YENİ alternatiforum | duyurular | ateizm VE dinler | ağaç ev | bilim | cinsel yaşam | felsefe | kitap | mizah | politika | sanat | spor | tarih | yaşam | tavanarası | Chat!

alternatiforum DiNLER FORUMU ARŞİV 3

www.alternatiforum.com

ALTERNATİFORUM ÖZGÜR BİR FORUMDUR VE TEK BİR KURALI VARDIR
HİÇ BİR YAZI SİLİNMEZ!

Not: alternatiforum'a herhangi bir işlem yapmadan doğrudan giriş yapabilir VE yazabilirsiniz.

  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

Samarqand Quran...

July 31 2001 at 8:38 AM
Samarqand  (no login)
from IP address 63.87.244.21


 
 Respond to this message   
AuthorReply

(no login)
209.17.159.225

Hmm. Bu Dr Puin Kuranindan daha eski anlashilan

July 31 2001, 10:58 PM 

http://www.unesco.org/webworld/mdm/visite/sanaa/en/present2.html#9


Baksaniza ayet ayraclari ve sheddeler falan yok metinde...

 
 Respond to this message   
dilemma
(no login)
62.225.210.143

baris

August 1 2001, 2:08 AM 

ve Samarqand

adresler icin tesekkürler. S

amarqand Kur-an`i yemen Kur-an`nindan daha eski. Bunu Puin söylemisti zaten...

 
 Respond to this message   
dilemma
(no login)
217.80.84.15

konu hakkinda bazi linkler

August 1 2001, 3:12 PM 


 
 Respond to this message   

(no login)
212.174.161.147

:-))

August 4 2001, 1:27 PM 

Sevgiler...
Saygılar...

 
 Respond to this message   
Adem
(no login)
203.27.69.91

Otokontrol

August 7 2001, 12:18 PM 

Bu Sayfadaki kufurlu yazilar cogaldigi zaman,bu forumdaki arkadaslar lutfen eski temiz yazilari guncelleyip,kufurlerin arka sayfalara gitmesini saglasinlar.
Herseyi yoneticilerden beklemeyin, hur toplumlarda her kisi yoneticidir.

 
 Respond to this message   
dilemma
(no login)
62.225.210.159

Untitled

August 20 2001, 1:09 PM 

KUR’ÂN HAYATTIR

ABDULLAH YILDIZ /Umran Dergisi http://www.umran.org


“Kur’ân amel düsturu olsun diye gönderilmiştir. Halbuki siz, Kur’ân’ın

okunmasını amel kabul ediyorsunuz.”
İbni Mes’ud, (İhya, I/160)

Halkı tarafından “Bilge Kral” diye isimlendirilen Bosna-Hersek Devlet Eski

Başkanı Ali İzzetbegoviç, tefekkür yüklü eseri Doğu ve Batı Arasında
İslâm’da
“Kur’ân edebiyat değil, hayattır” der. Ona göre, Kur’ân’a herhangi
bir
araştırmacı ya da alelade bir okuyucu gözüyle yaklaşanlar, onda bir
sistemsizlik
veya dağınıklık olduğu intibaına kapılabilirler. Oysa Kur’ân’a
“bir düşünce
tarzı değil, bir yaşama tarzı olarak bakmaya başlanır
başlanmaz, güçlük
ortadan kalkar ve bu (tür) yanlış intibalar da değerini
kaybeder.” (Begoviç,
1987, 22)

Denilebilir ki, Kur’ân’la ilişkiye girmede bütün yanlış anlamaları ortadan

kaldıracak temel sözcük, onun bir “hayat kitabı” olmasıdır.
Şah Veliyullah Dehlevî “el-Fevzü’l-Kebîr”inde Ebu’l-Al’â el-Mevdûdî de

“Tefhimu’l-Kur’ân”ında öncelikle Kur’ân’ın bu özelliğine dikkat
çekerler:Kur’ân,
bilinen telif yöntemleriyle yazılmış, belli konuları belli
bablar, fasıllar,
başlık ve arabaşlıklar altında inceleyen beşeri düşünce
ürünü bir fikir
kitabı, tarih, sosyoloji, felsefe veya ahlak kitabı olmadığı
gibi; giriş,
gelişme ve sonuç bölümlerine ayrılabilecek bir edebiyat eseri
de değildir.

Hatta o, diğer dini metinlere benzetilebilecek “klasik bir din kitabı”

olarak da görülemez. Kur’ân “yeryüzünde kendi türünde tek kitap”; hiçbir

bilim dalının ölçüsüne vurulamayan, amacı, üslûbu, dili, tertibi ve konuları

ele alış biçimi bakımından tamamen farklı, eşsiz bir “hayat kitabı”, bir

“hayat rehberi/klavuzu”dur (Mevdudi, 1986, I/78).

Allah tarafından kullarına, içinde bulundukları halin gereklerine ve
yaşadıkları
değişim sürecine uygun olarak, karşılaştıkları ve
karşılaşabilecekleri
sorunlar konusunda yol göstermek için gönderilmiş
“mektuplar mecmuası”dır
(Dehlevî, 1980, 85).

Kur’ân, en genel manada, insanlığın hidayete ermesi; doğru yolu bulması,

dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşması için gönderilmiş bir “rehber”,
“kılavuz”,
“yol gösterici” yani “Hüdâ”dır. (Bkz. Vatandaş, 2000, 35-19;
Altıntaş,
1995, 31-267; Yıldız-Özdemir, 1997, 35-40).

Muhammed Esed’in ifadesiyle, hiçbir kitap -Kitab-ı Mukaddes dahil-
insanoğlunun
şu tarihi sorusuna Kur’ân kadar net ve kapsamlı bir cevap
verememektedir:“Bu
dünyada iyi bir hayat yaşamak ve öteki dünyada mutlu
olmak için nasıl davranmalıyım?”
(Esed, 1996, XXI)

Bu özelliği gereği muhatabının bazan aklına ve mantığına, bazan hislerine
ve
duygularına, bazan vicdanına ve gönlüne hitap ederek; sık sık gökyüzüne,

yeryüzüne, bitkiler ve hayvanlar alemine... dikkat çekerek; yer yer de

tarihî, psikolojik, sosyolojik... gerçekleri hatırlatarak insanları
düşünmeye,
ibret ve öğüt almaya, doğru yolu bulmaya; gerçek mutluluğa davet
eder.
Kur’ân, “hayatın kitabı”dır; bu nedenle üslûbu, tarzı, dili ve tertibi de

“hayatın kendisi” gibidir.

Onda inanç esasları, ahlak ilkeleri, hukuk kuralları, uyarılar, ibretler,

tavsiyeler, teşvikler, kıssalar, emirler ve yasaklar, müjdeler ve
korkutmalar,
Allah’ın varlığını, birliğini ve üstün sıfatlarını gösteren
ayetler birbirinden
soyutlanamayacak biçimde içiçedir.

Bazan bir konu üzerinde dururken aniden çok alâkasız gibi gözüken bir başka

konuya geçivermesi; bazı hususları tekrar tekrar hatırlatması, birtakım

ahlakî kuralları vaz’ederken hemen ardından Cehennem azabıyla korkutup

Cennet’le müjdelemesi... “hayat kitabı” olmasının bir gereğidir.

Zira insan ve toplum hayatı, bir kitabın konu başlıkları ve bunların alt

başlıkları gibi sistematik bir bütünlük arzetmez (Vatandaş, 2000, 112);

sürprizlere, şoklara, şaşkınlık ve hayret verici gelişmelere açıktır. Kur’ân

üslûbu, hayatın üslûbudur; anî uyarılar, anî uzanışlar, sürprizler,
içiçelik,
çeşitlilik... Kısaca Kur’ân hayattır.

Arınmak için Anlamak

Kur’ân’ın gayesi, insanları “karanlıklardan aydınlığa çıkarmak” (19/1),
“en
doğru yola iletmek” (17/9)tir. Kur’ân, insanlığı “hüsran”dan kurtaracak

yegane tutamak’tır:O insanların kurtulmak için kendisine sarılacakları

“Hablullah” (3/103) Allah’ın sapasağlam ipidir; “Urvetü’l-Vüskâ” (2/256)

hiçbir zaman kopmayacak en sağlam kulptur.

Allahu Teala, insanları küfür ve şirkten arındırmak, onlara ayetlerini

okutmak, kitabı ve hikmeti öğretmek üzere kendi içlerinden, kendi dilleriyle

konuşan örnek elçiler/peygamberler gönderir (2/129; 62/2). Son Peygamber
ve
Son Kitab’ın amacı da insanları arındırıp doğru yola ve mutluluğa
eriştirmektir.

O halde Kitap/Kur’ân bu amaca kolayca ulaşmayı sağlayacak bir yol, yöntem,

üslup, dil kullanmak durumundadır.
“Allah sizi zorlamak istemez; Allah sizi arıtıp üzerinize olan nimetini

tamamlamak ister ki şükredesiniz.” (5/6)
Şu ayet, Kamer sûresinde çeşitli örnekler bağlamında dört kez aynen
tekrarlanır:

“Andolsun, Biz Kur’ân’ı düşünülüp öğüt alınması için kolaylaştırdık. Yok

mudur öğüt alan!” (54/17, 22, 32, 40)

Kur’ân’ın bir “hayat kitabı” olarak kolay, anlaşılabilir ve uygulanabilir

olması kadar tabii bir durum olamaz.

Kur’ân, arındırmak ve hidayete erdirmek amacıyla, mucizevi bir tarzda
herkesin
anlayacağı ortalama bir dil kullanır: Vasat ümmet’e vasat dil.

Bu konuda Dehlevî ve Şatıbî’ye müracaatla öğreneceğimiz çok şey var. Önce

Dehlevî’yi dinleyelim:

“Bilinsin ki, Kur’ân’ın inmesinden maksûd, arab’dan-arab olmayandan,
şehirliden-köylüden
bütün insan taifelerini arınmış ve halis kılmaktır.
Bunun için ilahî hikmet,
Allah’ın nimetlerini hatırlatıp öğüt vermekte
Ademoğullarının bilmekte
olduklarından daha fazlasıyla hitap etmemeyi ve bir
şeyi eşeleme ve araştırmada
fazla aşırı gitmemeyi gerektirdi. Allah’ın
isimleri ve sıfatları hakkındaki
kelam, ilahi felsefeye dürüşüp çalışmadan,
kelam ilmini elde etmek için
uğraşmadan, fırtatın aslında insan fertlerinin
yaratılmış bulundukları
idrak ve fetanetle anlaşılması ve kavranması mümkün
olacak bir vecihle
sevkedildi. (...)
“Yüce Allah kendisinin ihsanı olan nimetlerden ve kudretinin ayetlerinden,

şehirli, bedevî, arab ve gayrı-arab herkesin anlamakta eşit olacakları

şeyleri seçmiştir.” (Dehlevî, 1980, 25-26)

Şatıbî’de “Şeriatın Ümmîliği” Prensibi

İnsanlığın arınması için inzal edilmiş yani beşerin algılayabileceği düzleme

indirilmiş olan Kur’ân; muğlak, kapalı, ne dediği anlaşılmayan ya da belli

aracılar vasıtasıyla anlaşılabilen, sadece bazı uzmanların esrarını
çözümleyip
anlatabileceği şifrelerle dolu bir kitap değildir; eğer öyle
olsaydı, bu
durum ilahi adalete ve sünnetullah’a ters olurdu.
Muvafakât yazarı Şatıbî’nin bu konudaki görüşleri daha net ve daha
doyurucudur.
Ona göre, Kur’ân’ın ilk muhatapları ümmî olduğundan kutlu İslâm
şeriatı
da ümmîdir ve maslahat gereği herkesin anlayacağı bir lisan ve
söylemle
gelmiştir.

Bu yüzdendir ki dini yükümlülükler, toplumdaki zayıf-güçlü, büyük-küçük,

zekî-kalın kafalı, okumuş-ümmî herkes dikkate alınarak, hepsinin anlayıp

kavramaya güç yetireceği bir müşterek seviye esas tutularak insanlara
sunulmuştur.

Yani Allah Teala, insanlara, onların bildikleri yol ve şekillerle hitap

etmiş, böylece zaaflarını ortadan kaldırma, eğriliklerini düzeltme,
doğrulukta
azim ve sebatlarını artırma konularında kullarına yol
göstermiştir (Şatıbi,
1990, II/65-85).

Şatıbî,“şeriatın ümmîliği” prensibine ilişkin şöyle bir kurallaştırmaya

gider:“Hem itikadî hem de amelî mükellefiyetlerin, ümmî bir insanın
kavrayabileceği
bir düzeyde olması gerekir ki, mükellef onun hükmü altına
girsin.” (a.g.e.,
II/86)

Bu kural bağlamında Muvafakât’ta yer alan açıklamalardan bazı bölümler

sunalım:

“İtikadî yükümlülükler, kavranılması kolay, -keskin zekalı olsun, kalın

kafalı olsun- herkes tarafından anlaşılabilir düzeyde olmak durumundadır.

(...)Bu noktadan hareketledir ki, şeriat Rabbani konuları açıklarken,
anlaşılabilecek
bir ifade ve üslûp kullanmış, herkesçe anlaşılamayacak
konuları bırakmış,
isim ve sıfatları gerekleriyle tarife çalışmış (Allah’ın
zatı üzerinde
değil) mahlukat üzerinde düşünülmesine teşvikte bulunmuş ve
benzeri tavırlar
göstermiştir.

Bunun dışında, işin karıştırılmasına sebep olabilecek konuları da “O’nun

benzeri hiçbir şey yoktur” (42/11) şeklindeki genel bir tenzih kaidesine

havale etmiştir.

“Amelî konulara gelince; bu konularda da ümmîliğe riayet prensibi sonucu

olmak üzere yükümlülükler herkesçe belirgin ve açık olan şeylere bağlanmış,

kesin isabet istenmemiş, işlerin yaklaşık olarak yerine getirilmesi ile

yetinilmiştir. Mesela namaz vakitleri, herkesçe gözlenebilen gölge boyu,

fecrin doğuşu, güneşin doğuş ve batışı, şafağın batışı gibi hissedilir

olaylara bağlanmıştır...

“Şeriatı anlamada daha üstün anlayışa sahip olan kimse (elbette) böyle

olmayan gibi değildir; ancak hepsi de müşterek bir durum üzere yürümektedir.

(...) Şeriatta farklılık olan hususlar, çoğu kez sadece mutlak olan ve

belirli bir sınır konulmayan, aksine mükellefin değerlendirmesine bırakılan

konularda bulunur. Bu durumda her mükellef kendi kavrayış ve
değerlendirmesine
göre sorumlu olur. Herkes güç yetireceği mertebeden
sorumlu olur.” (a.g.e.;
86-90)

Kısaca; “şeriatın ümmiliği” prensibi; Kur’ân’ın herkes tarafından
anlaşılabilir
ve kavranabilir bir dil kullanması ve insanlara takatlarının
kaldırabileceği
yükümlülükler getirmesi şeklinde özetlenebilir. Şatıbî’nin
ifadesi ile,
bu prensip, dinin insanlar tarafından “belli bir ilim, tahsil
ve ihtisasa
ihtiyaç duymadan anlayabilecekleri ve tatbik edebilecekleri
şekilde” gelmesidir.
(a.g.e., II/67)

Bu çerçevede SeyyidAbdullatif’in, “Kur’ân’da hiçbir teknik tabir
kullanılmadığını”
ve hatta Kur’ân’ın “koyun sürüsü güden cahil siyahî bir
çocuğun bile anlayabileceği
bir kitap olduğunu” (Abdullatif, 1995, 23)
belirten sözlerini de hatırlatmalıyız.
Şu ayetler de Kur’ân’ın ümmîliği; kolay anlaşılır ve uygulanabilir oluşunu

açıkça vurgular:

“Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez.” (2/286)
“Biz bu Kur’ân’ı meşakkat olsun diye indirmedik.” (20/2)
“Öğüt alsınlar diye bu Kur’ân’da insanlara her türlü misali verdik.” (39/27)

“Allah’a karşı sorumluluklarının bilincine varsınlar diye her türlü
çapraşıklık
ve eğrilikten uzak Arapça bir Kur’ân indirdik.” (39/28)
Böylece Kur’ân’ın pratik değeri, kolayca anlaşılıp uygulanabilme, yani

“hayatın kitabı” olma özelliği bir kez daha karşımıza çıkar.

Uygulamak Üzere Öğrenme Bilinci

Kur’ân’da uygulama değeri olmayan, pratik bir fayda sağlamayan hiçbir bilgi

yoktur; her ayetin insan hayatında mutlaka bir karşılığı; tekabül ettiği
bir
alan vardır. Zira o “hayatın kitabı”dır ve onda, insanın pratik hayatına

yansımayan, salt nazarî bilgilere rastlayamayız. Hiç şüphesiz Kur’ân
“gayesiz/boş
bir kelam değildir.” (86/14)

Allah ve Rasûlü bizi “hayat verecek şeylere” çağırır (8/24). “Kur’ân
hayattır”;
onun öngördüğü salih amellerde bulunanlar “güzel bir hayat”la
yaşatılırlar
(16/97). Bu yüzden Cenab-ı Hak Kur’ân’a “Hayat” demiştir
(er-Razî, 1991,
XI/289).

Kur’ân’da Rabbimiz, insanlara kendi zatını ve üstün sıfatlarını tanıtır;
biz
kullarının yüce yaratıcı’ya karşı görevlerini belirler.
Kur’ân, insana “insan”ı tanıtır ve insanın bizzat kendisine karşı
görevlerini
hatırlatır. “Nefsini tanıyan Rabbini de tanır” (hadis-i şerif)
denmiştir.

Kur’ân, insanların diğer insanlarla ve toplumla ilişkisine dair kurallar

koyar ki, en geniş uygulama alanı budur.

Kur’ân, insanın “eşya” ile ilişkisini kurallara bağlar.
Bütün bu ilişkilerin Kur’ân’ın belirlediği ölçüler içinde gerçekleşmesi

“salih ameller”i ortaya çıkarır. Kur’ân açısından yukarıdaki ilişki
biçimlerine
yansımayan bir imanın kıymet-i harbiyesi yoktur. Yüce Kitab’ın
hemen hemen
her sayfasında “iman edip salih amel işleme” vurgusuyla
karşılaşırız.

Kur’ân, her fırsatta AlemlerinRabbi olan Allah’ın yaratıcı kudretinden söz

ederken, ona karşı görevlerimizi hatırlatırken, sık sık ahiret hayatından,

Cennet-Cehennemden söz ederken doğrudan bu dünyadaki davranışlarımızı
düzeltmeyi
hedefler; dönüp dolaşıp tarih olaylarını, helak olmuş kavimleri
dikkatlerimize
sunarken Rabbimize, nefsimize, insanlara ve eşyaya karşı
görevlerimizi
öngördüğü “salih” çerçeveye oturtmamız gerektiğini vurgular.

İmdi, Kur’ân’a muhatap olan ilk nesiller ile sonraki nesiller arasındaki

fark, Kur’ân’ı bir “hayat kitabı”, bir “uygulama rehberi” olarak algılayıp

algılayamamaktan kaynaklanıyordu. Bu konuda ashabın Kur’ân hocalarından

Abdullah ibni Mes’ud ile İbni Ömer’in sözleri hayli öğreticidir:

İbni Mes’ud: “Biz Kur’ân’ı on ayet, on ayet alırdık ve aldığımız on ayeti

hayatımıza aktarmadan diğer on ayeti almaktan kaçınırdık.” (Kutup, 1992/10)

Yine İbni Mes’ud:“Kur’ân, insanlara, onunla amel etsinler diye nazil oldu.

İlk nesiller Kur’ân’ı amel etmek için okudular. Sizin herhangi biriniz ise

Kur’ân’ı başından sonuna kadar okur, tek harfini dahi bırakmaz; halbuki

onunla amel etmeyi tamamen terketmiştir.” (Gazali, 1989, I/707)

İbni Ömer: “Biz Kur’ân’dan evvel imanı elde etmeye çalıştığımız uzun bir

dönem yaşadık. Kur’ân sûre sûre nazil oluyordu. Bu sûrelerin helâl ve
haramını,
emir ve yasaklarını öğrenirdik.

Ve gene o sûrelerden neyin yanında durmak uygunsa onu öğrenirdik. Şimdi
ise
imandan evvel Kur’ân’a yapışan, Fatiha suresinden başlayarak sonuna
kadar
okuyan, fakat Kur’ân’ın emri nedir, yasağı nedir ve neyin yanında
durmak
gerekir; katiyyen bilmeyen, okuduğu Kur’ân ayetlerini çürük hurmalar
gibi
sağa-sola serpen nice kişiler görüyorum.” (a.g.e., I/189, 708)

Görüldüğü gibi, bütün mesele Kur’ân’ı pratik hayatımıza aktarmak, uygulama

planına koymak amacıyla okumak noktasında düğümleniyor. İlk nesiller ile

sonraki nesiller arasındaki nicelik farkı da burada ortaya çıkıyor.
“Faydasız
ilimden Allah’a sığınan” nesiller ile “kitap yüklü merkepler”
konumundaki
nesiller arasındaki uçurum, müslümanların izzet ve zilletinin
nedenini
de açıklıyor.


“... Onlara Rahman’ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdeye
kapanırlardı.Sonra
onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namazı
savsaklayıp/zayi ettiler
ve şehvetlerine kapılıp/uydular.” (19/58-59)
İlk nesillerin ilahi mesaja karşı tutumunu Kur’ân “semi’nâ ve eta’nâ:
işittik
ve itaat ettik” (2/285) refleksiyle sembolleştirir.


ÜstadSeyyid Kutup ilk nesillerin dinamizmini bu refleksle izah eder:“İlk

nesillerin dinamizmi ve bereketi, Kur’ân’ı uygulamak amacıyla okumalarından

kaynaklanıyordu.

Onlar Kur’ân’a kültürlerini geliştirme, bilgi edinme, haz duyup tatmin olma

gibi maksatlarla yanaşmazlardı. Onlar Kur’ân’ı Allah’ın emirlerini öğrenmek

üzere okurlar ve her emri de, savaş alanında aldığı günlük emri hemen
uygulayan
bir ordu gibi, duyar duymaz yerine getirirlerdi. İşte bu,
uygulamak üzere
öğrenme şuurudur.” (Kutup, 1992, 10)

Son söz olarak şunu söyleyebiliriz ki; Kur’ân-ı Kerim’in herhangi bir beşerî

kitaptan ve diğer dini metinlerden temel farkı bir “hayat kitabı”; yaşama

kılavuzu olma özelliğinde odaklaşmaktadır. Onu salt edebi, sosyolojik,

felsefi veya tarihsel bir metin olarak algılamak ne kadar yanlışsa, yalnızca

bir dua mecmuası, adab-ı muaşeret kitabı, ahlak kitabı olarak görmek de
o
kadar yanlıştır. O, bir fertten başlayarak bütün bir toplumun tepeden

tırnağa değişmesini ve bu dünyada yalnızca Allah’a kul olma bilinciyle

yaşayıp mutlu olmasını, öbür dünyada da ebedi mutluluğa ulaşmasını sağlayan

yegane “hayat kitabı”dır.

REFERANSLAR


Abdullatif, Seyyid, Kur’ân’ın Zihni İnşası,Çev: M. Kürşat Atalar, Pınar
y.,
İstanbul, 1995.

Altıntaş, Ramazan, Kur’ân’da Hidayet ve Dalalet, Pınar y., İstanbul, 1995.

Dehlevî, Şah Veliyullah, el-Fevzü’l-Kebir fî Usûli’t-Tefsîr, Çev:Mehmet

Sofuoğlu, Çağrı y., İstanbul, 1980.

Esed, Muhammed, Kur’ân Mesajı, Çev:Cahit Koytak, İşaret y., İstanbul, 1996.

Gazalî, Ebû Hamid, İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn, Çev:M.A. Müftüoğlu, Tuğra y.,
İstanbul
1989.

İzzetbegoviç, Ali, Doğu ve Batı Arasında İslâm, Çev: Salih Şaban, Nehir
y.,
İstanbul, 1987.

Kutup, Seyyid, Yoldaki İşaretler, Çev:Salih Uçan, Pınar y., İstanbul, 1992.

Mevdûdî, Ebu’l-A’lâ, Tefhimu’l-Kur’ân (1. cilt), İnsan y., İstanbul, 1986.

Razi, Fahruddin, Tefsir-i Kebîr (11. cilt), Çev: Heyet, Çağrı y., Ankara,

1991.

Şatıbî, Ebû İshak, el-Muvafakat (2. cilt) Çev:Dr. Mehmet Erdoğan, İz y.,

İstanbul, 1990.

Vatandaş Celaleddin, Kur’ân ve Hayat, Pınar y., İstanbul, 2000.

Yıldız, Abdullah-Özdemir Şemseddin, Kur’ân’ı Anlamak Farzdır, Pınar y.,

İstanbul, 1997.



 
 Respond to this message   
dilemma
(no login)
62.225.210.159

Untitled

August 20 2001, 1:17 PM 

www.jimas.org

adresinde Antlantic Montly`de Yemen Kuran`i hakkindaki makaleye cevaben yazilmis bir kitabcigin tanitimi yapiliyor.

Kitap 59 sayfa. Adi, THE QURAN AND THE LATEST
ORIENTALIST ASSUMPTIONS. being a review of toby lester's articles< what
is the koran>

Yazari, Mohammed Mohar Ali...

Ingilizceye iyi derecede vakif dostlarin dikkatine. Kitap verdigim adresten temin edilebiliyor.

 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.253.217.90

ilginç

August 21 2001, 3:22 AM 

konu tartışılırken sevgili dilemma bizzat puini aramış onunla konuşmuş, konuşmayı yayınlamış, ardından da konu ile ilgil bir yazıyı bize aktarmıştı.
Yazının onun çevirisiyle aktarımıa değil de bizzat yazının kendisine itibar edecek olursak anlatılan özetle şuydu.

Kuran sahifeleri bulunmuştu, bu sahifeler eski bir yöntem olan silinmiş parşömen üztüne yazılıydı. Puin bulunan yazıların altındakinin de kuran olduğunu idda ediyor ve bu altta silinen yazıları okumaya çalışıyordu.

Puin e göre altta ayet ayraçları ile varolan yazı peygamber döneminden önceye dahi işaret edebiliyordu.

Şimdi soruyorum:
Neyi tartışıyorsunuz?

Atlantikte yazılan yazıya verilen cevap yine atlantikte yayınlanmıştır, ama komik olan şudur, yazıda bahsedilen ve buluş olarak ortaya konulan sahifelerde silinmiş olan metinler iken, savunuda sözkonusu edilen bunlar değildir.

Şimdi gelelim
semerkand kuranına,
Bu kuran nerde?
Sitedeki yazılar nereden alınmış?

bir zamanlar
webservant bir site yapıp burada linkini vermişti

ne ilginç ki
bu sitede de o site gibi
corprightsız
meta tag sız

yani
internette arayanın bulmasına imkan yok
ancak
link verilirse
bulunabilir

bir başka önemli nokta
semerqand
sözcüğü
ingilizcede
semerkand olarak kullanılıyor

yani
bana bu verilen link
herhangi birşey anlatmıyor
kuşku dışında

evet nerde bu kuran?

 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.253.217.90

yazı biçimi

August 21 2001, 3:45 AM 

Michigan üniversitesi kolleksiyonu
8-10 yy kuran elyazmasından ayrıntı:

 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.253.217.90

yazı biçimi ve yüzyıl saptamaları

August 21 2001, 3:53 AM 

9. yy yani hicrete göre 3 yüzyıl sonra
kuzey afrika kaynaklı
kufi kuran yazması

kaynak
http://www.trmkt.com/pics.html#

 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.253.217.90

idda et gitsin

August 21 2001, 3:58 AM 

There is a copy of the Qur'an in the Egyptian National Library on parchment made from gazelle skin, which has been dated 68 Hijra (688 A.D.), i.e. 58 years after the Prophet's death.

peygamberin ölümünden 68 yıl sonra yazılmış bir kuran mısırda bulunuyormuş


ben idda edenlerin yalancısıyım
http://www.youngmuslims.ca/online_library/books/ulum_al_quran/Ch3S3.htm

 
 Respond to this message   

(no login)
209.17.159.225

Samarqand Quran,

August 21 2001, 4:02 AM 

Bu Kuran shu anda British Museum'da bulunuyor.

Bu Kuran'in %70'inin fotokopilerini gordum (Gerceginde de bu kadar sayfa mevcud sanirim)

Yani bu bir hristiyan oyunu degil, bu bilinsin yeter.

Ve Kuran, ayet ayiracsiz ve noktalamasiz... Sadece sureler birbirinden ayrilmish.

Muhammed'in yasadigi yuzyila ait (7./1. YY).

PUIN'inkilerden ise cok daha eski.

 
 Respond to this message   

(no login)
209.17.159.225

Ayrica Library of Congress'te Ruslar tarafindan

August 21 2001, 4:10 AM 

Amerikalilara hediye edilen cok eski bir Kuran daha oldugunu duymushtum.

 
 Respond to this message   
dilemma
(no login)
62.225.210.95

iftira atmaktan bikmadin mi?

August 21 2001, 1:07 PM 

Neye itibar ettigin kimin umurunda. Kur-an`a bile itibar etmeyenin tercümeme itibar etmemesi beni cok mu üzer saniyorsun.

Ama iftira atiyorsun. Bile bile, göre göre atiyorsun.

Samarkand Kur-an`i Yemen Kur-an`indan cok daha eski. Silinen yazilarin peygamberden önceki devirlere ait oldugunu söylemedi Puin. Puin, Kur-an`da gecen bazi yer isimlerine dayanarak böyle bir iddiada bulunuyor. Bu yerlesim yerlerinin Islam`dan önceki devirlere ait oldugunu, Muhammed`in bunlardan haberinin olmasinin imkansiz oldugunu söylüyor. Cünkü Puin Muhammed`in vahiy aldigina iman etmiyor. Cünkü Puin katiksiz bir hiristiyan.

Sasiriyor, kekeliyor ve kendi kendine, Allah`in cölünde yasayan bir bedevi,dünyanin diger bir ucunda coktan kuruyan, ortadan kalkan bir su kaynaginin ismini nerden biliyor diye soruyor. Muhammed`in yaptigi yolculuklar esnasinda da bu tür, miladdan evvel bilmem kac tarihinde mesken tutulmus bölgelerden haberinin olmasi imkansiz diye düsünüyor. Iki alternatif var: Ya Muhammed gercekten Allah resulu, ya da elinden yazili bir kaynaga sahipti.


Ikinci sik ona daha yakin bir ihtimal gibi göründügünden, elindeki bütün verileri bu tezini ispatlamak icin harciyor. Eger Kur-an`in, peygamberimizden önceki bir devre ait yazili bir metinden esinti oldugu düsünülüyorsa, vahyin inis usulleri ve peygamberin hayati iyi tetkik edilmelidir. Elinde böyle bir kaynaga sahip olan, pekala arzu ettigi degisiklikleri yaptiktan sonra Musa gibi elinde bir kitapla avamin karsisina cikar ve tebligini tek celsede bildirirdi. Kur-an ayet ayet, sure sure inmistir. Muhammed niye bu kadar zahmete katlanmis dersiniz.

 
 Respond to this message   
rope
(Login rope)
195.214.182.115

Zahmet değil ki bu

August 21 2001, 2:07 PM 

Daha kolay.
Hepsini birden açıklayıp,
Vahy bitti deseydi,
Sonradan,
Çelişkileri nasıl açıklayacaktı?
Peygamberliğini açıkladığı günden çok sonra meydana gelen olaylara göre,
Nasıl ayet beyan edecekti.
Bence böylesi daha akıllıca.

 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.252.3.136

rica ediyorum

August 21 2001, 8:14 PM 

benim verdiğim linkte
bahsolunan bilgi
zaten var

burada bilimsel
verilerden sözediyoruz

ayet ayraçları nasıl oluyor da
puin in
9 yy daki kuranının
silinmiş olan peygamber dönemine ait olduğu idda edilen
en azından bilinen yöntemlerle 7 yy başlarına tarihlenen bu silik mürekkeple
yazılan kuranında
bu ayraçlar olabiliyor?

Bir zamanlar adres topkapı sarayındaki
deri üstüne yazılı manuscriptlerdeydi
onşların sahyeliği ortaya çıkınca
müslümanları bir telaşdır aldı.

verdiğim sitedeki
genç kanadalı müslümanlara göre ise
mısırdaki kuran
british museumdakinden de eski


benim aklım karıştı
lafı uzatmaya ne hacet

mısırdaki kuran
puin in kuranından eski dersiniz olur biter..

İyi ama puin silinmiş alttaki yazılardan sözediyor

elindeki kuran zati 9 yy dan

yani
o ne diyor
siz ne anlatıyorsunuz

british museum sitesinde
islam
manuscript
koran
ve quran

aramalarında
maalesef böyle bir
elyazması geçmiyor

acaba bu
british museumun bir oyunu olmasın


kaptan kusto müslümandı gibi bişi mi bu
nedir

ve nasıl olup da müzedeki bir yazmanın fotokopisinin alınabildiği açıklansın

Bügün Türkiyede hiçbir elyazması
fotokopinin tarama nedeniyle verdiği zarar nedeni ile
fotokopi edilip verilmez

british museum mu
vermiş?


ilginç doğrusu

bu eserlerin yüksek kaliteli filimerle
mikrofilimleri
bulunur

süleymaniyede eski elyazmalarının ancak mikrofilimlerini inceleyebilirsiniz ki bunlar
300 yılık falandır..

british museum işte
bir islami esere bile saygısı yok




 
 Respond to this message   

(no login)
209.17.159.225

:)

August 21 2001, 10:24 PM 

Valla haklisin... Tam da ustune bastin...

British Museum'dan legal yollarla alinmadigini da biliyordum bu fotokopilerin

 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.252.3.136

:)

August 22 2001, 4:16 AM 

yani bu kuranı savunanlar
ona zarar mı vermişler


Şimdi durum şu
ortada varlığı sözkoonusu edilen bir Kuran var

butür elyazmaların
mikrofilm kopyalarına rahatça her kütüphanede ulaşılabilir

ama müslüman kardeşler bunun yerine gizlice esere zarar verecek bir yöntemi tercih ediyorlar

Bahsedilen eser
british museum da gözükmüyor

bahsedilen sergileme de
müze aktiviteleri arasında gözükmüyor

indeks numarası da belli olmayan bu Kuran
galiba kayıp

iyi ama bu en eski kuranı birdenbire yokeden British museuma islami birlikler neden ver yansın etmiyor.

Sorulduğunda cevap hazır:
"-En eski kuran British museum da"

"-daha eskisi de mısır da"
"-Abi bende var bi tane ama göstermem çok değerli"
"-Sendeki de laf mı haşmet abi de bi kuran var ene eskisi o ama sadece fotokopilerini gösteriyor"

Hadi Puin salak
en eski kuran diye
saçma bir şe üzerinde çalışıyor

peki ya
yemen hükümeti de mi salak



En eski kuran
British museum da
ama saklıyorlar abi
bu fotokopileri biz çaktırmadan aldık
(her müzede bi fotokopi mutlaka vardır ya)




 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.252.3.136

:)

August 22 2001, 4:34 AM 

semerkand kuranını
british museum dan gizlice
fotokopi ile alanlar
yeni bir keşifte de bulundular

en eski kuranın kuran sahifelerinin numaraları
latin harfleri ile yazılmıştır


en eski kuran budur kardeşim
bakın sayfa no ları bile
latince





hadi hayırlısı

sahtekarlığın ele yüze bulaşanı
elyazması fotokopileri



yok bu alıntı elyazmasından değili ise
nerden kardeşim
deyiverin de
müslüman kardeşler yararlansınlar


 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.252.3.136

linkimiz çıkmadı

August 22 2001, 4:36 AM 

siz en iyisi
verilen siteye gidin
bakalım sol üst köşedeki numaralar
ne anlama geliyor



gözden kaçmış herhalde


 
 Respond to this message   

(no login)
209.17.159.225

Sayfa nolari

August 22 2001, 10:38 PM 

Bu fotokopileri siraya dizmek icin uzerlerine basilmis sayfa nolari bunlar.

Cunku sayfalar surekli degil.

2. sureden bashliyor dikkat ettiysen ve arada atlamalar var

Sayfalar karismasin diye uzerlerine sonradan basilmis

British Museum arsivlerine nasil baktigini soyleyebilir misin? Web sitelerinde Islam eserlerini bulamadim. Kendilerine email attim yanit bekliyorum.

 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.252.3.136

müzecilik

August 23 2001, 1:46 AM 

müzecilik de refranslar bellidir
1- kronoloji
2- Bölge

islam ise
her dinde olduğu gibi
bir kültürel birlik gstermez

iran islam kültürü farklıdır
ispanyadaki farklı

islam diye bir endeksleme bu nedenle yapılmaz.

Ne diye yapılır?
ya eserin türüne göre

mesela, heykel, mesela el yazmaları
gibi

http://www.thebritishmuseum.ac.uk/compass/index.html
adresini takib edip
caligraphs
yada manuscripst olarak
arayabilirsin

asıl konu şudur
nasıl olur da
vakumlu ortamlarda saklanan bu tür eserlerin
mikrofilimleri dururken
islamın cengaverleri
fotokopi alabilmişlerdir.

Yok eğer
mikrofilimler alındı ise
bunlarda zaten
numara vardır
sayfa no suna ne hacet

yada onu siyah beyaz kağıda aktarmaya ne hacet

ben merak ettim ve sordum
nerde bu kuran diye
tekrar soruyorum
bu no ları koyan kim
yani
fotokopi olduğu iddasında olan kim
fotokopi kimde?


Sevgili paksu
10 yy dan bir kurana sahip olduğunu
söylemişti özel iletişimimizde
nedeni de
üzerine el yazısı ile tarihi bulunuyormuş


şimdi soralım bakalım ona
acaba hala o kuranın 10 yy dan kaldığını düşünüyor mu?



tekrar edelim
senaa da bir tomar el yazması bulunmuştur
bunların 9 yy a ait olduğu ama silinmiş
parşömenler üstüne yazıldığı anlaşılmıştır
Bu keşfi yapan Puin dir
Bu silinmiş yazıların da Kuran ayeti olduğu anlaşılmıştır
bu keşfi yapan da Puin dir

Yani
eğer bir kurandan sözediliyor ise
bu kuran
islamın Kuranıdır
Puin in değil


Puin hem bu sahifeler ile ilgili müslümanların sorularına
canım daha eski kuranlar da var
diyor
hem de
silinmiş parşömenlerin
peygamber döneminden önceye ait yer isimlerine işaret ettiğine dikkat çekiyor.

Şİmdi varsayalım
Puin yorumunda
kasıtlı davranıyor
alttaki metni okurken yanlış yorumlar üretiyor..

EEEEE peki
sormazlar mı
neden
kuranın yazılı olduğu sahifeleri silip
üstüne kuran yazmışlar diye?

Medem alttaki metin ile bugünkü aynı
yada 9 yy daki aynı
ne demeye silivermişler a benim kardeşim?

Ben sormaya devam edeyim, sen de yanıtlamaya
ama bir aramaic dil uzmanı yetiştiremeyen islam toplumlarına ne demeli.

Puin diyor ki:
Alttaki yazı, kuran dan da eski..


asıl mesele bu!

 
 Respond to this message   
dilemma
(no login)
217.80.84.96

yanlis yanlis yanlisssssss

August 23 2001, 2:37 AM 

Puin`in bahsettigi yerlesim yerleri elimizdeki Kur-an`da gecer. Erras ya da Akaba bis maskad gibi su kaynaklari civarina yerlesen insanlar arasinda gecen olaylar anlatiliyor Kur-an`da. Puin`in bahsettigi ayetler Kur-an`a bakilarak bulunabilir. Bu yerlesim yerlerinin Islam`dan önce var oldugunu, Muhammed`in bunlari bilmesinin imkansiz oldugunu söylüyor. Yani Puin bu iddiasini elimizde var olan kurana dayanarak yapiyor. yemen kuran`inda herhangi bir degisik ibareye falan rastladigi icin degil. Yemen kuraninda puinin degindigi degisiklikler daha cok harekelendirme veya zamanla dilde gelen degisimlerin yol actigi bazi kavram farklarindan öteye gitmiyor. Cok bariz bir anlam farkina, saptirmaya, ekleme ya da cikarmaya simdiye kadarki incelemelerinde henüz rastlamis degil. Adam bütün gayretiyle calisiyor ama, katolik din adamlarinin bazi yargilarina dayanarak, bilimsel hicbir veri ile desteklenemeyen bazi spekulasyonlardan yola cikiyor. Bu yargilari bilmsel olarak ispata calisiyor. Olmuyor tabi...

 
 Respond to this message   
HACI_ALI
(no login)
24.2.9.44

GAKKKKKKKKKKKKKKKKK

August 23 2001, 5:08 AM 

GAKKKK!...

Hani varya!..Sen degil!...Senin saksakcilarin butunu butun sene yazsaniz!.... Ancak havanda su doversiniz!... Ya!..Olmayan gercekleklerle yani siz Yuce KUR'AN dilmi uzatacaksiniz!...

Sizin zekanizdan cok oldugunu iddia edenerin hepsi gitti!... Izleri kalmadi!... saniyormusunuz siz bir iz birakacaginiza!... Iste meydan gosterin boyunuzun olcusunu!... Su ile imza atmaya devammmm!...

 
 Respond to this message   

(no login)
216.129.66.224

Pusulayı Şaşırmamak lazım

August 23 2001, 9:35 AM 

COMPASS 'ın başında

Welcome to COMPASS, a database of some 3000 objects selected from the huge range of the Museum's collections


Yazıyor. Yani müzedeki onca artifaktın sadece 3000 tanesi. Sanırım kimse british museum da sadece 3000 artifakt bulunduğunu sanmıyordur. 3.000.000 dan aşağıya olduğunu sanmıyotum sağdan soldan gasp edilmiş eserlerin...

Fotokopiler mikro filmlerden alınmış olabilir. Bilirsin, mikrofilm makineleri aynı zamanda bunların fotokopi outputlarını da verebilirler. Boğaziçi Üniversitesi kütüphanesinde Cumhuriyet Gazetesinin mikrofilm arşivi vardır. İstersen gidip oradan fotokopi de alabilirsin. Onun gibi bişey olmuş olabilir.


Fotokopiler kimde diyorsun.. İlk fotokopiyi kim almış bilemiyorum. Ancak şu an evimde bu fotokopilerden bir set bulunuyor. 765 sayfa...

Hepsinde "LATİNCE" rakamlar var.

Ve bunların tümü şu an elimizdeki Kuran ile harf harf karşılaştırılıp proof read yapılmış.

Hangi ayetin ne olduğunu da bir Kuran üzerine kaydetmişler. (Bunları ben yapmadım)

Bu proof read sırasında bana söylenen kadarıyla (ben bu yazıyı okumakta güçlük çektiğim için böyle bi şansım yok) sadece tek bir kelimenin farklı olduğu görülmüş (765 sayfa tüm Kuran'ın %75 ini oluşturuyor)

Ne yazık ki 9. sure gibi tartışmalı sureler yok meydanda...

Ve samarqand sayfasında yayınlanan sayfaların tıpa tıp aynısı bendekiler de... Aynı setin kopyaları yani...

Böyle birşeyin hrıstiyanlar tarafından yapılmış olması anlamlı değil...

Ben onlardan hiç bir aslı bulunmayan bir Kuran sayfası yapmalarını beklerim mesela İncil'e benzeteceklerine eminim...

Du bakalım British Museum'a email attım. Umarım yanıt alırım...

Neyse şimdilik bu kadar... Kalın sağlıcakla...

 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.252.3.136

yani

August 23 2001, 12:32 PM 

yani siteyi ben yaptım deyivermiyorsun be kardeşim



mesel biraz bu
yani
site olarak ortaya konuluverince hani kendiliğinden meşrulaşıveriyor ya herşey


neyse
kolay gelsin
inşallah
british museumdan olumlu bir yanıt alırsın
kaynağı hala öğrenemedik
o da başka


ama düşünelim
dünyanın en eski kuranını
british museum niye en önemli 3000 eseri arasına almasın
.............


Şimdi başka bir önemli konu daha var
o da
Puin tarihleme yapınca
müslüman dostlar ayağa kalkmıştı
bunu nasıl yapıyorsun diye
kullanılan temel yöntem
carbon metodu
ama başka ayrıntılar da araştırılmış

şimdi soruyorum
sevgili
british museum kuranını bize en eski kuran diye sunanların
tarihleme yöntemi ne?

Büyük olasılıkla
karbon yöntemi:)

iyi ama hani güvenilmez di..........


Sevgili Barış kardeş
Bir müslümana
herhangi bir konuda
belge sunduğunda
benimkilerden daha saçmasapan
sorularla karşılaşırsın

Nasıl oluyor?

 
 Respond to this message   

(no login)
209.17.159.225

Muze Yaniti

August 23 2001, 10:15 PM 

Dear Mr. Yazici,

Thank you for your recent enquiry.

Unfortunately, all mansucripts and textual materials, including copies of the Quran, were moved to the British Library in 1997. However, there is currently one copy of the Quran on display in the John Addis Islamic Gallery (room 34) which is on semi-permanent loan from the British Library.

As the Quran is on loan from the British Library, you may find the Library's website most helpful on the subject: www.bl.uk

I hope this proves useful.

Yours sincerely,

Miss E. Hunter
Visitor Services

>>> Baris Yazici <baris@avalist.com> 08/22 7:36 pm >>>
Hello,

I heard some rumours about an ancient copy of Holy Quran that may be found in The British Museum.

However when I looked in your Near East collection from the web, I couldn't find any info on Near East collections as they are until 7th century.

I would appreciate if you tell me if there is such a book in your collections or not and how can I query it on the web.

Best Regards.
Baris Yazici

 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.252.3.137

:)

August 24 2001, 10:41 AM 

Emeğin takdire değer, ben kendi adıma teşekkür ederim.


 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.252.3.137

nasıl gidiyor? Gelişmeler neler?

August 25 2001, 8:42 AM 

kolay gelsin!

 
 Respond to this message   
dogan
(no login)
203.23.250.57

;)

August 25 2001, 3:30 PM 

gak
sabret az
bak bana
ecel geldi kapiya dayandi
bekliyorum
acelen ne ya
heh heh he

sevgi ile

 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.252.3.136

allah gecinden versin

August 26 2001, 12:08 AM 



neyse
orjinal foto lar ve daha güvenilir kaynaklara sitemiz link vermeye hazırdır

bekliyorum

 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.253.3.43

:)

August 28 2001, 3:00 AM 



 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.252.3.137

beklemeye razıyım

September 2 2001, 1:40 PM 

ümidim olsun yeter

 
 Respond to this message   
hiç
(no login)
212.156.126.214

peki ya nasıl okuyorlarmış bu işaret gibi yazılımı

September 2 2001, 2:24 PM 

farklı farklı yorumlayıp/okuyan olmuyor muymuş? Hecelemesi oluyor mu? Kelimeler nasıl anlaşılıyormuş?

 
 Respond to this message   
gak
(no login)
212.252.3.136

:)

September 5 2001, 7:48 PM 

sahi nasıl?



bekliyorum




 
 Respond to this message   

(no login)
209.17.159.225

Yaw boshuna bekleme

September 6 2001, 1:54 AM 

bende orijinal yokki...

fotokopileri var

ama bir kac kitapta fotograf gordugumu hatirliyom.. da nerede gordum bilmiyom.

kal saglicakla

 
 Respond to this message   
HACI _ALI
(no login)
24.2.9.43

:)

September 6 2001, 2:48 AM 



Asli yok tarlasinda yuz bin davarmi bekliyon sen?...

 
 Respond to this message   
Current Topic - Samarqand Quran...
  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

kuruluş | kurallar | arşiv 1 | arşiv 2 | arşiv 3 | alternatif TEFSİR | alternatif MEALLER | linkler | e-posta

Copyleft © Temmuz 2000 - 2009

rss