YENİ alternatiforum | duyurular | ateizm VE dinler | ağaç ev | bilim | cinsel yaşam | felsefe | kitap | mizah | politika | sanat | spor | tarih | yaşam | tavanarası | Chat!

alternatiforum DiNLER FORUMU ARŞİV 3

www.alternatiforum.com

ALTERNATİFORUM ÖZGÜR BİR FORUMDUR VE TEK BİR KURALI VARDIR
HİÇ BİR YAZI SİLİNMEZ!

Not: alternatiforum'a herhangi bir işlem yapmadan doğrudan giriş yapabilir VE yazabilirsiniz.

  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

GÜNLÜK HAYATTA CAHİLİYE ZULMÜ: ALAYCILIK

August 13 2001 at 11:32 PM
HACI _ALI  (no login)
from IP address 24.2.9.43

GÜNLÜK HAYATTA CAHİLİYE ZULMÜ: ALAYCILIK

Cahiliye toplumlarında alaycı ahlak ortaokul ve lise çağlarından başlayarak gençler arasında yaygınlaşır. Örneğin bir okula başka şehirden belki daha varlıklı veya güzel görünümlü bir öğrenci gelir. Diğer öğrencilerin büyük bölümü onu cahiliye insanlarına mahsus bir ahlak gereği olarak kıskanırlar, ancak bunu örtmek için onunla çeşitli yollarla alay ederler. Sürekli olarak onun eksikliklerini bulmaya çalışırlar, hatta öyle ki güzel yönlerini dahi eksiklik olarak değerlendirirler. Düz saçlıysa "süpürge saçlı" olduğunu, uzun boyluysa "sopa" gibi olduğunu söyleyerek, kendi aralarında ona kendisinin hoşuna gitmeyecek isimler takarlar. Böylece o kişi hakkında alaycı bir üslup kullanarak, herkesi bu yönde etkilemeye, herkesin o kişiyi küçük görmesini sağlamaya çalışırlar.

Aynı şekilde sınıfta kendilerinden daha çalışkan, daha başarılı bir öğrenci olduğunda da bunu çekemezler. Onu küçük düşürmek için, başarısını yerecek tarzda lakaplar takarak onunla alay ederler.
Sınıftaki diğer öğrencilerle de alay etmek için her fırsatı değerlendirirler. Özellikle maddi konuları alay etmek için uygun bulurlar. Geçen seneki formasını ya da ayakkabısını giyen birini küçümsemek ve alaycı bir şekilde arkasından konuşmak sık yapılan bir harekettir. Öğrencilerin oturdukları semtler, evleri ve evlerindeki eşyalar da alay malzemesidir. Kişilerin babalarının mesleği, annelerinin çalıştığı yer, alışılmadık, değişik bir isme sahip olmaları veya kişinin isminin tanınmış biri ile aynı olması gibi pek çok konu, alay edilecek şeyler olarak görülebilir. Bazı öğrenciler özellikle öğretmenleri ile alay ederler. Öğretmen tecrübesiz yeni bir öğretmen ise üslubu ile ya da tecrübesiz tavırları ile alay ederler. Öğretmen yaşlı ise bazı hareketleri ağır yapıyorsa ya da gözleri iyi görmüyorsa bununla da alay edilir. Öğretmenlerinin kıyafetleri de alay konusudur. Mesela öğretmen sık sık aynı kıyafeti giyiyorsa, kıyafeti ütüsüz ise bunu birbirlerine söyleyerek alay ederler.

Bu durum işyerleri için de geçerlidir. Oradaki alaycılık ise kişilerin sahip oldukları mevkilere göre değişmektedir. İnsanlarda genelde mevki olarak kendi altlarında bulunan kişilere karşı daha yoğun bir alaycılık gözlemlenir. Bunu yapan kişiler böylelikle kendi enaniyetlerini tatmin etmeye çalışırlar. Kendilerinden üstte olan kişilere kibir yapamayacakları için kendilerine bağlı olan ya da daha alt mertebede gözüken kişileri ezmeye çalışırlar, bunu da onlarla alay ederek yaparlar. Örneğin, çoğunlukla şirketlerde müdürler sekreterlerine karşı alaycıdırlar, onların yaptıkları işlerle, hazırladıkları şeylerle alay ederler. Buradaki alaycılık lisedekinden farklıdır. Açıkça isim takarak değil de gizliden gizliye yapılır. Verilen tepkilerde, küçümseyen tavırlarda, alaycı bakışlarda bu durumu görmek mümkün olur. Karşıdakinin yüzüne bakmadan konuşmak, cevap vermemek, duymamış gibi yapmak, karşı tarafın ilk defa karşılaştığı durumlarda veya yaptığı acemiliklerde gülmek, etrafa alaycı bakışlarla bakmak bunlar arasında sayılabilir.
Alaycılığın farklı bir şekli de işyerlerinde yarış halinde olan kişiler arasında görülür. Örneğin birbirleriyle rekabet halinde olan iki sekreter, birbirlerinin kusurlarını, eksik yaptıkları işleri bütün iş yerine duyurmaya çalışırlar. Veya birbirlerinin fiziksel kusurlarıyla, kıyafet seçimleriyle, yürüyüşleriyle veya herhangi bir özellikleriyle alay ederek, birbirlerini diğer insanların gözünde küçük düşürmek isterler. Eğer bu iki kişiden biri daha mazlum bir insansa, diğeri onu ezmek kastıyla her an iğneleyici sözlerle, küçük düşürücü bakışlar ve konuşmalarla ona sıkıntı vermeye çalışır. Genellikle diğerlerine göre tevazulu, mülayim insanlar çalışma ortamlarında hep ezilen kesimi oluştururlar. İnsanlar Kuran ahlakından uzak yapılarıyla bu tarz kişilere yüklenir, ama kendilerinden üstün gördükleri, baş edemeyeceklerini düşündükleri kişilere yanaşmazlar. Hatta o kişilere karşı sürekli "sempatik" görünmeye çalışırlar.
Cahiliye toplumunun günlük yaşamına da alay hakimdir. Kuran ahlakının yaşanmadığı böyle ortamlarda alaycılık toplumun hemen her alanında yaygın şekilde görülür. Özellikle de fakirlerle alay edilir. Onların kıyafetleri, konuşma tarzları ve üslupları, renk seçimleri, yaşam biçimleri alay konusu olan malzemelerdir. Okullarda, iş yerlerinde, zenginlerle fakirlerin yan yana geldiği toplu ortamlarda bu sık sık karşılaşılan bir durumdur. Ama bunun yanısıra fakirlerin zenginlerle alay etmesi de sıkça görülür. Her iki kesim de cahiliye ahlakını yaşadıkları için hiçbiri bu ahlakın çirkinliğini kabul etmek istemezler. Üstelik onları, bu çirkin tavırlardan uzak tutacak bir sınır da yoktur. Allah korkusuna sahip olmadıkları için, yaptıkları alaycılığın karşılığını ahirette göreceklerini gözardı ederler. Hesap gününü düşünmeden yaşamlarını sürdürürler.

Bu din ahlakından uzak yapı içinde, artık sınır tanımaz bir azgınlık gösterirler. Zengin birinin üzerindeki kıyafetleri kıskanarak ona çeşitli çirkin isimler takarlar, örneğin "palyaço gibi" olduğunu söyleyerek alay ederler. Sanki üzerindekiler çok kötüymüş, rüküş olmuş gibi bir izlenim oluşturmaya çalışırlar. Bu, aslında o kişiyi kıskandıkları için yaptıkları bir eylemdir. Bu ahlaktaki kişiler, kendilerinde olmayan herşeyi kıskanır ve bunlara sahip olan insanlarla alay ederek, onlardan intikam aldıklarını düşünürler.
Kuran ahlakını yaşamayan insanlar birbirlerinin ufak tefek fiziksel kusurları ile de alay ederler. Örneğin bir kişinin ellerinin, ayaklarının küçük ya da büyük olması, saçlarının olmaması ile alay ederler. Boyu kısa ya da uzun olan bir kişiye lakap takarak sürekli yüzüne vururlar. Kişinin şişman ya da zayıf olması ile alay ederler. Gözleri bozuk olan, şaşı olan, gözlük takan bir kişi ile lakap takarak alay ederler. Kulakları ağır işiten bir kişiyle de çeşitli şekillerde alay ederek taciz ederler.\

Kadınlar özellikle kendi aralarında arkadaşlarının saçlarının kesimi ve rengi ile alay ederler. Kısacası cahiliye ahlakını yaşayan bu insanlar arasında hemen herşey alay konusu olabilir. Günlük hayatları bunun örnekleriyle doludur. Daha birbirileriyle ilk karşılaştıkları anda dahi alaycı tavırlarına başlarlar. Örneğin, o gün şık giyinmiş birine ¨nereye böyle? Düğüne mi gidiyorsun?¨ diye sorarak rahatının kaçmasını, kıyafetinin abartılı olduğunu düşünmesini sağlar. Veya biri nezaketen "nasılsın" diyerek hatırını sorduğunda, diğeri "sen benim nasıl olduğumu merak eder miydin?" şeklinde alaycı imalarda bulunur. Sık sık iğneleyici bakışlar ve sözler kullanır. Bunların son derece çirkin tavırlar olduğunu görmek istemezler. Aynı şey kendilerine yapıldığında canları yanar ama yine de vazgeçmeyi düşünmezler. Çünkü bu tavır, artık onların cahiliye toplumunun bir gereği olarak doğal karşıladıkları bir yapı olmuştur. Arkadaş toplantıları ve sohbetlerde de bu tarz alaycılığa çok sık rastlanır. Sürekli olarak arkadaşlarının, yakınlarının gıyaplarında alaycı espri ve konuşmalar yaparlar.
Özellikle beceriksizlik ya da sakarlık yapan biriyle alay etmek önemli bir eğlencedir cahiliye insanları için. Doğum günlerinde ya da önemli günlerde aldıkları hediyeleri beğenmeyip, başka arkadaşları ile beraber onu alay konusu edinirler; verenin ucuz bir hediye seçtiğini, zevksiz bir seçim yaptığını dile getirirler.

Cahiliye insanlarının alaycılıkları her zaman açıkça olmayabilir. Aralarında uyguladıkları en yaygın kötü ahlak özelliklerinden biri de iğneleyici sözler ve kötü bakışlarla imalı bir şekilde alay etmektir. Özellikle kendilerinden makam, mevki, özellik ya da yetki bakımından üstün biriyle direk alay edemeyecekleri için kendi aralarında bakışarak, gözleriyle anlaşarak alay ederler. Böylece gizlice alay ederek kendilerinin o kişiden üstün olduklarını, o kişiyi aşağıladıklarını düşünürler. Örneğin bir şirket ortamında yönetici sınıfına sahip birisi bir hata yaptığında, mesela dili sürçtüğünde, ortamda bulunan kişiler kendilerinden üst düzeyde olan bu kişiyle açıkça alay edemezler. Bunu yapamadıkları için de bu imalı alay yöntemini kullanırlar. Birbirlerine anlamlı bir şekilde bakarlar, gözlerinin içinde alaycı bir gülüş vardır. Dışarıdan bakan dikkatli bir kişi bunu elbette hemen fark eder, fakat açıkça yapmadıkları için ispatlamak pek mümkün olmaz.
Dinden uzak toplumlarda, tüm bu sıkıntı verici davranışlar nedeniyle bireyler son derece huzursuz bir ortamda yaşamak zorunda kalırlar. Herkes birbiriyle alay edecek bir yön bulur, ama kendisiyle alay edilmesinden de ciddi anlamda rahatsız olur. Buna rağmen içinde bulundukları ortamı değiştirmek için bir çaba harcamazlar. Çünkü alaycılığın kötü bir davranış olduğunu, Allah'ın emrettiği ahlaka uygun olmadığını dile getirirlerse, kendileri de başkalarıyla alay edemeyeceklerdir. Bu ise, nefislerinin kesinlikle istemediği bir durumdur. Bu yüzden karşılaştıkları alaycı tavırları, hayatın bir gereği olarak kabullenirler. Bundan dolayı da birbirlerinin kötü davranışlarını yadırgamazlar.

Allah Kuran'da, "Yapmakta oldukları münker (çirkin iş)lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!" (En'am Suresi, 79) ayetiyle bu tip kişilerin yanlış tutumlarını haber vermiştir.
Sonuç olarak Kuran ahlakının yaşanmadığı bir yerde, her çeşit alaycı tavır, küçük düşürücü konuşma, rahatsız edici bakış ve gülüş görülebilir. Bunun meydana getirdiği sıkıntılı ve huzursuz ortamdan kurtulmanın tek yolu ise Kuran'ın emrettiği güzel ahlakı benimsemek, onu yaşamak ve yaşatmaktır.

Degerlendirlimesi yuksek taktirlerinIze kaliyor!...

Selam Sevgi ve Dua Ile...

 
 Respond to this message   
Current Topic - GÜNLÜK HAYATTA CAHİLİYE ZULMÜ: ALAYCILIK
  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

kuruluş | kurallar | arşiv 1 | arşiv 2 | arşiv 3 | alternatif TEFSİR | alternatif MEALLER | linkler | e-posta

Copyleft © Temmuz 2000 - 2009

rss