Bir insanı doğar doğmaz
başka insanlardan soyut doğal bir ortamda bırakalım.
-Bir dil geliştirebilir mi?
-Bir ethiği olur mu?
-bir politik görüşü olur mu?
-bugün birinsanda olan mantık yürütmesi olur mu?
-Bir bilinçten sözedebilsek bile bu nasıl bir bilinçtir?
ama şu kesin:
BİR İNANACI OLUR..
İnsan beyni tek başına bir hiçtir. İnsan ancak toplummsal, yani sosyal bir yapılanma ile beyninin faaliyetlerini insana ait eyleme dönüştürebilr.
Bilinç ve irade bireye bağlı değildir. Toplumsaldır.
Milyon senelik tarihsel birikim ve deneyim ile bugün ancak
birözgür iradeden bir bilinçten sözedebilirsiniz. Yani insana ait düşünsel miras olmadan bilinç kavramı ortaya çıkmaz. Bu miras ise yanılsamaların üstüste konmuş halidir.
Ama dediğim gibi örnekte bahsettiğimiz insanın bir inancı mutlaka olur?
Şİmdi ise başka bir kurgu yapalım:
Bir insana toplum içinde öyle bir eğitim verelim ki
yalan sözcüğü o dilde olmasın
aldatmak nedir bilmesin
hak yemek nedir bilmesin
ve bu insana tanrı dan hiç sözetmeyelim..
bir dili olur
-Bir ethiği olur -bir politik görüşü olur -mantık yürütmesi olur -bir bilinci olur
ama bir dini, bir tapınması olmaz.
1-Bilinci bireysel bir tanıma sıkıştıran
2-Ego un kendini üstün görme talebinin tatmini ile bilinci yücelten
3-Ve aslen Tanrı kavramıyla rekabet amacı ile tanrıya inanan yani sonsuz yaşamı taleb eden
4-Ve bunu da ethik bir öngörü ile sunan
düşünce
her olguyu
rasyo nun tercihine indirgemek zorundadır.
Oysa edim
ve özellikle de ahlaki edim
kesinlikle
eğitimle ilgilidir
Tıpkı bilinç gibi ethik de toplumsal bir üretimdir.
Ve yukarıda saydığım
düşünce
insanın insan olma sorumluluklarını bir yaratıcın üstüne atmaktan başka işe yaramaz.
Tanrı her dinde ethik olarak yüksek nitelikte bireyler taleb eder ve ona ödüller sunar. Bugün böyle bir ödül adına vazedilen ethik peşinden koşmak ise ego nun tatmininden başka birşey değildir. Yani Kişinin tanrı ile rekabetinin bir devamıdır.
Tanrı gibi olmak adına tanrının vazettiği ahlakı hedeflemek
köprüyü geçene kadar ayıya dayı demektir.
İşte insan akılının ürettiği bununla sınırlıdır.
Akıl Allah olmak ister.
Oysa vicdan
aklı dışlar
kendisi için değil
başkaları için acı çeken bir mental faaliyettir vicdan. 5 kişinin ortasına alıp tekme tokat giriştiği birine müdahale etmek
akıl işi değil
vicdan işidir.
Emek verrek elde ettiğin birşeyi hiç emek vermemiş yada buna fırsatı olmamış fakat o şeye ihtiyacı olan biri ile paylaşmak
akıl işi değil
vicdan işidir
Kendine bulaşır korkusu ile hastasını muayene etmekten sakınmamak
akıl işi değil
vicdan işidir.
vicdan ise
özgür iradenin seçtiği birşey değildir
7-8 yaşlarına kadar
modelleme ile
insanda oluşan duygusal bir durumdur.
Kişinin aşk anlayışı
adalet anlayışı
paylaşımcılığı
olaylara yaklaşırken toplumsal yarar veya bireysel çıkar tercihi
hep aynı dönemde aldığı eğitimle ilgildir.
Çalmanın erdem sayıldığı
çok küçük yaşlarda bizzat öğretildiği
hatta çalma eylemi içinde görev verildiği toplumlar ve toplum içinde böyle kesimler vardır. Böyle bir aileye doğmuş kişinin özgür iradesinden sözetmek mümkünmüdür.
Din ahlak bilinç irade bireysel olgular değildir. Toplumsal olgulardır. Kendini özgür sanan irade yanılsama içindedir.
İnsanı bugüne kadar insan yapan
insanca bir üretimi
milyon yıldır miras olarak nesillerce akmasını sağlayan
insanın özgür iradesi
değildir
bunu gerçekleyen
toplumsal bilinçtir.
Kişi tanrıya inanır yada inanmaz o onun bileceğişeydir demek saçmadır. Çünkü bu egoya ait durum kesinlikle toplumsal bir belirleme ile ortaya çıkar. Önce ailenin onun olmadığı yerde başka gelişkinlerin modellemesi ile oluşmuş bir vicdanın üstüne, hukuk, din, sanat gibi toplumsal üst yapılar biner.
İnsanlık tarihi
tanrısal ethiği
aşmıştır.
Tanrının var oluşu bizzat kişi vicdanı ile çelişen bir adaletsizliğin ta kendisidir.
Kendi tercihi olmayan bir iman adına kim neyi yargılıyor?
kendi tercihi olmayan bir ahlak adına kim neyi yargılıyor?
Sen 5 yaşına kadar çocuğunun seninle yatmasına izin ver sonra da homoseksüalite konusunda lut kavminin gazaba uğramışlığını dillendir.
Sen çocuğuna hafta sonu uçurtma yapmak ve kırlarda uçurmak yerine küçük bir oyuncak içi heveslenen çocuğunu hamburgerciye götürerek sevgi gösterirsen onun da sevgi analyışından şikayet edemezsin. Sahip olma temelli sevginin toplumsallaşmasından bu çocuk mu sorumludur?
Ateizm
bir ethik plandır
toplumsal bilinç içinde insanlık tarihinde olgunlaşmaktadır.
Kendine ateistim diyen bile belki bu ethiği uygulaktan aciz, yani özgür iradesini yaşamaktan.
Ama bana vicdanım şöyle diyor:
-İnsan yaşayacaksa daha iyi bir dünya için yaşamalı?(bu iradi bir tercih midir?)
sizin vicdanınız ne diyor?