Tanrı'nın varlığı bilimsel olarak niçin kanıtlanamaz ?
July 26 2001 at 5:52 PM
(no login) from IP address 212.174.161.211
Bilim yoluyla Allah'ı kanıtlamak başlığı altında yapılan yaygın ve yaygın olduğu için de sorgulanmayan bir yanlış var: Bilimin bazı verilerini ele alarak ve mantık yürüterek varılan sonuçların Allah'ın varlığını kanıtladığını iddia etme yanlışı. Bunun en basta gelen nedeni de Türkiye'de bilim denince genel olarak anlaşılan şeyin bilim olmayışı. Bildiğim kadarıyla lise kitaplarında bilimin yolu ve tarzı daha çok biyoloji kitaplarında anlatılıyor. Benim lise yıllarımdan hatırımda kaldığına göre de biyoloji öğretmenleri bu konuyu yeterince incelemiyorlar. Şahsen bilimsel kanıtın ne olduğunu öğrendiğimde lise yıllarım çok uzak geçmişte kalmıştı.
Bilim tabiatla ilgilenir. Allah tabiat ötesidir. Tabiatta deney ve gözlemler yaparak onu sayılarla ifade etme sanatı olan bilimin tabiat ötesini kanıtlayacağını iddia etmek yanlıştır.
Tabi bir de madalyonun diğer yüzü var: Bilim kullanılarak Allah'ın var olmadığı da kanıtlanamaz.
Kısaca, bilimle tabiat ötesi herhangi bir şeyi, varlığı ya da kavramı kanıtlamak veya çürütmek mümkün değildir.
Örneğin bilimci hücreyi inceler, hücre hakkında bir sürü kelime ve sayı verir, bir sürü kimyasal reaksiyon tanımlar. Hücrenin işleyişini ve yapısını deney ve gözlemlerin izin verdiği kadarıyla açıklamaya çalışır. Açıklanamayan yerler için de hipotezler üretir ve bunları deneyerek kanıtlanıp kanıtlanamayacağını araştırır. Farklı yer ve zamanlarda farklı bilimciler tarafından denenip gözlenerek teyit edilen sonuçlar birleştirilir. Aykırı deney veya gözlem yapılana kadar bu sonuçlar kabul edilir ve okullarda okutulur. Oyunun kuralı gereği, dünyanın bir yerlerinde önceki sonuçların yanlış olduğunu kanıtlayacak deney ve gözlem peşinde bir çok bilimci vardır, çünkü bilimsel bir sonucu yanlışlayan bir deney veya gözlemin karşılığı Nobel Ödülü bile olabilir.
Şimdi, birinin bir biyoloji kitabının hücreyle ilgili bölümünü açıp bu verilere bakarak, "işte bu düzen bir yaratıcıyı gösterir," demesi bilim değildir, çünkü bu mantıksal bir çıkarımdır ve mantıksal çıkarımlar bilim adına yapılıyorsa onların da denenmesi ve gözlenmesi gerekir. Bu çıkarımın kanıtlanabilmesi için sözü edilen yaratıcının hücre içinde bu işleri yaparken farklı yer ve zamanlarda farklı insanlar tarafından gözlenmesi beklenir.
Tabi bir başkasının da, "ben şimdiye kadar böyle bir şey gözlemedim, öyleyse yaratıcı filan yoktur," demesi de bilim değildir, çünkü bilimsel olarak yasaklanmayan her hangi bir olgunun henüz gözlenmemiş olması herhangi bir mantıklı çıkarıma götürmez, ve işleri bir yaratıcının yürütüyor olmasını bilinen herhangi bir bilimsel yasa yasaklamaz.
Bir kaç örneğe bakalım:
"Allah yoktan var eder ve varı yok eder."
A: Enerjinin korunumu yasası bunu yasaklar.
T: Başlangıçta bu yasanın ihlal edildiği bugün kabul ediliyor.
"Allah dilediği gibi işler."
A: Nedensellik bunu yasaklar.
T: Nedensellik onun yaptığıdır.
"Allah evrenin dışındadır, fakat insana şah damarından daha yakındır."
A: Bilim evrenin içiyle ilgilenir, bir şeyin hem dışarıda hem de içerde olması bir paradokstur.
T: Bu bilimle çözülemez, ancak inanırsın.
"Allah aklından geçenleri bile bilir."
Bilimsel olarak bu nasıl kanıtlanabilir?
"Aklına ne gelirse gelsin Allah ona benzemez (muhalefetün lil-havadis)."
Bildiğimiz veya bilebileceğimiz hiç bir şeye benzemeyen bir varlığa bilimsel olarak nasıl ulaşılır?
"Allah formüllerin, yasaların ve algıların ötesindedir."
O halde bilimsel olarak gözlenemez, deney yapılamaz, matematiksel olarak ifade edilemez.
Thorndike'ın bir lafını buraya yazayım: If something exists, it exists in an amount, and it can be measured.
A primer to Quantum Physics kitabında rastladığım bir cümleyi de aktarayım: To know is to measure.
Bilimde mantık yürüterek varılan bütün sonuçlar deney ve gözlemlerle desteklenmek zorundadır. Bunun için Feynman'ın Fizik Yasaları Üzerine kitabını bulup bir kaç kere okuman gerekiyor.
Feynman, Richard. Fizik Yasaları Üzerine, TÜBİTAK, 1996.
Tabiat risalesi ve diğer risalelerde yapılan, bilimsel kanıt getirdiğini iddia eden herkesin yaptığı şeydir: İç çelişkileri gidermek ve meseleleri örneklerle akla yatkın hale getirmek.
- Bu yazı çok beğendiğim bir site den alıntıdır.Sahibinden e-mail le izin istedim.Henuz cevap alamadım ama dayanamadım ve buraya yapıştırdım . Umarım yanlış bir şey yapmadım.
Tanrı'nın varlığı bilimsel olarak niçin kanıtlanamaz ? (2)
July 26 2001, 6:08 PM
Hayır. Bilimsel bir kanıt isteniyorsa, fiziksel dünyada Tanrı olmadan açıklanamayacak bir olay birden fazla insan tarafından birden fazla zaman ve mekanda gözlenmelidir. "Açıklamak" kelimesiyle, "nedeni bilinmeyen filanca olayın (mesela, kozmik gamma ışını patlamalarının) kaynağı Tanrı'dır," şeklinde bir açıklamayı kastetmiyorum; bununla bilimin tarzına uygun biçimde ifade edilmiş bir hükmün dış dünyada gözlenmesini kastediyorum.
Örneğin, "boş (kütle çekim etkilerinden uzaklarda) uzayda iki kütle birbirlerini kütlelerinin çarpımıyla doğru, aralarındaki uzaklığın karesiyle ters orantılı olarak çeker," şeklinde bir ifade bilimsel olarak gözlenebilecek ve ölçülebilecek nicelikler içerir. Bilimciye düşen bunu denemek ve sonuçları kaydetmektir.
Başka bir örnek olarak, "Tanrı var olduğu için evrende kusursuz bir düzen bulunur," şeklindeki bir hüküm bilimsel değildir, çünkü bunda ölçülecek veya gözlenecek bir şey bulunmamaktadır. Ayrıca "kusur" objektif olarak tanımlanıncaya kadar bu ifade desteklenemez ve ondan herhangi bir geçerli çıkarım elde edilemez. Örneğin, asteroidler kusur mudur? Depremler, tayfunlar, hortumlar kusur mudur? Ayın yılda bilmem kaç cm dünyadan uzaklaşması kusur mudur? Dünyanın periyodunda yılda bilmem kaç saniyelik yavaşlama kusur mudur? Kara delikler (varsa) kusur mudur? Dinozorların yok edilmesi kusur mudur? Siyam ikizleri kusur mudur? Psikopatlık, şizofrenlik, spastiklik ve diğer bedensel ve zihinsel özürler kusur mudur? Helen Keller kusur mudur? Yaşlanıp elden ayaktan düşmek kusur mudur? Bu sorulardan binlercesi sorulabilir. Önce kusur tanımlanmalıdır.
Bilimci Tanrı'ya inanabilir mi?
Kişisel seçimi kendisini ilgilendirir, fakat bunu bilim adına veya bilim olarak dile getirirse bu bilimsel bir davranış olmaz; çünkü bilimci bu konuda en fazla agnostik olabilir.
Tanrı'nın var olmadığı kanıtlanabilir mi?
Hayır. Bunun için her şeyden önce nitelikleri kesinlikle belirli bir Tanrı tanımı yapılmalı, sonra da bu nitelikler arasında çelişki aranmalıdır. Yeryüzünde inanılan her hangi bir Tanrı göz önüne alınarak kendi ortamında çelişki aranırsa bulunamayacağını sanıyorum.
Bir Tanrı'nın nitelikleri arasında çelişki yoksa bu onun varlığına kanıt değil midir?
Hayır. E von Daniken'in atalarımızın uzaylılar olduğu veya atalarımıza bilim ve teknolojiyi uzaylıların öğrettiği tezi de çelişkisizdir, fakat bu çelişkisizlik tezin doğru olduğunu kanıtlamaz.
Tanrı'nın var olduğunu kanıtlayan deliller ve argümanlar var?
Onlar muarız tarafından ileri sürülen çelişkileri gidermeye yarayan delil ve argümanlardır, somut kanıt değildir.
Şu an burada bulunuyor olmamızın matematiksel olarak ihmal edilebilecek kadar küçük bir olasılık değerine sahip olması bir şey kanıtlamaz mı?
Olasılığın ihmal edilebilecek kadar küçük olması, sıfır olduğu anlamına gelmez.
Bir deneyden belli sonucun çıkması olasılığı 1/10 demek, o deneyi 10 kez tekrarlarsan o sonucu kesinlikle 1 kez elde edersin demek değildir. O deneyi, yüzlerce kez tekrarlar ve çıkan sonuçları sınıflarsan, söz konusu sonucun çıkma oranının ortalama olarak 1/10 olduğunu bulursun demektir. İki ifade aynı gibi gözükmekle birlikte aynı değildir.
Şu an burada bulunuyor olmadan önce evren deneyinin kaç kere tekrarlandığını bilen var mı?
Şu an burada bulunuyorsak, evren deneylerinden biri o çok küçük olasılığı gerçekleştirmiş olmalıdır. Ne de olsa, aksi halde burada bunu tartışıyor olamazdık.
Arkeolojik bulgular dinsiz milletin olmadığını kanıtlıyor?
Bu, tarih boyunca dinsiz milletin olmadığını kanıtlar, Tanrı'nın var veya çelişkisiz olduğunu değil.
Einstein gibi bir çok bilimci Tanrı'ya inanıyordu?
Feynman gibi bir çok bilimci de inanmıyordu. (Bu iki argüman argumentum ad verecundiam yanlışı içerir.)
Allah'ın nitelikleri çelişkisiz midir?
Giderilemeyecek çelişkiler olduğunu sanmıyorum.
Allah adildir, fakat yeryüzünde adaletsizlik var?
Bu çelişki Ahiret ve Hesap Günü ve Cehennem'le giderilir.
Allah merhametlidir, fakat insanlar acı içinde?
Bu çelişki Cennet'le giderilir.
Allah merhametlidir, fakat bazı kullarını Cehennem'e koyuyor?
Onları yok edebilirdi de.
Allah'ın hiç bir şeye ihtiyacı yok, fakat kullarından ibadet istiyor?
Kulların ibadetleri onun hangi ihtiyacını gideriyor? (Yani, onun kullarının ibadetine muhtaç olduğunu nereden çıkardın?)
Peki, neden ibadet istiyor o halde?
Nedenini bilmiyor olmam sadece bir tek şeyi kanıtlar: Nedenini bilmediğimi. Çelişki aranacaksa, ibadet ile Allah'ın bir niteliğinin uzlaşmadığı gösterilmelidir.
Allah adil, fakat kulları arasında ayırım yapıyor?
49:13 "Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, kötülüklerden en çok korunanınızdır." (Y N Öztürk çevirisi)
Bundan da açıkça anlaşılan (peygamberleri kendisinin seçmesi dışında, ki o kadar da olsun artık), insanları renklerine, cinsiyetlerine, yaşlarına, sosyoekonomik mevkilerine, siyasal tercihlerine vs göre değil, kendisine karşı duydukları saygı ve saygılı korku ile değerlendiriyor.
Bu guzel yaziyi bizimle paylastigin icin tesekkur ederim. Ben acele bir cevap yaziyorum. Insallah Allah'in varligi konusunu her yonuyle tartisacak bir kitap hazirlarken bu yaziyi da dikkate alirim.
"Allah'in varligi veya yoklugu bilimsel olarak isbat edilemez" tezine bir sartla katilirim: "isbat edilemez" ifadesinden once "bir baskasina" kelimelerinin sokulmasi kosuluyla... Kisi kendi kendine bu inanci bilimsel olarak isbat edebilir.
Allah'in varligina kesin bir bilgiyle inandigini ileri suren bir kisi palavra atmiyor olabilir ve yanilmiyor olabilir. Allah'in varligina bilimsel bir bilgiyle ve kesinlikle inanmak mumkundur ve iki kisi bu bilgiyi birbirlerine isbat edemezsseler de AYNI SONUCA BIRBIRLERINDEN BAGIMSIZ olarak bilimsel yolla varabilirler. Birbirlerinden bagimsiz olarak 17:36 ayetinde onerilen bilimsel metodu uygulayarak ayni sonuca ulasan kisiler kendi aralarinda OZEL bir isbat diline sahip olabilir. Kisaca aciklayim:
Diyelim ki birisi 2014 yilinin 28 Temmuz'unda Amerika'daki San Fransisco kentinin uzerinde capi bir kilometreden buyuk bir meteorun dusecegini ruyasinda gordu ve buna inandi. Veya kerameti kendinden menkul seyhinden dinledi ve ona inandi. Bu durumda o kisinin bu inanci bilimsel bir delile sahip olmayan bir inanc olur. Bu tur inanclarin dogruluk degerleri piyangoda en buyuk odulu kazanma olasiligindan daha dusuktur.
Ancak bu kisi daha once gordugu bazi onemsiz ruyalarin aynen gerceklesitigine tanik olmussa meteor konusundaki inanci istatistiksel olarak deger kazanabilir. Bir baska deyisle, eger sen 2001 yilinin Temmuz ayi basindan itibaren gordugun 26 ruyanin birkac gun icinde gerceklestigine tanik olsan Temmuz ayinin 28'inde meteorla ilgili gordugun ruyaya inanma konusunda bilimsel olarak hakkin var demektir. Daha onceki ruyalarini ve sonuclarini baskalariyla paylasmadigini varsaysak senin bu iddian buyuk olasilikla baskalari tarafindan hakli olarak inkar edilecek ve hatta ciddiye alinmayacaktir. Gerci senin 26 ruyadan sonra 27'inci ruyaninda dogru cikacagina inanman mutlak anlamda guvenilmeyen bir induksiyondur; ama bilirsin ki matematigin disinda tum bilimsel gozlemler induksiyona dayanir. Yani yuz kez ayni kosullarda ayni olayin gozlenmesi yuzbirinci kez de benzeri kosullarda ayni olayin gerceklesecegini ongorur. Ancak mantiksal olarak degerlendirildiginde bu iliski zannidir; garantili degildir. Yuz kez gerceklesmis de olsa bir olayin yuzbirinci kez aynen gerceklesmesi mumkun olmayabilir. Ornegin, sivilar uzerinde deney yapiyorsun diyelim. Sivilarin isisini dusurdun ve sivilar katilasinca yogunlasip dibe gomulduklerine tanik oldun. Bircok sivi uzerinde yaptigin bu deneyden sonra gozlemlerini bir ifadeyle fizik yasasi haline getirdin: "tum sivilar donunca daha yogunlasir." Bundan sonra, bir de baktin ki gezegeninde en yaygin olan sivi uzerinde denemeyi unutmussun. Ama daha onceki sivilar uzerinde yaptigin gozlemler hep ayni sonucu verdigi icin eminsin. Bilimsel olarak suyu dondurunca donan su (buz) yogunlasip suyun dibine batmali. Deneyince, suyun senin daha once kesfettigin bilimsel yasanin bir istisnasi oldugunu farkediyorsun. Aslinda "yasanin istisnasi" ifadesi yanlistir. Zira istisnanin kendisi de yasadir. Boyle olunca yasalarin alt ve ust kumeleri oldugu sonucuna variyorsun. Senin evrende gozledigin fiziksel yasalarin baska evrenlerde gecerli olmayabilecegini anliyorsun. Hatta atomun icinde ayri bir evren olabilecegini seziyorsun. Kuantum fizigiyle ilgili anlatilan sacma sapan teorilerin mumkun olabilecegini dusunuyorsun. Hem de bilimsel teorileri icin maas alan bir bilimadami olarak... Buldugun bilimsel yasalarin Singularity'nin kozmik duvarinda yokluga gomuldugune hayretle tanik oluyorsun. Herseyi kendisiyle aciklamaya calistigin madde ve enerjinin ayni seyler oldugunu ancak bunlarin gercek niteligini hala bilemedigini, yani ustuste bilimse kupler duzdugunu ancak en alttaki nutrino kupunun hala boslukta asili durduguna endiseyle tanik oluyorsun. Magnetik gucu iyi olctugunu ve teknolijide iyi kullandigini biliyorsun ama magnetik gucun niteligini yani bu gucun medyumunu bilmedigini bilmenin sikintisini yasiyorsun. Maddenin, enerjinin, zamanin ve mekanin 10-15 milyar yil once yokluktan ve hic yoktan (sebepsiz) basladigini dusununce dusunmekten korkuyorsun. Evrenin her saniye yokluk icinde genisledigini, yani her an yokluktan varlik yaratildigini dusununce Levaziye'nin kanunun ne anlama geldigini merak ediyorsun... (Biliyorum konuyu uzattim ve de dagittim!)
Bir baska ornek vereyim: Visne recelinin tadini algilayan birisi algiladigi bu tadi bir baskasina bilimsel olarak aktaramaz, isbat edemez. ("Algiladigi tad" ifadesinden visne recelindeki molekullerin onun dilindeki tad duygulariyla yoluyla beyninde uyandirdigi izlenimi kastediyorum.) Bu durumda, visne recelinin X tarafindan algilanan tadinin ayni recelin Y tarafindan algilanan tadiyla ayni olup olmadigi isbat edilemez. Ancak, hem X, hem de Y, bu tadi ayva recelinden sonra degil de surekli olarak visne recelinden sonra hissettiklerini defalarca gozlediklerinden algiladiklari tadin hayal olmadigi sonucuna varabilirler. Yani visne receliyle visne tadi arasindaki bag X ve Y icin AYRI bilimsel gerceklerdir. Bu gercegin ayni olup olmadigi bilinenemezse bile bu gercek OBJEKTIFTIR, DENEY VE GOZLEME SONUCUDUR. Damaklarinda hissettikleri visne tadi keyfi ve kuralsiz bir hayal degildir. Illuzyon olabilir; ama illuzyon bile belli kosullarda belli fiziksel yasalara gore gerceklesen bilimsel bir olaydir.
Aci tecrubelerimiz sonunda her hangi bir duyu organinin sagladigi bilginin dogrulugundan kuskulanabiliriz. Ornegin, sicak ve gunesli bir gunun ortasinda colde gordugumuz su birikintisinin su olmadigini.... Veya kulagimiza gelen sesin sahibinin coktan olmus bir akrabamiz oldugunu animsadigimiz zaman... Veya sagi sicak suya solu soguk suya iki dakika boyunca daldirilmis ellerimizi ilik bir suya daldirinca sag elimizin onu soguk olarak ve sol elimizin onu sicak olarak algiladigini hissettigimiz zaman... Evet bu kosullarda diger duyu organlarimizin da tanikligi ve kontrolu bize yardimci olur. Common Sense denilen saglamayi boyle anliyorum. (Berkley ve Decart'i da buraya sokmak gerekiyordu, ama zamanim yok)
Boyle olunca, bir kisi Allah'in varligina bilimsel olarak inanabilir ve onu bilimsel olarak BIR BASKASINA isbat edemiyebilir.
Bu daginik bir giris oldu. Ancak, bu konuyu detayiyla ve ornekleriyle daha organizeli olarak yazacagim inshallah.
"17/36 Bilmediğin bir şeye inanıp ardına düşme, çünkü işitme, görme duyusu ve beyin, hepsi ondan sorumludur."
Edip Yüksel çevirisinden....
Allah ı "bildiğimi" iddia etmem mümkün değil..Ardına düşmemem gerek gibi bir sonuç çıkarmak herhalde yanlıştır bu ayetten..
Okuduktan hemen sonra bir anda aklıma gelenleri yazıyorum..Hata olursa affola ..Düzeltirsiniz zaten...
İki kişinin diğerini ikna edememesine rağmen aynı sonuca birbirinden bağımsız varabilmeleri ilginç ..Bu varılan sonuç étanrı nın varlığı olabilir ama inanılan aynı tanrı mıdır ? Yoksa herkesin inandığı bir kendi tanrı sı mı vardır?
Bence inanmak, yaratmak gibi bir şey zaten ..Yani siz tanrı vardır demiş ve onu bir şekilde nitelendirmişseniz (muhtemelen bilinemeyecek,ulaşılmaz olarak ) o odur ve öyledir zaten di mi ?
Çoğunluğun tanrı vardır demesi varlığına kanıt olabilir mi ?
Yoksa bilmediklerimize neden olarak hep tanrı yı mı koymalıyız..
Mesela gök gürlüyor adam diyor ki tanrı dan..Sonra bakıyor bu olayın ardında bilimsel birtakım ikna edici açıklamalar var..Okay diyor ama öncesindeki açıklanmazda yine tanrı ya yer buluyor...
Umarım anlatabiliyorumdur meramımı ..
Bana bilmeye çalışırken tanrı ya hep ihtiyacımız olacakmış gibi geliyor ta ki o nu bilene ve görevimizi tamamlayıncaya dek...
Bunlar tamamen benim şimdilik bildiklerimle uydurmam tabii ki..
Çocukluğumuzdaki tanrı kavramı ile şimdiki aynı mı ?
Sevgiler..
Biraz karalamaca oldu ama affedin......
İnanç bilimin ötesinden başlar, çünkü insan bilime vakıf oldu mu öğrenir/uygular
August 2 2001, 7:16 PM
<Bilim yoluyla Allah'ı kanıtlamak başlığı altında yapılan
yaygın ve yaygın olduğu için de sorgulanmayan bir yanlış
var: Bilimin bazı verilerini ele alarak ve mantık yürüterek
varılan sonuçların Allah'ın varlığını kanıtladığını iddia
etme yanlışı.
Konuya şöyle yaklaşmalıyız:
Allah'a inanmayanlara Allah'ı kanıtlayınca ne olacak?
Kur'an yetersiz mi kalıyor da Allah'ın bilimlerle kanıtlamağa çalışıyor bazıları?
Bunlar "İslam dini işte budur!" diye dayatmak isteyenlerin, Din yoluyla egemenlik sürmek isteyenlerin hevesleridir. Halbuki, Kur'an`da "Sakınanlar için öğüttür." denilmekte ve insanlara İslamiyet Çağrısı yapılırken kendi yararlarına olacağı belirtilerek tavsiyeler edilmektedir. Asıl olan tek tek insanların kendiliklerinden iyi, yararlı, özdenetimli ve ahlaklı olmalarıdır. Kur'an tek insan'a, birey'e seslenmektedir ve her okuyana okudukça da ayrı yüz göstermektedir. Her okuyan her defasında değişik düşüncelere ve perspektife dalmaktadır.
<Bilim tabiatla ilgilenir. Allah tabiat ötesidir. Tabiatta deney ve gözlemler yaparak onu sayılarla ifade etme sanatı olan bilimin tabiat ötesini kanıtlayacağını iddia etmek yanlıştır.
Kur'an`da tabiattan pek çok örnekler verilmektedir, bizler de tabiattaki nedensellikleri, bütünsellikleri, raslantıları ve yasaları kendi algılama ve öğrenme kapasitemize göre görerek bilmekteyiz. Bizim bu bilmemiz hem tabiat'a ve hem de Tabiat içi ve ötesi olduğunu duyumsayarak Allah'a hayranlığımızı ve kabullenişimizi yaratmakta ve artırmaktadır.
Bilimsel Mucizeler örnekleyerek Allah'ın varlığını kanıtlamağa çabalayanları saçmalamalar içinde ve zararlı kimseler olarak görüyorum.
Bu çabalar "Bezm-i Elest" mantığına/esprisine aykırıdır.
Sayin Yuksel Edip'in geirdigi ayetin mahiyetini her halde eksik anlamissiniz!...Hadiim olmayarak size buraya o ayeti EHLIN'den tefsirini getireyim!...
Isra,36 - Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar.
Isra,17- Böylece herkesin amellerinin kendi boynuna takılmış olması, her insanın yalnız kendi boynundaki vebali ile sorumlu tutulması, yalnız kişilere mahsus olmayıp her topluluğun yıkımının da kendi içinden, kendi boynuna geçirilen baykuşlarından ileri geldiğini anlatmak için de buyuruluyor ki: "Biz bir memleketi helak etmek istediğimiz zaman varlıklı kimselerine (itaat) emrederiz de onlar kötülük işlerler. Böylece orası azabı hak eder. Biz de onu yerle bir ederiz."
Eger siz su halinizle beni baskasini gordugunuz sekilde ALLAH (C.C) (HASA!) gormeyi dusunurseniz buna kadir degilsiniz!...Ancak O'nunla o kadar ici icesiniz ki o yakinlik icinde onu gormeniz mumkun degildir!...Bize ancak ALLAH (C.C) Cennet ehlihin gormesi mukun olacagi anlatimistir.Kesinlikle unutmaylim ki bizi her zaman izkeyen bir goz mevctur!..
O'na olan mesafemiz bakin ne kadar!...
Kaf,16 - Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz. Ve biz ona şah damarından daha yakınız.
Sonra insan yapisi aynen fiziki yapisi gibi beyin kapasiteside liimitlidir!...Size zaman icinde zaman yasatirir!...Menak icinde makeni gosterir!...Amaa siz sadece oldugunuz yerdesiniz'dir!...Bazi amalar bir cok seyi kor oldugu halde gozu olandan cok daha iyi gorur!...Bunu izahi cok basittir!..Cok zordur!...
Fen bilimleri bize verilen ilim ancak % 15 kapsar!...
Ne enteresan tesaduf tur ki BIG BANG!...Fen ilimde sabit kalmistir!...Oysa bize bunu eger Kur'an dikattle bakacak oldugumuzda kainatta yaratilmis ve yaratilmaya devam eden her canli hakkinda bilgileri veren yine ALLAH (C.C) ta kendisidir!...
Su durumda ALLAH (C.C) ILIM'in ikar etmek tabii ki kisinin ozel gorusudur!...Inaip inanmak kisinin sorunu oluyor!...Tabiat olaylarinin pektabii ki hakiki sahibi O'dur!...Tabiat O'nun raporu degilmidir?...Bak bana Yunus Emrenin bir siirinde ki misragi hatirlattin!.
Hak kulun'dan intikamini adi'le alir
Bilmeyenler onu abid yapti sanir!
Her isin ilimi vardir Hak yolunsa islenir
Emir baki olmayinca bir cop deplenir!...
Bu Sayfadaki kufurlu yazilar cogaldigi zaman,bu forumdaki arkadaslar lutfen eski temiz yazilari guncelleyip,kufurlerin arka sayfalara gitmesini saglasinlar.
Herseyi yoneticilerden beklemeyin, hur toplumlarda her kisi yoneticidir.