SADECE BİR TANE HADİS GÖSTEREBİLİRSENİZ... ONA İNANICAM/UYGULAYACAM...
July 12 2001 at 10:59 AM
(no login) from IP address 216.129.65.43
Şöyle ki :
1. AKLA, MANTIĞA, BİLİME ve KURAN'a aykırı olmayacak..
2. Kuran'ın hükmüne ek bir hüküm getirmeyecek..
3. Dinsel anlamda Kuran'ın eksik/detaysız bıraktığı birşeyi tamamlayacak..
4. Dinsel hayatıma pratik bir değeri olacak..
5. Uygulamak zorunda olacağım.. Uygulamaz isem dinim eksik kalacak..
Akla,Mantiga,Bilime,Kuran a aykiri olmayacak diyorsun.
Din ve Islam Akildisi degildir ama,Akil ustu dur.
Herseyi aklinla cozmeye kalkma,yoksa fittirirsin.
Bizim Algiladigimiz 5 duyunun uzerindeki seylerden bahsediyoruz.
Niye Gayb a iman.
Aklinla bilemeyecegine,cozemeyecegine,iman.
Insan Akilla biryere kadar gelir,
ondan sonra bir "paradigma shift" gerekli.
Bu paradigma shift i gerceklestiemeyenler"filozoflukta" kalir.
Gerceklestirenler ise Ilim de ilerler,ama soyledigim gibi paradigma ni degistireceksin.
Simdi ben sana ne ornek vereyim.Gidip Arastirmadan,sorusturmadan kendi aklinla curutmeye kalkacaksin.Cunki "Butun Hadisler yanlistir" diye bir saplantin var.
Subjectif sin bu konularda.Tabii bunun kimseye zarari yok,kendinden baska.Cunki kendi yetenegini Aklinin sinirlari ile sinirliyorsun.
Ama eminim, senin kapasiten bu sInIrlarIn cok cok ustunde....
Ah bir gorebilsen......
Hadi bir ornek vereyim bari...
Son bir deneme....
1656 - İmran İbnu Husayn (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Mescidde, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın huzuruna girmiştim. (O sırada) Benî Temim kabilesinden bir grup insan geldi. Onlara:
"Ey Benî Temim, size müjde olsun!" diyerek söze başlamıştı. Onlar hemen:
"Bize müjde verdin. Öyle ise (beytü'l-mâlden) iki kere bağış yap!" diye talepde bulundular. Onların bu cevabı karşısında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yüzünden rengi attı. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'ın huzuruna (Hayber'in fethi sırasında) Yemen halkından bir grup (Eş'ârî) girmişti. Onlara:
"Ey Yemenliler! Benî Temim'in kabul etmediği müjdeyi siz bari kabul edin!" dedi. Onlar:
"Kabul ettik ey Allah'ın Resûlü!" dediler ve arkadan ilâve ettiler:
"Biz dinimizi öğrenmeye ve bu (yaratılış) işinin başı ne idi, onu senden sormaya geldik!" dediler. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), mahlükatın ve Arş'ın başlangıcını anlatmaya başladı:
"Bidayette Allah vardı, O'ndan önce başka bir şey yoktu. O'nun Arş'ı suyun üzerinde bulunuyordu. Sonra gökleri ve yeri yarattı. Sonra zikr (denen kader defterinde ebede kadar cereyan edecek) her şeyi yazdı."
1657 - Ebu Rezîn el-Ukeylî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü, dedim, mahlukatını yaratmazdan önce Rabbimiz nerede idi?" Bana şu cevabı verdi:
"el-Amâ'da idi. Ne altında hava, ne de üstünde hava vardı. Arşını su üzerinde yarattı." Ahmed İbnu Hanbel dedi ki: "Yezid şunu söyledi: el-Amâ, yani "Allah'la birlikte başka bir şey yoktu" demektir."
Ben bir Ilave yapayim.
Hz ali ye sormuslar,Hz Peygamberimiz boyle dedi:
"Bidayette Allah vardı, O'ndan önce başka bir şey yoktu.
Hz Ali nin cevabi ise:
"evet el an oyledir".
Yani Hz Ali zamaninda da oyle idi,
Hala da oyle.Ve oyle de kalacak.
Senden simdi bir aciklama rica etsem,
Allah var idi onunla beraber birsey yok idi ne demek oluyor?
Lutfen hemen sacma deme uzerinde soyle bir dusun!
Sora bir de Hz Muhammed in Soyledikleri Kuran daki eksiklikleri tamamlamaz.Kuran i aciklar,Sistem i aciklar.Neyi nasil yapacagimizi aciklar.
2/86 - İnandıktan, Peygamber'in hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkâra sapan bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimler güruhunu doğru yola iletmez.
4/42 - Allah'ı, inkar edip peygambere isyan edenler, o kıyamet günü yerle bir olmayı isterler. Allah'tan hiçbir sözü gizleyemezler
4/59 - Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.
4/69 - Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne güzel arkadaştır!
EGER ATELERE SOZ EDERSEN SEN GERCEK KAFIRSIN!...BAK SU AYET SENA NE DER :
53/3 - O, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz.
53/4 - O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir.
EGER SEN SU AYETLERI ANLAR ISEN NASIL KONUSMA SELAHAYETINI DUYARSIN?...YOK SENIALLAH (C.C) SENI ISLAH ETSIN..
peygambere itaat etmeli
onun zamnında münafık diye tanımlanmışşlara
yada ondan sonra iktidar ve para hırsı ile yalanlar uyduranlara değil...
hadisler doğrudur
peygamber sözüdür
diyenlere çok önemli bir görev düşüyor
sadece bunu kanıtlayacaklar
nasıl mı
hadise sözkonusu olduğu için
tarih denilen blim aracılğı ile
peygambeinize itaat edin
yoksa
başkalarına
uyup
cehennemin kadılarla dolu olduğu gibi
peygambere bile bilgisi verilmemiş bir konuda fikir beyan edenleri onaylar
arzın merkezinde bir cehennem varedebilirsiniz
Peygamberinize uyun
en eski
kuran yazmalarını araştırmak için
kurumlar oluşturun
uzmanlar yetiştirirn
bu konuda esas olan yaşam tercihidir
Ve kadınlar Dünya'ya olanaklar ortamına erkeklerden çoook daha bağlı olduklarından dinleri zayıf sayılmıştır ve halen de sayılmaktadır
Tedbirleri/önlemleri, akılları/ahiretleri eksiktir; hazza ve rahata daha çok eğilimlilerdir ve savaşım güçleri eksiktir
Şimdi bunları söyletip yazdıran hz gaaaaaak
kadı'nın
n'sini bilerek mi bilmeden mi düşürdün
Kadı dersen kadı gibi söylüyorum
fakat kadın gibi değil
ve kadınları da sonuçta erkişi niyetine sorgulayıp ta defnetmiyorlar mı?
Ve her insanı da hangi kadın'ın oğulu olarak anmıyorlar mı?
İnatla söylüyorum ve söyleyeceğimde;
oryantalistler,münafıklar yada her kimse hadislerin içine bir çok hurafe katmıştır.
Bu tespit, sorunun çözümü konusunda hangi ihtimalleri doğurur.
1.ihtimal:Peygamberin söylediği her şeyi bir kenara atın.
Doğal olarak amellerin uygulanmasında bir boşluk doğacak ne yapalım.
Kur'ana ters düşmeyecek şekilde kendi sağ duyumuzla hüküm veririz.
Ama kuranda Allah,"Erkek yada kadın bir mü'min aralarında sorun çıktığında bu sorunu Allah'a ve resulüne götürmedikleri sürece iman etmiş sayılmazlar"diyor.
Ama hadisler karışmış nasıl doğruları bulacağız.Hem bu çok zahmetli bir iş neden bu kadar uğraşalım.
Peki Allah yüzyıllar sonra böyle bir sorun olacağnı bilmiyormuydu da Resul ile ilgili ayetlerde bize bir imtiyaz tanımadı.Hem bir ayet var nasıl olurda siz bu ayetin emrine karşılık araştırma,sahte hadisleri temizleme zahmetine girişmiyorsunuz.Hesap gününde bahaneniz bu mu olacak.
2.ihtimal:Zaten ister istemez günümüz müslümanları, çoğunu farkında bile olmadan hadislerin gerektirdiği amelleri nesillerin birbirine aktarması metoduyla yaşıyor ve biliyor.(Namaz kılma şekli,nikahın gerekleri,nineyle ve torun ile evlenilmemesi gerektiğinimüslüman kadınların bikini ile topluma çıkamayacağını eşyada asl olanın mübahlık olduğunu koyun etinin haram olmadığını vs.)
Geriye sahte yada uyduruk hadisler kalıyorki gerçek bir müslüan kuranı bilen bir müslüman islamla çelişen bir hadisi rahatlıkla ayırd edebilir.Dahası sahte hadislerin çoğu imanı etkileyen sözler değildir bu yüzden islam alimleri hadisleri sınıflandırmışlardır.Bu hadislerin bir kısmıyla amel etmek yada etmemek serbest bırakılmış zira peygamberinde hem fiilleri hemde sözleri doğrultusunda bir çok hareketimizi bize bıraktığını biliyoruz.Bunlar Allahın hikmetlerindendir.
Hz. Muhammed ayet dışında müslümanlara o dönemde bir şeyi haram kılacak bir söz söylemişse sahte hadisleri bahane ederek bu söden uzaklaşmayı reddedemeyiz.Çünkü Hz muhammed lokal bir bölgenin sadece 23 yıllık bir peygamberi değildir en azından kuranda böyle bir delil yok.
Son bir soru ; Ya birisi yanlış bir hadisle şirke falan bulaşırsa .
Cevap doğru olan kuran ayetleri gözünün önünde olduğu halde şirke bulaşan müslüman görünümlülere ne dersiniz..............
Selametle
Felsefe = Philosophie, Yunanca “philos” (sevgi) ve “sofia” (hikmet) kelimelerinden meydana gelmiş, “hikmet sevgisi” demektir. Her şeyin aslını aramak için, dünya ve ahiret hakkında aklın ortaya koyduğu düşüncelere “felsefe” denir. Günümüzde felsefe, “Madde, kâinât, toplum, ruh, din ve ilah konularını inceleyen düşünce sistemi” diye tarif edilmektedir. Felsefenin tek dayanağı akıldır.
Her çağda gelen filozoflar, öncekilerin yanlışlarını göstererek kısmen veya tamamen reddettiler. Eski Yunan filozoflarından Eflâtun ve Aristo’nun, daha sonra gelen filozoflar üstündeki tesirleri daha uzun sürdü. Bugünkü felsefeyi İngiliz filozofu Bacon ile Fransız filozofu Descartes’in kurduğu kabul edilir. Filozoflar içinde Sokrat, Aristo, Eflâtun, Epikuros, Farabi, İbni Rüşd, Bacon, Dekart, Spinoza, Kant, Hegel, Karl Marx, Ogüst Compte, Bergson meşhurlarıdır. Bunların hiçbiri, yanlışsız bir sistem kuramamıştır. Filozoflar, iman bakımından üçe ayrılır:
1- Dehriyyun: “Bu âlem böyle gelmiş, böyle gider. Bu âlemin yaratıcısı yoktur” derler.
2- Tabiiyyeciler: Bir yaratıcıya inanırlar; fakat, âhiret hayatını inkâr ederler.
3- İlâhiyyun: Bunlar ilk ikisinin görüşlerini reddederler. Ancak, peygamberlere ve bedenen dirilmeye inanmazlar.
İslâm dininde felsefe yoktur. Felsefenin cevap aradığı soruların hepsine hiç değişmez ve aksi iddia ve ispat edilemeyecek şekilde dinimiz cevap vermiştir. Felsefecilerin uğraştığı her şeyi dinimiz açıklamıştır. Bunlar, tekniğin ve zamanın değişmesiyle değişmez.
Batılılar, dinimizdeki tasavvufu, felsefe zannetmişler ve tasavvuf büyüklerine İslam filozofu demişlerdir. “İslâm felsefesi” tâbiri de bu yanlışlıktan doğmuştur. Tasavvuf ahlâk ilmidir.
İslâm felsefesinden bahsedenler, Ehl-i sünnetin dışındaki 72 sapık fırka mensuplarıdır. Bu bozuk fırkaların ortaya çıkışında eski Yunan, Hind ve Acem felsefesinin karıştırılmasının ve âyetleri, nakle göre değil, akla göre açıklanmasının çok büyük etkisi olmuştur. Felsefeden farklı ve bir ibâdet olan tefekkür ikiye ayrılır:
1- Allahü teâlânın büyüklüğünü, kudretini düşünerek, kendisinin acz ve zayıflığını anlamak, eserden müessire (o eseri yaratana) yol bulmaktır.
2- İlmi ve tekniği İslâm dininin bildirdiklerine uygun, insanların rahat ve huzurunu temin etmek maksadıyla kullanmak için akıl yormaktır.
İmâm-ı Gazali hazretleri, “Akıl daha kendisinden bile habersizdir. Her şey peygamberlik gerçeğindedir. Bu gerçeğe yapışarak kurtuldum.” demiştir. Hz. Mevlana; “Hocamı bulunca aklımı bıraktım ve kurtuldum.” demiştir. Felsefede kuru akılcılığı yıkan Bergson’a: “Akılcılığı yine akıl ile yıktın.” denildiğinde, “İşte aklın atacağı en son adım kendi aczini ve hiçliğini anlamasıdır” demiştir.
İslâm dünyasında aklı ölçü alan bir felsefe olmamış, vahye uygun tefekkür olmuştur. Farabi, İbni Sina, İbni Rüşt gibi filozoflar ve bid’at fırkaları, Yunan filozoflarının etkisinde kalıp, Kur’an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri kendi akıllarına göre yorumladıkları için, doğru yoldan ayrılmışlardır. İbni Rüşt ise, İmam-ı Gazali’ye karşı, felsefecileri savunmuştur.
(Mehmed Ali Demirbaş, Türkiye Gazetesi, 15/07/2001)
Dinde nakil esastır
Piyasada Allahı tanımakla ilgili ve Allahın varlığını ispat etmeye kalkışan bir çok kitap vardır. Genelde bu kitaplar, akli ve felsefi görüşlerle doludur. Kaynakça olarak gösterilen kitapların çoğu da asrımızdaki sapık yazarların eserleridir. İmam-ı Rabbani, İmam-ı Gazali büyük İslâm âlimlerinin kitaplarından nakil yoktur. Milyonlarca hadis-i şerif varken, hadis-i şeriflerden nakil yapmıyorlar. Hep şahsi görüşle, şahsi yorumla doludur.
Bu tip yazarlar, küfre düşürücü sözleri bilmiyor. Zaten Allahın varlığını ispat ile uğraşanlar, genelde küfre düşürücü ifadeler kullanıyorlar. İslâm âlimleri, (Allahın yaratmak, var olmak gibi sıfatlarını insana vermek veya insanın, akıl, şuur, hafıza ve düşünce gibi yaratılmış olan sıfatlarını Allaha vermek küfürdür) buyuruyorlar. Mesela bir kimse, (Allah akılsızdır) dese, bu bir hakaret olacağı için küfre düşer. (Allah akıllıdır) dese, bu sefer de, onu yaratık kabul ettiği için küfre düşer. (Allah iyi düşünür) dese yine kâfir olur. Çünkü akıl, şuur, hafıza, düşünme işi mahluktur, yani yaratıktır. Allahın böyle sıfatları yoktur. Yazarlar ise bunun gibi büyük hatalara düşmüştür. (Yaratılmış olanın özelliklerine bakarak, yaratanın özelliklerini bulmaya çalışacağız) diyorlar. İslâm âlimleri, (Bilinenle bilinmeyen mukayese edilmez) buyuruyor. Yazarlar ise yanlış başladığından yanlış sonuçlar çıkarıyorlar. İnsan vasfı sayar gibi, Allahın vasfını sayıyorlar. (Allah çok akıllıdır, hafızası çok geniştir, çok hızlı düşünür, çok çalışkandır) diyorlar. Senâüllah Pânî-pütî hazretleri (Allahü teâlânın varlığı, sıfatları, razı olduğu şeyler, ancak peygamberlerin bildirmesi ile anlaşılır. Akıl ile anlaşılamaz.) buyuruyor. Kimi yazar da, (Allah özenerek yaratır) diyor. Böyle söylemek Allahı âciz sanmaktan ileri gelir. Allahü teâlâ buyuruyor ki: (Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona sadece ol deriz, o da, hemen oluverir.) [Nahl 40]
Bu yazarlar kaderi de iyi bilmiyorlar, (İnsan, kendi kaderine tesir eder) diyor. Kader, değişmeyen son şekildir. Kaderi Allah da değiştirmez. Allahın vasıflarını bildirirken, âlimlerin kitaplarından alarak, sıfat-ı zatiyye ile sıfat-ı sübütiyyeyi, yazsalar, büyük hizmet etmiş olurlar. Kendi görüşleri, kendi akıllarını din gibi ortaya atıyorlar. Hadis-i şerifte, (Dini aklı ile ölçen kadar zararlı kimse yoktur.) buyuruldu. [Taberânî]
Bu çeşit yazarlar, İslâm dini yerine (İslâm nazariyesi, İslâm düşüncesi, Allah düşüncesi, ilâhî şuur...) tabirlerini kullanıyorlar. İslâmiyet, ilahi bir dindir, bir düşünce sistemi değildir. Düşünce, bir iş için düşünülen çare veya kıyaslanan neticedir. Nazariye de, akli, zihni esaslara dayanan görüş, teori demektir. Akıl, zihin mahluktur. Allahü teâlânın bildirdiği şeylere düşünce, görüş denmez. Kur'an-ı kerimdeki hükümlere bile (Kur'anî görüş) diyorlar. Bu tabirleri kullanmak küfürdür. Âlimler buyuruyor ki: (İman, Muhammed aleyhisselamın, Peygamber olarak bildirdiği şeyleri, tahkik etmeden, akla, tecrübeye ve felsefeye uygun olup olmadığına bakmadan, tasdiktir. Akla uygun olduğu için tasdik etmek, aklı tasdik etmek olur, Resulü tasdik etmek olmaz. Yahut Resulü ve aklı birlikte tasdik etmek olur ki, o zaman Peygambere itimat tam olmaz. İtimat tam olmayınca, iman olmaz. Allahü teâlâ, (Onlar gayba iman ederler) buyuruyor. [Bakara 4] )
İman ne kadar kıymetli ise, zıttı olan küfür de o kadar kötüdür. İmanı kurtarmak için ibâdetleri yapmak ve haramlardan kaçmak gerekir. Bilhassa küfre düşürücü söz ve hareketlerden sakınmak gerekir. Mesela imanını çok kuvvetli sanan biri, Allah dostlarından birine düşman olsa veya Allah düşmanlarından birini sevse, yahut dinin bir emrini lüzumsuz görse, yaptığı ibâdetler kıymetsiz olur ve cehenneme gider. Küfre düşürücü ifade kullananın imanı gider de haberi olmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Öyle bir zaman gelir ki, kişinin imanı gider de haberi olmaz. Ondan, gömleğin çıktığı gibi, iman çıkmış olur.) [Deylemî]
Neden herkesi aptal,bilgisiz zannedip kucuk goruyorsun?
Herkesin,Imani,Tahsili,Dini kulturu kendine gore, kimi senin gibi herseyi anlar,kimi de Allah ne kadar akil verdi ise o kadar anlar.
O insanlari Allah affediyor,sen etmiyorsun.
Farzedelim sen dogrusun,sen haklisin!
Bu baskalarinin dini ile alay etmek veya onlari suclamak hakkini sana vermez.
Bak yukarida Haci Ali sana birseyler anlatmak istiyor!
Anlamiyorsuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuun.
Asagida biryere Kuran in tartisma adabi diye bir yazi yazmistim.
Bari sadece KURANDAN OLAN BU AYETLERE RIAYET ET.
Eger etmeyeceksen burada sadece Kuran diye nutuk atmanin ne anlami var?
Bak ayetleri tekrar asiyorum,LUTFEN DIKKATLE OKU!!!!!
Boyle devam etmekle gunaha giriyorsun onu da bilmis ol!
ALLAH BILIR SIZ BILEMEzSINIZ DIYOR.
HIC MI DERS ALAMIYORSUN?
2/
139- De ki: "Allah hakkinda bizimle didismeye mi gireceksiniz? Oysa O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size. Su kadar var ki, biz O'na ihlas ile sariliyoruz.
3/
66- Iste siz böylesiniz. Haydi biraz bilginiz olan sey hakkinda tartistiniz, ya hiç bilginiz olmayan sey hakkinda niçin tartisiyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
6/
116- Eger yeryüzündekilerin çogunluguna uyarsan seni Allah yolundan saptirirlar. Çünkü onlar sadece "zann"a uyarlar ve saçmalarlar.
22
68- Eger seninle tartisirlarsa, de ki: "Allah yaptiklarinizi çok iyi bilir."
69- Ayriliga düstügünüz seyler hakkinda kiyamet günü Allah aranizda hükmünü verecektir.
8- Insanlardan kimi de vardir ki ne bir bilgiye, ne bir delile, ne de aydinlatici bir kitaba dayanmaksizin Allah hakkinda tartisir.
36/
49- Onlar sadece bir tek çigliga bakiyorlar, bir çiglik ki, onlar çekisip dururken kendilerini yakalayiverir.
18/
54- Süphesiz biz, bu Kur'ân'da insanlara çesitli mânâlari türlü misallerle açik olarak verdik. Insan ise, her seyden çok mücadelecidir.
40/
56- Kendilerine gelmis kesin bir delil olmaksizin, Allah'in âyetleri hakkinda mücadele edenlerin gögüslerinde ancak yetisemeyecekleri bir kibir vardir. Sen hemen Allah'a sigin. Çünkü her seyi isiten ve gören O'dur.
16/125 Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış; doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir.
49/11 Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.
ALLAH VE RESULUNUN SELAMI UZERINE OLSUN.BU ADAM ZEKA OZURLU!... RENK KORLUGU VAR BUNDA!... YOK VALA BU HAKIKI KEFERE!... HEMDE KOYUSUNDAN!... AYNEN KARGA GIBI KONUSAN IKI YUZLU KAHPE KEFERE!...
HIC ZAHMETE GIRIP MUHATIP DAHI OLMA DEGMEZ BU ZEKA OZURLUYE!...
Müslüman olan feylesof gecinenlerin cogu sap1 samana kar1st1rd1klar1ndan adamda ne yaps1n Yunanl1 feylesoflar1 kendine örnek ald1.
Senin ,sani büyük Ibni Sina.
Gerci haksizda deyil yani.Iste size bir Isläm feylesofu daha.Haci Ali.
AKLI DEYIL NAKLE inaniyor Haci Ali.
Kimlerden nakl olunuyorki?
Dervis Abdurrezzak
Seyh Elkaftani
Ümmügülsüm yirtti fistani
Omar ibni AEROSOL
Imni Sülüsi
El Hasan vel Sabbah.
El kutbuful Hülüsi
Bunlardan nakl olunurki,Ehli sünnet disindakiler küllü kafirdirler.
Omar ibni AEROSOL demistirki ,nakl olunurki,Haci Ali ad1nda bir kutbuful arifun gelcek , ve bütün müslüman gecinip asl1nda kafir olanlar1n tümünü tan1yacak.
Vay senin torpah basia ,Haci Ali
Ali deyoki inananlara seläm.
Ben bu cümlenin cevirisini yap1y1m.
Sözde din adamlarina inananlara seläm deyo Ali.
Ali ve o kafadakiler diyorki.Allah paygamberleri bacaklar1nma vurdugu damgalardan Taniyacak.
Ohbe keske dogru olsada,yakay1 s1y1rsak.Nas1l olsa bizim bacaklarda damga yok.