Aşağıdaki makale
http://www.aksiyon.com.tr/arsiv/189/pages/dosyalar/dos4.html
adresinde yayimlandı
Tevrat'ın 'tartışılan' kodları
Elli yıl kadar önce Prag'da yaşamakta olan haham H.M.D. Weissmandel Tevrat okurken
harflerin dizilişiyle alakalı ilginç bir durumla karşılaşır. Weissmandel Tekvin Kitabı'nın baş
kısmında ellişer harf arayla kodlanmış olarak "Tora" (Tevrat) kelimesini farkeder. Daha sonra
talebeleri Tevrat'ın diğer dört kitabında da benzer şifreler bulurlar.
Bundan tam kırk yıl sonra, Kudüs İbrani Üniversitesi'nde Matematiksel İstatistik dersleri veren
Dr. Eliyahu Rips Tevrat'ın Levililer Kitabı'nın satırları arasında harfler atlanarak okunabilen
oldukça yüksek sayıda Aharon (Harun) isminin kodlanmış olduğunu farkeder. İhtimal
hesaplarına göre tesadüfi olamayacak kadar yüksek olan bu sayı, Rips'i Tevrat Şifrelerini
araştırmaya iter. Dünyaca ünlü bir Grup Teorisyeni olan Dr. Rips aynı zamanda inançlı bir
Yahudidir. Tevrat Şifrelerini araştırmak için oluşturduğu grupta Doron Witztum ve Yoav
Rosenberg ile çalışır. 1988 yılında son halini alan çalışmaları gerçekten heyecan verici
bulgularla doludur. Witztum-Rips-Rosenberg grubu (WRR) Tevrat'ın Tekvin Kitabı'nda
yaptıkları ve Eşit Aralıklı Harf Dizinleri metodu (EAHD) adını verdikleri bir tür şifre çözme
metodu ile son 2000 yılda yaşamış Yahudi ünlülerinden 34 tanesinin adlarını, doğum ve ölüm
tarihleriyle birlikte kodlanmış olarak bulurlar. İstatistiki bulgular o kadar ikna edicidir ki
yazarlar makalelerini Statistical Science dergisine sunduklarında uzun süren gözden
geçirmelerden sonra dergi makaleyi tamamen ilmi bir makale olarak kabul eder ve 1994 yılında
yayınlar.
1992 yılı Haziran'ında WRR makalesi henüz basılmamışken, Dr. Rips'i ziyaret eden Amerikalı
gazeteci Michael Drosnin, Rips'in ağzından 18 yy. Yahudi alimlerinden Vilna Dahisi'nin şu
sözlerini işitecektir: "Hakikat şu ki olmuş ve olmakta olan ve zamanın sonuna kadar olacak
olan herşey ilk harfinden son harfine kadar Tevrat'ta vardır. Ve öyle genel ifadeler ile değil,
fakat her türün ve bireyin ve doğduğu günden öldüğü güne kadar başına gelen her şeyin en
ince detaylarına kadar..." Drosnin harika bir hikaye yakalamıştır. Ancak, başlangıçta sadece bir
"haber" olarak gördüğü Tevrat Şifresi'ne zaman içinde tüm benliği ile inanır ve kendini beş yıl
sürecek uzun bir serüvenin içinde bulur. İbranice öğrenir, Rosenberg'in WRR için hazırlamış
olduğu bilgisayar programını elde eder ve hayal edebileceği her türlü tarihi bilgiyi Tevrat'ın
satırları arasında araştırmaya başlar. Buldukça daha bir heyecan duyar. 1994 yılında herhangi
bir kastı olmaksızın araştırmakta olduğu zamanın İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin'in kodu
"Öldürecek olan katil" satırıyla kesişince Drosnin Tevrat Şifrelerinin geleceği tahmin etmekte
kullanılıp kullanılamayacağı sorusuyla karşı karşıya kalır. Yitzhak Rabin öldürüldükten sonra
katilin ismini de bulur Drosnin aynı sayfada: Amir... Bundan sonra çalışmalarına hız veren
Drosnin akla gelebilecek hemen her talihsiz olayın şifresini bulur Tevrat satırları arasında.
Saddam'ı, Körfez Savaşını, meşhur eserleri ile birlikte Homer'i ve Shakespear'i, Rabin
cinayetinden sonra yeni başbakanın Netanyahu olacağını, II. Dünya Savaşını, Hitler'i, Nazi
soykırımını, Roosevelt ve Churchill'i, 1945 Hiroşima nükleer felaketini, komünizmin
çöküşünü, 1995 Kobe depremini, ABD'nin öldürülmüş bütün başkanlarının katillerini ve
cinayet tarihlerini ve hatta sıradan insanlarla ilgili bilgileri...
Tevrat şifresi kitap oluyor...
Michael Drosnin beş yıllık çalışmalarının ürününü 1997 yılında "The Bible Code" (Tevrat
Şifresi) ismiyle kitaplaştırır. İlk anda inançlı inançsız bütün çevrelerde büyük heyecan
uyandıran eser en çok satan kitaplar listesinin başına oturur ve kısa zamanda uluslararası bir
üne kavuşur. Drosnin, Allah'ın varlığının ilk seküler delili olduğuna inandığı kitabına olan bu
ilgiyi Rabb'in ilahi bir yönlendirmesi olarak görmektedir.
Drosnin'in eserine olan talep, temelde Tevrat Şifresi'nin geçmişle alakalı olduğu kadar
gelecekle alakalı bilgiler de içermekte olduğu inancıdır. Kitabın içerdiği gelecekle ilgili bazı
kehanetler şöyle: Libya'nın finanse ettiği Arap teröristler ellerine geçirdikleri nükleer silahlarla
İsrail'de büyük bir Nükleer Soykırım gerçekleştirirler, Netanyahu bir savaş sırasında daha
başbakanlık dönemini tamamlayamadan öldürülür, Esad'ın askerleri Ye'cüc Mecüc olarak İsrail
topraklarını istila ederler, 2000, 2006 ve 2010 yıllarında yeryüzünde büyük depremler olur
vs... Okuyucuları Tevrat Şifrelerinin her insanın hayatının en küçük ayrıntılarını bile
kapsadığına öylesine inanırlar ki, Drosnin'in internette açtığı tartışma sayfasına "Yakında
İsrail'e gitmeyi düşünüyorum. Şifre bu konuda ne diyor? Gideyim mi?"ye kadar varan sorular
bile gönderilir.M. Drosnin'in eserini Grant Jeffrey'in The Signature of God (Rabb'in İmzası) ve
daha kapsamlı bir yaklaşım olan Jeffrey Satinover'in Cracking the Bible Code (Tevrat Şifresini
Kırmak) adlı eserler takib eder. Tabii ki bu kitaplar eleştirisiz kalmazlar...
EAHD ne kadar güvenilir bir istatistiki metoddur?
Gerek WRR'ın makalesi gerekse Drosnin'in kitabı eleştirisiz kalmadı. Yarısı İsrail'den olmak
üzere dünyanın dört bir yanından sahasının uzmanı 45 matematikçi
(
http://www.math.caltech.edu/code/petition.html) WEB adresinde WRR'ın makalesinin
bilimsel dayanaklardan yoksun olduğuna dair bir bildiri yayınladılar. Bildirinin başında imza
koyan matematikçilerden bazılarının Tevrat'ın Allah yazgısı olduğuna inandıkları fakat bilimsel
dayanaktan yoksun bir "delili" reddetmekle bu inançları arasında bir çatışma görmedikleri de
açıklanmaktaydı.
Şifreye eleştirel bir açıdan yaklaşan İstatistiki Fizik Profesörü Mark Perah, WRR'ın
makalelerinde uyguladıkları matematiksel sistem kadar İbranice bilgileri ve İbraniceyi kullanış
tarzlarını da eleştirmektedir. İbranice, Arapça gibi sesli harfleri olmayan bir dildir ve bir metnin
doğru seslerle okunması ya sessiz harflere takılan bazı işaretlerle (hareke) veya metnin genel
içeriğine bakılarak sağlanır. EAHD metodunda ise harflerin ne tür bir ses çıkaracakları,
dolayısıyla da bu harf dizinlerinin oluşturacağı manalar tamamiyle okuyucunun hayal gücüne
bırakılmıştır. Teorik olarak her İbranice harf onaltı ayrı seste okunabileceğinden İbranice
metinlerde EAHD bulmak latin harfleri kullanan metinlere göre çok daha kolay olacaktır.
Drosnin bunu fazlasıyla modelinin yararına kullanmaktadır.
Çarpıcı bir örnek kitabının 78. sayfasındaki tabloda görünmekte. Burada Drosnin Yitzhak
Rabin, Netahyanu, Bütün Halkı Savaşa, Katil Öldürecek, Katilin Adı ve Amir şifrelerini
buluyor. Bunlardan Sadece Yitzhak Rabin'in ismi bir şifre olup diğerleri Tevrat'ın açık
metnindeki Rabin'in ismine yakın düşen ayet parçalarıdır. Bu parçalarda Drosnin oldukça seçici
davranıyor. Mesela katil öldürecek veya katil öldürdüğünde manasına gelen "rotzah aşer
yirtzah" ayeti "et ra'a" diye devam ediyor. Bütünü birlikte okunduğunda "katil kötüyü veya
kötülüğü öldürecek" (bu durumda Yitzhak Rabin mi?) manası hasıl oluyor. Drosnin'in katilin
adı diye okuduğu "şem ha rotzah" aynı zamanda "şe mi ha rotzah" diye de okunabiliyor ki
manası "katilden yana" oluveriyor. Bu dizinin hemen iki satır altında da Netanyahu'nun ismi.
Onun iki satır altında yer alan "bütün halkı savaşa" manalı ayet parçası ile pekala
alakalandırılabilecek sayfanın üst sağındaki ayet parçası ise ihmal ediliyor: "ve nihbeşa haAretz
lefanay", ve İsrail önüm sıra fethedilir... Böyle bir yorum Drosnin'in kendi zorlamaları yanında
hiç de kabul edilemez bir yorum değildir.
Tevrat Şifreleri sadece Yahudiler tarafından kullanılmadılar. Hıristiyan araştırmacılar da
Tevrat'ta Hz. İsa'nın beklenen Mesih olduğunu isbat eden şifreler buldular. Bu çalışmaların
ilkini Grant Jeffrey ve Pastör Y. Rambsel yaptı. Bunlar şifreye inandığı halde sonuçları
beğenmeyen Yahudi araştırmacılar tarafından reddedildiler. Bunların arasında en fazla sözü
duyulan Rabbi D. Mecanik sözkonusu Hıristiyan yazarların kullandıkları ve İsa'nın kısaltılmış
İbranice ismi Yeşua'nın matematiksel olarak Tevrat'ta onbin defadan fazla bulunabileceğini ve
bunun da Tevrat'ın düz metninde geçen herhangi bir Mesih tabiriyle çakışmasının çok normal
olduğunu iddia etmekteydi.
Bu noktada soru Tevrat'ta bulunduğu iddia edilen şifrelerin tesadüfi olup olamayacağı ve eğer
tesadüfi iseler bu tür tesadüflerin sıradan metinlerde bulunup bulunamayacağına kaymaktadır.
Tevrat'taki şifre basit bir tesadüf mü?
Tevrat'ta bazı şifrelerin var olduğuna inanırsak karşımıza şu soru çıkıyor: bu şifreler Tevrat'ta
bir tesadüf eseri olarak mı vardır yoksa bunlar bir "Üstün Kalem" tarafından Tevrat metnine
bilinçli olarak mı koyulmuşlardır? Pekçok şifre taraftarı bu şifreleri, Tevrat'ın ancak Allah
tarafından yazılmış olabileceğinin bir delili olarak görüyor. Tevrat Şifresi'nin yazarı M. Drosnin
kitabında bu fikrini pek ortaya koymuyor ama daha sonraki radyo konuşmalarında kendisinin
başka gezegenlerden gelmiş üstün varlıklar fikrine daha yatkın olduğunu açıklıyor. Herhalde
bu sebeple Satinover, kendisi şifrelere inanmakla birlikte, M. Drosnin'in kitabını "ilahi bir
hakikatı zedeler tarzda ortaya çıkmış bir talihsizlik" olarak niteliyor.
Fizik Profesörü Mark Perah bu soruların cevabını alabilmek için öncelikle EAHD'lerin tesadüfi
seçilmiş farklı dillerdeki metinlerde ne kadar başarılı sonuçlar verdiklerini araştırmış ve gerek
İngilizce gerekse İbranice metinlerde oldukça yüksek EAHD'lere rastlamıştır. Diğer bazı şifre
karşıtı kişiler WRR'ın Tevrat'la karşılaştırmak için kullandıkları Savaş ve Barış'ın seçilen
isimler değiştirildiğinde Tevrat'tan daha başarılı sonuçlar verdiğini keşfetmişlerdir.
Drosnin 9 Haziran 1997 tarihli Newsweek'de yayınlanan bir meydan okumasında "Beni
eleştirenler Moby Dick'de (Herman Melville'nin romanı) herhangi bir başbakanın öldürülmesi
ile alakalı bir mesaj bulsunlar onlara inanacağım" demişti. Kritikleri Moby Dick kitabında
kodlanmış olarak Hindistan Başbakanı İndra Gandi, Lübnan Başkanı Rene Moawad, Sovyet
lideri Leon Troçki, Martin Luter King, John F. Kennedy, Abraham Lincoln, Prenses Diana ve
Yitzhak Rabin gibi pek çok ünlünün cinayetlerini hem de teferruatlarıyla buldular. Drosnin ile
dalga geçmeyi de ihmal etmeyen karşıtları Moby Dick'de Drosnin'in kendi ölümünü de
öngören şu korkunç satırları yakaladı: "M. Drosnin" isminin bulunduğu şifrede adının
üzerinden iki defa "yalancı" tabiri geçiyordu. Ve ölüm fermanı; "Öldürülmek üzerine vacib
oldu". Nasıl? "Kalbine bir çivi saplanarak ve büyükçe bir delik açılarak." Nerede? "Kahire veya
Atina şehirlerinden birinde". Ne zaman? Bilinmiyor. Tek ipucu "ilk gün". Muhtemelen bu
şehirlerden birini ziyaret ettiğinin ilk günü. Kimler tarafından? Kitabında isimlerini zikrettiği iki
şifrecinin adı, birininki iki defa olmak üzere aynı sayfada..." İsteyenler bu
sayfayı
http://cs.anu.edu.au/~bdm/dilugim/drosnin.html adresinde görebilirler.Şaka bir yana,
Prof. Maya Bar-Hillel, Dr. Dror Bar-Natan ve Prof. Brendan McKay yazdıkları makalelerinde
akıllıca dizayn edilmiş bir teknikle WRR'ın Tevrat'ta bulduğundan daha başarılı sonuçların
Savaş ve Barış gibi bir romanda da bulunabileceğini isbat ettiler.
Tevrat'ta bulunan şifrelerin bir insan tarafından yazıldığı iddiası her ne kadar kabul edilemezse
de insanların da küçük bazı EAHD'li metinler yazabileceği muhakkaktır. Böyle bir metnin
Tevrat Şifresi taraftarlarını zor durumda bıraktığı bile olmuştur. Bunlardan birinde Grant
Jeffrey, Tevrat'ın nisbeten kısa bir parçasında 25 ağacın adının EAHD olarak kodlanmasından
öylesine etkilenmişti ki aynı uzunlukta bir metinde 25 ağacın ismini kodlayabilecek herhangi
bir kişiye 1000 dolar vadediyor ve meydan okuyordu. Kısa bir süre sonra Gidon Cohen adlı bir
İngiliz Yahudisi, herhangi bir bilgisayar kullanmaksızın 29 ağaç ismini hem de daha kısa bir
metnin içine kodlayarak açıkladı. Aynı metni bilgisayarlarla inceleyen uzmanlar Cohen'in
kendisinin farkedemediği beş ağaç isminin daha metinde EAHD'lenmiş olduğunu keşfettiler.
Cohen'in metni tamamen anlamlı bir metindi.
Jeffrey vadettiği parayı ödedi ama Tevrat Şifrelerine inanmaya devam etti.
Bu örnek asla Tevrat'taki şifrelerin de bir insan tarafından yazıldığının delili değildir. Cohen'in
biraz da komik örneğinde olduğu gibi kendisinin sadece 29 ağaç ismini kodladığı metinde
bilgisayarlar 34 isim buldular. Cohen bunları kodlamamıştı. Görünen o ki kısıtlı sayıda
harflerden oluşan her dil bu tür sonuçlar verecektir.
Şifre Tevrat'ın günümüze kadar bozulmadan geldiğinin bir delili mi?
Asırlar boyunca yeniden ve yeniden yazılagelen Tevrat ve Eski Ahit rulolarında herhangi bir
değişiklik olmadı mı? Şifre hayır diyor. Bugün var olan Tevrat metinlerinin tamamı birbirinin
aynıdır. Yahudilik akidesinin bir parçası da Tevrat'ın asla değişmediğine iman etmektir. Eski
Ahit'in Tevrat haricindeki 61 kitabı için aynı şey söylenemez. Bugün bu kitapların farklı
versiyonları mevcuttur.
EAHD sisteminin bir gereği olarak ön-kodlamalı herhangi bir metnin en ufak bir harfinin
kaybolması veya değişmesi şifreyi yok edecektir. Eğer Tekvin Kitabı'nda ilahi bir şifre var
idiyse ve bugün hala bu şifreyi bulabiliyorsak Tekvin Kitabı'nın harfi harfine vahiy orijinalliğini
koruduğu sonucuna varırız. Tabii bu kanaat bir şifrenin var olduğuna inanma kaydını
içermektedir. Aslında yeryüzündeki bütün Tekvin Kitabı metinleri aynı değildir. Samiriler bazı
farklılıklar gösteren bir metin kullanırlar ve fakat WRR'ın Samirilerin Tekvin Kitabı üzerinde
yaptığı testler çok düşük başarı göstermişlerdir. Bunun ne manaya geldiğinin kararını
okuyucuya bırakıp, şimdilik Tevrat'ın diğer kitapları için şifrenin varlığını isbat edecek yeterli
delilimiz olmadığını hatırlatalım. Bir istisna ile ki o da İşaya Kitabıdır ve çeşitli versiyonları
arasında en az değişiklik gösteren Eski Ahit Kitabı da budur.
Tevrat geleceği anlatan bilgisayar programı mı?
Tevrat Şifresi'nin basılmasından sonra kitabın dayanak olarak kullandığı araştırmanın yazarları
Drosnin'i kınayarak Tevrat Şifresinin geleceği tahmin etmek için kullanılmasının boş bir uğraşı
olduğunu, araştırmalarının tek sonucunun Tekvin Kitabı'nda bir tür şifrenin bulunduğu ve
bunun tesadüfi bir olay olamayacağı olduğunu açıkladılar. Doron Witztum ve Eliyahu Rips
Tevrat Şifrelerini bulduklarında kendilerinin de bu şifrelerin geleceğe ait haberlerin
bulunmasında kullanılabileceği fikrine kapıldıklarını ancak mantıki ve ampirik bazı testlerin bu
şifreler yoluyla geleceğe ait herhangi bir kanaate varmanın imkansız olduğunu gösterdiğini
anlatmaktadırlar.
ABD'li şifre uzmanı Harold Gans, düz mantığın A gerektirir B önermesi ile bunun tersi olan B
gerektirir A önermesinin tamamen bağımsız önermeler olduğu kuralıyla şifrelerin geleceği
tahmin için kullanılamayacağını açıklıyor. "Birbirinin tersi olan bu iki önermeden ilkinin doğru
olması ikincisinin de doğru olmasını gerektirmez. Yani WRR'ın makalelerinde tarih içinde
ilişkileri olan bazı isim ve tarihlerin Tevrat'ın Tekvin kitabında birbirlerine yakın kodlanmış
olması önermesini isbat etmeleri bu önermenin tersi olan bazı isimlerin Tevrat'ta birbirlerine
yakın kodlanmış olmasının bunların tarih içerisinde de ilişkili olacakları önermesini isbat
etmez."
Şifrenin varlığı bile henüz net olarak isbat edilememişken bu şifrelere inanan bilim adamları
bunların geleceği tahmin etmek için kullanılamayacağını açıklamaktalar. Bu durumda bizim de
onlara hak vermekten başka çaremiz kalmıyor.
Bu makalede Tevrat'ta gizli bir kodun olmadığını isbat etmeye çalışmadık. Tevrat'ın bir bilgiler
hazinesi olduğuna dair en sağlam inanış Müslümanlara aittir. Ulaştığımız sonuç, Drosnin ve
benzeri bazı araştırmacıların Tevrat'ta bulduklarını iddia ettikleri şifreyi isbat etmekte başarısız
oldukları ve ne yazık ki koca bir dinin kutsal kitabı etrafında açtıkları tartışmalarla bu kitaba
zarar verdikleridir.
Ve bir son söz olarak da Tevrat'daki açık mesaja inanmayıp satırlar arasında aradıkları şifrelere
inanan ve sonra da bunları uzaylılara atfeden Drosnin gibiler için bir şifre de biz
yazdık:güzelbakanGüzelgÖrürgüZelgörEnhayaTındanlezzetalır...
Satırdaki büyük harfler GÖZ ve ET kelimelerini kodlamakta ve demekte ki göz, bir et
parçasıdır. Güzel bakan ve güzel gören göz değil kalptir.
Abdülkerim Balcı