Sevgili Simurg, ben 1984 ve 1988 yılları arasında, Tayyip Erdoğan'ın, Refah Partisi İstanbul il başkanlığı altında, Şişli ve bakırköy ilçe başkan yardımcılıkları görevinde bulundum. Tayyip bey ile çok yakın ilişkilerim oldu.Ben, 1987 de Kur'an okumaya başlayınca, benim din anlayışımda önemli değişiklikler oldu, bundan dolayı partiden ve siyasi çalışmalardan tamamen koptum. Ancak, Tayyip beyle olan dialoğumuz Tayyip,İstanbul Belediye başkanı oluncaya kadar devam etti. Çoktandır kendisiyle hiç görüşmedim. Ancak,bugün ortak dostlardan cep telefonunu aldım. Kendisiyle görüşmeyi ve seçimlere kadar, kendisine yardımcı olmayı düşünüyorum.
Ayrıca: Tayyip ve söz konusu camia'nın din anlayışını tasvip etmesem de,seçim söz konusu olduğun da hep onlara oy verdim.
En son seçimler de, Liberal Demokrasi Partisi'ne oy vermek niyetinde idim.Ancak,M.G.K.na kızdığım için, inadına,gene Fazilet Partisi dedim.
Sevgili Murat,Tayyip ve İstanbul belediyesi ile ilgili edindiğin izlenim doğrudur.Edindiğin izlenimin doğruluğuna şehadet edebilirim.
Ancak,Tayyip'in,aristokrat bir aileden gelen,aristokrat müslüman bir lider olan Erbakan'ın liderliğine kerhen ve idealindeki siyasi oluşumu başlatacak bir fırsatı yakalamak uğruna katlandığına da şehadet ederim.
Sevgili Murat,Türkiye'deki siyasi parti liderlerinin, onca başarısızlıklarına rağmen değişmemesinin, değiştirilememesinin sence sebebi nedir aracaba?
Ben kesinlikle iddea ediyorum ki: Parti liderlerinin, partilerinin parasal kaynaklarını ellerinde bulundurmasıdır. Ne vefa duygusudur. Ne de partililerin, kula kulluk anlayışı içinde olmasındandır.
Bu tesbitimin doğruluğu,Türkiye'nin,liderlerine bir ibadet şuuru ile bağlı tek partisinin ( Fazilet Partisi ) son kongresinde %50 fire vermiş olmasından da anlaşılmaktadır.
Tükiye'deki partilerin görünen, diğer bir ifade ile yasal olan para kaynakları çok azdır ve asıl kaynaklar illegal olup, tamamen liderlerin tassarufu altındadır.
En önemlisi : Türkiye gibi fakir ülkelerde partili millet vekili , delege ve partili çevreleri,mevcut liderlerin dışında bir kişinin etrafında toplamak, parasal açıdan çok pahalıya mal olmaktadır.
Sevgili Murat, fosilleşmiş parti liderlerinin gücünün nereden kaynaklandığını çok iyi bilen Tayyip bey, İstanbul Belediye başkanlığına geldiği andan itibaren, partili müteahhit ve müteşebbüslerden topladığı paralar başta olmak üzere ve partili müteahhit ve müteşebbüslerin de bilgisi ve desteği ile, Erbakan'ı tasfiye etmek ve yeni bir hareket başlatmak için gereken parasal kaynağı oluşturmaya başladı.
Refah partisi kapatılıp Erbakan yasaklanmasaydı da Tayyip, zaten Erbakan'a karşı bayrak açacaktı. Bunu çok iyi bilen kişilerden biri de benim.
Ancak, derin devlet, senin edindiğin izlenimi edinince, benim bildiğimi de öğrenince, sudan sebeplerle Tayyip'i de yasakladı. Tayyip,yasağının kalkacağını da hiç beklemiyor.
Benim şahsi kanaatim, Tayyip yurtdışından ve irticacı!
yeşil sermayeden de topladıkları ile, en az 5, veya 10 milyar dolarlık bir kaynağa sahip bulunmaktadır.
Yasağa ister kalksın, ister kalkmasın, Tayyip, bu kaynağı yeni oluşum için son kuruşuna kadar harcayacaktır.
Çünkü ben, Tayyip'in en az benim kadar, helal, haram şuuruna sahip olduğuna kesinlikle inanmaktayım.
Ben, Tayyip'in sahip olduğu vizyonu ve sahip olduğu müslümanlık anlayışını yeterli bulmasam da, günümüzdeki kötü siyasetçiler içinde, en az kötü olanı olduğunu düşünmekteyim.
Seçimlere kadar daha iyi bir hareket çıkmadığı takdir de Tayyip'in,içinde veya dışında yer alacağı,yeni oluşuma destek olmayı düşünüyorum.
Ben,Tayyip'i de, aile ve aile çevresini de çok iyi tanırım. Tam halktan biridir ve çok dürüst bir dindardır.
Ancak bana göre : Değil Tayyip, Hz. Ömer'de gelse, bu ülkeyi düzlüğe çıkaramaz.
Çünkü, Cumhuriyeti kur'an irade ve iş birlikçisi derin dünya, Türk Milletinin zenginleşmesini istemiyor. Çünkü, zenginlik, yani ekonomik özgürlük, fikri özgürlüğü, fikri özgürlükler de, haklarını arayan veya aramasını bilen toplumları doğruyor.
Türk milleti, tarihten ve inançlarından kaynaklanan bazı hasletler yüzünden, genel olarak, iddeaları ve idealleri olan bir millettir.
Eğer bu milletin, iki yakası bir araya gelirse, yapacağı ilk iş, başında, bütün gücüyle yanında yer aldığı cumhuriyetin, sonundan kendisini tasfiye eden ateist iradeyi alaşağı etmektir.
Bundan dolayı, söz konusu Firavn'u idare, ne bu ülkenin kalkınmasına, ne de yıkılmasına, asla müsaade etmez. Ancak Allah dilerse,o başka.
Bana göre, kim ne derse desin, Türkiye'de yaşanan siyasi mücadele, esas itibariyle, ahirete inanan beyinsiz inanırlarla, ahireti inkar eden beyinsiz ateistler arasında cereyan etmektedir.
Ben,ömrümün 37 yılını beyinsiz inanırlar arasında, beyinsizce geçirmiş ve şu anda da, beyni olup olmadığından tam emin olmayan, bir inanır olarak,beyinsiz inanırların başlattığı yeni oluşumdan yana olacağım. Ya siz?
Siyasette dürüst ve yüksek beceri gerekmektedir.Türkiye bunlardan yoksunlugun iz1rab1n1 cekiyor
June 28 2001, 8:00 PM
Sevgili HAMSI NACI CELIK HEMSERIM ,Tayyip Erdogan gercekten becerisi yüksek dürüst bir insandir.
Sezenin zaman1nda Istanbulda gecirdigim birhafta inan1n bir yil kadar uzun geldi bana.
Ne götümüzü nede agzimizi yikayacak su bulamadik Daha fazla dayanamay1p Istanbuldan koleradan kacar gibi kac1p Edremit Akcayda demirledik.Oh be dünya varimis dedik.
Bütün evleri bok ve sidik götürüyordu.Susuzluktan Kerbelädan daha kötü duruma düsürülmüstü Istanbul.bir pense o zaman1n paras1 75 milyon liraya al1nm1s gösterilmisti.
Vurgun vurmada kapitalistleri bu sosyalistler nal toplar durumuna düsürmüslerdi.
Paralar siklerinin ügruna su gibi harcan1p Istanbul belediyesi purut batakl1klarina benzer yolsuzluk batakligina batirilm1st1.Kizilayi batiran siyasi daslar1 gibi.
Tayyip erdogan bu cöplük durumuna getirilmis belediyeyi k1sa zamanda düze c1kar1p Intanbullulara insanca yasama imkän1vermistir.
Belediye baskanl1g1na adyl1g1n1 korsa oyum yine onundur.
Yalniz siyasette dürüstlükl yeterli deyildir yüksek beceride gereklidir.
Benim tepemi attırmayın,ben bu berbat ülkede yaşamak zorundayım.Bu yaştan sonra nereye gidebilirim?
Türklere vize uygulamayan veya Türkleri adam yerine koyan,adam gibi bir ülke önerin,bende gideyim.Gitmezsem namerdim.
Ya bana gidebileceğim bir ülke önerin,ya da Türkiye de desteklemem gereken bir siyasi hareket veya bir şey önerin.Topu taca atmayın.
Hemşehrim Ergenekon,belli ki,Tayyip'i başbakanlığa layık görmüyorsun.Ya kimi layık görüyorsun?onu söyle de onu destekleyelim.Dışardan gazel okumak kolay.
Tekrar görüştüğümüze sevindim.Selam ve Muhabbetle.
Murat,topu taca atmaya devam ediyorsun.Türkiye de parti kurmak çok kolay.30 kişi bulup,yüksek seçim kuruluna bir dilekçe verirseniz,parti kurarsınız.Bu hiç önemli değil,önemli olan,partiyi kurduktan sonra netice almaktır.Zaten,sorunda burada yatmaktadır.
Çünkü,ben,zannedersem sen de,Ergenekon da dahil,Türk seçmeni,parti tutmakla,din tutmayı birbirine karıştırmaktadır.Bundan dolayı,Türk siyasi hayati çoktan parselleşmiş,yani herkes dinini ve peygamberini bulmuş durumdadır.
Bana göre,Türkiye de %10 luk bir seçmen vardır.Diğerleri partilerini dinleştirmiş insanlardır.Dinin'den döner,partisinden dönmez.
Ayrica,neden çok güldüğünü anlayamadım.Anlatta bende güleyim olmaz mı?
tüm Türkiyeye ayırımsız kucak açacak,
Türkiyenin 1 mm ileri gitmesi için
uğraşacak, çabalayacak
ne bir şahıs, ne bir zümre,
ne de bir parti göremiyorum
kabile zihniyeti gibi herkes
kendi adamını, kendi tayfasını kolluyor.
bu memlekette,
hemşericilik milliyetçiği,
bölgecilik milliyetçiği
din milliyetçiği
meslek milliyetçiği (basın ve medya dahil)
bilmem ne kalkınma yaşatma derneği milliyetçiliği
laiklik milliyeçiği
sivil toplum milliyetçiliği
adı altında bir takım çıkar çevrelerine
hizmet zihniyeti yaşanırken
hangi Türkiyenin kalkınmasından
ilerlemesinden bahsediyorsunuz.
bir de "Türkiyenin zenginleşme.... "
gibi laflardan bahsediyorsunuz.
bu memleket öyle zannettiğiniz gibi zengin falan değil
uyumayın uyutulmayın
bu coğrafyadaki memleket
yeni değil 350 senedir fakir ve biçare ve
kendini yönetemeyecek kadar basiretsizleştirilmiş
hadi o kadar eskiye gitmeyelim
1959 dan beri avrupa topluluğana girmeye can atıyoruz
ama 1959 dan beri nekadar yoksul bir ülke olduğumuz
gerek Ankara gerek paris anlaşmaların kendimiz bile
onaylayıp kabul edip imzalamışız.
bugüne yansıyan geçmiş yıllardaki yoksulluğumuzdan başımızı dik tutamaz olmuşuz
sizler hala kula hizmet etmeyi,
memlekete hizmet zannadiyorsunuz
Bir yanlışlıktan bir yanlışlıga geçişin arasındaki fark nedir?
Erbakan------>Tayyip...
Bunların ikiside sermayenin kulu oldugunu yazmışsın Naci bey.
Tayyip Erdogan bir sabıkalıdır.
Yarım yamalak demokrasimizi kullanarak başta kendisinin olmak üzere para sahibi olan ve gözü doymayan sermaye kesiminin ihtiraslarına yenilmiş bir piyon oldugunu yazmışsınız...
Seçim sistemi
Siyasi Pertiler Kanunu
degişmedigi sürece gelen Tayyip de olsa, sen de olsan, ben de olsam tamamımız bu kokuşmuşlugun içinde yer alacak ve para babası bir zümrenin uşagı olacaktır.
Tayyip denen adamda birazıcık utanma sıkılma olsa sizin ortaya döktugunuz bu gerçeklerin kokuşmuşlugunu temizlemeye soyunurdu.
Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyen,
milletin refahını ve gelecegini hiçe sayarak bir kaç yıl sürecek koltuk rantçılıgı adına piyon olan,
bu kişilikleri zaten millet görmekten bıktı.
Evet bir kez daha diyorum...
Tayyip bir sabıkalıdır.
Kanun nezninde suçludur.
Cezasını da çekmiştir.
Bunu tartışabilirsiniz.
Ama asırlarca tartışsanız da Tayyip bir sabıkalıdır.
Sabıkalı bir kişinin arkasından gitmek ise ahlaksızlıgın başka boyuttaki şeklidir...
Bir sabıkalının liderlide soyunması ise hala hazırdaki liderlerin yüzsüzlüklerinin Tayyip Erdogan a da sirayet etmiş oldugunun bir kanıtıdır.
Tayyip ile Erbakan aynı topun kumaşıdır.
Bu arada,
Madem Tayyip e bu kadar yakınsınız belki siz bir yorum getirisiniz;
BURAYA EMİN ÇÖLAŞANIN BİR YAZISINDAN BİR BÖLÜMÜ YORUMSUZ OLARAK ASIYORUM:
Tayyip Erdogan'nın oglu otomobili ile bir kadına çarpıyor...Kadının kocasının mektubu:
KADININ KOCASI AHMET TANÜREK ANLATIYOR
Dün, Tayyip'in oğlunun çarpmasıyla vefat eden Sevim Tanürek'in eşi Ahmet Tanürek'le konuştum. Tayyip'ten yanıt gelmiyordu, bakalım Ahmet Bey ne diyecekti. Anlattıkları bir ibret belgesiydi. Lütfen dikkatle okuyunuz ve şu olanları unutmayınız:
‘‘Tayyip'in oğlu kırmızı ışıkta hızla geçiyor. Peşine siren çalarak ekip takılıyor. Kaçarken, yaya geçidine 5 metre kala eşime çarpıyor. 30 metre sürüklüyor. Eşim 6 gün sonra vefat etti.
Yakalandığında polislere Tayyip'in oğlu olduğunu söylüyor. Zaten o andan itibaren her şey değişti. Karakola gittik, çocuğun ehliyetini sormuyorlar. Polislere bunu hatırlattığımızda ‘Siz ukalalık etmeyin, biz ne yapacağımızı biliriz' dediler.
Kazadan hemen sonra caddemize belediye arazözleri geldi. Tarihte ilk kez, caddemiz baştan aşağı yıkandı. 35 metre fren izi vardı ve her şeyi bir anda yok ettiler.
Çocuğun ehliyeti yoktu. Kazadan sonra, üç ay önce verilmiş gibi ehliyet düzenlediler.
Mahkeme başladı, çocuk bir kez olsun gelmedi. Babası tarafından yurtdışına gönderilmişti! Ama Tayyip'in adamları hep oradaydı. Karımın hakkını ararken bir şey söylediğimizde dirsek yedik, tehdit edildik, tacize uğradık.
Hákime çocuğun ehliyeti olmadığını, kazadan sonra babasının forsuyla düzmece ehliyet verildiğini söylediğimizde ‘Ne demek yani, siz koskoca belediye başkanını sahtecilikle mi suçluyorsunuz' diye azar işittik. Sakin bir insanımdır ama o anda elimde bir şey olsaydı, kafasına fırlatırdım.
Olayın oluşunu gören tanıkların hepsi tehdit edildi ve korkutuldu. Buna bir yakınımız dahildir. Sadece bir tek genç kız tanıklık yapmakta direndi. Fakat işin rengi değişmişti. Başına iş gelmemesi için ona da tanıklık yaptırmadık. Şişli karakolunda çocuğun ehliyetini sormayan polislerin ve sahte ehliyet veren trafikçilerin aileleri dava görülürken defalarca gelip yalvardılar, işin üzerine gidersek kocalarının görevine son verileceğini, aç kalacaklarını söylediler. Onlardan da şikáyetçi olmadık! Kapımızda her gün belediye araçları durur, Tayyip'in adamları önümüze çıkardı. Tanıklara olduğu gibi, bize de, uğraşmayalım diye en az 20 ‘ricacı' geldi.
Tayyip belediye başkanıydı. O zaman anladık ki, karşımızda bir ‘dev' vardır ve onunla baş etmek mümkün olmayacaktır. Biz bu durumda aile meclisi olarak toplandık ve işin ucunu bırakmaya karar verdik... Çünkü bir sonuç çıkmayacaktı. Onlar çok güçlüydü.
Sonuçta efendim, mahkeme kararını verdi! 8'de 4 kusurlu olan çocuk 3 ay hapis cezası aldı. Bu da paraya çevrildi. 1998 yılının parasıyla toplam 540 bin lira ceza ödediler. Bugünün parasıyla yaklaşık 2 milyon eder.’’
İşte böyle sevgili okuyucularım! ‘‘Allah, Peygamber, din, iman, cami, ezan, Kuran’’ diyen, ancak kendilerine sorulan basit sorulara bile yanıt veremeyen Tayyip ve Melih gibiler, Türkiye'yi yönetmeye talip! Haydi hayırlı olsun!
Sevgil Cagasan ve MGK,siz nerden yazıyorsunuz,Ay'dan mı,Merih'ten mi.Doğrusu sizi duyamadım mı diyeyim,anlayamadım mı diyeyim,bilemiyorum.
Arkadaşlar,çok partili sisteme ben geçmedim,siyasi partileri ben kurmadım.4,Yılda bir seçim mecburiyetini ben getirmedim.Biz istesekte,istemesekte,Türkiye'de böyle bir realite var.Ben bu realiteyi dikkate alarak,önümüzdeki dönemde,daha iyi birisini bulamazsam,benim gibi beyinsiz bir inanır olan,Tayyip'i destekliyeceğimi söyledim.
Sonra da bir soru sordum,ya siz ne yapmayı düşünüyosunuz diye.
Siz de benim gibi ne yapmayi düşündüğünüzü söyleyin.Belki,yapılabilecek daha yararlı bir şey koyarsınız ortaya biz de onu yaparız.
Ben baştan söyledim,bana göre Tayyip,kötü siyasetciler için de en az kötü olanı olduğunu zannettiğim için,Tayyip'i destekliyeceğim.Siz ne yapacaksınız?söyleyecekseniz,onu söyleyin.
SORU:Peki, demokrasiyi şeriat devletine ulaşmak için kullandığınız iddiası?
RTE:Hâlâ birileri çıkıp şeriat devletinden bahsederse onu ciddiye almam.
SORU:O halde siyasetin yumuşak karnı olan din-devlet ilişkisini ve bu çerçevede laikliği nasıl değerlendiriyorsunuz?
RTE:Din-devlet ilişkileri konusunda iki uçtan kaçınılması, sorunun çözümü için şart. Birincisi, devletin dini baskı altında tuttuğu "bizantizm"den uzak durulmalıdır. İkincisi de dinin devleti baskıladığı "teo-politizm"den. Hem bizantizm hem de teokrasi dinin ve devletin baş belasıdır.
Bu gün ülkemizde bizantizme yaygın adıyla laikçilik denen bazı uygulamalarda rastlıyoruz. Buna tepki olarak kimi münferit grupların teo-politik bir dil kullandıkları görülüyor. İki uç ta dengesizlik doğurur. Hem bu milletin bünyesine uymaz hem de devletin işleyişinde sakatlıklar meydana getirir.
SORU:O halde çözüm laiklik mi?
RTE:Evet. Bizce tek çözüm laiklik. Devlet; dinler karşısında tarafsızlık ve dindarın dinsize karşı, dinsizin de dindara karşı hakkını koruma anlamındaki laiklik ilkesine göre örgütlenmelidir. Devlet en fazla minimum din hizmetlerinin verilmesini temin anlamında örgütlenmeye gitmelidir.
(8 Şubat 2000 günlü HÜRRİYET gazetesindeki söyleşiden)
Yazıda ilgi çeken bir terim
şu an büyükşehirde
bütçeden havuzlanan
halkın vergilerinden devşirilmiş
para
bahsolunan
illlegal
parti destekçisi kanallara
aktarılmaktadır
BU sistemin bizzat kurucusu
Tayyip beydir.
Yani
ilk bakışta
partiye illegal bağışların
sahiplerine geri dönmesi gibi
görünen şey aslen
kayıt dışı islami sermayenin
para aklama mekanizmasından başka birşey değildir.
Türkiyede
siyaset bitmiştir
siyaseti oynama başlamıştır
Tayyip bey falan yoktur
türk halkının alınterini svüşleyenler
vardır.
Bunu anlamanınen güzel yolu da gerçekten halka, millete yararlı bir projeyi belediye önüne sunmaktır. Seni hemen bu işle ilgili şirkete havale edeceklerdir.
Yani bir
hizxmet yaoılacak ise bu kesinlikle
islami bir vitrinde olmalıdır
ve
bu hizmetten
mutlaka bir pay belediye dışına aktarılmalıdır.
Deneyin görün
İtfaiye kadrosunda görünüp
cemal reşit rey de görevlendirilen
ama hiçbir iş yapmayan
sadece maaş alan
kişileri
tayyip bey
bu belediyeye sokmuştur
BU mudur helel haram şuuru
geçiniz
efendim geçiniz
bazan insan burnunun ucundakini göremez.
Sultanbeyliğinin
atık suyunu
ömerli barajına senelerce gürül gürül akıtan
Tayyip bey
bu suyun arıtılması yerine
aynı süreçte
foseptik kullanan yüzlerce yıllık
ve göle hiçbir zararı olmayan
köyleri
şov yapmak adına
boşaltmıştır
bu mudur helal haram şuuru.
Belediyede
haram yemek meşrudur
haram yediği için görevden alınan birkaç kişi olmasındaki gerekçe bunu yaparken partiye haber vermemeleridir.
Örneklemek
işime gelmiyor kusura bakmayın
ama
yere batmış olan yere batmış olandır
diyelim geçelim..
Erbakan feodaldir
bu işlere aklı ermez
doğrudur
partinin parasını o kontrol eder
ve belli
kaynaklarla çalışır
ama yeni liberal islam
batı ile entegre bir
aklama modelini türkiyeye taşımak istemektedir.
o nedenle
kara para musluğunu
Burjuvaziyi
kayırarak tıkamak isteyen
Derviş bey
en büyük düşmandır
Fazilet yada refah yada neyse
Türkiyenin
temiz toplum ve demokrasi ortamına taşınmasını istemez
isteyemez.
Turingden alınan işletmeleri
şimdi belediye mi işletiyor
halka mı açtılar
bir çay
buralarda kaça satılıyor
işletmecileri kim?
Helal Haram ŞUURUYMUŞ
Faziletin
anaptan
dyp den
chp den
mhp den
.
.
den
hiçbir farkı yoktur
eskisinin de eskileriile farkı yoktu
bir sömürü partisidir
vatan millet din gelenek
hikayedir
tayyip bey ise bu hikayenin
modernleştirme
kahramanıdır
o kadar.
Bu sistemden çıkar ve titir saglayanlar bu sistemi degiştirmeyeceklerdir.
Tayyip bu sistemle Tayyip olmuştur ve bu sistem ile beslenen palazlanan birisidir.Bu sistemi degiştirmeye kalktıgı an bu sistem onu yok etmeye oynayacaktır.
Memeleket aşkı ve hırsı ile degil şahsi ihtiras ve hırslarına yenilen bir kişiligi oldugu alenen belli olan bu adam eger bir örnek olmak istyorsa,kendisinden beklenenleri yüzüne gözüne bulaştırdıgını kabul etmeli,ve çekip gitmelidir.
Tayyip içine girdigi sistemin kokuşmuşlugunu farkeden bir kişi olabilir,bunu dile getiriyor da olabilir...Bu onu kötünün iyisi yapmaz kötünün sadece altrnatifi ve devamı yapar.
Çözüm denince aklıma gelen nedir biliyormusunuz,
SEFERBERLİK SEVİYESİNDE REFORMLAR VE YENİLİKLER YAPILMASIDIR.
SİYASİ RANTÇILIK
PARA YÖNETİMİ
YANDAŞ TAYİNİ
SİYASİ GELECEK GARANTİSİ
PEŞKEŞ POLİTİKASI
olmaksızın,geçmişe bakmaksızın gelecegi planlayarak hazırlanan çagdaş bir programın ULUSÇA uygulanmaya konulmasıdır...
Bu seferberlik diye nitelendirdigim hareketin adını solcular DEVRİM diye sahiplendikçe,SAGCILAR, ÜLKÜCÜLÜK HAREKETİMİZ dedikçe bu iş olmayacaktır...
ULUSAL bir seferberlik hareketinden bahsediyorum..
ACİL OLARAK BİR ULUSAL SEFERBERLİK SEVİYESİNDE HAREKET PLANLANMALIDIR.
YEREL YÖNETİMLER MİNİMUM SAYIYA İNDİRİLMELİDİR.
KASABALARI İ YAPARAK MEMLEKETİ DAHA KUÇUK PARÇALARA BÖLEREK ELE GEÇİRİLMİŞ KALELER İCAT EDEN RANTÇI KAFALARIN YAPTIKLARI TEMİZLENMELİDİR.
TURKİYE KANTONLARA YA DA EYALETLERE AYRILMALIDIR.
BU KANTON YA DA EYALETLER(MAX 7 8 EYALET)
KANUNLAR VE ANAYASALAR ULUSUN ÇIKARLARINA VE REFAHINA HİZMET EDECEK SEKİLDE DÜZENLENMELİDİR.
KANAYAN YARALAR BİLİNMEKTEDİR:BU KANAYAN YARALARIN İYİLEŞMESİ İÇİN AKADEMİK VE BUROKRATİK ALANLARDA DENEYİMLERİ OLANLAR ÇALIŞTIRILARAK BU SEFERBERLİK SÜRECİ BAŞLATILMALIDIR...
VERGI REFORMU
ADALET REFORMU
SAGLIK REFORMU
SOSYAL ÇALIŞMA
EGİTİM REFORMLARI
SEÇİM KANUNLARI REFORMU
gibi sistemler elden geçirilmelidir.
Dunyada onlarca model vardır ve ülkelerde uygulanmaktadır.Uygulanarak başarı kazanmış modeller örnek alınarak hayata geçirilmelidir
Bu HIRSIZLIK/RANTÇI politikası devam ettikçe bu işler olmayacaktır.
TAYYİP in PARA DESTEKÇİLERİ BU PARALARI BABALARININ RAHMETİ UGRUNA HARCAMIYORLAR...BİR GERİ DÖNUŞ BEKLENTİSİ OLDUGU İÇİN HARCIYORLAR...
SİYASETTE LOBİCİLİK OLACAKTIR...ANCAK BU BU DERECE TCARİ AHLAKSIZLIKLAR SEVİYESİNDE OLMAMALIDIR...
Birbirinin iyisi diyerek seçilenlerin yaptıkları ile kaybedilen 50 yıl aynı hatalarla geri gelmeyecektir.
SEFERBERLİK SEVİYESİNDE diyorum...
Zaten bu şekilde giderse Turkiyeyi,
Ya bir iç savaş veya şiddetli ayaklanmalar,
Ya da bir başka devletle girilecek bir savaş bekliyor..
Her ikisinde de kurtulmak için SEFERBERLİK olacaktır ve uygulanacaktır.
ULUSAL bir HAREKETTEN bahsediyorum.
SAGCININ dogru yaptıgını SOLCU köstekledigi sürece,
SOLCUNUN bir yeniligini SİYASİ RANT elde etmesinler diye SAGCININ kötüledigi DUYARSIZ,KOKUŞMUŞ,DANIŞIKLI DÖGÜŞ SEVİYESİNDE BİR SİSTEMİN BAŞARISIZ YONETİM KADROLARI SIRASIYLA HANEDALIK MİSALİ TEPEMİZE GELDİKÇE DAHA BAŞKA BİR SONUÇ BEKLEMEYİN...
TURKİYE CUMHURİYETİ HİÇ BU KADAR ZAYIF OLMAMIŞTI...
Tepkiler umut veriyor.
Ama demokrasi denizinin dışına çıkıp yüzmeye kalkışmak gibi bir tuhaflığı da var.
Oysa yüzmek için suyun içinde olmak gerekmiyor mu?
Peki, n'apalım?
Bağıra çağıra gerçekleri anlatalım.
İnternetteki tartışma forumları suya atılan taşların başlattığı daireler gibi büyüsün.
Demokrasi Dernekleri kuralım.
Ya da zaten var olanlara etkin bir şekilde katılalım.
Büyük büyük salonlarda tartışalım.
Seçimden seçime dinimizi kurtarmak için bizden oy isteyen münafıklara inat, oyumuzu özgürce kullanalım.
Bu önerilerine canıgönülden katılıyorum.Ancak bunları kim yapacak.Bunları da yapmak için,gene bir siyasi irade gerekmektedir.İşte,Türkiye de o siyasi irade yok.
Senin söylediğin siyasi iradeye sahip tek merci,Cumhuriyeti kuran iradedir.Yani M.G.K dır.
Ancak,söz konusu irade,değil Türkiye yi eyaletlere ayırmak,eyalet lafını bile duymak istememektedir.İşte asıl sorun da burdan kaynaklanmaktadır.
yazdıklarınıza katılmamak elde
değil. Yine de belirtmek isterim ki
asıl sorun tespit edilmedikçe ister
reform yapılsın ister eyalet kurulsun
bu sorunlarla karşılaşmaktan asla
kurtulamayacağız.
Şahsi görüşüm ama kısaca yaşanılan
birçok sorunun özünde bireysel
gelişimin desteklenmediği kültürümüz
ve ona rağmen verilebilecek her türlü
eğitimin yeterince faydalı olamaması
yatmaktadır ki son 40-50 yıldır böyle
bir eğitimin verilmeye çalışıldığı da
söylenemez.
Lütfen kültürümüzü yadsıdığımı
düşünmeyin, kesinlikle bu toprakların
doğurduğu kültüre saygım sonsuz. Hala
daha öylemiyiz bilemem ama insani
değerler açısından diğerlerine oranla
oldukça zengin bir kültür bu. Örneğin
hepimiz vatanseverizdir, milletimizi
severiz, kadirşinasızdır, hoşgörülü,
hürmetkar, yardımsever, mütevazi...
Yine de erdem olarak gözüken değerler
bir vatandaş olma hüviyetini nedense
vermiyor. Celal Bayar'ın dediği gibi
"Savaş olsa herkes koşarak gider ama
iş vergi vermeye gelince..."
Vatandaş yani birey olamıyoruz. Çünkü
erdem olarak belirtilen değerleri tipik
şark kurnazlığıyla yola getiriyoruz ve
değerleri sorumluluktan yoksun kılıyoruz.
Sorumluluktan yoksun bireyler olarak ta
bir türlü birey olma hüviyetine sahip
olamıyoruz.
Vatanseveriz, savaş olsa koşa koşa
gideriz ama iş vergi vermeye gelince
şöyle bir dururuz. Milletimizi severiz
ama gavura gösterilen ilgiyi kendimizden
esirgeriz. Kadirşinasız, bize iyilik
yapana boynumuz kıldan incedir ama
Emlakbankı 80 milyon $ dolandıran adam
hemşerimizse omuzlarımızda taşırız.
Hoşgörülüyüz, bal tutan parmağını yalar
diyerek yolsuzluklara çanak tutarız,
katilleri "Türkiye seninle gurur duyuyor"
diyerek onore ederiz ama kimilerini de
otele doldurup yakarız. Hürmetkarız,
cumhuriyeti kuranları hürmetle anarız
ama yeri geldiğinde de köküne dinamit
koymaktan çekinmeyiz. Yardımseveriz,
adres sorana kendimizi helak etme
pahasına tarifler yaparız, dilenciye para
veririz, yaşlıları yolun karşısına geçiririz
ama arabadayken karşıdan karşıya
geçenlerin üzerine sürer gibi yaparız,
yaralının kanı koltuğa bulaşırsa diye
arabaya almaktansa basıp gitmeyi tercih
ederiz, ekmek kuyruğunda ölen yaşlının
yanından geçerek kuyruğa gireriz.
Mütevaziyiz, azla yetinmeyi biliriz ama
haram da olsa çoğa alışmayı da gayet
iyi biliriz.
Vatandaş/birey olamıyoruz, zaaflarımızın
farkındayız ama bunları kendi kendimize
terketmek yerine hep birinin çıkarak bizi
adam etmesini bekliyoruz. Bu Derviş oluyor,
Tayyip oluyor, o oluyor bu oluyor. Umutla
o kişileri destekliyoruz, hüsranla başka
bir medet bekleyeceğimiz kişi arıyoruz.
Değişen ne? Hiçbirşey. Türkiye kör bir
döngüye girmiş gibi yıllardır bu aşamaları
tekrarlıyor ama sorunlar azalacağı yerde
katlanarak artıyor. Çözüm ne? Kendimi
çözüm önerebilecek raddede görmememe
rağmen en azından diyebilirim ki çözüm
birilerinin gelip bizi adam etmesi değil
bizim toplum olarak adam gibi davranıp
adam gibi yönetilmeyi beklememizdir.
Bunu sağlamanın yolu da özgüvene sahip,
fikri, vicdanı hür nesillerin yetişmesine
olanak vermektir. Bu olanak cumhuriyetin
kuruluş döneminde yapılmıştı ama sekteye
uğratıldı. Ne zaman yapılmak istense yine
sekteye uğratılmaya çalışılacaktır da. Yine
de derim ki, toplum böyle birşeyi arzularsa
hiçbir şey onun önünde duramaz.
Gercek LAIK düzen icin yozlasm1s bu düzen bir an önce gitmelidir
June 29 2001, 8:54 PM
Bay MGK,Tayyip Erdogan suclu deyil, onu cezalandiran sözde LAIK rejimdir suclu.
Hem siiri Milli eyitim kitaplarinda okutacaks1n.O siiri okuyan siyasetciyi tutup haps edeceksin.
Bu kafadaki insanlar1 Türk insani bas1ndan def etmezse, daha cooooooook ensesi kal1n sözde LÄIK lari sirtinda tas1mak zorunda kalacakt1r..
Bir ülke düsününki,80 y1ld1r Laik rejimle idare ediliyor,ama hep bunal1mdan bunal1ma dal1yor.Milletin yüzü nerde ise bir as1rdir güldürülemedi.
Nedenimi ?Gayet basit,bu herifler Türk insan1n1 dey1l sözde Läik rezimi koruma altina alm1slard1r.
Ne pahas1na olursa olsun bu sözde läik rejim korunacaktir.
Türk milleti cehennem hayat1m1 yas1yor.O al1sm1s zaten ensesi kal1nlar1 s1rt1nda tas1maya.Ona bir topak ekmek cok bile.
Ama bu sözde Laik rejim giderse,cici Laik bevler,bankalar1 hortumlamadan vede hortumlatmadan nas1l yasas1nlar?
Görmedinizmi Istanbul belediyesini hortumlayip avustralyalarda siklerinin keyflerini yapan laiklar1#
Istanbulu bok götürmüs dertmi onlara.
Onlara ceza yok.Rejimde onlar gibi layikya.
Ama Tayyip lag1ma batm1s istanbulu temizleyip Istanbulluya insanca yasayacak sartlar1 yarattiya.Önceleri yaln1z cici beylerin gidebileceyi yerlere halk1nda gitmesini saglad1ya.
Sözde Laik.a kars1 islenmis bundan büyük suc olurmu
Nas1l halktan biri Sözde LAIK beyin gittigi tuvalete giderde onun s1ct1g1 bokun üstüne s1cabilirmis.
Neden cici beylerin gittigi yerlere halk1n gidebilmesi saglanm1s bundan büyük suc olurmu.?
HEC AGANIN POHUNUN ÜSTÜNE POH OLURMU ?.
Niye Istanbullu suya kavustuki.Niye soygunlar durdurulduki.Niye istanbul bokta yüzmeye devam ettirilmediki?Bunlar hep suc.
Bir ispanak gazatas1da destekliyordu bu cici beyleri
Ey TÜRK milleti,bunlar secim meydanlar1nda demedilermiki.biz gelirsek bu ülke düzelir diye ?
Peki bu dervis necidir?Eyer Amerikal1 bir dervis ülkeyi düzeltebilecekse bizim dervislere bu zavalli fakir milletin t1r1lyonlar1 neden ödeniyorki.
550 TÜRK DERVIS bir Amerikal1 dervis etmiyor demek.Etmez tabii.Paralar1 soygunculara yedirip ufac1k cocuklar1 ah1rlarda okumak zorunlugunda b1rak1rsan olacag1 budur.
550 Türk dervisi= 1 Amerikal1 dervise.
Aksini iddia eden varsa ,s1k1yorsa, ciks1n kars1ma.
Türkiye batili ensesi kal1nlar1n idaresi altina sokulmus, buna mecbur edilmis,eli kolu bat1l1larca kelepcelenmis bahts1z bir ülkedir art1k.
Bu ülkenin bagimsizligindan Türk halkinin refahindan yana olan komunistleri,sosyalistleri kapitalistleri.ülkücüleri ümmetcileri velhas1l nekadar partili,partisiz,dernekli,derneksiz ,fraksiyonlu,mezhepli ve mezhepsiz,inanm1s vede inanmamis varsa hepsini bu yolda göreve cag1r1yorum.
Bari bir bu konuda birlesiniz,ag1rl1g1n1z1 koyünüz.
Aksi halde sizin perisan olmaniz pahas1na bu yozlasm1s rejimi bunlar kendi menfaatlar1 icin sürdureceklerdir.HABERINIZ OLSUN.
Benden söylemesi.Gercek LAIK rejimi ancak sizler kurabilirsiniz.Buna gücünüz fazlas1yla yeter.
Sizi birbirinize düsman edenler soygun düzeni sürdürmek isteyenlerdir .Bilesiniz.
Ergenekon,
Yukarıda yazdıgım yazıda ULUSAL bir olaydan bahsettim...
Laik olanı olmayanı inananı inanmayanı yozu yobazı salagı delisi hıyarı aptalı abdalı kısacası TC vatandaşlarından bahsettim.
ÇATLAK SESLERİN olmadıgı bir harekettir bu.
Boyle bir hareketin başarısı olması halinde senin şu yazdıgın "laik" "demokrasi" "sistem" "din" gibi konularla kimse ilgilenmeyecektir.
Başarı olması halinde o sistem KORUNACAK böyle gereksiz alternatifler sunulmasına da gerek kalmayacaktır.
Şu anda sunmaya çalıştıgın sistem önerileri kokuşmuş bir sisteme alternatif sistemler gibi görünse de aslında degildir.
Bu tepkisiz kala kala kokuşmuş halka ve kafa yapısına ne getirirseniz getirin hiç bir işe yaramayacaktır..
NEDEN Mİ?
Çunku kaybedecek birşeyleri yok.
Bakın ben size bir örnek vereyim...
PKK neden HATAY a dadandıgında dikiş tutturamadı?
Çünkü millet guneydogu dakilere göre hayatından daha memnun...
Bırakın bu laiklik milliyetçilik komunizm şeriat safsatalarını...Orda burada agzınız laf yapsın, laf olsun torba dolsun muhabbetleri artık bitti...
Ortada GLOBALLEŞME diye birşey var...
İttifaklar,ekonomik birlikler,anlaşmalar var...Artık karşınızda bunlar var...
Bu memleket çalışmadıp üretmedigi,satmadıgı ve kazanmadıgı sürece şeriatta gelse, komunizm de gelse,özlenen sosyalizm ya da demokrasi de gelse laikte olsan, anti laikte olsan, agzınla kuş tutup kıçınla sinek kovalasan gökten cebrail ya da Allah da gelse kimse seni takmaz kardeşim...
Burada ULUSAL bir hareketten bahsediyorum sen LAİKLİKTEN bahsediyorsun...
BAKIN...
Bu memlekette siyaset PARA BULMA YARIŞINA dönüştü...
Bu sürüngenliktir.
Ne olacagını sanıyorsun şeriat ya da kominzm ya da ne biliiim demokrasi dibine kadar uygulansa ÇALIŞMADAN,DİDİNMEDEN,URETMEDEN,SATMADAN,KAZANMADAN ne degişecek?
Ne sanıyorsun???
Şeriat gelse, yine ÇATLAK SESLER, Amerika ve Rusya ya da Avrupa bişrligi bizi sömürüyor diye zırlamayacak mı?
Birden bolluk refah huzur mu gelecek...
Yoksa oturup tespih çekip, "elhamdurullah cenete dogru adım adım yaklaşıyoruz" diye Allaha mı yalvaracagız?
Bırakın Tayyip i İ melihi Erbakanı Eceviti Bahçeliyi ya da ne biliim Mesut'u...Bunların liderliklerindeki kadrolar kokuşmuşlugu tercih ederek işlerine bakan tiplerdir.
HALK da TEPKİSİZCE oturmaktadır.
Bizim HALKın SABIRI TIRSIKLIGI ve UMURSAMAZLIGI yuzunden bunlar olmaktadır...
70 milyon kişiye bu yapılırda en fazla 10.000 kişşi sokaga dökulurse başta seni beni becerenler DOGRU YOLDAYIZ diyeceklerdir.
Şoyle bir 5 MİLYON sokaga dökulsun bakalım ne oluyor...
TANTAN ı görevden aldıklarında HERKES tepki verdi...
POLİSLER 3 gun iş bıraksın bakalım...
Köpru zammına inat gişelerin oraya bir 500.000 kişi biriksin bakalım...
Meclisin etrafına 3 milyon biriksin bakalım ne oluyor...
Bırakın bu ÇATLAK SESLER çıkarma işini...
Kahvede okey oynarken memlketi kurtarmak...
3 5 kişiyi dövmek...
Vaaz dinlemek ve çekmek devri biteli çok oldu.
Recep tayyip Erdoğan sadece kötü değil aynı zamanda en tehlikeli alternatiftir.
Hoca hiç olmazsa olmazı görüp 28 Şubat kararlarını imzalayacak kadar korkak ve mantıklıydı. Bu adam ise belayı davet edecek ve ülkeyi iç kargaşaya sürükleyecektir.
Yapabileceği pisliklerin izlerini oğlunun karıştığı trafik cinayeti ile okuduğu şiirde bulabilirisiniz.
Kubbelerini kalkan minarelerini mızrak yapıp kendi ülkesinin insanlarına saldırma emri verdiği şiirde.
öyle karmaşık işlere aklım ermez.
basitçe bir çözüm sunayım sizlere
oldukça basit
seçme hakkımız olduğu gibi,
seçmeme hakkımız da var onu kullanalım.
nasıl mı
devrimsiz,
kansız,
masrafsız
her partimizin,
(hatta kurulmayanların bile,
biryerlerden icazet almış olanları yok mu)
bir kıymetli
liderleri yok mu
var
bunların hepsinin bir seçim bölgesi yok mu
var
bu liderler hangi ilden
milletvekili seçilmek için aday olmuyorlar mı
bu kıymeti bilinmez nadir yetişen liderler
hangi ilden aday oluyorlarsa
o liderin o partisine o bölgede
bizim gibi
durmadan eleştiren yakınan çözüm yolları arıyan
adaylar olarak yapacağımız tek şey var
seçim zamanı
o partisinin liderine
kıymetsiz oylarımızı (çünkü oyumuz kıymetiseçimler bitene kadardır) vermeyip
o liderin
aday olduğu bölgeden milletvekili
olmasını engellemektir
hatta bir adım daha atıp
o parti liderinin en yakın adamlarını da
bu şekilde milletvekili olmasını engellemektir.
onları seçmeyip kendilerinin ne kadar değerli olduklarını tüm Türkiyeye gösterelim.
hem ne çıkar canım lideri olan partinin ili
seçimden hiç oy almazsa,
Türkiyenin aklı başına gelmez ama belki parti akıllanır.
gördünüz değil mi
çözüm oldukça basit
darbesiz
kansız
masrafsız
hilafsız
entrikasız.
saf ve temiz.
Bu sistemle seni de seçseler beni de seçseler yoldan çıkarız...
Eger birileri seni üst sıralara koyuyorsa yani seçilmeni saglıyorsa onlara bir bedel ödemelisin...
Bu bedeli de lobiciler ödüyor...
Mesela diyelim ki;
Bir arazin var ...
Deniz kıyısında..
Degeri 40.000 dollar...
Eger sen adamını üst sıraya almak istiyorsan kesenin agzını açacaksın.Yapacaksın bir 30.000 dollarlık yardım...
Senin gibi arsası olanlar,ihale işiyle ugraşanlar malzeme satanlar bu paraları akıtıyorlar ve bir temsilci yukarı gidiyor...
Sen görmedin mi hiç...
Durduk yere kaldırım kırıp döşerler...
Daracık yola refuj yaparlar...
İgrenç bir sarı ile kaldırım boyarlar...
Eski teknoloji makinalar alırlar...
Iktidara gelince başlarsın bu adamına yaptıgın yatırımın karını toplamaya...
Olay bu.
Çapulculuk
Rantçılık
Hırsızlık
Talan
Satış
Plansızlık
Düzensizlik
Keşmekeşlik
Tamaına davetiye çıkmasının altında bu sistem yatıyor...
Sen ANAP a ya da DYP ye ya da RP ye oy ver verme...
Sistemin çalışma şekli bu oldukça sen de gitsen ben de gitsem yoldan çıkarız...Çunku oraya taahhutle ve yatırımla gitmişsin...
Sıkıyorsa karşılıgını verme...
Bunları destekleyenlerin bunlardan beklentileri var.
Bunlar profesyonel siyasetçi olmuşlar artık.
Politikacılıgı kendilerine MESLEK edinmişler.
Bir dönem millet vekili ve bakan oldukları zaman yedi sulaleleri ekmek yiyor bu devletten.
BU SİSTEMDEN ÇIKAR SAGLAYANLAR KOKUŞMUŞTA OLSA BU SİSTEMİ DEGİSTİRMEYECEKTİR...
benim seçilmeye niyetim yok
olsa da
seni bilmem ama
beni kimse yoldan çıkartamaz
hayal kurmuyorum iddiada etmiyorum
biliyorum.
ortadan kaldırabilir ama satın alamaz.
devletin zararına olan bir işde bana adım attıramazlar
halk için söylediklerine katılırım
kokuşmuşluğunda
bu şkilde yaşamamızın sebebi de halktır.
rüşvetten yakınır
her işini rüşvetle yapar.
hem yakınır
hemde her işini halletmesi için ya torpil arar
yada hemşehri
çocuğu sınıfta kalır
sınıfı geçirmek için hemen bir partili arar.
trafikte hem polise para verir
para vermemek için
ne vergisini zamanında yatırır
ne trafik sigortasını ne egzost muayenesini,
araç muaynesini zamanında yaptırır
ne araçta olması gereken malzemleri bulundurur
nede trafik iaretlerine ve kurallara uyar
polise takılınca da hemen parayı verir
ondan sonra da sohbette kahvede bir ortamda polislerden yakınır.
vergi daireleri hastaheneler öyle
günlük hayatın heryerinde benzer durumlar karşınızda
bu memelekete dürüst insanlar lazım
ister ateist olsun,
ister müslüman
ister gayri müslim
yoksa ne seferberlik
ne sistem değişikliği
hiçbir işe yaramaz
bu ülkeye satınalınmayacak insanlar lazım
yoksa bu satırlar uzar gider çözümsüzlükten.
Türk insani,herseyde enfilasyonla kars1karsiya,halka yillarca bir nevi morfin vurulmaktad1r.
Türk insaninda k1p1rdayacak halmi b1raktilar.
Bir zamanlar Trt-intte bir yasl1ca bey bir program yap1yordu.Anadoluyu gezip insanlar1n sahipsizligini perisan halini görünce,ey Türk devleti ve hükümetler bu insanlara acilen eyiliniz,son pismanlik para etmez diyordu.
Onun sözleri icime kursun gibi islerken ,devlet ve hükümetler gülüyorlard1 bu ici sizlayan beye..
Biliyorlardd1ki,bu tip eyitim halk1da uyusturur.
Bu nedenle onun ,senin benim halka uyan dememizi kimse sikine sallam1yor.
Bir sat1r yaz1ya 8 yil ceza verilen bir ülkede kim kimi uyand1rabilirki.
Hadi uyandik diyelim,al asag1ettik hükümetleri.Beni iktidar yapt1n1z.
Beni yetistiren kim ? Cok Laik TC deyilmi ?Evet,benimde yapacagim ayn1d1r.Hic bosuna ümitlenmeyin.
Pasalar kac defa deyistirdiler iktidarlar1.Yeni gelen eskisinden daha kötü c1kt1.