- Yahu Envis olum üfleme şu sigaranı burnuma burnuma.
- Eeeeee. Bilg de kızıyor zaten be. Bıraktıracaksınız sonunda sigarayı bana göreceksiniz ebenizin damını.
İşte bu sıkı tehdit. Sigarayı bıraktığı günler Hitler ile Mussolininin Allah uzun ömür verseydi bugün olacakları gibi olur Envis.
- Tamam be tamam sustum. Uzat şu rakıyı. Yok olum buz istemem. Ulan kırk yıldır en ince hislerimi suistimal edersiniz hala öğrenemediniz huylarımı. Hala öğrenemediniz be..
Ben sürekli susmalarda hatta dalmalardayım. Üçüncü kadeh rakımdan da daha hırsımı almamışım. Sonunda benden beklenen atağı yapmaya karar verdim.
- Fıkra var mı be yeni fıkra?
- Yok ulan ben de bu Büling hıyarı getirir İngilizyumdan diye ümitliydim ama o da fıs çıktı.
- Olum siz Assimovu bilmez misiniz?
- Eh kısmetse bu yirmisekizinci anlatışın olacak ya nasıl olsa gene anlatacaksın. Hadi başla.
- Şimdi bu Assimov bir kitabında der ki tüm fıkralar dünyada gizli bir Fıkra Üretim Merkezinde üretilirler. Siz hiç bakın ben yeni fıkra uydurdum diyen gördünüz mü? Herkes bakın ben yeni bir fıkra duydum der.
- Yahu Büling siz farkında değilsiniz bu kriz ortamı adamda fıkra dinleyecek de, anlatacak da, uyduracak da heves bırakmıyor ki. Değil mi Bilg ağam?
- Hımmm. Bak Envis bunda haklı Büling. Bu durumda tüm fıkraların ya Arjantin ya Türkiye kaynaklı olduğu ilmen ispatlanmış oluyor.
******Flaş haber*****
Dün şişlide bir apartmanın bodrum katında bulunan
fıkra imalathanesi İstanbul Emniyet'ine bağlı "Nasrettin Hoca" ekiplerince basıldı.
Operasyonda bol miktarda yurt dişından getirilmiş çeşitli dillerde fıkra ile, içinde geçen olay yer ve kişi isimlerinin silinerek yerine " Temel bir gün, Niagara şelalesine gider....., Temel ile dursun bir gün Apaçi avına çıkar.... diye başlayan "KALP" fıkralar ele geçmiştir.Apaçi'yi APOCU, Niagarayı düden diye değiştiriken yakayı ele veren şahıslar,
" aabi bize imkan verilse kendi fıkramızı kendimiz yazarız, ama naaparsın, o yok bu yok işte demişlerdir"
Hani bi oyun var ya bazı kelimeleri kullanmadan sana verilen kelimeyi grubuna anlatacaksın...
İşte arkadaşlar bundan oynarken bakın neler üretilmiş:)))))
kelime: mini etek
erkek: hani sen hep giyersin de, ben sana giyme derim
ya..
kız: don!
topluluk: ohaaaaa!
murat ın en sevdiği şey ne?
karı?
hayır. başka
seks?
hayır, hatta geçen gün deiştirdi.
haaa araba.
kelime $empanze ...(anlatan benim)
ben: biz nerden geldik?
ortak: maymun, $empanze
bir sonraki kart : adem ile havva
ben: biz nerden geldik
ortak: maymun
ben: evet bunlar dini maymun
yorum yok!
kelime: cin tonik
inle kim top oynar?
ciinnn!
yanında ne iyi gider?
toniiik!
kelime:sumuklubocek
hani bi hayvan var spiral $eklinde bi kabugu var
salyangoz
hah ona cok benziyo.ama sen nezle olunca ne akar
burnundan
sumuk
evet evet bu salyangoz benzeri hayvanda bundan var
nasi yani hayvanin sumugu mu var
evet.karafatma nedir?
hamambocegi
hah 2. kelimeyi kes
boc
yok yok kelimenin tamami
hamamboc
allah belani versin senin be
kelime:vazelin
hani abi böle yüzüne de sürersin kıçına da
sürersin?....
vazelin!!!!!!holeeeeyyy
kelime:cazibe
abi benim hayvani neyim var?
pipin var
yok lan bu vah$i bi$ey
oha nasi ya?
kelime:palet
tabu kelimeler: ayak-deniz-vs vs KULLANILAMAZ
golun buyugune girerken $eyine ne takarsin?
pe$temal
(topluluk iptal)
kelime: kav
abi şimdi kibritin üstünde ne yazar
ateşle yaklaşma
hayır allaan belası, o tüp kamyonunda yazar, sööle
ne yazar?
haa, taam hatırladım, vasati 40 çöp yazar
skerim oynamıyorum ben bu adamla
kelime odak
anlatan kelimeye bakar bide grubuna bakar
çoğu fen lisesi mezunu mühendislik öğrencisidir.
anlatan:çukur aynada merkezin yarısı
grup(bir ağızdan):odaakkk
kelime: vatan haini
asker kacaklari ne olur?
suclu
hayir milli duygularla dusun
serefsiz, haysiyetsiz, assaglik, namussuz?
kelime: enerji
anlatan: ne, yoktan varedilemez ve de yokedilemez?
grup (kimya muh.): enerji!
fakat ayni anda,
grup(felsefe mezunu): tanri!
kelime: kekik
yemege konur, ot gibi seyler
mayonez !!!!
kelime: milletvekili
anlatan: bulent ecevit nedir?
dinleyenlerden biri: yasli
kelime: kangren olmak
anlatan: abi hani kan gitmez ya?
cevap veren: kangren
anlatan: hah türet şimdi
cevap veren: kangreni
anlatan: yok abi kelime koycan
cevap veren: kangrenlenmek
anlatan: abi kelime koy iki kelime
cevap veren: kangrenlendirmek
anlatan: kelime koy keliemeeeeeeee
cevap veren: kangren yapmak
anlatan: s.kiceeeeeeeeem
cevap veren: kangreni yapmak
anlatan: oynamıom yaaa anaa
kelime: para
a: hani bende bok gibi
b: para!
c: oha evren! ukala hayvan seni...
kelime: tarla
a: biz buğdayı nerden alrız?
b: devlet mahsul ofisi....
a: oha hayvan. yuh be. moloz.
kelime: araba
a: hergün bindiğimiz şey?
b: at
kelime: naz
a: kadinlarin evlenmeden once erkekleri tavlamak icin
yaptiklari $ey..
b: oral sex!
topluluk: ohhaaaa
kelime: ıska
kar topu savaşında peline atarım, o da eğilir başını
kaldırır ve ne der?
hayvan?
kelime: kopça
sen memelerini neyle tutturursun?
südyen?
peki sevişirken südyeni çıkarmak için neyi açarsın?
kopça?
peki ilk neyi çıkarırsın üstünden?
eaaa..
(diğer figüranlar: abi bildi işte)
ayh ben dalmışım pardon
Aga nin biri dunyayi gezip goreyim demis. Her
yolculugundan sonra koyluyu, kahvede etrafina
toplayip, gezip gorduklerini anlatirmis ki
marabasinin da vizyonu genislesin yine bir yolculuk sonrasi
kahvede koylusunu etrafina toplamis. Koylu baslamis sormaya
-Agam bu sefer nere getti?
-Afrike ye getmisem
-Agam efrike de ne yaptin?
-Safari ya cigmisem.
-Hele bu sefari ne ola ki?
-Hele arabaya biniysen. araziye ovaya
cihiysen.nerde bi heyvan goriysen, pesinden arabayi
suriysen.Heyvana yetisip tüfek ile vuriysen.
-Agam sen hic heyvan vurdiin?
-Heee vurdim
-Ne vurdin?
-Zebra vurdim
-Agam hele bu zebra ne ola ki?
-Esegi biliysen?
-Hee..
-Aha, esegin siyah beyaz cizgili olani
-Abov..Agam baska ne vurdin?
-Zürefa vurdim.
-Hele bu zürefa ne ola ki?
-Esegi biliysen?
-Hee..
-Aha, esegin bacaklari iki metre, boynu 3 metre
olani
-Abov..Agam baska ne vurdin?
-Gergedan vurdim.
-Hele bu gergedan ne ola ki?
-Esegi biliysen?
-Hee..
-Aha, esegin derisi biraz kalin olani, bir de
burnunda iki tane boynuz vardir.
-Abov..Agam baska ne vurdin?
-Piton vurdim?
-Agam bu piton ne ola ki?
-Esegi biliysen?
-Hee.
-Esegin aleti biliysen?
-Heee..
-Aha, onun 4 metre olani. Ama esek yoktir
* ordegin vakvaklamasinin yanki yaratmadigini ve bunu kimsenin
aciklayamadigini?
* dunyadaki fotokopi makinelerinde meydana gelen arizalarin %23 unun,
makinenin ustune oturup kendi popolarinin
fotokopisini cekmek isteyen insanlar sayesinde meydana geldigini?
* yasamin boyunca uyku sirasinda yaklasik 70 bocek ve 10 orumcek
yiyecegini?( Mmmmh!!:)
* idrarin zifiri karanlikta parladigini?
* eger cok siddetli hapsirirsan, kaburgalarindan birini kirabilecegini?
* hapsirmayi engellemeye calisirsan,basindaki veya boynundaki damarlardan
birinin yirtilabilecegini ve olebilecegini?
Soradan görme zenginin biri
Koca bir malikane yaptırmış.
Büyük ahçesinin otasına büyük bir havuz yaptırmış ve,
İçine de büyük timsahlar koymuş.
Bahçesinde büyük bir parti vermiş.
Bir ara konukları havuzun etrafına toplamış ve,
-Bu havuzu yüzerek geçene 100 000 dolar verceğim.Var mı cesur biri? demiş.
Tabii kimsede ses yok. Timsahlar aç.
-Peki, demiş, ödülü artırıyorum. 100 000 dolar, yanına da şu fıstıklardan birini veriyorum.
Yine ses yok.
-Ödülü artırıyorum. Tüm bunların yanına bir de ibne veriyorum demiş.
Biri atlamış havuza ve büyük bir hızla karşıya geçmiş,
ve koşarak dönmüş ve heyecanla sormuş;
-Nerede o ibne, nerede o ibne!?
-Yahu demiş görmemiş zengin, 100 000 dolar dedik beğenmedin,
Yanına fıstık gibi bir karı verdik, beğenmedin. Ne bu ibne düşkünlüğü, acelen ne?
Adam öfkeli söylenmiş;
-Ben onu sormuyorum, beni havuza iten ibneyi arıyorum!!
Metro'da saçları cart kırmızı boyalı Iro-Punk görünümlü bir genç, karşısında oturan yaşlı adamla süzerler birbirlerini. Punkçu genç dayanamaz sorar: 'Ne bakıyorsun durmadan öyle dik dik moruk, beğenemedin mi?'
Yaşlı adam buna karşılık verir: 'Gençliğimde birçok tavuk siktiğim oldu. Şu an senin benim oğlum olup olmayacağını soruyordum kendi kendime!'
Bir İnternist, Şirurg, Psikyatrist ve Patalog arasında ne fark vardır?
İnternist'in bilgisi vardır ama becerisizdir. Şirurg'un bilgisi yoktur, ama herşeyi becerir.
Psikyatrist'in ne bilgisi, ne de becerisi vardır, ama herşeye anlayışı vardır.
Patoloğun ise herşeyden bilgi ve becerisi vardır,
ama her defasında gecikir (iş işten geçmiştir).
Adamın birisinin gece ıssız ormandaki yolda giderken otomobili
bozuluyor. Otomobili bırakıp yürümeye başlıyor. Bir süre sonra bir şatoya geliyor.
Kapıdaki zile basınca, kapı açılıyor. Karşısında seymonlu birisi;
- Afedersiniz. Yolda otomobilim bozuldu. Acaba geceyi burada
geçirebilir miyim?
- Tabii, diyorlar ve adamı içeriye alıyorlar. Yemek ve yatak veriyorlar,
otomobili tamir ediyorlar. Gece adam uyurken şatonun
içinden
garip sesler geldiğini fark ediyor. Sabahı zor ediyor. Sabah ilk iş geceki
gürültüleri soruyor. Seymonlular yanıtlıyor;
- Maalesef, gürültülerin ne olduğunu size söyleyemeyiz. Çünkü
seymonlu değilsiniz.
Adam çok rahatsız oluyor seslerin nedenini öğrenemediği için ama ne
yapsın. Otomobilini alıyor ve şehrine geri dönüyor. Bir kaç sene sonra yolu aynı
ormandan geçerken yine otomobili arıza yapıyor. Çaresiz şatoya
uğruyor. Adamı yine içeri alıyorlar, yemek ve yatak sağlıyorlar,
otomobili tamir ediyorlar. Gece, geçen gelişindeki şekilde
adam yine garip sesler duyuyor. Sabah seslerin nedenini sorduğunda;
- Size daha önce de söylemiştik. Seymonlu olmayanlar bunu öğrenemez.
Adam merak içinde kaldığından, soruyor;
- Peki, seymonlu olmak için ne yapmak gerekiyor?
- Dünyayı dolaşmalı ve bize dünyada kaç tane ot, kaç tane de çakıl
taşı olduğunu söylemelisin.
Adam yola çıkıyor. Yıllar geçiyor. İyice yaşlanmış durumda yıllar sonra
şatoya geri dönüyor. Kapıyı açıp, adamı içeri alıyorlar. Adam;
- Dediğinizi yaptım. Dünya'da 145.236.284.232 adet ot ve
231.281.219.999.129.382 çakıl taşı vardır, diyor.
Seymonlular, adamı kutluyorlar ve artık sesin kaynağını öğrenebilirsin
diyerek adamı kapalı bir ağaç kapının önüne götürüyorlar.
Bu kapının ardında aradığın cevabı bulacaksın diyorlar. Adam kapıyı
açmaya çalıştığında, kilitli olduğunu görüyor. Anahtarı istediğinde
seymonlular ağaç kapının anahtarını adama veriyorlar. Adam kapıyı
açıyor. Koridorun sonunda taştan oyulmuş bir kapı var. Adam taş kapıyı
da açamayınca seymonlular anahtarı veriyorlar. Adam taş kapıyı açıp
girdiği koridorda altın bir kapı görüyor. Altın kapıyı, bronz, gümüş, metal
kapılar takip ediyor. Her kapının önünde adam seymonlulardan
anahtarı alıyor, kapıyı açıyor ve diğer koridora geçiyor. Sonunda, bir
kapının önünde seymonlular diyorlar ki;
- Artık, sonuna geldin. Bu son kapı. Bunu açtığında gece duyduğun
gürültünün kaynağını anlayacaksın". Bundan sonra kapının anahtarını
adama veriyorlar. Adam son kapıyı açıyor ve gece duyduğu sesin nasıl
oluştuğunu büyük bir şaşkınlık içinde izliyor........................
Sesin nasıl oluştuğunu siz de merak mı ettiniz? Maalesef, size
söyleyemeyiz. Çünkü siz seymonlu değilsiniz.)))))
HİHOHOHAHAHAHA
Jinekoloğun biri lanet olsun der ve doktorluğu bırakır. Niyeti araba
tamircisi olmaktir. Gider ve sendikanin sınavına girer. Sonuçta 100
üzerinden 150 alıp geçer. Bunun üzerine bir soruşturma açılır.
Müfettişler hocaya sorarlar bu iş nasıl oldu diye.
Hoca - "Valla, yağı değiştir dedim değiştirdi. Filtreyi değiştir dedim
değiştirdi.Bujileri temizle dedim temizledi."
Müfettiş - "İyi de neden 100 değil de 150 ?"
Hoca - "Ama bunların hepsini egzozdan yaptı."
adamın biri askere gitmiş iki çocukla, eve dönmüş bi bakmış masada 3 çocuk!
bağırıp çağırmaya başlamış:
-abovv..ula kaltak! bu çocuk nerden çıkmiştir? bizim iki çocugimiz vardi, bu çocuk benim degildir!!! diye.
karısı gayet sakin:
-e sana baba mı diyir? oturmuş yogurdini yiyir!
Genc kadin komsusuna dert yanar:
-"Kocam hasta Cimbomlu akli fikri Galatasaray. Evlendik evleneli
bir kere bile benimle sevismedi. Her gün heyecanla gece
olmasini bekliyorum, gece oluyor, bizim beyde tik yok, bayraga sarilip yatiyor,
ne yapacagimi sasirdim?" ..
Komsusu bunun uzerine, kadina yatarken Fener esorfmani giymesini tavsiye eder.
O gece kadin bir FB esorfmani satin alir ve giyinip yataga uzanir.
Kocasi kadini görünce hemen uzerine atilir, bir posta, iki posta, üç posta...
Kadin artik kocasini durduramaz, her gece 10 posta. Kadin bitap düser.
Durumu komsusuna anlatir:
-"Esorfmani giydim giyeli bizim bey degisti. Her gece10 kere sevisiyoruz.
Bende hal kalmadi, ne yapmaliyim sence?"
Komsusu bu sefer kadina, GS esorfmani giymesini tavsiye eder.
O gece kadin GS esorfmani giyip yataga uzanir. Aksam olup da, adam
karisini GS esorfmaniyla görünce kahkahayi patlatir:
-" Iste biz adami boyle Cimbomlu yapariz"
uzak kaldığım 7 aylık araya denk gelmiş demek ki bu fıkra
ama sen de eski temponda değilsin yani.. sitem ediyorum açıkça. sırf sana değil, herkese. eskiden ne çok gülerdim ben buralarda yaa.... monitöre az mı cola pufkurmuşumdur..
kaaç zamandır kopmuşum, şöyle bir baktım da nerde eski ahali, nerde seyahatnameler-anılar (kitaba mı sakladın ne), nerde meyhane köşeleri.. kavgaları bile özledim valla.
*bu hepten özel oldu ama olacak artık o kadar.. idare edin beni de arada*
ulan geri zekalı zort denen serseri!
istersen seni de fenerbahçeli yapayim ha ne dersin aynı yöntemle!
O fıkra 2 senedir var ve tersiyle anlatılır.üçkağıtçı terbiyesiz!!
İlk kez ceza sahama giren genç bir cimbomluydu.
penaltı noktasına gelince dayanamadım indirdim yere onu, bacaklarımı eline verdim. Kazandığı ceza vuruşunu, Apış aramdan gole çevirdi sert bir vuruşla.
O günden beri, geleen gidene kalem ardına kadar açık, isteyen istediği biçimde sokabiliyor topları. Serbest atıştan, frikikten, penaltıların tadına doyum olmuyor, köşe atışlarından bile içeri aldıklarım oldu.
En son Feyenoord'dan kendi evimde iki posta yedim ki, sormayın, foluk oldum folluk a dostlar! yediklerimin haddi hesabı yok, ceza saham tepişmelerden çamur tarlası ve yolgeçen hanına dönüştü.
Ağzımızı şuramızı buramızı açmayı beceremedik biz.Ama siz bu konuda çok deneyimlisiniz.Fenerbahçe karşısında açılmadık yeriniz kalmadı.Biz bir yerlerimizi açmayı bilmeyizde igs nin bizim karşımızda "otomatik" açılan hemde faraş gibi açılan yerlerini tıkamayı iyi biliriz.
Ezik seni..
hadi git o dandik ruslarla falan eğlenin, kadıköyde düğünümüze de bekleriz.Her zamanki muameleye uğrayacaksınız yine.
Adamin biri karisinin test sonuclarini almak uzere doktora gitmis.
Recepsiyondaki hemsire:
- Kusura bakmayin beyefendi, ama ufak bir problemimiz var.
Karinizin testlerini lab'a gonderdigimizde ayni isimli bir baska bayan
da teste gitmis ve hangisi karinizin hangisi diger bayanin emin
olamiyoruz malesef, demis. Acik olmak gerekirse sonuclardan biri kotu
digeri ise dahada kotu!
Adam:
- "Ne demek istiyorsunuz yani?"
Hemsire:
- "Testlerden biri AIDS digeri ise Alzheimer cikti ve hangisi
karinizinki birsey soyleyemiyoruz."
Adam:
- "Korkunc birsey, peki simdi ne yapmaliyim?"
Hemsire:
- "Bence, karinizi sehrin gobeginde en kalabalik noktaya birakin
ve eger evin yolunu bulabilirse de bir daha onunla yatmayin..."
Evin annesi utu yaparken, evin kucuk yaramazi da salonda oyuncak treniyle
oynuyomus.. derken annesi bir kulak kabartmis ki oglan soyle bagiriyor
EVET..!! SON DURAGA GELDIK..!! DUYMADINIZ MI ALLAHINCEZALARI HALA NE
OTURUYOSUNUZ?? CABUK DEFOLUN iNiN ASAGI..!!! Bunlari duyan anne neye
ugradigini sasirmis dogru salona kosmus: Sen nerden ogrendin bakiyim
boyle konusmayi?? Ne kadar ayip..simdi dogru odana gidiyosun tam 2 saat
cezalisin...bi daha da agzindan oyle kotu sozler duymiyim..!! ve 2 saat
sonra kucuk afacan tekrar salona donmus, treninin basina oturmus....annesi
de mutfakta yemek yapiyomus, derken yine oglanin konusmalarini duymus -
"Sayin yolcularimiz, iste son duraga geldik. Umariz cok guzel bir yolculuk
gecirmissinizdir.. Lutfen esyalarinizi trende unutmamaya dikkat
ediniz...Trene yeni binen yolcularimiz, sizin de cok guzel bir yolculuk
gecirmenizi diliyoruz.. kucuk bagajlarinizi koltuklarinizin altina
koyabilirsiniz..bu arada unutmayin yolculuk sirasinda sigara icmek
yasaktir.. " bunlari duyan annesi az onceki cezanin ise yaradigindan memnun
gulumserken oglan konusmasina devam etmis -.. ayrica iki saatlik rötar
yuzunden mutfaktaki orospu adina hepinizden ozur dileriz...!!
Daha önce benim tarafımdan yazılmamış fıkra yazan kızlar öpücükle taltif edileceklerdir. Böyle fıkraları yazanlar sağa, daha önce yazılmışları yazanlar sola geçsin.
Kadının birine arkadan tecavüz etmişler
mahkemeye başvurmuş kadın telaşlı telaşlı anlatıyor hakimler hiç ilgilenmeden tırnaklarını kesiyorlar gazete filan okuyorlarmış.
Kadın sonunda itiraz etmiş hakimlere,ilgilenin yahu size ne oluyor diye.
Hakimler duvarda ''Adalet Mülkün Temelidir'' yazısının bir altındaki yazıyı göstermişler;
adalet mülkün temelidir yazısının altında değil, onun yerinde yazıyodu o yazı. iyi dinlememişsin.
***
Kadının biri kocasını 3 erkekle aldatıyormuş, her gün kocası evden
gidince 3 erkek eve gelir ve kadınla yatarmış. Kadın yine böyle bir
günde adamlardan birisine sen yarın gelirken bir tepsi dolma yaptırıp
getir, diğerine de sen de bir büyükkap ayran getir demiş. Üçüncüsü fakir
olduğu için ondan herhangi birşey istememiş.
Erkeklerin geleceği günün Pazar günü olduğunu unutan kadının etekleri
tutuşmaya başlamış ve eyvah diyerek kocasının yanına gitmiş. Sen bugün
kahveye filan gitmicen mi, ben evde temizlik yapacağım deyip kocasını
zar zor da olsa evden yollamış.
Kocası gittiği gibi 3 adam da eve gelmiş. Kadın, siz hemen gidin kocam
buralarda derken zil çalmış, kadın eyvah demiş, geldi galiba erkekleri
sağa sola saklamış ve kapıya bakmaya gitmiş.
Kocasını karşısında görünce ne oldu diye sormuş, adam da yaa karnım çok
acıktı bana dolma yapsana canım çok istedi demiş.
Kadın da Allahım bir tepsi dolma olsa da yesek deyince, elinde dolma
tepsisi olan adam çıkıp yanlarına gelmiş. Kocası kim ulan bu diyerek
karısına ters ters bakarken;
Adam : Ben Allah tarafından geliyorum, karınız dolma istedi demiş.
Adam hayretle bakmış ve dolmayı getiren adam çıkıp gitmiş.
Kadının kocası olayın şokunu atlattıktan sonra yaa tamam da bu ayransız
gitmez demiş sen bari bir ayran yap...
Kadın da Allahım bir damacana ayran olsa da içsek derken tak ayranı
getiren adam çıkıp gelmiş. Koca, sen de kimsin lan deyince;
2. Adam da : Ben Allah tarafından gönderildim, karınız ayran istedi
demiş ve çıkıp gitmiş.
Hayretler içerisinde kalan adam kendi kendine yaa bizim karı ermiş mi
diye söylenmiş ve yemekleri yemişler ama 3. adam hala saklanıyormuş, 1
saat - 2 saat - 3 saat, artık adam dayanamayıp çıkmış yerinden...
Kadının kocası peki sen kimsin lavuk, hem elin boş deyince...
3. adam da : Eeee şey ben de Allah tarafından geliyorum, boşları alacam!
Pilotlar her uçuştan sonra, uçuş sırasında karşılaştıkları ve
tamir edilmesi ya da ayarlanması gereken sorunları tamir
bakım personeline bildirmek için bir form doldurur.
Pilotların doldurduğu bu formları daha sonra tamir bakımcılar
okur ve sorunları giderir. Sonra da formun alt kısmına
gerçekleştirilen düzeltici faaliyeti yazarlar ve pilotlar bir sonraki
uçuştan önce bu formları ve tamircilerin notlarını okur.
Yer personelinin ve tamir bakım personelinin espri anlayışı
olmadığını söylememek gerekir. Aşağıda QUANTAS pilotlarının
gerçek arıza ve şikayet bildirimleri ve tamir bakım mühendislerinin
tamir sonrası cevapları yer almaktadır. Bu arada, Quantas
Havayolları kurulduğu günden bugüne dek hiç kaza geçirmemiş
tek büyük havayolu şirketidir.
P = Pilotun arıza bildirimi.
S = Tamir bakımcının tamir sonrası notu.
P: Sol iç tekerleğin kısmen değiştirilmesinde fayda var.
S: Sol iç tekerlek kısmen değiştirildi.
P: Test uçuşu OK, fakat otomatik iniş biraz sert.
S: Bu uçakta otomatik iniş sistemi yok.
P: Kokpitte bir şey gevşemiş.
S: Kokpitte bir şey sıkıştırıldı.
P: Ön camda ölü böcek var.
S: Canlı böcek sipariş edildi.
P: Otomatik pilotu sabit yükseklikte uçuşa ayarlayınca
dakikada 100 metre alçalıyor.
S: Böyle bir problem gözlenmedi. (uçak yerdeyken test edilmi?)
P: Sağ tekerlek hidroliğinde yağ kaçağı olduğunu gösteren
bir yağ birikintisi var.
S: Yağ birikintisi temizlendi.
Genç bir erkeğin, 3 kız arkadaşı vardı ve hangisiyle evleneceğini karar vermesi gerekiyordu.Her birine bin dolar verdi. Bu parayı en iyi kullananı eş olarak seçecekti. Birinci kız, kendisine yeni elbiseler, ayakkabılar, makyaj malzemeleri,parfümler aldı. Kuaföre , güzellik salonuna gitti. Geri geldiğinde "senin için en güzel olmak istiyorum çünki seni seviyorum " dedi. İkinci kız, yep yeni bir golf takımı, bir DVD, bolca film, bir ay yetecek kadar birayla geri geldi ve şöyle dedi " bunlar senin için aldığım
hediyeler. Çünkü seni seviyorum..." Üçüncü kız ise bu parayla iyi bir yatırım yaptı, kısa süre içinde parayı ikiye katladı. Elde ettiği parayı yine karlı bir işe yatırdı ve böyle devam etti. Erkeğe de "Senin bana verdiğin parayı çoğalttım. Birlikte yaşayacağımız geleceği düşündüm. Çünkü seni seviyorum." Erkek üç kızın yaptığından da çok etkilenmişti. Ancak birini
seçmeliydi. Bir süre için ortadan kayboldu. onların yaptıklarını düşündü. Çok i iyi düşündü. Bu o kadar kolay verilebilecek bir karar değildi... İşi çok zordu. Düşündükçe düşündü ve ... En iri göğüslü olanla evlenmeye karar verdi.
Temele torunu çözemediği matematik ödevini getirmiş. Problemi bir türlü halledemeyen Temel dertlenip sonunda Eskişehirdeki sevgili ve "teğerli arkadaşu" Niyazi'ye başına gelenleri yazmış:
Niyazicuğum.
Hani benim küçük torin var ya. Geçen akşam, ceturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlayi. Zaten dertlerini hep bağa açar. Dedu ki;
"Dedecuğum, ha punlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin öğretmen beni dovecek."
Dedum oğa;
"Ağlama uşağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Simdi oni çözeruk."
Ne mumkün Niyazi kardaşum. Ha orda yazayi ki;
Bi tirenlan, bi otopos ayni istasyondan kalkmişlar. Tiren otopostan uçte bir daha hizli cidiy. Otopos iki yerde onbeşer dakka istirahat vermiş. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almiş. Otopos saatte 60 kilometro cidiymiş. Tiren 5 saat sonra cideceğu yere varmiş. Otopos ise ne vakit sonra oraya varacakmiş. Ugrastim oni lakin yapamadum. Uşak ağlayi. Derken bubasi celdi. O da çözemedi. Diyorum oğa ki,
"Damat, senun taniduğun tahsilli bi otopos şofori var ise oğa soralim, pelki o pilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşağı şoforler cemiyetine cötüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yariş etmiş bi şofor vardur da bize nasihat verur."
Ha, piz bi yandan da uşağa tireni tarif edeyruk. Uşak tiren cörmemis ki... Ne anasi cörmis, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum'dan Sivas'a cittiydum. Neysa kardaşum, o gece çok kızdum. Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacından duti ayiramayi; mezciti costeriyrum, hamsi diyi; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduğuni sanayi. Biz celduk ona araba yariştiriyruk. Yani efendi, otopos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekleysun? Eğer varacagi saat onemliysa, edersun yazihaneye pi telefon, derler saga otoposun ineceği zamani.. Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edeysun? Uşacuklarda şarkı yok, türki yok, oyun yok; dayamis matamatiği. Ayuptur yahu...
Temelle Fadime fantezi olsun diye
Fadime pencereye dayanmış sokağı seyreder vaziyette,
Temel de arkadan yanaşmış,
Aşk yapıyorlarmış.
Ne olmuşsa olmuş,
Fadime tepe taklak düşmüş aşağıya,
Doğruca pencere altındaki çöp bidonuna.
Alt taraf çıplak debelenirken
Yoldan geçen İdris görmüş kadını.
Yaklaşmış epice incelemiş bu garip görüntüyü.
Kafasını kaldırmış yukarı ki,
Temel pencereden bakıyor, şakın...
İdris seslenmiş yukarıya,
-Ula bu senin kari midur?
-Hee!
-Ula niye attin oni? Daha sikilirdu bu daa!
Adamin biri utana sıkıla doktorun odasina girmiş:
- "Doktor. size bir sorunum icin geldim ama, lutfen once gulmeyeceginize soz verin."
Doktor "elbette.." demiş "lutfen rahat olun, ben bir doktorum, 20 senelik meslek hayatimda hicbir hastamin sorunlarina gulmedim." Adam:
- "Tamam o zaman" demiş, pantalonunu indirmiş. Doktor bir de bakmiş karşisinda bugune kadar gordugu en ufacik miniminnacik penis. Neredeyse bi bezelye tanesi kadar. ve tabi ki doktor kendini tutamamiş birden kahkahalarla gulmeye başlamiş, yere yuvarlanmiş katila katila guluyomuş derken nihayet toparlanmiş ve adama donmuş:
- "Cok ozur dilerim.. nasil oldu bilmiyorum bir anda sinirlerim boşaldi, ama soz veriyorum bir daha olmayacak.. lutfen bana guvenin ve soyleyin sorun tam olarak nedir?" Adam cevap vermiş:
YAKISIKLI BIR AMERIKALI CIFTCI, KASABAYA INMIS. BIR KOVA, BIR CEKIC,
IKI TAVUK VE BIR DE HOROZ SATIN ALMIS. CIFTCININ BUTUN BUNLARI
TASIMAKTA ZORLANDIGINI GOREN DUKKAN SAHIBI ONA AKIL VERMIS.
"CEKICI KOVANIN ICINE KOY, KOVAYI BIR ELINDE TASI. TAVUKLARI KOLTUK ALTLARINA SOK VE HOROZU DA OBUR ELINDE TASI."
CIFTCI, ADAMIN DEDIGINI YAPMIS VE KAMYONETINE DOGRU YURUMEYE BASLAMIS.
YAKISIKLI CIFTCININ YOLUNU SARISIN BIR KADIN KESIP, "AFERDERSINIZ" DEMIS,
"ACABA CILGIN BOGA CIFTLIGI'NE NASIL NASIL GIDEBILIRIM?"
CIFTCI, "SANSIMIZ VAR" DEMIS. "BENIM CIFTLIGIM CILGIN BOGA'YA COK YAKIN. ATLAYIN KAMYONETE SIZI GOTUREYIM."
KADIN, "PEKI AMA" DEMIS, "SIZIN BENI SIMDI BIR DUVARA YASLAYIP,
OPMEYECEGINIZI NEREDEN BILEYIM?"
CIFTCI, "HANIMEFENDI INSAF!" DEMIS, "BIR ELIMDE ICINDE CEKIC OLAN
KOVA,KOLTUKLARIMIN ALTINDA BIRER TAVUK, OTEKI ELIMDE BIR HOROZ VARKEN,BEN SIZI NASIL DUVARA YASLAYIP OPEBILIRIM?"
KADIN, "COK BASIT. HOROZU YERE KOY,USTUNE KOVAYI GECIR, CEKICI DE K0VANIN USTUNE KOY KI HOROZ KACAMASIN. BENDE TAVUKLARI TUTARIM...
çiftliğe yeni, genç bi horoz almak istemiş.. çünkü yaşlı horoz, yıllardır çiftlikteki bütün tavukları öpücem diye sabah akşam koşturmaktan harap ve bitap düşmüş, artık canı tavuk mavuk istememekteymiş.
ama çiftlikte bi tavuk varmış kiii, ona aşıkmış yaşlı horoz. genç horozu da kıskanmaktaymış fena halde.. "ulan, hadi öbür tavukları napacaksa yapsın ama bu şimdi benim tavuğu da gagalamasın yahu" diyerek hayıflanıyormuş. ama genç horoza bütün tavuklar gıtlamaya başlamışlar bile..
çiftliğe geldiğinin ikinci günü yaşlı horoz genç horozun yanına gitmiş ve demiş kii:
-"bak koçum, seninle bi yarış yapalım. sen kazanırsan bütün tavuklar senin. ama ben kazanırsam, şu benim çilli tavuğu alırım. yalnız ben yaşlıyım, bana 100 metre avans verecen tamam mı?" ...
genç horoz kendinden gayet emin kabul etmiş tabii..
başlamışlar yarışa.. 5-10-20 metre derken
dannn!!!
diye bi ses gelmiş, genç tavuk yere yapışmış ("beni yanlız bırakmayııın!" diye bağırarak)...
çiftlik sahibi elinde tüfekle homurdana homurdana yaklaşmış:
-"ulan bu yeni horoz da ibne çıktı mına koyiim!"
Minik yaramaz, boynuna bi ip gecirdigi kurbagayi cekistire cekistire yolda gidiyormus.. derken bir randevuevinin kapisina gelmis, tak tak kapiyi vurmus, kapiyi sisko cirkin bi kadin acmis.. cocuk avazi ciktigi kadar bagirmis:
"BURDAKI KIZLARDAN BIRINI ISTIYORUM...!! PARAM VAR, VE ISTEDIGIMI YAPANA
KADAR BURDAN GITMIYCEM..!!"
Kadin sasirmis ama para paradir demis, minik yaramazi iceri almis.....
cocuk
ordaki fistiklara bakmis, sonra kadina sormus:
"Burada bir Amber varmis, ONU ISTIYORUM...!!!"
Kadin bunun uzerine "ama olmaz ki..." demis..."bak cocuk, bence sen...
Cocuk onu dinlemeden avaz avaz bagirmaya baslamis "AMBER'I ISTIYORUM
AMBER'I
ISTIYORUM...!!! PARASI NEYSE VERICEM...!!!"
Kadin hala saskin halde, "iyi tamam yukari cik sagdaki ilk odaya git,
bekle.."demis... Sonra kadin Amber'i odaya gondermis.. 10 dakika sonra
cocuk
merdivenlerden yine kurbagasini surukleye surukleye inmis.... kadina
para
vermis, tam cikicakken kadin en sonunda dayanamamis seslenmis:
- Lafimi dinlemedin cocuk.. niye ille de onu istedin ki.. o kizda
hastalik
vardi....
Cocuk cevap vermis:
- Onda hastalik oldugunu biliyorum, o yuzden onu istedim...... cunku bu
aksam annemle babam disarda yemege gidicekler, ben de evde dadimla
oturucam.. onlar gittikten sonra dadim benle sex yapmak istiycek cunku
kucuk
cocuklardan hoslaniyo.. boylece burda kaptigim hastaligi ona gecirmis
olucam.. annemle babam eve dondukleri zaman, babam dadimi evine
goturucek..
orda da tabi ki her gece yaptigi gibi onu becericek, hastalik ona da
gecicek... eve dondugu zaman annemle sevisicek, boylece o da anneme
hastaligi geciricek.... sonra sabah babam ise gidicek, sutcu sut
birakmaya
gelicek, annem de onu eve alicak ve onunla sevisicek, hastalik ona da
gecicek ve cok da iyi olucak CUNKU O HERIF BENIM KURBAGAMIN USTUNE BASTI
ÖLDÜRDÜ........!!!!"
Yasli Italyan kasabanin papazina günah çikarmaya gitmisti.
Ihtiyar adam itiraflarina basladi:
"Ikinci Dünya savasinin ilk günlerinde bir güzel kiz kapimi çalip kendisini
Almanlardan saklamami istedi. Onu bodruma sakladim. Onu asla bulamadilar.
"Bu harika birsey" dedi, papaz..
"Devami var" dedi ihtiyar.. "Ben zayif karakterli bir adamim. Birgün ondan,
kendisini saklamamin bedelini seksüel arzularimi gidererek ödemesini istedim."
Papaz bir süre düsündü, sonra..
"Himmm.. Savas yillari. Zor günler.. O kosullarda böyle bir zaaf
affedilebilir. Çok büyük bir riski göze almissiniz..
Kaldi ki, kiz Almanlarin eline düsse, basina çok daha kötü seyler gelirdi.
Allah anlayisli, hos görülü ve affedicidir. Yaptiginiz iyilik ve kötülükleri
tartar, sizi sefkatle yargilar.."
"Tesekkür ederim peder" dedi, yasli adam.. "Simdi içim rahatlamisken, bir soru
daha sorabilir miyim?."
"Tabii sorabilirsin oglum" dedi, papaz..
"Ona savasin bittigini söylemem gerekiyor mu?.."
Cafer komadadır... Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli,kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:
"İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin... İflas ettiğim gün oradaydın...
Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığimda seni gördüm... Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...
Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabii......
"Şimdi komadayım yine başucumdasın... Sonunda anladım ama, çok geç oldu;
Yahu sen ne uğursuz karısın..."
Keyifli bir aksamdan sonra, kari koca yataga girmisler. Adamin geceyi henuz bitirmeye niyeti yok.. hafif hafif yanasmis esine.
'Tatlim'demis.
'Bu gece soyle bir seviselim ister misin?.
'Olmaz' demis karisi.
'Bu gece olmaz'
'Emin misin?' demis kocasi.
'Eminim' demis kadin.
'Bu son kararin mi?' diye israr etmis adam.
'Son kararim' demis kadin.
'O zaman' demis adam 'bir arkadasa telefon etme hakkımı kullanabilir miyim?'
Bıçkın delikanlı atmış kızı arabaya,
Hem araba kullanıyor, Hemde kızı iknaya çalışıyor.
Soyunmaya...
-Saatte 150 km ile gidersem soyunur musun diyor.
Çılgın kız kabul ediyor.
Gösterge 150 yi gösterince kız başlıyor soyunmaya.
Tamamen çıplak kalınca delikanlı o kadar meşgul ki kızı seyretmekle,
Yoldan çıkıyor, ve birkaç takladan sunra bir kayaya toslayıp duruyor araba.
Kız bir çizik bile almadan çırıl çıplak arabadan fırlıyor.
Fakat bıçkın sıkışıyor arabada.
-Çabuk, diyor kıza, koş yardım getir!
-Ama çıplağım diyor kız.
Delikanlı dışarıda kalmış ayağındaki ayakkabısını işaret ederek,
-Bununla örtün diyor.
Kız ayakkabıyla malum yerini örterek yakındaki benzin istasyonuna koşuyor.
-N'olur yardım edin. Sevgilim sıkıştı, çabuk olun, ölecek yoksa ! diye heyecanla çırpınıyor.
Benzinci şöyle bir bakıyor ayakkabıya,
- Kusura bakma ama hamfendi, diyor,
-Çok derine kaçmış!
malum seks turizmi.. uçak inmeye yakın tur rehberi alıyor mikrofonu ve konuşmaya başlıyor:
-sevgili yolcularımız. burada hareketli bir hafta geçireceksiniz. ancak dikkatli olun, buradaki fahişelerin %80'i aids, %20'si veremdir.
arkalarda bir adam uykudan yeni uyanıp arkadaşına soruyor:
- ne dedi? ne dedi?
- öksürenleri sikecekmişiz.
Aganin biri dunyayi gezip goreyim demis. Her yolculugundan sonra
koyluyu, kahvede etrafina toplayip, gezip gorduklerini anlatirmis ki
marabasinin da vizyonu genislesin. Yine bir yolculuk sonrasi kahvede
koylusunu etrafina toplamis. Koylu baslamis sormaya
- Agam bu sefer nere getti?
- Afrike ye getmişem
- Agam efrike de ne yaptin?
- Safari ya çıkmişem.
- Hele bu sefari ne ola ki?
- Hele arabaya biniysen. Araziye ovaya çıhiysen, nerde bi heyvan
goriysen, pesinden arabayi suriysen.Heyvana yetisip tufek ile vuriysen.
- Agam sen hiç heyvan vurdiin?
- Heee vurdim
- Ne vurdin?
- Zebra vurdim
- Agam hele bu zebra ne ola ki?
- Bizim eşegi biliysen?
- Hee..
- Aha, eşegin siyah beyaz cizgili olani
- Abov..Agam baska ne vurdin?
- Zurefa vurdim.
- Hele bu zurefa ne ola ki?
- Eşegi biliysen?
- Hee..
- Aha, eşegin bacaklari iki metre, boynu 3 metre olani
- Abov..Agam baska ne vurdin?
- Gergedan vurdim.
- Hele bu gergedan ne ola ki?
- Eşegi biliysen?
- Hee..
- Aha, esegin derisi biraz kalin olani, bir de burnunda iki tane
boynuz vardir
- Abov..Agam baska ne vurdin?
- Piton vurdim?
- Agam bu piton ne ola ki?
- Eşegi biliysen?
- Hee...
- Eşegin aleti biliysen?
- Heee..
- Aha, onun 4 metre olani. Ama eşşek yoktir.
Bir golf klubunun soyunma odasinda bir suru adam giyiniyormus.
Ortada duran bir cep telefonu calmis, yakinindaki bir adam hands-free konusma dugmesine
basmis ve giyinirken konusmaya baslamis.
ADAM: Alo
KADIN: Merhaba sekerim, kulupte misin?
ADAM: Evet.
KADIN: Ay ben burda supper bir deri ceket gordum. 1000 dolarcik. Alabilir miyim?
ADAM: Oluur, madem cok sevdin, al tabii.
KADIN: Aslinda buradan once de galeriye ugradim. 2002 modelleri gelmis, tam istedigim renkte birini buldum .
ADAM: Ne kadar?
KADIN: 60 000 dolarcik .
ADAM: O parayi vereceksem butun aksesuarlarini isterim ama...
KADIN:Yasasinnn! Bi sey daha var: Gecen sene begendigimiz ev yine satilik ve 450 000 dolar istiyorlar .
ADAM: Tamam, ama 420 000 dolardan fazla verme sakin.
KADIN: Oldu sekerim. Sonra gorusuruz. Seni seviyorum.
ADAM: Ben de seni...Gorusuruz.
Adam telefonu kapatip afallamis sekilde onu seyreden topluluga doner veee sorar:
"Bu telefon kimin, bilen var mi?"
Doüu'da devlet hastanelerinden birinde mecburi
hizmetini yapan bir doktorun başından geçer olay.
Doktorumuz jinekologdur...
Bir gun içeri çarşaflı bir kadın ve kocası gelir...
Adam "karımın bir şikayeti var" deyip çıkar dışarı...
Doktor kadına uzanmasını söyler ve normal muayenesini yapar.
Muayene bittikten sonra da hastanın SSK'li olduğunu düşünerek
sevk kağıdının olup olmadıgını sorar ve "Sevk aldın mı?" der.
"Acuuk" diye cevap verir kadın...
İspanyanın en sıkı matadorlarında Julio Armandez Del Petro aynı zamanda ülkeninin en sıkı zamparalarından da biriymiş. Birgün medya önünde iddialaşmış bir gazeteci ile ve sonunda kızıp herife bağırmış;
- Var mısın ulan iddiaya arenaya çıkıp 300 tane fıstık gibi hatunu düzeceğim arka arkaya. Seyirciler de gelsin seyretsin inanmıyorlarsa.
- Hadi oradan be beşincide şişersin.
- Tamam gelecek pazara diye yaz iddiayı gazetene.
Gazteci tabii ki koştura koştura gidip yazmış. Don Armandez o kadar ünlü ve yakışıklı ki 300 hatun talip de bulmak hiç zor olmamış. İddia günü kocaman bir yatak koymuşlar arenanın ortasına ve kızlar kura çekip sıralanmışlar.
Don Armandez hızla başlamış. Beş dakika da bir .ikip atıyormuş önüne geleni. Herkesin hayret dolu bakışları ve oleeeeee tezahüratları arasında 1-3-10-20-50-100-200 bitivermiş. İkiyüzden sonra hafifçe yorulma başlamış ve beş dakikalık süre önce birer birer sonra üçer beşer artmaya başlamış.
250 oleeee
260 oleeee
270
280
zar zor
290
291
ıhlıya püflüye
292
293 ten sonra şöyle dizlerinin üzerinde dikilmeye çalışmış, ahali gaza getirmek için biraz daha oleeee çekmiş Don Armandez hafifçe doğrulmuş, 294. nün üstüne çıkmış son bir gayret daha çabalamış ama ı ıhhhhh.
Seyirciler önce hafifçe bir sessizliğe gömülmüşler sonra birden bire gökgürültüsü gibi bir tezahürat başlamış;
- Doktor bey, galiba karımda işitme kaybı başladı. Ne yapabiliriz?
- Eve gittiğiniz zaman, karınızın arkasında, biraz uzakta durun. Normal bir sesle ona soru sorun. Eğer sizi duymazsa biraz daha yaklaşın ve sorunuzu tekrarlayın. Hangi mesafede duyduğunu tesbit edelim, ona gore bir tedavi uygularız.
Adam eve döner. Karısı mutfakta yemekle uğraşmaktadır.
Adam mutfağın kapısında durur ve normal bir sesle sorar :
- Hayatım, ne yiyoruz bu aksam?
Karısı dönüp cevap vermez. Adam bir iki adım atar ve bir kez daha sorar :
- Hayatım, ne yiyoruz bu aksam?
Karısı yine cevap vermez. Adam kadının dibine kadar gelir ve tekrarlar :
-Hayatım, ne yiyoruz bu aksam?
Karısı bu sefer döner ve biraz kızgınca cevap verir
Padişah tarafından, mey (şarap), afyon ve fal bakmak yasaklanmış. Istanbul'da bütün meyhaneler ve keşhaneler "underground" takılmaya baslamış. 4. Murat bir gece, tebdil-i kiyafet Istanbul'a indiğinde, karşıya geçmeye karar verip bi sandal kiralamış.
Sandalcı müşterisinin sultan olduğunu bilmiyomus tabii. Bir ara, sandalın yanından sarkan bir ipi çekmiş. Ipin ucunda bir testi! Sultan, "Ne var o testinin içinde?" diye sormuş. Sandalcı "Ne olacak, mey işte" diye gülerek müşterisine de ikram etmiş. Her ne kadar yasaklamış olsa da, 4. Murat kafa çekmeyi sevdiğinden ikramı kabul etmiş ama yine de, "Mey yasak. Hünkarımız görse kafanı vurdurtur diye korkmuyor musun?" diye sormaktan da geri kalmamış. Sandalcı, "Yahu hünkar nerden görecek bizi denizin ortasında" demiş.
Aradan biraz zaman geçmiş. Sandalcı bu kez de, teknenin tahtalarından birini kaldırıp aradan esrar çıkarmış ve nargilesine atarak körüklemeye başlamış. Gönlü zengin adam, hemen müşterisine de ikram etmiş. Sultan yine kabul etmiş ama yasağı gene hatırlatmış. Sandalcı aynı şekilde, "Kim görecek ki bizi denizin ortasında" demiş.
Biraz daha vakit geçmiş. Bizim sandalcı cebinden fal taşlarını çıkarmış. Hünkara, "Ver 5 akçe de falına bakayım" demiş. Fal 4. Murat'in en kızdığı şeymiş, ama "Hadi biraz daha sabredeyim" diye düşünüp, "Bak bari" demiş. Fal taşlarını elinde çalkalayıp atan sandalcı, "Efendi, sorunu sor bakalım" demiş. 4. Murat, "Hünkar şu anda nerededir?" diye sormuş. Sandalcı taşlara bakıp "Hünkar şu an denizdedir" demiş. 4. Murat güya endiselenmiş havalarına girip, "Sakın yakınımızda bi yerde olmasın" diye sormus sandalcıya ve tekrar iyice bakmasını söylemiş. Sandalcı taşlara tekrar bakmış ve birden, 4. Murat'ın ayaklarına kapanıp, "Affet beni hünkarım " diye yalvarmaya başlamış. Kıyıya dönene kadar yalvarmaya devam etmiş. Padisah dayanamayıp, "Sana bi soru sorucam. Eger bilirsen seni affederim. Bilemezsen boynunu anında vurduracam" demiş. Sandalcı sevinçle, "Padişahım çok yaşa" demiş ve merakla soruyu beklemeye başlamış.
4. Murat, sandalcıya, "Dönüşte Istanbul'a hangi kapıdan giricem?" diye sormuş. Tabii sandalcı hemen itiraz etmiş, "Hünkarım, şimdi ben hangi kapıyı söylesem, siz başka kapıdan girersiniz. Affınıza sığınarak, gireceginiz kapıyı bi kağıda yazsam ve size versem; kapıdan geçtikten sonra okusanız olur mu?" demiş. Hünkar başını "Olur" anlamında sallayınca, sandalcı tahminini yazıp kağıdı vermiş. 4.Murat kağıdı alır almaz, daha bakmadan, yanındaki fedaisine, "Hemen boynunu vur su kafirin" emrini vermiş. Adamın kafası vurulduktan sonra adamın tahmini tutup sözünden caymış olmasın diye, "Surlara yeni bir kapı açıla! Istanbul'a oradan giricem" diye buyurmuş çevresindekilere. Kapı 5-10 dakikada açılıp, padişah ve erkanı şehre girmiş. 4. Murat bir ara, sandalcının kağıda hangi kapıyı yazdığını merak etmiş. Kendinden çok eminmiş, laf olsun diye cebindeki kağıda bakmış. Ama okuyunca hayretler içinde kalmış.
Sandalcı kağıda şunları yazmışmış:
"Hünkarım, yeni kapınız vatana millete hayırlı uğurlu olsun"
O gün bugündür de iste o kapı, "Yenikapı" olarak anılıyormuş.
"Selime Vezir olasın" sözünün, beddua olarak zikredildiği günler.
Hikaye bu ya, Selim'in bir işi varmış, işi de Allah'a kalmış. Şeyhülislam'a haber salmış, "Tiz dua edile, benim iş hal ola"...
...İş olmadıkça, şeyhülislam kellesi vurulmaya, iş başa şeyhislama ihale edilmeye başlamış.
Ta ki, bir gün, Ebusuud isimli genç molla kafayı çalıştırasna dek:
"Sultanım, sizin iş zor iştir; Allah'a torpil gerektirir."
"NAsıl olacak bre Molla?"
"Allah'ın akrabasını bulmak lazım gelir"
"Bulun o vakit"
"Lakin Sultan'ım, o iş bizim işimiz değil, mühür sahibi Sadrazamın işidir"
"Doğrudur Molla, çağırın tiz Sadrazamı"
Böylece, Sadrazam kelleleri başlamış, günü birlik çeşme önüne düşmeye.
Bir gün, Sadrazam yolda üzgün üzgün gezerken, yanına bir bektaşi dervişi sokulmuş:
"Duydum ki Paşam, Allah'ın akrabasını ararmışsınız. İşte, ben Allah'ın akrabasıyım. Varıp gidelim Sultanın yanına"
"Bre sen ne dersin?"
"Paşam, kaybedecek neyin var ki?"
Böylece almışlar soluğu Sultan'ın yanında.
"Bre erenler, sen Allah'ın akrabası imişin ha?"
"Belu (evet) Sultan'ım"
"Anlat bakalım bir, naslca iştir bu?"
"Sultanım, geçen yıl benim avrat sizlere ömür...Allah aldı onu; ben de baldızla evlendim...
Bir gemici geç vakit bir otele gelmip yer olup olmadığını sormuş:
- Sadece iki kişilik bir odada iki yataktan biri boş, demiş resepsiyon görevlisi, ancak pek tavsiye etmem. Çünkü öteki yatakta fena halde horlayan bir delikanlı yatıyor.
- Ziyanı yok, demiş gemici, verin bana o yatağı.
Ertesi sabah gemici hesabı ödemeye indiğinde otelci sormuş:
- Nasıl uyuyabildiniz mi?
- Çok güzel uyudum.
- Yanınızdaki müşteri hiç horlamadı mı?
- Hiç horlamadı.
- Ama nasıl olur?
- Odaya girince yanağından "Merhaba güzel çocuk" diye bir makas aldım. Sabaha kadar gözlerini bile kırpmadan yatakta oturdu.
Bir rahip, bir doktor ve bir mühendis golf sahasinin bosalmasini
beklemektedirler. Mühendis:" Bu adamlar ne yapiyor böyle, 15 dakikadir
bitirmelerini bekliyoruz." Doktor: "Bilmiyorum ama hiç böyle bir saçmalik
görmedim." Rahip: "Iste görevli geliyor, onunla konusalim." Rahip: "
Merhaba, Su anda sahada olan grup ne zaman çikacak, neden bu kadar
yavaslar?" Görevli "Evet onlar kör itfayeciler. Klübümüzde geçen sene çikan
yanginda gözlerini kaybettiler. Bu yüzden istedikleri zaman burada ücretsiz
oynamalarina izin verildi.Rahip: "ne kadar üzücü, bu aksam onlar için dua
edecegim." Doktor: "Çok güzel bir fikir, ben de hastanedeki doktor
arkadaslarla konusup onlar için bir seyler yapabilir miyiz diye bakacagim."
Mühendis: "Bu adamlar neden geceleri oynamiyorlar?"
Hirsizin biri herhangi bir evin catisina cikmis ve bir anten kablosunu
kesmis. Evin reisi de tam tv'ye dalmisken yayin kesilince televizyonunu
kurcalamis ama "bozuldu heralde" diyerek yatmis.
Ertesi gun adam ise gittikten sonra hirsizlardan biri kapiyi calip adamin
karisina "yenge, abi gonderdi beni sizin televizyon bozukmus heralde alin
da bir bakin dedi" demis. Saf kadin da televizyonu vermis.
Aksam adam eve gelip de televizyonu gorememis ve karisindan olayi
ogrenince dumura ugramis tabi.
Hemen o hafta sonu balkonda keyif yaparlarken bizim hirsiz asagidan islik
cala cala onlara bakarak gecerken, kadin hirsizi tanimis ve "bak bey!
televizyonu calan adam iste buydu!!"demis.
Adam bunu duyunca pijamalarla adami kovalamaya baslamis. 5 dakika sonra
diger hirsiz adamin evine gelip, karisina" yenge, ben polisim abi hirsizi
yakaladi simdi karakoldalar pantolonuyla, cuzdanini istiyor" demis ve
kadin da vermis tabiki(?) normal olarak.
Adam hirsizi uzun bir sure kovaladiktan sonra kan ter icinde eve donmus..
VEEE yine dumur!
Sarah daha 17 yaşındaymış. Ama günlerdir gözleri yaşlı geziyormuş evde. Babası biraz sıkıştırınca korkunç gerçeği öğrenmiş. Sarah çocuk yaşta gebe kalmış. Üstelikde milyarder işadamı Elie Epstein'dan. Baba, atladığı gibi Elie denilen adamın iş yerine gitmiş. Adını taşıyan gökdelenin 52. katındaki bürosuna dalmış. Epstein, kızın babasının geldiğini duyunca, Yönetim Kurulu toplantısını yarıda kesip yanına gelmiş.
- Dur, söyleme, niye geldiğini biliyorum, demiş. Bir halt ettim, ama kendimi affettireceğim.
- Nasıl affettirebilirsin ki? demiş kederli baba. Kızım bugün yarın ana olacak, daha 17 yaşında...
- Biliyorum, demiş Epstein. Ama sana önerim şu: Kızına, doğum yaptığı gün, 10 milyon dolar vereceğim, ömür boyu rahat etsin diye. Sana ve eşine de, çektirdiğim acılar için, birer milyon dolar. Dur, bitmedi! Doğacak çocuğun bakımı, eğitimi için de size her ay yüz bin dolar vereceğim...
- Tamam, demiş kederli baba. Ama ya düşük yaparsa? Bir şans daha verirsin değil mi kızıma?
This message has been edited by paksu from IP address 213.153.175.62 on Jan 16, 2003 1:38 PM
Misyonerin biri, uzun yıllardan sonra, artık misyonunu tamamladığını düşünerek ülkesine dönmeye hazırlanıyor.
Ancak son anda kabile üyelerinin ingilizce bilgisini hiç ölçmediğini farkediyor.
Kabile reisini yanına alıyor ve ormanda bir gezintiye çıkıyorlar.
Misyoner bir ağacı işaret ediyor ve,
-This is a tree... diyor.
Şef bakıyor ve,
-Tree... diyor.
Biraz sonra bir kayayı gösteriyor ve,
-This is a rock.. diyor.
Sef kafasını sallıyor ve,
-Yes...Rock.... diyor.
Biraz sonra bir çalılığın dibinde bir çiftin ha babam de babam iş tuttuğunu görüyorlar.
Rahip telaşla uzaklaşırken
-Ehhh....He is riding a bike! diyor.
Şef çekiyor bıçağı ve çifti oracıkta boğazlıyor.
Rahip tabii çok kızıyor.
-Senelerce uğraştım medeni olasınız diye. Tam başardığımı düşünürken şu hale bak!...Niye öldürdün gençleri?!!... diye azarlıyor şef'i.
Şef başı öne eğik mırıldanıyor,
-My bike!....
sanırsam galiba eğer şayet inşallah bilinmiyodur bilmem ki....
January 19 2004, 12:10 AM
İki rahip kilisede kimsenin olmamasından istifade banyo yapıyorlarmış.Neyse soyunup dökünmüşler,bi de bakmışlar sabun yok."Ben gidip alırım." demiş biri...
Gitmiş iki kalıp sabun almış,tam geri dönerken birden 3 rahibenin geldiğini görmüş.Olduğu yerde heykel gibi dikilmeye başlamış.1.rahibe gelmiş,rahibinkini çekmiş...Rahip elindeki sabunlardan birini düşürmüş."Bu sabun makinesi heralde..." demişler...2.rahibe gelmiş.diğer sabun da düşmüş...3.sü çekmiş,sabun yok.çekmiş,sabun yok.allah allah demiş,son bi gayret şevkle asılmış bu kez...Dönmüş diğerlerine; "Bana sıvı sabun geldi!"
Okul:F tipi cezaevi
Dersler:45'er dakikalık zaman kayıpları
Öğretmen:(genel olarak) İşkenceci polis memuru,puşt,tırrık,cadoloz...(gider de gider artık)(iyi olanların hakkını yememek lazım ama arada kaynıyolar)
Masa:Üzerinde soru çözmeye yarar
Defter:Gereksiz bir formalite,masanın yerini tutamaz
Kalem:En önemli araç
Silgi:2.en önemli araç.Sıra silmek için ıslak mendil kullananlar safsalak diye nitelenir,sabunlu sıraadn hayır gelmez
Dolap:Topları müdür yardımcısından kaçırmanın yolu
VCD:Bir sınıfın bilimum müzik ve film ihtiyacını karşılamaya yeten teknoloji harikası
Televizyon:Maç görüntüleri ve havadurumu için ihtiyaç vardır (vcd için de lazım)
Tahta:Arasıra soru çözülür.Onun dışında ya biri resim yapar,ya da birinin CM taktikleri bulunur
Tebeşir:Stoklarda mevcut olmalıdır zira okullardaki en büyük hırsızlık yan sınıftan tebeşir yürütülmesidir.
Öğretmen masası:Bayblade turnuvalarının mekanı.Parayla oynanan oyunlar için birebir
Kitaplık:Hazırlıktayen genelde düzenli olur.Büyüdükçe ya kitaplar kaybolur,ya düzeni bozulur.Bir süre sonra kağıt stoğu yapılır.Stoklanan kağıtlar ya uçak olur,ya gemi,ya da başka bişi
Ceket:Müdür yardımcısının yanına giderken giyilmelidir.Onun dışında bir işlevi yoktur.
Kravat:Ya bir arkadaşınız çeker bozar,ya da kızdırırsanız hocanın biri gelir boynuna dolar,boğmaya çalışır.İşin yoksa tekrar yapmak için uğraş dur
Kantin:Yaşam kaynağı.Yemek,içmek için vardır.Ayrıca aşkların ilk adımları burda atılır.
Nöbetçi Öğretmen:Koridordaki eğlenceleri bozar,sınıfta top oynatmaz,görürse topunuzu alır,
koridorun neşesi nöbetçi öğretmen devriyesiyle kaçar.
Sınıf Öğretmeni:Toplanması gereken paraları bildirir.Para toplanamayınca başkana kızar.
Başkan:Sınıf defterinin hamallığı ile ilgilidir.Para toplar.Canı sıkılırsa müdür yardımcısının yanında kalıp derse girmeme keyfine erişebilen ulu bir şahsiyettir.
Boş ders:Yazılı öncesi ilaç gibidir.Yazılı yoksa ya kantine gidilir,ya da havanın durumuna bağlı olarak basket maçı yapılır.
İnek:Her sınıfa lazımdır,yazılılarda işe yarar.Ayrıca hoca sınıfa kızmışsa başkan önde,inek arkada özür dilenir.Bu taktikle her zaman başarıya ulaşılmıştır.Kopya verebileni makbuldur.
Beni kadın sünnet etti.
Bundan bahsederken belden aşağı birşeydenbahsetmiyorum.
Sünnet bir hadisedir.
Erkek çocuğun mürüvvetinin görüldüğü
yer. Erkek çocuğun mürüvvetinin görüldüğü yerler sünnet, askerlik, evlilik.
Gerçi sünnette daha net görülür mürüvvet.
Ona mürüvvet diyorlar, enteresan bir şey.
Kadın ismi vermiş olmaları tuhaf. Gerçi rahim diye de adam var,
olsun.
Diyarbakır'a gidiyordum uçakla. Hostesle muhabbet ediyoruz. Business'ta oturuyorum.
Hep Business'ta otururum.
Buraya da Business geldim.
Ankara'ya business açılmış çok süper bir şey.
Bilmeyen varsa söyleyeyim.
Business iş amaçlı gidilen seyahat manasına gelmiyor.
Portakal suyu veriyorlar sen de
kendini bir b.k zannediyorsun.
Aynı uçağın içinde ne sınıf yapıyorsun ulan.
Portakal suyu içerken kendini ne zannediyorsun. 'Mersi canım.
Bunu içmeden uçamıyorum'.
Bir de perdeyle ayırmıyorlar mı, tavım ona.
Soruyorsun 'Somon var mı?'
Arkana bakıyorsun.
'Fakirler, ekonomi, allah belanızı versin.
Uçak sizin neyinize'.
Bir hava yaratırlar ki sanki uçak düşünce Business'takiler ölmüyor.
Hostesle muhabbet ediyorum.
Laf döndü dolaştı sünnete geldi.
Eh business'ta oluyor böyle şeyler. Beni kadın sünnet etti dedim.
Hostes dedi ki,
'Aaa kadınlar bindiği dalı kesmez ama...'.
Hostesin şakasına bak.
Biz yapsak,aforoz ederler.
Ne yaparsan yap ne olursan ol öleceksin.
İnsan ölümlü bir yaratıktır.
İnsan öleceğini bilir.
Belgesellerde gördüğün kaplanlar aslanlar gibi değil.
Belgeselde gördüğün kaplan,
aslan hep koşacam zannediyor.
O erkek aslanı görmüyor musunuz. Fönlü böyle.
Artık ormanda nerede buluyorsa fönü. Bizimki daha kompleks bir yaşam. Öleceğini biliyorsun ve sıklıkla unutuyorsun.
Hani ölümden dönenler anlatır ya; bir ışık geldi falan diye.
O, kıça tıkılan pamuk.
Senin inancını bilemem.
İstersen toteme tap.
Herkes ölecek. Mahşer var ya.
Orası işte. Kıyamet kopsun herkes orada olacak. Büyük bir kokteyl gibi
düşünün. İlk gün imza almaktan anan ağlayacak. Herkes orada çünkü.
Aaa Sezar.
Reenkarnasyona inananlar var.
Yok öyle bir şey.
Hep şöyle yapıyorlar.
'Önceki hayatımda Rus Çariçesiydim' Hiç o...pu olan yok. Hiç duyuyor
musunuz, 'Önceki hayatımda taksi şoförüydüm'. Herkes kral...
Herkes yanacak dediğim bir kişi hariç. O da Fedon. Çünkü Fedon daha yanamaz.
Fedon artık limitte onu direk cennete alacaklar.
Türk Hava Kurumu bizim memleketin en iyi çalışan kurumu. Kurban derisini
veriyorsun ondan uçak yapıyor. Artık nasıl katlıyorsa. Bi de tuzlarsan F-16
oluyor diye bir geyik var ama yalan olmasın.
Askerde seni mesleğinle yönlendirirler. Terzisin terzi yaparlar. Atom
mühendisiysen gazinoda televizyondan sorumlu olursun. Şahsına santral
kuracak değil ya...
Gençliğin bir lafı vardır, 'En verimli çağımda askere aldılar' Sanki herifi
soğuk füzyonu bulurken götürdüler. Bunu söylediği zaman komik durum oluyor.
Ama günde sekiz saat antrenman yapması gereken baleti 8 ay botla gezdirirsen
Kuğu Gölü'nden manda b.kuna transfer olur.
En verimli çağımda askere aldılar. Ne yapıyordun ki? Verimli verimli evde
oturuyordum. Ulan ben para basıyordum beni aldılar askere.
Niye bedelli yapmadın diyorlar. 15 bin mark veriyordun 28 gün yapıyordun.
Ben hiç para vermeden 550 gün yaptım. Bir de orada olanı biteni anlatıyorum
senede 2 milyon dolar kazanıyorum. 28 günlük birikiminle single
çıkaramazsın.
300 erkek yan yana yatıyorsun abi. Kalabalık bir erkek topluluğu demek,
başka bir organizma demek abi. Kadın olmasa b.k içinde yüzeriz. Kadın
kendine özenmen için sebeptir. Deodorant mı, at gitsin. Konyalı arkadaşına
koksan ne olur ya. Ayaklarını haftada bir mi yıkıyorsun. Ayda bir yıka. Kim
senin mantar yetiştirmene birşey diyebilir. Askerliği yapmış olan o kokuyu
bilir.
Küfür konusunda ben muzdarip bir insanım. Bu konuda bir çifte standart var.
Vizontele'de ben bir adamı canlandırdım. Yazıldığı haliyle bir o....u
ç....u. O adamı başka türlü canlandırmanın imkanı yok. Bizim eski
filmlerimizde falan küfür yoktur. Trajedi yaşanır, adamın karısına, kızına
tecavüz, bir de köyü yakarlar. Bizim filmin kahramanı finalde gelir,
'Alçaklaaar'. Yani hiçbir caydırıcılığı olmayan.
Bir eroin kaçakçısının hayatını yapıyor herif. Böyle konuşuyor:
-Mal geldi mi?
-Geldi efendim. Fakat, filhakika malımız kantara girdi.
Olur mu lan böyle. Bu adamlar böyle konuşmuyor ki.
-Mal geldi mi?
-Geldi a... koyum. Malın anasını s....ler.
Deniz Harp Okulu'nun kuruluş yıldönümünde sahneye çıkıyorum. İlk mezunlar da
gelmiş. Nasıl bir yaş ortalaması anlatamam. İlk 20 dakika eski Türkçe
anlattım. Filhakika, buna mukabil bir sonraki latifede buluşmak üzere.
Benden sonra Ajda Pekkan vardı, şöyle sundum: "Yeni yetenek Ajda Pekkan".
Abicim sıfır reaksiyon. Herkes onaylıyor. 'Bu kız çok tutacak' diyorlar.
Al kadehi ver al... Lider taklidi yaptım durduk yerde. Eskiden lider taklidi
vardı. Şimdi çok zor. İki kişi koluna girecek. Amma zor iş.
14 Mart Tıp Bayramı'nda doktor arkadaşlarla sohbet ediyoruz. Bizde sperm
bankası var mı diye sordum. Yok dediler. Dedim isabet. İçinde banka lafı
geçtiği için biri hortumlar rezillik olur.
Genç bir çift
Çok yaşlı annelerini
Daha iyi bakılsın diye
Bir akşam üzeri lüks bir huzurevine getirmişler.
Eşyalarını neredeyse 5 yıldızlı bir otel odası gibi bir odaya yerleştirip,
Rahat edeceğini umarak gitmişler.
Sabah,
Huzurevi çalışanları kadına iyi bir kahvaltı vermişler.
Daha sonra da
Geniş bahçe ve devamındakiharika gölü gören bir salonun penceresinin önüne
Rahat bir koltuğa oturtmuşlar.
Kadın huzur içinde manzarayı seyre koyulmuş.
Bu arada bir hemşire de
Kadını görebileceği bir yere oturup,
Kitap okumaya başlamış.
Bir ara yaşlı kadın oturduğu koltukta sağa doğru eğilmeye başlamış.
Hemşire hemen gidip kadını düzeltmiş.
Bir süre sonra kadın bu kez sola doğru yatmaya başlamış.
Hemşire koşup yine düzeltmiş.
Bir süre sonra genç çift
Annelerinin rahat plup olmadığını görmek için gelmişler.
-Anne, nasıl uyudun, iyi misin, kahvaltını ettin mi,
buradan memnun musun? diye sormuş oğlu.
Kadın oğlunun yüzüne bakmış, söylenmiş;
-İyi, memnunum da, burada ossurmaya izin vermiyorlar!....
Genç çocuk, evlenme yaşında, yakışıklı falan, iş güç de yerinde… anacığı mürüvvetini görmek ister, o da dünya evine girmek ister.. ama çok büyük bir sorun var: genç çocuğun ağzı çok bozuk.. tourette sendromu gibi mübarek, ağzını açtımı bir iki küfür çıkmadan laf bitmiyor.. kaç kız arkadaşı terk ediyor onu bu yüzden, kaç kız isteme girişimi başarısızlıkla sonuçlanıyor.. anacığı çok kızgın: “Bir tutamıyorsun şu mübarek ağzını! Çok mu zor yahu azıcık küfür etmeden konuşmak??? Bundan sonra ne halt edersen et, ben sana kız istemeye filan gelmem bir daha.. durduk yerde rezil ediyorsun insanı elaleme”
Bir müddet böyle geçiyor ama oğlan yine kaç kız arkadaş tarafından terk ediliyor.. tek çare görücü usulü.. zaten konu komşu da iki de bir bir teklifle gelip duruyor. Oğlan annesini razı ediyor zor bela ama annenin bir tek şartı var: “oğlu ağzını açıp konuşmayacak, hatta hiç ağzını açmayacak” Çikolata ve çiçekler yaptırılıyor, yine kız istemeye yola düzülüyor… kız evi hazır, müstakbel gelin çiçek gibi bakımlı, makyajlı ve hoş.. sıra çay ikramına geliyor.. kız son derece zarif, şık çay takımları ile servis yapıyor. Ama o ne damat adayı çayından bir yudum bile almamış.. neyse heyecandandır diyor kız, gidip tazeliyor çayı… biraz sonra herkesin çayını tazeleme vakti, ama oğlanın çayı yine ağzı sürülmedik halde bekliyor… kız yine gidip değiştiriyor, oğlanın önüne koyuyor, oğlanın yüzü kıpkırmız ama kızcağız bunu yine mahcubiyet ve heyecan olarak yorumluyor.. üçüncü çay da, dördüncü çay da yerinde duruyor ve artık kız dayanamayıp soruyor: “Afedersiniz, 4 kez çayınızı tazeledim ama ağzınızı bile sürmediniz? Başka şey içmek istiyorsanız söyleyebilirdiniz. Neden ses çıkarmadan çayı soğutuyorsunuz?” Oğlan sonunda konuşuyor:
“Hani çay kaşığı??? …mına koduğumun çayını zikimle mi karıştıracam???????”
tatilin ilk günü...
karnemi babama vermişim dün,ki bi inglizcem 4...
şöyle bi evirdi çevirdi...
önce haftalık ders saatlerine baktı...
milli güvenliğimin niye 1 olduğunu falan sordu?
şaka yapıyo sandım...
"öyle ya adam bana kıl oldu!"falan dedim...
ben sorarım ona falan dedi...
"ne diyon baba yaw?"dedim...
görür o dedi...
yaw onlar haftalık ders saati yanına bakcan dedim...
haa dedi...
baktı ingilizce 4.
vay deyyus karı toplantıda 1 not fazla vercem herkese dediydi dedi...
"ortalamam 69 baba dediğini yapmış işte."dedim.
vay deyyus karı diye söylene söylene geri verdi karneyi...afferin dedi...
teşekkür ettik,gittik odamıza,uyuduk gece...
sabah babam kaldırdı...
wayk aap wayk aaap diye nağralarla gözlerim hafif kısık babama baktım sabahleyin...
taym taaaym...eee...ııı...neydi lan kahvaltının inglizcesi dedi...birekfast baba dedim...
taaym birekfaasst dedi...ters çevir baba dedim...
nasıl yani fast birek mi dedi.o baskette hızlı hücum değil miydi diye sordu...yok baba birekfıst kalsın,kelimelerin yerlerini deeşcen dedim...birekfast taaym diye gürledi ve gitti...
Four doctors from all around the globe were having dinner one night. The Israeli doctor said, "Medicine in my country is so advanced, we can take a kidney out of one person, put it in another and have him looking for work in six weeks."
A German doctor said "That's nothing! In Germany, we can take a lung out of one person, put it in another and have him looking for work in four weeks." A Russian doctor said, "In my country, medicine is so advanced, we can take half a heart from one person, put it in another and have them both looking for work in two weeks."
The American doctor, not to be outdone, said "Hah! We are about to take an asshole out of Texas, put him in the White House and half the country will be looking for work the next day."
Yerkürenin değişik yerlerinden gelen 4 doktor bir akşam yemeğinde (muhtemelen uluslararası bir tıp kongresinde - ç. n.) buluşmuşlar. İsrailli doktor demiş ki "Benim ülkemde tıp çok ilerlemiştir,bir adamın böbreğini alır, başka bir adama takarız ve 6 haftada ayağa kaldırırız, kendisine iş aramaya başlar."
Alman doktor: "Ohoo o da ne ki? Biz bir adamın akciğerini alır başka adama naklederiz 4 haftada ayağa kalkar ve iş arayacak duruma gelir. Rus doktor atılmış: é Benim ülkemde tıp o kadar ilerlemiştir ki, bir adamın kalbininyarısını çıkartır başka bir adama naklederiz, ikisi de iki haftada ayağa kalkar ve iş aramaya başlayacak duruma gelir." Bunların altında kalmak istemeyen bir Amerikalı sözü alır: "Hah! Biz Texas'tan bir asshole (döt deliği) çıkartıp onu Beyaz Saray'a nakletmek üzereyiz, memleketin yarısı ertesi gün iş aramaya başlayacak."
(Rope, eski bu eskiiiiiiiii! ) aynısını 3 sene önce Ecevit'e uyarlamışlardı ç. n :P)
valla highschool ortaokul olsa gerek..
ben liseye gidiyom...
e tabi azu benim 3 sene evveli okulu kazandığımda yaşadığım sevinci buraya taşıdığımı bilmese gerek...
neyse önemli diil...(babam da tatlı adamdır da,arada bi kızmasa...)
ayrıca yazdıklarını da okumadım,ne de olsa anlayamıycam...yalnız ben rope nin fıkranın daha da farklı versiyonunu biliyorum fekat yine ecevite uyarlanmıştı...
vay be forum kıpraşıyor biraz hı?aman diyim yarıyıldan sonra ben yine kaybolurum,siz bari kaybolmayın...
Basindan büyük bir ask geçmemis her kadin için bu bir eksikliktir;
basindan büyük bir ask geçmis her erkek için ise bu bir fazlaliktir.
Erkegin hayatinda belki bir aska yer vardir. Kadinin ise askinda belki bir hayata...
Erkekler deli gibi asik olurlar, zamanla akillanirlar.
Kadinlar ise Akilli gibi asik olurlar, zamanla delilirler.
Ask, kadini ve erkegi farkli etkiler.
Asik olan kadinin gözünde baska hiçbir seyin degeri kalmaz.
Asik olan erkegin gözünde ise her sey yeniden degerlenir.
Çünkü asik kadin "nasil olsa bitecek" sezgisi ile hareket eder.
Asik erkek ise "nasil olsa sonsuza dek sürecek" yanilgisiyla...
Asik kadinlar bu yüzden hep endiseli ve huzursuzdurlar;
asik erkekler ise melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön.
Asik olmak erkege yakisir. Kadina asla. Kadina yakisan sadece asktir.
Asksiz bir erkek kendini kölesiz bir efendi gibi hisseder,
asksiz bir kadin ise efendisiz bir köle.
Kadin Ne Ister? Ne mi ister? Hepsini ister. Ve ayni anda.
Peki erkekler ne ister? Hem sevgili karilari hem de haremleri olsun isterler.
Peki neden korkarlar? Hem karisiz hem de haremsiz kalmaktan korkarlar.
Kadin erkeginin kendisine kul köle olmasini ister; olunca da ondan nefret eder.
Erkek ise kadinin kendisine köle olmasini istemez; olunca da onu sever.
Bir erkek kadindan biktigi için onu terk eder;
bir kadin ise erkeginden sikildigi için.
Arada çok önemli bir fark var. Bir erkek doydugu için kadinindan bikar.
Bir kadin ise doyamadigi için erkeginden sıkılır.
Kadin terk edildigi ve aldatildigi zamanlarda, bir de bosanirken hiç tereddüt etmez. Kararli, suurlu ve son derece akilli biçimde bütün strateji ve nokta hücumu taktikleriyle delirir.
Delilik, kadinlarin aklidir. Ve sadece bu özellikleri bile, onlarin erkeklerden daha üstün kabul edilmeleri için yeterli bir sebeptir.
Kadinlar, sezgileriyle her seyi bilirler. Erkekler ise akillariyla hiçbir seyi bilemezler.
Kadinlar her seyi görürler. Göremediklerini duyarlar. Duyamadiklarini ise sezerler. Disilik yalniz algi kapilarini degil, bütün telepati, sezgi, altinci his ve üçüncü göz kapilarini açan LSD,Mescaline,Psilosibin kadar güçlü bir iksirdir.
Kadinlarin sezgileri o kadar olaganüstüdür ki, onlari erkeklerden çok daha üstün saymamak için hiçbir neden yok.
Sezgi de neymis mi dediniz? Aklin eli, kolu, gözü, kulagi ve burnudur.
Aklin dürbünü, pusulasi ve radaridir. sahini ve
tazisidir. Kapani, tuzagi ve oltasidir. Sezgi en kurnaz avcidir. Sezgi olmasa ne bilim ne felsefe ne sanat olurdu.
Akil mi? Akil sezginin usagidir. O kadar..
Sezgileri yerine bilgileri ile hareket eden bilgiç kadinlar kadar itici yaratiklar düsünemem. Akillilari ve kültürlüleri ise itici degillerdir ama sıkıcı olurlar çogu zaman. Kadina en çok yarayan ne akil, ne bilgi, ne de kültürdür.
Ince ve suh bir zekadir...
Yazar : Yilmaz ERDOGAN
**************************************************
Birazına katılmasam da renk gelsin...
Yazar:Hamster(CİKKKK)
(kuşluk içgüdüsü de mi var ki bende aceba galiba sanırsam kesin?)
Sohbet etmek için
Devamsizlik yapmamak için
Bos zamanlari degerlendirmek için
Renkli kazaklari göstermek için
Sinif mevcuduna katkida bulunmak için
Ögretmenlere günaydin demek için
Siralarin üstüne resim çizmek için
Derslerde uyumak için
Erken kalkmak sagliga yararli oldugu için
Kantin bütçesine katkida bulunmak için
Okulun geç kagidi stogunu bitirmek için
Fal bakmak için(baktırmak için)
Tenefüse çikmak için
Defile yapmak için
Fikra anlatmak için
Okul çikisinda Kızılay'a gidebilmek için
Sinifi azdirmak için
Ögretmenleri sinir etmek için
Uzun eşşek, para maçı...vs. oynamak için
Sevgili bulmak için
Sınıftakilerle dalga geçmek için...
Not:Bir kız arkadaşımdan arakladığımı da belirtmem lazım galiba...
anlık kararlar veririm...
neyse..
sene 2000 mi 1999 mu ne?...
abim bilgisayar almış...
internet falan daha o zamanlar,yeni şeyler benim için...ortaokuldayım...
tnn den olanlar bilir,termit vardır oralarda,ben baba derim...en büyük destekçim olmuştur şu internet denen kazanda...
dedim ya ortaokuldayım,her internete bağlanan insan gibi ben de chat falan meraklı meraklı uğraşıyorum...her akşam chat yapıyorum,okuldan gelip chat yapıyorum falan filan..
insanlarla yazışıyorum,konuşuyorum...en kritik soruya geliyor sıra..."yaşınız?"13-14 falan neysem o zaman onu söylüyorum...
bi git,dalga geçme benle diyolar...yaw wallah billah...inandıramıyorum konuştuklarımın %70 ini benim daha ortaokula giden ufak bi çocuk olduğuma...halbuki yaşımı söylemeden önce söylediklerimin nerdeyse hepsine katılan adam yaşımı öğrenince "de get!14 yaşında çocuk bunları nasıl yazar,nasıl söyler?"diye tersliyor beni...
benimle aynı yaşta olan kızlar bana aşık oluyorlar, nasıl olucaksa?(görseler ürküp kaçabilme ihtimslleri yüksek o zamanlar...nerde buldun 14 yaşında 185 çocuğu?olduk işte,basketbol oyna sen de o kadar,olacağı o...)o zamanlar ne yaşıma,ne de boyuma kimse inanmazdı nerdeyse...
neyse ki termit ankaraya geldi,görüştük de kanıtlayabileceğim bi şahidim oldu...yaşlı başlı adam(!) nette yalan söylicek diil ya! )))
nerden geldim bilinmez ama yazasım geldi,yazdım...aslında pek mizahi görünmese de aklıma geldikçe gülerim ben,niye inanmıyolardı diye...
not:termit de yazın bana tnn paketi alacaktı,söz verdiydi ama yaşlılık işte unutuyor insan..
hatta lise kazanma hediyem de bi pisikletti...iyice kafasına kakıyım,hala almadı sevgili babam... )))))
içinde uhde olduğunu biliyorum,şimdi bunları bi yerden duyar,okur...vs. kargoyla bana bi pisiklet bi de tnn paketi gelir diye korkuyorum ya,boşver baba...
bana sünnet hediyesi gelen pisiklet hala sağlam )))
ben ona binerim...sen yeter ki oğlunu görmeye bi buralara geliver zaman bulup da...
noy:tnn de chat yapanlara termite selam söylediğim duyrulur.hatta bi ziyaret etsin bu sayfaları,görsün bakalım oğlu neler de neler yaparmış... ))))
çevirisi çocukları doyurup bulaşıkları yıkadıktan sonra... January 25 2004, 5:46 PM
Bir bira alın ve kamyonu bir arkadaşınıza yollayın
|^^^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||
| B u d w e i s e r | ||'""|""\__,
| _____________ l ||__|__|___| )
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
İŞYERLERİNDE BİRA VERİLMESİ İÇİN 16 NEDEN
1. Hergün işe gitmeye teşvik eder.
2. Dürüst iletişim sağlar.
3. Düşük maaş konusundaki şikayetleri azaltır.
4. Çalışanlar işverene onların duymak istediğini değil, kendi düşündüklerini söyler.
5. 5 kişinin her gün sırayla bir kişinin arabasını kullanarak işe gitmesini teşvik eder.
6. İş tatminini artırır çünkü işiniz kötüyse bile umurunuzda olmaz.
7. Tatil olayını ortadan kaldırır çünkü insanlar işe gelmeyi tercih eder.
8. Ofisteki arkadaşlarının daha güzel görünmesini sağlar.
9. Jetonlu makineden çıkan yemeklerin daha lezzetli görünmesini sağlar.
10. Patronların sarhoşken zam yapmaları daha olasıdır.
11. Maaş görüşmelere daha karlı geçer.
12. Çalışanlar geç vakitlere kadar ofiste kalıp çalışır çünkü bara gidip rahatlamaya gerek kalmamıştır.
13. Herkesin fikirleri konusunda daha açık olmalarını sağlar.
14. Çalışanların öğlen yemeğinde sarhoş olma ihtiyacını ortadan kaldırır.
15. Çalışanlar ayılmak için artık kahve felan istemez..
16. Fotokopi makinesının üstüne kıçını dayayıp oturmak göze batmaz.
>
>Hekimlik ve fahişelik
>
>Her ikisi de dünyanın en eski meslekleridir.
>
>Her ikisi için de "Allah muhtaç etmesin ama
>yokluklarını da göstermesin" denir.
>
>İkisinin de aldığı ücrete "vizite ücreti" denir.
>
>Eğer özel sektörde çalışıyorlarsa, ne ala, toplumda
>her ikisinin de saygınlığı yüksek olur; ama eğer kamu
>sektöründe iseler halleri perişandır.
>
>Sosyetik olanları daima el üstünde tutulur; sık sık
>televizyonla basında boy gösterirler.
>
>Her ikisinin de çalışma saatleri düzenli değildir. Ne
>zaman çağrılırlarsa o zaman gitmek zorundadırlar.
>
>Her ikisi de müşterilerini seçme şansına sahip
>değildir. Ancak müşterileri onları seçebilir.
>
>Muameleleri iyi olmak zorundadır, müşteri memnun
>kalmazsa bir daha gelmez.
>
>Her ikisi de otobüste, trende vs. yolculuk yaparken
>yanlarında oturan kişiye mesleklerinin ne olduğunu
>söylemekten çekinirler. Aksi takdirde yanlarındaki
>kişi kendilerinden yararlanmaya kalkışabilir.
>
>Mesleklerini sevmeseler de bir kere başladılar mı
>artık geriye dönüş yoktur.
>
>Her ikisi de çocuklarını en iyi okullarda okuturlar
>ki, kendileri gibi olmasınlar diye...
>
>"Ne olacaksan ol ama en iyisi ol" düsturu her iki
>meslek için de geçerlidir.
>
>Her ikisinin de en büyük hayali, bol para kazanıp, en
>kısa zamanda bu meslekten kurtulmak ve...normal
>insanlar gibi bir yaşam sürebilmektir.
>
>Ama nerdeee...
>
Fotokopi makinasının üstüne çıkıp oturmak ve de dayanmak nasıl bir fiziki harekettir onu gözümde canlandıramadım.
Eger azunun çıbıldak popsu makinaya dayanınca oturmuş kadar oluyor ise, bilemem.
KADINLARIN KIMYASAL ANALIZI
HAMMADDE GÜVENLIK BILGI FORMU
Element : Kadin
Sembolü : WO
Atom agirligi : 53,6 kg olarak kabul edilmistir ancak 40 kg'dan
200kg 'a kadar degisik çesitleri bulunmaktadir.
Bulundugu yerler : Gezegendeki tüm kirsal ve kentsel alanlar
Fiziksel özellikleri
1- Yüzeyi renkli film tabakasiyla kaplidir.
2- Degisik sicakliklarda kaynar.
3- Bilinen bir sebep olmaksizin donar.
4- Özel ilgi gördügünde erir.
5- Yanlis kullanimlarda isirir.
6- Islenmemisinden siradan maden filizine kadar pek çok halde bulunur.
7- Dogru noktalara basinç uygulandiginda ürün verir.
8- Standard ölçüleri varsa da kolay bulunmaz.
9- Çekici özelligi nedeniyle fazla yaklasilmaması önerilir.
Kimyasal özellikleri
1- Altin,gümüs,platin ve diger kiymetli madenlerle yakin akrabaligi vardir.
2- Büyük miktarlardaki pahali maddeleri ve değerli taşları absorblayabilir.
3- Belli bir sebebe bagli olmaksizin patlayabilir.
4- Sebebsiz yere çikip gidebilir.
5- Likitlerde çözünürlügü yoktur fakat alkolle doyuruldugunda maktivitesi büyük oranda artar.
6- Dünyada bilinen en büyük servet indirgeyicidir.
7- Özellikle kapali alanlarda birarada tutulmalari tehlikelidir.
Çok sayida birarada olmalari merkezi sinir sistemini etkiler.
Fiziksel özellikler
-Radyoaktivitesi yüksektir, ancak, yarı ömrü kısadır.Işıması çabuk biter.
-Sanıldığı gibi nadir değildir. Tabiatta saf olarak bulunmaz ama kolay elde edilir.
-Gözenekli bir yapıdadır. Gözenekleri ne kadar tıkanırsa o kadar stabil olur.
-Sıkça basınç uygulamak çevre sağlığı açısından uygun olur.(Atalarımız "Karnından sıpayı-Sırtından sopayı" vecizesini boşuna söylememiş)
-Tüm belaların taşıyıcısıdır(Çocuk,fitne fesat, belsoğukluğu ve AIDS gibi)
-Kendine has bir kokusu ve tadı vardır. İnsanda yalama isteği uyandırır.Sonucuna karışmam.
-WO rumuzu yakışmamaktadır. Owww! daha oygun olurdu.
Kimyasal özellikler:
-İyi bir solventtir. İnsanı fena çözer.
-İçine düşen canlı organizmalar mutlaka çeker,küçülür. Bu çekme (Allah'a şükür ki!!..) geçicidir.
-İyi bir katalizördür. Ortamdaki tepkimeleri hızlandırır ancak kendisine birşey olmaz. Bu yüzden Fitne-fücür olarak da adlandırılmaktadır.
-Aklının kısa olduğundan bahsedilmektedir. Ancak bunun bir kimyasal özellik olup olmadığı bilinmemektedir.
ERKEKLERİN KIMYASAL ANALIZI
HAMMADDE GÜVENLIK BILGI FORMU
Element : Erkek
Sembolü : MA
Atom agirligi : 65,6 kg olarak kabul edilmistir ancak 50 kg'dan
200kg 'a kadar degisik çesitleri bulunmaktadir.
Bulunduğu yerler : Gezegendeki her ama her alanı istila etmiştir
Fiziksel özellikleri
1- Yüzeyi kıllı bir tabaka ile kaplidir, özellikle yere yakın kısımları, bazıları zımpara gerektirecek kadar, pürüzlüdür.
2- Çok düşük sicakliklarda hemen kaynar.
3- Bilinen bir sebep olmaksizin kulakları rahatsız eden sesler çıkarır.
4- Özel ilgi gördügünde metamorfoz geçirir.
5- Yanlis kullanimlarda üzerinize sıçrayabilir. (Koruyucu önlük ve kask gerekebilir)
6- Islenmemisinden siradan maden filizine kadar pek çok halde bulunur.(Aynen WO elementi gibi)
7- Arsız bitkiler gibi, her iklim koşuşunda ve senenin 365 günü ürün verir.
8- Standard ölçüleri varsa da kolay bulunmaz. (Aynen WO gibi)
9- Çekici özelligi yüksek değildir, fazla yaklasilmasının sakıncası yoktur.
Kimyasal özellikleri
1- Kiymetli madenlerle uzak-yakin hiçbir akrabaligi yoktur. Yani son derece kıymetsizdir. Kıymetsiz madenlerle akrabalığı araştırma aşamasındadır.
2- Büyük miktarlardaki WO elementini absorblayabilir.
3- Belli bir sebebe bagli olmaksizin patlayabilir. (Aynen WO gibi)
4- Sebebsiz yere –hem de arkasında absorbe ettiği WO elementini darmadağın, tarumar bir şekilde bırakıp- çikip gidebilir.
5- Alkol maddesi ile aşırı reakte’dir. Pek çok cinsi element özelliklerini dejenere edeceğini bildiği halde inatla reaksiyona girmeye bayılır.
6- Dünyada bilinen en büyük WO devestatör ve indirgeyicidir.
7- Özellikle kapali alanlarda birarada tutulmalari tehlikelidir. (Aynen WO gibi)
8- Çok sayida birarada olmalari merkezi sinir sistemini etkiler. (Aynen WO gibi)
9- İyi işlenmemişleri itici koku ve ses yayar.
10- En ham cinsleri MA-zonta, MA-ganda, MA-kıro isimleri ile bilinir.
11. Nadiren, ama çok nadiren, iyi işlenmişleri ve congenital olarak iyi özellikleri olanları bulunabilir. Bulursanız kaçırmayın, bulamazsanız diğer cinslere rağbet etmeyin
Fiziksel özellikler:
-Radyoaktif değildir.Işımasının ve uzun sürmesinin nedeni bilinmemektedir.
-Pürüzlü bir yapısı vardır. Özellikle yere yakın çıkıntısının ebadı önem arzetmektedir.
-Kadınların stabilizasyonunda tıkayıcı ve baskı uygulayıcı özellikleri önemli bir rol oynar.
-Su ve sabun kimyasını bozar. Bu yüzden koku emisyonu bazen dayanılmaz hal alabilir. Bu konuyu bir kadın düzeltebilir.
-Tabiatta saf olarak bulunur. Bu yüzden elde edilmesi kadınlardan daha kolaydır.
-Yukarıda sayılanlara ilaveten ŞO-RO-LO, KA-Z-MA, tipleri de bulunmaktadır.
-MA rumuzu yakışmamaktadır. AM-SA-LAK daha uygun olurdu.
Kimyasal özellikler:
-Asiditesi yüksektir. Bazik ortamlarda(ki kadın gözenekleri baziktir) nötralize olurlar.
-Kadınla sentezi hızlı ve kısa sürelidir. Kısa sürede etkisiz hale gelir.
-Aklının boyu hakkında bilgi yoktur. Muhtemelen zaten aklı da yoktur.
>>Subject: Mangalda kül bırakmayınız...
>>Date: Wed, 28 Jan 2004 01:19:55 +0200
>>
>> eskiden yeniçeriler askere alınırken adayları sönmüş mangal
üzerinde
>>osurturlarmış.
>> şayet aday adayı osurduğunda küçük bir nokta şeklinde
külleri
>>dağıtırsa sağlam,
>>
>> mangal üzerinde kül bırakmıycak şekilde zooooort diye
>>osuruyorsa ibneymiş.
>>
>> işte mangalda kül bırakmamak deyimi de buradan geliyor
>>
>> (aslını merak edenlere)
>
Selam sevgi öncelikle tüm gülebilenlere,en çok ta güldürenlere.Mizah ile yaşamayı bilenlere selam olsun..
Evlat Hams;döveriz biz bu MGK'yı dimi?)
Ben yaşlıyım unutma bana güvenme sen döv:)).
Seni görmek ne güzel....sevgiyle kal şimdilik.
Kim 500 Milyar İster'i izle bak.Bir önceki hediye kazanılmış ise sonrakine ekleniyor:)).
Başarılarını keyfle izliyorum sevgiler sana.
Daha sonra bir öyküm olacak adı"adam olacak hams".
Şimdi değil az sonra:)).
It's the Spring of 1957 and Bobby goes to pick up his date. He's a pretty hip guy with his own car. When he goes to the front door, the girl's father answers and invites him in. "Carrie's not ready yet, so why don't you have a seat?," he says. "That's cool" says Bobby. Carrie's father asks Bobby what they're planning to do.
Bobby replies politely that they will probably just go to the soda shop or a movie. Carrie's father responds "why don't you two go out and screw? I hear all the kids are doing it." Naturally, this comes as a quite a surprise to Bobby - so he asks Carrie's Dad to repeat it. "Yeah," says Carrie's father, "Carrie really likes to screw; she'll screw all night if we let her!"
Well, this just made Bobby's eyes light up, and his plan for the evening was beginning to look pretty good. A few minutes later, Carrie comes downstairs in her little poodle skirt and announces that she's ready to go. Almost breathless with anticipation, Bobby escorts his date out the front door. About 20 minutes later, Carrie rushes back into the house, slams the door behind her, and screams at her father: "DAMMIT DADDY! ...IT'S CALLED THE TWIST!!!"
güzel yer ama çok karışık be...
ankaradaki düzene alışmışız...
kısa tutmak en iyisiymiş...
bu termit de gelemedi noluyo beni mi kekliyo neyse,ne bilim ben insanın aklına kötü şeyler geliyo...
klavyeden elektrik çarpar (allah korusun)kimseciklerin haberi bilem olmas...
gerçi o uyuyodur şimdi net açıkken,ekrana bakarkene...(bu konuda sabıka kayıtları yalan söylemez,kabarıktır)
bi de otogardaki otopark parasına fitil oldum...oraya para,buraya para...alışveriş merkezine gidiyosun...onun otoparkı da paralı...yok ankarada böle şeyler yaww...
valla boğaziçi ye gelebilcek olsam bile(allahım sen dualarımı kabul eyle yarabbim)gelmem heralde üniversiteye oralara...neyse bu üniveriste işine daha 1,5 sene var,karıştırmayayım ben,gidip uyuyim...
bu malesef tercüme edilabıl diil... neden dersen, screw (vidalamak) ve twist (bükmek) fiillerinin ikinci anlamları güzel Türkçemizde "to fuck" ve "to dance" anlamına gelmiyooooo .....
Bir varmış bir yokmuş;kısacık zaman içinde ulu Manitu'nun kalburdan yaptığı kibrit kutusu telefonundan aldığım haberlere göre,"Adam Olacak Hamster" ,kulaklıklarımın duyamadığı ama kalbimin her an duyumsadığı bir yerlerde sevgi dağıtıyormuş....
Koşup yakalamaya çalıştım hemen ama,baktım ki sona kalmışız..
Yaşlanınca zor oluyor oğul koşmak...
13 yaşındayken yazdıklarını okuyan her fani,senin bu gününü görürdü inan.Azıcık fazla faniler daha çabuk görüyor fark burda .
Bana sitem etmişsin İstanbul dönüşü....Haklısın oğul.
Gözlüklerimi kaybetmiştim,tam bulduğum ve seni okuduğum gün yanıt yazmaya oturunca birden gözlük pillerimin bittiğini farkettim...
Yedeklerine baktım ,yassı 9V olanlar bitmiş.Kalbimin ince kalem pillerinden başka yedek yok.
Eh dedim ben de;"adam olacak hamster"a yanıtımı pillenince yazarım artık.
Yazıyorum:Tnn.sohbet denen yerin suyu çıktığından karınca ve Hamster'lerin olası karıncayiyen ve kedilerden korunması amacıyla üyelikleri askıya alınmıştı.Bisiklete gelincee;harika bir basket maçından sonra bana başını kaldırıp bakan bir Hamster'a
,bir yıl sonra başımı kaldırıp konuşacağımı hissetmiştim..Sana bisiklet için yetişemeyeceğimi düşündüm.Aslında bisiklet fabrikaları da bu konuyu düşünüyor hala.Hamster'ler için nasıl her yıl bir numara büyüyen bisiklet yapsak diye tüm mühendisleriyle kafa yoruyorlar inan evlat.
Uyuklamadan bu bölümü bitireyim ...
Yeni yarıyılda başarılarının devamını diliyorum.
Karıncaların şanslıları,Hamsterlerin akıllılarına rastlarmış yaşamlarında...
Sevgiyle kal...
Yaşam güzel olsun senini için her dem....
ben bi garip oldum şimdi bunları okuyunca yaw...
neyse kalan sağlar bizimdir termit babam...
13 yaşında tanıştığım şu sanal mekanlarda yakaladığım gerçek dostluklar için ne kadar şükretsem azdır...
Ölmüş.
Bakmışlar defterine,
Sen, demişler,iyi bir adammışsın ama,
Günahların biraz daha fazla.
Doğru cehenneme!....
Adam ne yapsın, çaresiz gitmiş cehenneme.
Bir süre sonra,
Allah telefon etmiş şeytana;
Naaber? demiş,
Nasıl geçiyor cehennemde günler?
Valla, demiş şeytan,
Eskiden pek iyi değildi.
Sana teşekkür etmeliyim.
Gönderdiğin mühendis müthiş.
Sürekli çalışıyor.
Hergün yeni bir şeyler yapıyor.
Buradaki hayatımız gün geçtikçe daha iyi oluyor.
Hatta artık klimamız bile var.
Sıcaktan etkilenmiyoruz....
Allah şaşkın sormuş:
-Nasıl olur, oraya bir mühendis mi geldi?
Bir yanlışlık var...
O mühendisin cennette olması lazım.
Hemen cennete gönder o adamı!
Avcunu yalarsın demiş şeytan.
Bir kere gönderdin...
Bak demiş Allah,
Hemen gönder o adamı,
Yoksa seni mahkemeye veririm...
Şeytan gülmüş,
Zor verirsin mahkemeye,
Orada bir tane bile avukat bulamazsın!....
Temel, Dursun, Hurşit
Aynı işyerinde çalışıyorlar.
Birgün farkediyorlar ki
Patron bir süredir erkenden çıkıyor,
Akşama kadar da ne dönüyor,
ne de telefon ediyor.
Biz de erken çıkalım anasını satayım diyorlar.
Nereden anlayacak patron.
O gün patron çıkar çıkmaz üçü de çıkıyorlar.
Dursun hemen olta takımını alıyor,
Akşama kadar balık tutuyor, sonra da evine gidiyor.
Hurşit fırlama,
Hemen metresine koşuyor.
Akşama kadar sevişiyorlar, sonra da evine gidiyor.
Temel ise çıkar çıkmaz evine, Fadimesine koşuyor.
Eve giriyor ki,
yatak odasında birtakım sesler var.
Usulca kapıyı aralıyor.
Ne görsün!?....
Patron Fadimenin üstünde,
tepinip duruyor.
Yine aynı itinayla kapıyı kapatıyor,
Ve evi terkedip kahveye gidiyor.
Ertesi gün üç kafadar konuşuyorlar.
Hurşit, harikaydı dün yaa,
Yine tüyelim diye teklifte bulunuyor.
Temel hemen atılıyor.
"Yok abicim, ben yokum,
Dün az kalsın patrona yakalanıyordum"
Kadın gecenin bir vakti uyanmış.
Bir bakmış kocası yatakta değil.
Meraklanmış.
Sırtına bir hırka alıp
İşık gelen mutfağa yönelmiş.
Kocası masaya oturmuş, önünde kahve fincanı
derin derin düşünüyor.
Adam gözünün yaşını eliyle kurulayıp, kahvesinden bir yudum almış.
Kadın yavaşça adamın karşısına oturmuş.
-Ne oldu canım, neden kalktın?
-Uykum kaçtı, bir kahve içeyim dedim.
-N'oldu, bir problem mi var?
Adam kahvesinden bir yudum daha almış.
-Hatırlıyor musun?
Bundan 20 yıl önce, sen daha 18 yaşındaydın,
Baban bizi arabanın arka koltuğunda sevişirken yakalamıştı.
-Evet demiş kadın, hatırladım.
-Silahını alnıma dayamış ve,
Ya kızımla evlenirsin, ya da seni 20 yıl hapsettiririm demişti.
-Evet demiş kadın, hatırlıyorum.
Adam gözünün yaşını bir daha silmiş ve mırıldanmış,
-Bu gün çıkacaktım hapisten.
Pamuk Prenses, Herkül ve Notre Dame'ın kamburu oturuyorlarmış.
Pamuk Prenses "Dünyanın en güzel kadını benim" demiş.
Hadi canım senden güzeli vardır demişler
Pamuk Prenses: Şu ilerde bir çadır var onun içinde de bir ayna var isterseniz aynaya soriim demiş ve aynaya sormaya gitmiş. Sevinçle dönmüş ve evet dünyanın en güzel kadını benmişim demiş. Herkül atılmış "O zaman en güçlü erkeği de benim"
Hadi canım senden güçlüsü vardır
Ben de soriiim aynaya demiş ve o da sevinerek gelmiş
evet en güçlü erkek benmişim,
Bu sefer Kambur atılmış, o zaman ben de dünyanın en çirkin insanıyım
Yok canım demişler senden çirkini vardır.
O da aynaya soriim demiş ve gitmiş.
Bir müddet sonra asık bir suratla geri dönmüş ve
Reha Muhtar kim yaa? demiş.
Adamın biri bankaya gelmiş ve görevli bayana
- Ben bu .mına kodumun bankasında .oktan bir hesap açtırıcam, demiş
Kadın şaşkınlıkla
- Beyefendi lütfen düzgün söyleyin, ben de işleminizi gerçekleştireyim.
- Ben bu .mına kodumun bankasında .oktan bir hesap açtırıcam
- Bakın beyefendi lütfen biraz kibar konuşun
- Ben bu .mına kodumun bankasında .oktan bir hesap açtırıcam
- Beyefendi lütfen beraber müdüre çıkalım ve derdinizi ona anlatın.
Beraber müdüre çıkmış. Müdür adama, buyrun beyefendi ne emretmiştiniz demiş.
- Ben bu .mına kodumun bankasında .oktan bir hesap açtırıcam
Müdür sinirlenmiş, beyefendi lütfen terbiyenizi takının ve öyle söyleyin hanımefendi size o zaman yardımcı olacaktır.
- Yahu, s.çtığımın, sayısal lotosunda kodumun büyük ikramiyesi bana çıktı, ben de bu .mına kodumun bankasında .oktan bir hesap açtırıcam
Müdür yavaşça görevli bayana dönmüş:
- Ve bu orrrrr....pu size yardımcı olmadı haaa
Kadın yatırmış kocasını,
Çıkmış üstüne,
Tepinip duruyor.
Birden kapı açılmış,
beş yaşındaki oğlu dalmış içeri.
Kadın mümkün olduğu kadar çabuk toparlanmış.
Çocuk hemen kapatmış kapıyı ve gitmiş.
Kadın üzerine birşeyler almış,
çocuğun ne kadar gördüğünü merak ederek,
çocuğun odasına gitmiş.
Çocuk annesini görünce,
- Ne yapıyordunuz babamla? diye sormuş.
Kadın biraz düşündükten sonra,
-Biliyorsun babanın kocaman bir göbeği var.
Arada sırada üstüne oturarak biraz yassılaştırıyorum demiş.
Çocuk bir an düşünmüş ve
-Boşuna uğraşıyorsun,
sen yassılaştırıyorsun,
Alışverişe gittiğinde,
Komşu kadın geliyor, diz üstü çöküp,
Tekrar şişiriyor. demiş.
Temel Dursun'a dert yanıyor.
-Yav Dursun, biliyorsun Fadimeye tutkunum.
Onu o kadar seksi buluyorumki
ne zaman görsem hemen bende ereksiyon oluyor.
Bu yüzden arkadaşlık bile teklif edemiyorum.
Farkederse diye korkuyorum.
Dursun gülmüş.
-Oğlum telefonla teklif etsene. Hem ereksiyon olursa farketmesin diye
aleti bacağına bağlayabilirsin, demiş.
Ertesi gün Dursun kahveye gidince,
Temel'i masanın üzerine kapanmış bir şekilde bulmuş.
-N'oldu len, telefon ettin mi?
Temel kafayı kaldırmış,
-He ettim. Kabul etti. Hem de evine davet etti.
-Eee, o zaman niye bu kadar mutsuz görünüyorsun?
Temel doğrulmuş,
-Yav, demiş, evine davet edince,
gitmeden önce aleti bacağıma bağladım senin dediğin gibi,
Fadime kapıyı bir açtı,
o benden hevesliymiş anlaşılan, üzerinde kısacık şeffaf bir elbise,
altında bir şey yok, saçları salmış filan....
-Eee, fena mı? Ne var bunda? Peki n'aaptın?
-N'olacak,
Yüzüne tekme attım!.....
Yüksek yüksek tepelere
ev kurmasınlar.
İstiyorlarsa kursunlar.
Ben forum ahalisini özledim
Bilg'i mavi'yi, huysuzu, alesa'yı ve daha nick name'i şimdi aklıma gelmeyen diğer can dostları.
Hepsi de burnumda tütüyor.
Dear penis,
I don't think I like you any more.
You used to watch me shave,
Now all you do, stare at the floor.
Oh dear penis,I don't like you anymore.
It used to be you and me,
...a paper towel, and a dirty magazine....
That's all we needed to get by.
Now, it seems things have cganged.
And I think that you are the one to blame.
Dear penis, I don't like you any more.
He says;
Dear Rodney,
I don't think I like you any more.
'cuz when you get to drinkin'
You put me places I've never been before.
Dear Rodney, I don't like you any more.
Why can't we just get a grip on our
man-to hand relationship?
..and come to terms with truly how we feel.
If I put our heads together
We'd just stay home forever.
Dear penis,
I think I like you after all.
Oh, and Rodney,
While you'r shaving,
shave my balls.