ALLAH'ın mükemmel yazılmış kitabı KURAN'ı anlamadaki farklılıklar,..
July 15 2001 at 10:34 PM
(no login) from IP address 216.129.74.142
Çelişkili, yazın hatalı, uydurulmuş, aralarında %1 doğrular olan hadisleri anlamaktaki farklılıktan kat kat azdır...
DÜnya İSLAM alemi bu güngüacınası durumunu HADİSlere borçludur.
Neredeyse tek bir çevirisi olan %99'u Kuran ile çelişen hadislere inanmak inadı islam alemini uçurumun kenarından uçurumun dibine atacaktır.
HADİS dini ile KURAN dini arasında dağlar kadar fark vardır. KURAN'a inanan bir müslüman ile HADİS'e inanan bir müslüman aynı şeye inanmamaktadır. Pratikleri farklıdır, vb.
O halde HADİS ve KURAN asla bir araya gelemez.
Hadisleri dayatanların bilerek ya da bilmeyerek KURAN'ın yeryüzüne hakim olmasını engelledikleri ve dünya putperestlerinin ekmeklerine yağ sürdükleri ortadadır.
Bu nedenle bu sorun uydurmaları ayıklama sorunu değil, din seçme sorunudur. Uydurmaları ayıklayalım kalanına inanalım yaklaşımı politik ve populist bir yaklaşım olup, insanı gerçeğe görtürmez.
HÜKÜM ALLAH'ındır...(KURAN)
ALLAH, HÜKMÜNE KİMSEYİ ORTAK ETMEZ...(KURAN)
BUNDAN SONRA HANGİ HADİSE İNANACAKSINIZ?..(KURAN)
MUHAMMED SADECE ALLAH'IN ELÇİSİDİR..(KURAN)
BARIŞ 'IN(O NUN ŞAHSINDA KURU AKIL EHLİNİN) DİNİNE REDDİYE......
July 15 2001, 11:44 PM
Kuranı siz neleri kullanarak anlıyorsunuz?
Anladıklarınızı insanlara niçin anlatıyorsunuz?
Anladıklarınızın mutlak doğru olduğuna Allah kartındaki biliginin (kuranın anlamının içeriği açısından)bunlar olduğuna inanıyormusunuz?
"ıstıfa" kelimesinin anlamı nedir?
Bu sorularımı cevaplandırırsanız sağlıklı bir sonuca doğru gidebiliriz.
Hz. Muhammed, bütün varliklarin mükemmelligini temsil eden bir gaye varliktir. Yaratici kudret, seckin ruh ve sonsuzluk kadrosunu ortaya cikarabilmek icin onlari istifa`ya tabi tutar..(Ali Imran, 33). Istifanin gerceklesmesi icin göclere, istilalara, evlenmelere esrarli bir bicimde imkan hazirlanir. Bu bir nevi eleme olayidir. Peygamberler arasinda da istifa uygulanmistir (Bakara 253). Bizim peygamberimiz iste bu yüzden Mustafa adini almistir. Mustafa, yani secilmis, istifa edilmis kisi. Cansiz varliklardan baslayarak bir kac asamadan gecen istifa, mükemmelligin dorugu olan Hz. Muhammed`de kemale erer. Allah`in elcisi Hz. Muhammed insanlarin en mükemmelidir...
Dilemma;
Cok asiri gidiyorsun.. Biraz tut kendini...
Hristiyanligi inceliyorum su siralarda..
Isa hakkinda soylenenlerin, inanilanlarin, triniti ve triteizm e yol actigini yazdim forumda..
Aptalca bir sekilde israr ediyorsun..
Bir putperest gibi..
Hz. Muhammed, Islam'a gore sadece bir insandir.. Mukemmel de olsa bir insandir.. Bir sperm ile bir ovumun bir araya gelmesinden olusmus, kan, et ve kemikten olusmus bir insandir...
Hepsi o kadar.. Mukemmel fala degildir.
Kur'an Muhammed'in mukemmel olmadigini yazar.. Oku!!
1.SORUNUN AÇIKLAMASI:Yanlış anladınız.Herhangi bir şeyi biz neler kullanarak idrak ederiz.Mesela göz,kulak,beyin,dış alem vs.olmadan birşeyi anlammamız mümkünmüdür?Cevap hayır ise Kur'an'ı anlamak için nelerin lazım olduğunu birkez daha düşünün.Ama iyice ve ayrıntılı bir şekilde.
2.Soru tamam.
3.Soruya devam.Mutlak doğru olduğundan emin olmadığınız bir konuda insanların bunları kabul etmelerini istemek nedir?Mesela biri size bir yol soruyor siz ise tam bilmeden yol tarifi yapıyorsunuz.O kişi doğru yola gidip gitmediğini bilmeden size olan güveniyle yol alır sonuç...
4.Soru."Istıfa"kelimesi sayın Dilemma nın yazısında var ona ayrıca teşekkürler.Bir iki noktayı daha belirteyim.Istıfa bir şeyinen safisinin özünününde özünü çıkarmak,almaktır.Ayıklamak,seçmektir.Bu anlamlardan ne anladıysanız buna göre bir şeye uyguladığımızda o şeyin diğer şeylerle aynı olduğunu iddia edebilirmiyiz?
1. Soru : Gözüm ile okuyor, aklım ile anlıyorum. Siz hadisi ne ile anlıyorsunuz?
3. Mutlak doğruları bilen tek varlık ALLAH tır. Siz inancınızın mutlak doğru olduğuna inanıyorsanız NAMAZ kılarken ihdinassiratel mustakim dediğinizde riyakarlık yapıyorsunuz demektir.
4. ELÇİLER ARASINDA MÜSLÜMANLAR AYrım yapmaz...
İSA, MUSA, YUNUS, YAKUP benim için ne ise MUHAMMED de odur.
1.sorunun devamı.Akıl nedir?Aklı kullanma neler ile olur?Akıl mutlak doğruyu anlarmı?
2.soru galiba tam anlaşılamadı.Mutlak doğruyu bilmeden doğru budur demek nedir?Ya o putperest diye nitelediğin muhlis insanlar mutlak doğruya ulaşmışlar ise onların dedikleri doğru ise sen bilmeden bunları reddediyorsan durum ne olur?Allah insanın cahil olduğunu söylüyor.Bu ne demek?
4.soru da anlaşılamamış.Peygamberlerin birbirinden üstün olup olmadığını sormadım.Istıfa kelimesinin anlamını vererek ıstıfa eyleminden sonra oluşan durumun ne olacağını sordum.Yani ıstıfaya tabi tutulan şeyle ıstıfaya tabi tutulmayan şey aynımıdır?(kelimenin anlamına bakarak düşün.)
1.sorunun devamı.Akıl nedir?Aklı kullanma neler ile olur?Akıl mutlak doğruyu anlarmı?
Mutlak doğruyu ancak ALLAH bilir. Biz yakınsarız. Akıl bize verilen en büyük nimettir.
10:100 ALLAH PİSLİĞİNİ AKLINI KULLANMAYANLARIN ÜZERİNE YAĞDIRIR...
2.soru galiba tam anlaşılamadı.Mutlak doğruyu bilmeden doğru budur demek nedir?Ya o putperest diye nitelediğin muhlis insanlar mutlak doğruya ulaşmışlar ise onların dedikleri doğru ise sen bilmeden bunları reddediyorsan durum ne olur?Allah insanın cahil olduğunu söylüyor.Bu ne demek?
Mutlak doğru budur demiyorum. Onların hepsine putperest demedim. ALLAH'ın hükmüne ortak koşanlara dedim. Kimse mutlak doğruya ulaşamaz. Benim reddim bildiğim fikirleredir. Bilmediğimi reddetmem. Bildiklerimin mutlak doğrunun yanından bile geçmediklerini biliyor ve reddediyorum...
4.soru da anlaşılamamış.Peygamberlerin birbirinden üstün olup olmadığını sormadım.Istıfa kelimesinin anlamını vererek ıstıfa eyleminden sonra oluşan durumun ne olacağını sordum.Yani ıstıfaya tabi tutulan şeyle ıstıfaya tabi tutulmayan şey aynımıdır?(kelimenin anlamına bakarak düşün.)
Peygamber de bir insandır ve mükemmel değildir. Yorumları varsa bile zaman üstü değildir. HADİS leri reddetmek peygamberi reddetmek değildir, aksine peygambere atılan iftiraları reddetmektir. ISTIFA kelimesinin türkçesini yazarsanız ya da açıklarsanız daha iyi olacak. Arapça bilmiyorum.
barış ögrendigini söylüyorsun ama
1200 yıllık islam tarihini de söküp atıyorsun
bu ne büyük iddia
barış 1200 yıldan beri islamı en iyi anlayan insan?
hadislere %2 lik bir dogruluk payını çok görüyo
bizim dinimizde hadis dini
yada kuran dini diye bir kavram yok
bunlar barışın kavramları
islam çeşitli kaynaklardan oluşur
1- kuran islamın asıl kaynagıdır
2- sünnet allah rasulünün aldıgı vahiyle
yani buda kuran gibi kendinden degil vahiyledir
(çünkü o din hususunda hevasından konuşmaz)
insanlara dini nasıl yaşıyacaklarına dair yaptıgı
söz ve fiillerdir.
bu iki kaynaktan birini ret eden
islamı ret etmiş olur
çünkü bu dini sahabe bu şekilde anlıyor ve yaşıyordu
kuran islamı diye ortaya çıkan
tüm fikri fırkalar
sapıtmış veya yok olmuşlardır
çünkü allah rasulünün dışlandıgı bir islami anlayış
bozulmaya ve islam dairesinden çıkmaya meyillidir
bize ulaşan tüm hadisleri kabul ederiz
ama bunları tasnif ederek
fiillerimizi oluştururuz
bu yüzdende islam alimleri
hadis usulü diye bir ilim çıkarmışlardır ki,
hadislerle daha iyi bir şekilde amel edebilmek için
zaten allah rasulü
bize son mesajı olan veda haccında
yüzbin kişinin şaitliginde
tüm müslümanlara
kuranı ve kendi sünnetini bırakmış
ancak bu şekilde koruna bilecegimizi belirtmiştir
burada kendinin müslüman oldugunu ifade eden
ama sünneti inkar eden herkesi
yanlızca allah rızası için töbeye davet ediyorum
allah rızası için gerçekten ceza gününden sakınıyorsanız
islam tarihine bakında
sünneti inkar eden toplulukların sonuna bakın
Sizin dininizin farklı olduğunu siz de itiraf ediyorsunuz.. Kuran ile uzaktan yakından alakası yok bunu siz de biliyorsunuz..
Benimki bir uyarı, bir tebliğdir sadece. Hidayet ALLAH'a kalmış
Benim dinimin 1400 yıllık İSLAM tarihi ile alakası yok. Benim dinim 23 senede tamamlanmış bir dindir.
Muhammed'in izlediği dindir. Sahabenin de Muhammed varken izlediği dindir.
Münafık sahabeler olduğunu bile bile onların aktardığı söylenen uydurma, asılsız, çağ dışı, akıl ve bilim dışı, şirk kokan, pislik kokan hadis ve sünnetin KURAN ile alakası yoktur olamaz.
Ben kimseye zorla şuna inanacaksınzız demedim.
İsteyen ehli sünnet olur, isteyen hrıstiyan isteyen şii isteyen müslüman. Bu beni bağlamaz.
ANCAK İSLAM dininin sahibi ALLAH tır ve tek kaynağı kurandır.
Sünnetin vahiy olduğunu iddia etmek ALLAH'a ve mUHAMMED'e yapılabilecek en büyük iftiradır.
Muhammed aldığı vahyi gizliyor demektir.
ALLAH kendi vahyini korumuyor demektir.
1.sorunun cevabını tam alamadım.Akıl nedir?bunu cevaplayınız.Akıl sırf kendi varlğıylamı çalışır yoksa onun varlığının zuhuru ,fiili duruma geçmesi için kendi dışından etkilenmelimidir?Etkilenmeliyse etkileyen şeyler nelerdir.?Onların mahiyetleri nelerdir?Ben dediğimiz kendimizden kasdımız nedir?Bizmi aklımızı kullanıyoruz?Akılmı kendi kendine işliyor?
Bu soruları bu sefer lütfen dikkatle okuyun cevap verip vermemekte serbestsiniz.Ama bu mevzu açıklığa kavuşmadan diğer konular yine kapalı kalacaktır.Çünkü Kur'an-ı Kerim'i anlama aracımızın başlangıcı akıldır.İmam Cafer Sadık(aleyhisselam)ilmin kutublarından,onikiimamlar silsilesinden olan bu zat şöyle buyurmuştur(sizin lisanınızla,şöyle bir tesbitte bulunmuştur.)"Akıl insanın iç Peygamberidir."Konunun ehemmiyeti ortadadır.Bundan dolayı diğer sorular şimdilik dursun.Bu mevzuyu beraberce halletmeye çalışalım.İnşallah.Lahavle velaquwwete illa billahil aliyyul azim.
tealşın nedeni: Yangın çıkarmak. Yangından mal kaçırmak. KUR'AN'DAN KAÇMAK.
July 16 2001, 2:14 AM
Hz Muhammed Kur'an'da bulunmayan din kuralları koymuş olsun ki bazı insanlar onları kendi çaldıkları minarelere kılıf yapabilsinler. Bütün kavga burdan çıkıyor.
Kur'an demek denetim demek. İLAHî denetim.
Kendi keyfine tapan (25:43) bazı insanları sıkıyor o denetim. O denetim olmasın ki minder dışına kaçabilsinler. Kur'an dışındaki kaypak zeminde keyiflerince at oynatabilsinler. ALLAH'IN DİNİ ni dışlayıp kendi KEYFî DİNLER ini kurabilsinler.
Allah'ın helal kıldığını haram ilan edebilsinler.
(İnanan kadınlara başı açık olmayı Yüce Allah'ın helal kılması ama bazı insanların bazı uyduruk hadislere dayanarak onu haram ilan etmesi gibi.)
Oysa Yüce Allah söyleyeceği her şeyi Kur'an'ında söylemiş ve bu dini tamamlamıştır. O'nun bütün helal ve haramları Kur'an'ın içinde. Daha ötesini insanlara bırakmıştır. Danışarak, yani demokratik yoldan insanlar karar versin diye.
Ama bazı hin oğlu hinler Allah'ın insanlara tanıdığı o demokratik hakka el koydu bugüne kadar. "Biz alimiz;" dediler. "Biz biliriz. Siz baldırı çıplaklar bilmezsiniz." diye başladılar. "Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Hz Peygamber sallallahü aleyhi vesellem buyurdular ki..." diye devam ettiler hin oğlu hinliklerine.
İşte bu kadar.
Bütün kavga buradan çıkıyor.
Bu hin oğlu hinlerin bizi kandırmasına hâlâ izin verecek miyiz? Yoksa gerçek müslümanlar olarak kendi haklarımıza sahip çıkacak mıyız?
Ama Allah'a gerçekten inananlar çekinmemeli.
Allah bizden yana:
'Allah hükmüne kimseyi ortak etmez.' (18:21)
'Muhammed de bazı sözler uydurup Bize yamasaydı sağ kolunu koparıverirdik onun. Şah damarını kesiverirdik.' (69:46-46)
AKIL kelimesinin anlamını Kuran'a bakarak görebilirsiniz.Yok ben illa Kuran okumak istemiyorum o beni ilgilendirmiyor diyorsanız.. Beni ilgilendirmez.
AKIL, insanın dış dünyasını algılamaya yarayan bir şeydir.
İmamı cafer veya imamı bilmemne nin ne dediği beni zerre kadar bağlamıyor :
Boş soruları bırakıp, siz dininizi nasıl öğrendiğinizi söyleyin..
2 yöntem olabilir :
Bir kendi AKLINIZI Kullanır, ALLAH'ın ne dediğini anlarsınız. Ya da mesela Ehli SÜnnet dininden iseniz uydurulan laflardan hüküm çıkarırsınız...
Ya da AKLINIZI BAŞKASINA ÖDÜNÇ VERİP, O başkasının kendi AKLI İLE çıkarttığı/uydurduğu hükümlere uyarsınız.
Sonuçta AKIL dışında bir çözümünüz yoktur. Haa.. Bu sizin kendi aklınızdır... ya da tembellikten kendi aklınızı kullanmadan (ki üzerine büyük ihtimalle pislik yağıyordur, farkında değilsinizdir) başkasının aklı ile idare...
Başka bir alternatif bilmiyorum...
Siz biliyor musunuz?
Sorunun halen daha anlaşılamaması beni hayretlere düşürüyor.Yada anlamamakmı istiyorsunuz.
Akılla Kuranın anlaşılacağını ikimizde belirttik.Bunu özelliklede sende vurguladın.Öyleyse Aklın ne olduğunu bilmeden onunla bir şeyi anlamaya çalışmak içgüdüsel bir tavır olacaktır.Bal arısı bal yapar fakat bunun ne olduğunu bilmez diğer hayvanlar hakeza.Niçin onlar da ilmin ilk aşaması olan şuur hali yoktur.Şuur edemeyen hayvandır.Birde Qur'an-ı Kerimin ifadesiyle münafıqlar da şuur yoktur.Onlar sadece zanlarına tabidirler.Atar dururlar.Zira aklı dışlayan ve mahiyetini bilmeyen bir qawim akletmeyi asla bilemezler.Sonra derlerki doğru budur,şudur.Mesele gayet açık aklın tanımı Quranda nasıl geçiyor bunu yazarsanız memnun olurum.Quranda aklın tanımıyla ilgili bir yer yok .Anlayamamışsam bana tebliğ edin.Yoksa siz tanımlayın.Kesinlikle cevabı bu sefer verin.
Birde şunu belirteyim. Qur'an'nın ifadesiyle o türden(şuursuz:münafıq) bir varlığa "yeryüzünde fitne çıkarmayın denildiğinde biz ıslah edicileriz derler".Şimdi bu adamlar sünnetemi dayanıyorlar da bu sözleri söylüyorlar,yoksa kendi akıllarına dayanarak kendileri için bu kanaate varıyorlar.Bunuda cevaplarsanız sevinirim.
Felsefe = Philosophie, Yunanca “philos” (sevgi) ve “sofia” (hikmet) kelimelerinden meydana gelmiş, “hikmet sevgisi” demektir. Her şeyin aslını aramak için, dünya ve ahiret hakkında aklın ortaya koyduğu düşüncelere “felsefe” denir. Günümüzde felsefe, “Madde, kâinât, toplum, ruh, din ve ilah konularını inceleyen düşünce sistemi” diye tarif edilmektedir. Felsefenin tek dayanağı akıldır.
Her çağda gelen filozoflar, öncekilerin yanlışlarını göstererek kısmen veya tamamen reddettiler. Eski Yunan filozoflarından Eflâtun ve Aristo’nun, daha sonra gelen filozoflar üstündeki tesirleri daha uzun sürdü. Bugünkü felsefeyi İngiliz filozofu Bacon ile Fransız filozofu Descartes’in kurduğu kabul edilir. Filozoflar içinde Sokrat, Aristo, Eflâtun, Epikuros, Farabi, İbni Rüşd, Bacon, Dekart, Spinoza, Kant, Hegel, Karl Marx, Ogüst Compte, Bergson meşhurlarıdır. Bunların hiçbiri, yanlışsız bir sistem kuramamıştır. Filozoflar, iman bakımından üçe ayrılır:
1- Dehriyyun: “Bu âlem böyle gelmiş, böyle gider. Bu âlemin yaratıcısı yoktur” derler.
2- Tabiiyyeciler: Bir yaratıcıya inanırlar; fakat, âhiret hayatını inkâr ederler.
3- İlâhiyyun: Bunlar ilk ikisinin görüşlerini reddederler. Ancak, peygamberlere ve bedenen dirilmeye inanmazlar.
İslâm dininde felsefe yoktur. Felsefenin cevap aradığı soruların hepsine hiç değişmez ve aksi iddia ve ispat edilemeyecek şekilde dinimiz cevap vermiştir. Felsefecilerin uğraştığı her şeyi dinimiz açıklamıştır. Bunlar, tekniğin ve zamanın değişmesiyle değişmez.
Batılılar, dinimizdeki tasavvufu, felsefe zannetmişler ve tasavvuf büyüklerine İslam filozofu demişlerdir. “İslâm felsefesi” tâbiri de bu yanlışlıktan doğmuştur. Tasavvuf ahlâk ilmidir.
İslâm felsefesinden bahsedenler, Ehl-i sünnetin dışındaki 72 sapık fırka mensuplarıdır. Bu bozuk fırkaların ortaya çıkışında eski Yunan, Hind ve Acem felsefesinin karıştırılmasının ve âyetleri, nakle göre değil, akla göre açıklanmasının çok büyük etkisi olmuştur. Felsefeden farklı ve bir ibâdet olan tefekkür ikiye ayrılır:
1- Allahü teâlânın büyüklüğünü, kudretini düşünerek, kendisinin acz ve zayıflığını anlamak, eserden müessire (o eseri yaratana) yol bulmaktır.
2- İlmi ve tekniği İslâm dininin bildirdiklerine uygun, insanların rahat ve huzurunu temin etmek maksadıyla kullanmak için akıl yormaktır.
İmâm-ı Gazali hazretleri, “Akıl daha kendisinden bile habersizdir. Her şey peygamberlik gerçeğindedir. Bu gerçeğe yapışarak kurtuldum.” demiştir. Hz. Mevlana; “Hocamı bulunca aklımı bıraktım ve kurtuldum.” demiştir. Felsefede kuru akılcılığı yıkan Bergson’a: “Akılcılığı yine akıl ile yıktın.” denildiğinde, “İşte aklın atacağı en son adım kendi aczini ve hiçliğini anlamasıdır” demiştir.
İslâm dünyasında aklı ölçü alan bir felsefe olmamış, vahye uygun tefekkür olmuştur. Farabi, İbni Sina, İbni Rüşt gibi filozoflar ve bid’at fırkaları, Yunan filozoflarının etkisinde kalıp, Kur’an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri kendi akıllarına göre yorumladıkları için, doğru yoldan ayrılmışlardır. İbni Rüşt ise, İmam-ı Gazali’ye karşı, felsefecileri savunmuştur.
(Mehmed Ali Demirbaş, Türkiye Gazetesi, 15/07/2001)
Dinde nakil esastır
Piyasada Allahı tanımakla ilgili ve Allahın varlığını ispat etmeye kalkışan bir çok kitap vardır. Genelde bu kitaplar, akli ve felsefi görüşlerle doludur. Kaynakça olarak gösterilen kitapların çoğu da asrımızdaki sapık yazarların eserleridir. İmam-ı Rabbani, İmam-ı Gazali büyük İslâm âlimlerinin kitaplarından nakil yoktur. Milyonlarca hadis-i şerif varken, hadis-i şeriflerden nakil yapmıyorlar. Hep şahsi görüşle, şahsi yorumla doludur.
Bu tip yazarlar, küfre düşürücü sözleri bilmiyor. Zaten Allahın varlığını ispat ile uğraşanlar, genelde küfre düşürücü ifadeler kullanıyorlar. İslâm âlimleri, (Allahın yaratmak, var olmak gibi sıfatlarını insana vermek veya insanın, akıl, şuur, hafıza ve düşünce gibi yaratılmış olan sıfatlarını Allaha vermek küfürdür) buyuruyorlar. Mesela bir kimse, (Allah akılsızdır) dese, bu bir hakaret olacağı için küfre düşer. (Allah akıllıdır) dese, bu sefer de, onu yaratık kabul ettiği için küfre düşer. (Allah iyi düşünür) dese yine kâfir olur. Çünkü akıl, şuur, hafıza, düşünme işi mahluktur, yani yaratıktır. Allahın böyle sıfatları yoktur. Yazarlar ise bunun gibi büyük hatalara düşmüştür. (Yaratılmış olanın özelliklerine bakarak, yaratanın özelliklerini bulmaya çalışacağız) diyorlar. İslâm âlimleri, (Bilinenle bilinmeyen mukayese edilmez) buyuruyor. Yazarlar ise yanlış başladığından yanlış sonuçlar çıkarıyorlar. İnsan vasfı sayar gibi, Allahın vasfını sayıyorlar. (Allah çok akıllıdır, hafızası çok geniştir, çok hızlı düşünür, çok çalışkandır) diyorlar. Senâüllah Pânî-pütî hazretleri (Allahü teâlânın varlığı, sıfatları, razı olduğu şeyler, ancak peygamberlerin bildirmesi ile anlaşılır. Akıl ile anlaşılamaz.) buyuruyor. Kimi yazar da, (Allah özenerek yaratır) diyor. Böyle söylemek Allahı âciz sanmaktan ileri gelir. Allahü teâlâ buyuruyor ki: (Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona sadece ol deriz, o da, hemen oluverir.) [Nahl 40]
Bu yazarlar kaderi de iyi bilmiyorlar, (İnsan, kendi kaderine tesir eder) diyor. Kader, değişmeyen son şekildir. Kaderi Allah da değiştirmez. Allahın vasıflarını bildirirken, âlimlerin kitaplarından alarak, sıfat-ı zatiyye ile sıfat-ı sübütiyyeyi, yazsalar, büyük hizmet etmiş olurlar. Kendi görüşleri, kendi akıllarını din gibi ortaya atıyorlar. Hadis-i şerifte, (Dini aklı ile ölçen kadar zararlı kimse yoktur.) buyuruldu. [Taberânî]
Bu çeşit yazarlar, İslâm dini yerine (İslâm nazariyesi, İslâm düşüncesi, Allah düşüncesi, ilâhî şuur...) tabirlerini kullanıyorlar. İslâmiyet, ilahi bir dindir, bir düşünce sistemi değildir. Düşünce, bir iş için düşünülen çare veya kıyaslanan neticedir. Nazariye de, akli, zihni esaslara dayanan görüş, teori demektir. Akıl, zihin mahluktur. Allahü teâlânın bildirdiği şeylere düşünce, görüş denmez. Kur'an-ı kerimdeki hükümlere bile (Kur'anî görüş) diyorlar. Bu tabirleri kullanmak küfürdür. Âlimler buyuruyor ki: (İman, Muhammed aleyhisselamın, Peygamber olarak bildirdiği şeyleri, tahkik etmeden, akla, tecrübeye ve felsefeye uygun olup olmadığına bakmadan, tasdiktir. Akla uygun olduğu için tasdik etmek, aklı tasdik etmek olur, Resulü tasdik etmek olmaz. Yahut Resulü ve aklı birlikte tasdik etmek olur ki, o zaman Peygambere itimat tam olmaz. İtimat tam olmayınca, iman olmaz. Allahü teâlâ, (Onlar gayba iman ederler) buyuruyor. [Bakara 4] )
İman ne kadar kıymetli ise, zıttı olan küfür de o kadar kötüdür. İmanı kurtarmak için ibâdetleri yapmak ve haramlardan kaçmak gerekir. Bilhassa küfre düşürücü söz ve hareketlerden sakınmak gerekir. Mesela imanını çok kuvvetli sanan biri, Allah dostlarından birine düşman olsa veya Allah düşmanlarından birini sevse, yahut dinin bir emrini lüzumsuz görse, yaptığı ibâdetler kıymetsiz olur ve cehenneme gider. Küfre düşürücü ifade kullananın imanı gider de haberi olmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Öyle bir zaman gelir ki, kişinin imanı gider de haberi olmaz. Ondan, gömleğin çıktığı gibi, iman çıkmış olur.) [Deylemî]
2:44. Halkı iyilik yapmağa çağırıp dururken kendinizi unutuyor musunuz? Üstelik Kitabı da okuyorsunuz? Aklınızı kullanmaz mısınız?
2:73. "(Düvenin) bir parçasıyla ona (öldürülene) vurun," dedik. İşte, ALLAH ölüleri böyle diriltir ve düşünesiniz diye ayetlerini (mucizelerini) böyle gösterir.*
2:76. İnananlarla karşılaşınca, "İnandık," derler; başbaşa kaldıklarında ise "Rabbiniz katında size karşı delil olarak kullanmaları için, ALLAH'ın size açıkladığını mı onlara anlatıyorsunuz, akletmez misiniz," derler.
2:164. Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün birbiriyle yer değiştirmesinde, insanların yararı için okyanusta akıp giden gemilerde, ALLAH'ın gökten su indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve orada yaydığı her çeşit canlıda, rüzgarları ve gök ile yer arasında hazır bekleyen bulutları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için elbette ayetler (dersler ve kanıtlar) vardır.*
2:170. Onlara, "ALLAH'ın indirdiğine uyun," dense, "Hayır, biz atalarımızın izlediği yolu izleriz," derler. Peki, ataları bir şey düşünemiyen ve doğru yolu bulamıyan kimseler olsalar da mı?!
2:171. İnkarcıların durumu, sözleri ancak bağırma ve çağırma biçiminde algılayarak (anlamadan) tekrarlayan kişi gibidir. Sağır, dilsiz ve kördürler; düşünmezler.
2:242. Düşünesiniz diye ALLAH ayetlerini böyle açıklar.
3:65. Ey kitap halkı, neden İbrahim hakkında tartışıp duruyorsunuz? Oysa İncil de Tevrat da ondan sonra indirildi. Aklınızı kullanmaz mısınız?
3:118. İnananlar, size kötülük etmekten geri durmayan, sizin sıkıntıya düşmenizi isteyen kimseleri sırdaş edinmeyin. Ağızlarından kin ve nefret taşmaktadır. Göğüslerinde gizledikleri ise daha büyük. Size ayetleri açıkladık; düşünürseniz,
5:58. Namaza çağırdığınızda onunla alay edip eğlendiler. Düşünmeyen bir topluluktur onlar.
5:103. Belli bir erkek ve dişi kombinezonuyla yavrulayanların, yemin sonucu salıverilenlerin, arka arkaya iki erkek doğuranların ve on kez döl veren erkek develerin haram edilişini ALLAH onaylamıyor; inkarcılar ALLAH'a iftira ediyor. Çoğu akletmez onların.
6:32. Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlence. Erdemliler için ahiret yurdu daha hayırlı. Düşünmez misiniz?
6:151. De ki: "Gelin, Rabbinizin size neleri haram ettiğini söyleyeyim: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya iyi davranın. Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin; sizi de onları da biz besliyoruz. Büyük günahların açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve ALLAH'ın kutsal saydığı cana haksız yere kıymayın. Bunlar, düşünesiniz diye O'nun size verdiği öğütlerdir.
7:169. Onların yerine, kitaba mirasçı olan başka nesiller geçti. Ancak, "Nasıl olsa bağışlanacağız," diyerek aşağılık ve geçici menfaatleri seçtiler. Kendilerine, benzeri geçici menfaatler gelse yine seçerler. Onlardan, kitaba bağlı kalacaklarına ve ALLAH hakkında ancak gerçeği söyleyeceklerine dair söz alınmamış mıydı? Onu okuyup öğrenmediler mi? Erdemliler için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Anlamıyor musunuz?
8:22. ALLAH yanında, yaratıkların en kötüsü, akıllarını kullanmayan sağır ve dilsizlerdir.
10:16. De ki: "ALLAH dilemeseydi onu size okuyamazdım ve sizin de ondan haberiniz olmazdı. Bundan önce bir ömür boyu aranızda yaşadım. Anlamaz mısınız?"
10:42. Onlardan seni dinleyenler de var; akıllarını kullanmayan sağırlara sen mi işittireceksin?
10:100. Hiç bir kişi ALLAH'ın izni olmadan inanamaz ve O, akıllarını kullanmayanları rezilliğe mahkum eder.
11:51. "Ey halkım, buna karşılık olarak sizden herhangi bir ücret te istemiyorum. Benim ücretim, beni ilk yaratandan başkasına düşmez. Aklınızı kullanmıyor musunuz?"
12:2. Onu Arapça bir Kuran olarak indirdik ki anlayasınız.*
12:109. Senden önce, kentler halkının arasından (seçip) vahyettiğimiz adamlardan başkasını göndermedik.* Yeryüzünü dolaşıp kendilerinden öncekilerin akıbetine bakmazlar mı? Erdemliler için ahiret yurdu daha iyidir; anlamaz mısınız?
13:4. Yeryüzünde, birbirine komşu toprak parçaları, üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır. Bunların hepsi aynı su ile sulanmalarına rağmen lezzetçe birbirinden farklı kılmışızdır. Aklını kullanan bir toplum için elbette bunda işaretler ve dersler vardır.
16:12. Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı hizmetinize sundu. Yıldızlar da O'nun emri altındadır. Aklını kullanan bir toplum için elbette bunda işaretler vardır.
16:67. Ve hurma ağaçlarının meyvelerinden, üzümlerden hem sarhoş edici içkiler ve hem de güzel bir rızık elde edersiniz. Akleden bir toplum için bunda bir işaret vardır.*
21:10. Size, size olan mesajı içeren bir kitabı indirmiş bulunuyoruz. Aklınızı kullanmaz mısınız?
21:67. "Yuh size ve ALLAH'ın yanında taptıklarınıza. Aklınızı kullanmaz mısınız?"
22:46. Düşünen beyinlerle ve işiten kulaklarla yeryüzünü dolaşmadılar mı? Gerçek körlük, gözlerin körlüğü değil; göğüslerdeki gönüllerin körlüğüdür.
23:80. O'dur yaşatan ve öldüren; gecenin ve gündüzün değişmesi O'na bağlı. Aklınızı kullanmaz mısınız?
24:61. Siz, evlerinizde, babalarınızın evlerinde, annelerinizin evlerinde, kardeşlerinizin evlerinde, kızkardeşlerinizin evlerinde, amcalarınızın evlerinde, halalarınızın evlerinde, dayılarınızın evlerinde, teyzelerinizin , anahtarlarına sahip olduğunuz ve arkadaşlarınızın evlerinde yemenizden dolayı kınanmazsınız. Aynı şekilde kör kınanmaz, topal kınanmaz, sakat ve hasta da kınanmaz. Topluca yahut ayrı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir eve girdiğinizde ALLAH'tan güzel, kutlu bir yaşam dileyerek selamlayınız. ALLAH size ayetleri böyle açıklar ki anlayasınız.
25:44. Onların çoğunun gerçekten işittiklerini yahut anladıklarını mı sanıyorsun? Onlar sadece çiftlik hayvanları gibidir; hayır, yolca daha da sapıktırlar.
26:28. Dedi ki, "Aklınızı kullanıyorsanız, O doğunun, batının ve aralarındakilerin de Rabbidir."
28:60. Size verilen her şey, bu dünya hayatının malı ve süsüdür. ALLAH'ın yanında olanlar ise daha iyi ve süreklidir. Anlamaz mısınız?
29:35. Aklını kullanan bir toplum için apaçık bir ders olarak oradan bazı kalıntılar bıraktık.
29:43. Bu örnekleri halk için veririz ve onları bilen kimselerden başkası düşünüp anlamaz.
29:63. Onlara, "Gökten suyu kim indirip ölümünden sonra toprağı canlandırıyor?" diye sorsan, "ALLAH,"diyecekler. De ki, "Övgü ALLAH'a aittir." Ancak çokları anlamaz.
30:24. Korku ve umut kaynağı olarak size şimşeği göstermesi ve gökten bir su indirerek ölümünden sonra onunla yeri diriltmesi de O'nun ayetlerindendir. Aklını kullanan bir toplum için bunda işaretler vardır.
30:28. İşte size kendi içinizden bir örnek veriyor: Emriniz altındaki kimseleri, size verdiğimiz rızıklarda size eşit ortaklar olarak kabul eder misiniz? Birbirinizden çekindiğiniz gibi onlardan da çekinir misiniz? Aklını kullanan bir toplum için ayetleri böyle detaylı açıklarız.
36:62. Buna rağmen o, sizden bir çok nesilleri saptırdı. Hiç aklınızı kullanmaz mıydınız?
36:68. Kime çok ömür verirsek, yaratılışını tersine çeviririz. Anlamaz mısınız?
37:138. Ve geceleyin. Aklınızı kullanmaz mısınız?
39:43. ALLAH'ın dışında şefaatçılar mı edindiler? De ki, "Onlar hiç bir şeye sahip değilseler ve düşünemiyorlarsa da mı?"
40:67. O ki sizi topraktan, sonra bir damladan, sonra asılı duran bir embriyodan yaratmıştır. Olgunlaşmanız ve ihtiyarlamanız için daha sonra sizi çocuk olarak dışarı çıkarır. Sizden bazılarının canı daha erken alınır. Daha önce belirlenmiş yaşa ulaşırsınız ki kavrayasınız.
43:3. Anlamanız için onu kusursuz bir dile sahip bir Kuran yaptık.*
45:5. Gecenin ve gündüzün birbirini izlemesinde, ALLAH'ın gökten bir rızık indirerek onunla ölümünden sonra toprağı diriltmesinde, ve rüzgarları yönetmesinde anlayan bir toplum için ayetler var.
49:4. Odaların/duvarların ardından sana seslenenlerin çoğu düşüncesiz kimselerdir.
57:17. Biliniz ki ALLAH ölümünden sonra yeri diriltir. Düşünesiniz diye size ayetleri böyle açıklıyoruz.
59:14. Onlar, iyi korunmuş kentlerde veya duvarların ardında olmaları haricinde bir araya gelip sizinle savaşamazlar. Aralarındaki çekişmeleri çetindir. Onları birlik sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır. Zira onlar, akıllarını kullanmıyan bir topluluktur.
AL-I IMRAN/32 - De ki, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.
ISLAM DININ SEVGILI PEYGAMBERI (S.A.V) ISLAMIN HOCASIDIR!...YAZILI OLAN VAHIYLER YANINDA O'NA BUTUN TEFFERUTLAR CEBRAIL (A.S) VAHIY YOLU ILE GONDERILMISTIR.YAZILI OLMAYAN BU VAHIYLER HADISLERDIR!..
BUNU KEFERLER KABUL EDEMEZLER!...O ONLARIN SORUNUDUR!...
'"İstifa" nedir?'miş.
Öyle bir hava basıldı ki İSTİFA sanki bir büyü sözü.
Sonra açıklandı: seçip ayırmak, demekmiş.
Yaratıcı Güç, Hz Peygamber'i diğer insanların arasından seçip ayırmış imiş. MUSTAFA da zaten "seçilen" demekmiş.
Ee?
Yaratcı Güç onu seçip ayırmış ta hükmüne ortak mı etmiş? 'Allah hükmüne kimseyi ortak etmez,' (18:21)
kuralını delmiş mi?
N'olur o sözcüğün içinde geçtiği ayetlere bir bakılsa hiç olmazsa.
'Allah Adem'i, Nûh'u, İbrahim Ailesini, İmran Ailesini seçerek alemlere üstün kılmıştır.' 'İnnellahe "istefé" édeme ve nûha...' (3:33)
Allah aşkına bundan doğal ne olabilir?
Yüce Allah elbette onları öteki insanların arasından seçip ayırdı ve DEĞİŞMEYEN İLAHî YASA lardan biri olan ALLAH BİR kuralına yürürlük kazandırma işleviyle onları donatıp üstün kıldı.
Olmazsa olmaz olan, o görev idi.
Seçilenler değil.
'Muhammed yalnızca bir elçi. Tıpkı kendisinden önceki elçiler gibi. Şimdi o ölür ya da öldürülürse dönüp kaçacak mısınız? Sizin dönmeniz Allah'a zarar vermez. Fakat Allah değer bilenleri ödüllendirir.' (3:144)
İşte bu kadar.
Önemli olan, o ÇAĞRI görevidir. DAVA dır.
Allah'ın elçileri de her insan gibi ölür birgün. Muhammed de ölür. Ama Muhammed ölse de yapılacak o çağrı. Allah o çağrıyı herkese duyuracak ve ALLAH BİR kuralı hep yürürlükte kalacak. Allah'ın değişmeyen yasası bu.
Allah hükmüne her hangi bir insanı, örneğin Muhammed'i, ortak ettiği anda ALLAH BİR kuralı yürürlükten düşer. Yüce Allah buna asla izin vermiyeceğini açıklayıp dururken bir seçilip görevlendirilme konusu nasıl bu kadar yanlış anlaşılıp yanlış anlatılabilir?
2:253'te açıklandığına göre bazı elçilerin bazısına üstün kılınması ne anlama gelir? Kendilerine verilen çağrı görevini canla başla yerine getirdikleri anlamına mı gelir? Yani o çağrı yapılırken sergilenen özveride üstünlük anlamına mı gelir? Yoksa 'Allah'ın elçilerinden hiç birini ötekinden ayırmayız,' (2:286) ayetiyle çelişen bir ayrıcalık anlamına mı gelir?
Kur'an'da çeklişki yoktur.
Çelişki varmış gibi gösterilmeye çalışlmasın.
Bir Kör Mektum gibi ön yargısız okunsun yeter.
AYNI ISIMLE YAZDIGINI BILMIYORUZ!... : SALAK YANI HERKES SENIN GIBI APTAL DIMI!.. AGZINA BURUNNA BULASIYOR HIYAR!... HALAMI FARKINDA DEGILSIN!...
KIMI BAGLAR SENIN REKLAMLARIN!... A SALAK KEFERE!..
SEN ANCAK KENDINI KANDIRISIN BU HALINLE !... HADI BAKIMMM ANCA GIDERSINNN ACEMI CEMIS KEZEKLI!...
Baris'i ne kadar anliyorsam onun davetine karsi cirpinanlarida o kadar anliyorum. 1200 yillik gecmisi olan dininizi, 1400 kusur yillik olan orjinal dine tercih etmek istemiyorsunuz....buda gayet dogal, cünkü tum inanciniz, töreniz, tecrübeleriniz elinizden gidecek....
Neyse ben her zaman söylemisimdir, gelenekci Hiristiyanlar-Yahudiler ile ortak paydamiz neyse gelenekci Muslumanlar ile ortak paydamizda o olabilir....cünkü onlar edindikleri dinlerini, gelenek ve törelerini (ata dinini) asil dine, Allah'in sünnetine, ipine, yoluna terk etmezler/edemezler.
Onun icin en azindan ortak ilkeye gelselerdi birlesebilirdik...ama onlar ne particilikten nede Allah'a ortak kostuklari ve putlastirdiklari dinadamlari ve Peygamberlerin sefaatinden vazgecemiyorlar...simdilik bu böyle ama yakin zamanda insaallah Rabbimizin vaadi haq olarak tecelli edecek, ve orjinal ilkede akli selim, samimi insanlar toplanacaktir...bunlari mujdeleyen ayetleri buraya sürekli yazdim anlayan anlamistir...
Cok söz söylemeye gerek kalmadi, herkes yaptiginin karsiligini görecektir.