kimsesiz bir bugunden oturdum yazmaya. tanisma zamanimi hatirlayamadigim bir kac kisi var sadece. onlardan birisin iste. ezeli dostluk diyecegim ama hic dost olmadik ki seninle. saglik olsun ezeli tanisiklik deyip gecelim o halde.
yillar once bugunlere uzanan hayallerimiz var miydi hatirlamiyorum? cok cok uc bes yil sonrasina hayaller kurardik. ne kadar uzakti saclara aklarin dusecegi yillari duslemek. dun gordum seni. o kucuk, kuskun, viran kasabada bir yikintinin onunden gecistik. muhtemelen oglundu yanindaki hararetle bir seyler anlatiyordun. yanindaki delikanli da eksimis bir ifadeyle yuruyordu yaninda.
bir an durup sarilmak, nasilsin demek istedim sana. sonra bilmiyorum neden basimi cevirdim, yurudum ve gectim. oysa asla bulamiyacagim bir maden gibi gelmistin seni gordugum ilk anda. bir zamanlar bu kasabanin yollarinda adim basi bir tanidiga rastlarken gunler boyunca sokaklarda ve caddelerde bir tek asina cehreye rastlayamamistim seni gorene dek. acitmisti icimi bu durum. benim kasabam , benim tasram degildi artik orasi. sokaklar , o sokaklari ve o sokaklarin sahiplerini benden daha fazla sahiplenen hic tanimadigim insanlarla dolmustu.
kimsesiz bir gunden yazdigimi soylemistim degil mi sana? kasabama yillardir ilk kez bu kadar uzun sureli gelmistim. gecmisin gulumseyen yuzu cagirmisti sanki beni oraya. neden sonra fil mezarliginda hissediverdim kendimi. ve cok aci geldi bu bana. gecmisim de kayivermis ellerimden sana selam vermeden , basimi cevirip yurumeye devam etmemden bir kac adim sonra coreklendi bu duygu icime.
kokunden kopanlari hayat daha fazla acitir sanirdim. bir kac hayal kirikligi, bir kac kez havada kalan ellerimin seninle dost olmadigimiz yanilsamasini yasattigi gibi bana. neredeyse bembeyaz olmus saclarin, hala sasi olan gozlerinde yerlesmis huzun benim tersime koklerinden hic kopmamis olan senin ne kadar acidiginin gostergeleri aslinda.
keske demeyi sevmiyorum arkadasim. bunu yerine soz veriyorum sana. buldugum ilk firsatta seni gormek icin sadece seni gormek ve cocuklugumuzdan, sevinclerimizden, dere tepe dolasmalarimizdan, ramazan davulcularindan, harmantepe gunlerimizden, tombala hilelerimizden konusmak icin, sadece seninle bir kac saat gecirmek icin gelecegim oraya.
yasadigin kasaba kuskun hayata. ben ciktigimda sarmasik gulleriyle bahceler icindeki beyaz kirec badanali evlerin yerini egri bugru apartmanlar almisti once. temiz aydinlik yuzlu insanlarin yerini ise somurtuk insanlar almaya baslamislardi. bu degisim urkuyordu beni. cok net goruyordum cunku. her ziyaretimde biraz daha yabancilasan bir kasabaydi geldigim. kuskunlugu o zamanlardan baslamisti. attigim her adimda kaldirimlarin mahcubiyetini hissediyordum. tikir tikir tikirdayan, ustunde faytonlarin ucarcasina yol aldigi arnavut kaldirimlarinin yerini yer yer cukurlarla dolu asvaltlar almisti.
en kisa zamanda.
soz veriyorum.
anilari cikarayim tozlanmis koselerden once.
kirmizi kiremitleri hazirla sen de.. top benden, belki tombik oynariz yeniden

).