3.İSA DÖNEMİNDEKİ AYAKLANMALAR VE MESİHLER
1)İSA DÖNEMİNDEKİ TOPLUMSAL YAPI VE ÇELİŞKİLER.
İsa döneminde Filistin,Suriyeli Yunanlıların yönetim ve denetiminden Romalılara geçmişti.Roma kolonisi olarak Filistin,sömürge yönetiminin en klasik,siyasal ve ekonomik belirtilerini gösteriyordu.Yerel yüksek memuriyetleri yada dinsel kurumları dolduranlar Romalıların kuklası durumundaydılar. Ülkede yüksek rahipler,zengin toprak sahipleri ve tüccarlar refah içinde yaşıyorlardı.Bu üçlü kukla ittifak hem dini konularda hem siyasette hem de ekonomide mutlak hakim ve Romayla uyum içindeydiler.Roma açısından ise yerel yöneticilerin halkı nasıl yönettikleri,halka nasıl davrandıkları pek o kadar önemli değildi.Romanın istekleri doğrultusunda halk baskı altında tutulsun ve vergiler verilsin gerisi önemli değildi.Önemli olan sakin problemsiz bir koloni yönetiminin sağlanması idi.Düzenin yerli yöneticiler tarafından nasıl ve ne biçimde sağlanıyor olması pek önemli değildi.Roma kolonide düzeni sağlayan yerel yönetime her türlü desdeği veriyordu.Bu kural fetihçi-kolonici yönetim biçiminin evrensel kuralıydı.
O dönemde Filistinde,nüfusun büyük bölümü topraksızdı.Az bir toprağı olanlarda ise geçim sıkıntısı had safhadaydı.Zanaatçılar çok düşük ücretle çalışıyordu ya da işsizdiler.Hizmetliler ve köleler toplumun diğer tabakasıydı.
Ülke çok ağır vergilerin,yönetim yolsuzluklarının,keyfi haraç almaların,askere alıp zorla çalıştırmaların ve çok yüksek bir enflasyonun ağırlığı altında inlemekteydi.
Büyük toprak sahipleri Kudüste oturuyorlardı.Zevk ve sefa içerisinde yaşıyorlardı.Bunların kiracıları ise Romalıların tarımsal üretime yükledikleri %25 vergi ödüyorlardı.Ayrıca geri kalan ürünün %22 sinide tapınak vergisi olarak yerel yönetime ödüyorlardı.Ruhban sınıfı,toprak sahipleri ve yerel yönetim Romanın askeri koruyuculuğu altında zevk içinde yaşarken halk zulüm altında yaşama sınırında ölüm kalım savaşı veriyordu.
Toplumsal çelişki ve sınıfsal nefret doruk noktasındaydı.
Kudüs soylularının Galileli ezilen ve sömürülen köylülere olan nefreti Talmudun (Musevilerin yasa ve yorum kitabı) yorumlarında da açıkça görülür. Yahudilere,kız evlatlarını, “Toprak adamları” diye adlandırılan Galileli köylülerle evlendirmemeleri öğütlenir. “Çünkü onlar kirli hayvanlardır!”diye nitelenir.Haham Eleazar,alaycı bir ağızla,hayvanların bile öldürülmediği kutsal zamanlarda dahi bu insanları kesip parçalamayı öğütlemiş ve bu doğrultuda fetva vermiştir.Yine Haham Joahanan demiştir ki, “Sıradan bir kişi bir balık gibi parça parça doğranabilir.”Haham Eleazar ise; “Sıradan bir kişinin bir birne düşmanlığı,putatapanların İsraillilere olan düşmanlığından bile yoğundur.”
Düşünceleri belirleyen yaşam biçimidir.Yoksul Galileli köylülerinde ,kukla din adamlarına ve Romanın işbirlikçisi yönetime çiçekle karşılık vermeleri beklenemezdi.Bu nedenle Galileli yoksullar,Davudun kırallığının yeniden kurulduğunu görmek istediler.Çünkü halk önderleri ve misyonerler kendilerine umutsuzluğu değil umudu aşılıyorlardı.Davudun kırallığının yeniden kurulmasıyla,ekonomik ve toplumsal sömürüye son verilecekti.Bu kırallığın kurulmasını müteakip,kötü papazlar ve mülk sahipleri ve kötü zalim kırallar ve yöneticiler cezalandırılacaktır.Bu tema Hanok’un kitabında şöyle açıklanmıştır; “Siz zenginler!Lanet olsun size!Çünkü siz zenginliklerinize güvendiniz.Sizden zenginlikleriniz koparılıp alınacak.Lanet olsun size ki,komşunuza kötülükle karşılık verirsiniz.Siz yaptıklarınıza göre karşılık bulacaksıznız.Lanet olsun size,siz yalancı tanıklar.Ama siz acı çekenler!Korkunuz olmasın,sizin payınız şifa olacaktır.”
Görüldüğü gibi Davuttan kaynaklanan,Davud kökenli,Davut merkezli Yahudi düşüncesinde dünya ve dünya sonrası ahiret yaşamı birbirinden ayrılmamıştır.Ayrılmasıda imkansızdır.Politika,din ve ekonomi birleşip kaynaşmıştır.Bu düşünceye göre gökyüzü ve yeryüzü birbirinden ayırt edilmemektedir.Yeni oluşacak düzende yaşam baştan başa farklı olacaktır.Herşey alt üst olacaktır.Ters yüz olacaktır.Yahudiler hükmedecek Romalılar hizmet edeceklerdir. Yoksullar zengin olacak,kötüler cezalandırılacaktır.Hastalar şifa bulacak,ölüler yaşama döneceklerdir.
Bir kez daha belirtelim ki,mesih inancının yoksul Galileli köylüler arasında ve toplumun yoksul kesimleri arasında yayılması işini,kendini bu düşüncenin yayılmasına adamış misyonerler yapıyordu.Bu misyonerler genellikle giyim kuşam yönünden dünya malına önem vermiyor,yiyeceklerini seçmiyor ve Galile denilen kırsal alanlardaki mağaralardan kopup geliyorlardı.Bu mağaralarda komün yaşamı vardı.Yoksul halktan da başı Romalılarla veya yerel yönetimle derde giren kurtuluş yeri olarak kendilerini mağaralara atıyorlardı. “Ferman padişahın ise dağlar bizimdir!”diyen mantığın Filistin yorumuydu uygulanan.Yalnız merkezi otoriteye karşı gelenler dağ yerine mağaralara sığınıyorlardı.Bu mağaralarda eşkiya yatağı değil,sığınan için eğitildiği bir mekan oluyordu.Komünlere katılanlara değer veriliyor,bir amaç için eğitiliyorlardı.Yoksullar komün yaşamına katılınca,insan olduklarının bilincine varıyorlardı.Kendilerine insanca davranılıyordu.Kendilerine güvenleri geliyor,umutla ,kinle zenginlere karşı yoksulları örgütleyerek ve onları bilinçlendirerek kutsal savaşa hazırlıyorlardı.
2)FLAVİUS JOSEPHUS KİMDİR VE İSA DÖNEMİ FİLİSTİNİNE NASIL IŞIK TUTMAKTADIR?
Flavius Josephus,ilk hıristiyan incillerinin yazarlarının çağdaşı olan bir kişidir.O’nun iki kitabı vardır;YAHUDİ SAVAŞI ve YAHUDİLERİN İLK ÇAĞLARI.Bu iki kitap bilginler gözünde en az inciller kadar önemlidir ve kaynak sayılmaktadır.
Josephus;İ.S.37 yılında YASEF BEN MATHİAS adıyla yukarı sınıftan bir yahudi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi.İ.S.68 yılında daha 31 yaşındayken,Yahudi Kurtuluş Ordusunda(gerilla ordusu)general rütbesine yükseldi.Jotapata kuşatmasında yandaşları yok edildikten sonra teslim oldu.Ve Romalı general VESPASİANUS’un oğlu TİTUS’un önüne getirildi.Bunun üzerine Josephus canını kurtarmak için,yahudilerin beklemekte oldukları mesihin esasında Vespasianus olduğunu ,ayrıca hem Vespasianus hemde Titus’un geleceğin Roma imparatoru olacağını açıkladı.Bunun üzerine Josephus öldürülmedi.
Bu kehanetten kısa bir süre sonra,İ.S.69 yılında,Vespsianus gerçekten Roma imparatoru oldu.Josephusta kehanetinin ödülü olarak Romaya götürüldü.Yeni imparatorun saray çevresine alındı.O’na Roma yurttaşlığı verildi.Ayrıca imparatorluk sarayında bir daire ve Romalıların Filistinden savaş ganimeti olarak ele geçirdikleri çiftliklerin gelirinden yaşam boyu emeklilik maaşı bağlandı.
Josephus yaşamının geri kalan bölümünü yahudilerin Romalılara karşı neden başkaldırmış olduğunu açıklayan kitaplar yazmakla geçirdi.Romada ve Romalı okurlara yönelik olarak yazdı.Okurlarının içinde Yahudi başkaldırmasının canlı tanıkları ve bu arada imparatorun bizzat kendisi de vardı.Bu nedenle Roma yanlısı olarak yazdığı varsayılsa bile tarihin belli başlı olaylarını uydurmuş olduğu düşünülemez.Ancak biz yinede bu nedenle belli başlı olaylara bakarken Josephusun kişisel kanaatlerini göz ardı edeceğiz.Olaylara bakarken, objektif olmaya özen göstererek ve ancak josephusun eserleri aracılığıyla seyredeceğiz.
|