Yazılarında ve konuşmalarında üstün felsefe ve iyimserlik vardı
August 25 2001, 6:36 PM
Bu katletmenin ardında kim olabilir: Dinci/şeriatçı hizbullah benzeri fanatik bir meş'um örgüt mü?
Üzeyr Garih kimdir?
Alarko Şirketler Topluluğu eş
başkanı. 1929'da İstanbul'da
doğdu. İTÜ Makina
Mühendisliği'ni bitirdi. 1954'e
kadar Carrier Corp. Türkiye
şubesinde tesisat mühendisliği
yaparak uzmanlığını geliştirdi.
1954'te İshak Alaton'un teklifi ile
iki kişilik Alarko Kollektif
Şirketi'nin eş ortağı olarak işe
başladı. O tarihten günümüze bir
holding olan Alarko Şirketler
Topluluğu'nda İshak Alaton ile birlikte eş başkanlık görevini sürdürüyor.
Alarko'daki görevlerinin dışında TÜSİAD, DEİK, MESS, Loyd Vakfı, Sisav,
Rotary, Lions, Propeller, İSO Meclisi, TYD, AİESEV ve benzeri yerli yabancı pek
çok vakıf ve derneğin yönetim ve danışma kurullarında üstlendi. Türk-Belçika İş
Konseyi ve Toplu Konut Yapımcıları Derneği'nin (TOKYAD) başkanlıklarını
yürütüyordu. Yönetim ve organizasyon konusunda makaleleri bulunan Garih'in,
"Deneyimlerim" başlıklı bir kitabı bulunuyor. Yeditepe Üniversitesi'nde
organizasyon dersi veren Garih, İTÜ fahri doktorluk ve Filipinler Cumhuriyeti fahri
başkonsolosu unvanına sahip. İngilizce, Fransızca ve İspanyolca biliyor. Evli ve
iki çocuk, beş torun sahibidir.
Üzeyir Garih kimdir?
Üzeyir Garih, 1929'da
İstanbul'da doğdu. İTÜ
Makina Mühendisliğini
bitirdi. 1954'e kadar Carrier
Corp. Türkiye şubesinde
tesisat mühendisliği yaparak
uzmanlığını geliştirdi.
1954'te İshak Alaton'un
teklifi ile iki kişilik Alarko
Kollektif Şirketi'nin eş ortağı
olarak işe başladı. O tarihten
günümüze bir holding olan
Alarko Şirketler Topluluğu'nda İshak Alaton ile birlikte
eş başkanlık görevini sürdürüyordu.
Alarko'daki görevlerinin dışında TÜSİAD, DEİK,
MESS, Loyd Vakfı, Sisav, Rotary, Lions, Propeller,
İSO Meclisi, TYD, AİESEV ve benzeri yerli yabancı
pek çok vakıf ve derneğin yönetim ve danışma
kurullarında görevler üstlendi.
Garih,'in, Yönetim ve organizasyon konusunda
makaleleri ve kitapları bulunuyor.
Garih, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca biliyordu.
Garih, evli ve iki çocuk babasıydı.
Garih İnternethaber'de de yazarlık yapıyordu...
Üzeyir Garih öldürüldü!
İshak Alaton kader arkadaşına ağlıyor. Çileli yola birlikte çıktığı, dostu sırdaşı,
arkadaşı Üzeyir Garih'in ölüm haberi İshak Alaton'a da ulaştı. Alaton, ölüm haberini
alınca hiç konuşamadı. Metin görünmeye çalışsa da yüzüzünün rengi değişti,
dudakları titredi ve sadece, "Neden?" diye sordu. Alaton'un bu soruyu birkaç kez
tekrarladığı duyuldu. Doktorlar Alaton'un yakınında bulunuyor. Alaton'un TV'lerden
haberleri takip etmeye çalıştığı bildiriliyor. Gelişmeler için tıklayın..
İshak Alaton kader arkadaşına ağlıyor. Çileli yola birlikte çıktığı,
dostu sırdaşı, arkadaşı Üzeyir Garih'in ölüm haberi İshak Alaton'a
da ulaştı. Alaton, ölüm haberini alınca hiç konuşamadı. Metin
görünmeye çalışsa da yüzüzünün rengi değişti, dudakları titredi
ve sadece, "Neden?" diye sordu. Alaton'un bu soruyu birkaç kez
tekrarladığı duyuldu. Doktorlar Alaton'un yakınında bulunuyor.
Alaton'un TV'lerden haberleri takip etmeye çalıştığı bildiriliyor. Gelişmeler için tıklayın..
17.20: İshak Alaton kader arkadaşına ağlıyor. Çileli yola birlikte çıktığı, dostu
sırdaşı, arkadaşı Üzeyir Garih'in ölüm haberi İshak Alaton'a da ulaştı. Alaton,
ölüm haberini alınca hiç konuşamadı. Metin görünmeye çalışsa da yüzüzünün
rengi değişti, dudakları titredi ve sadece, "Neden?" diye sordu. Alaton'un bu
soruyu birkaç kez tekrarladığı duyuldu. Doktorlar Alaton'un yakınında bulunuyor.
Alaton'un TV'lerden haberleri takip etmeye çalıştığı bildiriliyor.
16.53: Türkiye herşeyi unuttu ve Üzeyir Garih cinayetine kilitlendi. Başbakan
Bülent Ecevit, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DYP Genel Başkanı Tansu
Çiller menfur cinayeti kınadıklarını açıkladı. İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan
Özdemir'de az önce resmi açıklamayı yaptı ve, "ceset malesef Sayın Garih'e ait"
dedi.
16:49: Ve telsiz anonsları hızlandı. İstanbul Emniyeti 34 NL 050 plakalı bir aracın
olayda kullanabileceğini telsiz anınslarından geçiyor. Musevi asıllı olan Garih'in
bazı örgütlerin hedefi olduğu biliniyordu. Dikkat çeken husus şu; Bu tür infazlarda
kesici ve delici alet kullanan tek örgüt var: HİZBULLAH... Başbakan Ecevit'de az
önce acı haberi aldı ve adeta şok oldu... Ecevit, İçişleri Bakanı Yücelen'i arayarak
bilgi aldı ve katillerin derhal yakalanması için talimat verdi.
16.44: Korkunç cinayet Garih'in günlerce takip edildiğini ve cinayetin profesyonel
bir ekip tarafından işlendiğine işaret ediyor. Garih'in gündüz kalabalığında nasıl
böyle bir tuzağa düştüğü, olay yerine nasıl getirildiği, kaç gün takip edildiği cevap
bekleyen sorular. Garih cinayetinin ardında, Sabancı cinayetinde olduğu gibi bir
örgüt infazının yattığı ihtimali gittikçe yükseliyor.
16.40: Üzeyir Garih'i adım adım ölüme götüren dakikalar
neredeyse belirlendi. Garih, saat 12.45'da Ortaköy'deki
ofisinde Bulgaristan Başbakan Yardıkcısı Vasili ile
görüştü. 15.30 da ise cesedi, kentin bir başka ucundaki
Eyüp Sultan Mezarlığı'nda bulundu. Peki ama Garih bu
kadar kısa süre içinde buraya nasıl geldi ya da getirildi.
Anlaşılan o ki bu cinayet tek kişi tarafından işlenmiş bir
cinayet değil.
16.36: Üzeyir Garih'in, Eyüp Sultan'daki cesedi
üzerindeki incelemeler tamamlandı. Olay yerine şu anda bir ambulans geldi ve
Garih'in cesedi biraz sonra bu ambulansa konularak Adli Tıp Morgu'na
götürülecek. İşadamı Tarık Şara Garih'in bugün son olarak Bulgaristan Başbakan
Yardımcısı Vasili ile görüştüğünü açıkladı. Garih cinayeti Sabancı cinayetinden
sonra ülkeyi yasa boğan, işadamlarına yönelik ikinci büyük olay olarak belleklere
kazınacak...
16.27: Üzeyir Garih'in ölüm haberinin yankıları dalga dalga tüm yurda yayılıyor.
İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, haberi alır almaz İstanbul'a hareket etti.
Garih'in cesedinin bulunduğu yerde ise büyük bir hareketlilik yaşanıyor. Polis
beyaz eldivenlerle olay yerinde santim santim ipucu araştırması yapıyor.
Civardaki bütün herşey özenle naylon torbalara konuluyor. Garih'in cesedi
üzerindeki incelemeler ise tamamlandı.
16.24: Ve Üzeyir Garih'in evinden feryatlar yükseliyor. Garih'in ölüm haberi az
önce evine ulaştırıldı. Eşi Lili Garih ve çocukları acı haber üzerine gözyaşlarına
boğuldu. Mine Garih, kara haber üzerine fanalaştı ve sakinleştirilmeye
çalışılıyor.Haber siyaset dünyasını da derinden etkiledi. DYP genel Başkanı
Tansu Çiller, haberin kendisini derinden etkilediğini belirti. Ufuk Söylemez ise, "
Dehşet içindeyim, inanamıyorum" demekle yetindi...
16.12: İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir, telsiz anonslarıyla tüm
ekiplere seslenerek, "Kim veya kimler bilmiyorum ama bu katiller yakalanacak,
onları bulun" talimatı geçti. Haber iş dünyasını olduğu gibi Alarko Holding'i de
kahretti. Garih'in sabah saatlerinde Holding'den ayrıldığı ve kendisinden birdaha
haber alınamadığı anlaşıldı. Mezarlık civarı şu anda ana baba gününe döndü.
Gazeteciler uzaktan çekim yapabiliyor..
16.02: İstanbul Emniyeti Garih'in öldürülmesi üzerine bir anda alarma geçti.
Cinayet Masası ekipleri başta Eyüp Sultan Mezarlığı olmak üzere İstanbul'u
kuşatma altına aldı. Garih'in cesedinin olduğu yerde kimsenin kolay kolay
göremeyeceği bir yer olarak dikkat çekiyor. Emniyet yetkilileri cinayetin 45
dakika önce işlenmiş olabileceğini açıklıyor.
Saat: 15.53 Alarko Holding Şirketler Topluluğu Başkanı Üzeyir Garih, İstanbul
Eyüp Mezarlığı'nda ölü bulundu. Mareşal Fevzi Çakmak'ın mezarının yanında
bulunan Garih'in yedi yerinden bıçaklandığı ve üzerinde kredi kartlarının
bulunduğu bir cüzdan çıktığı açıklandı. İçişleri Bakanlığı, Garih'in ölümünü
doğruladı. İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir derhal olay yerine
hareket etti. Katillerin yakalanması için İstanbul'da alarm verildi...
Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanlarından Üzeyir Garih öldürüldü. Eyüp
Mezarlığı'nda bulunan cesedin Üzeyir Garih'e ait olduğu polis tarafından da
doğrulandı. Garih'in vücudunda 7 bıçak darbesine rastlandı. Garih dün gece geç
saatlerde TV8'de bir canlı yayına katılmıştı. Canlı yayın çıkışından sonra
Garih'ten haber alınamıyordu... İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir şu
anda olay yerine hareket etti.
Garih dün gece geç saatlerde TV8'de bir canlı yayına katılmıştı. Canlı yayın
çıkışından sonra Garih'in nereye gittiği bilinmiyor.
Alarko Holding Şirketler Topluluğu Başkanı Üzeyir Garih, İstanbul Eyüp
Mezarlığı'nda ölü bulundu. Yedi yerinden bıçaklandığı belirtilen Garih'in üzerinde
kredi kartlarının bulunduğu bir cüzdan çıktı. İçişleri Bakanlığı, Garih'in ölümünü
doğruladı. Saldırganın bulunmasına yönelik çalışlamalar sürdürülüyor. Garih'in, en
son dün gece geç saatte bir televizyon programına katıldığı, bu saatten sonra
kendisinden bir bilgi alınamadığı bildirildi.
Eyüp Sultan Mezarlığı'nda, Mareşal Fevzi Çakmak'ın mezarının yanında
bıçaklanarak öldürülen bir kişinin kimliğinin Üzeyir Garih'e ait olduğu bilgisi alındı.
Bunun üzerine, alarma geçen polis ekipleri olayın doğruluğunu araştırmak üzere
mezarlığa akın etti. Bölgeye, İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir de
hareket etti. www.internethaber.com
Üzeyir Garih öldürüldü
Alarko Holding Eşbaşkanı Üzeyir Garih öldürüldü.
Garih'in 8 bıçak darbesi aldığı belirlenen cesedi,
öğlen saatlerinde Eyüp Sultan Mezarlığı'nda
bulundu. Emniyet, 4-5 ihtimal üzerinde duruyor.
Eyüp Sultan Mezarlığı'nda, Mareşal Fevzi Çakmak'ın
mezarının yanında bıçaklanarak öldürülen bir kişinin
kimliğinin Üzeyir Garih'e ait olduğu bilgisi alındı.
Cesedin 7 bıçak darbesi aldığı belirlendi. Cesedin
üzerinden Garih'e ait kimlik ve kredi kartları çıktı. Öte
yandan, Üzeyir Garih'in mezarlığa, kendi kullandığı Mercedes marka 34 NL 050 plakalı
otomobil de, Eyüp Sultan Camii otoparkında bulundu.
SABAH BULGARİSTAN BAŞBAKAN YARDIMCISIYLA GÖRÜŞTÜ
Garih’in bugün öğleden önce Alarko Holding'te Bulgaristan Başbakanı Yardımcısı Vasili ile
görüştüğü öğrenildi. Garih'in bu görüşmenin ardından saat 13:00'te otomobiliyle şirketten
ayrıldığı belirlendi.
TELEFONLA İHBAR EDİLDİ
Eyüp İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden edinilen ilk bilgilere göre, müdürlüğe Eyüp Mezarlığı'nda
yaralı bir kişinin bulunduğu yönünde bir ihbar telefonu üzerine ekipler harekete geçti. İhbarı
değerlendiren ekipler Eyüp'te bulunan Piyerloti tepesine yanındaki mezarlığa ulaştı.
Mezarlıkta Garih'in bıçaklanmış cesedi bulundu. Yetkililer, Garih'in cesedi üzerinde 7 bıçak
darbesi bulunduğunu bildirirken, ekiplerin olay yerine cinayetin üzerinden yarım saat sonra
ulaştığı öğrenildi.
Garih'in mezarlıkta mı öldürüldüğü yoksa öldürüldükten sonra mı buraya getirildiği konusu da
henüz açıklığa kavuşmadı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler geniş çaplı operasyonu sürdürürken, İstanbul
Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir ve savcı olay yerinde inceleme yaptıktan sonra olay
yerinden ayrıldılar. İçişleri Bakanı Yücelen de İstanbul’a hareket etti.
İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir, olay yerinden ayrılmadan önce yaptığı
açıklamada, Garih'in bu bölgeye daha önce de sık sık gittiğinin bilindiğini söyledi.
'ÇAKMAK'IN MEZARINI 15 GÜNDE BİR ZİYARET EDİYORDU' İDDİASI
Garih'in cesedinin Türkiye'nin ilk Genelkurmay Başkanı olan Mareşal Fevzi Çakmak'ın
mezarının yanında bulunması da dikkat çekti. Garih'in daha önce de Çakmak'ın mezarını
ziyaret ettiği öğrenildi.
Mezarlık çevresinde bulunan işyeri sahipleri, işadamı Garih'in her ay düzenli olarak Mareşal
Fevzi Çakmak'ın mezarını ziyaret ettiğini söylediler.
İsmini vermeyen bir esnaf, Üzeyir Garih'in 15 günde bir Mareşal Fevzi Çakmak'ın mezarını
ziyaret ettiğini söyledi.
Garih'in cenazesi Eyüp Nöbetçi Cumhuriyet Savcısı'nın incelemelerinin ardından bir
ambulansa konularak Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. www.hurriyet.com.tr/haber
Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Üzeyir Garih Eyüp mezarlığında 7 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Cinayetin saat 13:30 sıralarında işlendiği sanılıyor.
Polise yapılan bir telefon ihbarında Eyüp Mezarlığı'nda ceset bulunduğu bildirildi. Olay yerine giden polis ekibinin araştırmasında ceset bulunamadı. Daha sonra yapılan ikinci bir ihbar üzerine yapılan ayrıntılı araştırmada, Mareşal Fevzi Çakmak'ın mezarı başında bıçaklanarak öldürülmüş bir kişinin cesedi bulundu.
Cinayetten yaklaşık yarım saat sonra olay yerine gelebilen polisler cesedin üzerinde Üzeyir Garih'in kimliğini buldu. Yapılan inceleme sonunda öldürülen kişinin Üzeyir Garih olduğu kesinlik kazandı.
Cinayeti işleyen katil yada katiller geride hiçbir ipucu bırakmadan olay yerinden uzaklaştılar. Garih'in cüzdanında kredi kartlarının ve otomobilinin anahtarlarının bulunması cinayetin basit bir soygun olmadığı izlenimi yarattı.
Polisin yaptığı ilk incelemede Üzeyir Garih'in Eyüp Mezarlığı'na götürüldüğü ve burada bıçaklanarak öldürüldüğü anlaşıldı.
Cinayetin siyasi amaçla mı işlendiği yoksa basit bir soygun mu olduğu kesin olarak belirlenemedi.
Üzeyir Garih bugün 12:00'de Ortaköy'deki bürosunda Bulgaristan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Nicola Wasilev ile görüştü. Garih saat 12:45 sıralarında Alarka Holding'deki bürosundan korumasız olarak ayrıldı. Garih buradan her hafta düzenli olarak bir yakınını ziyaret için gittiği Eyüp Mezarlığı'na doğru yola koyuldu.
Otomobilini Eyüp Sultan Camii otoparkına bırakan Garih'in cesedinin
bulunduğu saate kadar olanlar ise henüz büyük bir sır perdesinin ardında duruyor.
Cinayet, Üzeyir Garih'i kimsenin görmediği 3,5 saatlik sırrın çözülmesiyle aydınlanacak.
İstanbul Emniyet Müdürü hemen olay yerine giderek incelemelere başlarken İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen de İstanbul'a hareket etti. Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.
Hasan Özdemir açıkladı
İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir, Eyüp Fevzi Çakmak Mezarlığı yakınlarında öldürülen şahsın işadamı Üzeyir Garih olduğunu tespit ettiklerini açıkladı.
Özdemir, yaptığı açıklamada, olayla ilgili duyumu alır almaz olay yerine intikal ettiklerini belirtti.
Olay yerine geldiklerinde yapılan ilk incelemede ''öldürülen sahsın işadamı Üzeyir Garih olduğunu gördüklerini'' söyledi. Garih'in aldığı bıçak darbeleri sonucu öldüğünü bildiren Özdemir, Garih'in bu bölgeye daha önce de sık sık gittiğinin bilindiğini sözlerine ekledi.
Özdemir, olayla ilgili soruşturmanın geniş çaplı sürdürüldüğünü bildirdi. www.milliyet.com.tr/2001/08/25/son/
ne diyeceğimi bilemiyorum okadar üzüntülüyümki bu cınayeti kim hangi maksat ve hangi ideoleji için işlediyse
ALLAH BELSINI VERSİN
17:30
Korkunç cinayete tepkiler
İş dünyasının ünlü ismi Üzeyir Garih'in eyüp Mezarlığı'nda korkunç bir cinayete kurban gitmesi Türkiye'nin gündemine bomba gibi düştü.
Geniş çevresi ile bilinen Üzeyir Garih'in ardından siyaset ve iş dünyası tam bir şok yaşıyor.
Tepkilerden bazıları şöyle:
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, işadamı Üzeyir Garih'in öldürülmesi nedeniyle başsağlığı diledi.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, Sezer, Garih'in eşi Lili Garih'e bir başsağlığı telgrafı gönderdi. Sezer'in telgrafı şöyle:
''Değerli eşiniz, iş dünyamızın önemli ismi, Alarko Holding Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Üzeyir Garih'in, bir cinayete kurban gitmesinden büyük üzüntü duydum. Acınızı paylaşıyor, size, ailenize ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum.''
Cumhurbaşkanı Sezer, ayrıca, Alarko Holding Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Eş Başkanı İshak Alaton'a da bir telgraf göndererek, Alarko Holding çalışanlarına ve iş dünyasına başsağlığı dileklerini iletti.
Başbakan Ecevit
Başbakan Bülent Ecevit, Alarko Holding Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı, işadamı Üzeyir Garih'in öldürülmesiyle ilgili olarak, ''Kendisi, Türkiye için çok büyük hizmetlerde bulunmuş, ülke sorunları ile yakından ilgilenmiş ve bu yönde çalışmalarda bulunmuş değerli bir işadamıydı'' dedi.
Başbakan Ecevit, işadamı Garih'in öldürülmesi dolayısıyla yayınladığı başsağlığı mesajında şunları kaydetti:
''Alarko Holding Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Üzeyir Garih'in menfur bir saldırı sonucu hayatını kaybetmesinden derin üzüntü duydum. Kendisi, Türkiye için çok büyük hizmetlerde bulunmuş, ülke sorunları ile yakından ilgilenmiş ve bu yönde çalışmalarda bulunmuş değerli bir işadamıydı. Hizmetleri, her zaman takdirle anılacaktır. Ailesine ve iş dünyasına başsağlığı ve sabırlar dilerim.''
Başbakan Ecevit'in olayla ilgili olarak yetkililerden bilgi aldığı ve işadamı İshak Alaton ile görüşerek başsağlığı dileklerini ilettiği de bildirildi.
Devlet Bahçeli
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, işadamı Üzeyir Garih'in öldürülmesine çok üzüldüğünü belirterek, ''değerli bir işadamıydı'' dedi.
Süleyman Demirel
Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, işadamı Üzeyir Garih'in öldürülmesini yeni öğrendiğini belirterek, ''Ne olduğunu bilmiyoruz. Ne olursa olsun adi bir cinayet, menfur, kötü, iğrenç bir cinayettir'' dedi.
Tuzla'daki yazlığında, gazetecilerin Garih'in öldürülmesi ile ilgili sorularını yanıtlayan Demirel, haberin kendilerine yeni ulaştığını belirterek, şunları söyledi:
''Fevkalade üzgünüm. Türkiye çok değerli bir işadamını kaybetmiştir. Binlerce kişiye ekmek veren, Türkiye'nin içinde ve dışında itibar sahibi bir işadamıydı. Hangi sebeple olursa olsun böylesine menfur, böylesine adi bir cinayete kurban gitmiş. Çok üzgünüm. Ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Milletimize başsağlığı diliyorum. Güzide ve seçkin bir kişiydi.''
Demirel, cinayetin nasıl işlendiği yönünde şu ana kadar ayrıntılı bilgi öğrenemediğini belirtti.
Bir gazetecinin, ''Güvenlik önlemlerinde bir yetersizlik mi vardı, bir işadamı bu şekilde öldürüldü?'' sorusuna karşılık Demirel, ''İstanbul'da bu kadar işadamı var. Herkes bir kafes içinde gezmiyor ki... Ne olduğunu bilmiyoruz. Ne olursa olsun adi bir cinayet, menfur, kötü, iğrenç bir cinayettir'' yanıtını verdi.
Demirel, ''cinayetin arkasında ne olabilir'' şeklindeki soru üzerine de, ''ne olduğunu bilmediğini, devletin elinde bilgi olursa kendisine intikal edeceğini'' sözlerine ekledi.
Sümer Oral
Maliye Bakanı Sümer Oral, ''işadamı Üzeyir Garih ülke meselelerine hep kafasını yoran, olaylara doğru yaklaşan, çok değerli ve başarılı bir işadamıydı'' dedi.
Oral, 70. İzmir Enternasyonal Fuarı'nın yarın yapılacak açılışı için İzmir'e gelişinde, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Garih'in çok değerli bir işadamı olmanın yanı sıra iyi vatandaş olduğunu belirtti.
Garih ile kendisinin de zaman zaman yakın temasları olduğunu dile getiren Oral, ''Ülke meselelerine hep kafasını yoran, olaylara doğru yaklaşan çok değerli ve başarılı bir işadamıydı. Olaylara hep olumlu yönden bakan bir kişiydi. Gerçekten ülke için çok büyük bir kayıp. Haberi şimdi aldım. Ben de fevkalade üzgünüm'' dedi.
Yılmaz Karakoyunlu
Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu, işadamı Üzeyir Garih'in öldürülmesinden büyük üzüntü duyduğunu belirterek, ''Memleketsever Türkiye için çok hizmetleri geçen bir kişiydi, çok üzüldüm'' dedi.
Karakoyunlu, 1. Ağrı Dağı Festivali çerçevesinde bulunduğu Iğdır'da işadamı Garih'in öldürüldüğü haberini öğrenmesi üzerine, Garih'in başarılı bir işadamı olduğunu ve Türkiye'nin Avrupa Birliği çalışmalarına büyük katkısı bulunan bir kişi olduğunu kaydetti.
Abdullah Gül
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Gül, işadamı Üzeyir Garih'in öldürülmesinden derin bir üzüntü duyduğunu belirterek, ''Üzeyir Garih ülkemizin ender yetiştirdiği simalardan birisi olup ölümü Türkiye için gerçek bir kayıp olmuştur'' dedi.
Gül, yaptığı yazılı açıklamada, Garih'in işadamı olmanın ötesinde Türkiye ve dünya meselelerine önyargısız bakan ve anları kendisine dert edinen bir entelektüel kimliğe sahip olduğunu kaydetti. Garih'in ölümünün ülke için gerçek bir kayıp teşkil ettiğini ifade eden Gül, suikastın faillerinin Türk polisi tarafından en kısa zamanda bulunacağına inandığını belirtti.
Gül, işadamının ailesine ile yakınlarına başsağlığı ve sabır diledi.
Baykal üzgün
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, işadamı Üzeyir Garih'in öldürülmesinden büyük üzüntü duyduğunu belirterek, ''Uluslararası terör örgütlerinin Türkiye'yi yönlendirmek ve etkilemek amacıyla bu cinayetin arkasında yer alıp almadıkları dikkatle incelenmelidir'' dedi.
Baykal, CHP Parti Meclisi toplantısı sırasında kendisine iletilen Garih'in ölüm haberinin ardından A.A muhabirinin sorularını yanıtladı.
Baykal, bu cinayetin Türkiye'nin istikrar dengesini bozmaya yönelik tertiplerden biri olmasından büyük kaygı duyduğunu belirterek, cinayetin arkasında uluslararası terör örgütlerinin Türkiye'yi yönlendirmek ve etkilemek amacıyla bu cinayetin arkasında yer alıp almadığının dikkatle incelenmesi gerektiğini belirtti.
Garih'in ölümünden büyük üzüntü duyduğunu belirten Baykal, ''Bu menfur cinayeti en ağır biçimde kınıyorum. Dilerim failleri biran önce ortaya çıkar'' diye konuştu.
Öte yandan, CHP çevrelerinde cinayet büyük tepki ile karşılanırken, bazı CHP yöneticileri Garih'in öldürülmesinin, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun Bakü'ye yaptığı gezi ve İran'ın da bu geziye gösterdiği tepki sırasında gerçekleşmesine dikkat çektiler.
TÜSİAD Başkanı
TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, Garih'in öldürülüşünden duyduğu üzüntüyü dile getirerek, ''Her zaman Türkiye aşkıyla dolu, iş dünyasının duayenlerinden birisiydi' dedi.
Özilhan, Türk milletine başsağlığı dileyerek, ''Üzüntümüz çok büyük. Türkiye için büyük bir kayıp. Her zaman Türkiye aşkıyla dolu, iş dünyasının duayenlerinden birisiydi'' diye konuştu.
TÜRSAB Başkanı
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı (TÜRSAB) Başaran Ulusoy, Garih'in turizm sektöründe de yatırımları bulunduğunu hatırlatarak, ''Böyle bir olay beni derinden üzdü. Bizim camiamızda, turizm sektöründe de yatırımları vardı'' dedi. Olayın faillerinin bir an önce yakalanmasını isteyen Ulusoy, ''Allahın verdiği canı allahtan başka kimse alamaz. Bunu yapanı lanetle kınıyorum. Çok üzgünüm'' diye konuştu.
İTO Başkanı
İTO Başkanı Mehmet Yıldırım da, çok üzüldüklerinin belirterek, Garih'in öldürülüşünü iş dünyası açısından önemli bir kayıp olarak nitelendirdi.
Yıldırım, faillerin bir an önce ortaya çıkarılmasını dilediklerini de kaydederek, bu konuda fazla yorum yapmanın doğru olmadığını da söyledi.
''Umut ediyoruz ki, bu uluslararası terör olayı olmasın. Çok değerli bir insandı'' diyen Yıldırım, Garih'in ayrıca akademisyen ve sosyal tarafının da bulunduğunu ifade etti.
Garih ile en son geçtiğimiz hafta görüştüklerini de kaydeden Yıldırım, kendisine ''herhangi bir tehdit alıp almadığı konusunda bir rahatsızlığını iletmediğini söyledi.
İKV Başkanı Eriş
İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Yönetim Kurulu Başkanı Meral Gezgin Eriş de, Üzeyir Garih'in önemli bir işadamı olmakla yetinmediğine işaret ederek, Türkiye'nin dış ilişkilerine önemli katkı yaptığını söyledi.
Garih'in, yazdığı yazılar ve kitaplarla tecrübesini aktarmayı görev bildiğini belirten Eriş, sosyal görevlerini yerine getirmiş bir insan olarak anılması gerektiğini kaydetti.
Eriş, Üzeyir Garih'in Türkiye'nin dış ilişkilerine ekonomik açıdan katkıda bulunmuş bir kişi olduğuna işaret ederek, ABD ve İsrail'le ilişkiler bağlamındaki katkılarını vurguladı. Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Muharrem Yılmaz, Garih'in önde gelen bir işadamı olduğuna işaret ederek, çalışmayı ve araştırmayı sevdiğini vurguladı.
Yılmaz, Garih'in ülkesini seven bir işadamı olduğunu ve Türkiye'nin kalkınmasında da büyük gayretleri bulunduğunu söyledi.
TÜSİAD Başkan Yardımcısı
TÜSİAD Başkan Yardımcısı Aldo Kaslowski, Garih'in ölüm haberini kısa bir süre önce aldığını belirterek, ''Şaşkın vaziyetteyim. Nasıl oldu, ne zaman kaçırıldı, hiç bir haberimiz yok. Çok çok üzgünüz. Bu tür olayları hepimiz üzüntüyle karşılıyoruz'' dedi.
En son 2 hafta önce görüştüklerini kaydeden Kaslowski, TÜSİAD üyesi olan Garih'in ölümünü kendilerinin de araştırdıklarını ifade etti.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Derneği Başkanı Ali Bayramoğlu da, Üzeyir Garih'in öldürülmesi olayının hiç arzu edilmeyen, düşündürücü bir durum olduğunu ifade etti.
Bayramoğlu, ''katillerin en kısa zamanda bulunması'' gerektiğini belirtti.
Enka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şarık Tara da, İTÜ'den okul arkadaşı olan Garih'in sevdiği bir insan olduğunu söyledi.
Bir çok şeylerde beraber düşündüklerini ve hep memleket meselelerini konuştuklarını kaydeden Tara, ''İyi insandı. Yazık oldu''dedi.
Deniz Ticaret Odası Başkanı Cengiz Kaptanoğlu da, Garih'in ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirerek, ''Vahim bir olay. Olmaması gerekirdi. Üzeyir Garih lider, önder bir insandı. Hepimizin duayeniydi. Hoşgörülü, çok inançlı, dost bir insandı'' dedi.
Faillerin bir an önce yakalanmasını da isteyen Kaptanoğlu, ''Kendisiyle en son 15 gün evvel telefonla görüşmesi yapmıştım'' dedi.
Egeli ihracatçılar
İşadamı Üzeyir Garih'in İstanbul'da öldürülmesi, Ege iş aleminde büyük üzüntüye yol açtı.
Ege İhracatçılar Birliği Başkanlar Kurulu Başkanı Mete Uğuz, yaptığı açıklamada, Garih'in öldürülmesinden büyük üzüntü duyduğunu belirterek, ''İşte beklenenler oluyor. Ülkeyi bu hale getirenlerin oturup, bir daha düşünmesi lazım'' dedi.
Türkiye'de parası olmayanların buhran içinde olduğunu, ancak zenginlerin de rahat olmadığını kaydeden Uğuz, ''Sosyal patlama bomba değil. İşte sosyal patlamanın uçları gözüktü. Ankara'dakiler çok acil çözüm yolları düşünmeli. Üzeyir Garih'in öldürülmesi basit bir olay değil'' dedi.
İzmir Ticaret Odası (İZTO) Başkanı Ekrem Demirtaş, Garih'in öldürülmesinin önemli bir olay olduğunu bildirdi. Garih'in Türkiye çapında önemli bir işadamı olduğunu vurgulayan Demirtaş, ''Azınlıktan olmasına rağmen, Türklerden daha çok Türkiye'yi seven bir işadamıydı. Polis'in bir an önce bu olayı çözeceğine inanıyorum'' dedi.
İzmir Ticaret Borsası (İTB) Başkanı Hasan Özmen de, cinayetin ardından söylenecek sözcük bulmakta zorlandığını belirtti. Cinayetin mantığını anlamanın güç olduğunu vurgulayan Özmen, ''Bu kadar başarılı işadamının öldürülmesi yeniden terörist grupların hortlaması diye düşünüyorum. Politik yanı da olmayan biriydi. Bu cinayetin altından hangi gruplar çıkacak bilmiyorum'' diye konuştu.
Özmen, Üzeyir Garih'in Türkiye'nin değerli bir işadamı olduğunu, kurban seçilmesinin altında yatan gerçeğin polis tarafından ortaya çıkartılacağını ümit ettiğini dile getirdi.
Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Başkanı Kemal Çolakoğlu da, Garih'in ölümünü ''Türk iş alemi için önemli bir kayıp'' olarak nitelendirdi. Garih'in yöneticisi olduğu Alarko Holding'in Türkiye'ye model olmuş bir kurum olduğunu kaydeden Çolakoğlu, ''Kendisi tespitleriyle daima doğruyu yakalamış, çok çalışkan ve gayretli bir işadamıydı. Son derece karizmatik bir kişiliği vardı. Türk iş alemi, sanayiciler ve işadamları için büyük bir kayıp'' diye konuştu.
Bulgaristan Başbakan Yardımcısı şokta
Bulgaristan Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Nikolay Vassilev, Alarko Holding Şirketler Topluluğu Başkanı Üzeyir Garih'in öldürülmesiyle ilgili olarak ''Sayın Garih'le sabah görüşmüştük. Ona suikast düzenlenmiş olması bizi çok kötü etkiledi'' dedi.
Dün akşam İstanbul'a gelen ve iş çevreleriyle görüşen Vassilev, Bulgaristan Başkonsolosluğu'nda düzenlediği basın toplantısında, Üzeyir Garih ile öldürülmesinden 1 saat önce, holding binasında görüştüklerini ve Garih'in kendilerini çok sıcak karşıladığını söyledi.
Vassilev, şunları kaydetti:
''Maalesef çok kötü bir haberle başlayacağız. Üzeyir Garih ile öldürülmesinden bir saat önce sabah saat 11.00-12.00 arasında görüşmüştük. Ona suikast düzenlenmiş olması bizi çok kötü etkiledi. Onun ailesine ve yakınlarına duygularımızı ifade etmek için birkaç saniye sessiz kalarak ona saygımızı göstermek istiyoruz. Onunla özel odasında görüşmüştük. Odasında birçok önemli devlet adamının fotoğrafları vardı. Biz de onunla birçok fotoğraf çektirdik. Ama bunun birkaç saat sonra sona ereceğini düşünemezdim.''
Üzeyr Garih çok güzel duygulu, iyilikçi, sevecen insandı
August 25 2001, 7:51 PM
Asla unutulmayacaktır, YüceAllah gani gani rahmet eylesin
Sanki sabrımız deneniyor
Türk Ulusu'nun başı sağolsun
Üzeyr Garih gibi insanlar çok büyük kıymettirler, kolay kolay böyle insanlar yetişmiyor ne yazık ki
Bu katli yapan mel'un veya mel'unlar kimlerse bunlar asla bir insan niteliğinde olabilemezler
Üzeyr Garih'i TV söyleşilerinden ve yazılarından tanıdığımıza göre asla kin ve düşmanlık duyulamayacak çok güzel, şirin ve sevecen bir büyük yurttaşımız olarak hafızalardan silinemeyecek bir yüce ideal sahibi insanoğlu insandı
Katledenleri acımasızca la'netliyorum
Üzeyr Garih'i, Uğur Mumcu gibi, Muammer Aksoy gibi, Ahmet taner kışlalı gibi, bahriye Üçok gibi, ve adı şimdi sayılamayacak pekçok üstün duyunçlu yurtsever aydınlarımız gibi hep anımsayacağım, bir an bile unutmadan
Ailesine, İshak Alaton'a, tüm sevenlerine, kadir kıymet bilenlerine, nimetlerini ve yardımlarını görenlerine, sohbetine ve dosluğuna erişenlere başsağlığı ve tahammüller diliyorum
Böylesi sonuca tahammül de edilebilemez ki
Allah sabırlar versin
Allah ruhlarını/dayanışlarını güçlendirsin
Garih'in yönetim kurulu başkanı ve kurucu üyelerinden olduğu Alarko Holding'in de ilginç bir öyküsü bulunuyor.
Alarko, 20 bin liralık sermaye ile kollektif bir şirket olarak 1954 yılında kurulurken, apartman kalorferleri tesisi ve ısı sanayi mütahitliği ile başladığı faliyetini 1956 yılında Tophane Caddesi'nde kurduğu atolyesi ve sonra Rami'deki küçük fabrikası ile sürdürdü.
Yıllara göre çok önemli sayılan Sümerbank Malatya Bez Fabrikası ilave Dokuma Tesisi ve Merkez Bankası Banknot Matbasının klima satrallerinin tamamını yerli malzemeler kullanarak gerçekleştirdi. Bunları zaman içinde birçok klima santrallerinin tesisi izledi.
Şirket, 1963 yılında 3 milyon sermayeli, Alarko Sanayi Ticaret Anonim Şirketi adını aldı. Aynı yıl Türkiye Sınai Kalkınma Bankası kredisi ile Rami'deki 14 bin metrekarelik arsa üzerine kurulan fabrikada ısıtma, klima-pompa ve brülör tesisatı için gerekli araç ve gereçlerin imalatına başladı. Türkiye'de sinai tesis yapımını gerçekleştiren ilk şirketlerden biri olan Alarko, şirket sermayesinin yanı sıra halkın tasarruflarını da biraraya getirerek yatırıma yöneltmek amacıyla 1973 yılında 65 milyon lira sermayeli halka açık bir holding haline geldi.
İki kişilik kadrosu ile 1954 yılında apartman kalorferleri tesisatçılığı ile Türk sanayi dünyasına ilk adımı atan Alarko Holding, bugün direk ve dolaylı olarak iş imkanı yarattığı 6 bini aşkın mühendis, teknisyen, beyaz yakalı personel ve işçisiyle anahtar teslimi komple tesis taahhüdünden turizme, ağır makine sanayinden konut yapımına, su ürünlerinden enerji üretimine kadar çok geniş bir alanda faliyetlerini sürdürüyor. www.internethaber.com
Üzeyr Garih'in ölüm haberi İshak Alaton'u şok etti
Üzeyir Garih, İshak Alaton'un hem ortağı, hem sırdaşı hem de
yakın arkadaşıydı. Garih'in ölüm haberini evinde duydu İshak
Alaton. İnanmadı önce, ama haber doğru çıkınca İshak Alaton,
adeta yıkıldı.
İki kelimelik bir telefon görüşmesi
İshak Alaton'la şu ana kadar sadece
İnternethaber konuştu. Alaton,
"Dostumu kaybettim, kardeşimi,
arkadaşımı, her şeyimi" diyerek,
konuşacak gücü kendinde bulmadığını
kaydetti.
Alaton'a telefon, faks ve mail mesajı yağıyor. Alaton ise,
telefonlara çıkamıyor. Alaton, kendini iyi hissetmesi durumunda,
kameraların karşısına geçip açıklama yapacağını kaydetti.
Üzery Garih'in anısına ilgili tüm haber ve yorumları buraya toplayalım
August 25 2001, 8:43 PM
http://www.milliyMareşal Fevzi Çakmak ‘muamması’
İşadamı Üzeyir Garih’in cesedinin, Mareşal Fevzi Çakmak’ın mezarının
yakınında bulunması pek çok soru işaretine neden oldu. Ardından Garih’in 15
günde bir Çakmak’ın mezarını ziyaret ettiği iddialarının ortaya atılması ise
şaşkınlık ve merak uyandırdı.
İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir’in, “Garih’in daha önce bu bölgeye
sık sık geldiği biliniyordu” sözleri de, Garih’in burayı sık sık ziyaret ettiğine ilişkin
iddiaları doğruladı.
Mezarlık civarındaki başka tanıklar da Garih’in Mareşal Fevzi Çakmak’ın
mezarını, 15 günde ya da ayda bir ziyaret ettiğini ifade ediyor.
Prof. Dr. Emre Kongar, bu konuya ilişkin CNN Türk’e yaptığı yorumda, “Cerrah
olan Garih’in babası Kurtuluş Savaşı’nda önemli görevler üstlenmişti. Bu
vesileyle Mareşal Fevzi Çakmak’la kamuoyunun bilmediği özel bir dostlukları
olabilir” dedi. Kongar, Garih soyadının da cerrah kelimesinden geldiğini sözlerine
ekledi.
Öte yandan bazı kaynaklar ise, tanınan bir kişinin mezarının, kolay bulunabilen
bir buluşma noktası olabileceğine işaret ederek, Garih’in buraya bir görüşmeye
için gitmiş olabileceğini ifade ediyor. (Hürriyetim)
Garih: İş dünyasının yenilikçi ismi
1929 yılında doğan Üzeyir Garih, 1951 yılında İTÜ Makine Fakültesi'nden Makine
Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu.
Hocaları arasında kapatılan RP'nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan'da vardı. 1951/54
yılları arasında Carrier Corparition da çalıştı. 1954 yılında İshak Alaton ile birlikte
Alarko'yu kuran Garih, son olarak şirketin Yönetim Kurulu 2. Başkanı olarak görev
yapıyordu.
Garih, iş yaşamının dışında Yeditepe Üniversitesi'nde master öğrencilerine işletme dersi
veriyordu. Akşam gazetesinde yazıları yayınlanan Garih, DEİK Yönetim Kurulu, İstanbul
Sanayi Odası Meclis Üyesi, Türk-Belçika Konseyi Başkanı, Türk-Kanada Konseyi 2.
Başkanı, TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Üyesiydi.
Garih, iş dünyasında yeniliklere açık olmasıyla ve sosyal aktiviteleriyle de tanınıyordu.
Garih'in Yönetim İlkeleri, Ekonomik Sorunlara Çözüm Önerileri, Türkiye Sorunlarına
Çözüm Önerileri olmak üzere bir çok kitabı bulunuyordu. İngilizce, Fransızca ve
İspanyolca bilen Garih evli, iki çocuk ve 5 torun sahibiydi. (aa)
İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, işadamı Üzeyir Garih'i öldüren zanlının kimliğinin kendilerince bilindiğini belirterek, ''Şüpheler bir şahıs üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu şahıs aranıyor'' dedi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde, Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir'in makamında gazetecilere açıklama yapan İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, işadamı Üzeyir Garih'in, Bulgar Heyeti'ni kabul ettikten sonra, yalnız olarak, otomobili de kendi kullanarak 12.50 sıralarında Eyüp'e geldiğini anlattı.
Otomobilini parka bırakarak, 250 metre uzaklıktaki Eyüp Mezarlığı'na giden Garih'in burada bir kişinin mezarını ziyaret ettiğini kaydeden Yücelen, ''Daha önceden de sık sık bu mezarı ziyaret geliyormuş. Olaydan sonra arkadaşlarımızın Garih'in cesedi üzerinde yaptıkları incelemelerde, vücudunun 8 ayrı yerinden bıçaklanarak öldürüldüğünü tespit etti. Polisimizin yaptığı ilk tespitlere, bulgulara göre, olayın bir örgüt tarafından planlı yapılmamış olduğu, bu olayın arkasında bir örgütün olmadığı sanılmaktadır'' dedi.
Bakan Yücelen, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Olay yerinde İstanbul Emniyet Müdür Vekili Özdemir ile yardımcıları tarafından bizzat yapılan inceleme ve soruşturmalara göre, şüpheler bir şahıs üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu şahıs aranıyor. Muhakkak bu şahsı bulacağız. Bu şahsı bulmadan olayı şu veya bu tarafa çekme düşüncesi yanlış olur. İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcısı da, olayı çok yönlü olarak soruşturmaktadır.
Biz polislerimize güveniyoruz. Arkadaşlarımızın en kısa zamanda bu zanlıyı bulacaklarını tahmin ediyoruz.
Zanlıyı bulduktan sonra olay hakkında geniş açıklama yapacağız. Çalışmalar çok yönlü olarak sürüyor''.
İşadamını en son görenlerin verdiği bilgi ve yapılan tespitler doğrultusunda, cinayetin başka yerde işlenip cesedin buraya getirildiğine dair bir bulguya rastlanmadığını da ifade eden Bakan Yücelen, ''Cinayet olay yerinde işlenmiş gibi görünüyor'' şeklinde konuştu.
Bir gazetecinin ''Zanlı kim'' şeklindeki sorusu üzerine İçişleri Bakanı Yücelen, ''Zanlının kimliği bizce malum. Ama çalışmalarımız sürüyor. Şu anda bilgi veremeyiz'' dedi.
İçişleri Bakanı Yücelen, Üzeyir Garih'in kimi ziyaret ettiği yönündeki sorulara da, küçük yaşta kendisine yardımcı olan bir kişinin mezarını ziyaret ettiğini, bu ziyareti sık sık gerçekleştirdiğini belirterek, bu mezarın sahibinin ismi konusunda bilgi vermedi.
Ülke hep böyle k1rizler ve diken üstündemi oturacak..
August 25 2001, 9:05 PM
Her gün bir büyük olay ,hergün birileri eski defterleri kar1st1rma, hergün birkac yumurtlama olayi, her allah1n günü yeni huzursuzluklar (sitresler).
Bunasil bir ülkedir,anlamadik gitti.Bu ülkenin sahibi yokmu?
Polisiye kosturmalarla bir ülke yasayamaz.Ne yap1lacaksa yap1ls1nda bitsin bu milletin izdirab1.
Hergün ocak ,birileri tarafindan körükleniyor.Alevleri yükseltiyorlar.Bunlar ne sakl1 yap1yorlar nede gizli.
Herkes herseyi bu ülkede aleni yapmaktad1r,Korkutulan korkan korkmamasi gereken halktir.
Ne rüsvet,ne soygun,ne hortumlama,nede vurgunlar kesilmistir.Herseyin sonsurat devam ettigi görülmektedir.kimse zerre kadar ne korkmakta ,nede cekinmektedir.
Ülkeyi soyanlar, soymaya devam edenler,bekledigimiz gibi Deyerli insan TANTANI bakanligindan etmistir.
Bu HUZURSUZLUGA (sitrese) Türkiye ,Türk milleti daha fazla dayanam1yacag1 sinyallar1 vermeye basläm1stir.Bu ülkede kendini sorumlu hissedenler sorumlu olanlar,vakit gecirmeden bu tansiyonu düsürsünler,aksi halde bu yüksek tansiyon vucutta büyük bir tahribat yapacakt1r.
Bunu bu millet artik tas1yam1yacak. Bu kadar huzursuzlukla sürekli yasan1lmaz, buna bir care bulunuz.Millet care aramaya baslamadan.
Gecmiste Yahudi as1ll1 is adamini kimler öldürdüyseler.Bu yahudi as1ll1 is adaminida olduren onlardir san1r1m.Nesim Malc1 m1 neydi ad1?
Bu böyle yürümez.Hic vakit gecirmeden tüm taraflar(partiler demiyorum )bir araya gelip bu türkiyenin gidisat1na bir cözüm bulmas1 gerekir.
Cizgileri gittikce derinlestirenler,uzlasmadan kacanlar, yar1n sorumlu olurlar hat1rlat1riz.
TÜRKIYEDE HUZURSUZLUK BÜYÜKTÜR
TÜRKIYEDE HER CESIT AHLAK CÖKMÜSTÜR:
INSANLAR ARTIK BIRBIRINE ZERRE KADAR GÜVENMEMEKTEDIR:
TÜRK PARAS1 ARTIK TÜRKIYEDE GECMEMEKTEDIR:KIMSE ARTIK NE DEVLETE NEDE HÜKÜMETE GÜVENMENEKTEDIR:
MILLET BÜYÜK BIRHUZURSUZLUK ICINDEDIR ( SITRES )
Milleti bu huzursuzluk icinde devaml1 tutmaya tutmaya kimsenin hakk1 yoktur.
Yap1lmas1 gereken sey bir defaya mahsus ve kesin yapils1n.Öyle yap1ls1nki ayn1 seylerin yap1lmas1na tekrar ihtiyac kalmas1n.
NE YAPLACAKSA AMA tekrarsiz ve son defa olarak yap1ls1n.
MILLET tekrar,tekrar,tekrarlardan usandi bikti ve tükendi ar1k.
Üzeyir Garih’in katil zanlısı yakalandı ve suçunu itiraf etti. Eyüp civarında “Deli Fuat” lakabıyla tanınan zanlının kısa süre önce yakalandığı açıklandı.
Üzeyir Garih’in katil zanlısı yakalandı ve suçunu itiraf etti. Eyüp civarında “Deli Fuat” lakabıyla tanınan zanlının kısa süre önce yakalandığı açıklandı. Görgü tanıklarının ifadesine göre çizilen robot resimle zanlının eşgali belirlenmişti.
Bence O öyle Kutsal bir İNSANdı ki, isyan ediyorum ölümüne
August 25 2001, 10:16 PM
O'nu çok derin sempatiyle, gıptayla izlerdim
Çok bilgiliydi
Çok derin felsefesi vardı
Çok sevecendi
Çok iyimserdi
Çok yapıcıydı
Çok güzel saptamaları vardı
Asla sinirlenmiyordu, kızmıyordu, çoook güzel insandı
öyle bir insan olabilemezdi, özlediklerimizden/umut beslediklerimizdendi
nasıl da kımışlar
nasıl
nasıl
nasıl
O tam bir sadakat insanıydı
O bambaşka bir insandı
O tam insandı
O her yönüyle bütünsel/tümleşik insandı
O kelimenin tam anlamıyla acaib bir insandı
O insandı
Üzeyr TanrıOğluydu
O İsa'ya yakışandı
O Muhammed'e yakışandı
O Ali'ye yakışandı
O Mevlana'ya yakışandı
O Hünkar bektaş veli'ye yakışandı
O abdal musaya ve bedrettine ve yunus'a ve pirsultan'a yakışandı
O gerçekten bize, anadolu insanlarına, Türkiye cumhuriyeti'ne, Mustafa Kemal ATATÜRK ideallerine yakışandı
Üzeyr Garih bence tüm insanların vicdanına hitab edebilirdi
August 25 2001, 10:29 PM
Belki de konu öyle adi vak'a denilebilecek gibi basit değildir
6 kişi daha gözlem altına alındı
İşadamı Üzeyir Garih'in öldürülmesi olayıyla ilgili olarak, şüphe üzerine gözlem altına alınanların sayısı 7'ye yükseldi.
Çalışmalarını sürdüren İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Eyüp Mezarlığı ve çevresinde boyacılık yaptığı ve tiner bağımlısı olduğu öğrenilen "Fuat" adlı kişiden sonra, aralarında bir kadının da bulunduğu 6 kişi daha gözlem altına alındı.
Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ekiplerince gözlem altına alınan bu kişiler, daha sonra Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne teslim edildiler.
Bu arada, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne gelen ve olayla ilgili bir açıklama yapan İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, halen İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde bulunuyor.
Yücelen, İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir'in makamında gelişmeleri izliyor.
Olayın ardından İstanbul'a giden İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen de yaptığı açıklamada, cinayetin mezarlıkta işlendiğinin kesinleştiğini belirtti. Yücelen, Garih'in arabasını otoparkta bıraktıktan sonra 250 metre kadar yürüdüğünü, bu sırada karşısına çıkan kişilerce bıçaklanarak öldürüldüğünü söyledi. Yücelen, şüpheli bir kişinin eşgalinin belirlendiğini kaydetit ve cinayetin örgüt işi ya da siyasi bir gerekçesi olduğunu düşünmediklerini sözlerine ekledi.
2 SAAT SONRA YAKALANDI
İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in açıklamasının ardından Eyüp civarında "Deli Fuat" lakaplı bir kişinin, cinayetin katil zanlısı olarak yakalandığı bildirildi. Katil zanlısının İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü ve akli dengesinin yerinde olmadığı belirtildi. Katil zanlısının suçu kabul ettiği kaydedildi.
ALATON'A GÖRE TAMAMEN EĞİTİMSİZLİK
Cinayeti TV'den öğrenen Garih'in ortağı İshak Alaton cinayetle ilgili yaptığı açıklamada, olayın tamamen eğitim eksikliğinden kaynaklandığını belirtti. Alaton Garih'in mezarlıkta bulunduğu sırada bir kişi tarafından cep telefonunun alınmak istendiğini, Garih'in telefonunu vermek istemediğini, telefonunun yerine bu şahsa bir miktar para verdiğini, yoluna devam eden Garih'in arkadan yaklaşan 2 kişi tarafından bıçaklanarak öldürüldüğünü söyledi.
GASP CİNAYETİ ŞÜPHESİ GÜÇLENİYOR
CNN Türk'ün Garih'in ailesinden aldığı bilgiler, cinayetin gasp amacıyla işlendiği kuşkularını güçlendiriyor. CNN Türk, haberinde, ailenin polis kaynaklarından ve tanıklardan edindiği şu bilgileri aktardı:
"Garih, otomobilini park ettikten sonra mezarlığa doğru yürümeye başladı. Bu sırada bir genç kız Garih'in yolunu kesti. Garih, para isteyen kıza 15 milyon lira verdi. Yoluna devam eden Garih'in yanına bu kez yaşlı bir adam yaklaşarak para istedi. Ancak, Garih adama para vermediği gibi sitem de etti. Aralarında kısa bir tartışma yaşandı. Bu sırada ortaya çıkan iki kişi Garih'in üzerine saldırarak bıçakladı. Zanlılardan genç olanı üzerine bulaşan kanı temizlemek ve giysilerini değiştirmek için evine gitti. Daha sonra da kayıplara karıştı."
Türkiye artik titreyip kendine gelmelidir,arkadaslar1n anlattiklar1 kadar tanimis oldugum Üzeyir Garih in öldürülmesi Türkiye icin büyük bir kayiptir.
Bu insanlar öldürülecek, bizde bakacakm1yiz?
Neden bu caniler idam edilmiyecek?Türkiyenin halk1 avupal1miki onlar1n laf1 dinleniyorda Türk milletinin sözü cöp sepetine at1l1yor.Bu nas1l devletliktir bu nas1l hükümetliktir .Bu nasil demokrasidirki dis ükeler
dinleniyorda Türk halk1n1 kimse sallam1yor.
Demokrasi demek,halk idaresi demektir.Demokrasi demek halk1n arzusu istikämetinde hükümetlerin kanun yasa yapmas1 demektir.
Yoksa halk1n önüne tanimadigi etmedigi,nas1l oldugunu bilmedigi kisileri c1kar1p bu karsa bu adanaya buda Istanbula millet vekili olacak.Secersenizde bunlar secmezsenizde bunlar demek deyildir.
Türkiye büyük tehdit alt1ndad1r.Son derece önemli ve ülkesine bagli ve faydal1 insanlar öldürülmektedir.
Bunlar diyorlarki,sizin kafaniz calismamaktadir,bu nedenle ülkenin kiymetlerini deyerlendiremiyor bataga gidiyorsunuz.Hep gözünüz Avrupanin elinde.Bu k1ratta oldugunuzdan bizde size k1rat1n1z kadar deyer veriyoruz.Sizi alaya almamiz beceriksizliginizdendir.Bizim elimize bakt1g1niz müddetce elimizde oyuncak olacaks1n1z.
Sizin en deyerli insaninizi bile öldürse, elimizde size kars1 kullanacag1m1z bir pisikoloji silah1d1r bu insanlar.Bize zarar vermedikleri müddetce bizim korumamiz alt1ndad1rlar demeye getiriyorlar.
Yoksa bunlar,onlarin hayat1n1 düsündükleri yoktur.Nas1l kendi teröristlerinin cogunu kim vurduya getirdiler.
Kiminin anl1n1n cat1na kursun ,kimi intihar etti oldu. cogu böyle temizlendi.
Türkiyenin endeyerli insanlari öldürülecek,öldürenlerin hayat1 korunacak.Suclu korunacak,Türkiyenin en deyerli insanlari bok yoluna gidecek.Olmaz böyle sey.
Bu mikroplar1n bu gövdeden koparilip sehpaya cikar1lmal1d1r.
Türk milletini dinlemeyip avrupayi dinliyen hükümetler ve devlet demokras1 yas1yorum demesin,diyemezde.Bu duruma gelen ülke hür deyil bag1m11 bir ülkedir.
Idam halk oyuna sunulsun.Türk milletinin verecegi karara kimse itiraz edemez.Ama bunu yapmaktan kacipta birilerinin emri vakisini kabül,Türk milletinin bag1ms1zl1g1n1 zedeler.
Bu cürük bünyede daha bircok curuklerin olmas1na sebeb olacakt1r.
35.000 kisinin ölümüne sebeb olan hapishanede besleniyor.
Deniyorki bizde hakim ve savcilar serbesttir.Yani adelete hic disardan etki yokt.Peki bu Apo isini hakim ve savc1lar kendiliklerindenmi savsakl1yorlar?.
Katiyyen inanmam.
Türkiyeyi bir yerlere yaslamay1n1z.Ayaga kald1r1n1z.Yaslarsaniz,tarihi töhmeti büyük olur.
Evet büyük insan faydal1 insan Üzeyir Garihe Tanridan rahmet ailasine bssaglig1 dileriz.
Ortağı, arkadaşı tarafından edildi.
Kelime kelime aynı değil ama,
Şöyle diyor İshak Alaton;
"O cehaletin kurbanı olmuştur.
Sağlığında eğitime hep önem verirdi.
Ölürken de eğitimin Türkiye için ne kadar önemli olduğunu tekrar vurguladı."
İyi bir insanı kaybettik.
Keşke ölümü bu kadar anlamsız olmasaydı.
Özleyeceğiz....
Biz bambaşka bir mayalı hamuruz ki ekmeğimiz küflenmiyor
August 26 2001, 2:35 AM
Biz öyle bir katmerli uluslaşmışız ki, ne çok çabalasalar da kar etmiyor
Biz öyle özdeşleşmişiz ki akıl ve hoşgörüyle aramızdaki cehaleti körükleseler bile kıvılcım dahi çakmıyor
Biz ki tüm dünya sorunlarıyla ilgiliyiz ve fakat dünyada çoğu kimse bizim konumumuzu dahi bilmiyor
Kuvva_i Milliye ne demektir?
Biz Kuvva_i Milliye anlayışından doğmuşuz ve bu anlayışı sürdürüyoruz
Projeleri, değişimci fikirleri, kitapları, köşe yazarlığı ve konferanslarıyla iş dünyasının seçkin ismi Üzeyir Garih, bir psikopatın bıçak darbelerine kurban gitti.
İş dünyasının seçkin ismi Üzeyir Garih, dün ziyarete gittiği Eyüp Sultan Mezarlığı'nda "Deli Fuat" olarak tanınan bali bağımlısı bir psikopatın bıçaklı saldırısı sonucunda hayata veda etti.
Son yıllarda hemen her alanda Türkiye için ürettiği projeler, değişimci fikirleri, ona yakın kitabı, iki gazetede köşe yazarlığı ve konferanslarıyla ön plana çıkan Garih, bu menfur saldırıda 10 bıçak darbesi aldı. Adli Tıp'ın otopsi raporuna göre bunlardan yedisi, doğrudan göğüs ve karın bölgesine inen darbelerdi.
Dün sabah evinden ayrılan Üzeyir Garih, Bulgaristan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Nikolay Vassilev ile olan randevusu için Ortaköy'deki ofisine geldi. Saat 11.00'de Vassilev ile bir saat görüşen Garih, saat 12.45 civarında ofisinden ayrıldı. Görgü tanıklarına göre Garih saat 13.30 civarında Eyüp Sultan Mezarlığı'na geldi.
Görevliler buldu
Üzeyir Garih, balici psikopatın bıçaklı saldırısına burada maruz kaldı. Garih'in cesedini, mezarlık görevlileri buldu ve polise haber verdi. Neredeyse her cumartesi günü koruması ve şoförü olmadan bu mezarlığa geldiği ifade edilen Garih'in aracı otoparkta bulundu.
İşadamının saldırıdan sonra yaralı halde kısa bir mesafe hareket ettiği anlaşıldı. Garih'in cenazesi Eyüp Nöbetçi Cumhuriyet Savcısı'nın incelemesindan sonra bir ambulansa konularak Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü. Cesedin bulunduğu yerde inceleme yapan Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir, Garih'in buraya sık sık geldiğinin bilindiğini söyledi. Dün polis operasyonu devam ederken İstanbul'a gelen İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, katil zanlısının eşgalinin belirlendiğini söyledi. Bakanın bu açıklamasından sonra, Eyüp yöresinde "Deli Fuat" olarak tanınan saldırganın yakalandığı açıklandı. Zanlının bir tür uyuşturucu madde olan bali ve tiner bağımlısı olduğu belirlendi. Fuat N.(13)'den sonra aralarında bir kadının da bulunduğu 6 kişi daha gözlem altına alındı. Akşam saatlerine kadar İstanbul Emniyeti'nde kalarak gelişmeleri yakından izleyen Bakan Yücelen, "Zanlı yakalandı. Arkadaşlarımız çok yönlü olarak çalışıyor." dedi. Bu kişinin sorgusunun sürdüğünü belirten Yücelen, bugün kesin bir sonuç alınabileceğini söyledi.
Garih'in öldürülmesinin ardından, Emniyet Genel Müdürü Kemal Önal ile İstanbul Valisi Erol Çakır da İstanbul Emniyeti'ne geldiler.
Adli Tıp Raporu
Adli Tıp Üzeyir Garih'in vücudunda 10 bıçak yarası tespit edildiğini açıkladı. Yaralardan 7'sinin öldürücü bölgelerde olduğu belirtilen açıklamada, Garih'in göğsünde ve karın bölgesinde 4 yara bulunduğu kaydedildi. (Ercan Gün / Nihat Gasgar / Gürhan Savgı / Erkan Acar / Altan Cankut / Murat Akan / Zafer Özcan / Said Edige/ Bülent Ceyhan / Erdal Şen İSTANBUL (Zaman)
Ölüme götüren sır
Üzeyir Garih, her cumartesi yaptığı gibi öğlene kadar Alarko Şirketler Topluluğu'nun genel merkezinde çalıştı. Ardından spor kıyafetleri ile hiç aksatmadığı bir ziyareti yapmak üzere Eyüp Mezarlığı'nın yolunu tuttu.
Yanında koruma şoförü yoktu. Çünkü buna hiç ihtiyaç hissetmemişti. Mercedes marka arabasını Eyüp otoparkına bıraktı. Merdivenleri çıktıktan sonra, etrafı demir parmaklıklarla çevrili kabrin başına geldi. Her hafta büyük bir vefa duygusu ile geldiği bu kabrin başında ölümün kendisine sessizce yaklaştığından habersizdi.
Hasköy'e dayanan hikaye
Peki Üzeyir Garih'in her hafta ziyaret ederek duada bulunduğu Mevlana Küçük Hüseyin kimdi? Garih'in en yakınlarından bile sakladığı bu kişiyle ilgili hatıratı nereye dayanıyordu? Bu ve benzeri pek çok sorunun cevabını almak için başladığımız araştırma, bizi çok eskilere götürdü. Garih'in Küçük Hüseyin kabri ile ilgili sırrına şu anda hayatta olan eski bir çalışanı vakıf. Bu kişi Alarko Şirketler Topluluğu'nda 30 yıl ustabaşı olarak çalışan ve bu sürede patronu Üzeyir Garih'in dostluğunu kazanan Cemal Cumalı (82). Şu anda Kırklareli'nin Babaeski ilçesine bağlı Torbalı'da ikamet eden Cumalı, eski patronu, ‘can dostum.' dediği Garih'in ölüm haberi ile sarsıldı. Acı haberin şokunu atlatamayan Cumalı'ya zor da olsa kamuoyunun cevabını merak ettiği o soruyu yöneltiyoruz: “Mevlana Küçük Hüseyin ile Garih arasında nasıl bir yakınlık var?” Derin bir nefes aldıktan sonra başı mutlu; ancak sonu hazin bir şekilde mezarlıkta biten hikayeyi anlatmaya başlıyor Cumalı:
Bir rüya ve sonrası
Yıl 1992. Telefonun öbür ucundaki kişi Üzeyir Garih'tir. Cemal Cumalı'dan acele gelmesini ister. Buluşma yeri Eyüp Mezarlığı'dır. Cumalı şaşırır; ancak eski patronu, ebedi dostunun bugüne kadar hiçbir isteğini geri çevirmemişti. Garih kendisini mezarlığın kapısında karşılar. Bir kabrin başına giderler. Garih, kendisine, 'Bak Cemal! Burada sana anlatacaklarım sadece ikimizin arasında kalacak.' der. Bu uyarıdan sonra anlatılanlar Garih'in Mevlana Küçük Hüseyin'le olan gönül bağının ip uçlarını verir.
1825'te doğan Mevlana Küçük Hüseyin Efendi, 1930'da vefat eder. Kabri, Garih'in babasının dostu olan Mareşal Fevzi Çakmak'ın mezarıyla yanyanadır. Garih, “Burada yatan zat benim için çok değerlidir. Onu babamın bana anlattığı şekliyle gıyaben tanıyorum. Babam bana doğumumdan itibaren Mevlana Küçük Hüseyin'in sık sık evimize geldiğini anlatırdı. Bu zat benim başımı okşar ve babama (Bu çocuk ülkesine büyük hizmetlerde bulunacak) dermiş. Onu dünya gözüyle hiç görmedim, en azından görecek yaşa eremedim. Ancak ben onu dün gece rüyamda gördüm.” diyerek söze başlar. Rüyasında Garih'ten mezarını yaptırmasını isteyen Mevlana Küçük Hüseyin'in mezarını yapmak da eski ustabaşı Cemal Cumalı'ya düşer. Cumalı, mezarı bir hafta içinde Garih'in de söylediği gibi yepyeni bir çehreye kavuşturur. Masrafları Garih karşılamıştır. Mezarın tadilatı bittikten sonra Garih ve Cumalı kabrin başında yeniden bir araya gelir. Merhumla ilgili hikâyenin kalan kısımını da burada öğrenir Cemal Cumalı.
Mevlevi şeyhi, Garih'in babasının komşusudur. Uzun süre çocukları olmayınca Üzeyir Garih'in babası bu zata bir gün, “Hocam bizim çocuğumuz olmuyor. Dua buyursanız da bizim de çocuğumuz olsa.” der. Birkaç gün sonra bu zat gelir ve Garih'in babasına şunları söyler: “Sizin bir erkek çocuğunuz olacak. Adını da Üzeyir koyun.” Gerçekten de yıllardır evlat hasreti ile yanıp tutuşan Garih ailesinin bir oğlu olur. Mevlevî şeyhin tavsiyesini de unutmazlar ve oğullarına Üzeyir adını verirler. Aradan yıllar geçer ve kendisine Üzeyir ismini veren bu zatı bir gece rüyasında görür. Bu rüya ile birlikte babasının bu nurani zat hakkında anlattığı pek çok hatıra zihninde yeniden canlanır. O rüyadan sonra önce kabrin bakımını yaptırır. Garih, bu sırrını en yakınlarından bile uzun süre gizler. Her cumartesi de Mevlana Küçük Hüseyin'in kabrini ziyaret ederek onun için duada bulunur. Adeta özür beyan ederken aynı zamanda baba dostu Fevzi Çakmak'ı da yadetmiş olur. (Turhan Bozkurt / İSTANBUL)
Ölümü haklılığını ortaya koydu
Üzeyir Garih'in elli yıllık ortağı işadamı İshak Alaton, Alarko Holding'in Ortaköy'deki Holding Merkez binası çıkışında cinayetin işleniş şekli ile bilgi verdi.
Olayı adi bir cinayet olarak niteleyen Alaton şunları söyledi: "Deli Fuat denilen tinerci şahıs, cep telefonunun alıp kaçmak istemiş. Ortağım hiç bir karşılık vermemiş. Telefon yerine para teklif etmiş. Parayı verdikten sonra arkasını dönüp giderken iki saldırgandan biri olan Deli Fuat, arkasından bıçakla saldırmış. Üzeyir Garih ayda bir mutlata mezarlığa giderdi. Babasının yakını olan Mareşal Fevzi Çakmak'ın mezarı başında dua ederdi. Garih'in öz babası cerrahtı. Onların ruhunu şad eder, onlarla konuşurdu. Dünya hayatından sonra hayatın devamına inanan bir mümindi. Bugün onunla hiç görüşmedik. Ben tenis oynadım, o da Bulgaristan Başbakan Yardımcıs ile buluştu.” Haberi aldıktan sonra gün boyunca holding merkezinde şok geçiren ve kendisi için bir ambulans tahsis edilen Alaton, olay hakkında şu yorumu yaptı: “Garih'in Türkiye'de en fazla üzerinde durduğu olay eğitimdi. Bu olay kara cehaletin olayıdır. Bu kadar kıymetli bir insanın, bu kadar ucuz bir şekilde gidişi hepimiz için bir utanç vesilesidir. Bu cinayet, sevgili ortağımın eğitime önem vermekte ne kadar haklı olduğunu göstermiştir.”
Türbeyi sık sık ziyaret ederdi
Üzeyir Garih'in, sık sık Mevlana Küçük Hüseyin Efendi'nin türbesine ziyarete geldiği öğrenildi. Çevre sakinlerinin ifadesine göre Garih 2-3 haftada bir mezarlığa geliyor ve birkaç saat mezarlıkta kalıyordu.
Mahalle sakini Kadri Aras: Buraya sık sık geliyordu, arabasını bizim evin karşısına park ettikten sonra direkt mezarlığa gidiyordu. Biz de Musevi bir adam niye Müslüman mezarlığına gider diye merak ediyorduk. Sonradan öğrendik Mevlana Küçük Hüseyin Efendi'nin yanına geliyormuş. Mezarın hemen yanında Mareşal Fevzi Çakmak'ın mezarı var. Mevlana Küçük Hüseyin Efendi, Fevzi Çakmak'ın şıhıymış. Biz de her cuma türbeye gideriz. Hatta ailece dün (cuma) türbeyi ziyaret edip dibini suladık.
Pierre Lotti'de garson Şener Rıfat: Arada sırada gelirdi. Mezarlık ziyaretinden sonra bazen burada, gelir 5-10 dakika oturur, bir şeyler içer giderdi. Yanında pek kimse olmazdı.
Engin Gıda Bakkal'ın sahibi Engin Şahin: 2-3 haftada bir geldiğini görürdüm. 1 ay kadar önce geldiğinde benden alışveriş yapmıştı. Aperatif bir şeyler almıştı. Mezarlığa giderdi. 1 saat, 2 saat bazen, 3 saat kadar geri gelmediği olurdu.
Sırrını Erol Evgin'e anlattı
İşadamı Üzeyir Garih, her Cumartesi ziyaret ettiği Eyüp Sultan mezarlığı ile ilgili ilk bilgiyi, geçen yıl Kanal D'de konuk olduğu ve Erol Evgin'in sunduğu ‘Bir Sevda Masalı' isimli programda verdi.
Programa eşi Lili Garih ile birlikte katılan Üzeyir Garih, Erol Evgin'in şaka yollu olarak, yaptığı kaçamakları sorması üzerine Cumartesi meselesine açıklık getirdi. Lili Garih'in “Cumartesileri sabah 10.00'da evden çıkar. Ogün cep telefonu kapalıdır. Akşama kadar kendisinden haber alamayız.” sözlerine üzerine Üzeyir Garih, dün son nefesini verdiği Eyüp Sultan'a yaptığı ziyaretleri programda dile getirdi.
Ne dediler?
Başbakan Bülent Ecevit: Büyük hizmetlerde bulunmuş, ülke sorunları ile yakından ilgilenmiş değerli bir işadamıydı.
Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz:
Garih'in sanayici ve işadamı kimliğinin dışında, özellikle eğitim alanındaki hayırseverlikleri ve eğitimi geliştirmeye yönelik girişimlerine bağlı olarak bir cemiyet adamı olma hüviyeti vardı.
Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli:
Çok üzüldüm. Değerli bir işadamıydı.
9. Cumhurbaşkanı S. Demirel:
Ne olduğunu bilmiyoruz. Adi bir cinayet, menfur, kötü, iğrenç bir cinayettir. Fevkalade üzgünüm. Türkiye çok değerli bir işadamını kaybetmiştir.
AK PARTİ lideri Recep Tayyip Erdoğan:
Sayın Garih, Türkiye'nin yetiştirdiği önemli değerlerden biriydi. Sayın Garih'in korkunç bir cinayete kurban gitmesini büyük bir vahşet olarak niteliyoruz. AK PARTİ olarak bu korkunç cinayetin bir an evvel aydınlatılmasının takipçisi olacağız.
Alarko Holding Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Mehmet Bulut:
Holding binasından 34 MNL 050 plaklı Mercedes'i ile ayrıldı. Kendisi koruma kullanmazdı. Ayrılırken gittiği yeri bilmiyorduk. Bugün özel randevusu da görünmüyordu. Eşi ve kızı ile beraber Bodrum'dan yeni gelmişti.
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Genel Başkanı Harun Tokak:
Ülkemizin gelişmesine katkıları olan ve Türkiye'yi yurtdışında hakkıyla temsil eden bir insandı. Ayrıca diyaloğa açık, toplumun her kesimi ile görüşen, konuşan bir yapısı vardı. Ülkemiz için çok büyük kayıp oldu. Bu insanlar kolay yetişmiyor.
Üzeyir Garih'le 3 yıldır STV'de program yapan Gazeteci Faruk Bilgin:
Çok iyi bir iş adamıydı. Kendisinden disiplin öğrendim. Program devam ederken yurtdışında bile olsa gelip gelemeyeceğini bildirirdi. Bütün krizlere rağmen bardağın dolu tarafını gören bir insandı.
Katolik Ruhani Reisler Kurulu Genel Sekreteri Georges Marovitch:
Tanıdığım görüştüğüm bir dosttu. Çok üzgünüm. Açık fikirli bir insandı. Ülkemizde dinlerarası diyaloğa en çok katkı yapan isimlerin başında geliyordu.
Bilgi Ü. öğretim üyesi Soli Özel:
Türkiye hunharca cinayetlerle değerlerini yitiriyor. Yazık oldu. Bu gibi insanlar kolay yetişmiyor.
Yusuf Altıntaş Şalom Gazetesi Yazarı:
Çok üzücü bir olay. Değerli bir insanı kaybettik.
Surinam Fahri Konsolosu Prof. Dr. Haşmet Başar:
Garih, sadece saygın bir işadamı, eğitimci değil, aynı zamanda etkin ve sevilen bir fahri konsolostu. Fahri konsolosluğunu yaptığı binlerce binlerce Filipinli'nin sorununu çözmüştü. Türkiye büyük bir kıymeti kaybetti.
Mevlana demek istedin sanırım, yanlış bilgini bile düzgün hecelemekten acizsin; bir de kalkmış ölmüş bişr adama saygı için açılan bir sayfa da ucuz propaganda yapmaya çalışıyorsun.
Yoksa fail_i meçhul`e mi yöneliyor bu aydınımıza kıyım da ?
August 26 2001, 11:21 PM
Garih Cinayeti silbaştan!
Türkiye’yi sarsan Üzeyir Garih cinayetinde gözaltı sayısı
artmasına rağmen ilerleme sağlanamaması, olayın çok ihtimalli
olabileceğini gündeme getirdi. İstanbul Emniyeti yeni ipuçları
peşine düştü..
Elde tutuklu yok
Cinayetin birinci zanlısı olarak gözaltına
alınan Fuat N ile birlikte 7 kişinin
çıkarıldığı Cumhuriyet Savcılığı'nca
serbest bırakılması katil yakalandı diye
avunan kesimler üzerinde soğuk duş
etkisi yaptı
İşadamı Üzeyir Garih’i öldüren kişi ya da kişilere dair şu ana
kadar görgü tanığı ya da somut bir delile ulaşılamadı. Polisin
elinde, cinayeti aydınlatmaya yetecek ipuçlarının bulunmaması;
soruşturmayı kilitleme aşamasına getirdi. Geceyarısı Organize
Suçlar Şube Müdürlüğü’nden alınan 13 yaşındaki zanlı F.N.,
Asayiş Şube Müdürlüğü’nde sorgulanmaya başlandı. Sabahın ilk
ışıklarına kadar sorgulanan F.N. ile diğer zanlıların ifadelerinde,
cinayeti aydınlatabilecek bir unsura rastlanamadı.
Sabah saatlerinde polis delil aramak için tekrar cinayetin
işlendiği Eyüp Mezarlığına gitti. Terörle Mücadele Ekiplerinden
parmak izi uzmanlarına kadar yaklaşık 200 polis mezar
aralarında katil ya da katiller ilişkin bir ipucu bulmaya çalıştı. İki
saatlik aramadan sonra kanlı bir çuval parçasından başka bir
şey bulunamadı. Mezarlık kapısından ve Üzeyir Garih’in
otomobilinden alınan parmak izleri ile 14 zanlının parmak
izlerinin karşılaştırılmasından da bir sonuç alınamadı. Bütün
şüpheleri üzerine toplayan 13 yaşındaki zanlının da sabıkasının
olmadığı saptandı.
İstanbul polisi artık, cinayate dair her olasılığı değerlendirmeye
başladı. Esenler’de iki Hizbullah itirafçısının örgüt içi
hesaplaşma sonucu öldürülmesi ile Garih cinayet arasında
bağlantı olabileceği ihtimali üzerinde bile duruluyor. Artık bütün
ihtimaller tek tek değerlendiriliyor. polis olasılıkları azalta azalta
sonuca gitmeye çalışıyor.
Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir, cinayetin çok yönlü
olarak soruşturulduğu ve delil olabilecek bütün unsurların dikkate
alındığını söyledi. İstanbul ziyaretini cinayet nedeniyle uzatan
İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen ise günün önemli bir
bölümünü İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Vatan Caddesi’ndeki
binasında geçirdi.
Soruşturmada bir diğer önemli aşamaysa otopsiydi. Ön raporda,
Üzeyir Garih’in sırtından ve karnından, yani bel üstü olarak tabir
edilen öldürücü bölgelerden 10 bıçak darbesiyle olay yerinde
öldüğü belirtildi. Garih’in aldığı bıçak darbelerini gözönünde
bulunduran polis, cinayetin 3 kişi tarafından işlenmiş olabileceği
ihtimali üzerinde duruyor.
Alaton: Kimin yaptığı belli değil
Alarko Holding Yönetim Kurulu Eş Başkanı İshak Alaton, Üzeyir
Garih cinayetinin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin belli
olmadığını, emniyet görevlilerinin her türlü olasılığı dikkate
aldıklarını kaydetti.
İshak Alaton, akşam holding kapısından çıkarken basın
mensuplarına yaptığı açıklamada, İçişleri Bakanı Rüştü Kazım
Yücelen, İstanbul Valisi Erol Çakır, Emniyet Genel Müdürü
Kemal Önal ve İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir’in
hep birlikte ziyarete geldiklerini ve taziyelerini sunduklarını
söyledi. Alaton, “Bilgi verdiler. Kimin yaptığı belli değil. Her türlü
ihtimali dikkate alıyorlar” dedi.
Türk emniyet görevlilerine güveninin sonsuz olduğunu belirten
Alaton, cinayeti yapanların ve neden yaptıklarının en kısa sürede
ortaya çıkacağına inandığını bildirdi. Dünyanın ve Türkiye’nin her
yerinden taziye mesajları aldıklarını kaydeden Alaton, böyle acılı
bir günde, Türk halkına gösterdiği yakın ilgiden dolayı şükran
duyduğunu söyledi.. www.internethaber.com
Kasetteki sesin sahibi bilinmiyor ama
konuşmalar Garih'in tehdit altında olduğunu ispatlıyor.
Ve işte araştırmalarına başlarken dikkate aldıkları bir bant kaydı. Kimin tarafından
söylendiği bilinmiyor, ama ciddiye alındığı kesin.. İşte ŞOK kasetteki sözler...
''Sömürü yoluyla değil, hizmet yoluyla o insanlarla birlikte yaşama imkânınız
vardır. Biz bunları sizin temsilciniz Üzeyir Garih ile görüşmek istedik,
görüşmedi,. Bir gün Üzeyir Garih'in başına bir felaket gelirse, bunun bizimle
görüşmeyi reddettiği için olduğuna inanabilirsiniz. Çünkü Firavun bile Musa ile
görüştü. Onun için binlerce yıl ayakta kaldılar. Bugünün tüm inanmış ve
inanmamış kimseler Firavun'dan daha firavundurlar, onun için ömürleri birkaç
sene içinde eriyip gitmektedir. Biz bunları söylerken kendiliğimizden
söylemiyoruz. İlim söylüyor, Tevrat, İncil ve Kur'an söylüyor. Söylediklerimizde
hatalar vardır, o hatalar bizimdir. Onun karşılığı kulakları tıkamak değil, doğru
sözlere kulak vermektir. Bizi dinlemiyorlar diye üzülüyoruz, ama aslında
sevinmeliyiz. Çünkü bu hainlerin ecelleri yaklaştı demektir. Ama biz o hainleri
insan olarak sevdiğimiz için üzülüyoruz. Biz anlatıyoruz. Sesimizi boğanlar ilk
boğulanlar olacaklardır. Bunları yalnız sermaye sahiplerine söylemiyorum. Allah'ı
ve mü'minleri kandırıp Allah adına para toplayıp da sonra bu sömürücü sermaye
kanallarına akıtanlara da söylüyorum. Allah'a onlar için dua ediyorum.
İstemiyorum ki yıkılsınlar, istemiyorum ki çöksünler. Çünkü yıllarca beraber
savaştığımız düşmanlarımıza fırsat veriyorlar, ama elimizden şimdilik başka bir
şey gelmemektedir.'' www.internethaber.com
Şu kaset çözümünden verilen bir bölümü tekrar tekrar okuyorum
August 27 2001, 1:19 AM
Ben deniliyor,
Biz deniliyor
"...Allah'ı ve mü'minleri kandırıp Allah adına para toplayıp da sonra bu sömürücü sermaye kanallarına akıtanlara da söylüyorum..." kimi veya kimleri kasdediyor acaba?
Bu söylemin benzerini daha önce kamuoyu da duymamıştır, Hizbullah'tan da farklı olabilirler
Bu ulkede catir catir vergi alirlar. Isci'den, memur'dan, esnaf'dan...
Benden de aliyorlar catir catir, bana hic sorup danismadan.
Tek kurusu kaciramiyorum.
Fakat ove ove bitiremediginiz bu adamlar, profosyonel hirsizlar vasitasiyla trilyonlari kacirirlar. Devlet bunu bilemez, bilemedigi icin alamaz... Almak icin gelen memurlar mamalanir...
Arkasindan agit yaktiginiz bu ve bu gibi kisiler, durustluk gosterip kurusuna kadar vergisini odemez.
Sonra sizin gibi zavallilar cikip, 'vergi verilmez alinir' diye ahkam keser.
Elbette ki sistemi ovmuyoruz...
Neresinden bakarsan bak, lime lime dokuluyor.
Hic bir sermaye alin teri degildir...
Uzeyir Garih'in sermayesi de alin teri degildir.
Mgk, bu sermayedarlarin sermayesinde payin mi var ki, bunlara hamilik yapiyorsun?
Bu sermaye ulkenin hangi yarasina ilac oldu? Ekonomik krizlere ne gibi faydasi oldu?
Sor ogren bakalim, Garih'in isyerleri firsattan istifade kac emekci'nin isine son verdi?
Ne yapti bu ve bunun gibi adamlar?
Kac milyar dolarlari İsvicre bankalarinda yatiyor?
Bana maval okumayin, kafanizin bastigi kadar konusun.
Sermaye'nin yalakaligini yapmayin...
Sailor,
Boylesi bir cinayeti, kim olursa olsun tasvip etmeyiz. Alcaklik oldugunu soyler, konuyu kapatiriz.
Bizim soylediklerimiz olunun arkasindan soylenenler degil, muhterem yasarken de ayni seyleri soyler savunurduk. Hic bir sekilde pirim pesinde de degiliz.
Fakat hic kimsenin ardindan da yalakalik yapmayiz.
Benim kim oldugum seni ilgilendirmez, ama madem ogrenmek istiyorsun soyleyeyim;
Ogretmenlik yaptim, bu ulkenin bir cok cocugunu yetistirdim. Onurumla, alinterimle... Kimsenin emegini calmadim, calanlara karsi ciktim.
Peki sen kimsin? Nesin? Ne yaptin bu ulke icin, yalakaliktan baska?
Vah lar olsun senin gibilerin yetiştirdiği nesillere
August 27 2001, 3:06 PM
Kullandığın 3'üncü cümle, "tek kuruşu kaçıramıyorum" fırsatını bulsan kaçıracaksın sanki cümleden ve genel tarzından çıkan anlam bu.
Bu arada 2. cümlen de yanlış, senden kesilen vergi brüt ve net maaşın arasındaki farktır, ve bu oranlar iş hukukunda bellidir, istediğin zaman bu oranları öğrenebilir, memnun değilsen ve de sıkıyorsa iş değiştirebilirsin.
Devletin memuru, devletin vergisini almak yerine mamalanmak gibi bir alçaklığı kendine yedirdikçe profesyonel (profosyonel değil) hırsız tabir ettiklerin daha çok vergi kaçırırlar; lakin Alarko Holding'in vergi geçmişi oldukça temizdir (bunu senin deyiminle "yalakalık" olsun diye söylemiyorum ama birine laf etmeden önce azıcık araştırma yapmakta fayda var.
Toplumun bütün kesimlerinde saygı uyandırmış bir adamın arkasından yazılan yazıları ki bu yazılar genellikle medyadan alıntılar, yalakalık olarak benimsemekle hangi düşünceye hizmet ediyorsun anlamış değilim.
Sen kafanın bastığı kadar konuşma üstadısın bu belli, sadece bok atmaya basan bir kafa yapın var, bu da yazdıklarından belli.
Bana hitaben yazdıklarına gelince "siz" kim? 3-5 kişi misiniz? Yoksa bit topluluk musunuz? Nesiniz kimsiniz?
Ogretmenlik yaptığın dönem de ders verdiğin zavallı genç dimağlara da bu fikirlerini aşıladıysan vah ki vah o beyinlere.
Ben bu ülke için neler yaptım söyleyeyim, rehberlik yaptığım dönemlerde, vergi dairelerinde harcadığım saatler boyunca geliri vergilendirilen 3-5 rehberden biri oldum. Aynı dönemde gezdirdiğim bir ABD'li Senatör, senatoya yaptığı konuşmasında benim ona anlattıklarımdan kaynak göstererek alıntılar yaptı. Bu ülke için okuyorum, araştırıyorum, düşünüyorum. Şu an icra ettiğim mesleğin etik kurallar içinde yürütülmesi için elimden geleni yapıyorum ve en azından yönetim kademsinde bulunduğum ufak şirketin bu kurallardan asla taviz vermemesini sağlıyorum. Mesleğimi soracak olursan Halkla İlişkiler.
Bu ülke için yaptığım en önemli şeyse, ben bu ülke için bazıları gibi atıp tutmuyor, benden başka fikri olanlara "yalaka" diye çamur atmıyorum.
Senin eline bir milyon dolar versem ne iş yaparsın?
Dur ben söyleyeyim. Faize verip aldığın para ile rahat bir hayat sürersin.
Bu adamın elinde kaç milyon dolar var biliyor musun? İçinden üçünü beşini ayırsa bugün yaşadığı hayatın aynısını hiç risk almadan yaşar. Ama yapmıyor. Daha doğrusu yapmıyordu.
Kazandığını daha fazla kazanabilmek için ve böylece daha çok insan çalıştırabilmek için risk edip duruyordu. Akıllı insan olduğu ve hepsinden önemlisi çok iyi risk hesabı yaptığı için kaybetmiyor ve daha da fazlasını kazanıyor o fazla ile gene yatırım yapıyordu rahmetli. Onun yaptığı herşey ile ülkem kazanıyordu. Eğer yapıyorsa kaçırdığı vergi ile bile.
Seneye bu ülkede vergi verecek adam mı kalacak sanıyorsun? Gene bu adamın firması ve onun gibi üç beş tane daha firma kalacak sadece. Nedeni ne peki bunun? Devletin bu ülkenin en büyük firması olması. Gizli komünizm ile idare edilen Türkiyede 2,600,000 çalışanı ile kamu en büyük firma hüviyetinde. Üstelik bu çalışanların büyük çoğunluğunun ne sigortası ne vergisi yatmıyor. Hangi Kamu İktisadi Teşekkülünün vergi ve sigorta borcu yok.
Ben sana garanti vereyim ALARKO firmasının devlete bir kuruş vergi ve sigorta borcu yoktur.
Bir soru daha.
Ben senin eline al şu senin brüt maaşın götür bunun şu kadarını vergi şu kadarını da sigorta olarak yatır desem yatırır mısın?
Cevabını da ben vereyim. Hayır yatırmaz hepsini sen harcarsın. Sakın kendini vergi dürüstü olarak görme. Eğer o vergi ve sigorta yatıyorsa onu da işveren çıkartıp yatırıyor. Üstelik yatırmadığı takdirde tüm faiz ve cezalarının riskini de üstlenerek.
Senin bunu anlayabilmek için ortaçağa bile yakışmayacak sosyalist kafanı adam edebilmen lazım ki bu ancak normal ve onun üzerindeki zekalara yapılabilecek bir işlem.
Bilg de şaşırmış :"Gizli komünizm ile idare edilen Türkiye'de.." demekte
August 27 2001, 6:49 PM
Tansu Çiller de "Son sosyalist devlet" mi öyle birşey diyordu
Oysa, Rahmetlik Üzeyr Garih bir programda şöyle diyordu: "Kamu'yu tümüyle özelleştirseniz kime vereceksiniz, bizler kendi şirketlerimizle zor baş ediyoruz ve alacak ve düzeltecek paramız da yok; fakat bu çağda artık özel olmuş kamu olmuş bir şirketin, bir kuruluşun yönetim usulleri bellidir, çağın gerektirdiği yönetim tarzı uygulanmalıdır; Öyle olduktan sonra şirket kamu olmuş, özel olmuş fark etmez, iyileşecek, verimlileşecek ve gelişecektir."
Üzeyr Garih iddiacı değil akılcı bir insandı, O'nu tesadüfen TV programlarında gördükçe her dinlediğimde sempati duyuyordum, çünkü onu daha dinlerken ne demek istediğini ve sonuçta neler diyeceğini anlıyordum
Aslında buraya aşağıdaki linki yapıştırmağa gelmiştim, Bilg'in kestirmeden dağdan aşağı atlayan sözlerini görünce de dayanamadım; Bilg de Tansu Çiller gibi genelliyor fakat pek birşey bilmiyorlar; manzara seyrediyorlar
sevgili Hic,Oguza k1z1p ad1na sald1rma,o addan binlerce insanlar var.
Sonra bilmen gerek,Türklerin bir boyunun add1d1r Oguz.Yedi Oguzlar diye köyler var ülkemizde.
Bizce cok önemlidir bu ad.Yahudi as1ll1 birine agitlar yakiyoruz,gercekten denildigi gibi ise hakk1d1r.Kanida yerde kalmamal1 diyer bir cok öldürülen gibi.
Ama Oguz ad1 gibi kötüdür dersen bozusuruz.
Hic, lütfen kökünü bana söylermisin.
Ben BABIL Türkmenlerindenim.Lazlara BABILLI demek zor geldiginden PAPOLI derler.
Hic ,üzüyorsun etraf1n1.
bol kepce dostluk
Er gene kon 1
OGUZ elleri
güzel dilleri
Saz1n telleri
VUR OGUZ DIYE
Kamuoyu artık kusur, ihmal filan kabul etmiyor çok fena kızgın
August 27 2001, 8:16 PM
Üzeyir Garih'in Eyüp
Mezarlığı'nda bıçaklanarak
öldürülmesinden kısa bir süre
sonra İstanbul polisi katil zanlısını
yakaladığını öne sürdü. İçişleri
Bakanı da zanlının bilindiğini ve
polis tarafından yakalanıp
sorgulandığını söyledi.
Polis geceyi cinayeti işlediği
öne sürülen tinerci çocuk ve yakınlarının sorgusu ile
geçirdi.
Ancak soruşturma ilerleyince ilk yargılar da birer
birer çürümüye başladı. Ve cinayetle suçlanan 13
yaşındaki Deli Fuat savcılıkta serbest bırakıldı.
Deli Fuat'ın serbest bırakılmasından sonra cinayetle
ilgili ipuçları ve soru işaretleri şöyle bir tablo ortaya
çıkartıyor.
Üzeyir Garih'in cep telefonu ve cinayette kullanılan
bıçak hala bulunamadı. Polis mezarlıkta bugün de didik
didik arama yaptı. Ancak hiçbir sonuç elde edemedi.
Ayrıca olayın duyulmasından sonra bölgeye yüzlerce
kişi gitti. Aranan cep telefonu ve bıçağı kimse görmedi.
Bu durumda suç aleti ve cep telefonunu katiller
yanlarında mı götürdü? Eğer götürdülerse bu katillerin
profesyonel düşündüklerini gösteriyor.
Üzeyir Garih başlangıçta basit bir gasp amacıyla
öldürülmüş gibi gösterildi. Oysa serinkanlı düşününce,
kolundaki çok değerli Rolex saatin ve boynundaki
kolyenin alınmaması bu olasılığı çok zayıflatıyordu.
Ancak polis bu basit ayrıntıyı atladı.
Soruşturmanın bugün gelinen noktasında polis ve
savcılık cinayetin en az üç kişi tarafından işlendiğini
düşünüyor. Ancak olay yerinde sadece bir kişinin ayak
izlerine rastlandı. Diğer sanıklar da cinayete katıldı mı
yoksa sadece gözcülükle mi yetindi? Bu ipucunun
üzerine yeterince gidilmedi ve cinayetten sonra
mezarlığa gidenler yüzünden ayak ve parmak izleri
birbirine karıştı.
Başlangıçtan beri mezarlıkta kısa süreli de olsa
boğuşma yaşandığı belli oluyordu. Uzun boyu ile bilinen
Üzeyir Garih'in 13 yaşındaki bir çocukla boğuşması
halinde en azından yüzünde izler bırakması
gerekiyordu. Gözaltına alınan zanlının hiçbir yerinde
boğuşma izi olmaması polisin dikkatinden kaçtı.
Başlangıçta cinayette sıradan bir bıçağın kullanıldığı
sanılıyordu. Oysa bıçak yaralarının iki parmağı alacak
genişlikte olması, suç aletinin de daha profesyonel bir
bıçak olduğunu gösteriyor.
Eldeki bilgiler ve soru işaretleri öncelikle polisin
tinerci cinayeti ihtimalinin üzerinde fazlaca durarak
gerçek katillere kaçmak ve ipuçları kaybettirmek için
zaman sağladığını ortaya koyuyor.
• Aramalara bugün baştan başlandı... Kanlı tişört
bulundu Adalet Bakanı Türk:
"Cinayetin siyasi yönü yok"
Adalet Bakanı Hikmet Sami
Türk, Alarko Holding Yönetim
Kurulu Başkanı İşadamı Üzeyir
Garih cinayetinin şu anda kadar
siyasi ve örgütsel bir yönünün
ortaya çıkmadığını bildirdi.
Türk, hakim ve savcı
adaylarının Adli Yargı 39. Son
Dönem, İdari Yargı 11.
Hazırlık Dönemi eğitimlerinin
başlaması dolayısıyla Hakim ve Savcı Adayları Eğitim
Merkezi'nde düzenlenen törene katıldı.
Türk, açış konuşmasının ardından gazetecilerin
çeşitli konulara ilişkin sorularını yanıtladı.
İşadamı Üzeyir Garih cinayetinin ardından bir kişinin
zanlı diye açıklanması ve daha sonra bu kişinin serbest
bırakılmasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine
Türk, şöyle konuştu:
''Başlangıçta şüpheler bir kişi üzerinde toplanıyordu,
ama daha sonra olayın farklı yönleri olduğu ortaya
çıktı. Yapılan açıklamalar da başlangıçta getirilen
kanaatle, daha sonra ortaya çıkan yeni boyutlar
arasındaki farkı yansıtmaktadır. Olay soruşturma
aşamasında bir konudur, henüz kesin bir sonuca
varılmış değildir.
Diliyoruz ki konu en kısa zamanda aydınlığa
kavuşur. Türkiye Üzeyir Garih'in kişiliğinde çok değerli
bir evladını kaybetmiştir. Garih'in, ülkemize işadamı
olarak, ayrıca toplumda uzlaşmacı kişiliğiyle örnek bir
insan olarak büyük hizmetleri olmuştur. Onun hangi
nedenle olursa olsun layık olmadığı bir cinayete kurban
gitmesi bütün Türk milletini derinden üzmüştür. En kısa
zamanda faillerin yakalanarak yargılanmasını
bekliyoruz. Cumhuriyet savcılarımız ve kolluk
güçlerimiz bu konuyu en kısa zamanda aydınlığa
kavuşturacaktır.''
Örgütsel boyut yok
Hikmet Sami Türk, olayın örgütsel boyutunun
bulunup bulunmadığının sorulması üzerine de
kendilerine henüz o yönde bir bilginin ulaşmadığını
belirtti. Türk, ''Olayın örgütsel bir yönü olmadığı,
örneğin olayın bir terör örgütü tarafından işlenmediği
başlangıçta kesin kanaat şeklindeydi, ama şimdi olayın
birden çok kişi tarafından gerçekleştirilmiş olduğu
şüphesi çok kuvvetli bir şüphe olarak ortaya çıkmıştır.
Ama birden çok kişinin bir fiile iştirak etmesi mutlaka
örgütlü suç anlamına gelmez'' diye konuştu.
Garih cinayetine ilişkin soruşturmayı yürüten
Savcı'nın ''Olayın siyasi boyutu olabilir'' şeklindeki
açıklamasının hatırlatılması üzerine de Türk, ''Şu anda
böyle bir yön yok, olay çok yönlü olarak araştırılıyor.
Bugün zayıf görünen bir olasılık daha sonra ortaya
çıkacak delillerle güçlü bir olasılık durumuna gelebilir.
Şu ana kadar elde edilen bilgilerden, olayın siyasi bir
yönü ya da örgütsel bir bağlantısı olmadığı
anlaşılmaktadır.''
Ben hernekadar Üzeyir Garihin ağzından bu söylediklerini duymasam bile sen öyle diyorsan doğrudur diyorum.
Birçok fikrini paylaştığım Rahmetli Garihin bu fikrini paylaşamam. Eğer o şirketleri idare etmeye yeteneği ve niyeti olan insanların parası yoksa bedava devreder gene kamunun elinde rekabete açık şirket bırakmazsınız.
Rekabet edecek şirket devletin elinde ise o şirket halk için potansiyel tehlikedir. Tekelcilik ile tehlikedir, kalitesizlik ile tehlikedir, gereksiz istihdam ile tehlikedir, particilik ile tehlikedir. Bu söylediklerim çok daha fazla arttırılabilir.
Daha devlet elinde verimli işletilen bir işletme tipi icat edilememiştir. Siyasiler her devlet teşekkülünü, ki bunların içerisinde Tübitak gibi bilimsel kuruluşlar da vardır, arpalık olarak doldururlar. Bunun bi,linmesine ve aksinin yapılmadığının görülmesine rağmaen hala olabileceğini iddia etmek aklı vestiyere asmaktan başka bir şey değildir.
Devlet kurumlarını yozlaştırıp,iş yapamaz hale getirdikten ,siyasi oligarşinin talan alanı haline getirdikten sonra,bu sistem çalışmıyor işte deyip sömürücü talancı sistemin mantığını topluma yaymak isteyen neoliberalistler yüzleri kızarmadan,ahlaksızca bu terbiyesizliklerine devam edecekler tabii.Devir onların devri.Liboş devri bu!
Ülkeyi bu hale getirenler sosyalistler mi yoksa 1950 lerden başlayarak her türlü fesatlığı,hırsızlığı,kan emiciliği,talanı,riyayı ,yalanı dolanı ülkeye armağan eden sözüm ona liberaller mi? Aslında bunlara liberal demek gerçek liberalizme 19. yüzyılın gerçek liberal hareketine büyük haksızlık olur.Yeryüzünde liberalizm diye bir şeyin kalmadığından habersiz bir şekilde liberalizm savunması yapmak da komik ötesi ayrıca!olan şey sadece talan ekonomisi rantçılarının menfaat çetelerinin parlatmaya çalıştığı kirli kavramları..
Üzeyir Garih gerçek bir kapitalistti.Teorisiyle düşünen pratiğiyle yaşayan,başarmış bir insandı.Ülkesi için örnek atılımlar yaptı.Şirketini büyüttü,iş hacmini genişletti,vergisini verdi ve ekonomiyi dirilten önemli atılımlar yaptı..
O yüzden kraldan çok kralcı olan ,türkiye ve dünya gerçeklerinden uzak,şahsi menfaatinden başka gözü bir şeyi görmeyen,iki kuruşu bir arada görünce kendini işadamı ve kapitalist sanan zavallılardan farklıydı.Geniş açılı olaylara bakmasını bilen sosyal demokrat bir insandı.
Bu insanı öldürdüler ..
tinerci bir (sonra tinerci olmadığı anlaşıldı)çocuğu katil iilan ettiler,olayı çözdük dediler ve 2 gün geçmeden zanlı serbest bırakıldı!
Adalet bakanı açıklamada bulunuyor.Cinayeti işleyeni "kesin" olarak bulmuştuk ama sonra birkaç kişinin cinayeti işlediği düşünüldüğünden daha genişletilerek soruşturmaa sürdürülüyor.Açıklamayı tv de izledim.Aynen böyle dedi!!Başlangıçta kesin olarak bulunmuş!!
Daha ifadeeee etmesini bilmiyor..Bu adam adalet bakanı!!
Bir şey kesin olarak tespit edildikten sonra haaaa öyle değilmiş deeeeenmeeezzz!!!
Başlangıçta yüksek bir ihtimalle cinayeti işleyenin vs vs olduğu düşünülüyordu...Bu ifadeyi bile kullanamıyorrrr
Ülkenin haline bakın!
cinayeti kim işledi..
Kimler işledi..
Daha önce devrimci sol diye terörist taşeron örgüte siparişte bulunanlar Özdemir Sabancıyı katletmişlerdi........Neden aynı taşaronlar olmasın..
Genellemelerle çıkarsama ve suçlamalar çözüm getirmez
August 28 2001, 12:21 AM
Sorunları ve düğümleri bulup ya çözülene veya kopana değin fikr_i takip ısrarcılığıyla üstüne üstüne gitmek gerekir ki bu inançlı ve kararlı savaşımcılar istiyor. Çözecek kadrolar yoksa hiçbir sorun kendiliğinden çözülmez ve sihirli reçeteler yoktur; hasta hastalığını kabullenip iyileşmeğe çabalamadan hekimler bile yardımcı olamıyor. Yabancılaşmanın ortadan kaldırılıp benimsemenin sağlanması çözüm için en önemli adımdır. Kuruluş ve gelişmeler ne güç koşullarda olmuş, siyasal istismarcılıkla ve emanete hıyanetlerle ve emanetlerin ehline verilmemesiyle yozlaşmalar hangi süreçte bünyeyi sarmış, bunları kampanya halinde değerlendirmek ve telafiye yönelmek gerekir. Aktaş'dan Sümerbank'a aklınıza gelen tüm özeleştirmelerin kimlere nasıl gittiği ve sonuçların vehameti ortada. Özelleştirme diye Yerli+Yabancı ortaklığına peşkeş çekmek de sorunu çözmeyecektir ve deneye yanıla doğru bulunana değin ortada geçmişten gelen birikim diye birşey kalmayacaktır. Neyse bunlar bu forumu aşan ayrı bir tartışma konusu ve zaten anlaşamıyoruz da ...
Haberleri izlemeğe devam: Yukarı'daki alıntı yaptığımız haberler milliyet gazetesi'ndendi. Şimdi internethaber.com'dan devam edelim gelişmeler ne oluyormuş: http://www.internethaber.com/detay.php?d=3488
Hedef HİZBULLAH!!
Üzeyir Garih Cinayeti'nin 'adi cinayet soruşturması'ndan çıkarılıp, DGM'ye devredilmesiyle birlikte, operasyon, başta toparlanmaya çalışan Hizbullah gelmek üzere, İslamcı terör örgütlerine yöneldi...
MOSSAD takip edecek
Garih olayıyla ilgili tüm çalışmalar şu anda Terörle Mücadele Şubesi tarafından yürütülüyor... Bu gece yarısı başlatılacak operasyonlarda İsrail Gizli İstihbarat Servisi MOSSAD tarafından da takip edilecek...
Organize Suçlar'ın Garih cinayetini çözmek için büyük çaba sarfettiği, ancak cinayetin kapsamının ''terörle mücadele''ye kayması, sonucu ağır ağır ellerini operasyondan çekmeye başladıkları belirtiliyor.Bunda da İsrail'den gelen ekibin etkisi olduğu kaydediliyor.
Operasyonun Terörle Mücadele'ye geçmesiyle birlikte asıl büyük operasyonun bu gece olacağı öğrenildi. Operasyonda hedef öncelikli olarak Hizbullah. Ancak İsrail'den gelen ekibin önemsediği başka olasılıklar da var.
Operasyonda önceliğin Hizbullah'a verilmesinin iki önemli nedeni var. Birincisi, cinayetin üstlenilmemesi.. Hizbullah tek bir cinayetini bile üstlenmemesiyle tanınıyor. İstihbarat birimleri, liderleri Hüseyin Velioğlu'nun operasyon sonucu öldürülmesinin ardından toparlanmaya çalışan Hizbullah'ın İstanbul'da yeniden eyleme geçebileceği duyumunu almışlardı.
Gözleri Hizbullah'a çeviren ikinci neden de, cinayetin bıçakla işlenmesi... Hizbullah daha önce işlediği cinayetlerde, boğma ve bıçaklamayı sıklıkla kullanmıştı... Ancak bu noktada bir başka hususa daha dikkat çekiliyor. Bu husus da, İstanbul'da bıçakla işlenen bir başka cinayet... 12 kasim 1999 günü Atatürkçü Düşünce Derneği Bağcılar Şubesi Başkanının 7 bıçak darbesiyle öldürülmesi... Cinayette maktülde 7 bıçak darbesi saptanmıştı.. Ancak polasi olayı İbda-c'nin gerçekleştirdiğini öne sürmüştü...
İsrailli yetkililerin katılımıyla, Türkiye'deki yabancıların da üzerinde duruluyor... İstanbul Emniyeti ve ''diğer'' istihbarat birimleriyle ortaklaşa çalışma yoluna giden İsrailli istihbaratçılar, Türk Hizbullah'ı başta gelmek üzere İslamcı terör örgütlerinden birinin Lübnan'daki ''gerçek'' Hizbullah'a taşeronluk yapmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyorlar.
GÜNCEL
Bu habere yapılan yorumlar:
İsrail'in Türkiye'nin içişlerine bu kadar karışması ne derece doğru? Türk polisi yada istihbaratı bu kadar aciz mi? Öldürülen insan bir Türk vatandaşı ve Türkiye'de öldürüldü.Bu cinayetin uluslararası boyutları olduğu kesin.Son günlerdeki gelişmelere baktığımızda; örneğin ABD sözcülerinin yada komplocularının Türkiye-İran savaşından bahsetmeleri.İran'ın Hazar da gerginlik çıkarması,Kıvrıkoğlu'nun ziyareti ve Türkiye'nin İsrail'le stratejik ortaklığı v.s.Bunun ardından olay islami bir örgüte yaptırılmış da olabilir. Herşeye rağmen İsrail'in Türkiye'de bu kadar etkin olması bir vatandaş olarak beni rahatsız ediyor.
omer ozyurt 27/08/2001 22:13
Haberciler de asparagas'a çok eğilimli: "Allah" yazılı kanlı çuval
August 28 2001, 1:31 AM
ÇUVAL GARİH'İN ÜZERİNE ÖRTÜLMÜŞ
İncelemeler sonucu, sözkonusu çuvalın, olay yerine ilk ulaşan Eyüp İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerce vücudundaki yara izinin tespit edilmesi için kıyafeti çıkartılan Üzeyir Garih'in üzerine örtüldüğü ve bu nedenle kan bulaştığı anlaşıldı.
Laboratuvarda yapılan analiz sonucu da çuvala bulaşan kanın, öldürülen Garih'e ait olduğu saptandı.
hurriyet.com.tr
-------------------------------------------
Sorumluluklu haberci uydurukçuluk yapar mı? Çuvalın üzerinde kanla arapça "Allah" yazıyormuş güya! Bunca Medyatik fırsatçılığın ortamında güvenlik güçleri n'apsın, değil mi?
Değerli bir varlıktı, İnsan olarak..
Mütevaziliği yüzünden, kolay hedef oldu,
Ne adına yaptılarsa, haince oldu.
O, İslam dünyası ve kendi dini inançları arasında,
bir köprü olmuştu.
Öylesine, demokrattı..
47 Yıl önce, 3 kişi başladıkları işi
böylesine geliştirecek, liberal,ileriyi görebilen biri
Ünüversitelerde ders verecek, aydın, birikimli!..
Yaptığı, kattığı, hizmetleri, her şey Ülkemizin onuru.
Onu uzun zamandır izlerdim,
İhtişamlı, ihtiraslı yaşadığına hiç şahit olmadım.
Basın yayın kanallarında, hep yapıcı, pozitif,
İtidalli yaklaşımlarını gözlemledim.
Örnek olabilecek, bir idoldü!..
Hiç bir zaman yaptıkları ile övünen biri değildi.
Hep, üretime, gelişmeye önem verirdi..
Onun için, öldürmek için onu seçtiler!..
Ülkemizin, güzel yüzü idi!
Allah Rahmet Eylesin!
Cinayet nedeni yine gasp yönüne dönüyor (Ayrıntı linkte)
August 28 2001, 8:50 AM
Vahşetin izlerini unutamam
İşadamı Üzeyir Garih'in 40 yaşındaki oğlu İzzet Garih, babasını son gördüğü anı unutamıyor: Delik deşik edilmiş bir vücut. Sırttan aldığı darbelere bakamadım bile
"Gözlerime inanamadın. Hiçbir insanın bu kadar vahşi bir cinayete maruz kalacağını düşünemezdim. Bıçak yaraları korkunçtu. Omurgalarının altından yukarıya doğru bıçak darbeleriyle delik deşik edilmiş bir vücut. Sırttan aldığı darbelere bakamadım bile. Kabul edemiyorum. İnsan kalp krizinden ölür, trafik kazasında kaybedersiniz. Bir suikaste uğrar ve beynine giren iki kurşun ile hayatı biter. Onu bile anlarım. İnsanın babası... Elbette ölümü ile yıkılıyorsunuz. Ama bu çok vahşiydi çok... Vahşetin izleri gözlerimin önünden gitmiyor..."
İshak Alaton elinde bir ilaç kutusu Üzeyir Garih'in odasında taziyeleri kabul ediyor. Bir yanında İbrahim Bodur, diğer yanında İlhan Kesici ve yaklaşık 10 kişi daha var. İş dünyasının yakından tanıdığı, Garih ve Alaton'un yakın dostları... Sohbetler Garih'li anılar üstüne... İyilikleri, olaylara bakışı... Sırası gelen oturduğu yerden cenaze evine yakışır bir yavaşlıkla kalkıp taziye defterininin konulduğu küçük ceviz masanın başına geçiyor.
Defter ilgimi çekiyor. Yaklaşık 300 sayfa ve mektup kağıdı boyutlarında. Deri kaplı. Kapının yanında Üzeyir Garih'in oğlu İzzet Garih bakışlarımı yakalıyor: "Biliyor musun? Bu defteri geçen hafta almış, masasının üzerine koymuş. İnsanın aklı almıyor. Defteri ne yapacaktı bilinmez."
(Eğer ölümle tehdit ediliyor olsaydı bu defter konusu da ayrı bir nokta)
Cumartesi günü saat 13:00 den itibaren garip bir soruºturma sürüyor
"... Fevzi Çakmak'ın mezarı baºında öldürüldü"
"... yok, yok, oradaki diğer mezarın, Nakºibendi ªeyhi Küçük HÜseyin Efendi'nin mezarı baºında"
"... Aslında kendisi ªeyhi ziyarete gitmiºti, zaten adı da ªeyhin zühur ettiği bir rüyadan gelmektedir"
"...Hayır hayır, Eizekel olan asıl adını 1971 de mahkeme kararı ile değiºtirdi"
"... yakınlarda çuval bulundu, üzerine Allah yazılmıº"
"...evet, evet, hem de kanla yazılmıº Allah"
"...Yok hayır,çuval üzerinde yazı yok, bıçak silinmiº, kan lekesi olmuº"
"...Katili yakaladık, müjde ey zevat ı keram, katil Deli Fuad isimli bir tinerci çocuk" (resmi açıklama, bakan, vali, emniyet müdürü bir arada)
"...ehem öhöm, kem küm, tinerci çocuk katil değilmiº...örgüt iºi olabilir"
"...Örgüt iºi değil, siyasi boyutu yok"
"...MOSSAD'dan yardım geldi..."
ªu açıklamalara bakın, ve yurdumuzda bir cinayet soruºturmasının nasıl yürütüldüğünü görün. Cep telefonu ile yakalanan firari askerden neler çıkacak hep birlikte göreceğiz.
Sevgili hic,eyer Bilg gizli komunist devlet idaresi diyorsa,yerinde söylüyor.
Sar1s1n güzel kad1n Tanru Cillerde son sosyalist devlet diyorsa ,oda dogru söylüyor.
Bende baz1 yaz1lar1mda kuzey koreye benzetmisimdir Türkiyedeki idareyi.
Bilg,gizli demis.Asl1nda ,ne gizli nede sakl1
asikäre yap1l1yor,bu idare.
Bir siirim vardir,bir kismin1 suraya yaziyim.
KARIS:
Giyim karis,kusam kar1s
Sakal kar1s,b1y1k kar1s
Yatakta isem kar1s
Sagciya solcuya kar1s
Milletin agz1 kilitli
Bir kesimde ,ag1z varki, bir kar1s.
Bu siiri burda b1rak1p Rahmetli Üzeyir Grih,in kamu sektörü icin söylediklerine gelelim.
Tamamen yanlis sözler.Devletin patronlugunu sosyalist ak1ll1lar1ndan baskas1 övemez.Eyer övüyorsa helede Garih gibi birisi o sözlerin alt1nda baska fikirler gizlidir demek.
Rahmetliyi cok fazla övünce baz1lar1,bende süphe uyand1yd1.
Bir ata sözü vardir.Cok laf yalansiz,cok servetde dolansiz olmaz demisler atalar1m1z.
Hangi devlet isletmesi batakta deyil?Devlete bes kurus vergi vermedigi gibi üstelikte devlet kasas1ndan bu isyerleri nasiplenmektedir.
Almanyada bir demir celik fabrikas1nda 2000 kisi calistiriliyor.
Ayn1 oranda mal c1karan Iskenderun demir celik fabrikas1nda yalan olmas1n gazatalar yazdiyd1 bir zamanlar 28.000 kisi cal1stigi söyleniyordu.
Devlet bu isyerinden vergi almas1n1 bos verin,ödenemiyen iscilerin bir k1sm1n1da ödüyormus.
Neden?Söz sahibi olan kisiler ,aldiklar1 paralar karsiligi insanlar1, ha bire fabrikaya doldurmalar1ndan kaynaklanmaktad1r.
Rahmetli Adana millet vekili Aga Kas1m Gülek,bir istasyona gider.
Tiren raylar1n1 deyistiren makas1n basinda 3 kisi görür.Sorar,siz burda ne yap1yorsunuz?Efendim makas1 deyistiriyoruz.Yahu bu makas1 deyistirmek okadar zormu ?
Kas1m Gülek söyle geri cekilin bak1y1m,üc kisiye bu makas1n ihtiyac1 varmi der.As1l1r makasa birde ne görsün makastek elle bile deyisecek durumda.
Ordan büyük bir h1rsla ayr1lan Gülek,istasyon müdürünün yan1na hisla iceri girer.Icerde ne söledigi bilinmez.Ama d1sar1 ciktiginda son derece sinirli oldugu görülür.
Devletcilik rüsvetin ,vurgunun ,adam kayirmanin,batag1n bas sebebidir.
Eyer Üzeyir Garih isveren oldugu halde,o isi ha özel sektör yapm1s hada devlet yapm1s diyorsaydi, onu bosuna övüp durmayiniz.
Sosyalistler övebilir.Cünkü onlarin elinden gelse komunist ihtilalinden bir müddet sonra Rusyan1n yaptigini yapmak isterler.
Bir gün bir söylenti yayildi,köye yemek hane yap1lacak diye.kisa zamanda yap1ldi,mutfaklar falan bitirildi.Herkesin elinde ne varsa alindi.Artik evlerde yiyecek birsey kalmad1.
Sabah yemekhaneye,övle yemekhaneye,aksam yemekhaneye.
Cocuk aglar birsey yemek icin ama birsey yokki veremezsin.
yedi ay anamizdan emdiklerimiz burnumuzdan geldi.Komunist idare baktiki olmuyor.Topladiklar1 ne varsa hepsini geri verdiler.
Demokrasiidaresinde kapitalist sistemin ne yapacagi belirlenmistir.
Basta devleti isverenlikten uzaklast1rmak,ilk etapda bunu becerenler deli gömlegini yirtip kurtuluyor bizse halä o deli gömlegi s1rtim1zda kollar1m1zda arkadan bagl1
Tanri devletciligi halä öven ak1lsizlara US versin.
Merhum Üzeyir Garih'e Tören hazırlıkları ve Cenaze Törenleri
August 28 2001, 7:17 PM
Türk bayrağıyla uğurlanacak
Garih’in naaşı, vasiyeti üzerine defnedilinceye kadar Türk bayrağına sarılı kalacak. Cenaze töreninde önce İbranice mezmurlar, ardından Fatiha okunacak...
Sır bir cinayete kurban giden Alarko Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Üzeyir Garih’in cenazesi, bugün saat 13.00’te Neve Şalom Sinagogu’nda düzenlenecek dini törenin ardından, Ulus’taki Musevi Mezarlığı’nda toprağa verilecek. Sinagog’daki dini tören boyunca Garih’in naaşı, dışarıdaki cenaze arabasında bekletilecek.
Yaklaşık 20 dakika sürmesi beklenen törende önce İbranice mezmurlar (Zebur ayetleri), daha sonra da Müslümanlık’ta olduğu gibi ölünün ruhuna Fatiha okunacak. Fatiha’yı herkes ayakta dinleyecek. Arzu edenlerin söz alabileceği törende, Alarko Şirketler Topluluğu Başkanı İshak Alaton bir konuşma yapacak.
Kamera alınmayacak
Garih’in vasiyeti üzerine naaşı, gasilhaneden alınıp defnedilinceye kadar Türk bayrağına sarılı olacak.
Sinagogdaki dini töreni yalnızca Anadolu Ajansı (AA) izleyecek. AA’nın çekeceği fotoğraflar tüm basına dağıtılacak. Basın mensupları, üzerlerinde fotoğraf makinesi ve kamera olmadan töreni izleyebilecek.
Tabut toprakla dolacak
Cenaze daha sonra Ulus’taki Musevi Mezarlığı’nda defnedilecek. Mezarlıkta önce, cenazenin yakınları kapalı bir yerde tabutun içine toprak atacak ve tabut toprakla doldurulacak. Cenaze, daha sonra çukura bırakılacak. Kabir başında, ölmüş aile büyüklerinin ismi anılarak, ruhlarına dua edilecek. Mevlit töreni ilk hafta yapılıyor. Cenaze için yedi gün yas tutularak her gün dua edilecek ve mevlit okunacak. Bu daha sonra iki yıl boyunca her ay yapılacak. Mevlit evde de, sinagogda da okunabiliyor. http://www.milliyet.com.tr/2001/08/28/yasam/ayas.html http://www.internethaber.com/detay.php?d=3510
Eyüp Mezarlığı'nda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu yaşamını yitiren işadamı Üzeyir Garih için mezun olduğu İstanbul Teknik Üniversitesi'nin (İTÜ) Taşkışla Kampusü'nde tören düzenlendi.
Türk bayrağına sarılı Garih'in cenazesi, saat 10.20'de törenin yapılacağı Makina Fakültesi'nin girişindeki holde hazırlanan katafalka konuldu.
Törende konuşan Alarko Holding Yönetim Kurulu Eş Başkanı İshak Alaton, Garih ile ortaklıklarının 1954 yılında başladığını belirterek, şöyle konuştu:
''Yarım asır süren, kardeşten yakın birlikteliğimizi heyecanlı bir macera olarak yaşadık. Hayatım boyunca bana büyük mutluluk veren bu muhteşem yolculuk sevgili yoldaşım Üzeyir için şimdi noktalandı. 'YüceTanrı öyle münasip gördü' diyerek, teselli bulalım ve gerçeği kabullenelim.''
Alaton, Garih ile iş hayatına sıfırdan başladıklarını, Alarko'yu birlikte yaratıp, yaşatıp, büyüttüklerini de belirterek, bu yolculuk boyunca varacakları limanların seçiminde çoğunlukla isabetli kararlar aldıklarını söyledi.
Hayata bakış felsefelerinin birlikte geliştiğini, zamanla şirketin karakterinin belirginleştiğini anlatan Alaton, bu yolculuk boyunca tek bir defa dahi ''bu senin hayatın idi'' demediklerini ifade etti.
Alaton, şöyle devam etti:
''Yavaş ancak sağlam ve emin adımlar atarak geliştik. İş dünyamızda en büyükler arasında yer almaya çalışmadık. Çok varlıklı olmak yerine, güvenilir ve saygın olmanın önemini ön planda tuttuk. 6 bin kişilik büyük bir aile olduk. Bu ailenin bütün mensupları, yıllar boyunca geliştirdiğimiz dürüst ve şeffaf iş felsefemize uygun bir yönetim çerçevesi içinde, Alarko Holding'i bugünkü duruma getirdiler.''
Garih'in sayısız haslet ve meziyetinin bulunduğunu ve insan ilişkilerine çok önem verdiğini ifade eden Alaton, iş hayatında yaşadığı güçlükleri ve başarı yolunda çözüm üretme yollarını yazıya dökerek, büyük bir arşiv oluşturduğunu bildirdi.
Garih'in, yalnız Türkiye'nin değil, dünyanın bütün insanlarını, bütün gençlerini kucaklayabilen, geniş bir ufka sahip olduğunu dile getiren Alaton, ''Cömert ortağım Üzeyir, bizim şahsen ve şirket olarak yol boyunca yaptığımız hataları irdeleyerek, bu tip hataları önleme yollarını da göstererek, topluma hizmet etmeyi hedefledi'' diye konuştu.
Alaton, Üzeyir Garih'in dünyadaki ömrünün er veya geç bir gün noktalanacağının idrakinde olduğunu belirterek, bazı insanların yaşamadan öldüklerini, bazılarının ise öldükten sonra da yaşamlarının devam ettiğini kaydetti.
Garih'in ikinci gruba iyi bir örnek olduğunu ifade eden Alaton, ''Üzeyir, yarattığı eserlerinde, kitaplarında ve Alarko'da yaşamaya devam edecektir'' dedi.
Alaton, iş ortağının her üç semavi dinin aynı ve tek Allah'ın mesajlarını ve felsefesini içerdiğini bildiğini, bunların müşterek yönlerini araştırdığını ve Tevrat ile Kuran'dan birçok ayeti ezberlediğini de söyleyerek, yol gösterici olarak konuşmalarında bu ayetleri zikr ettiğini anlattı.
Alaton, şöyle devam etti:
''Türkiye'nin çağdaş batıya dönük ve saygın yüzünü yurtdışında tanıtmayı kutsal bir görev bildi. Üzeyir hayatı boyunca toplumsal sorumluluklarının idrakinde oldu. En az almak kadar vermenin de bir görev olduğuna inandı. 'Bu ülkede yetiştim. Bu ülkeye hizmet etmek boynumun borcudur' dedi. Bu yolda iş dünyamızın liderlerinden biri oldu. Mükemmel olmak yalnız Allah'ın inhisarıdır. Garih benim tanıdığım binlerce insan içinde mükemmelliğe en yakın müstesna bir insan idi. Onu bundan sonra da yaşatmaya, bıraktığı eserlerden faydalanmaya devam edeceğiz. Bayrağı dik tutacağız. Hepimizin başı sağolsun.''
Eyüp Mezarlığı'nda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu yaşamını yitiren işadamı Üzeyir Garih için Şişhane Büyük Hendek Neve Şalom Sinagogu'nda dini tören düzenlendi.
Siyaset, iş ve medya dünyasının ünlülerini, farklı siyasal ve dini inanıştaki kişileri buluşturan cenaze töreninde izdiham yaşandı.
Neve Şalom Sinegogu'nun bulunduğu kuledibi'nde trafik kilitlendi.
Garih'in, Türk bayrağına sarılı tabutu, saat 11.15'te sinagoga getirilerek, dini törenin yapılacağı ana kadar bekleyeceği bölüme alındı. Cenazenin gelmesinin ardından bir süre sonra Üzeyir Garih'in ailesi de sinagoga gelerek, tören için yerlerini aldılar.
Dini tören saat 13.05'te başladı. Törenin başlamasıyla birlikte Garih'in cenazesi sinagog görevlisi 4 kişinin omuzlarında taşınarak, dışarıda bekleyen cenaze arabasına konuldu. Duadan önce kısa bir konuşma yapan ortağı İshak Alaton, Üzeyir Garih ile yaklaşık yarım asırlık iş ortaklıklarının bulunduğunu, bu süre içerisinde gelişen dostluklarının yanı sıra, Alarko'yu kurarak büyüttüklerini belirti.
Alaton, Garih'le birlikte hedeflerinin büyük şirket olmaktan çok, güvenilir şirket olmak olduğunu kaydederek, Garih'in Türkiye'nin en büyük tehlikesinin eğitimsizlik olduğunu görerek, bu yönde büyük çabalar sarfettiğini hatırlattı. Alaton, Garih'in misyonunu devam ettireceklerini dile getirerek, ''Kimi insanlar yaşarken ölürler. Bazı ender insanlar da vardır öldükten sonra yaşarlar. Garih de bu ender insanlardan biridir'' dedi.
Tören, Türkiye Hahambaşısı Rav David Asseo nezaretinde, Hahambaşı Vekili Rav İzak Haleva'nın katılımıyla, Hazan (müezzine eş değer) David Sivi'nin cenaze duası okumasıyla gerçekleştirildi. Dua boyunca Garih'in naaşı dışarıda cenaze arabasında bekletildi. Dua sırasında eşi Lili Garih ile oğlu İzzet Garih ve gelini Roksi Garih'in üzgün, ortağı İshak Alaton'un da yorgun ve bitkin olduğu görüldü.
Tören boyunca, Lili Garih, İshak Alaton, ablası Lucienne İlkbahar, İzzet ve eşi Roksi Garih yan yana oturdu. Ailenin diğer fertleri, torunlar ise arka koltukta töreni izlediler.
Tören saat 13.30'da sona erdi. Törenin sona ermesiyle birlikte cenaze, alkışlarla Arnavutköy Musevi Mezarlığı'na uğurlandı.
Törene, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ile eşi Berna Yılmaz, Devlet Bakanları Faruk Bal, Recep Önal, Nejat Arseven, İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Emniyet Genel Müdürü Kemal Önal, İstanbul Valisi Erol Çakır, İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir, Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, 1. Ordu Kurmay Başkanı Tümgeneral Nejat Müldür, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob 2, aralarında Semra Özal, Dilek Sabancı, Mustafa Koç, Ali Koç, Türk-İş Başkanı Bayram Meral, TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, İMKB Başkanı Osman Birsen, Prof. Dr. Erdal İnönü, Cefi Kamhi, Bülent Eczacıbaşı'nın da bulunduğu çok sayıda tanınmış kişi katıldı.
Törenden notlar
Garih'in cenaze töreni için Neve Şalom Sinagogu'na gelenler, özel güvenlik elemanlarınca tek tek aranarak içeri alındı. Bu sırada, kimlik kontrolü yapıldığı da görüldü. Tören için erkekler alt kattaki, kadınlar da üst kattaki salona geçti.
Alt kattaki salonda, aile, diplomatik ve dini temsilciler, devlet protokolü, holding çalışanları, cemaat üyeleri, basın ve sivil toplum kuruluşları için ayrı ayrı bölümler oluşturuldu.
Bu arada, kalabalık nedeniyle alt kattaki sandalyelerin kaldırıldığı görüldü.
Ayrıca, Garih ailesine taziyelerini bildirmek isteyenler için de sinagogun girişine bir defter konulurken, törene katılanlar buraya isimlerini yazdı. Bu arada, sadece ailenin çelenkleri içeri alındı.
Öte yandan, tören nedeniyle sinagog çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Yaklaşık 500 güvenlik görevlisi çevrede önlem alırken, sinagogun bulunduğu sokak da trafiğe kapatıldı. Sokağa giriş-çıkışta polis kontrol noktaları oluşturulurken, giriş yapanlar tek tek arandı.
15:25
Üzeyir Garih toprağa verildi...
Eyüp Mezarlığı'nda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Alarko Şirketler Topluluğu Başkanı Üzeyir Garih'in cenazesi, Arnavutköy Musevi Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Garih'in Türk Bayrağı'na sarılı naaşı, Neve Şalom Sinagogu'nda yapılan dini törenin ardından, sinagoga ait bir minibüsle saat 13.50'de Arnavutköy Musevi Mezarlığı'na getirildi.
Basına kapalı olarak gerçekleştirilen defin işlemi, saat 14.10'da başladı ve 14.30'da sona erdi.
Törene, Üzeyir Garih'in eşi Lili, oğlu İzzet, gelini Roksi, kızı Dalya Herzikowitz ve diğer aile fertlerinin yanı sıra, Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton, DYP Genel Başkan Yardımcısı Hayri Kozakçıoğlu, işadamları Cefi Kamhi, Vitali Hakko, Cem Hakko ve Alarko Holding çalışanları ile çok sayıda musevi vatandaş katıldı.
Bu arada, mezarlık etrafında yoğun güvenlik önlemleri alındığı gözlendi.
Hahambaşılıktan açıklama
Öte yandan Türkiye Hahambaşılığı'ndan, Garih'in defin işlemiyle ilgili olarak basın mensuplarına yazılı bir açıklama dağıtıldı.
Türkiye Yahudi Cemaati'nde ölen kişilerin tabutla toprağa gömüldüğü belirtilerek, şöyle denildi:
''Tabutların altı çok incedir. Amaç, vücudun toprağa kısa zamanda karışmasıdır. Mezarlıkta gömü yapılmadan önce tabut, ölenin yakınları tarafından toprakla doldurulur. Kefene sarılı olan ölü erkekse, tabut içinde yetişkin bir erkeğin belli ibadetler sırasında bürünmek zorunda olduğu dua şalına sarılır. Gömüyü müteakiben vefat etmiş aile büyükleri için mezar başında hazan tarafından isim zikredilerek ruhlarının huzuru için dua edilir. Mezarlık girişinde yer alan, mescidin eş değeri olan küçük ibadethanede Tanrı'ya kutsama duası okunur.''
Allah Rahmet etsin, ismi ve iyilikleriyle kimliği unutulmasın, hep anılsın, amin
İlkokuldan arkadaşı Gazeteci/Yazar Sami KOHEN anlatıyor:
August 28 2001, 7:27 PM
Garih bugün toprağa verilirken, herkesin dileği ve umudu, bu olayın da "faili meçhul" suikastler veya cinayetler listesine eklenmemesi, gerçeğin bir an önce aydınlığa kavuşmasıdır.
Türkiye bundan sonra "Garih'i kim, neden öldürdü?" sorusu üzerinde kafa yormaktansa, miras bıraktığı fikirlerini, tavsiyelerini, önerilerini tartışırsa, onun hatırasına en büyük saygıyı göstermiş olacaktır... *
İLKOKULDAN beri tanıdığım, yıllar boyunca başarılarını yakından izlediğim ve bazı etkinliklerde beraber bulunduğum Üzeyir Garih gerçekten olağanüstü bir kişiliğe sahipti.
İş hayatındaki üstün yeteneklerinin yanı sıra çeşitli alanlarda güçlü bir yaratıcılığı vardı. Sorunlara pragmatik yaklaşarak çözüm üretmeye çalışırdı, uzlaşıcı ve dengeli idi. Dinamik, yorulmak bilmeyen bir "işkolik"ti. Gerçek bir vatanseverdi. Tüm inançlara karşı anlayışlı ve hoşgörülü idi. Faal bir sosyal yaşantısı vardı. Her zaman, her yerde hazır ve nazırdı. Yazıları, konuşmaları ve TV kanallarındaki söyleşileri ile, görüşlerini, tavsiyelerini duyurmak, onun en büyük mutluluğu idi...
Her parmağında bir marifeti olan Garih'i böyle dar bir çerçeve içinde bütün yönleri ile anlatmak çok zor. Ama burada sayısız özelliklerinden biri üzerinde durmak istiyorum: O da, Türkiye'nin dış ilişkilerine katkıları... *
GARİH, gerektiği hallerde "gönüllü bir hariciyeci" gibi çalışırdı.
Böyle bir "görev" anlayışıyla kendisi yurtdışında ve içinde yabancı devlet büyükleri ile ve diplomatları ile temas kurar, onlara Türkiye'nin davasını anlatır, inandırıcı argümanlarını aktarırdı.
Garih bu tür faaliyeti en kritik zamanlarda ABD ve Avrupa ülkeleri (ve de AB) nezdinde büyük bir özveri ile yürüttü.
Garih'in "lobi" çalışmalarını nasıl yürüttüğünü yakından izleyenlerden biri olarak, onun olağanüstü bir ikna kabiliyetine sahip olduğunu belirtmeliyim. En olumsuz ortamlarda bile, mükemmel İngilizcesi veya Fransızcası ile "patlattığı" esprileri ve en agresif sorulara verdiği mantıklı yanıtları ile karşısındakileri yumuşatmasını, hatta ikna etmesini bilirdi. *
GEÇENLERDE ikimiz ABD'den gelen bir Kongre heyetine bir brifing vermeye davet edilmiştik. Üzeyir'in her zamanki gibi, bu konuşmasından sonra bir randevusu daha vardı. Panelde o Türkiye'nin ekonomisi, ben de dış politikası üzerinde konuşmayı kabul etmiştik. Kendisi hızlı bir tempo ile 20 dakika içinde ekonominin yanı sıra iç ve dış politikası ile Türkiye'nin tümü üzerinde kapsamlı bir tablo çizmiş, dinleyecileri adeta büyülemişti. Ayrılırken, "şimdi TV'de bir programa yetişeceğim" dediğinde, bir senatör "ne müthiş adam" demekten kendini alamamıştı.
Gerçekten müthişti.
Toprağı bol olsun, huzur içinde yatsın...
DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit, ''Benim düşündüğüm af katillerin affı değil, garibanların affıydı'' dedi.
Rahşan Ecevit, Şartla Salıverilme, Dava ve Cezaların Ertelenmesine İlişkin Yasa'yla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.
Rahşan Ecevit, açıklamasında şunları kaydetti:
''Değerli işadamı ve yazar Sayın Üzeyir Garih'in katili aranırken, bazı gazeteler Şartlı Salıverme Yasası'nı yeniden gündeme getirdiler. O arada bir yazar da bu yasadan beni sorumlu tuttu. Oysa ben, defalarca bu affın benim düşündüğüm af olmadığını söyledim. Benim düşündüğüm af katillerin affı değil, garibanların affıydı. Bir somun ekmek çalanlar için istenilen affın içine katilleri de sokan ben değilim. Katillerin bile cezalarının silinmesini kolaylaştıran kanunlarımızı hala düzeltmeyen de ben değilim. 'Adalet' adı altında affın kapsamını genişletmek için hala uğraşan da ben değilim.''
Tinerci ,deli bilmem kim.
B1caklanarak öldürüldü
Marasal Fevzi Cakmag1n mezar1n1 ziyarete gidiyordu.
Her 15 günde bir Marasal1 ziyaret edermis
Yokyahu ne Marasal1,Onun ad1n1 koyan bir dervis varmis onu ziyarete gidiyordu.
Marasal1n mezar1n1n üstündeydi.
Yok yanindayd1
Dervisde övülmekte ,rahmetli Garihten fazla övülüyorda eksik övülmüyordu, öyle övülüyorduki,nerde ise dervis olmasa Gar1h dünyaya gelemiyecekti diyeceklerd1.
Bir haber:yahu o zavall1 bir cocukmus,kimsesiz zavall1n1n biri,Yasida 13.
Gel simdi onu yakalayana iyi bir meydan dayag1 atma.
üstelikte polis dövmüs sucu kabul et diye.
Simdi ben Ecevitin demokratsal,bilimsel,ayd1nsal,asksal,sopasal,cocuksal,isbilmezsal,bataksal,soygunsal,zelzelesal,kafas1zsal idaresine ne desem hakl1 deyilmiyim.
POLIS az1l1y1 yakalamak icin öteye gider.Ve bütün hasmetiyle Temelin Fadimeye daldigi gibi iceri dalar ve eller yukar1,baska seyler deyil der., yalniz eller,kip1rdayani yakariz.Sineye bile ucma izni yok,kimse nefeste almas1n.
Söyle hinz1r käfir melun,dedenin dedesinin ad1.bilmiyorum abi.ihtimaller bunun üstünde toplanmaya basland1.Peki ,dedenin babas1n1n ad1 ,onuda bilmiyorum abi.ihtimaller yükseliyor.
Peki debak1y1m annenin anne annesinin ad1ne?,Bilmiyorum efendim.Hafiye sefi:ben bilirim.suclu bu,hüviyeti meydana cikmas1n diye söylemiyor.
Konus len deyyus,adami nas1s bicaklad1n.?Ne adam1 nede b1cak görmedim.
ulan namussuz nas1l görmezsin,adam1n gözünüde oymusun .
yok abi valla adam1n gözünüde görmedim.
007 hafiye sefi:dünyada bukadar soguk kanl1 bir teröristle hic kimse
kars1lasmam1st1r.
Ya abi su namlular1 bas1mdan cekin,seytan isi bir patlarsa?
Bu rahmetlinin boyu birkac kilometre uzunda herhalde polis göremiyor neresinde ne var.
Bakarsiniz bir ay sonrada adli t1pdan bir rapor.beyler cok üzgünüz, ama maalesef gercek.
Rahmetlinin beyaz ve karaciyeri,kalbi,midesi,böbrekleri,dalag1 ve beyni malum kisiler tara1ndan cal1nm1st1r.
Bir hafta sonra ,bir rapor daha,o hengamede tesbit edememisiz,Rahmetli Garihin apantisidinide calmislar vicdansizlar diye gazatalar yazarsa sasmay1n1z.
Tiyatro patronlar1.tyatro sanatkarlari milletimizin tiyatrolara gitmediginden dert yaniyorlar.
İşadamı Üzeyir Garih cinayetiyle ilgili ilk kez bir askeri yetkili konuştu. Kara Kuvvetleri Komutanı Hilmi Özkök, 30 Ağustos Resepsiyonu'nda, gazetecilerin soruları üzerine Üzeyir Garih cinayetini yorumladı.
Aynı hata yapılmamalı
Yener Yermez'in, öldürdüğü şahsın Garih olduğunu bilmediğini, akşam haberlerde öğrenmiş olabileceğini belirten Özkök, "Daha önce birisi yakalandı, 'katil bu' denildi. Bu sefer aynı hata yapılmamalı" diye konuştu.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün konuyla ilgili değerlendirmesi şöyle:
"Bu şahsın çarşı izni dönüşünde nizamiyede üzerinden cep telefonu çıkıyor. Normalde bu yasaktır. Görevli astsubay kendi sim kartını takarak konuşma yapınca, sinyallerden saptanıyor. Bu astsubay konuşmasaydı, belki de cinayet aydınlanmazdı. Bu şahsın öldürdüğü kişinin Üzeyir Garih olduğunu bildiğini sanmıyorum.
Akşam, tabii haberleri filan görünce anlıyor. Sonra firar ediyor. Her erin başına nöbetçi dikilemez. Öyle kışlaya gelmişler, doğum yeri yanlış söylenmiş, o sırada firar etmiş değil. Pantalonundan çıkan kan lekesi Garih'e ait. Ancak daha önce birisi yakalandı, katil bu denildi. Bu kez aynı hata yapılmamalı. En doğrusu kişiyi sorgulamak, yargılanmasını beklemek. Raporlar yakında bana gelecek. Askeri savcık soruşturma yapıyor. Sorumlu varsa bulunur. İzin istemiş, yakında izne ayrılacakmış."
internethaber.com
Caniyi rehabilite etmeden affedenler de suçlara karışmış oluyor
August 31 2001, 12:51 PM
Psikiyatrist gözüyle Garih cinayeti
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, Üzeyir Garih cinayetini işlediği sanılan zanlı da antisosyal bir kişilik bozukluğu olduğunu düşündüğünü belirterek, "Daha önceden cinayet işlemiş bir kişiyi ruhsal ve sosyal yönden rehabilite etmeden topluma sunmak cinayettir" dedi.
Prof. Dr. Özkan, bu insanlarda sorumluluk ve vicdan duygusunun çok az bulunduğunu ve bu insanların kişiliklerinin uygarlaşma ve sosyalleşme boyutunun ilkel kaldığını söyledi.
Adalet Bakanlığı, işadamı Üzeyir Garih'in bir numaralı katil zanlısı Yener Yermez'in de aftan yararlanan eski bir mahkum olması nedeniyle affın yeniden tartışma konusu olmasına tepki gösterdi. Çıkarılan yasayı savunan bakanlık, aftan yararlanarak cezaevinden çıkan 33 bin 109 hükümlü ve tutukludan sadece 162'sinin tekrar suç işleyerek cezaevine girdiğini bildirdi.
Bakanlığın verdiği bilgiye göre, 21 Aralık 2000 tarihinde yürürlüğe giren, 4616 sayılı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesi'ne İlişkin Yasa'dan toplam 33 bin 109 hükümlü ve tutuklu yararlandı. Aftan yararlanarak dışarı çıkan mahkumların sadece binde 5'i yeni bir suç işledi ve yakalandı. Bunlardan 63'ü hırsızlık, 32'si müessir fiil, 11'i dolandırıcılık, 6'sı ruhsatsız silah taşımak, 5'i adam öldürme, 5'i tehdit, 4'ü uyuşturucu madde kullanma, 3'ü gasp, 2'si adam kaçırmaya teşebbüs, 2'si görevli memura hakaret, 2'si görevli memura mukavemet, 2'si ırza geçmeye teşebbüs, 2'si meskun mahalli ihlal, 2'si kız kaçırma ve 21'i de terör, adam öldürme, fuhuş, ırza geçme, kumar ve kalpazanlık gibi suçlardan yeniden cezaevine girdi.
33 küsür bin kişinin yarısı öbür yarısını öldürse gıkım çıkmazdı.
Bir tanesi Üzeyir Garih'i öldürürse içim parçalanır.
Merak etmesinler bu asil millet daha kaç binlerce o 33 küsur bin canilerden hırsızlardan uğursuzlardan yetiştirecektir de bir tane daha Garih gelecek midir o belli değil.
Bu milletin kanatları kesilmiştir. Uçamaz Türk milleti. Uçamayacağı için kolay kolay da gmklere erişebilecek insanlar yetiştiremez.
O kanatları işbirlikçiler kesmişlerdir. Kimdir bu işbirlikçiler.
Askerler
Politikacılar
Din taifesi
Bu üç zümreninde iyi yetişmiş vatan evladı işine gelmez. Cahil insana ihtiyaçları vardır bunların. Okumuş ama cahil de olabilir. Sorgulamayacak, yargılamayacak insanlar isterler.
Düşünme, akıl yürütme, mantık yapımız daha iyi olabilemez miydi
September 2 2001, 12:34 PM
Yeni tanık’ fos çıktı
İşadamı Üzeyir Garih’in öldürüldüğü sırada, Eyüp Mezarlığı’ndan koşarak çıkan ve yabancı plakalı bir otomobille buradan uzaklaşan 2 kişiyi gördüğünü öne süren K.Y’nin ifadelerinin inandırıcı bulunmadığı belirtildi. K.Y. adlı kişi, olayın ardından Pendik Kurtköy’de jandarmaya başvurarak, olayla ilgili tanık olduğunu söyledi. Bunun üzerine, Pendik Cumhuriyet Savcılığı’na çıkarılan tanık K.Y., daha sonra polise teslim edildi. Tanık olduğu olayları anlatan K.Y’nin, katil zanlısı Yener Yermez’i fotoğraflardan teşhis ettiği öğrenildi. Tanık K.Y’nin, olay günü mezarlıktan koşarak kaçan 2 kişi gördüğünü ve bu kişilerden birinin 1.80 boyunda, takım elbiseli ve açık alınlı, diğerinin ise 1.70 boyunda olduğunu anlattığı ifade edildi. Tanık K.Y.’nin, bu kişilerin mezarlıktan koşarak çıktıktan sonra, yabancı plakalı kırmızı Opel Vectra marka otomobille uzaklaştıklarını söylediği belirtildi. Süpriz tanık K.Y., önceki gece Asayiş Şube Müdürlüğü’nde bilgisine başvurulduktan sonra serbest bırakılırken, anlattıklarının pek inandırıcı bulunmadığı öğrenildi.
Bu arada, Pınar Konuşkan ve gözaltındaki diğer kişilerin sorguları sürerken, Hasdal Kışlası’nda, Yener Yermez’in dolabında bulunan kanlı pantolon da, üzerindeki kan lekelerinin Garih’e ait olup olmadığının kesin tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün kriminal laboratuvarında yapılan ilk incelemede, kan izlerinin Garih’e ait olduğu tespit edilmişti. Ancak, mezarlıkta katile ait olduğu sanılan parmak izleri ile katil zanlısı er Yener Yermez’in parmak izlerinin aynı olmadığının belirlenmesi, cinayetin firari er tarafından işlenmemiş olabileceği ihtimalini de gündeme getirdi.
‘Sorulara kızdı’
Öte yandan, Bakırköy’deki Omurilik Felçlileri Derneği’ni ziyaret eden İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, gazetecilerin Garih cinayeti ile ilgili soruları üzerine, “Bu konuda konuşmam” dedi. Cinayetle ilgili bilgi almakta ısrar eden gazeteciler, daha sonra bakanın korumaları tarafından dışarı çıkarıldı.
Beyoğlu didik didik
Beyoğlu Asayiş Büro ekipleri, ilçe genelinde başlattığı operasyonlarda, Üzeyir Garih cinayetinin firari sanığı Yener Yermez’i aradı. Yermez’in Beyoğlu’ndaki bekar evlerinde kalabileceği ihtimalini gözönünde bulunduran Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro ekipleri, dün gece yarısından sonra operasyon başlattı. Operasyonun ilk durağı Tarlabaşı’nın arka sokaklarındaki bekarların yaşadığı evler oldu. Evlere girildi, kimlik kontrolleri yapıldı. Bekar pansiyonlarının odaları tek tek dolaşıldı. Daha sonra, Taksim Meydanı’nda ve Gezi Parkı’nda durumları şüpheli görülen şahısların üzerleri arandı, kimlikleri kontrol edildi. Bu sırada uyarılara rağmen kaçmaya çalışan bir genç yakalandı, ancak şahsın üzerinde herhangi bir suç unsuru bulunmadı. Sabaha kadar devam eden aramalarda Yener Yermez’in izine rastlanamadı.
Musevi lideri Ovadya: İlişkiler etkilenmez
Türk Musevi Cemaati Türkiye Hahambaşı Müşaviri Silvyo Ovadya, işadamı Üzeyir Garih cinayetinin Türk ve Musevi toplumlarının ilişkilerini etkilemeyeceğini belirtti. Ovadya, yaptığı açıklamada, Garih’in Türkiye’nin yetiştirdiği büyük bir değer olduğunu ifade ederek, “Türk ve Musevi toplumları arasındaki ilişkiler etkilenmez. Garih, sadece Yahudi toplumu için değil, gerek sanayi ve ticaret alanında yaptığı çalışmalarla, gerekse fikirleri ile Türkiye’ye büyük katkılar sağlamıştır. Böyle değerli kişiler kolay yetişmiyor” dedi.
Emniyet görevlilerinin bugüne kadar cinayetin aydınlanması için inanılmaz bir çaba sarfettiğini söyleyen Ovadyo, bir cep telefonu ile zanlıya ulaşmanın kolay olmadığını söyleyerek, “Türk emniyetine güveniyoruz. En kısa zamanda bu olayın çözüleceğine, katil veya katillerin yakalayacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu. Ovadya, cinayetin siyasi yönünün olduğunu sanmadığını söyleyerek, “Olay aydınlatılmadan yorum yapmanın yanlış olabileceğini düşünüyorum. Ancak, bugünkü bulgular Garih’in sebepsiz ve boş yere katledildiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu. Üzeyir Garih’in işadamı olması dolayısı ile geniş temasları olduğunu hatırlatan Ovadya, cinayetin Türkiye dışında yaşayan Museviler tarafından da üzüntü ile karşılandığını sözlerine ekledi.
Denilecek ki bu hiç bu sayfaya niçin öyle uğraşıyor: ibret için, ibret için
September 2 2001, 1:12 PM
http://www.internethaber.com/detay.php?d=4055
Firari ere çürük raporu verilecekti
Zaman Gazetesi dünkü haberinde Üzeyir Garih cinayeti zanlısı firari er Yener Yermez'e askeri hastanede psikopat teşhisi konulduğunu ve çürüğe çıkarılmak üzere olduğunu yazdı. İşte o haber:
'...Yermez'in, olayın gerçekleştiği tarihten bir süre önce bağlı bulunduğu komutanlık tarafından psikolojik tedavi amacıyla Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'ne sevk edildiği ortaya çıktı. Muayeneyi yapan Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'nde görevli Dz. Tbp. Binbaşı Haşmet Işıklı, er Yermez'in akıl hastalığına sahip olmadığı; ancak 'antisosyal kişilik bozukluğu' bulunduğunu teşhis etti... Yermez'in GATA'nın Psikiyatri Polikliniği'nde yapılan muayenesinde de, 'antisosyal kişilik' tanısının doğru olduğu sonucuna varıldı... 'Psikopat' özellikleri sebebiyle askerliğe elverişli olmayan er Yener Yermez'in bir süre sonra, 'çürüğe çıkarılarak' terhis işlemlerinin başlatılması gerekiyordu.'
İSHAK ALATON'UN ACISI DİNMİYOR
Alaton İsyan Etti
'Katiller ve tanıklarla ilgili bir iddia çıkıyor, hemen ertesi gün iddia çürüyor. İş korkunç bir hal aldı. Utanmadan bir de adama şey damgası yapıştırdılar, bu kadar rezillik olabilir... Bu ithamı okuyunca midem bulandı, istifra ettim'.Üzeyir Garih'in 47 yıllık ortağı İshak Alaton, sessizliğini bozdu http://www.stargazete.com.tr/ekonomi/2001/09/02/eko01.html
ateist ethik ile ilgili bir gönderme
sanırım
bir yanıt gereksiniyor
ateizme göre vicdan
encak eğitimle oluşan bir içsel durum
konu ile ilgisini kurmayı
soruyu yöneltene bırakıyorum
sayfaya yakışmayacağı düşüncesi ile
bu dostun önerdiği iman ethiğini değerlendirmeyi de
yine yendisine bırakıyorum
gelelim
garih in
olayına
şahsi kanaatimin ötesinde elde ikna edici veriler yok
bu nedenle
ben önce garih in
toplum karşısına çıktığı
toplumda tanımlandığı
göstergelerle ilgileniyorum
yani samanyolu TV de yaptığı programla
ve belki sizi şaşırtan bir senaryo olacak ama
bence mossad
yada herhangi bir örgüt
suçlu belli değil iken
herhangi bir başka ülkede faaliyete girmez
kısaca olayın akışından da görüceği gibi
mossad
katili tesbit etti
ve öyle buraya geldi
bunu başka türlü de söylemek mümkün
mossad katili biliyordu
tinerciden asker kaçağına değişimin altında
mossad var
ve yine şahsi kanaatim
mossad
herkesten önce kendisi bu katili yakalamak istiyor
İŞTE sorun burada
demek yolunda gitmeyen birşeyler gerçekleşti
garih in ölümü
kimlerin işine geldi diye bakmayı tercih ediyorum
ve mossad ve israil in tutucu çevresi mi Garihten rahatsızdı
yoksa İslami örgütler mi?
Yada şöyle düşünelim
Hristiyan misyonlu bir TV kanalında
bir müslümanın program yapması
-ve tabi ki burada altan alta savunulan bir alt metin var-
Hristiyanları mı rahatsız eder
yoksa MÜslümanları mı
Bence katil ile
ilişkili
olan
ve sim kartında da
bulunan önemli bir bağlantının
örtülme sürecine
katkıdan başka bir amacı yok
MOSSAD ın burada bulunuşunun
Eğer çok erak ediliyor ise
Garih İsrail devletine her yıl ne kadar yardım yapmaktaydı
bunu yapmaktamıydı
yaparken hangi ilişkiler içindeydi
yapmıyor ise
bu iişle türkiyede ilgilenen kimlerdi
bence sorgulanması gereken bunlar..
Ve
bir ateist
basında pohpohlanan
söyle iyiydi böyle iyiydi
yaygarasının ötesinde
bu iş kimin işine yaradının sorgulamasını yapıyor..
Eğer zanlı yakalanır ise gelişmeler dahada şaşırtıcı olacak
yakalanmaz ise
ve mossad bu işten vazgeçip geri dönerse
MOssad görevini yapmış olacak
Birkaç soru daha:
-Garih in cinayeti bir ihbarla polisin ulaşması ile ortaya çıktı..Daha önce aynı mezarlıkta bir cinayet ile ilgili geçmiş haftalarda yapılmış ihbar var mı acaba?
-Cinayet tarzı acaba hangi istihberat yada terör örgütününküne benziyor..
insanın aklına gelmiyor değil: Ya MOSSAD yakalayıp kaçırmışsa
September 2 2001, 2:45 PM
Belki Musevilik karşıtı örgütler veya Mafya tipi topluluklar saklanmasına yardım ediyor olabilirler
Fakat dünyanın neresine gitse, nereye saklansa da MOSSAD mutlaka bulur; hele de şimdiki İsrail Yönetimiyle
Aslında Üzeyr Garih değişmiş bir Museviymiş. Onun STV'deki söyleşilerine rasgeldiğimde çağdaş sosyoloji ve psikolojiden de tabii ki ekonomipolitikten de çok derin bilgili olduğunu görüyordum. Şimdi de NakşiBendilik ve Mevlevilik ile kalben ilgili olduğunu anlıyoruz.
Kendini içinde yaşadığı ve bağlı olduğu topluma, insanlığa sorumlu hisseden bir kişilik miş.
Sevgili gak,
bazan çok evhamlı oluyorsun
acaib çıkarsamalar yapıyorsun
Bu cinayet nedeni nasılı artık belli gibi
Teknik izlemeyle bulunduktan sonra beceriksizlikle elden kaçırdılar psikopat katili
Sonuçta nasıl yakalanacak diye bekliyoruz
Sedat Ergin yazıyor:
"New York Times gazetesinde dün yayınlanan ve Türkiye muhabiri Douglas Frantz tarafından kaleme alınmış olan haber-yorumda ise Üzeyir Garih'in katil zanlısının af yasasından yararlanarak hapisten çıkan tescilli bir katil olduğunun anlaşılmasının yarattığı tepkiler işleniyor.
Bu yazıda, cumhuriyet tarihinde toplam 52 kez af çıkartıldığı hatırlatılıyor ve bu aflarda her seferinde katil ve hırsızlar serbest bırakılırken, siyasi suçluların çoğunluk af kapsamı dışında tutulmalarındaki çelişkiye dikkat çekiliyor.
Türkiye hakkında fikir sahibi olmayan bir New York Times okuru, bu haberi okuduktan sonra herhalde ‘‘Garip, çok garip...’’ diyecektir.
Kayseri/Sivas - Kayseri'de yakalanan, işadamı Üzeyir Garih'in öldürülmesi olayının zanlısı er Yener Yermez'in cinayeti itiraf ettiği bildirildi.
Kayseri Valisi Nihat Canpolat'tan alınan bilgiye göre Yermez, Kayseri girişinde Boğazköprü Köyü yakınlarında kurulan polis kontrol noktasında bu sabah saat 11.00 sıralarında yakalandı. Vali Canpolat, Yermez'in ilk sorgusunda, işadamı Üzeyir Garih'i öldürdüğünü itiraf ettiğini bildirdi.
Kent Turizm'e ait otobüs içinde yakalanan Yermez'in üzerinden kendi adına düzenlenmiş bir kimlik çıkmıştı.
İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, işadamı Üzeyir Garih'in öldürülmesi olayının zanlısı Yener Yermez'in yakalanması ile ilgili açıklamanın, çalışmaların tamamlanmasından sonra yapılacağını belirtti.
Yücelen, olayın 15 gündür yazılıp çizildiğini belirterek, "Arkadaşlarımız çalışmalarını tamamladıktan sonra, kamuoyunu ilgilendiren bu konuyu, zamanı geldiğinde açıklayacağız. Bırakın arkadaşlar rahat çalışsınlar" dedi.
Yermez, Kayseri girişinde Boğazköprü Köyü yakınında yapılan polis kontrolünde yakalanmıştı.
Ve Raslantıya bakın ki, asıl Kahraman Polis Hasan KAHRAMAN
September 5 2001, 8:56 AM
Yener Yermez’i hemen tanıdı
Kayseri Emniyet Müdürlüğü’nde görevli Hasan Kahraman, 6 yıl önce Yener Yermez’i hırsızlık yaparken yakalamıştı. Yermez’i çok iyi tanıdığı için özel ekipte görevlendirildi. Kimlik kontrolü için otobüse giren Kahraman, Yermez’i görür görmez tanıdı. Bir an göz göze geldiler. Yermez panikledi ve gözlerini kaçırdı. Kahraman hemen yere yatmasını istedi. Ve Yermez’in Hasdal’da başlayan kaçışı son buldu.
İletimi tekrarlayarak yaptığınız yorumdan pek bir şey anlamadım. Eğer komediye dönen bir soruşturma sonucunda bir zanlı filmlerdeki gibi bir şekilde yakalanıyorsa, tanıkların verdiği ifadeler birbirini HİÇ tutmuyorsa, komplo teorileri üretmememk elde değildir. Aklıma bir şey geldi, yazdım.
Asıl sizin yazan kişinin iletisine değil de mantık yürütme şekline yaptığınız yorum, ne dereceye kadar konuşma adabına sığar, ne derece terbiyenizi gösterir; bu konuda yorum yapmayacağım
Bü ülkede senin gibi "Dam üstünde saksağan, bahçede de fesleğen" tarzı güya çıkarsama yapanların uçuk senaryoları yüzünden insanlar sapıtıp birbirlerini de etkileyerek zay oluyorlar, Gerçekten neyin ne olduğu da karmakarışık oluyor, haksız ve hadsiz kamuoyu oluşturulmağa çalışılıyor. Bunu her tür gruplarda görüyoruz. Tabii ki önce mantığına bakarım. İkram edilen yemek olsa önce yapılışı, temizliği, sağlıklılığı önemli değil midir?
Neyse burada tartışmağa gerek yok ve halen de mantığının saçmalığını kabullenemiyorsun ki, acaib oluyor.
Terbiye sınırları içinde kalmanızda fayda görüyorum.
Birincisi, tartışma adabını bileceksiniz. Yazdığım ileti marjinal bir yaklaşım olabilir, mesnetsiz ve mantıksız da gelebilir size, ancak bu size bana hakaret etme hakkı vermez.İkram edilen yemek sağlıklı ve temiz bir yerde yapılmıştır, beğenmezseniz yemezsiniz, ben bu yemeği sevmedim dersiniz; ancak temiz mutfağa pis demekle komik olursunuz.
Ben senaryo yaratmadım, senaryo kendi kendini yaratıyor. Bu soruşturma çok düzgün ve mantıklı yürüseydi herhalde siz buraya dakika dakika haberleri yapıştırmak ihtiyacı hissetmezdiniz.
Bu ülkenin asıl sorunu, kanımca sizin gibi kendininin dışında fikir ileri sürenlerin üzerine sizin gibi bilinçsizce hakaret boyutunda giden insanlardır. Terbiyeli biri olduğum ve tartışma adabıını özümsediğim için, sizin bu yaklaşımınız mantıksızlığınızın, sığlığınızın ve saçma mantığınızın getirisidir demeyeceğim.
Durup durup abuk subuk gazete makaleleri buraya taşıyorsun hiç
September 5 2001, 6:36 PM
Bü ülkede senin gibi "Dam üstünde saksağan, bahçede de fesleğen" tarzı güya çıkarsama yapanların uçuk senaryoları yüzünden insanlar sapıtıp birbirlerini de etkileyerek zay oluyorlar, Gerçekten neyin ne olduğu da karmakarışık oluyor, haksız ve hadsiz kamuoyu oluşturulmağa çalışılıyor.
Kanlı pantolon Mezarlıktaysa, temiz pantolonu kaatile kim getirdi?
September 5 2001, 9:03 PM
Yüzlerce polisin 11 gündür aradığı bıçağın, olay yerinin 10 metre ilerisinde bir merdivenin altında durduğu görüldü. (Milliyet son dakika)
Garih cinayetinde kullanılan bıçak bulundu
Yener Yermez cinayiti işlediğini savcıya itiraf etti. Eyüp Mezarlığı'nda yaptırılan tatbikat sırasında cinayet aleti bıçak ve kanlı pantolon bulundu. Polis 4 gun ek sure aldı. http://www.hurriyet.com.tr/haber/0,,nvid~27293@sid~1,00.asp
Milliyet ve Hürriyet gazetelerinde DGM Savcısı "Bıçak ve Kanlı Pantolon bulundu" demiş. Kanlı pantolon Olay yeri Mezarlıkta bulunduysa
a) Yener Yermez yanında torbayla giysi mi getirdi?
b) Yener Yermez Kanlı pantolonu ve kanlı elleri ile Mezarlıktan çıkıp kendine Pantolon almağa mı gitti?
c) Yener Yermez Kanlı elleri ve Pantolonuyla orada bekledi de birisi mi ona pantolon aldı getirdi? ki bu sırada ellerindeki kan kuruduysa kolaylıkla da yıkanmaz!
Basın'da medya'da da hayat yok ki bu soruları sormuyorlar
Beceriksiz ve sorumsuz serseri bir yapımız var ne yazık ki
Şimdi de "Bıçak 'Temiz' çıktı" demezler mi? İzledikçe dolaşıyor!
September 6 2001, 6:58 PM
16:00
Mezarlıkta bulunan bıçakta Yener Yermez'in parmak izi yok
Üzeyir Garih cinayeti zanlısı Yener Yermez'in dün polis tarafından götürüldüğü Eyüp Mezarlığı'nda bulup polise verdiği bıçakta parmak izi ve kan lekesi bulunamadı.
Suç aleti olduğu öne sürülen bıçağın krKriminal labarotuvardaki incelenmesi tamamlandı.
İncelemede bıçakta Yener Yermez'in parmak izi bulunamadı. Bıçağın üzerinde kan izine de rastlanmadı.
Uzmanlar, toprakta 10 gün kalan bıçakta doğal nedenler yüzünden izlerin silinmiş olabileceğini belirtiyorlar.
İncelemek üzere bıçağın bulunduğu yerden toprak örneği alınarak laboratuvara götürüldü.
Son gelişme ile Üzeyir Garih cinayeti ile ilgili kuşkulara yenileri eklendi.
Polisin çevrede 10 gün boyunca bulamadığı ancak Yener Yermez tarafından gizlendiği yerden çıkartılan bıçağın kriminal açıdan "temiz" çıkması, "Yener Yermez neyi saklıyor, kimi koruyor" sorusunu da tekrar gündeme getirdi. http://www.internethaber.com/detay.php?d=4493
Üzeyir Garih'i öldürmekle suçlanan Yener Yermez'in İstanbul Emniyeti'ndeki sorgusu sürüyor. Yermez Garih'i para için öldürdüğünü iddia ederken, Yermez'in sevgilisi Konuşkan daha farklı konuşuyor.
Mezarlıkta sevişiyorduk
Daha önce mezarlıkta seviştiklerini, Garih'in kendilerini görmesi ve terslemesi üzerine cinayetin işlendiğini söyleyen Konuşkan, daha sonra bu ifadesinini inkar etmişti. Konuşkan, bugün yine ilk savunmasında diretti.
İşadamı Üzeyir Garih`in öldürülmesine ilişkin, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı`nda ``tanık`` sıfatıyla dün ifadesine başvurulan Pınar Konuşkan`ın, ``Yener Yermez`le mezarlıkta birlikteyken Garih`in kendilerini gördüğünü, cinayetin de bu yüzden işlendiğini söylediği`` belirtiliyor.
DGM Cumhuriyet Savcılığı`ndan alınan bilgiye göre,``tanık`` sıfatıyla ifadesi alınan Pınar Konuşkan, olaydan bir gün önce 10 milyon lira para karşılığında Eyüp Mezarlığı`nda birlikte olduğu Yener Yermez`le, cinayetin işlendiği 25 Ağustos Cumartesi günü tekrar aynı yerde buluşmak için sözleştiklerini anlattı.
Olay günü Yener Yermez`le aynı yerde buluştuklarında Üzeyir Garih`in kendilerini sevişirken gördüğünü belirten Konuşkan, bu sırada Garih ile Yermez arasında sözlü tartışma çıktığını, bunun üzerine çok sinirlenen Yermez`in önce boynundan olmak üzere Garih`i bıçaklamaya başladığını, Garih yere düşünce de ceplerini karıştırdığını ve cüzdanından para ile cep telefonunu aldığını, daha sonra ise olay yerinden kaçtıklarını kaydetti.
İfadesinde, 2 yaşındayken annesinin öldüğünü ve bunun üzerine Çocuk Esirgeme Kurumu`nda kaldığını, 13 yaşındayken de ``fuhuşu ticarete döktüğünü`` ifade eden Konuşkan, babasının da ``Her gün eve 10 milyon lira para getireceksin`` diye kendisini zorladığını bildirdi.
Sorgusunda 2.5 aylık hamile olduğunu, ancak bebeğinin babasını bilemediğini söyleyen Pınar Konuşkan, para olmadığı için bebeği aldıramadığını belirtti.
Bu arada katil zanlısı er Yener Yermez`in, Kayseri`den İstanbul`a getirildikten sonra, ``Pınar Konuşkan`ı tanımadığı`` yolundaki beyanları üzerine İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği`nde teşhis amacıyla Pınar Konuşkan`ın karşısına 7 kişi çıkarıldı. Konuşkan, bu kişiler arasından Yermez`i teşhis etti.
Bunun üzerine yüzleştirme yöntemine başvuruldu. Yüzleştirmede Konuşkan ``Yermez`i tanıdığı``, Yermez ise ``Pınar Konuşkan`ı tanımadığında`` ısrarlı davrandı. Konuşkan`ın anlatımlarına göre Garih cinayeti ``tesadüfen gerçekleşen bir cinayet``, Yener Yermez`in yer göstermedeki anlatımlarına göre ise ``gasp amacıyla işlenmiş bir cinayet``.
Bu çelişkili ifadelerden ``Pınar Konuşkan`ın anlatımlarının doğru olduğu`` görüşünü paylaşan yetkililer, Yermez`in ise ``mezarlıkta sevişmeyi kabullenemediği için Pınar Konuşkan`ın varlığını inkar yolunu seçtiğini`` bildirdiler.
Yener Yermez`in psikolojik tedavi gördüğünü, bu nedenle ilaç kullandığını anlatan yetkililer, ancak Yermez`in günde bir tane alması gereken haptan olay günü 5-6 tane içtiğini ve ``kafasının iyi olduğunu`` kaydettiler.
Savcılık yetkilileri, verdiği ifadenin aksine bugün basında ``Yener Yermez`i tanımadığı`` yolunda beyanı bulunan Pınar Konuşkan`ın, aradaki çelişkiyi ortadan kaldırmak amacıyla tekrar DGM`ye çağrılarak ifadesine başvurulabileceğini söylediler.
Yener Yermez'in ısrarla Pınar Konuşkan'ı tanımadığını belirtmesine karşın, Pınar Konuşkan Yener'i tanıdığını hem polise hem de savcıya verdiği ifadede belirtti. Fakat bugün Milliyet Gazetesi'ndeki röportajında, Yener Yermez'i tanımadığını belirten Konuşkan'ın bu çelişkili ifadeleri nedeniyle tekrar DGM Savcılığı'na çağrılıp ifadesinin alınacağı belirtildi.
Pınar Konuşkan'ın son anda "Ben de Yener Yermez'i tanımıyorum" açıklamasının, soruşturmayı yürüten savcı ve polisin de aklını karıştırdığı ifade ediliyor. Bakalım Pınar Konuşkan, DGM'deki yeni ifadesinde neler söyleyecek ?
Bıçak arama sonucu bulunamadı, cevap basit çünkü oralarda bıçak falan yoktu...
Balistik bıçağın suç aleti olmadığı söylerse şaşmamalı
Yener yargılanıp suçsuz bulunursa kimse
şaşırmasın..
Tanık yok
suç aleti yok
"Oradan geçiyordum, garihi kanlar içinde gördüm, çoktan ölüştü kimliğine bakmak için cüzdanını aldım, cep telefonu yere düştü, cüzdanda para vardı, cüzdanı da telefonu da aldım..birden düşünüm, burada yada buradan çıkarken yakalanırsam zaten sabıkalıyım yakalarlarsa başım belay girer dedim, bıçağı bir mezara soktum. Sonra aynı düşünce ile polisi aramaktan vazgeçtim. Ve oradan uzaklaştım.
BUyrun bakalım...
Yeni bir ağaca vakası...
kadın kanı var
kadın da var
ama kadın ortada yok
katil olduğunu söyleyen biri var
cinayet aleti var
ama alet o alet değil
Cebinde 200 milyonu olan yener
hesabındaki 10 milyonu neden çeksin
kart atm ye neden sıkışır
yanlış şifre nedeniyle
yener
çoktan istanbulu terketmişti de
biri yener rolü mü yapıyordu?
polis ilk bulgularında bir kadın bir erkek arıyordu
ve buldu da
sevişen çifte müdehale eden garih hikayesini
polis mi yazdı yoksa başkası mı?
kadın kanı konuşkana uymadı
bıçak temiz
ve yener yenmez i
yakalamış görünen polis
oysa otobüste yanındaki avukat
polis bindi hadi yener dedi yener de kalktı demedi mi
kameralara
ve neden garih in sim kartı
hiçbir habere konu olmuyor...
Bıçak üzerinde mikroskopla kan zerrecikleri bulunmuş
September 7 2001, 1:18 PM
Fakat diğer yönler de var:
İSHAK Alaton, Milliyet’e verdiği mülakatta ortağı Üzeyir Garih’in bir ‘dul kadının çocuğuna yardım edeceğini’ söyledi. Bu ifade masonlukta tehlikenin işareti
Adresteki resimler bir süre sonra kendiliğinden değişiyor, hayret
September 8 2001, 10:57 AM
"Dul kadının çocuğuna yardım etme" şifresi masonlukta tehlike işareti.
İşte "Şifre"nin tercümesi: "HAYATIM TEHLİKEDE!"
‘Dul kadına yardım’ nedir?
Masonluk üzerine Türkçe’de en kapsamlı kitabı gazeteci İlhami Soysal yazdı. Soysal’ın "Dul kadının çocuğuna yardım ne demek?" sorusuna dönemin ünlü masonu Nazif Ekemen şu yanıtı verdi:
"Bu masonik bir deyimdir. Masonlar her biri teker teker dul kadının çocukları sayılırlar. Dul kadın Üstad Hiram’ın anasıdır. Dolayısıyla, bir masonun yardım dileyen bir başka masona yardım etmesine dul kadının çocuğuna yardım denir. Bu bir zorunluluktur."
Masonluk kendi aralarında 33 dereceye ayırır. Birinci derecedekine çırak denir. En üst seviyede olan 33 derecenin ismi ise Hakim Büyük Genel Müfettiş’tir.. Üzeyir Garih’in de 33’üncü derece mason olduğu ileri sürülüyor. http://www.milliyet.com.tr/2001/09/08/guncel/gun02.html
İshak Alaton, "İyi bir Mason olan Garih'in dul bir kadına yardım etme arzusunun şifreli bir mesaj olarak yorumlanmaya çalışılması büyük bir talihsizliktir" dedi
Alarko Grubu Eşbaşkanı İshak Alaton'un, müteveffa ortağı Üzeyir Garih'in üst derecede Mason olduğunu açıkladıktan sonra söylediği, "Üzeyir benden bir dul kadının çocuğuna yardım etmek için 10 bin dolar istedi" sözleri bazı gazetelerde "Bu masonik bir mesaj olabilir mi? Garih bu sözlerle gerçekten tehlike içinde olduğunu mu anlatmak istedi?" şeklinde yorumlandı. İshak Alaton ise bu yorumları kınadığını söyledi. Alaton SABAH'a konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
HAYAL MAHSULÜDÜR
"Bugün (dün) bir gazetede Üzeyir Garih'in dul bir kadına yardım etme arzusu şifreli masonik mesaj olarak yorumlanmaya çalışılmıştır. Bu talihsizliktir. Bir gazeteciye verdiğim beyanatta gerçek bir olaydan bahsettim. Garih'in gerçek manada, dul bir kadına yardımseverlik çerçevesinde, yardım arzusu içinde olduğundan bahsettim. Bunu dile getirdim. Bunun dışında yapılan yorumlar, tamamen kendi ifadem dışında yapılmış hayal mahsulü ifadelerdir"
"Bilinmeyen Hitler" ve yakında piyasaya çıkacak olan "Tapınak Şövalyeleri" kitabının yazarı Aytunç Altındal ise şu değerlendirmede bulundu:
KADINI AÇIKLAYAMAM
"Masonlar loş bir ortamda toplantı yaparlar. Toplantının bitimine doğru Haznedar diye bilinen bir Mason ortada bir torba dolaştırır. Tüm Masonlar bu torbanın içine para koyar. Eğer maddi sıkıntısı olan bir Mason varsa, 'Dul kesesi'nin içinden para da alabilir. Kimsenin bu torba dolaştırılırken, keseye kimin ne koyduğunu keseden kimin ne aldığını anlaması ve görmesi mümkün değildir.Yalnız burada toplanan para, herhangi bir dul kadına verilmez. Locaya kayıtlı, ihtiyacı olan dul bir Mason'un karısına verilir."
Altındal bir noktaya daha işaret ediyor: Yalnız yüksek derecede her Mason'un bir de kadın adı vardı. Bu adlar Türkçe ya da İbranice olabilir. "Dul kadın" bir de bu anlama gelir.
Hür Masonlar Locası Büyük Üstadı Demir Savaşçın ise "Dul kadın kesesi" ile ilgili olarak, "Evet bu söz Masonik bir anlam içerir. Üzeyir Bey çok iyi bir Mason'du. İyi bir Mason olarak yaşadı ve öldü. Kendisi gerçekten de dul bir kadına yardım ediyordu. Kim olduğunu açıklayamam. Bu tamamıyla Masonlar arası gizlilik kuralıyla ilgilidir" diye konuştu.
'Ben bir Masonum ve çok zordayım'
Süreç Dergisi'nde uzunca bir süre Masonlar üzerine yazılar yazan Aytunç Altındal, Masonlar arası sembollerle anlaşmaya da şöyle bir örnek verdi:
"Örneğin bir yere yazı yazdın ve altına 'Üzeyir Garih, çok iyiyim.:' diye imzaladın. Bu cümlenin sonundaki '.:' işareti şu anlama geliyor. 'Ben bir Masonum ve çok zordayım.' Masonlar'ın buna benzer birçok değişik anlamlar içeren sembolleri vardır.
İyi ama hani taze olmayan kanda DNA sonucu almak çoook uzun sürüyordu?
24 saatte ulaşılan bu jet sonuç nedir?
Garih cinayeti
devletin polisini küçük düşürecek kadar organize bir cinayet...Ve artık suçlu bulundu...
1-Garih ile birlikte bir kadının kanının da bulunuşu n demektir?
2-Cebinde 200 milyonu olan neden Atm den 10 milyon çeksin, şifreyi bilen kişi nasıl olur da kartını sıkıştırır?
3-Mossad hala burada mı?
Kriminolog değilim, olayı çözme sorumluluğunm da yok, ama burada yazılarıma başlama tarihime dikat çekerim
...
Bıçak daha önce bulunmadı ise
Türk polisi Kör
Bıçak bulunduktan sonra
yani 10 gün sonra bir damla kan izi bulan ve bunun garihe ait oduğunu söylüyor ise
adli tıbbımız
dünyanın en iyisi..
Ve başından beri
nedense herkes
adi bir cinayetmiş gibi
yansıtma sevdasında
am bu sevdaya haber kaçırma hırsı
çelme taktı
Evham üstüne evham derseniz buyrun:
"İsrailde ve israil dışında savaş a karşı bir muhalefet gittikçe büyümekte. İsrail dışındaki yahudiler de buna Kimi aracılar ile israil devletine yaptıkları yardımları kısıtlayarak tepki gösteriyorlar. Garih bu haracını ödemek için o mezarlıktaydı, küçük hüseyin efendi falan hikaye. Ama İstenen meblağı son birkaç ödemesinde olduğu gibi götürmemişti..Garih in öldürülmesi, İsrail dışındaki ve Türkiyedeki yahudilere bir ihtardır..Bununla beraber cemaat yakınlaşmaları Türkiyenin manuplatif ortamını giderek ortadan kaldırıyordu...
Bu organize cinayet bu nedenle CIA destekli bir MOssad cinayetidir..."
Yok efendim, Garih tehdit ediliyormuş da kasedi varmış da..
BUgün Türkiyede herhangi bir yahudinin bu tür bir tehdit eltında oluşunun haberi Tehdit altındakinden önce Mossada ulaşır... Mossad İsrail e sık sık giriş yapan buradaki yahudileri anti terör güvenliği nedeniyle bizzat kendi takib eder. Yani Mossad yahudilere dahi güvenmez.
Ve yine ilginç olan, .....ların bu işten kendilerine prim yapacak tavırlara girmeleridir, konuya .....hikayesini bulaştıran medya gurubu bizzat ....... dur
Hikaye nin en can alıcı kısmı ise, Garih in ailesiden gık çıkmamasıdır.
Yani herkes bu cinayeti örtmek için elinden geleni yaptı, yapıyor ve yapacak...
Polisimizin acilen göz muayenesinden geçirilmesini
Adli tıbbımızın bu çağ üstü DNA analizinin ödüllendirilmesini
Ve Şifresini unutan yener yenmez e de Verdiği ifadelerde de aynı hafıza zzafını göstermeyeceine milletce inanmayı öneriyorum..