YENİ alternatiforum | duyurular | ateizm VE dinler | ağaç ev | bilim | cinsel yaşam | felsefe | kitap | mizah | politika | sanat | spor | tarih | yaşam | tavanarası | Chat!

alternatiforum BURASI BİZİM AĞAÇ EVİMİZ

www.alternatiforum.com

ALTERNATİFORUM ÖZGÜR BİR FORUMDUR VE TEK BİR KURALI VARDIR
HİÇ BİR YAZI SİLİNMEZ!

Not: alternatiforum'a herhangi bir işlem yapmadan doğrudan giriş yapabilir VE yazabilirsiniz.

  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

dune-bugune ve yarina mektuplar

July 28 2003 at 6:10 AM
Anonymous  (Login KYBELE)
from IP address 195.87.160.241

kimsesiz bir bugunden oturdum yazmaya. tanisma zamanimi hatirlayamadigim bir kac kisi var sadece. onlardan birisin iste. ezeli dostluk diyecegim ama hic dost olmadik ki seninle. saglik olsun ezeli tanisiklik deyip gecelim o halde.

yillar once bugunlere uzanan hayallerimiz var miydi hatirlamiyorum? cok cok uc bes yil sonrasina hayaller kurardik. ne kadar uzakti saclara aklarin dusecegi yillari duslemek. dun gordum seni. o kucuk, kuskun, viran kasabada bir yikintinin onunden gecistik. muhtemelen oglundu yanindaki hararetle bir seyler anlatiyordun. yanindaki delikanli da eksimis bir ifadeyle yuruyordu yaninda.

bir an durup sarilmak, nasilsin demek istedim sana. sonra bilmiyorum neden basimi cevirdim, yurudum ve gectim. oysa asla bulamiyacagim bir maden gibi gelmistin seni gordugum ilk anda. bir zamanlar bu kasabanin yollarinda adim basi bir tanidiga rastlarken gunler boyunca sokaklarda ve caddelerde bir tek asina cehreye rastlayamamistim seni gorene dek. acitmisti icimi bu durum. benim kasabam , benim tasram degildi artik orasi. sokaklar , o sokaklari ve o sokaklarin sahiplerini benden daha fazla sahiplenen hic tanimadigim insanlarla dolmustu.

kimsesiz bir gunden yazdigimi soylemistim degil mi sana? kasabama yillardir ilk kez bu kadar uzun sureli gelmistim. gecmisin gulumseyen yuzu cagirmisti sanki beni oraya. neden sonra fil mezarliginda hissediverdim kendimi. ve cok aci geldi bu bana. gecmisim de kayivermis ellerimden sana selam vermeden , basimi cevirip yurumeye devam etmemden bir kac adim sonra coreklendi bu duygu icime.

kokunden kopanlari hayat daha fazla acitir sanirdim. bir kac hayal kirikligi, bir kac kez havada kalan ellerimin seninle dost olmadigimiz yanilsamasini yasattigi gibi bana. neredeyse bembeyaz olmus saclarin, hala sasi olan gozlerinde yerlesmis huzun benim tersime koklerinden hic kopmamis olan senin ne kadar acidiginin gostergeleri aslinda.

keske demeyi sevmiyorum arkadasim. bunu yerine soz veriyorum sana. buldugum ilk firsatta seni gormek icin sadece seni gormek ve cocuklugumuzdan, sevinclerimizden, dere tepe dolasmalarimizdan, ramazan davulcularindan, harmantepe gunlerimizden, tombala hilelerimizden konusmak icin, sadece seninle bir kac saat gecirmek icin gelecegim oraya.

yasadigin kasaba kuskun hayata. ben ciktigimda sarmasik gulleriyle bahceler icindeki beyaz kirec badanali evlerin yerini egri bugru apartmanlar almisti once. temiz aydinlik yuzlu insanlarin yerini ise somurtuk insanlar almaya baslamislardi. bu degisim urkuyordu beni. cok net goruyordum cunku. her ziyaretimde biraz daha yabancilasan bir kasabaydi geldigim. kuskunlugu o zamanlardan baslamisti. attigim her adimda kaldirimlarin mahcubiyetini hissediyordum. tikir tikir tikirdayan, ustunde faytonlarin ucarcasina yol aldigi arnavut kaldirimlarinin yerini yer yer cukurlarla dolu asvaltlar almisti.

en kisa zamanda.

soz veriyorum.

anilari cikarayim tozlanmis koselerden once.

kirmizi kiremitleri hazirla sen de.. top benden, belki tombik oynariz yeniden ).


 
 Respond to this message   
AuthorReply
Anonymous
(Login KYBELE)
195.87.164.116

Re: dune-bugune ve yarina mektuplar

August 1 2003, 4:23 AM 

adin neydi unuttum. herkes muhtar diye cagirirdi seni. yatili okul donuslerimde geldigimi duyar duymaz elinde bastonun ve aksak yuruyusunle gelirdin bize. sen butun insanlari severdin. kimsenin dedikodusunu yaptigini duymadim. sevdigin insanlarin yuzunu iki elinin icine alir gozlerine bakardin.

muhtar teyze, biliyor musun ben de cok severdim seni. biliyor musun diye sordum aslinda bir sey diyeyim mi evet bunu bildigini biliyorum. senin de beni, yasamina bir sekilde girmis diger insanlardan farkli bir duyarlilikla sevdigini biliyorum.

zeytinyagli ve bol soganli, hani su istanbullularin yaptiklarindan degil, kus uzumsuz ve fistiksiz ama bol baharatli, domesle terbiye edilmis dolmalarini ne cok severdim. okula donecegim zamanlar bir elinde bastonun, bir elinde kocaman bir tencere dolusu zeytinyagli dolmanla gelirdin.

dolmalarini cok sevmem baskaydi muhtar teyze ama, senin kostura kostura bana dolma yetistirmelerin var ya... nasil da sevinirdim. sicacik olurdu icim. yarim yamalak turkcen'le al bunlari sana getirdim derken oyle bir bakardin ki gozlerime.

bugunlerde gecmiste yasamak istiyorum biraz muhtar teyze. gecmiste de temiz kalmis pek ani yok. sen gittikten sonra, birlikte oturdugun oglun, kotu seyler yapti. coluk cocugu bir yayli hirpalandi. eksik ve buruk kaldilar. aslinda insanlarin her yere herkese yetistigin icin biraz da alayli bir sekilde taktiklari muhtar sifatinla ne guzel topluyordun cevreni.

muhtar teyze, birazcik daha fazla hatirlamak istiyorum seni. simdi bir fotograf geldi gozlerimin onune. eve donuslerimden birinde, aradan iki gun gecmesine ragmen hala seni goremeyince bir bosluk tuhaflik hissedip sormustum anneme. hasta oldugunu duydugum gibi hemen gelmistim yanina. o gunden kalma bir fotograf bu. bir yatak var, uzerinde beyaz carsaf. senin uzerinde pembe pazenden cicekli bir gecelik. basinda bembeyaz, hani o namaz bezi dedikleri turden uzun dikdortgen bir basortusu.

nasil da morarmis gozlerinin alti oyle. yanaklarin cokmus. bir deri bir kemik lafinin tabir oldugunu sanirdim. dogruymus insanlar kemikleri ve ic organlarini orten bir kemik yiginiyla kalabiliyorlarmis. gozlerinde nem var o fotografta. beni gordugun anda gozlerine doluveren. nemli bir mahcubiyet. olum yolculugunda benim geldigimi duyup da beni gormeye gelememenin mahcubiyeti.

ikinci bir fotograf ardindan. siyirivermissin geceligini. tek memen gitmis. bos kalan meme yerin koltuguna doru yara icinde. bak diyorsun bana sozle degil . gozlerinle. gozlerimi indiriyorum. gordugum kapkara bir bosluk. olsun diyorum muhtar teyze. olsun. cocuklarini buyuttun. ne yapacaksin artik memeyi. cok istiyorsan silikon taktiririz sana. simariyor ve guluyorsun silikon taktirmanin ne oldugunu ogrenince.

cumle alem unutsa seni, kucuk kuskun kasaba her gidisimde ziyaretine geliyorum muhtar teyze. cumle alem unutsa seni, nasil sevgi dolu bir insan oldugunu ben hatirliyorum.

zambaklarini ektim. mor ve beyaz cicekler vermisler son geldigimde. birazcik ta papatya ektim cevresine. mermer bir mezar filan yaptirmamislar sana. bas ucunda bir tahta, adin filan silinmi yerle yeksan olmus bir toprak ama mor ve beyaz zambaklarin ve en yakin zamanda onlara eslik edecek papatyalarla, doga ile seni ayiran hic bir sey yok.

tanidigim kerkese soyluyorum ben de bir gun ben de olursem, mor ve beyaz zambaklar istiyorum mezarimin ustune. basucuma tahtadan bir balbal ve hemen yaninda mutlaka bir erik agaci istiyorum. tipki senin o gun bana vasiyetin gibi.

seni hic unutmadigimi bil isterim muhtar teyze.

 
 Respond to this message   
Current Topic - dune-bugune ve yarina mektuplar
  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

kuruluş | kurallar | arşiv 1 | arşiv 2 | arşiv 3 | alternatif TEFSİR | alternatif MEALLER | linkler | e-posta

Copyleft © Temmuz 2000 - 2010

rss