YENİ alternatiforum | duyurular | ateizm VE dinler | ağaç ev | bilim | cinsel yaşam | felsefe | kitap | mizah | politika | sanat | spor | tarih | yaşam | tavanarası | Chat!

alternatiforum DiNLER FORUMU ARŞİV 3

www.alternatiforum.com

ALTERNATİFORUM ÖZGÜR BİR FORUMDUR VE TEK BİR KURALI VARDIR
HİÇ BİR YAZI SİLİNMEZ!

Not: alternatiforum'a herhangi bir işlem yapmadan doğrudan giriş yapabilir VE yazabilirsiniz.

  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

Bir u dönüşü daha mı? Patates partili kör dövüşünden demokrasiye...mi?

July 12 2001 at 8:37 AM
  (no login)
from IP address 212.253.3.44

'"Nereniz değişti?" deniyor. Değişim süreci, Tayyip Erdoğan dahil, hepimiz için hâlâ devam ediyor. Son 5 yılda hepimiz çok önemli tecrübelerden geçtik. Erdoğan da dahil, bizler de samimi özeleştiriler yapıyoruz. Bu muhasebe, geçmişteki bazı yanlışları da içeriyor. Bugün eleştirilen bazı söz ve davranışların ortaya konduğu günlerde sloganlar, abartılar hakimdi. Ancak bugün artık o geçmişte takılıp kalmamak gerekiyor. Şimdi ne kadar samimiyiz, ne düşünüyoruz, ona bakmak lazım.'

'LAİKLİK konusunda kesinlikle takıyye yapmıyoruz. İnanıyoruz ki laiklik olmadan demokrasi, demokrasi olmadan da laiklik olmaz. Bizim laiklik anlayışımıza göre herkes inancını serbestçe ortaya koyacak, devlet te bütün inançlara eşit mesafede olacak. İşte asıl özgürlükçülük budur.'

(Abdullah Gül, HÜRRİYET, 12 Temmuz 2001)

-------------------------

Allah'ım, Abdullah Gül'ün ve onun içinde bulunduğu Yenilikçiler hareketinin samimi olmasını ne kadar isterim! Çünkü gerçek demokrasinin kıvılcımları var onların sergilediği tavırda. Türkiye'mizin çoktan hak ettiği ama din istismarcılarının bir türlü izin vermediği gerçek demokrasi.

Allah'ım n'olur, hiç olmazsa bu kere samimi olsunlar! Böyle böyle gelip kısa süre sonra yine "Biz Allah'ın partisiyiz; bizden başkası patates partisi!" demesinler. "Kahrolsun laiklik!" demesinler.

'Laiklik olmadan demokrasi, demokrasi olmadan laiklik olmaz,' demeyi sürdürsünler. Allah'ım, n'olur!



 
 Respond to this message   
AuthorReply

(no login)
212.252.3.137

Yine mi takıyye?

July 14 2001, 7:56 AM 

"Bizim, bugün için en büyük farkımız, özü, sözü ve icraatı birbirine uyacak bir hareket olmamız."

Dikkatinizi "...bugün için..." sözcükleri çekti mi?
Demek ki bütün bu şirin görünmeler, ılımlı söylemler vs hepsi BUGÜN İÇİN! Yarın ne olacağı ise "Kısa değil, uzun vadeli hedefler peşindeyiz. Bizler birey olarak dindar olmanın gayreti içindeyiz" sözleriyle açıkça kendini göstermiyor mu?

Sayın Gül, "Dinci parti olmayacağız, hatta sadece dincilerin partisi de..." ve "Laiklik konusunda kesinlikle takıyye yapmıyoruz" derken dahi takıyye yepıyor; farkında değil.

Laik Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes inancını serbestçe ortaya koymuyor mu ve devlet bütün inançlara zaten eşit mesafede değil mi? Sayın Gül ve arkadaşları daha neyin peşindeler?

(Yalçın bayer'in HÜRRİYET teki köşe yazısından, 14:07.2001)

 
 Respond to this message   

(no login)
212.98.30.175

HOMEYNİ Mİ, TALİBAN MI?

July 28 2001, 10:19 AM 

Yenilikçilerin takıyyecilik suçlamasında kurtulup inandırıcılık aşamasına geçebilmeleri için önlerinde bir "turnusol kağıdı" var. Düşledikleri toplumda kadının yeri ne olacak?

Elbette, "Biz şeriatçı değiliz" diyecekler.

Elbette medenî kanunu hemen "dört karı almaya" açık hale getirmeyecekler.

Elbette "mirasta 2 hak erkeğin, 1 hak kadının" paylaşımına gitmeyecekler.

Hatta başörtüsünü mecburi kılmayacak, kadınları derhal işlerinden almayacaklar.

Bunlar deli değil ya.

Ama bunların toplumunda kadının yeri ne olacak?
"Cemiyet hayatı"na karıştıracaklar mı onu?
Yoksa kadınlar "kendi kapalı bölmeleri"nde "saygıdeğer vatandaşlar" olarak mı yaşayacak?

Yani, Atatürk kadınları olmaktan çıkıp, henüz Taliban değil ama, Homeyni kadınları mı olacaklar?

Kendi "özel yaşamları"ndaki manzara pek fazla ümide, hatta iyimserliğe yer bırakmıyor da...

(Metin Toker, MİLLİYET, 28 Temmuz 2001)

 
 Respond to this message   
.
(no login)
212.156.126.191

Bunları "Yenilikçi" diye adlandıran Medya'mız bence sorumsuz

July 28 2001, 12:04 PM 

Düşünün bir kez, Şevki YILMAZ, Hasan Hüseyin CEYLAN, İbrahim Halil ÇELİK acaba hangi grupta olurlardı. 28 Şubat'ı eleştirirken "Südü bozuklar" diyebilen Bekir SOBACI hangi gruptandır?
İşte size bir "okuma parçası"

tıklayın ve gerçekleri görün

http://www.hurriyet.com.tr/haber/0,,nvid~13189@sid~1,00.asp

 
 Respond to this message   

(no login)
212.98.30.78

Bu millet isterse mezheb diktası geriebilir mi?

July 29 2001, 5:26 AM 

'Tayyip Erdoğan geçmişte, örneğin, "Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye. Bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek. Sen bunun önüne geçemezsin ki..." gibi dünya görüşünü açığa vuran sivri sözler etmiş bir şahsiyet...'
(Sedat Ergin, HÜRRİYET, 29 Temmuz 2001)

------------------------------------

Önüne geçemez miyiz gerçekten?
Rahmetli Menderes, 'Siz isterseniz hilafeti bile geri getirirsiniz,' demişti.
Bu millet isterse hilafeti geri getirebilir mi?

İstenirse laik demokrasi yıkılıp mazhep diktası kurulabilir mi?

Demokrasiyi yok etmek için demokrasiyi kullanabilir mi? Demokrasi bunu mu gerektirir? Buna izin veren bir devlet akıllı bir devlet midir?

Barış ile.

 
 Respond to this message   

(no login)
212.98.30.168

Havuza işemek yasaktır.

August 2 2001, 7:18 AM 

Genelde aziz vatandaşlarınız çişlerini içinde yüzdükleri denize ya da girdikleri havuza yaptıkları için işletmeciler buna da bir çözüm aradı ve buldu.

Suya bir ilaç atılıyor. Çişini yapan olursa çevresindeki su turuncu bir renk alıyor.

Ve sizi karga tulumba havuzdan çıkarıp atıyorlar.

İşte; Erbakan ve müritleri, demokrasi sularında kurbağalama vaziyeti idare ederken...

Türk yargısından sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de verdiği karar bu:

Kimse demokrasiden yararlanarak demokrasiyi yıkamaz.

Hem demokrasinin içinde yüzerim, hem onun içine ederim... Dünyanın hiç bir yerinde olmuyor.

Çağdaş dünya, demokrasileri tramvay türünden bir araç gibi görenlere izin vermiyor.

Bir defa tramvay değil, havuz. Kaçırdığın an... Etrafın turuncu bir renk alıveriyor.

(Bekir Coşkun, HÜRRİYET, 2 ağustos 2001)







 
 Respond to this message   

(no login)
212.98.30.236

Hazmettire hazmettire geliyorlarmış.

August 21 2001, 5:34 AM 

'Biz Cezayir gibi olmayız. Biz hazmettire hazmettire geliyoruz. Allah'ın izniyle.' (Recep Tayyip Erdoğan'ın 1994'teki bir konuşmasından)

Bu söz bana Çetin Altan'ın bir konuşmasını anımsattı. Radyodaki propaganda saatinde İşçi Partisi'nin milletvekili adayı olarak konuşuyordu.

'Bize kominiz diyorlar. Biz işçilerin partisiyiz. Kominizmde işçi sınıfı iktidara ihtilal ile gelir. Oysa biz demokratik yoldan geliyoruz. Biz kominiz değiliz.'

O yıl hangi partiye oy vereceğimi ciddi ciddi düşünüyordum. Çetin Altan'ın o konuşmasını dinledikten sonra İşçi Partisi'ni defterimden sildim.

Çünkü siz işçi sınıfının DİKTA rejimini kurmaya niyetli iseniz ister ihtilal yoluyla yapın DEMOKRASİ yönetimine bu ihaneti ister seçim yoluyla yapın. Ne değişir?

Ve siz milletimizi demokrasi havuzundan çıkarmaya niyetliyseniz ister göstere göstere işeyin DEMOKRASİ havuzunun içine ve orayı içinde kalanı zehirleyecek kadar pisleyin; ister çaktırmadan, yani hazmettire hazmettire yapın o PİSLİK "amel"inizi. Ne farkeder?



 
 Respond to this message   
Anonymous
(no login)
212.156.126.170

Untitled

August 22 2001, 1:04 AM 

Tayyip Erdoğan'a kaset soruşturması...

Şişli Cumhuriyet Savcılığı,
Ak Parti Genel Başkanı
Recep Tayyip Erdoğan'ın,
kapatılan RP'nin Ümraniye
İlçe Teşkilatı'nın 1994 yılında
açılışında yapıldığı öne
sürülen konuşması için
TCK'nın ''Devlete hakaret''
suçunu düzenleyen 159.
maddesi yönünden
soruşturma başlattı.
Basın suçlarına bakan Şişli
Cumhuriyet Savcısı Turgay Evsen, konuşma bandının
yayınlandığı Kanal D Televizyonu'nun kendi yetki
sınırları içinde bulunması nedeniyle Recep Tayyip
Erdoğan hakkında re'sen soruşturma açtı.
Soruşturmayı TCK'nın ''Türklüğü, Cumhuriyeti, Büyük
Millet Meclisi'ni, hükümetin manevi şahsiyetini,
bakanlıkları, devletin askeri ve emniyet muhafaza
kuvvetlerini veya adliyenin manevi şahsiyetini alenen
tahkir ve tezyif etmek'' suçunu düzenleyen 159.
maddesi yönünden açan Savcı Evsen, bu amaçla söz
konusu TV kanalından konuşma bandını istedi. Suç
tarihini 1994 yılı olarak kabul eden ve bu suçtan dolayı
zaman aşımı süresinin 10 yıl olmasını dikkate alan Savcı
Turgay Evsen, soruşturmayı tamamladıktan sonra bu
maddeden sanık hakkında dava açabilmek için Adalet
Bakanlığı'ndan izin isteyecek. Bakanlığın da izin
vermesi halinde Recep Tayyip Erdoğan hakkında
TCK'nın 159. maddesi uyarınca 1 ile 6 yıl arasında
hapis cezası istemiyle dava açılabilecek.
DGM kaynakları ise, söz konusu konuşmanın 1994
yılında yapıldığını bildirmesi nedeniyle TCK'nın 312.
maddesi yönünden zaman aşımı süresi dolduğu için
herhangi bir inceleme ya da soruşturma açılmasına
gerek görmediklerini bildirdiler. Aynı kaynaklar,
Erdoğan'ın söz konusu konuşmasına ilişkin 1998
yılında soruşturma yapan eski DGM Savcısı Ayhan
Gödekmerdan'ın, ''Takipsizlik kararı'' verdiğini
hatırlattılar. Zeytinburnu Cumhuriyet Savcılığı'na atanan
eski DGM Cumhuriyet Savcısı Ayhan Gödekmerdan,
Erdoğan'ın 1998 yılında ortaya çıkan kasetle ilgili
olarak TCK'nın 312. maddesine göre soruşturma
başlatmış, ancak konuşmanın 1992 yılı Aralık ayı
içinde yapıldığını tespit ederek, bu suçtan dolayı 5 yıllık
dava açma süresi dolduğu gerekçesiyle Erdoğan
hakkında takipsizlik kararı vermişti. Recep Tayyip
Erdoğan da, bu soruşturma kapsamında 22 Ağustos
1998 tarihinde İstanbul DGM Cumhuriyet
Başsavcılığı'na giderek ifade vermişti. 7 yıllık ama 7’lik deprem gibi sözler İşte Tayyip 94


Erdoğan, RP İstanbul İl Başkanı’yken tekbir sesleriyle kesilen konuşmasında ‘Avrupa Birliği’ne girmeyeceğiz’,‘Laiklik tabii elden gidecek’ diyor
Recep Tayyip Erdoğan'ın, Adalet ve
Kalkınma Partisi'nin (AKP) geçen hafta
kurulmasının ardından bağlılık yeminleri ettiği
laik Cumhuriyet ve Meclis'e karşı
"Müslümanları ayaklanmaya çağırdığı" ortaya
çıktı. Erdoğan, "İslam âlemi Müslüman
Türklerin kıyamını bekliyor. Cezayir gibi değil,
hazmettire hazmettire geliyoruz. Laiklik tabii
elden gidecek" dedi.
Kanal D, dün akşam, Erdoğan'ın, kapatılan
RP'nin İstanbul İl Başkanı olduğu dönemde
(1994) Ümraniye İlçe Örgütü binasının
açılışında yaptığı konuşmayı yayınladı. Erdoğan, "Bu hukuku hazırlayanlar,
bu düzenin kaldırılmasının maşası olacak" diyerek, "Demokrasi bizim için
araçtır" sözleriyle bilinen yaklaşımını yineliyor. Sözleri tekbir sesleriyle
kesilen Erdoğan, şunları söylüyor:

LAİKLİK TABİİ ELDEN GİDECEK
Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor... Yahu bu millet istedikten sonra, tabii
elden gidecek yahu! Sen bunun önüne geçemezsin ki... Millete rağmen bu
yürümez zaten. Sonra nedir bu laiklik Allah aşkına? Bir tarif edin diyorsun,
tarif etmiyor. Bu ne menem şey yahu... Çıkıyor İçişleri Bakanı, "Devlet dine
karışır." Eeee, gerisini niye söylemiyorsun? Din 'devlete karışır' demiyor.

LAİK VE MÜSLÜMAN OLUNMAZ
Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın, ya laik.
İkisi bir arada, ters mıknatıslanma yapar.

EGEMENLİK ALLAH'INDIR
"Ben Müslümanım" diyenin tekrar yanına gelip bir de "Aynı zamanda
laikim" demesi mümkün değil. Niye? Çünkü Müslümanın yaratıcısı Allah,
kesin hâkimiyet sahibidir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, koskoca bir
yalan. Egemenlik kayıtsız şartsız Allah'ındır.

ANAYASA'YI SARHOŞLAR HAZIRLADI
Kaptıkaçtı, maptıkaçtı (Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı) var ya, Anayasa'yı
hazırlıyorlar, biz de oradayız... Eski Maliye Bakanı Vural Arıkan, o da tam
böyle zil zurna sarhoş, ayakta duramıyor. O da akıl veriyor. Adamlar ayık
kafayla hazırlamıyorlar bunu. Sonra iki senede deliniyor.

AB'YE GİRMEYECEĞİZ
Avrupa Topluluğu'na girmek için koşturuyorlar. Onlar da bizi almamayı
düşünüyorlar. Eee!... Biz de girmemeyi düşünüyoruz. Avrupa
Topluluğu'nun asıl adı Katolik Hıristiyan Devletler Birliği'dir.

KIYAM BAŞLAYACAK
1.5 milyarlık İslam âlemi Müslüman - Türk milletinin ayağa kalkmasını
bekliyor. Kalkacağız. Işıkları göründü. Allah'ın izniyle bu kıyam
başlayacak.

ÜMMETÇİ OSMANLI MİLLETİ TUTTU
Yahu milletin bütünlüğü "Ne mutlu Türküm diyene" ifadesiyle sağlanır
mı? Osmanlı, 30'u aşkın etnik grubu ümmet düşüncesiyle bir arada tuttu.
Biz de inanç birliğiyle tutacağız.

TERÖR MECLİS'TE
Hâlâ terörü Cudi dağlarında arıyorlar. Terör Meclis'te yahu! Orada işi
halledin.

ORDU REFAHÇI
Bu ordu, iddia ediyorum ki Refahçı'dır. Evet, evet kül kalkıyor. Bak
Saratoga - Muavenet olayında muhterem hocamız Erbakan Genelkurmay'ı
ziyaret etti. (Komutanlarda) İfade aynen şu: Sizin gibi düşünüyoruz. Bizim
ordumuz bu ülkenin bağımsızlığını korumak için var. NATO'ya kul köle
olmak için değil. Amma işte bu ifadeyi kullanacak bir otorite yoksunluğu
var ülkemizde.

HAZMETTİREREK GELİYORUZ
Türkiye, Cezayir olur mu, diye soruyorlar. Biz hazmettire hazmettire
geliyoruz, Allah'ın izniyle. Artık bu film tanınmaya başladı. Şimdi artık millet
sadece aktörleri değil, senaryoyu değiştirmeye talip. Ve bu senaryonun
değiştirilme çalışmalarıdır bu çalışmalar. Biz onun için geliyoruz. Bu düzenin
koruyucusu olamayız, mümkün değil. Bu hukuku hazırlayanlar, bu düzenin
kaldırılmasının maşası olacaklar.

DOĞUMEVİNE KADIN
Belediyelerimiz hastaneler, doğumevleri yapıyor. Doğumevlerinde
sadece kadın doktorlar çalışacak. Adil düzenin sağlık anlayışı da
görülecek. Psikolojide, çocuk bakımında, öğretmenlikte yetişmiş başörtülü
kızlarımız var. Şimdi işe alınmayan bu başörtülü kızlarımız anaokullarında
yavrularımızı yetiştirecek.

 
 Respond to this message   
hiç
(no login)
212.156.126.170

:)

August 22 2001, 1:07 AM 

sehven boş bırakmışım

 
 Respond to this message   
hiç
(no login)
212.156.126.170

Saadet şeriatı masaya yatırdı!

August 22 2001, 1:54 AM 

Abant kampında AİHM kararını değerlendiren SP’liler, "Taliban değiliz, İslami cihat yapmayız, şeriat Türkiye’ye gelmez" görüşünü benimsedi

Necmettin Erbakan’ın kontrolündeki SP’nin Abant’ta gerçekleştirdiği
kampta, şeriatın tartışıldığı ortaya çıktı. AİHM’nin RP’nin kapatılmasına
ilişkin kararında "şeriat" üzerinde durması üzerine SP’liler, "Cihat sözümüz
yanlış anlaşılıyor. Taliban değiliz, İslami cihat yapmayacağız. Avrupa’ya
cihatla ne demek istediğimizi anlatmamız lazım. Şeriat Türkiye’ye gelmez"
görüşünü benimsedi.
SP’liler, üç günlük Abant kampında, kapatılan RP ve FP’nin yanlışları
üzerinde durarak, AİHM’in son kararını değerlendirdi. Toplantılarda,
"Farklı düşündüğümüz için kapatılıyoruz ama yolumuza devam edeceğiz. Bu
yüzden yanlışlarımızı gözden geçirelim" düşüncesi öne çıktı.

Cihadı iyi anlatalım
Tartışmalarda "şeriat" söylemi de, AİHM’in RP kararıyla ilgili olarak
gündeme geldi. Siyasi işlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet
Bekaroğlu başta olmak üzere birçok SP’li, "AİHM çifte standart uyguladı.
Cihat söylemi hep yanlış anlaşılıyor. Savaşı anlattığı sanılıyor. Biz bir defa
başta AİHM olmak üzere Avrupa’ya kendimizi anlatamadık. İyi lobi
yapamadık, tanıtım eksiğimiz var. Örneğin laiklik tanımımız AİHM tanımıyla
aynı. Cihat denince hep Taliban ve İslami cihat akla geliyor. Ancak bizim
bunlarla hiç ilgimizin olmadığını anlatmamız lazım. SP neyi istiyor,
Avrupa’ya anlatmalıyız. Şeriatın Türkiye’de olamayacağını dile getirmeliyiz" dedi.

 
 Respond to this message   
hiç
(no login)
212.156.126.176

Türkiye Cumhuriyeti'ne meydan okuyanlara meydan okunur

August 22 2001, 4:48 AM 

Başörtülü kurucular konuştu!

Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu tarafından başörtüleri sebebiyle AK PARTİ'den uzaklaştırılmaları istenen kurucular, başvuruya şaşırdıklarını belirttiler.
Ayşe Böhürler:
''Bu kararı beklemiyordum. Şu ana kadar hukukçular bana başörtümden dolayı bir partide kurucu olamayacağım hakkında hiçbir görüş bildirmedi. Kurucu üye olamamam, parti üyesi de olamayacağım anlamı taşıyor. Benim amacım zaten, Parlamento'ya girmek değil, bu partinin gündemine bazı toplumsal sorunları ve kadınların problemlerini taşıyabilmekti.''

Sema Ramazanoğlu:
"Şaşırdım. Burada bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Yok sayılamayız. Örtü benim kişisel tercihimdir. İnsanlar kişisel tercihlerinden dolayı kısıtlanamazlar. Her şeyin iyilik ve güzellikle çözüleceğine ve iyilikle daha ileri gidileceğine inanıyorum."

 
 Respond to this message   
bedirhan
(no login)
212.29.113.213

Untitled

August 22 2001, 5:15 AM 

buradaki tüm yazılar bir noktaya işaret ediyor
insanlar inandıklarını ifade etmekten engelenirse
kaypak ve iki yüzlü oluyorlar
refahın veya ak partinin sorunu budur
laik bir devlet içinde islam fikirleriyle çalışırsanız
mutlaka inançlarınızdan taviz verip kaypaklaşır ve kişiliksizleşirsiniz
bunlarında sorunu budur
aslında tüm partilerin sorunuda budur
oy ugruna yapılan popilis tavırlar
tüm partileri kaypaklaştırmış ve iki yüzlü hale getirmiştir
bu ise siyasilere ve partilere güvenin kaybolmasına sebeb olmuştur
kişiliksiz politikacılarda her türlü rezilligi yapabilir
ve yapılmıştırda ülke bile menfaat için satılmıştır
her kesin kişisel menfaatleri ülke menfaatlerinin üstüne çıkmıştır.

zaten demokraside bu degilmi

bedirhan
selam sevgi ve dua ile................

 
 Respond to this message   
hiç
(no login)
212.156.126.176

Demokrasi süreçtir, çoğunlukla sahip çıkıldıkça gönlümüzce gelişir

August 22 2001, 5:27 AM 

Sahipsiz demokrasi ancak kitablarda

esenlikle, güzellikle

 
 Respond to this message   
hiç
(no login)
212.156.126.237

Peki ya, "meşruiyete riayet etmek" de dindarlıktan sayılmaz mı

August 23 2001, 12:17 AM 

Başsavcı Kanadoğlu'dan Ak Parti'ye ültimatom:
Tayyip Erdoğan kurucu üyelikten çıkarılsın genel başkanlık yetkilerini kullanması önlensin Tedbir istedi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Kanadoğlu, Tayyip Erdoğan'a hayatının en ağır darbesini indirdi: Ak Parti'den derhal çıkarılması için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Ayrıca Erdoğan'ın Genel Başkanlık yetkilerine tedbir konulmasını istedi.
Buraya kadar
Kanadoğlu Erdoğan'ın hiçbir partiye giremeyeceğini,
milletvekili seçilemeyeceğini bildirdi. Anayasa hukukçusu
Prof. Süheyl Batum da Başsavcı'ya destek verdi: "Erdoğan
zaten kurucu üye olamazdı. Affedilse bile milletvekili de
olamaz."
Zorunlu veda
Böylece Erdoğan'ın siyasi hayatı bitmiş oldu. Gerçi Erdoğan
yasağın dolacağı 2002 Mart'ında haklarının iadesi için
mahkemeye başvurabilecek. Ancak mahkeme olur verse bile
son sözü Yüksek Seçim Kurulu söyleyecek.
Uyarıları dinlemedi
Prof. Hüseyin Hatemi, Ak Parti kurulmadan önce Erdoğan'ı
"Genel başkan, hatta bağımsız milletvekili bile olamazsınız.
diye uyardı. Hatemi, Erdoğan'ın avukatlarına da aynı uyarıyı
yaptı. Ancak Erdoğan dinlemedi.
http://www.sabah.com.tr/20010822/w/p01.html

 
 Respond to this message   
hiç
(no login)
212.156.126.237

Bu nasıl manşet!

August 23 2001, 1:11 AM 


 
 Respond to this message   

(no login)
212.98.30.153

Hooligan hakem olursa?

August 23 2001, 7:08 AM 

Sayın Tayyip Erdoğan diyor ki:
'"Egemenlik milletin," diyorlar. Yalan.'
Ve açıklıyor:
Egemenlik oy sandığına kadar milletinmiş.
Ne dediği pek anlaşılmıyor ama belki 'Ondan sonrasını Allah bilir,' demek istiyor.

Dün Reha Muhtar'la yaptığı söyleşide 'Egemenlik konusunda maksadımı aşmışım,' dedi.

Ama hiç inandırıcı değil.
Bizim bedirhan'nımız Tayyip Bey'den daha inandırıcı çünkü özü sözü bir.

Bedirhan demokrasiye inanmıyor ve bunu açık açık belirtiyor. Tayyip Bey ise demokrasiye inandığını söylüyor ama 'Egemenlik Allah'ındır!' diye slogan ata ata Hz Ali'yi şehid eden bir Harici gibi kavramları kalrıştırıyor. Koskoca bir ülkenin başbakanı olmaya soyunan bir kişi kavramları bu kadar karıştırıyorsa sonunda ne yapar?

Bir de hırsı aklını esir almışsa?

Tayyip Bey, siyasî bir hooligan.
Futbol hooliganından ne kadar hakem olursa siyasî hooligandan da o kadar başbakan olur.

Bu konuda bedirhan ne diyor?

Barış ile.
Hasan Akçay

 
 Respond to this message   
hiç
(no login)
212.156.126.125

Meğerse Tayyib'in Kasedi Refah Propagandası için hazırlanmış

August 25 2001, 1:35 PM 

Kendi silahıyla vuruldu "Refahlı hanımlar 10 gram kahve ve bu kasetlerle
evlere gidiyor, kahve içip, birer kaset bırakıyor"
"16 bin kahve ve kaset dağıttık. 10 gramdan 3 fincan çıkıyor,
demek her evde 120 yıllık hatırımız var"

AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın, şeriat yanlısı
görüşler ortaya koyduğu kasetlerin "oligarşik güçlerin
komplosu" değil, seçim öncesi hazırlanan "propaganda"
kasetlerinden olduğu ortaya çıktı. Refahlı hanımlar, 10'ar
gramlık Refah Kahvesi paketleri ve propaganda kasetlerini
kapı kapı dolaşıp dağıttıkları bu kasetler, İstanbul'da en az
16 bin evde bulunuyor.

Erdoğan, bu gerçeği basına yansıyan Ümraniye
konuşmasının kaydedildiği kasette de itiraf ediyor. Kasetin
çok sayıda kopyasında "Refah Partisi Ümraniye İlçe
Teşkilatı / Hakka Dayalı Halk Yönetimi" yazılı etiket dikkat
çekerken, Erdoğan da kasetteki konuşmasında,
Ümraniyeliler'e Bahçelievler İlçesi'ndeki örgütlenmelerini
örnek gösteriyor.

Refah'lı kadınların kapı kapı dolaşarak 16 bin aileye
propaganda kaseti ve "Refah kahvesi" hediye ettiğini belirten
Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürüyor:

"Dikkat edin, 16 bin kahve! Bunu nereden tespit
ediyorsunuz? 16 bin kahve hazırladık, 10 gramlık kahve.
Şöyle ufacık bir poşetin içinde. Ne kahvesi? Refah Kahvesi.
Ve 10 gram kahveyle, 3 fincan kahve içiliyor. Ve hanım
kardeşlerimiz gidiyorlar, tık-tık-tık kapıyı çalıyorlar. Hemen,
çıkan hanım kardeşe diyorlar ki, biz size 'Bugün Refah
Kahvesi takdim ediyoruz'..."

Erdoğan, 3 fincanlık 10 gram kahve paketlerinden 16 bin
tane hazırlattıklarını söylüyor, "Bir fincanın 40 yıl hatırı var"
hesabıyla her eve bırakılan 3 fincanlık kahvenin hatırının "120
yıl ettiğini" belirtiyor.

Erdoğan, Refahlı hanımların yaptığı propagandayı anlatmaya
devam ediyor:

"Hanım kardeşlerimiz, 'Biz kahvemizi içerken şu 20 dakikalık
kasetimizi izlerseniz bizleri memnun edersiniz. Ve bu kavga,
bu korku toplumunu kaldırıp bunun yerine sevgi, barış
toplumunu, kardeşlik toplumunu hep beraber kurmuş oluruz'
deyip selam verip ayrılıyorlar.." ------------------------------------
İşte gerçek böyle

 
 Respond to this message   
Current Topic - Bir u dönüşü daha mı? Patates partili kör dövüşünden demokrasiye...mi?
  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

kuruluş | kurallar | arşiv 1 | arşiv 2 | arşiv 3 | alternatif TEFSİR | alternatif MEALLER | linkler | e-posta

Copyleft © Temmuz 2000 - 2009

rss