alternatiFORUM | duyurular | ateizm VE dinler | ağaç ev | bilim | cinsel yaşam | felsefe | kitap | mizah | politika | sanat | spor | tarih | yaşam | tavanarası | TÜRÜK YURT

alternatiforum DiNLER FORUMU ARŞİV 3

ALTERNATİFORUM ÖZGÜR BİR FORUMDUR VE TEK BİR KURALI VARDIR
HİÇ BİR YAZI SİLİNMEZ!

 


  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

KUR'AN'DA NAMAZ-TÜRKÇE NAMAZ!.(15)

August 1 2001 at 6:01 PM
FAZIL  (no login)

 
B)TÜRKÇE NAMAZ NASIL KILINMALIDIR?

8)NAMAZ NEDİR?NAMAZIN GEÇERLİK ŞARTLARI NELERDİR?

Biz namazı salat/dua genel çerçevesi içerisinde görmekteyiz.Namaz genel dua faaliyeti içerisinde,figürleri ve vakitleri belirlenmiş özel bir dua faaliyetidir.Söz verme ve taahhütlerde bulunma faaliyetidir.Bu özel dua faaliyeti olan namaz,diğer dua faaliyetlerinde olduğu gibi sadece Allah’a özgülenerek yapılır.
Genel dua faaliyeti ile özel dua faaliyeti olan namazı birbirinden ayıran iki nokta vardır.Namazın asgari vakitleri belirlenmiştir.Genel olarak duanın vakitleri belirlenmemiştir.İkinci olarak namaz için özel figürlerin yapılması tespit edilmiştir.Bu söylenenler farz namazlar içindir.Yani asgari olarak kılınması gereken namazlar içindir.Farz dışında kılınacak namazlar için vakit belirlenmemiştir.Bu sayılan farklar dışında namaz genel dua faaliyetinin tüm özelliklerini taşır.
Yukarda çok kısa olarak belirttiğimiz nedenlerden dolayı biz namazın Türkçe olarak kılınması tezini olumlu olarak karşılıyoruz.
Namazda,namazın asli şekil şartı olan KIYAM,RÜKU VE SECDE yerine getirilmelidir.Okunacak dualarda namazın başından sonuna TÜRKÇE olmalıdır.Namaz Türkçe kılınınca, kılan insan da “HUŞU” içerisinde olur.

NAMAZIN BİRİNCİ ASLİ ŞARTI; “HUŞU”DUR.
İKİNCİ ASLİ ŞART İSE; “ KIYAM,RÜKU VE SECDE”DİR.

Başka asli şart var mıdır?Hayır başkaca asli şart da yoktur,tali şart da.

NAMAZIN ASLİ ŞARTLARINDAN BİRİ:HUŞU


9)NAMAZ KILARKEN “HUŞU” GEREKLİ MİDİR?

Namaz kılarken huşu içinde olmak gerekir.
Nedir huşu?Hangi davranışlar yapılırsa huşu içinde olunur?
Öncelikle şunu belirtelim huşu diye Türkçeye çevrilen hal insana özgü bir sıfattır.Kavgacı insan,sarhoş insan,dürüst insan gibi örneklerdeki kavgacılık, sarhoşluk,dürüstlük özelliği nasıl insana yapışık bir sıfat ise,huşu içindeki insan örneğinde de “huşu içinde olmak” insana yapışık bir sıfattır.
İnsan yaşamında çok değişik hallerde bulunur.Bu hallerden biri de “huşu içinde bulunma” halidir.İnsan gününün tamamını huşu içinde geçiremez.Bir kısmını huşu içinde geçirir,bir kısmını güleç halde geçirir,bir kısmını canı sıkkın ,bir kısmını ise sinirli olarak geçirebilir.İnsan 24 saatlik bir günde aynı hal üzere olmaz.

10)HUŞU NEDİR?HUŞU HALİ NASIL BİR HALDİR?

a)İnsan namaz kılarken karşısında Allah olduğunun bilincinde olmalıdır!

40/60-Rabbiniz buyurmuştur ki;Dua edin bana,cevap vereyim size.

26/218-O ki ,görüyor seni kıyam ettiğin zaman

Öncelikle şunu belirtelim diğer zamanlarda olduğu gibi namaz sırasında da Allah insanı görür.40/60 ayetinde ne deniliyor?Dua edin bana cevap vereyim size.Buradan hemen bir sonuca varmak gerek;Demekki Allah insanı her yerde gördüğü gibi dua sırasında,namazda çok daha iyi görür.Sadece görmeklede kalmaz.Kendisine yapılan taleplere,isteklere cevap da verir.Bu cevap olumlu da olabilir olumsuzda.
Birinci tespit ;insan namaz sırasında Allah’ın huzurundadır.
Şimdi denilecektir ki;İnsan sadece namaz sırasında mı Allah’ın huzurundadır?Hayır insan her zaman Allahla beraberdir.Ama insan dua yaparken,namaz kılarken karşısında bir obje vardır.Bunun bilincinde olmalıdır.Yani namaza durulduğu zaman karşıda olan Allah’tır.Yoksa namaza duruluyor eğer karşıda Allah hissedilmiyor ise o namaz sadece bir şekildir.Namazda kime karşı konuşulacaktır?Allah’a.O zaman namaza durulunca da karşıda Allah olmalıdır ve de vardır.
26/218-O ki ,görüyor seni kıyam ettiğin zaman. Bu ayette de açıkça insan namaza başlarken dikilip ayağa kalktığında ,Allah tarafından görüldüğünü belirtiyor.İnsan ayağa kalktı namaza başladı.Ayakta dikildi.Allah karşısındadır.Allah ile bire bir karşı karşıyadır.Allahın bakışları namaz kılan insanın üzerindedir. “Bu insan bana seslendi.Bakalım benden ne istiyor?”diye insanın dualarını yanı isteklerini beklemektedir.İnsan isteyecek ki Allah da cevap verecektir.Burada çok kişi bu ayeti yanlış algılamaktadır.Diyorlar ki; “Hiç olur mu?Allah insanın sesini duyar ve anında cevap verir mi?Allahla konuşmak mümkün mü?”Burada bir yanılgı var.Allah eğer çok insanın zannettiği gibi insan özelliklerine sahip olsaydı, ses ile cevap verirdi.Ama Allah insan özelliklerine sahip olmadığı için cevabı insanın duasının(isteğinin)olması veya olmaması şeklinde olmaktadır.Ya da iş ve oluşların o insanın farkına varmadan kendi lehine yönlendirilmesi şeklinde olmaktadır.Ya da insanın ısrarla istediği bir şeyin olmaması şeklinde olmaktadır.İnsan eğer Türkçe namaz ile Allaha yönelir ve O’nunla konuşarak isteklerini iletirse kesinlikle cevap verilecektir.Cevap verileceği konusunda ben kefilim ama ne cevap verileceğini bilemem.

b)Allah’ın huzurunda namazda duruş, güçsüzlüğünün ve muhtaç olduğunun bilincinde olarak ,saygılı,edepli,tevazu içinde ,büyüklük taslamadan, “El pençe divan duranın durması gibi” olmalıdır!

41/39-Sen toprağı huşu halinde boynu bükük görüyorsun ya işte o da Allah’ın ayetlerindendir.Onun üzerine suyu indirdiğimizde,o titrer,kabarır.

2/45-Sabra ve namaza sarılarak yardım dileyin.Hiç kuşkusuz bu,kalbi ürperti duyanlardan başkasına çok ağır gelir.

17/108-..ve diyorlar:Rabbimizin şanı yücedir.Rabbimizin vaadi mutlaka gerçekleşecektir.
17/109-Ağlayarak çeneleri üstü kapanıyorlar,o onların huşuunu artırıyor.

21/90-..onlar hayırlarda yarışırlar,umarak ve korkarak bize yalvarırlardı.Onlar bize ürpererek saygı göterirlerdi.

23/1-Hiç kuşku yok, kurtulmuştur müminler.
23/2-Namazlarında huşu sahipleridir onlar.

Huşu halinin nasıl bir hal olduğunu anlamak için 41/39 ayetine bakalım. Bu ayette toprağın kuraklık içinde olmasından dolayı suya muhtaç olduğu ve bu nedenle huşu halinde bulunduğu anlatılıyor.Toprağın bu hali “ghaşiaten” kelimesi ile karşılanmış.Yani toprak “ghaşiaten”halinde bulunuyor.Bu hal Türkçeye şöyle çavrilebilir; “Suya hasret olan,toprağın canlı hale geçebilmesi için tek muhtaç olduğu şeye yani suya karşı aşırı bir hasret duyması.Ve bu nedenle de suya kavuşunca canlılık bulma aşamasına girdiği için hareketlenmesi.Toprağın muhtaç olduğu su karşısındaki tavrı saygılı ve kendisinin acz içerisinde olduğunun bilincinde olduğu bir tavırdır.Suya karşı büyüklenemez.Sen olmasan veya bana canlılık vermesen dahi ben kendi başımın çaresine bakarım.Kendi kendime yeterim!diyemez.”İşte namaz kılarken insanlarda toprağın bu tavrı gibi olmalıdırlar.Namazda olunması gereken hal aynen toprağın su karşısındaki tavırdır.Saygılı,tevazu içinde,muhtaç olduğunun bilincinde bir tavır.
2/45-Namaz sırasında veya başka zamanlarda Allahtan yardım dilenildiği zaman kalbin ürperti ile kımıldaması gerekir,diyor.Bu nasıl olur?Allah’ı tanımakla.Kalbin ürpermesi; “Zalim olduğu için veya insanları cehennemde cayır cayır yakacağım !?” dediği için insanın Allah’tan aşırı korkması hali değildir.Allah cehennemde kimseyi yakmayacaktır!.Allah insanları kebap yapmayacaktır!.Kimse korkmasın!. Kalbin ürpermesi, Allahın yüceliğini ve gücünü idrak ederek O’na karşı aşırı bir saygı ve sevgi duyulmasını müteakip insanın duygulanmasıdır.2/45ayetinde bu halde namaz kılmak ve yardım dilemenin insanların çoğuna ağır geldiği belirtiliyor.Nitekim insan namazını belirli vakitlerde belirli figürleri yaparak ve kendisin anlamadığı Arapça duaları her gün tekrar ederek kılarak ifa ediyor.Bu şekilde namaz kılmayı daha kolay buluyor.Evet bu şekilde namaz kılmak kolaydır ama 2/45 de belirtilen namazı kılmak hem daha kolaydır hem de insanı Allaha,Allah ile sohbete götürür.Arapça namaz ise insanı hiçbir yere götürmez.
17/109 ayetinde de yine huşuyu belirten “ghuşuan” kelimesi ile inanan insanların Allah karşısında saygıyla eğilmeleri hareketinin insanda yarattığı ruh halini belirtiyor.İnsan Allah önünde ,saygıyla eğilince bu hareket kendisinin huşu halini daha da artırır.Allah’a ve kurallarına eğilmeyen,diklenen ,olumsuz davranışta bulunan insan,şekil olarak eğilse de eğilir gibi yapsada huşu halini kazanamaz.
21/90 ve23/1,2 ayetlerinde de inanan insanların namazlarında Allah’a karşı edepli ve saygılı oldukları belirtiliyor.Huşu içinde oldukları belirtiliyor.
33/35 ayetinde de yine inanan insanların nitelikleri sayılırken bu niteliklerden birinin de namazda ve namaz dışında insanın Allah’a karşı huşu içinde olması olarak belirtilmektedir.

c)Namaz kılarken şov yapmak,bağırıp çağırmak,trans hallerine geçmek,kendinden geçmek,gösteriş yapmak,namaz kıldığını veya kılacağını ilan etmek,yüksek sesle namaz kılmak,namaz kılarken başkalarını rahatsız etmek gibi davranışlar ve haller huşu hali değildir!Bu haller Riya halidir!

107/4-Vay haline o namaz kılanların ki,
107/5-Namazlarından gaflet içindedir onlar.
107/6-Riyaya sapandır onlar/gösteriş yaparlar.
107/7-Ve onlar,yardıma/zekata/iyiliğe engel olurlar.

4/142-Şu bir gerçek ki,ikiyüzlüler hileler düzerek Allah’ı aldatmaya uğraşıyorlar.Ama Allah da onları aldatıyor.Onlar namaza kalktıklarında tembel-miskin bir halde kalkarlar,insanlara gösteriş yaparlar.Onlar Allah’ı çok az hatırlarlar.

Bu ayetlerde , “Vay haline o namaz kılanların ki!” diye belirtilen namaz çeşidi namazda ne söylediğini bilmeyenlerin namazıdır.Arapça kılınan namazdır.Bu tür namaz kılan insanlar bilgi eksikliği içerisinde bulundukları için okunan her Arapça dizeye göz yaşı dökerler.Arapça şiir veya kaside dahi okunsa sanki Kur’an okunuyor zannederler.İlahi bir şeyler okunuyor zannederek safça göz yaşı dökerek doyuma ulaşırlar.Oysa aynı doyuma ingilizce metallica müzik dinleyen gençte ulaşıyor.Hem de trans hallerine geçerek.Bilgi eksikliğine bağlı olarak bu insanlar robotlar gibi hareket ederler.Yönlendirilmeleri kolaydır.Cinayet işletilmeleri kolaydır. “Din elden gidiyor!” deyince başka insanları din adına öldürmekten çekinmezler.Kendilerinin de cinayet sonucu cennete gideceklerine inanırlar.Sıffeyn savaşında Aliyi savaş meydanında çaresiz bırakan bu tür insanlardır.31. Mart vakasını yapan bunlardır.Kahramanmaraşta katliam yapan bunlardır.Sivasta insan yakan bunlardır.Bu insanlar Arapça metinler aracı yapılarak yönlendirilmişlerdir.Kutsal sayılan Arapça metinler aracı yapılarak bu insanlar eyleme itilmişlerdir.Ortaçağda Avrupada yüzbinlerce insanın öldüğü Hıristiyan mezhep savaşlarında,Haçlı seferlerinde, yakan yıkan öldüren insanda da aynı bilgisizliği görürüz.Ramazanda oruç yiyen genci bıçaklayan zihniyet ile Allah adına insanları öldürüp evlerin zeminlerine gömen zihniyet arasında fazlaca bir fark yoktur.Tüm bu davranışlar Arapçayı din dili olarak kabul etmenin sonucudur.
Arapça namaz kılanların her tarafı gösteriştir.Abdest alışları ferdi veya topluca namaz kılışları gösterişe yöneliktir.Herkes, “Namaz kılıyor mu?”diye birbirini gözler.İnsanların gözü birbiri üzerindedir.Bu nedenle Arapça namaz kılan namaz kıldığını başkalarına göstermek ihtiyacını duyar.Namazını açıkça ve göstere göstere kılar ki herkes kendisinin de namaz kıldığını bilsin,görsün.Oysa doğru davranış şöyle olmalı, “SEN NAMAZ KILIYORSAN BANA NE,BEN NAMAZ KILIYORSAM SANA NE?”
Oysa riya,gösteriş için namaz kılmak gizli şirktir.Allah’a özgülenmesi gereken namaz gösteriş için insanlara özgülenmektedir.Maddi çıkar,makam,saygınlık kazanma,siyasi nüfuz vs gibi hangi nedenle olursa olsun namazını sergileyenler gizli şirk içindedirler.Oysa şirk(Allah’a ortak koşmak) hangi kılıflara bürünerek ortaya çıkarsa çıksın inanan insanların mücadele etmesi gereken bir sapmadır.Zaten Muhammed ve daha önce gelen tüm peygamberlerin de yaptığı,insanları şirkten uzaklaştırmak ve baş aşağı duran dini(dünya görüşü) olması gereken duruma yani ayakları üzerine oturtmak olmuştur.

d)Allah’tan korkulduğu için namaz kılınması doğru bir davranış değildir.

Arapça namaz kılanlar,Allahı da tanıyıp idrak etmekte zorlanırlar.Allahı bilip tanıyamazlar.Allah’ı bilememe,tanıyamama durumu kendilerinde şiddetli bir korku hali yaratır.Çünkü korku hali ancak bilemeyişten,bilgisizlikten kaynaklanır. İnsan bilmediği şeyden korkar.Zaten kendilerine din büyüğü olarak seçtikleri zatlar da hutbelerinde,vaızlarında,anlatımlarında bu insanları, “Cehennem ateşi!Kıyamet azabı! İşkence!Acı!,Kan ve revan!”gibi temaları işleyerek korkutmaktadır.Korku bu insanların hayatlarında hakim unsurdur.Beyinlerindeki korku vasıtasıyla,kendi kendilerinin üzerinde otokontrol sistemi kurulmuştur.Bu nedenle gizli olarak yaptıkları davranışlara karşılık oluşan günahtan kurtulmak için “KEFFARET” yani bedelini ödeme sistemi kurulmuştur.Namaz da bu insanlar tarafından keffaret olarak algılanır.Yani işlenen günahların bedelini ödeme.Başkalarına yaptıkları yardım da yine kendilerinin işledikleri olumsuz davranışlara verilecek cezanın kalkması için verdikleri ödemedir.Keffarettir.Yani Allaha yapılan bir ödemedir.Bunlara göre namazın içeriği fazlaca önemli değildir.Önemli olan yatıp kalkmaktır. “Yat kalk Allah kabul eder.”görüşüne göre davranırlar.Önemli olan yatıp yatıp kalkmaktır.Bu namaz korku namazıdır.Ateşte yanıp kebap olmamak için korkudan kılınan namazdır.İçerik önemli değildir.Bu nedenle de bazı kutsal sayılan günlerde(Örneğin;Miraç,kandil ve Cuma) sabahlara kadar yüzlerce rekaat namazı istemeselerde kılar,eziyetine katlanırlar. Saatlerce uykusuz kalırlar.Böylece çok korkunç ve azap edici olarak algıladıkları Allah’ın gazabını savuşturduklarını veya Allah’ı ehlileştirip gücünü kendi kontrollerine aldıklarını zannederler.Sağlıksız bir ruh hali,korku,endişe,cin dedikleri varlıkları halüsünasyonlarla görme ve korkma,korku öykülerinden korkarak yaşama bu insanlarda hakimdir.
(Devam edecek)

 
 Respond to this message   
 
  Respond to this message   
  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  
Create your own forum at Network54
 Copyright © 1999-2014 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement  

TÜRÜK YURT | kuruluş | kurallar | arşiv 1 | arşiv 2 | arşiv 3 | alternatif TEFSİR | alternatif MEALLER | linkler | e-posta

Copyleft © Temmuz 2000 - 2012

rss