YENİ alternatiforum | duyurular | ateizm VE dinler | ağaç ev | bilim | cinsel yaşam | felsefe | kitap | mizah | politika | sanat | spor | tarih | yaşam | tavanarası | Chat!

alternatiforum DiNLER FORUMU ARŞİV 3

www.alternatiforum.com

ALTERNATİFORUM ÖZGÜR BİR FORUMDUR VE TEK BİR KURALI VARDIR
HİÇ BİR YAZI SİLİNMEZ!

Not: alternatiforum'a herhangi bir işlem yapmadan doğrudan giriş yapabilir VE yazabilirsiniz.

  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

KIMIN ALLAH'I ILE UGRASIYORSUNUZ SIZ BAKIIIIMMMM!!!

July 1 2001 at 11:10 PM
HACI  (no login)
from IP address 24.147.185.127

Isamesih.org'da arada bir yazardim. Epeyidir ugramiyordum.. Bir ugrayayim ve bir soru sorayim bari dedim..
Once Islam'in kendime gore temel felsefesini yaptim ve hristiyanlardan da kendi felsefelerini bir kac cumle ile belirtmelerini istedim. Once yanitlamadilar. Sonra sagolsun, Sen Antuan yanitladi.. Bunun uzerine ben ona asagidaki iletiyi yazdim......

Sevgili Sen-Antuan;
Ben belki siz ozetlersiniz bir kac cumle ile diye sordum..
Uzun yazilari okumak istemedim.. Son zamanlarda yapacak o kadar cok isim var ki.. Sen bile bilim bolumunde bana gorev yukledin.. Radyasyon kunusunu daha bitirmedim bile..
Onun icin bir kac cumle ile bir felsefesinin yapilmasini istedim hristiyanligin. Senin iletinde buyuk harflerle yazilmis cumleler var. Sanirim onlar Hristiyanligin felsefesini aciklamaya yetiyor.

Ilki kardes sevgisi..

TANRIYI SEVMEK IÇIN KARDESLERIMIZI SEVMELIYIZ
TANRI BIZE BÎR BUYRUK VERDI: KARDESINI SEVECEKSIN

Ikincisi daha buyuk bir sevgi.. dusman sevgisi...

GERÇEKTEN SEVEBILMEK IÇIN DÜSMANLARIMIZI BILE SEVELIM

Digeri butun insanlari sevme.. BÜTÜN INSANLARI DA SEVMELISIN . Dusmanini seven zaten butun insanlar sevmez mi?

Dunya mallarindan fedakarlik edeceksin..
TANRI SEVGISI VE DÜNYA SEVGISÎ ÜSTÜNE
DÜNYAYI SEVEN BÎRÎNIN YÜREGINE TANRI SEVGÎSI GIREMEZ

GEÇICI SEYLERI SEVMEYELIM . Bu yine hristiyanlikta dunyevi ve sehevi sevginin onemli olmadigini gosteriyor.


ISA YERYÜZÜNE BIZLERI ÖLÜMDEN KURTARMAK IÇIN GELDI
TANRIYA SEVGIMIZÎ NASIL GÖSTERMELIYIZ
ISA GIBI, YASAMAMIZI INSANLAR UGRUNA VERELIM


Butun bunlardan anladigim kadariyla Hristiyanlik sevgiyi ve insanlar arasindaki dayanisi on plana alan bir din.
Herkesi, Dusmanini bile seveceksin. Maddeye onem vermeyeceksin ve Isa'nin yeryuzune insanlari olumden kurtarmak icin geldigine inanacaksin..
Bunlar mi temel felsefesi?..

Eger bunlarsa, Hristiyanligin felsefesi ile Islam'in felsefesi arasinda buyuk farklar var..

Islami felsefeyi tekrarlayim..

Islam'in temel felsefesi bir muslumanin butun varligi ile Allah'a tevekkul etmesi ve O'na teslim olmasidir. Kur'an Allah'in yeganeligini vaz'eder ve ilahi af ve bagislamaya buyuk onem verir."

Islam, Allah'a cok daha onem veren, sevginden hic bahsetmeyen, sevgi yerine yalniz Allah'in affinin mumkun olabilecegi belirten bir din..
Hristiyanlikta teslimiyet tam anlami ile yok ve Tanri'yla birliktelik sevgi sartina baglanmis.
Islam'da ise, af ve bagislanma, sevgiye yer verilmeden, Allah'a tevekkule ve O'na kayitsiz sartsiz teslim olmaya baglanmis..

Evet, Islam'da sevgi yok, korkutma ve tehdit var..
Bizim muslumanlarin bazi davranislarinin nedenin simdi anlamaya basliyorum..

Ancak, merak ettigim kim bu Hristiyanlar yahu.. Boylesine saf ve guzellik dolu bir dini pratik eden tek bir hristiyanla karsilastigimi hatirlamiyorm..
Halbuki kalpleri dehset dolu bir milyarin ustunde musluman, korkularindan tiril tiril titriyor..... keh keh keh...
Islam verdigi sozu tutuyor, korkutuyor, dehsete dusuruyor. Tehditlerinde cok ciddi..
Hristiyanlik ise dogru durust murit bulamiyor galiba..
Etrafta tonla gercek musluman, cok az gercek hristiyan var..

Ilginc..

Peki nerede bu hristiyanlar yahu..
Merak ettim de.
Haci
-----------------------------------------------

Evet, goruyorsunuz, yine bazi atesli, hararetli tartismalarin temelini atiyorum diye bir his var icimde..
Yalan mi ama kardesim.. Ben gercekten hristiyanlik hakkinda, iclerinde yasadigim halde, temel bilgiden yoksunum. Hristiyanligi iyi biliyorum da, felsefesini pek bilmiyorum. Cunku yalniz pratik eden bilir o felsefeyi.. Ama Islam'in felsefesini cok iyi biliyorum. Hem kendim pratik ettim cok onceleri, hem de etrafinda Islam'i pratik eden yakinlarim var..

Bu iki farkli felsefe karsisinda insan sasiriyor. Biri sevgiden bahsederken, digeri korkutuyor, tehdit ediyor.. Biri gercekten pratigi cok zor bir din. Digerinin ise son derece kolay.. Birinin bir milyarin ustunde muridi var, otekinin hic olmamasi lazim.

Hristiyanlik son derece zor bir din.. Insanin dogasina aykiri.. Yahu ben dusmanimi nasil severim.. Butun din sevgi uzerine kurulmus..
Islam ise son derece kolay bir din.. Rituelleri cok ve zor bir din gibi gorunuyor ama, onlar yuzeyel goruntuler. Aslinda cok cok kolay bir din. Senle Allah arasinda hic bir araci yok.. ve zaten Allah seni o kadar korkutuyor ki, sana baska secenek vermiyor. Baska bir dine gecmeyi dusunemiyorsun bile.. O kadar buyuk tehditler altindasin ki..
Son dunya olaylari ve Islam'in gecmisine bakarsaniz butun bunlarin anlami var. Islam'dan kacamiyorsun. Bir kere musluman olmaya gor.. Hapi yuttun. Fikir degistirmeni falan kimse dinlemiyor. Allah'dan once muritleri seni ariyor, buluyor ve cezalandiriyor. Misir'da bir gazeteci seriat kanunlarinin kurbani olmustu ve katil serbest birakilmisti. Cunku katil Islam'i geleneklerden, Kur'anin emirlerinden birini yerine getirmisti.. Afganistan'a bakiniz. Din degistirmek mumkun mu? Birini din degistirmeye tesvik etmek bile olum cezasi ile cezalandiriliyor. Musluman olmayanlar giysilerinde durumlarini gosteren isaret tasiyorlar. Niye mi? Aslinda onlari degil de muslumanlari cezalandirmak icin. Biri kazara osurursa, kim osurdu diye bakiyorlar. Musluman degilse sorun yok. Muslumansa hemen bir iki sopa atip, abdest almaya zorluyorlar... keh keh ken.
Evet, butun guncel olaylari, siddeti, terorizmi artik rahatlikla anlayabiliyor, degerlendirebiliyorum.
Peki hangisi daha iyi bu dinlerin..
Bence Islam daha iyi..
Neden mi?
Yahu neden olacak, soyle etrafiniza bir bakinin. Kac tane gercek hristiyan var etrafinizda?. Hemen hic yok. Sen-Antuan ben katolik papaziyim, gercek hristiyanim diyor ama, herkesi seviyor mu? Insan her onune geleni sevebilir mi yahu? ve ustune ustelik zorlama yok.. Boyle din olur mu yahu?
Seveceksin, zorlamayacaksin.. Acaba diyorum hristiyanlik insanlari sevmeye mi zorluyor..keh keh keh..
Guya Hristiyanligin daha cok muridi varmis bu dunyada. Hic inanmiyorum. Bana sorarsaniz bir tane bile yok.. hepsi yalanci..
Evet, tekrarliyorum. Dinlerin en iyisi yine de Islam..
Cunku din dedigin bu isi biraz ciddiye alir ve zorlar yahu..
Kimin Allah'i ile ugrasiyorsunuz siz bakiiiimmmmm.
Haddini bilmezler sizi......

keh keh keh
Haci

 
 Respond to this message   
AuthorReply
Z.Q.R
(no login)
217.3.90.9

Kitap almislar....

July 1 2001, 11:49 PM 

Sevgili Haci,

a)Elestirdiginiz Islam maalesef bizimde elestirdigimiz yozlastirilan, rayindan cikarilan "Islamiyettir". Bu Islam ile Allah'in katindaki Islam (3:18-19,80-85,110-114) cok farkli seyler keh keh keh

b)Islam'da korkutma degil uyarma ve müjdeleme vardir. Korkutma sadece yoldan cikmis ve hicbir sekilde imana gelmiyeceklere yapilmistir....yoksa Cehennem atesinlen tehdit edilen Ebu Leheb imana mi gelmistir saniyorsunuz keh keh keh

c)Muminler Cehennemden korkmali ve Allah'a siginmalidir, cünkü korkmak insani rehavet ve rahat hissetmekten, Seytan'in tuzagina düsmekten önleyebilir...Cehennemden korkan baskasinin canina-malina-irzina kiyar mi hic keh keh keh

d)Allah sevgidir demek Islam ile celismez, sevgi iki insan yada varlik arasinda olan birsey oldugu gibi bütün yaratiklar arasinda olan bir ALAKA-ILISKI de olabilir..Quran'a göre ALLAH sevginin ve merhametin kaynagidir. Allah merhametlilerin en Merhametlisi, af edici, bagislayici demek ile Allah tüm sevgilerin kaynagidir demenin arasinda ne fark var...Allah erdemli insanlari, adaletli insanlari sevdigini bildiren ayetler var. Allah kafirleri, ortak kosanlari, ikiyüzlüleri, yalancilari, zalimleri sevmez keh keh keh

e) Tüm kitap almislar 3:64 ayetin mesajina davet ediliyorlar.

Haci sen acaib bir adamsin

Amerikada mi yasiyorsun?

Selam ve sevgiler,

Z.Q.R

 
 Respond to this message   

(no login)
213.194.68.245

Untitled

July 1 2001, 11:53 PM 

sevgili hacı hristiyanlıkmı kolay yoo aslında en zor din hristiyanlık kolaymı öyle herkesi sevmek can düşmanın bile olsa afedebilmek keh keh keh ( bu gülüş hacı gülüşüdür )

neyse yazının tamamını aşağı paste ediyorum


SEVECEKSİN Aziz Augustinus Hıristiyanlara Yuhanna'nın Birinci Mektubunu açıklıyor


KİTAP ÜSTÜNE
Augustinus Kuzey Afrika'da yaşamış ünlü bir episkopostu. 396 ile 430 yılları arasmda, Akdeniz kıyılarında bulunan Hippone'da episkoposluk yaptı. Yaşamı boyunca Hıristiyanlara Kutsal Kitabı açıklamaya çalıştı. Augustinus halka hitap etmesin! bilen biriydi. Episkoposluk koltuğuna oturarak, ayakta duran büyük bir kalabalığa hitap ederdi. Her yıl olduğu gibi 407 yılmda da Paskalya arifesinde yeni vaftizler yapılacaktı. Hıristiyanlar Paskalya Haftasında her gün kilisede beyazlara bürünmüş yeni vaftiz olacaklarla birlikte toplanırlardı. Augustinus onlara Yuhanna'nın Birinci Mektubu'nu açıklamaya karar verdi. Bu mektup Tanrı'nın çocukları olarak duyduğumuz mutluluktan söz ediyor. Mektup Tanrı'ya olan sevgimizi göstermek için kardeşlerimizi sevmemiz gerektiğini söylüyor. Paskalya Haftasi'nda ilk kez halka hitap ederken Augustinus şöyle diyordu: "Yuhanna mektubunda birçok şeyden söz ediyor. Mektup Tanrı'ya olan sevgimizi göstermek için kardeşlerimizi sevmemiz gerektiğini söylüyor.
Paskalya Haftasi'nda ilk kez halka hitap ederken Augustinus şöyle diyordu: "Yuhanna mektubunda birçok şeyden söz ediyor, ama özellikle sevgiden. Yüreklerinde sevgi bulunanlar bu mektubun açıklamasını büyük bir zevkle dinleyecektir. Açıklamalarım onlara ateşe atılan yağ gibi gelecektir. Beni dinleyen kişinin yüreğinde sevgi bulunmuyorsa sözlerim o kişiyi de ateşleyecektir".
Bu kitapçık, Augustinus'un havari Yuhanna'nın Mektubu üzerine yaptığı üç vaazından alınan alıntılardan oluşmuştur. Daha iyi anlaşabilmesi için Mektup'tan alınıp Augustinus tarafından açıklanan bölümler italik yazılmıştır.

Paskalya günü vaazı

TANRIYI SEVMEK İÇİN KARDEŞLERİMİZİ SEVMELİYİZ

TANRI BİZE BÎR BUYRUK VERDİ: KARDEŞİNİ SEVECEKSİN


Tanrı 'nın buyruklarım yerine getirirsek onu sevdiğimiz! biliriz (2,3).
Hangi buyrukları?
"Tanrı'yı tanıyorum" deyip de onun buyruklarım yerine getirmeyen, yalancının biridir ve kendisinde gerçek yoktur" (2,4)
Dikkatle dinleyelim! Hala "Hangi buyrukları?" diye soruyorsan, Yuhanna sana şöyle yanıt veriyor:
"Tanrı 'mn sözünü yerine getiren kişi onu kusursuz şekilde sevendir" (2,5).
incil'i aç ve oku! Orada şu buyruğu bulacaksın: "Size yeni bir buyruk veriyorum: birbirinizi şevin" (Yuhanna 13,34).
Tanrı 'mn sözünü tutanın içinde ise Tanrı sevgisi yetkinliğe ulaşmıştır (2,5).


GERÇEKTEN SEVEBİLMEK İÇİN DÜŞMANLARIMIZI BİLE SEVELİM


Ne zaman gerçek anlamda sevmiş oluruz? Düşmanlarımızı kardeşlerimiz gibi sevmeyi başardığımızda gerçek anlamda sevmiş oluruz. Gerçekte onların vücutlarım sevmemeliyiz. Birinin vücut sağlığı amacıyla dua etmek, iyi bir şeydir. Vücudu hasta olsa bile ruhu sağlıklı ve diri olmalı! Arkadaşının yaşamasını mı istiyorsun? Çok iyi. Düşmanın öldüğü için memnun musun? Çok kötü.

Arkadaşının yaşamasını istiyorsun, ama ne biliyorsun belki yaşamasının ona bir yararı yoktur. Düşmanın öldüğü için memnunsun, ama ne biliyorsun belki ölmesi onun yararına olmuştur. Kimin için yaşamak iyidir ya da kötüdür, bunu bilemeyiz. Ancak Tanrı'da yaşam bir iyiliktir, buna kuşku yok. Düşmanlarım şev, onları kardeşlerin olarak bil. Seninle tek bir yürek olmaları için düşmanlarım şev.
îşte bu şekilde sevmişti, isa haçta çivili haldeyken bile, "Baba, bu insanları bağışla çünkü ne yaptıklarım bilmiyorlar" (Luka 23,34) demişti. Oysa îsa, "Baba, onlara uzun ömürler ver! Beni öldürüyorlar, ama ben onların yaşamasını istiyorum!" demedi. Peki öyleyse ne dedi? "Bu insanları bağışla, ne yaptıklarım bilmiyorlar" dedi. Böylelikle sevgi dolu yakarışıyla ve herşeye kadir gücüyle düşmanlarının ruhlarım ebedi ölümden kurtarıyordu. Orada hazır bulunanların çoğu îsa'ya inandı. Tanrı da Mesih'i öldürdükleri için onları mahkum etmedi. Önce İsa'nın kanım dökerek öldürdüler, sonra îsa'ya inanarak onun kanım içtiler.
Tanrı sözünü tutanın içinde ise Tanrı sevgisi gerçekten yetkinliğe ulaşmıştır (2,5).
Göklerdeki Babanız nasıl mükemmelse siz de mükemmel olunuz (Matta 5,8) sözleriyle îsa düşmanlarım tam olarak şeviniz demek istedi.
"Mesih'e bağlıyım" diyen kişi İsa'nın yürüdüğü yolda yürümelidir (2,6).
Kardeşlerim, peki ama nasıl? Yuhanna burada ne açıklamak istiyor? îsa gibi suyun üzerinde mi yürümemizi istiyor? Hiç de değil! Bize, "îyilik yolunda yürüyün" diyor- Hangi yoldan? Bunu biraz önce belirttim, îsa haça çivilenmiş haliyle bile sevgi yolundan sapmamıştı. "Baba, onları bağışla, ne yaptıklarım bilmiyorlar". Kısacası düşmanın için hayır dua edersen isa'nın yolunda yürümüş olursun.


GERÇEK BİR HIRİSTİYAN OLMAK İÇÎN VAFTİZ OLMAK YETERLİ DEĞİLDİR AYRICA BÜTÜN İNSANLARI DA SEVMELİSİN


"Işıkta olduğunu..." söyleyen... Yuhanna burada gerçekte ne düşündüğünü söylüyor. Işıkta olduğunu söyleyip de kare/esinden nefret eden hala karanlık içindedir (2,9). Kardeşlerim daha ne kadar zaman size bunu tekrar edip duracağım. Düşmanlarınız! seviyor musunuz? Hiç olmazsa onlardan nefret etmeyin, çünkü bu sizin için daha kötü olur. Yalnızca kardeşleriniz! severseniz henüz mükemmel değilsiniz demektir; ama kardeşlerinizden de nefret ediyorsanız, o zaman insan sayılmazsınız. Herkes kendi yüreğinin içine bakmalı. Kardeşin sana ağır bir hakarette mi bulundu? Bunun için sakın ondan nefret etme. Kardeşinden nefret eden "Ben ışıkta yürüyorum" diyemez. Ayrıca "Ben Mesih'in yolunda yürüyorum" da diyemez.
"Işıkta olduğunu söyleyip de kardeşinden nefret eden hala karanlıklar içindedir ".
Varsayalım ki bir putperest Hıristiyan oluyor. Dikkatiniz! çekerim! Putperestken karanlıklar içindeydi; ama şimdi Hıristiyan oldu. Tanrı'ya şükredelim! Herkes mutlu. Bu adama Pavlus'un, "Bir zamanlar karanlıktınız, ama şimdi ışıksınız" (Efesliler 5,8) sözlerin! tekrarlayıp duruyoruz. Bu adam daha önce putlara tapıyordu. Şimdi ise kendisini yaratan Tanrı'ya tapıyor. Daha önce kendi yaptığı şeylere tapıyordu. Şimdi ise kendisini yaratan Tanrı'ya tapıyor. Değişti. Bunun için Tanrı'ya şükredelim. Tüm Hıristiyanlar sevinç içindeler. Neden? Çünkü bu adam şimdi Baba'ya, OğuPa ve Kutsal Ruh'a tapıyor. Putlardan ve kötü ruhlardan nefret ediyor. Bununla birlikte Yuhanna yine de, bu adam için kaygılanıyor. Herkes sevinç içinde, ama Yuhanna tam rahat değil. Kardeşlerim bir anne yüreğinden gelen bu kaygıya kulak verelim. Annemiz bizim için kaygılanıyor, herkes memnun olsa bile. Burada annemiz, sevgidir. Bu sözleri dile getirirken Yuhanna'nın yüreği sevgiyle doluydu. Yuhanna kaygılı. Neden? Çünkü bizler için kaygılanıyor. Oysa ötekiler mutlu. Korkuyor. Peki ama neden? Çünkü "Işıktayım" ya da "Hıristiyanım" diyen ve kardeşinden nefret eden kimse karanlıktadır. Bunun boşuna açıklamaya çalışmayalım. Bu adam gerçekten aydınlık içindeyse sevindim, karanlık içindeyse üzülelim. 5

Paskalya Pazartesi vaazı


TANRI SEVGİSİ VE DÜNYA SEVGİSÎ ÜSTÜNE
DÜNYAYI SEVEN BÎRÎNİN YÜREĞİNE TANRI SEVGÎSİ GİREMEZ



Dünyayı seviyorsak Tanrı'yı nasıl sevebiliriz? îçimize Tanrı sevgisi yerleşsin diye. Tanrı yüreklerimizi hazırlar, îki tür sevgi vardır: Dünya sevgisi ve Tanrı sevgisi. İçinde dünya sevgisi bulunan bir yüreğe Tanrı sevgisi giremez. Yüreğimizden dünya sevgisin! silip atalım! Yerine Tanrı sevgisi gelip yerleşsin! Dünyayı seviyordun, artık sevme. Yüreğin dünyayı ve dünya ile ilgili şeyleri sevmediği takdirde boş kalacaktır. Boş olunca da onu Tanrı sevgisi ile doldurabilirsin. Tanrı sevgisi böylece artık sende yerleşmeye başlamış oluyor. Tanrı sevgisinden hiçbir kötülük çıkamaz. Sizleri temiz kılmak isteyen Tanrı sözlerini dinleyin. Tanrı için insan yüreği bir tarla gibidir. Tanrı bu tarlada ne bulmaktadır? Tanrı bu alanda ormana rastlarsa bu alanı tarıma elverişli hale getirir. Temizlenmiş bir tarla bulursa, oraya bir ağaç yani sevgi diker. Evet, Tanrı'nin sökmek istediği bir orman var. Peki bu orman nedir? Bu orman dünya sevgisidir. Ormanı şokenin sözlerine kulak verin: "Dünyayı ve dünyaya ait şeyleri sevmeyin. Dünyayı sevenin içinde Allah Babanın sevgisi yoktur" (2,15).
Şu sözleri duymuş olacaksınız: Bir kimse dünyayı severse onda Allah Baba'nın sevgisi olamaz. Kardeşlerim sakın içinizden bu ne saçma şey diye düşünmeyin. Çünkü bunu söyleyen Tanrı'nın kendisidir. Kutsal Ruh havarinin ağzmdan konuştu. Bu sözler kesinlikle doğrudur. Bir kimse dünyayı severse onda Allah Baba 'nin sevgisi olamaz.
Allah'ın Oğlu ile birlikte mirasa konmak amacıyla Baba'nın sevgisinin sende olmasını istiyor musun? Öyleyse dünyayı sevme! Kötü dünya sevgisini kendinden uzaklaştırır, o zaman Tanrı sevgisi yüreğini dolduracaktır. Sen bir kapsın, ne yazık ki bu kap hala dolu. Sende olanı dok ki, sende olmayanı alabilesin.

VAFTÎZ OLANLARIN İÇİNDE TANRI SEVGÎSİNİN DERÎN KÖKLERİ BULUNMALI


Evet, kardeşlerimiz, şimdi suda ve Kutsal Ruh'ta ikinci kez doğmuş oldular. Bizler de yıllar önce suda ve Kutsal Ruh'ta ikinci kez doğmuştuk. Dünyayı sevmeyelim, bizim için iyi olan budur. Dünyayı sevmeye devam edersek Vaftiz ve Efkaristiya sırrı bizi kurtaracak güç olmaktan çıkıp bizi mahkum etmeye çalışacaktır.
Tanrı sevgisinin kökterinin içimizde bulunması. Tanrı'yi gerçekten sevmemiz bizi kurtaracak olan güçtür. Dıştan Hıristiyanlar gibi yaşamak yetmez. Bu biçimde yaşamak iyidir, kutsaldır ama kökü yoksa bir anlamı olabilir mi? Kesilen bir dal ateşe atılmıyor mu?
Hıristiyanlar gibi yaşamaya bak, köküne de bağlı kal. Koparılıp atılmamak için derin köklere sahip olmak gerekir. Bu köklere Tanrı sevgisinde kalarak sahip olunabilir. Havari Pavlus bize şöyle diyor: "Tanrı sevgisinde iyice kök salınız" (Efes.3,17).
Dünya nimetlerinin sık ormanında Tanrı sevgisinin sende kök salması nasıl mümkün olacaktır? Ormanı yok edin! Ekeceğiniz tohumlar çok iyi olacaktır. Tarlada hiçbir şey onları boğamayacaktır. Yuhanna'nın sözlerim açıklığa kavuşturan sözler şunlardır: Dünyayı ve dünyaya ait şeyleri sevmeyin, dünyayı sevenin içinde Allah Baba 'mn sevgisi yoktur (2,15).


GEÇİCİ ŞEYLERİ SEVMEYELİM



Evet, dünyadaki şeylerin tümü, bedenin tutkuları, görülen şeylerin tutkuları, yaşamda gösterişli görünme isteği, bu üç şey de Baba'dan değil dünyadandır: Dünya da kötü duygular da geçip gitmektedir. Oysa Tanrı 'mn isteğim yerine getiren sonsuza dek yaşar (2,16-17). "Tann'nın yarattığı şeyleri neden sevmeyecek misim?" diye sorabilirsin. Hangisin! tercih edersin, söyle ana? Geçici şeyleri sevmek mi istiyorsun, o zaman sen de onlarla birlikte geçip gideceksin. Geçici dünyayı sevmeyi bırakıp sonsuza dek Tanrı'yla birlikte yaşayabilirsin. Geçici şeylerin akarsuyu bizi sürükleyebilir, ancak Rab Mesih İsa akarsu kıyısındaki bir ağaç gibidir. İsa bir beden aldı, öldü sonra da ölüler arasmdan dirildi ve göğe çıktı.

îsa orada ırmağın kıyısında dikilmiş bir ağaç gibi durmak istiyor. Sel tarafından sürüklendiğinde ağaca tütün. Dünya sevgisi sürüklemeye başladığında Mesih'e tutunalım.


İSA YERYÜZÜNE BİZLERİ ÖLÜMDEN KURTARMAK İÇİN GELDİ



Bunu bir benzetme yaparak anlatalım. Tutukevinde iki kişinin bulunduğunu varsayalım. Bu kişilerden biri tutuklu öteki ise onu ziyarete gelmiş biri olsun. Bu iki kişinin durumları arasında çok büyük bir fark vardır. Arkadaşım tutukevinde ziyarete gitmek isteyen kişi bunun için tutukevine gitmek zorunda. Görünüşte her ikisi de tutukevindeymiş gibi görünürler, oysa durumları farklıdır.
Biri mahkum olduğu için ordadır, öteki ise arkadaşım ziyaret için oradadır. Dıştan bakan bizler için ikisi , de tutukevindedir. Ölümlü yaşamımızda günah bizleri tutsak kılıyordu, îsa bizleri sevdiği için dünyamıza geldi. Bizleri tutukevinden kurtarmak amacıyla geldi, îsa bizleri mahkum etmeye gelmedi. Kanım bizler için döktü, kurtarmalık ödeyerek bizi özgürlüğe kavuşturdu. Kötü yazgımızı umuda dönüştürdü. Hala ölümlü bir beden taşıyoruz ama sonu gelmeyecek bir başka yaşamımız olacak. Bundan eminiz.
Kayığımız denizin dalgaları ile sallanıyor ne var ki kıyıya çapamızı atmış durumdayız; işte bu çapa bizim umudumuzdur (îbraniler6,19).


YARADANI YARATIKLARINA TERCIH ETMEYELİM



îşte onun içindir ki dünyayı ve dünyaya ait şeyleri sevmememiz gerekiyor. Dünyada temel üç tutku vardır: Bedenin tutkuları, görülen şeylerin tutkuları, yaşamda gösterişli görünme isteği. Şöyle bir düşünceye kapılabilirsiniz: "Dünyadaki her şeyi yani yeri, göğü, denizi, güneşi, ayı, yıldızları ve göklerdeki her şeyi Tanrı yarattı". Denizlerde ne vardır? Yüzen her şey. Ya dünyada? Dünyada hayvanlar, ağaçlar, kuşlar vardır. Bütün bu varlıklar dünyadadır ve tüm bunları Tanrı yarattı- O zaman: "Tanrı'nın yarattıklarım neden sevmeyecek misim?" diye sorabilirsiniz.

Tanrı'nm Ruhu sizinle birlikte olursa o zaman neyin iyi olduğunu anlayabilirsiniz.
Yaratıklara çok bağlanırsan o zaman Yaradan'ı terkedebilirsin. Yazık sana-özaman! Yaratıklara baktığında onları güzel bulabilirsin. Ama unutma ki onları yaratan daha da güzeldir.
Sevgili kardeşlerim, kulağınızı açın ve beni dinleyin! Benzetmeler sizi aydınlatabilir. Kötülük Ruhu gelip de kulağınıza "Mutluluğunuzu Tanrı'nın yarattığı yaratıklarda arayın, bu sizin iyiliğinizdir" demesin. Aşırı içki içerek kötü duruma düşen ve kendilerini yaratan Tanrı'yı unutan insanlara rastlıyoruz.
Yaratıklardan ölçülü bir şekilde yararlanmalıyız. Yaratıklara tutkuyla bağlananlar sonradan Tann'yı unuturlar. Havari bu gibi insanlar için şöyle diyor: "Yaradan'dan çok yaratıklara tapındılar, ona hizmet ettiler. Tanrı çağlar boyunca yüceltilsin!" (Romalılar 1,25). Tanrı bu şeyleri sevmemizi yasaklamıyor, ama onlara çok bağlanmamızı ve mutluluğumuzu onlarda aramamızı yasaklıyor. Bu yaratıkları Yaradan'ı sevmek amacıyla sevebilir ve onlar hakkında iyi şeyler diyebiliriz.
KÖTÜ TUTKULARDAN NASIL KURTULÜNUR



insanı kötüye doğru sürükleyen üç şey vardır: Bedenin tutkuları, görülen şeylerin tutkuları, yaşamda gösterişli görünme isteği (2. l (^.Kötülük Ruhu îsa'yı da bu üç biçimde ayartmaya çalışmıştı. îsa'ya: "Tanrı'nın Oğluysan, söyle de şu taşlar ekmek olsun" (Matta 4,3) diyerek onu bedenin tutkularıyla ayartmak istedi.
îsa açtı, çünkü kırk gün boyunca bir şey yememişti. isa Ayartıcı'ya ne dedi? Kendi savaşçılarım nasıl savaşa hazırlıyor öğrenin. İsa'nın ne dediğini dinleyin: "însan yalnız ekmek değil ama Tanrı'nın ağzından çıkan her bir sözle yaşar" (Matta 4,4). Bunun üzerine Ayartıcı îsa'yı yemden ayartmaya kalktı. Bir mucize gösterebilirse görebildiği her şeye sahip olabileceğim söyledi. îsa'ya:
"Kendini aşağı at" dedi. Gerçekten de Kutsal Kitap'ta şöyle yazıyor:
"Tanrı senin için meleklerine buyruk verecek, onlar da ayağın yere çarpmasın diye, seni elleri üzerinde taşıyacaklar" (Matta 4,6). îsa Kötü Ruh'a direnerek, mucize yapmadı. Mucize yapmış olsaydı, ona itaat etmiş gibi görünecek ya da merakım gidermiş olacaktı. 9

isa hiç kuşkusuz istediği zaman, hastalara şifa vermek amacıyla mucizeler yaptı; çünkü kendisi Tanrı'ydı. O sıra mucize yapmış olsaydı, belki de şöyle düşünecektik: "Olağanüstü birşeyler göstermek istedi". Oysa İsa insanların böyle düşünmesin! istemedi. isa'nın verdiği yanıta bak ve sen de ayartıldığında öyle davran:
"Benden uzaklaş Kötülük Ruhu". Gerçekten de Kutsal Kitap'ta şöyle yazıyor: "Tanrı'nı sınamayacaksın" (Matta 4,10 ve 8). Bu şu anlama geliyor: "Bunu yaparsan Tanrı'yı sınamış olurum". Sen de aynı şeyi söyleyesin diye îsa böyle söyledi. Düşmanın seninle alay ederek sana: "Sen de erkek misin? Gerçekten Hıristiyan mısın? Yaşamın boyunca bir tek mucize gerçekleştirdin mi? Dua ederek ölüleri dirilttin mi? Ateşi yükselenlerin ateşini düşürdün mü? îyi biri olsaydın mutlaka bir mucize yapardm". Ayartıci'nın bu gibi sorularına şöyle karşılık ver: "Kutsal Kitap'ta şöyle yazıyor: "Tanrın olan Rabbi sınamayacaksın."
Öyleyse ben de Tanrı'yı sınamayacağım. Hem bir mucize gösterirsem, bu benim Tanrı'nın bir dostu olduğumu gösterir mi? Ya da mucize gösteremezsem, bu benim Tanrı'nın dostu olmadiğımı mı gösterir? Hiç de değil." îsa şöyle diyor: "Adlarınızın gökte yazılmış olduğuna sevinin" (Luka 10,20). Kötülük Ruhu isa'yı gösterişli görünme isteğiyle de ayartmak istedi. Nasıl mı? isa'yı yüksek bir dağın tepesine çıkararak ona: "Yere kapanıp bana taparsan bütün bunları sana vereceğim" (Matta 4,4) dedi. Kötülük Ruhu, evrenin kralına dünya krallığım sunmak istedi! Göğün ve yerin yaradanı îsa Kötülük Ruhunu ayakları altında ezdi. Böylece îsa ona karşı zafer kazandı. Bu pek öyle şaşılacak değil, îsa Kötülük Ruhüna ne söylemişti? Sen de Kötülük Ruhu'na aynı karşılığı ver.
Kutsal Kitap'ta şöyle yazıyor: "Tanrın Rabbe tapacak yalnız ona kulluk edeceksin" (Matta 4,10). Tanrı'nın sözlerim bağlılıkla yerine getirirsen dünya seni kendisine çekemez. Dünya seni kendiisihe çekemezse, o zaman ne bedenin tutkuları, ne görülen şeylerin tutkuları, ne de yaşamda gösterişli olma arzusu sana egemen olabilir, îşte o zaman Tanrı sevgisi yüreğine girebilecek, sen de Tann'yı seveceksin. Dünya sevgisi yüreğini kaplamışsa Tanrı sevgisine orada yer yoktur. Yüreğinizde daha çok Tanrı sevgisini tutmaya çalışın.
10

TANRIYI SEVERSEK HEP ONUNLA BİRLİKTE YAŞAYACAĞIZ


Tanrı daima yaşar, öyleyse, siz de onunla birlikte hep yaşayacaksınız. Çünkü bizler sevdiğimiz şeye benzeriz. Dünyayı seversen dünya gibi olursun. Tanrı'yı seversen... Ne diyeyim? Bir tanrıya mı benzeyeceğiz? Kendimden böyle bir şeyi söylemeye yetkim yok.
Kutsal Kitabı açalım: "Ben, sizler tanrılarsınız, çok yüce Tanrı'nın oğullarısınız diyorum (Mezmur 81/82,6)". Öyleyse, çok yüce Tanrı'nın oğulları ve tanrıları olmak istiyorsan, dünyayı ve dünyaya ait şeyleri sevmemelisiniz. Dünyayı seven birinin içinde Allah Baba'nın sevgisi yoktur. Gerçekten de dünyada: Bedenin tutkuları, görülen şeylerin tutkuları, yaşamda gösterişli olma arzusu vardır. Bütün bunlar Allah Baba'dan değil, dünyadan yani kısacası dünyayı seven insanlardan geliyor. Dünya da, dünyanın tutkuları da geçip gidiyor. Oysa Tanrı'nın isteğim yerme getiren Tanrı'nın kendisi gibi sonsuza dek yaşayacaktır (2,15-17).
11

Büyük Perşembe Vaazı


HIRİSTİYANLAR İNSANLARI SEVMELERÎYLE BAŞKALARINDAN AYRILIRLAR


TANRIYA SEVGİMİZÎ NASIL GÖSTERMELİYİZ



Size Tanrı'yı sevmenizi tavsiye ediyorum. Havarinin bu mektubu bize Tanrı'yı sevmemizi tavsiye ediyor, îsa dirildikten sonra Petrus'a bir soru soruyor: "Beni seviyor musun?" (Yuhanna 21,15). Bu soruyu üstelik ardarda birkaç kez soruyor, üçüncü kez sorduğunda Petrus buna çok üzülmüştür. Petrus şöyle düşünüyor:
"îsa bana güvenmiyor mu, yüreğimden geçenleri bilmiyor mu?" Ama îsa yine de sorusunu üç kez yineliyor. Petrus, korkusundan üç kez:
"Ben bu adamı tanımıyorum" (Matta 26,72/74) ve üç kez de içindeki sevgiyle: "Seni seviyorum" dedi. Şu halde Petrus îsa'yı seviyor. Peki Petrus İsa'ya ne verebilecek? Bu somya Mezmurlardan birinde de rastlıyoruz: "Rabbe bana verdiklerine karşılık ne vereceğim?" (Mezmur 115/116,12). Bunu yazan kişi gönlünden şöyle geçiriyordu:
"Tanrı bana onca şey verdi, ya ben, karşılık olarak ona ne verebilirim?" Ve ne vereceğini bilmiyordu. Kuşkusuz! insan Tanrı'ya verebileceği her şeyi zaten ondan aldı. Peki bir insan aldıklarının karşılığında ne verebilir? Demin söyledim. Rabbe, ondan aldığım verebilir. "Esenlik kasesini kaldıracağım ve Rabbi adıyla çağıracağım" (Mezmur 115/116,3). Bu kaseyi ona kim verdi? Rab değil mi? Bu kaseyi de ona geri vermek istiyor. Esenlik kasesini kaldırmak ve Rabbi adıyla çağırmak yüreği Tanrı sevgisiyle dolu olmak demektir.


İSA GİBİ, YAŞAMAMIZI İNSANLAR UĞRUNA VERELİM



Yüreği Tanrı sevgisi ile dolu olan kişi kardeşinden nefret etmek bir yana onun uğruna ölmeye hazırdır. Kardeşin uğruna ölmeye hazır olmalısın (l.Yuhanna 3,16). Kusursuz sevgi buna derler, îsa bize bu sevgiyi gösterdi, insanlar için öldü, kendisin! haça gerenler için dua etti.
12

İsa haç üzerinde: "Baba, onları bağışla, ne yaptıklarım bilmiyorlar" (Luka 23,34) dedi. İsa bunu tek basma gerçekleştirseydi, gerçekten Rab olmazdı. Bir efendinin daima öğrencileri olur. İsa'nın da öğrencileri vardı, öğrencileri de onun izinde yürüdüler, îstefan'ı öldürmek amacıyla taşladılar, îstefan diz çökerek şöyle dua etti:
"Rab, bun insanların günahlarım bağışla (Elçilerin İşleri 7,60)". îstefan kendisini öldürenleri sevdi ve onların uğruna öldü. Havari Pavlus'u dinleyelim. Pavlus şöyle diyor: "Sizi kurtarmak amacıyla kendimi her şeyimle feda edeceğim" (2.Korintliler 12,15). îstefan ölürken Pavlus için dua etmişti. Gerçekten de Pavlus o sıra İstefan'ı taşlayarak öldürenlerle birlikteydi. îşte kusursuz şekilde sevmek budur. Kardeşlerin! böyle bir sevgiyle seven ve onlar uğruna ölmeye hazır kişinin sevgisi kusursuzdur.


TANRI SEVGİSİNDE AŞAMA
Tanrı sevgisi insanda doğar doğmaz hemen kusursuz mudur? Hayır, Tanrı sevgisi yavaş yavaş büyür ve olgunlaşır. Doğduktan sonra beslenir, beslendikçe güçlenir, güçlendikçe mükemmelleşir. Kusursuz hale gelince de, "Benim için, yaşamak Mesih'tir; ölmek de benim için kazançtır" dedirtir insana. Ölmeyi ve Mesih'le birlikte olmayı arzuluyorum. Çünkü böylesi çok daha iyidir. Ama bu dünyada kalmam sizin için gereklidir (Fil. l,21-24). Pavlus kardeşleri uğruna ölmeye hazırdı, ama pnlara yararlı olmak için, daha yaşamak istiyordu.


PETRUS ÎLE ZAKAY ÖRNEKLERİ
Tanrı sevgisinin kusursuz olduğunu gösteren belirti şudur:
Tanrı sevgisine isteyerek karşı gelmeyen ve ona karşı günah işlemeyen gerçekten Tanrı'nın çocuğudur, îsa Petrus'a : "Petrus, beni seviyor musun?" diye soruyor. Petrus da ona, "Evet seni seviyorum" (Yuhanna 21,16) diye karşılık veriyor, îsa ona, "Beni seviyorsan, hizmetime gir" demiyor, îsa yeryüzünde ölümlü vücudunda iken acıkmış, susamıştı. Acıktığında, susadığında arkadaşları onu evlerine davet etmişlerdi.
13

Parası olan da mal varlığıyla îsa'ya yardımda bulundu. Bütün bunları incil'den okuyoruz. Zakay isa'yı evine davet etti.
Doktoru kabul etti ve hastalığından kurtuldu. Hangi hastalığından? Para sevgisinden. Zakay gerçekten zengin bir adamdı. Vergi toplayanların başıydı. Hastalığından nasıl kurtulduğuna bakalım. Zakay şöyle diyor: "Mallının yarısın yoksullara dağıtacağım. Bir kimseden haksız yere bir şey aldımsa, ona aldığınım dört katım vereceğim" (Luka 19,6/8). Zakay mal varlığının yarışım saklıyor. Bunu kendi için değil de borçlarım ödemek için yapıyor.
Böylece doktoru evine kabul ediyor. İnsanlar Rabbi evlerine davet edebiliyorlardı çünkü İsa bizim gibi bir vücuda sahipli. İsa kendisine hizmet edenlere iyilik yapmak istiyordu. Bu kendisinin değil insanların yararınaydı. Kendisine melekler hizmet ederken insanların hizmetine ihtiyacı yoktu ki onun. Hatta Tanrı'nın kulu îlya peygamberin bile insanların yardımına ihtiyacı yoktu.
Gerçekten de Rab ona bir karga aracılığıyla et ve ekmek gönderiyordu. Rab îlya'yı gizlice beslemişti! Tanrı buna karşın onu, Tanrı'yı seven bir dulun evine göndererek, o dul tarafından doyurulmasını istedi. Rab bunu o dul kadını kutsamak için istedi. Tanrı'nın dostlarının yardımına koşanlar daima ödüllendirilirler. Rab bu gerçeği İncil'de belirtiyor. İsa göğe çıkacağı için havarileri artık ona hizmet edemeyeceklerdi.
Petrus sevdiği İsa uğruna ne yapabilirdi? "Sürümün çobanı ol" (Yuhanna 21,16). Bu şu anlama geliyor: "Kardeşlerim benim seni sevdiğim gibi şev. İnsanları kurtarmak uğruna kanuni döktüm. Gerçeği savunmak amacıyla ölmekten çekinmeyin. Başkaları ancak o zaman sizi izleyeceklerdir".


YALNIZ İÇİNDE TANRI SEVGÎSÎ OLAN GERÇEKTEN TANRTDAN DOĞMUŞTUR
Kardeşlerim, gerçek ve kusursuz Tanrı sevgisinin ne olduğu konusunu açıklamaya devam ediyorum. Tanrı'dan doğanın içinde bu Tanrı sevgisi vardır. Çok sevgili kardeşlerim, kulağınızı bana verin ve söyleyeceklerimi dinleyin. Vaftiz olmuş birini ele alalım: Bu kişi insana yaşam veren vaftiz Kutsal Sırrım almıştır. Vaftiz büyük bir Kutsal Sır'dır. Tanrı'nın bir işaretidir, çok kutsaldır. 14

Bunu anlatacak sözcük bulmak zordur. Vaftizin büyüklüğü, vaftiz olanın tüm günahlarım bağışlayarak, o kişiyi yepyeni bir insan yapmakta yatıyor. Ancak vaftiz olan kişi kendi kendisine sonsun:
'"Vücuduma aldığım şey yüreğimi de değiştirdi mi?" Adam yüreğinde Tanrı sevgisini görürse , ancak o zaman, "Ben Tann'dan doğdum" diyebilir. Ama içinde Tann sevgisi yoksa, doğru, üzerine aldığı Kutsal Sırrın bir izi vardır.
Gerçekte ise o doğru yoldan ayrılan bir asker kaçağıdır. içinde Tann sevgisi olmalıdır. Yoksa, "Ben Tann'dan doğdum"dan çok "Ben vaftiz oldum" diyebilir. Burada havari Pavlus'a kulak verelim: "Peygamberlik etme yeteneğim olsa da, tüm gizleri ve bilgileri bilsem de, dağları ^erinden oynatabilecek iman bütünlüğüne sahip olsam da, içimde Tann sevgisi yoksa, bir hiç sayılının" (LKorintliler 13,2).
15

__________________
sen-antuan
pax et bonum

 
 Respond to this message   

(no login)
213.194.68.245

Untitled

July 1 2001, 11:57 PM 

Sevgiyle etkin olan inanç


[img][/img]

[img][/img)


( Sevgiyle etkin olan inanç )

Saygıdeğer Metropolit kardeşlerimiz, ruhani evlatlarımız Kahinler, Rahipler, Diyakoslarla Antakya Elçisel Kilisemize bağlı tüm bölgelerdeki sevgili Süryani toplumumuza; ruhsal bereketlerimizi ve hayırlı dualarımızı sunarız. Rab’bin inayeti, Meryemana, Aziz Elçilerin önderi Mor Petrus, diğer Elçilerin, Aziz ve Şehitlerin duaları sizinle beraber olsun. Amin.

“Mesih İsa’da ne sünnetlilik ne de sünnetsizlik bir işe yarar; yalnız sevgiyle etkin olan imanın değeri vardır.” ( Galatyalılar 5:6 )

Elçi Pavlus’un Galatya halkına gönderdiği mektubunda; inanca, Hıristiyanlığa yakışır iyi eylemlerin olması zorunluluğu ve Hıristiyanlık inancın temelinde sevginin varolduğunu, aynı şekilde sünnetlilik yasasının bir yararı olmadığını sadece Allah ile Hz. İbrahim ve Allah ile Peygamber Musa ve halkı arasında yapılan antlaşmanın simgesi idi. Elçi Pavlus, sünnet olmanın ruhsal açıdan bir yararı olmadığını, tersine Rab Mesih’ten uzak kalacağını öğütleyerek, Galatyalılara bu konu ile ilgili şöyle yazmıştır: “Bakın ben Pavlus size şunu söylüyorum, sünnet olursanız Mesih’in size hiç yararı olmaz.”(Galatyalılar 5:2) Hıristiyanlıkta önemli olan, Rabbimiz İsa Mesih’e gerçek anlamda inanmak ve aynı şekilde sevgi ile etkin olan inançtır. Yani, saygın, iyi işler ve başkalarına örnek teşkil edilecek davranışlarda bulunmaktır. İnanlı kişi, ruhsal açıdan yeniden doğmasını sağlayan kutsal Vaftiz Sırrı’nı alması ile yüce Tanrı ile yeni antlaşma yapması sonucunda, inanlı kişi kutsallık kayrasını kazandığı gibi, Baba Tanrı’ya oğul, Rab Mesih’e kardeş ve göksel melekutun da varisi olur. Böylece kişi, gerçek inancını, örnek davranışlarıyla ve etkin bir sevgiyle gösterir. Rab Mesih Kutsal Kitap’ta buyurduğu gibi: “Birbirinize sevginiz olursa, herkes bununla benim öğrencilerim olduğunuzu anlayacaktır.” (Yuhanna 13:35). Böylece, Birbirimizi seversek, Yüce Tanrı’yı sevmiş oluruz. Rab Mesih’in buyurduğu gibi: “Size yeni bir buyruk veriyorum: Birbirinizi sevin. Sizi sevdiğim gibi, siz de birbirinizi sevin.” (Yuhanna 13:34).
Elçi Pavlus iman ile ilgili şunu belirtmektedir. “İman, umut edilen şeylere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.” (İbraniler 11:1) Başka bir değişle iman, Vahiy’e inanmak, yani inancın gerçeklerine inanmaktır. Yüce Tanrı, bu inancın gerçekleri, Eski Ahit’in bölümlerindeki seçkin kullarıyla ve Yeni Ahit’in bölümlerindeki seçkin elçileri ve aziz öğrencileriyle gösterdi. Aynı şekilde 325’de Nikiya’da, 381’de İstanbul’da ve 431’de ise, Efesos’da toplanan kutsal ve evrensel konsillerin sonucunda oluşturulan Hıristiyanlık iman yasalarına inanmalıyız. Nasıl ki, iman, umut edilen şeylere güvenmek ve görünmeyen şeylerin varlığından emin olması gibi. Hıristiyanlık inancı, Rab Mesih’in yüce Tanrı’nın biricik oğlu ve insanlığın kurtarıcısı olduğuna inanmaktır. Bu inanç, yapılan iyi işlerle, örnek davranışlarla bütünleşir. Bu anlamda Elçi Yakup şöyle buyurmaktadır:
“Kardeşlerim, eğer bir kimse iyi eylemleri yokken imanı olduğunu söylerse, bu neye yarar? Öyle bir iman o kimseyi kurtarabilir mi? Bir erkek ya da kız kardeş çıplak ve günlük yiyecekten yoksunken, sizden biri ona, Esenlikle git, ısınmanı ve doymanı dilerim derse, ama bedenin gereksindiklerini vermezse, neye yarar? Bunun gibi, tek başına eylemsiz iman da ölüdür. Ama biri şöyle diyecektir: Senin imanın var, benim eylemlerim var. Eylemler olmadan sen bana imanını göster, ben imanımı sana eylemlerimle göstereyim. Sen, Tanrı’nın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun! Cinler bile buna inanıyor ve titriyorlar. Ey akılsız adam, eylem olmadan imanın yararsız olduğuna kanıt mı istiyorsun? Atamız İbrahim, oğlu İshak’ı sunağın üzerinde Tanrı’ya adama eylemiyle aklanmadı mı? Görüyorsun, onun imanı eylemleriyle birlikte etkindi; imanı, eylemleriyle tamamlandı. Böylelikle, İbrahim, Tanrı’ya iman etti ve böylece aklanmış sayıldı diyen Kutsal Yazı yerine gelmiş oldu. İbrahim’e de Tanrı’nın dostu denildi. Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.” (Yakup 2:14-35).
Evet sevgililer; Elçi Yakup’un sözleri, Elçi Pavlus’un sözlerine zıtmış gibi görülüyor, ama gerçekte birbirini tamamlayan sözlerdir: “Onlar karşılık ödemeden Tanrı’nın kayrasından yararlanarak, Mesih İsa’da sağlanan kurtulmalık aracılığıyla doğrulukla donatılırlar. Tanrı Mesih’i kanına olan imanla günahların bağışlanması için kurban olarak sundu ve böylece adaletini gösterdi....Çünkü insanın, Yasa’nın gereklerini yapmakla değil, imanla aklandığı kanısındayız....” (Romalılar 3:24-31). Elçi Pavlus, İbrahim’i bir örnek olarak aldı Elçi Yakup’un yaptığı gibi. Elçi Pavlus, bu konu ile ilgili şöyle buyurmaktadır: “İbrahim Tanrı’ya iman etti ve böylece aklanmış sayıldı.... Hangi durumda aklanmış sayıldı? Sünnetliyken mi, sünnetsizken mi? Sünnetliyken değil, sünnetsizken... İbrahim daha sünnetsizken imanla aklandığının kanıtı olarak sünnet işaretini aldı. Öyle ki, sünnetsiz oldukları halde iman edenlerin hepsinin manevi babası olsun ve böylece onlar da aklanmış sayılsın. Böylelikle atamız İbrahim, yalnız sünnetli olmakla kalmayan, ama kendisi sünnetsizken sahip olduğu imanın izinden yürüyen sünnetlilerin de babası oldu.” (Romalılar 4:1-12). Süryanilerin tacı olan Patrik aziz mor Severiyos Rabo, Halikartas Episkoposu Yulyane’ye yazdığı mektupta, iki elçinin sözleri birbirlerine ne kadar uyumlu ve birbirini tamamlayıcı sözler olduğunu, kişinin imanı ve yaptığı işler sayesinde aklanmış sayıldığını belirterek, Kutsal üçlük adına Vaftiz olduktan sonra, asli günahtan paklanması ile beraber sonsuz mutlulukların melekütüne ulaşma sevincini elde eder. Bu anlamda Rab’bımız İsa Mesih’in sevindirici sözüne göre: “İman edip Vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise, hüküm giyecek.” (Markos 16:16). Böylece kişi, Vaftiz olmakla, ruhsal yönden ikinci kez doğmasını sağlar, Baba Tanrı’ya oğul olur. Tanrı ile yeni bir antlaşma yaparak, Kutsal Müjdeye göre yaşamını yönlendireceğini, Hıristiyanlığa yakışır işler yapacağını belirtir. Aksi takdirde Elçi Yakub'un da belirttiği gibi: “Eylemsiz iman ölüdür..” (Yakup 2:20). Atamız İbrahim bilindiği gibi sünnet olmuştu. Ama O’nun güçlü imanı eylemleriyle birlikte etkindi; imanı, eylemleriyle tamamlandı. Böylelikle, Yüce Tanrı’ya iman etti ve aklanmış sayıldı. Çünkü görüyoruz ki, Tanrı’nın buyruğuna itaat etti ve biricik oğlu İshak’ı kurban sundu. Rab Mesih’in konuşmalarında İbrahim’in yaptıklarından bahsederdi. Yahudiler bizim babamız İbrahim’dir diye söylediklerinde, Rab onlara şu cevabı verdi: “İbrahim’in çocukları olsaydınız, İbrahim’in yaptığını yapardınız.” (Yuhanna 8:39). “..Yalnız sevgiyle etkin olan imanın değeri vardır.” (Galatyalılar 5:6). Elçi Pavlus tekrar şöyle buyuruyor: “Tanrı katında aklanacak olanlar Yasa’yı işitenler değil, Yasa’yı yerine getirenlerdir.” (Romalılar 2:13). Rab Mesih Kutsal İncil’de şöyle buyurmuştur: “Beni, Rab! Rab! Diye çağıran herkes göklerin egemenliğine girecek değildir. Ancak göklerde olan Babamın isteğini yerine getiren girecektir.” (Matta 7:21). Rab Mesih bunu fiilen gerçekleştirmiştir: “Rab Mesih’in annesiyle kardeşleri O’na geldiklerinde, kalabalıktan ötürü yanına yaklaşamadılar. Mesih’e, annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar diye haber verildiğinde; haberi getirenlere şöyle karşılık verdi: Annemle kardeşlerim, Tanrı’nın sözünü işiten ve uygulayanlardır.” (Luka 8:19-21). Son yargıyla ilgili Rab’bimizin sözleri açık ve nettir. Önemli olan, sevgi yoluyla etkisini belirten imandır. Bu inanç doğrultusunda hayatlarını geçiren iyi inanlılara son günde şöyle diyecektir: “Sizler Babamın kutsadıkları, gelin! diyecek. Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın! Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancıydım, beni içeri aldınız. Çıplaktım, beni giydirdiniz; hastaydım, benimle ilgilendiniz; zindandaydım, yanıma geldiniz. O vakit doğru kişiler O’na şu karşılığı verecekler: Ya Rab, biz seni ne zaman aç görüp doyurduk, ya da susamış görüp içecek verdik? Seni ne zaman yabancı gördük de içeri aldık, ya da çıplak görüp giydirdik? Seni ne zaman hasta ya da zindanda görüp yanına geldik? Kral da onlara şöyle cevap verecek: Size doğrusunu söyleyeyim, bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınızı, benim için yapmış oldunuz. Sonra solundakilere şöyle diyecek: Ey lanetliler, çekilin önümden! İblis ile onun melekleri için hazırlanmış sönmez ateşe yollanın!” (Matta 25:34-41). Burada Rab Mesih, yargılanacak olanların, ihtiyacı olanlara iyilik yapmadıklarını, bu kötü davranışlarını kendisine karşı yapıldığını kabul ederek, “Bunlar sonsuz azaba uğrayacak, doğrular ise, sonsuz yaşama kavuşacaklar.” (Matta 25:46).
Bu konu ile ilgili Elçi Pavlus Korintlilere şöyle dedi: “Bedende yaşarken gerek iyi gerek kötü, yaptıklarımızın karşılığını almak için her birimizin Mesih’in yargı kürsüsü önünde görünmesi gerekir.” (II.Korintliler 5:10). Tekrar İbranilere olan mektubunda da şöyle belirtmektedir: “Tanrı adaletsiz değildir. Emeğinizi ve kutsal olanlara hizmet etmiş olarak ve etmeye devam ederek O’nun adına gösterdiğiniz sevgiyi unutmaz.” (İbraniler 6:10).
Evet, yukarıdaki sözlerden de anlaşıldığı gibi, Rabbimiz İsa Mesih bizden, kutsal ve ihtiyacı olanlara hizmet etmemiz, yoksul ve öksüz olanlara maddi ve manevi yönden yardımcı olmamızı ister. Çünkü onlar Mesih’in kardeşleridir. Onlara yaptığımız hizmet, Rab Mesih’e yapmış oluyoruz. Bu yaptığımız hizmet, Elçi Yakub’un da buyurduğu gibi, Hiristiyanlık inancının temelinden sayılır: “Baba Tanrı’nın gözünde temiz ve kusursuz olan dindarlık kişinin, öksüzlerle dulları sıkıntılı durumlarında ziyaret etmesi ve kendini dünyanın lekelemesinden korumasıdır.” (Yakup 1:27). Aynı şekilde merhamet sevginin yavrusudur. Yüreğinde Tanrı sevgisi olan kişi, yakınında duran kişiye bu sevgisini gösterir. Elçi Pavlus mektubunun birinci Korintliler 13.bölümde, sevginin meziyetleriyle ilgili bize güzel ve yararlı bilgiler öğretiyor. “Sevginin İlahisi” olarak bilinen bu bölümde Pavlus, sevginin üstünlüğünü, sevginin etkinliğini, sevginin gücünü, hatta dağları yerinden oynatmaktan bile daha üstün olduğunu dile getirerek, şöyle bitirmektedir: “Kalıcı olan üç şey vardır: İman, ümit ve sevgi. Bunlardan en üstün olanı da sevgidir.” (I.Korintliler 13:13). Sevgi Tanrısal buyrukların kaynağıdır. Kutsal Yasa uzmanı, Rab Mesih’i sınamak amacıyla bir soru sordu; “Öğretmenim, Kutsal Yasa’da en önemli buyruk hangisi? Rab Mesih şu anlamlı cevabı verir: Tanrın olan Rabbi bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla sev. İşte ilk ve en önemli buyruk budur. İlkine benzeyen ikinci buyruk da şudur: Komşunu kendin gibi sev. Kutsal Yasa’nın tümü ve peygamberlerin sözleri bu iki buyruğa dayanır.” (Matta 23:35-40).
Ne güzeldir Elçi Yuhanna’nın sevgiyle ilgili söylediği şu sözü: “Tanrı sevgidir.” (I.Yuhanna 4:8).
Sevgililer; Rabbımız İsa Mesih, on bakirenin örneğinde, iman, ümit ve sevgiyle ilgili önemli bir ders veriyor. Bunların beşi akılsız, beşi de akıllıymış. Bu on bakire de inançlı, Rabbin ikinci gelişini bekliyordu. Ancak güvey gecikince hepsini uyku tutmuş ve dalıp uyumuşlar. Güvey gelince, hazırlıklı olan kızlar onunla birlikte düğün şölenine girmişler. O akılsızlar ise, onlar da diğer arkadaşları gibi inançlı ve ümitli idiler. Ancak kandilleri için yağları yoktu; özellikle sevgi, merhamet yağları yoktu. Bunun için kandilleri söndü. Yağ satın almaya giderlerken güvey gelmiş, hazırlıklı olan, yani ümitli, inançlı, iyi amelleri olan, yürekleri sevgiyle dolu olan akıllılar, onunla birlikte düğün şölenine girmişler. Ancak akılsızlar karanlıkta kalmaya mahkum oldular. Demek ki, eylemsiz, amelsiz inanç ölüdür. Aynı şekilde yoksul olan Laazar ile zengin adamın örneği de bizim için önemli bir derstir. Bu önemli konu ile ilgili Suruç’lu Melfono Mor Yakub’un bir yorumu vardır. Bu yorumu Süryani Edebiyatımızda önemli yeri vardır. Bu yorumdan bir alıntı yapmak istiyoruz: “Kitaplarda bu zengin adamın günah işlediğini, kötülük yaptığını belirtmemiştir. Peygamber Musa’nın yasasına sadık, İbrahim’i baba olarak çağırırdı. Bu adam ölünce, ölüler diyarında ıstırap çektiğini görmüş. Istırap çekmesinin nedeni, kapısının önünde duran sofrasından düşen kırıntılarla karnını doyurmaya can atan yaralı, yoksul Laazar’a merhamet etmeyişi idi.
Sevgililer; bizim için altın fırsat olan bu Kutsal Kırk günlük Oruçta, kendimizi Rab Mesih’te yenileyelim. Kötülüklerden uzak duralım, gece gündüz Rabbin buyruklarını mütalaa edelim. İnancımızı iyi amellerle süsleyelim. Özellikle ihtiyacı olanlara, yoksullara, dul ve öksüzlere maddi ve manevî yönden yardımlarımızı, bağışlarımızı esirgemeyelim. Böylece inancımızı sevgiyle pekiştirelim.
Yüce Tanrı, Oruç ve dualarınızı kabul etsin; sağlık ve mutlulukla, Diriliş Bayramının sevincine kavuştursun. Rabbin inayeti ve bereketi sizinle beraber olsun. Amin. Abun dbaşmayö...

Patrik
Moran Mor Iğnatiyos
I. Zekka Ayvaz
10 Şubat 2001


 
 Respond to this message   

(no login)
213.194.68.245

Untitled

July 2 2001, 12:01 AM 

kusura bakamayın gene çenem düştü kimseyi bayıltmak gibi bir niyetim yoktu

KEH KEH :)KEH



SAYGILARIMLA

SEN-ANTUAN

PAX ET BONUM

 
 Respond to this message   
Current Topic - KIMIN ALLAH'I ILE UGRASIYORSUNUZ SIZ BAKIIIIMMMM!!!
  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

kuruluş | kurallar | arşiv 1 | arşiv 2 | arşiv 3 | alternatif TEFSİR | alternatif MEALLER | linkler | e-posta

Copyleft © Temmuz 2000 - 2009

rss