osmanlı İmparatorluğu topraklarına sürüldü. Sırasıyla Bağdat, İstanbul, Edirne ve Akka'da yaşadı. En uzun süreyaşadığı Edirne'de kaldığı ev bugün dünya Bahaileri tarafından ziyaret ediliyor.
Hz.Bahaullah dünya hükümdarlarına ve ve liderlerine yazdığı mektuplarda, dünya barışının temelini atacak girişimlerde bulunmalarını istedi. 1892 yılında vefat ettiğinde arkasında yazılı vasiyet bırakarak büyük oğlu Hz. Abdülbaha'yı (1844-1957) Bahai öğretisinin açıklayıcısı olarak kendi yerine tayin etti.

Yönetim düzeni
Bahai dininde ruhban sınıfı yok. Dinsel ve toplumsal etkinlikler 21 Mart günü başlayan Bahai takvimine göre düzenlenir.
Bahai yılı içinde dokuz kutsal gün ve 19 gün süren oruç ayı bulunur. Yerel Bahai toplumlarının faaliyetleri yılda bir kez seçilen ve dokuz üyeden oluşan 'mahalli ruhani mahfiller' (temsilci) tarafından düzenlenir.
Ulusal düzeyde ise dokuz üyesi bulunan ve yerel Bahai toplumlarının seçtiği delegeler tarafından yılda bir kez seçilen 'milli ruhani mahfil' yetkilidir. Bugün dünyada yaklaşık 20 bin mahalli ve 172 'milli ruhani mahfil' bulunuyor. Öte yandan Hz. Bahaullah'ın yazdığı pek çok kitap bulunsa da 'Aktes', dinin kutsal kitabı olarak kabul ediliyor.
Bahai toplumu içindeki farklı kabile, ırk ve etnik grup sayısının 2 bin 112'ye ulaştı-
ğı sanılıyor. (1998-1999 Bahai İstatistikleri, 'The Bahai World' dergisinden)


 
 Respond to this message   

(no login)
212.156.25.222

NANCY LAZAR: Reşad Halife'nin sekreterinden Bahailik

August 5 2001, 7:51 PM 

Yeni dinler gelecek

Tolga TANIŞ


New York Bahai Toplumu Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Nancy Lazar


Bill Clinton Müslümanların Şeker Bayramı'nı kutlayıp, Cumhurbaşkanı Demirel, cumhuriyet tarihinde ilk kez Türkiye'de yaşayan Hristiyanlar için Christmas mesajı yayımlayınca, iyimserlik rüzgarları esmeye başladı. ‘‘Artık dinler birbirine yaklaşıyor’’ diyen bile oldu. New York'ta yaşayan ve insanlığın tek bir dini inanış çevresinde toplanması ülküsünü benimseyen Bahai dinine mensup Nancy Lazar Moore da bu sırada konferanslar vermek üzere Türkiye'ye geldi. Üç torun sahibi Moore, Musevi bir aileden gelmesine karşın 36 yıldır Bahai. Eğitim prensipleri ve eğitim müfredatında çeşitlilik konusunda uzman. Irkçılık, kadın-erkek eşitliği ve çocuk istismarı konusunda eğitim programları uyguluyor. Aynı zamanda New York Bahai Toplumu Dış İlişkiler Komitesi Üyesi.


Neden Türkiye'desiniz?


- Daha önce Brezilya'da Türk diplomatların çocuklarını eğittim. Burada Türklerle yakından tanışma imkanım oldu ve Türklere karşı bir sempati beslemeye başladım. Ayrıca İslam dinine karşı da ayrı bir merakım olduğu için, tarih ve coğrafya bakımından ilgimi çeken bu yeri yakından görmek istedim.


Seyahatinizde Bahai kimliğiniz ne kadar önde? Hristiyan misyonerliği benzeri bir iş mi yapıyorsunuz?


- Tam olarak değil. Çünkü bizim amacımız her şekilde sadece cemaatimizi genişletmek değil. Bahailiğimin seyahatime bir yansıması olacaktır tabii. Buradaki Bahailer tarafından onlarla fikir alışverişine girmem için buraya davet edildim. Bunun için de kendime 2 haftalık bir program yaptım.


Bahailik ABD'de ne kadar yaygınlaştı?


- ABD'de sayımız gittikçe çoğalıyor. Bahai öğretisini benimseyen insanların sayısı hızla artıyor.


ABD'nin nüfus yapısındaki çok kültürlülük, Bahailiğin bu ülkedeki yayılışı üzerinde olumlu bir etki yaratmış olabilir mi?


- Amerikan kültürü birçok kültürü bir arada tutan bir mozaik. Bahailiğin en önemli öğretisi de kültürlerin bir arada olmasını sağlayacak birleştirici etkisi. Amerikan toplumuna benzeyen toplumlarda öğretinin daha kolay yaygınlaşması normal.


Semavi dinler arasında çoğu zaman çelişkiler yaşanıyorken, Bahailik nasıl hiçbir dine muhalefet etmeden birleştirici olma iddiasıyla ortaya çıkıyor? Bu bir çelişki değil mi?


- Allah, Tanrı, Yehova. Ya da Musa, İsa, Muhammed... Aslında hepsi aynı kapıya çıkıyor. Tek farkları, zamana ve medeniyetlere göre küçük farklılıklar göstermeleri. Hazreti Bahaullah da bir semavi dinin temsilcisi. Şimdiki zamanda son semavi dinin temsilcisi. O da kendi gayesine göre gelmiş. Onun gayesi de insanlığı farklılıklar göstermeyen tek bir inanış çevresinde birleştirmek.


Diğer kitaplar neden Bahaullah'tan bahsetmiyorlar?


- İncil'de de, Tevrat'ta da, Kuran'da da Hazreti Bahaullah'ın alametlerinden bahsediliyor. Dünya insanları birleştirici birini bekliyorlar.


Peki son semavi din olarak kalacak mı Bahailik?


- Hayır. Allah yeni dinler gönderecek. Ama Bahailik bir özelliğiyle semavi dinler arasında ayrı bir yere sahip. İnsanlığın birliğini vurgulayan ilk din Bahailik. Bizim inanışımızda din tartışması kesinlikle yasak. Herşey evrim yoluyla çözülecek.


İnanışın gündelik yaşantı üzerindeki etkileri neler?


- Bahailik, cemaate yeni eğitim sistemleri getiriyor. Yeni sosyal eğitim anlayışında kadın ve erkeklerin eşitliği ilkesi geçerli kural. Kız ve erkeklerin aynı eğitimi görmeleri de eğitimde esas.


Bahailik kadının toplumdaki yeri konusunda çok mu hassas?


- Kesinlikle öyle. Örneğin bizde kız çocuklarının eğitimi önceliklidir. Çünkü o da doğuracağı çocuğu eğitecektir. Ailede sorumluluğu daha fazla olduğundan eğitimi üzerinde daha fazla durulması da daha faydalı olacaktır.


Sizin kadın-erkek eşitliğinizde kadın biraz daha eşit galiba?


- İnsanlık bir kuşa benzer. Bir kanadı erkeklerse bir kanadı kadınlardır. Ve uçabilmek için de iki kanadını eşit çırpmak zorundadır. Önemli olan Dünya insanlarının birleştirilmesinin nasıl başarılacağı. Bu yolda Bahailik en büyük sorumluluğun kadında olduğunu söylüyor.


Bahailerin kendi aralarında kurdukları ekonomik ilişkiler ağı var mı?


- Birbirimize destek olmaya çalışıyoruz elbette. Ama Bahailik sadece iş ilişkilerimizi belirlerken göz önüne aldığımız belirleyici bir unsur olarak kalıyor. Yoksa başkalarını dışlayıcı bir durumda asla değiliz.


Bahaullah'ın insanların gündelik yaşamlarında izlemelerini istediği ekonomik bir düzen var mı?


- Bizim öğretimiz orta direk felsefesi üzerine kurulu. Herkesin kazandığı kadar vergi vermesi ve çalışanlara kardan pay verilmesi görüşleri hep bizim öğretimizden çıkan ekonomik sistemlerdir. Bunların zamanımızdan 150 yıl önce düşünülmüş olduğuna bakarsanız, bir hayli gelişmiş olduğunu farkedersiniz.


Bahailik semavi dinler kadar, budizm, paganizm, şamanizm gibi dinleri de kucaklayıcı bir pozisyonda mı ki, inanışınızı bunlarla kıyaslıyorsunuz?


- Pek sayılmaz. Sonuçta bu dinler zamanla yozlaşmışlar. Bizim inandığımız görüşe çoğu yerde zıt durumlar sergileyebiliyorlar. Çünkü Hristiyanlık, Musevilik ve İslam kadar kendi içinde tutarlı olamıyorlar.


Dünya insanlarının birliği nasıl sağlanacak?


- İnsanların inanışında azalma ya da yozlaşma olduğunda, hakikati tekrar bulmamız için yeni bir elçi gelecek.



BAHAİLİK NEDİR?



Bahai inancının tek hedefi ‘‘İnsanlık Aleminin birliği’’. En son gönderilen peygamber olduğuna inandıkları Bahaullah'ın müritleri olan Bahailer, Dünya'nın 190 ülkesinde, 2100'ün üzerinde etnik grup ve kabile tarafından temsil ediliyorlar. Her ülkede mahalli ruhani mahfil ve milli ruhani mahfil adı verilen temsilciler seçiliyor ve bu kurumların kontrolünde o ülkedeki faaliyetler yürütülüyor. Ülkeler bazında belirlenen bu heyetler de, 9 üyesi bulunan Bahai Uluslararası Konseyi adı verilen kurula bağlı olarak çalışıyor. Kendilerine has yöntemlerle oruç tutma, namaz kılma gibi ibadet yolları olan Bahailer, tüm ibadetlerinin çağdaş dünyanın yaşam şekillerine uygun olduğunu söylüyorlar. Dinin prensipleri arasında din ve bilim arasında uyum sağlanması, kadın-erkek eşitliği, evrensel zorunlu eğitim ile aşırı zenginlik ve aşırı fakirliğin giderilmesi gibi konular var.


 
 Respond to this message   
HACI
(no login)
66.31.118.77

DINLER KENDILERINI KAMUFLE EDEREK SAVUNAMAZLAR

August 5 2001, 7:57 PM 

HINZIR KARDES;
HIC BIR DIN KENDINI BASKA BIR DIN SEKLINDE KAMUFLE EDEREK LANSE ETMEZ.
OLMAZ OYLE SEY.
BUNUN TEK ISTISNASI SAPIK INANISLAR VE DINLERDIR. SATANIZM GIBI..
AMA SAGLAM ILKELER UZERINE KURULU BIR DIN NEDEN KENDINI KAMUFLE ETSIN KI..

BIRAZ MANTIK LUTFEN.

 
 Respond to this message   

(no login)
212.156.25.222

BAHEİLİK, BABİLİK, SAİ BABA'LIK ve REŞAD HALİFE

August 5 2001, 8:39 PM 

Bunların dışındaki dini gruplar ise; Hıristiyan Malakanlar, Hıristiyani Pomortsi Grubu, Literanya Grubu, Los Angaliski Hıristiyan Misyası ve Koreli şahısların oluşturduğu Bothi Buddo Cemiyeti olarak sayılabilir.

Hıristiyan misyonerlerden sonra en faal olanlar; Budistler ve Ateşperestlerdir. Örneğin, Bişkek'te Singapur, Filipinler, Ekvator, Tacikistan ve Rusya'dan gelen Bahailer'in yanı sıra Hindistan'tan gelen "Krişna" öğretisine mensup rahipler de yoğun propaganda faaliyetlerinde bulunmaktadır. Budistler ve Krişnacılar, ülkenin özellikle dini ve sosyal dejenerasyonun yoğun olduğu Kuzey bölgelerinde ve lüks oteller çevresinde halkı mistik duygularla kendilerine çekmeye çalışmaktadırlar.

Özbekistan'da faaliyet gösteren başlıca misyoner grupları ise; Evangelist-Luteryan Cemiyeti, Evangelist-Hıristiyan Vaftisler, 7.Gün Adventistler Grubu, Rum Katolik Kilisesi, Yeni Havari Kilisesi, Yehova Şahitleri, Hıristiyan Presbiteryen Kilisesi, Hıristiyan Protestanlar Kilisesi ve Tam İncil Hıristiyanlar Kilisesi olarak sıralanabilir. Ülkede kitap ve parasal yardım faaliyeti şeklinde başlayan çalışmaların, Özbekçe İncil ve Hıristiyanlığı tanıtıcı kitap basımı ile devam etmiştir. Bunların sonucunda, Özbekler arasında Hıristiyanlığı kabul edenlerin sayısında son yıllarda bir artış gözlemlenmektedir.

Misyonerlik teşkilatlarının yeni kurulan Türk devletleri birimlerinin şu sıralarda bu bölgelerde ortaya çıkabilecek ihtilaf konuları üzerinde çalışmaları, bu teşkilatların dini amaçlarının yanısıra siyasi hedefleri olduğunu da göstermektedir. Bugün başta Türkiye olmak üzere, Kafkaslarda, Orta Asya cumhuriyetlerinde ve Amerika'da Bahailik ve Yehova Şahitleri'nin çalışmaları milli bütünlüğü, birliği parçalayıcı niteliktedir. Oysa, milli birliğin kaybolması halinde dinin birleştirici özelliğini kaybedeceği ve bölücü bir unsur haline dönüşebileceği her zaman için göz önünde bulundurulmalı ve gerekli önlemler zaman geçmeden alınmalıdır.

İRANDA BAHAİLER

Din: İran'ın resmi dini İslâm'dır. Resmi rakamlara göre halkın % 98.8'i Müslümandır. % 0.7 oranında hıristiyan, % 0.3 oranında yahudi, % 0.1 oranında Zerdüşt, % 0.1 oranında da diğer dinlerin mensupları mevcuttur. Resmi rakamlara göre Müslümanların % 10'u sünnidir. Diğerlerinin büyük bir çoğunluğu Şii Caferidir. Bunların yanı sıra 1 milyona yakın İsmailiyye şiasının da bulunduğu sanılmaktadır. Hıristiyanlar Ortodokslar, Gregoryen Ermeniler, Katolik Ermeniler, Nesturiler ve Protestanlardan oluşmaktadır. Zerdüştlük eski İranlıların dinidir. Kendilerine ateşperestler de denen Zerdüştlerin inançlarının özünü ateşe tapmak oluşturur. İran'da az sayıda Bahai ve Bâbi de bulunmaktadır. Resmi rakamlara göre Bahailerin oranı nüfusun % 0.1'inden daha azdır. Bahailer Allah'ın peygamberlerde tecelli ettiğine, bütün peygamberlerin Bahailiğin kurucusu olan Baha'yı müjdelemek için gönderildiğine inanırlar. Yani Bahailik İslâm kültürüne dayanmakla birlikte İslâm dairesinin dışına çıkmış olan bir fırkadır. Bâbilik de inanç ilkeleri bakımından Bahailiğe çok yakındır.


Bahailik tanıtıldı
'Alternatif din oluşturmakla' suçlanan Bahailer'in lideri Tunçay Onat, 'Barışçıyız. Ülkemizin menfaati her şeyden önce gelir' dedi. Bahailikte büyük günahların 'uyuşturucu, içki, zina, şiddet ve cinayet' olduğunu söyledi.

"Biz Bahaiyiz Bizim Amerikalı Babilerle tarihi bağlarımızdan başka bir ilgimiz yok"

Amerikalı Bahailerin (Babiler) CİA ve devlet destekli Arizona/Tucson'da dünya çapında ekümenik bir merkez oluşturduğu ve İslamiyete alternatif bir din yanında müslümanların son peygamberine karşı yeni peygamberler üretme çabaları içinde oldukları ileri sürüldü.


"BAHAİLER DE PEYGAMBERLİK KURUMU SÜRMEKTEDİR"
.......
Daha sonraki yıllarda ise Babilik, Bahailik, Kadıyanilik gibi Allah ve Peygamber adına yalan uyduran mezhepler ortaya çıktı. Bu mezheplerin kurucuları kendilerin Peygamber ilan ettirler. Haşa Allah(cc)'in kendilerine Hülul ettiği hezeyanında bulundular. Babiler ve Bahailer Kur'an'ın ve Peygamberimiz (sav)'in devrinin tamamlandığını iddia ettiler. Herşeyi mübah gören ve islamiyeti yıkmaya yönelik görüşleriyle bir çok safi zihni idlal ettiler.

BAHAİLİK VE KADYANİLİK AYNI KÖKENDENDİR:

Onuncu Bölüm:

Babilik ve Bahailik: Bahailiğin iç yüzü ortaya konduktan sonra şu görüşlere yer verilmektedir. Bahailik kesinlikle bir din değildir. Daha çok islamiyetin hükümlerinin değiştirilerek alındığı hrıstiyanlık ve yahudilikten hükümlerin bulunduğu sapıklık cereyanıdır. Kur'an'ı Kerim'in kendilerine ters gelen ayetlerini diskalifiye ederek, Kur'an'ı Kerim'i gelecek yüzyıllar boyunca salam gibi dilimleyip, "The Holy Message" oluşturma protokolü yanında "Muhammed"in etkisini yok ederek yerlerine kendi tarikatlarından Sai Babi'leri koymuşlardır.

Onbirinci Bölüm:

Kadıyanilik ve Ahmedilik. İngiliz desteğiyle ortaya konmuş ve Babilik ile ilişkilendirilmiştir. Böylece İran ile Hindistan köprüsü kurulmuştur. Babilik, Bahailik Kadyanilik ve Ahmedilik 19 sayısını kutsamışlardır. Ev toplantıları mutlaka 19 kişidir. 18 olduğunda dışarıdan bir kişiyi davet ederler, 20 kişi olduklarında, bir kişiyi dışarlarlar. 19 gün oruç tutarlar. 19 kere "Allah Kebir" biçiminde iftitah tekbiri alarak, ayakta namaz kılarlar.

Kadıyanilik Hindistan'da ortaya çıkmış batıl bir mezheptir. 19. yy. sonlarına doğru MIRZA GULAM AHMET tarafından kuruldu. GULAM AHMET mücedditliğini ilan etmiş ve sapık düşüncelerini ortaya atmış olan bir şahsiyettir. Ve şöyle diyor:

Allah beni bu yıl ve bu zaman için imam kıldı. Ve insanları karanlıktan aydınlığa çıkarmam için müceddid olarak gönderdi.

GULAM AHMET İdmam-ül Hacci isimli eserinin üçüncü sayfasında mendi ve mesihlikle ilgili şöyle diyordu:

Rabbim bana bildirdi. Beni bu yy. müceddidi kıldı. Onların bekledikleri MESİH-UL MEVUT ve EL-MEHDİYUL MEVUT sensin ve biz seni Mesih ibn-i Meryem kıldık.

Kadyanilik ile Babilik ortak peygamber protokolü yapmışlardır. Bahailerin son Sai Babası Babilerin misyonerleri müellif Reshad Yahya bin Khalife, bilahare Peygamberliğini ilan etmiştir.


Geçenlerde bir yazimda Bahailerden söz etmistim. Fethullahçilarla ilgili Ankara Emniyeti'nin raporunda adi geçtigi için... Bir yanlislik olmus, Babailerle Bahailer birbirine karistirilmis! ''Türkiye Bahaileri Ruhani Mahfili'' nden aldigim bir yazida söyle deniliyor:

''Bahai dini mensuplarinin Fethullah Gülen cemaati, Seyh Sait , Seyh Bedrettin ve taraftarlari ile hiçbir ortak yani, organik bagi ve ortak eylem veya söylemi olmamistir ve olmasi da mümkün degildir.''

Bakin, bir harf farki ne gibi yanlisliklar yaratiyor! Bahailik 1817-1892 arasinda yasamis Bahaullah tarafindan kurulmus... Oysa Babailik 13. yüzyil ortalarinda Türkmen seyhi Baba Ilyas tarafindan baslatilan, düsünsel temellerini Samanlik ve Siilikten alan bir din eylemi. Tarihimizde Babalar Isyani diye ünlü... Yani Bahailikle Babailik birbirinin tam tersi!..
Bir yanlisligi düzeltmek her zaman kaçinilmaz bir görevdir.

****

Herkesin sordugu bir soru: Fethullahçi yüzlerce okul, on binlerce ögrenci simdi ne olacak? Bu okullar kapatilacak mi? Yoksa hepsi Milli Egitim Bakanligi'na mi baglanacak? Ya yurtdisindakiler?.. Fethullah Bey'e para kaynaklarini nereden, kimden, nasil buldugu da sorulmayacak mi? Meydan böylesine bos mu? Demirel 'ler, Ecevit 'ler, Mesut 'lar, Tansu 'lar da mi yoksa Fethullah yanlisi?..

Evet, sorun, konu, olay öylesine birbirine karismis ki!.. Bir sarkidaki gibi, ''çözdükçe dolaniyor.''

****
(Oktay Akbal)

FETHULLAH GÜLEN VE BAHAİLİK

GÜLEN VURULACAK MIYDI?
Her Gün Yen Bir Haber, Her Gün Yeni Bir Şifre-Kelime
Türkiye, bilinmeyenlerin bilinenlerden daima daha fazla olduğu bir ülke.. “Hocaefendi Sendromu”nu anlamaya çalışırken, bunun daha fazla farkına vardım..

Örneğin bazan “şifre”ler, “sembol”ler, “simge”ler, gerçeklerin ötesindeki olguları da ifade ediyor.. bu durum, cemaatler için de, devlet için de, rutin-dışılıkların dünyası içen de aynı..

Diziyi hazırlarken, 26 Eylül Salı günü, “Hürriyet”te bir haber yayınlandı...

Ayda Kaydar imzalı bu haberde, “Fethullah Gülen” adı, “Sabetaycılık”, “Bahailik”, “Masonluk” gibi kavramlarla birlikte geçiyordu..

Bu derin-haberi birlikte okuyalım:

İslamcı yazar Mehmed Şevket Eygi’nin “İki kimlikli, gizli, esrarlı ve çok güçlü bir cemaat Yahudi Türkler yahut Sabetaycılar’ adlı kitabında, Akit Gazetesi’nden alıntı yaparak, İnsan Hakları Derneği eski Başkanı Akın Birdal’a yapılan suikastın azmettiricisi olduğu gerekçesiyle yargılanan Semih Tufan Gülaytay’ın Sabetaycı olduğunu iddia etmesi, Gülaytay’ın ailesini kızdırdı.

Gülaytay, kitabın üst başlığı olan ‘Gözler Yalan Söylemez’ cümlesiyle, Gülen’i ilk dinlediğinde, bir din adamının ağzından ‘milliyetçi’ kelimeler duyduğu için beğendiğini belirterek, şunları söylüyor: “Fethullah Gülen hakkında ciddi şüpheler besliyordum. Bu düşüncelerin, ortada hiçbir şey yok iken bir suçlu gibi Amerika’ya kaçmasından sonra yoğunlaştı... Yüzünün burnundan aşağısı ve kaşlarından yukarısını kapattığım zaman hep aynı ifadeyi görüyordum: Suçluluk ve yalancılık.”

Eygi’nin ‘Fethullahçı’ olduğunu iddia eden Gülaltay’ın yakınları “Semih Tufan Gülaltay, Sinop Cezaevi’nde yazdığı ‘Fethullah Müslüman mı?’ kitabıyla, bu kesimin boy hedef haline geldi. Gülen’in Bahai olduğunu yazdığı için böyle bir saldırı bekliyorduk ama bu kadarı da fazla. Üstelik kendisi hapishanede olduğu için cevap hakkı bile yok” dediler.

Karslı olduklarını söyleyen aile üyeleri, Sabetaycılıkla hiçbir ilişkileri olmadığını belirterek, kendilerini ‘Türkçü’ olarak tanımladılar.

28 Şubat’a Minnet
Gülaytay’ın Kafkas Yayıncılık tarafından yayınlanan kitabında, Fethullah Gülen’in ve Nurcu cemaatin, Bahai olduğu iddia ediliyor ve nurculuk ile Bahai dinin bir çok yönden benzedikleri öne sürülüyor. Gülaltay, 28 Nisan 2000’de Yozgat e Tipi Cezaevi’nde, kitaba yazdığı önsözde, “Bu kitap, bir araştırmacı gözü ile ‘Nurculuk ve Fethullah hareketi’nin tahlilidir. Bu kitap, Adolf Hitler’den sonra dünyanın başına musallat olmuş en tehlikeli adamın portresidir” diyor.

Kitabı okuyanların Türk ulusunun nasıl bir uçurumun eşiğinden döndüğünü anlayarak, 28 Şubat kararlarını alanlara minnettar olacaklarını belirten Gülaltay, şehitlere ithaf ettiği kitabın önsüzünü ‘Tanrı, Türk milletini takiyyecilerden ve İslam dinini tahrip etmek isteyenlerden korusun’ diye bitiriyor.

Bahailiğin 1812’de İran’ın Şiraz kentinde doğan Mirza Ali Muhammet Bab tarafından ortaya atıldığı belirtilen kitapta “Bu tehlikeli virüs, Said-i Kürdi (Said-i Nursi, kitapta bu adla ya da Kürt Said olarak anılıyor) ismindeki tescilli bölücünün, İngiliz gizli servisi adına yürütülen hain planının bir parçası olarak ülkemizde kök salmaya başladı” deniyor.

Gülen’in camide yapılan dini, ‘ruh müzakereleri’nin ışıkevlerinde yapılacağını söylediğini öne süren Gülaltay, Gülen’in ışıkevleri için kullandığı ‘ev-mabed’ kelimesinin, Bahailerde de kullanıldığını söylüyor. Gülaltay, Gülen’in ‘Buhranlar Anaforunda İnsan’ adlı kitabının 16’ncı sayfasında Bahailere ‘methiyeler düzdüğünü’ belirtiyor ve Bahailerin sürgün hadisesini Hazreti Muhammet’in hicretini anlatır gibi yorumladığını öne sürüyor. Kitaptaki iddialardan biri de Gülen’in düzenlediği ‘Harran Dinler Sempozyumu’na Bahailerin rağbet ettiği ve bunun, Bahailerin dinleri birleştirme projesinin payandalığını yaptığı iddiası. Said-i Nursi’nin Bahailer gibi mermer lahit içinde gömüldüğünü belirten Gülaltay, Gülen’in Said-i Nursi’yi ‘üstat’ diye anmasının da masonluktan ileri geldiğini öne sürüyor.

Kapaktan Gülaytay’ın Özgeçmişi
Semih Tufan Gülaltay, 1968 yılında Kars’ta doğdu. 7 yaşındayken ailesiyle beraber İstanbul’a yerleşti. Maltepe Lisesi’nden mezun olduktan sonra Londra’ya giderek, London International College’e yazıldı. 1990 yılında İngiltere’den dönen Gülaltay, inşaat müteahhitliği yapmaya başladı. 1998 yılında Akın Birdal isimli Kürtçünün vurulması olayı ve TİT davasında azmettirici kişi olarak suçlandı. 19 yıl hapis, müebbeten de kamu haklarından men edilme cezası müebbeten de kamu haklarından men edilme cezası aldı. Halen Yargıtay’da hukuk mücadelesi veriyor. Gülaltay, aynı zamanda bir tarih araştırmacısıdır. Yazdığı bütün kitapları, tarih araştırmalarının üzerine kurmuştur. Yozgat Cezaevi’ndeyken yazdığı ‘Koca Türk Diyor ki’, ‘Kağızmanlı Hıfzı Destanı’, ‘Kaplanların Efendisi’, ‘Kerbela’, ‘Baykuş Konağı’ ve ‘Türklerin Gizli Tarihi’ gibi kitapları basıldı.

Kitapta Cevdet Saral’ın Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak’a Fethullahçı örgütlenmelerle ilgili 89 sayfalık bir rapor hazırlatıldığı iddia ediliyor. Fethullah Gülen’in ‘ışık’ tarikatını kurduğunu iddia eden Gülaltay, Gülen’in Turgut Özal ve Kenan Evren’in ‘ABD etkisi ile uygulamaya koydukları sentezci İslam motoru’ sayesinde güçlendiğini belirtiyor.

Fethullah Gülen’in 1960 yılında askere gittiğini ve daha sonra Edirne’ye döndüğü belirtilen kitapta, bu cemaatin aslında Bahai olduğu savunuluyor. 1960 yılında Adnan Menderes’in tutuklanması ve Said-i Nursi’nin ölümüyle, cemaatin sarsıldığı belirtilen kitapta, daha sonra iktidara gelen, 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’le ilgili de şunlar öne sürülüyor. “Gülen, kısa süren korku nöbetlerinden sonra AP’nin ve Demirel’in iktidarıyla, Menderes’ten daha sağlam bir Nurcu başbakanın güvencisi altına girer.. Süleyman Demirel, aileden bir Nurcu’ydu. Üstelik babası ve kayınpederi Said-i nursi’nin görüştüğü insanlardandı.”

1938 yılında, Erzurum’un Pasinler ilçesinde doğan Gülen’in ‘şartlandırılmış’ bir aileden geldiğini anlatan Gülaltay, “Aile, yeni doğan oğullarına Mirza Muhammed Bab’ın intikamını almak için intihar suikasti düzenleyen Fethullah’ın ismini vermiştir.

Çocukluk yılları Erzurum’da geçen Fethullah’da geçen Fethullah’ın hayatı, ailesinin, onu Edirne’ye akrabaları Hüseyin Top hocanın yanına gönderilmesiyle değişti. Edirne’deki Bahai Cemaat, şarktan gelen bu delikanlıya yepyeni bir dünya açtı. 1863’den 1865’e kadar Edirne’de kalan Bahaullah (Bahai dininin kurucularından) orada kalabalık bir cemaat edinmişti.”

Oldukça karmaşık konuları ve isimleri biraraya getiren, şifrelerde dolu bu haberi anlamaya çalışırken, arşivlerde, aynı ismi (S.T. Gülaltay) konu alan bir başka haberle karşılaştık..

23 Mart 2000 tarihli “Aktüel” dergisinde yayınlanan Necdet Açan imzalı bu haberde de, “Akın Birdal’ı kurşunlatanlar, önce Hocaefendiyi vuracaktı” başlığı altında şunlar anlatılıyor.

Hocaefendi Hedef mi?
Nisan 1998’in ikinci yarısı... Bir gece yarısı, İstanbul’un Küçükyalı semtindeki bir apartmanın bodrum katında, sedir ve kilimlerle döşenmiş, iki oda bir salon küçük bir dairesi. Koltuk ve sandalye olmayan salonun ortasına yerleştirilmiş altıgen sehpanın etrafında bir ağa edasıyla oturan Mustafa Gülen “Eylemimiz ses getirmeli, meselâ Fethullah” diyordu. Konu, ünlü Türk İntikam Tugayı (TİT) adına yapılacak eylemde hedefin kimin olacağıydı.

1998 Mayısı’nda, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal’a suikast düzenleyen Şamanist Turancı TİT örgütünün paravan şirketi, MİT sermayeli Ser Dış Ticaret’in sahiplerinden olan siyah kuşak karete hocası, eski ve yeni ülkücü, artist Mustafa Gülen’in önerdiği isim Fethullah Gülen’di. Kendisiyle aynı soyadını taşıyan bir hedef...

Senaryosu hazırdı: Önce Fethullah Gülen adına karanlık bir kişinin ismiyle bir banka şubesine bağış olarak para yatırılacak, banka dekontu basına bu “karanlık ve kabul edilmez ilişki”nin belgesi olarak dağıtılacaktı. Ardından da kamuoyuna teşhir edilmiş olan Fethullah Gülen vurulacaktı.

Sehpanın etrafında oturan diğer isimler Semih Tufan Gülaltay, Bünyamin Balta ve Mehmet Konan’dı. Gülaltay, Gülen’in önerisini destekledi. Üstelik o bu kanaatinde samimiydi. Halen 18 yıl yatmak üzere gönderildiği Yozgat Cezaevi’nde vuracağını” anlatmaya devam ediyor çünkü. Ama ayçiçeği çekirdeği, kola ve çay bağımlısı Mustafa Gülen’e sözkonusu toplantıda gelen iki itiraz suikast silahlarının son anda hedef değiştirmesine neden oldu.

Sedat Peker’in adamı olarak bilinen eksi ANAP Maltepe Belediye Başkan adayı Mehmet Konan ve Avrasya Gıda Şirketi’nin sahibi eski ülkücü Bünyamin Balta, Gülen’le aynı kanaatte değildi. Evet “28 şubat sürecinde irtica tehlikesinin kaynaklarından Fethullah’a yönelmek” akıllıca gibi gözüküyordu ama, “TİT” isminin kullanıldığı bir eylemde “irtica” vurgusu yeterli değildi. Türkiye ve özellikle Avrupa’da daha çok ses getirecek, meselâ Kürt meselesine daha çok vurgu yapacak “milli bir hedef” bulunmalıydı.

Tartışma epey sürdü: Geceyarısı başlayan toplantı gün ışırken sona erdiğinde sonunda hedef kesinleşmişti. Kamuoyunun bu toplantıdan birkaç hafta sonra tanık olduğu Akın Birdal, 12 Mayıs 1998 günü Ankara’daki İHD Genel Merkezi’nde bulunan odasında iki tetikçinin saldırısına uğradı ve yakın mesafeden sıkılın 13 kurşunla ağır yaralandı.

Suikast girişiminden bir ay sonra, Küçükyalı toplantısına katılanlardan Semih Tufan Gülaltay olayın azmettiricisi olarak yakalanıp gözaltına alındı. Polis kameralar önünde “Devlet Bakanı Salih Yıldırım, türkücü Mahsun Kırmızıgül, İbrahim Tatlıses” gibi isimleri hedef olarak seçtiklerini ilan ediyordu. Mafya babası, Ankara DGM’nin gerekçeli kararına göre TİT’in kurucu üyesi Semih Tufan Gülaltay, Fethullah Hoca’nın ismini nedense polis kayıtlarına geçirmemişti. TİT Merkez Komitesi üyesi ve askeri kanat sorumlusu “Şamanist” astsubay Cengiz Ersever ise, yine her nedense Türkçülük masası yarine sorgulandığı PKK masasında, dönemin polislerine mafya hakkında brifing verirken “ülkücü baba” Sedat Peker’i “Hocaefendi’nin kara paralarını aklayan kişi” olarak suçlayacaktı. Şamanist Türkçüler’in ülkücüleri sevmediği de bu ifadeyle belgelenecekti.

Ülkücülerin Fethullah Gülen’e yakınlık duymasından rahatsız olan Şamanistler’in, polis ifadelerinde “ülkücü baba”ları “irtica kaynağı” olarak göstermeleri “yerel” konjonktüre denk düşüyordu ama “globalleşen alem”in gerçeklerine uymuyordu. Şamanistler gelişmeleri görememenin cezasını bir haftada toparlanıp ağır hapis cezasına çarptırılarak ödedi.

TİT ve Akın Birdal’a suikast girişimi davası sanıklarının yargılanması geçen haftalarda tamamlandı. Astsubay Cengiz Ersever, mafyacı Semih Tufan Gülaltay ve kamuoyunun “Mikail Sarı” olarak tanıdığı Mehmet Cemal Kulaksızoğlu 18 ila 19 yıl arasında değişen ağır hapis cezaları aldılar. Fethullah Gülen’in kendisine yönelik bir girişimlerden haberi var mıydı bilinmez. Ama geçen hafta “darbeden kaçan ANAP’lı milletvekilleri” başlığı ile duyurulan bir haberde, üç milletvekilinin 11 Haziran 1998 günü darbe olacağı gerekçesiyle denize açıldığı, daha sonra geri döndükleri anlatıyordu. Fethullah Gülen’in de aynı tarihte sağlık nedeniyle yurtdışına çıktığı ve bir süre sonra geri döndüğü biliniyor. Kendisine yakın kaynaklar ise gerçek nedenin sağlık olmadığı, suikast girişimlerinin de bu çıkışta etkili olduğu konusunda hemfikir.

Günlük gazeteleri ve haftalık dergileri okurken karşılaştığınız bu tür haberlerle, çeşitli konularda bilgiler alırken, aynı ölçüde sorularla da doldurursunuz beyninizi..

Acaba gerçekten Fethullah Gülen, öldürülmemek için mi Amerika’ya gitti? Acaba gerçekten Gülen’le Bahailik arasında bir bağlantı kurulabilir mi?

Acaba gerçekten, Gülen, Kenan Evren ve Özal’ın planı ile mi, “sentezci İslam motoru” olarak kamuoyuna açıldı.

İfadeler... İfadeler...
Yine arşivlere dalıyorsunuz..

“Aktüel”in haberine göre, Fethullah Gülen’in öldürülmesinin konuşulduğu toplantı 1998’in 12 Mayıs 1998... Bu olaydan bir ay sonra, suikast sanıkları yakalanmış.. Oysa, Fethullah Gülen’in Amerika’ya gidiş tarihi, 22 Mart 1999.. Yani aradan bir yıla yakın zaman geçmiş.. Demek ki, Gülen öldürülme korkusu ile kaçmış değil..

Bir diğer konu “Bahailik” meselesine ilişkin.. Daha da ötesi, Gülen’in babasının “Yahova Şahidi” olduğu iddiaları da gündeme getirilmiş..

Bu konuyu anlamak için, Fethullah Gülen’in, 19/25 Haziran 1999 tarihli “Aksiyon” dergisindeki açıklamalarına bakıyoruz..

SORU- Babanızı Sahabeye cinnet derecesinde bağlı olmakla tavsif ettiğiniz halde, onun oğullarından hiçbirine Sahabe adı vermediği öne sürülüyor. Oğullarından birine Mesih adını vermekle de, Yahova Şahitliği töhmeti dile getiriliyor. Onun sapık bir cereyanı empoze etmeye çalışan biri olabileceği ve bu yüzden köyünden ayrılmak zorunda kalmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

F-GÜLEN- Bir insanın, Sahabe'ye ve bazılarına cinnet derecesinde bağlı olup olmadığı, çocuklarına verdiği isimlerle ölçülmez. İslam'da böyle bir kaide olmadığı gibi, tersi variddir. Sahâbe, Peygamberimiz gibi önceki peygamberlere de cinnet derecesinde bağlı idi. Fakat, çocuklarına onların isimlerinden çok, kendi dönemlerinde geçerli isimleri koyarlardı. İslam'da önemli olan, çocuğa güzel bir isim koymaktır. Acaba, Atatürk'e cinnet derecesinde bağlı milyonlarca insanın kaç tanesinin çocuğunun ismi Mustafa Kemal'dir; hattâ bu polis memurları içinde oğullarına Mustafa Kemal adını veren var mıdır?

Mesih ismine gelince: Mesih, Hz. İsa'nın Kur'an'da geçen bir lakabıdır. Hz. İsa, yalnızca Hristiyanlara ait bir peygamber değildir ki! O, Kur'an'da adı geçen 5 büyük peygamberden biridir ve Müslüman olmak için, her peygamber gibi ona da inanmak gerekir. Onun hakkında, bırakın inanmamayı, kötü bir düşünce bile kişiyi dinden çıkarmaya yeter. Kaldı ki, Ahir zaman'da -manâ ve yorumu ne olursa olsun- onun yeryüzüne ineceğine dair onlarca hadis-i şerif vardır. Demek oluyor ki, onunla İslâm, Peygamberimiz ve âhir zamandaki bazı hadiseler arasında husûsî bir münasebet var ki, onu yorumlamak sosyal tarihçilere veya tarih sosyologlarına düşer. Onu açıklamanın yeri de burası değildir. Kaldı ki, Mesih, manâ olarak, "seyahat eden, mesh yoluyla dirilten" demektir. Türkiye'de aynı adı taşıyan çok sayıda başka insan da vardır. Böyle bir ismi koymak ile Yehova Şahitliği veya sapık inanç sahibi olma arasında münasebet arayanlar, kendi inanç ve anlayışlarını kontrol etmelidirler. Öte yandan Türkiye'de ismi Mesih olan binlerce insan var. Bu insanları ve onların babalarını samimi Müslüman olmamakla itham etmek ayrı bir saygısızlık değil midir?

SORU- Bir diğer iddia, soyunuzu Selâhaddin-i Eyyûbî'ye ve Hz. Hasan, Hz. Hüseyin yoluyla Hz. Ali'ye dayandırmanız. Güya, Hz. Hüseyin soyundan gelenlere seyyid, Hz. Ali'nin diğer hanımlarının soyundan gelenlere şerif deniyormuş. Siz, ikisine de bağlı olduğunuzu iddia etmekle, cemaati etkilemek istiyormuşsunuz.

F-GÜLEN- Bir insanın hangi soydan geldiğinde, geleceğinde, anne-babasının, doğum yeri ve tarihinin, renginin, ırkının… seçim ve tesbitinde hiç bir rolü ve dahli yoktur. Bu hususlarda tek hakim Kader'dir. Bir insan, Peygamber soyundan geliyorsa, Peygamber soyundan demektir. Böyle olup olmaması elinde değildir.

Tarih boyu, Peygamber soyundan gelenlerin ellerinde sürekli belgeler bulunmuş ve bunlar nesil-be-nesil muhafaza edilmiştir. Benim için böyle bir nisbeti bir arkadaşımız yazdı; kendim şimdiye kadar böyle bir açıklamada bulunmadım ve daima, her türlü iddia gibi, bu tür ayrıcalık kokusu veren iddialardan da kaçındım. Irkı, nesebi değil, inancı, ameli ön planda tutmaya çalıştım.

İkinci olarak, Selâhaddin-i Eyyûbî'nin soyundan geldiğimi hiç söylemediğim gibi, böyle bir şey de söz konusu değildir. Kaldı ki, Selâhaddin-i Eyyûbî'nin soyu ve kökeni bellidir. Basit tarih bilgisi olanlar bile, Eyyûbî kelimesinden hemen bunu anlayabilirler. Üçüncü olarak, Hz. Ali'nin diğer hanımlarından olma çocuklarına şerif denmez; şerif, Hz. Hasan'ın soyundan gelenlere, seyyid de Hz. Hüseyin'in soyundan gelenlere denir. Büyük büyük iddialar ortaya atılırken, hiç olmazsa bu çok basit terminolojik yanlışlar yapılmasaydı!

Görüldüğü gibi Türkiye’de bir olayı anlamak için “şifre kelimeler”i çözmek de şart..

Bunlardan biri de “Işık” kelimesi..

Örneğin Gülen’in “ışık” kelimesini sık kullanması, “ışık evleri”nin varlığı da, bir “Işık Tarikatı” meselesini gündeme getiriyor..

Gülen’in “ışık”la ilgili açıklamaları da şöyle:

F.GÜLEN- Şimdiye kadar, Nurculukla suçlanırken, şimdi Işıkçılıkla suçlanıyorum. Bir defa, ışık kelimesini kullanan tek kişi ben değilim. Bilindiği gibi, Batı'da aydınlanma hareketi oldu. Bugün de, ışığa karşı bir gazete hâlâ sürekli aydınlanmadan bahseder. Aydınlanma, ışıkla olur. Ahd-i Atik, ışıkla ilgili ayetlerle başlar; Kur'an'da da sayılamayacak kadar çok ışık veya aynı manâya gelen kelimeler geçer. Işık, burada ilmin, fikrin sembolüdür. Bunu, herkes böyle anlar ve böyle kullanır. Işık Ordusu şiiri okunduğunda, burada bahsedilenlerin, zihinleri müsbet ilimlerle, kalbleri dînî ilimlerle aydınlanmış, ahlâklı ve milletine bu sahada hizmet etmeyi hayatının gayesi bilmiş insanlar olduğu hemen anlaşılır. O şiirde Şeriat'a, siyasete, devlete yönelik tek bir hece bile yoktur.

İkinci olarak, geçen yıl da bir gazete Işık Üniversitesi'ni benimle alâkalandırmıştı da, adı geçen üniversiteden açıklama gelmişti. Bildiğim kadarıyla bu üniversite, o değilse bile Işık Lisesi, Türkiye'de Selânikliler olarak bilinen bazı vatandaşlarımıza aittir. Onlar ve daha başka ışık kelimesini kullanan başkaları da mı acaba bana atfedilen tarikatin üyesi oluyor? Kaldı ki, Öğretmen Marşımız'da "ışık" ve "nur" kelimeleri geçtiği gibi, meselâ yine Atatürk'le ilgili bazı şiirlerde, nesirlerde, hattâ Gençliğe Hitabe'nin cevabında ışık kelimesi, hattâ "Açtığın ışıktan yolda" tabiri geçer.

Üçüncü olarak, "Şevk mezhebi yoldur bize" sözünde geçen "şevk" ile "ışık" kelimesinin hiç bir alâkası yoktur. Bu iki kelimeyi aynı sanma hatasını ancak, ellerinde bir şey olmayınca, karalama adına suç unsuru arayan ve dolayısıyla görmeleri, idrakleri bulanmış olanlar yapabilir. Yazık çok yazık!..

33. DERECE'DEN ÖTE MASONLUK SIRLARI



MERKEZİ İSRAİL'DE YENİ BİR DİN: BAHAİLİK
İRAN'DAKİ ŞİİLİĞİN BUGÜNKÜ HALİ ASLINDA 1800'LERDE ŞEYH AHMED ADINDAKİ BİRİNİN HZ. MUHAMMED'İN RUHUNUN KENDİSİNDE TECELLİ ETTİĞİNİ ÖNE SÜRMESİYLE ORTAYA ÇIKMIŞTIR.

BU İNANCA GÖRE İMAMLIK, YANİ HZ. MUHAMMED'İN HALİFELİĞİ SÜRMEKTEDİR VE İMAM MASUMDUR, YANİ HER YAPTIĞI DOĞRUDUR... İRANLILAR HÜMEYNİ'YE BÖYLE İNANDIKLARI İÇİN IRAK SAVAŞINI KAZANAMADILAR.

ŞEYHİLİK DİYE BİLİNEN BU TARİKATTAN DAHA SONRALARI BABİLİK DİYE BİR TARİKAT DAHA DOĞMUŞ, BUNDAN DA BAHAİLİK DİYE YENİ BİR DİN ORTAYA ÇIKMIŞTIR.

BABİLER İRAN'DA KARIŞIKLIK ÇIKARINCA ŞAH, ONLARI OSMANLI TOPRAĞI OLAN BAĞDAT'A SÜRMÜŞTÜ. OSMANLILAR DA BİR GRUBUNU KIBRIS'A, BİR KISMINI DA AKKA'YA SÜRGÜNE GÖNDERDİLER.

İŞTE AKKA'YA GİDENLERİN BAŞINDA BAHAULLAH ADINDA BİRİ VARDI Kİ, TARİKATIN LİDERİ BUNDAN SONRA BU ADLA ANILMAYA BAŞLADI.

ÖNCELERİ GİZLİ GİZLİ FAALİYET GÖSTERİRKEN "EL DÜRR-Ü BEHİYE" ADLI KİTABIN YAYINLANMASIYLA BAHAİLİK AÇIĞA ÇIKTI. BAHAULLAH MUSEVİLİK, HIRİSTİYANLIK VE İSLAMİYET ESASLARINI BİRLEŞTİRMEYE ÇALIŞMIŞTI. BÖYLECE HER ÜÇ DİNDEN DE KENDİNE TARAFTAR BULACAĞINI UMUYORDU. GERÇEKTEN DE TARİKAT 1908'DEN SONRA MISIR, AVRUPA VE AMERİKA'YA YAYILDI. ESAS MERKEZİ İSRAİL'DE HAYFA'DADIR... İKİNCİ MERKEZ İSE ŞİKAGO'DADIR.

YANİ BU DİN DE TIPKI MASON TARİKATI GİBİ KÖKÜ DIŞARDA BİR SİSTEMDİR. TÜRKİYE'DE BULUNAN AZ SAYIDAKİ BAHAİ, KENDİLERİNE MÜSLÜMAN DENİLMESİNDEN, NÜFUS KAĞITLARINA "DİNİ: İSLAM" YAZILMASINDAN HOŞLANMAZLAR... İSLAMİYET'İ SON DİN, HZ. MUHAMMED'İ SON PEYGAMBER SAYMAZLAR... KIBLELERİ KABE DEĞİL, AKKA'DAKİ BAHAULLAH'IN MEZARIDIR.

BU TARİKAT TA, (VEYA KENDİ DEYİMLERİYLE DİN) İNSANLIĞI, KARDEŞLİĞİ, SEVGİYİ ÖN PLANA ÇIKARDIĞINI İDDİA EDER. HATTA BÜTÜN DİNLERİN EŞİT OLDUĞUNU SÖYLERLER. AMA BAHAİLİK "BİRAZ DAHA FAZLA EŞİT"TİR!.. ÇÜNKÜ İMAMLARININ GÖKTEN İNDİĞİNE, YAZDIĞI KİTABIN DA KUR'AN'DAN ÜSTÜN OLDUĞUNA İNANIRLAR.

REŞAD HALİFE İŞTE BU SON CÜMLEDEKİ KİŞİDİR.



 
 Respond to this message   

(no login)
212.156.25.222

HACI'NIN DİKKATİNE: Reşad'ın Sekreteri kim?

August 5 2001, 10:11 PM 

Seni tanımam ama, bir antiseminist olarak değil olduğu gibi alıntıladım. İstersen linkini de veririm.


New York'ta yaşayan ve insanlığın tek bir dini inanış çevresinde toplanması ülküsünü benimseyen Bahai dinine mensup Nancy Lazar Moore da bu sırada konferanslar vermek üzere Türkiye'ye geldi.

Üç torun sahibi Moore, Musevi bir aileden gelmesine karşın 36 yıldır Bahai.

Aynı zamanda New York Bahai Toplumu Dış İlişkiler Komitesi Üyesi.

YANİ
SON BABİ PEYGAMBER REŞAD HALİFE'NİN GENEL SEKRETERİ

 
 Respond to this message   

(no login)
208.236.45.63

deyyus hans

September 27 2001, 4:19 AM 

Bu yukaridaki duccane, hinzir vs. lakaplariyla ne nextranscience...... email adresiyle yazilmis zartzurt bizzat hans ayberg ya da gercek ismiyle bulent ayberk tarafindan yazilmistir.

bu adamin profesyonel yardima ihtiyaci oldugu asikardir.

bu nextransienceterminal lafi hans'in en buyuk takintilarindan olup, bu lafi stephen hawking'in kendisine yolladigi sifreli bir emaille aldigini iddia etmektedir.

bu adam edip yuksel'le olan kuyruk acisi davasi nedeniyle 10 tane nickle iftira kusmaktadir
bu adam saf muslumanlarin kafasini karistirmak icin gorevlendirilmis adi bir misyonerdir

kendi adiyla yazmayi gotu yemediginden ya pick nick olur ya duccane olur ya da bizzat benim nickimi calarak saga sola bok atar.

 
 Respond to this message   
Paradigma
(no login)
212.156.25.58

Doğru söylüyorsun Corrosive

September 27 2001, 4:44 AM 

Bülent Ayberg denen bu pezevenk hakkında söylediklerine aynen imzamı koyuyorum.
Edip Yüksel sıçsın bu ibnenin ağzına

 
 Respond to this message   
HACI _ALI
(no login)
24.2.9.44

1422 Sene oncesi!...

September 27 2001, 8:15 AM 

BAHAILIK!....

Kuzey Amerikada faaliyeleri cok cok hizli bu gurubun!...Cilt cilt cok nefis hazirlanmis tonla kitaplari bedava bedava verdiklerinin ozeti bu olsa gerek!...Bana bir Ingiliz arkadassim ben muslumanim dedi!...Pek sasirdim!...Nasil musluman oldugunu anlatmaya baslayinda....dur! dedim!...Sen Muslumanin sarlati bile olmazsin dedim.Pek sasirdi!... ISLAM bir sey ya vardir ya da yoktur.ISLAM'da olan ve Diger dinleride icin alirsa o kac din oluyor dedigim kizararak yine yuzume bakti!...Sen Hirisyitan misin musluman misin? sorusunda cevap vermedi!... Velhasili her kafaya gore herifler bir MUSLUMAN

Simdi bunlari anlatirken Sevgili Peygamber Efendmiz (s.a.v) bundan 1422 sene once sahabelerle sohbet ederken o zaman bu gunku hadisleri gormus olmali ki sahbilere o zaman ISLAM'in cok gelisecegini bu meyanda 72 firkaya (fraction) ayrilacagini anck bunlarin buyuk bir cok cok buyuk kisiminin sapikliga dusecegini ve atese duseceklerini soylediginde...Merakla soran bir sahabe : Ya Resullah pekiyi de bunlardan kimlerin atesten korunup cennetle mujdelcegini sordugunda onlara SUNNET-I SENYEMME sarilanlar kurtulusa erecek olanlar demistir.

Bahai,Ahmedi,Ismaili,Fatim'a sayda say arkasi kesilmez
sii maskesi her tur ISLAM'a ters dusen tarikatlar!... ALLAH (C.C) ISLAH ede....

Selam Sevgi ve Dua Ile..

 
 Respond to this message   
Paradigma
(no login)
212.156.25.120

EdipYüksel'i bu götveren pezevenk Bülent ayberg ile muhatp etmemeliyiz.

September 27 2001, 1:17 PM 

Edip Yüksel'in sıçtığı bok olamaz orospu çocuğu

 
 Respond to this message   
Anonymous
(no login)
208.236.45.63

Untitled

September 27 2001, 10:00 PM 

yukarida paradigma nickiyle yazan psikopat hans'in ta kendisidir.

fulyasemine email adresinin ona ait oldugu meydana ciktigi icin artik email de koymuyor iletilerine pis rezil meczup...

 
 Respond to this message   
paradigma
(no login)
212.156.25.120

utanmaz anonymous

September 27 2001, 10:14 PM 

Yukarıda isim vermeyen sahtekar Hans Ayberg'in kendisidir sizi yanıltmak istiyor. Sıkmıyor ki adını yazsın hans efendi.
anonymous iyi numara
korkak hans

 
 Respond to this message   
Current Topic - BAHAİLİK NEDİR?
  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

kuruluş | kurallar | arşiv 1 | arşiv 2 | arşiv 3 | alternatif TEFSİR | alternatif MEALLER | linkler | e-posta

Copyleft © Temmuz 2000 - 2009

rss