YENİ alternatiforum | duyurular | ateizm VE dinler | ağaç ev | bilim | cinsel yaşam | felsefe | kitap | mizah | politika | sanat | spor | tarih | yaşam | tavanarası | Chat!

alternatiforum MiZAH FORUMU

www.alternatiforum.com

ALTERNATİFORUM ÖZGÜR BİR FORUMDUR VE TEK BİR KURALI VARDIR
HİÇ BİR YAZI SİLİNMEZ!

Not: alternatiforum'a herhangi bir işlem yapmadan doğrudan giriş yapabilir VE yazabilirsiniz.

  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

Gaspedilen Tavanarasından kurtardığım güzellik

February 6 2004 at 3:20 PM
rope  (Login rope)
from IP address 81.8.108.38

Mizah forumunu bekleyemedim
June 11 2003 at 7:25 AM
No score for this post gak (Login rope)
Forum Owner
from IP address 213.153.175.62

--------------------------------------------------------------------------------

Mizah forumunu bekleyemedim
July 26 2000 at 4:31 PM
No score for this post gak (no login)
from IP address 212.57.28.210

--------------------------------------------------------------------------------

Dört samimi arkadas aynı arabada yolculuk ederken trafik kazasında
ölürler. Azrail "Türk cehennemine mi Avrupa cehennemine mi gitmek
istersiniz?" diye sorar. "Fark nedir?" diye sorarlar. Azrail "Avrupa
cehenneminde hergün bir kepçe Türk cehenneminde hergün bir kova bok
yersiniz" der. 3 tanesi "biz Türk doğduk,Türk ölürüz" der. Birtanesi
ise uyanıktır, Avrupa cehennemini seçer. Ve aradan epey zaman geçer. Avrupa
cehennemindeki adam artık kepçe kepçe bok yemekten bıkmıştır,
arkadaşlarının durumunu merak eder, hallerini görmek için ziyarete gider. Oysa onlar
şen şakrak gelerek karşılarlar onu. Dayanamaz sorar: "Ben bir kepçesini
hazmedemezken siz hergün bir kova bok yiyip nasıl bu kadar neşeli
olursunuz?" "Oğlum " derler "burası Türk cehennemi, bir gün bok
olur kova olmaz, birgün kova olur bok olmaz, 3 aydır bir bok yediğimiz
yok!"


Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide Respond to this message

Author Reply
cagasan
(no login)
212.57.6.64 haydi bilg
No score for this post July 26 2000, 10:44 PM

nerelerdesin
elini çabuk tut
daha şimdiden bizim sayfalara asılanlar var
hadi biraz çabuk
bak dah sonra parayla bile istesen vermem onları sana
ona göre

Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

brek
(no login)
195.214.162.56 tesekkurler
No score for this post July 27 2000, 6:40 AM

cok guldum gaak
isimiz iyi
bir yerde soluklanip dinleniyoruz
bir yerde de guluyoruz
tabii teknik zorluklardan haberim yok
gulerim bende
iyi dostlar


Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

Anonymous
(no login)
193.243.201.10 ODTÜ'DE GERÇEKLEŞMİŞ BİR OLAY
No score for this post July 27 2000, 2:08 PM

> > >SINAV
> > >
> > >4 ögrenci sabahleyin uyanamamislar ve de matematik
finalini kacirmislar.
> > >Ertesi gun hocalarina gitmisler, zar zor ikna
etmisler.
> > >"Arabaya bindik, yolda lastik patladi, o yüzden
kacirdik" demisler.
> > >Neyseki hocalari "3 gün sonra gelin sizin 4'ünüze
sinav yapacagim"
> > >demis. 3 gün sonra bu 4 ogrenci sinav olmak icin
gelir, matematik
> > >hocasi bu 4'ünü sinifin koselerine birbirlerine en
uzak olacak sekilde
> > >oturtur.
> > >Finali gecmek icin de en az 50 almak gerekiyor. Hoca 5
tane soru
> > >sormustur ve sayfanin önündeki 4 tane matematik sorusu
basit
> > >sorulardir. Ve her biri 10 puanliktir. Kagidin
arkasindaki soru ise
> > >60 puanliktir ve de soru aynen soyledir "Hangi lastik
patladi ??"


Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

cagasan
(no login)
212.57.5.14 odtü ile ilgili
No score for this post July 27 2000, 10:36 PM

nic yazmayı unuttuğum için herkesten
özür dilerim...

Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

gak
(no login)
212.57.28.210 tembel brek sen de
No score for this post July 28 2000, 4:14 AM

hıh
)))))))))

aç bakiiim bi forunm da sen
hadi hadi

çalış bakiiiiim

))))))))))))))))

sevgiyle

Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

brek
(no login)
213.153.161.31 sebep tembellik degil gaak
No score for this post July 28 2000, 1:26 PM

inan ben oyle forum acma isinden filan
hic anlamam
bilgisayar islerini hic bilmem
benden boyle bir sey istersen
e mail sayfan sorularla dolmus olur
soru ustune soru
sorun ustune sorun
bazan diyorum
keske anlasaydim da
birsuru forum acsaydim
bilsem esirgermiyim
ben zaten uzuluyorum
bide sen boyle soyleme
belkide haklisin
bir forum acmaliyim
tembellikten degil\'/][

Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

rope
(no login)
212.57.28.210 Ben önce
No score for this post July 28 2000, 4:27 PM

Üç rahibe bir trafik kazasında ölüyorlar.
Üçü birden cennetin kapısında durduruluyor.
Üçünüzün de birer günahı var,
Söyleyin bakalım nedir? diye soruyor sorgucu başı.
Önce Mary sen söyle
Parmağımla bir erkeğin orasına dokunmuştum diyor ,mahçup.
O parmağını şu kutsal suya sok diyor,sorgucu.
Sonra gir cennete.
Tam Susan'a dönüyor ki sorgucu
Üçüncü atılıyor, önce ben diye.
Niye diyor sorgucu, sıranı bekle.
Ama diyor ben onun kıçını soktuğu suya
Ağzımı sokamam ki.....

Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

rope
(no login)
212.57.28.210 Olmaz ki ama
No score for this post July 28 2000, 4:30 PM

Keşke bilg'i bekleseydik.
Hem bu sayfa amacından sapıyor.
Hem de bilg den ayıp oluyor.

Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

cagasan
(no login)
213.153.146.80 üzülme brek
No score for this post July 28 2000, 6:59 PM

sen kendini niye üzüyorsun

kendini yalnız mı sanıyorsun

elbirliği ile sana bir sayfa açarız olur biter

bizler bu işi 40 yıldır mı yapıyorduk

daha 4 gün oldu sayfayı açalı

gaaak bizlere yardım ettiği gibi sana da yardımcı olur

hatta bizlerde elimizden geldiği kadar yardımcı oluruz

sen şimdi boş boş kuruntular içinde oturma

önce git kendine bir mail adresi al

benim(cago@alternatif.every1.net) gibi

seninkide brek@alternatif.every1.net faln olsun yada kendin seç

açacağin sayfanın türü belirle isim hazırla

hadi bakalım ondan sonrası gelecek

kalk daha burdamısın!!!

sevgiler

Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

brek
(no login)
195.214.134.182 artik uzulmuyorum tesekkurler
No score for this post July 29 2000, 11:46 AM

cok iyisin cago
belki hakli olabilirsin
ben kendim icin bir mail adresi almistim zaten
brek olarak
hangi konu ile ilgili konusulacak
ismi ne olacak
yani eksigimiz ne
bu konuda herkezin fikrini almaliyim
kendimi simdi yanliz hissetmiyorum
sayende
tesekkurler
acilacak sayfanin konusu ne olmali
sence
bunu biraz dusunelim
yardimlarinizla acariz
sevgiler cago


Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

Anonymous
(Login Bilg)
195.214.176.27 BİR BODRUM MACERASI
No score for this post July 30 2000, 1:37 PM


Bilen bilir bilmeyen de tahmin edebilir. Benim seyahatnamelerim çok meşhur olup mevsiminde okundukları zaman tadından yenmezler. Durum böyle olunca her seyahate çıktığımda da arkamdan nerde kaldı bu sefereki yazın diye demediklerini komazlar.

Yukarıda anlattığım özgün nedenlerden midir yoksa ben zaten bu işlere acaip teşne olduğum için gene herkesi esir alma huyum mu depreşti bilemem aldım klavye ile mouse ikilisini elime ve de başladım döşenmeye.

Konu basit;

‘’Küçük bir tekne ile güney sahillerimizde yaptığım mesleki eğitim ve inceleme gezileri.’’

Tatile çıkmanın olmazsa olmaz ön şartlarından bir tanesi hanımın yarı taşınma mahiyetindeki bagaj işlemleri olduğu hemen herkesin malumu. Bu sefer bir hinlik yapıp önceden denetleyeyim de gereksiz bir bölüm için boşuna emek harcamayayım dedim. Tüm sempatikliğimi, olanca riyakarlık kapasitemi kullanarak, yüzüme monte edip karıma seslendim;

‘’Sevgiliiiiim, kendi bavulumu kendim hazırlayabilir miyim?’’

‘’Salak’’ diye cevap geldi. ‘’Daha öncede deneyip sonra mayon ile okuma gözlüğünü unutup başımın etini yediğini hatırlamıyor musun?’’

‘’Sensin salak’’ diye kızıp taciz atışına başladım. ‘’ Eğer bu dediklerini hatırlıyor olsaydım herhalde mayo ile okuma gözlüğünü de hatırlayıp koyardım.’’

Hafızama laf edilmesine çok kızarım. Herkes ufak tefek hatalar yapabilir. Eninde sonunda hepimiz insanız.

‘’ Ne halin varsa gör. Kabahat zaten sana yardım elini uzatanda. Pis nankör.’’ Demeyi çok isterdim ama cesaret edemedim. Ne de olsa kökenleri Arnavut. Sağları solları belli olmaz bunların.

Sevgili (rahmetli olduğundan beri çok severim) kayınpederimin bana en büyük hediyesi ‘’ Evladım, itle dalaşacağına çiti dolaş’’ özdeyişi olmuştur. Nereden geldiyse aklıma bunu da yazmadan edemedim doğrusu.

Zaten birsürü önemli işim vardı, yardım önerime sırt çevirmesi işime de gelmedi diyemem. Hemen en önemli işler listesinde birinci sırada bulunan Fenerbahçenin transfer listesinin incelenmesi ve karara varılması için yürütülecek fikirler oluşturulması ve kamuoyunun istifadesine sunulması projem ile ilgili çalışmalara başladım.

İçerden gelen gürültüler ağır birşeyler çekiliyor, itiliyor ve sıkıştırılıyor anlamına gelebilecek şeyler de olsa gönlümü ferah tutmaya çalışırken hanım bağırmaya başladı;

‘’ Saliha olmuyor öyle. Sen bavulun üstüne çıkıp zıplamazsan kapatamam ben bu bavulu………’’

‘’ Hah iyi işte. Nihayet yola geldi herşeyi tek bavula yerleştiriyor. Aferim be…’’ diye kendi kendimi rahatlatma telkinlerim tam başlarken hanım gene bağırdı;

‘’ Saliha bak kapanmıyor işte, bunun üzerine öbür üç bavuluda koyup ondan sonra çık üzerine.’’

Kapıyı kapatıp sesleri duyulmayacak hale getirmekten başka çare bulamadım.

Sabah saat 5:00 itibariyle uyanmak üzere saat 2:00 itibariyle yattım. Saat 7:00 de zorla uyandırdıklarında bakın saat daha 5:00 olmamış gibi ititrazlarıma kulak asmadılar. Bavul ordusu kapı önüne peyderpey indirildiği için arabayı kapının önüne çekip hemen yerleştirme işlemlerine başladım.

Ulan bu iş aynı 1001 parçalı puzzle çözmek gibi birşey. Birinci bavulu yerleştirince ikinci bavulun kilidi ile sapı bagajın kapanmasına mani oluyor. Hadi iki bavul yanyana konunca 15 santim farkla bagaj kapanmasa birşey demeyecem de hep Murphy kanunu galip geliyor ben yarım santimle kaybediyorum. Uğraşa uğraşa beşinci denemede tam oturttum karımın aklına en alttaki bavulda yanına alması gereken evrakları geldi. Kendin çıkar diye bağırdım. Birden pek de gerekli olmadıkları hissine kapılınca rahatladım.

‘’Hadi’’ dedim ‘’atla arabaya Saliha arkadan bir kova su döksün bizde gidelim.’’ ‘’Yok öyle şey ben arkaya geçecem’’ diye cevap verdi. Birde baktım elinde bir yastık cumburlop arka koltuğa. ‘’ Ne oluyor be burası yatakhane mi?’’ diye az kızdım ama meğer gece hiç uyumadan bavul hazırlamış. Tamam yahu canı ne istiyorsa onu yapsın ama ikide bir elime konuşuyor. Yok radyoyu açma. Yok sert fren yapma. Yok virajı sert aldın. Yok sen artık değiştin eskiden daha yumuşak kullanırdın. Ulan arabalı vapura bindik denizin ortasında gözü kapalı hafiften horlayarak ‘’Doğru kullan şu arabayı be!!’’ diye bağırmaz mı?

Aslında planımız mavi tur yapmak ama ben bu tura turkuaz tur demeyi daha çok seviyorum. Sanki mavi kelimesi yetersiz kalıyormuş gibi geliyor. Hem turkuaz karıma daha çok yakışıyor. Planımız tur dedik ama önüne bir düğün takılı. Datça daha doğrusu Datçalılar çok sevdiğimiz insanlar. Eski belediye başkanının oğlu da ayrıca sevdiğimiz bir kardeşimiz. Eh o evlenince biz de orda olmalıyız. Hep iyi gününde yanında olacak değiliz ya. Dost böyle günde belli olur.

Nerdeyse 12 saat tek başıma aslanlar gibi araba kullanıp Datçaya geldikten sonra eşle dostla buluşmak için telefon edip düğüne sonra gidelim dedik. Dedik demesine de bu meret cep telefonları işine gelmeyince doğru dürüst çalışmazlar. Datça dediğin zaten avuç içi kadar yer bağırsan herkes duyacak biz bekliyoruz ki sinyal gelsinde telefon edelim. Turkcell herhalde boykottaydı biz de yerini bilemediğimiz için telefon ettiğimiz ancak bizden sadece 20 metre uzakta olan arkadaşımız ile Yunanistan üzerinde program görüşmesi yapmaya başladık.

Ne işse bizim iki şebekemiz hiç çalışmıyor ama Yunanlıların iki şebekeleri harıl harıl çalışıyor. Olsun onlarda artık bizim dostumuz. Panafon şirketine üç beş kuruş faydamız dokunmuş ne olur şunun şurasında.

Neyse süslendik püslendik, süsleneni püsleneni bekledik ve de düğüne gittik. Oralarda adettir önce keşkek döğülür. O bölümü kaçırdığımız için karnım zil çalmakta. Dedim ya politikacı oğlu düğünü, duyan gelmiş. Herhalde 3000 kişi var. Bizim oğlanın babası gelecek seçimde oy versinler diye allahtan sadece oy verme yaşına girmişler ile gelecek seçimde girecekleri kabul ediyor da ortalık çocuk bahçesine dönmüyor ama genede öyle kalabalık ki Anadolu deyimi ile ‘’ İt anasını tanımaz ’’. Bizi bir yerlere oturttular o kalabalık içerisinde, beni tanıdıkları için de hemen iki şişe aslan sütü koydular önüme ama kimse tok muyum aç mıyım sormuyor. Önüne gelen de şerefe diye kadeh kaldırmakta. Aç karnına 12 saat yolculuk sonrası dört duble beni tuş etti. Hayatımda ilk defa saat 23:00 itibariyle pes edip kendimi yatağa attığım için bu bölümde rüyalarımdan başka anlatılacak bir şey yok.

O geceyi Datçada geçirdikten sonra kendimizi feribotla Bodruma attık. Bizim bacanak aylar öncesinden iş yaptığı yabancılar ile sevdiği arkadaşları, kızı ve damadı ve de benle hanımdan oluşan bir ekip için yaklaşık 10 günlük bir tur ayarlamıştı. Yaklaşık 8-10 senedir bu işi hepimizn sevgilisi Hayati Kaptanımız ile hiç bozmadan düzenler ama beraber çıkmak kısmet olmamıştı. Hayati Kaptan da hiç bıkmadan her yıl teknesini yenileyip büyütür. Ben epeydir görmediğim için feribottan inip salak salak etrafa bakınırken, tepemizden burdayız diye bağırdılar.

Ulan o da ne! Gulet kılığına girmiş bir gemiden millet bizi çığırıyor. Sabah sporu için ideal bir tekne. Baştan kıça günde iki koşu yapsan olimpiyatlara bile hazır olursun tur sonuna kadar.

Arabayı teknenin önüne çekip bu sefer ihtiyatlı davranıp boşaltmaya başladım. Çıkan her bavula numara veriyorum ki tekrar yerine koyarken şaşırıp zorlanmayayım. Yandaki tekneden bir kadın ciyak ciyak kocasına bağırmaya başladı. ‘’ Bana bak herif sen de bu arabadan al bak ne kadar çok bavul alıyor ‘’ diye. Gururlandım.

Bize geminin kıçında bir kamara verdiler. Kamara deyince aklınıza bir yatak bir dolap gelmesin valla beş yıldız otelin suit dairesi kadar bi şey. Baktım her şey yerli yerinde hemen duş yerine hiç olmazsa bir jakuzi koysalardı filan gibi iki ukalalık edip kamaranın altında kalmadım tabi.

Azıcık istirahat edip yarın ki yolculuğa dinç çıkarız diyecek oldum hemen itiraz ettiler. Fedon çıkıyormuş bi yerlerde orda yer ayırtmışlar. Ulan yapmayın etmeyin isterseniz ben size çığırırım. Yok arkadaş yerler ayırtılmış her şey organize edilmiş. Bunlar hep bizim bacanağın başından çıkıyor. Ulan ben yapacağımı bilirim. Akşam bu Fedon denen herifi baldızın kucağına oturtayım bak nasıl rezil rüsva olursun ele güne.

Şimdi bacanağın arkadaşı benimde fi tarihinde yaptığımız Mısır seyahatinden dostum Müjdat avukattır. Ben bir avukatların bir de mimarların iyisinin ölüsü olduğuna candan inanan bir adamım ama bu herif bir başka. Aklı fikri hinlikte. Gece yarısı oldu baktım bizim avukat hala koyu güneş gözlükleri takmakta. Ne iş yahu dedi bizim hanım. Mafya avukatlığına soyunuyormuş ve de staj maksatlı takmaktaymış.

Günay yeni bir yer açmış, güzel de yapmış gittik oraya. Saat olmuş 21:45. Ulen acaba yerimizi başkasına vermişler midir diye kıpranmaktayız da bir içeri girdik ki temizlikçiler yerleri süpürüyor. Şef garson yanımıza yanaşıp ‘’Afedersiniz efendim kahvaltı servisini kapattık’’ dedi. ‘’Yahu biz Fedon….’’ Gibilerden birşeyler kekeledi bacanak, adam küçümser bir ifadeyle bize bakıp ‘’Haa, hıı o zaman’’ gibi birşeyler mırıldanıp bara doğru seyirtti. Neyse bizi bara alıp servis açılana kadar orda beklememizi söylediler. ‘’Yahu akşam yemeği değil miydi bu’’ dedim bacanağa barmaid ‘’Yemek servisi bizde 23:30 da başlar, burası Bodrum beyefendi’’ diye bilmiş bilmiş cevapladı. Konuşup da karizmayı sıfırlamamak için sustum.

Allahtan Fedon işini biliyor. Verilen her görevi başarı ile yaptı. Ayrıntılara girmeyeyim.

Ertesi gün sözde beni de erkenden kaldırıp kumanya almaya götüreceklerdi. Ben horul horul uyurken gidip Tansaşı talan etmişler. Öğleye doğru iki araba dolusu erzak geldi ben tam amma alış veriş yapmışsınız diyecektim arkadan bir de kamyonet yanaştı.

Kaptana ‘’ Savaşa mı gidecez?’’ diye sordum. ‘’Deniz acıktırır’’ dedi. Ulan bu yolculukta bi ben bi de baldız ağır sikletiz. Kalanı kuş gibi bir şey. Hakkını yemeyelim bacanağın damadı siklet olarak pek ağır basmaz ama yemek konusunda hak dahil herşeyi fazlasıyla yer. Allah sizi inandırsın iki gün dışarda yedik yine de yolda bi yerde yeniden bir şeyler almak zorunda kaldık. Allahtan yolda çok eşşek görmedik te semerlerini kurtardı hayvancağızlar yani.

Her şey tamam olup yerleştirme işide bitince hadi bismillah deyip viraladık. Yolcuların yarısı bizden yarısı Amerikadan. Gerçi hepsi önceden bu işlere takılıp sık sık gezi yapmış insanlar ama biz gene de hafiften tedirginiz. Bu gavur milleti biraz ortak yaşam kültürü noksan millettir, tesir sahalarına pek insan sokmayı sevmezler. Biz de bildiğiniz üzere sırnaşık milletiz, dostluğun annesini ağlatmakta üstümüze yoktur. Hayırlısı olur inşallah diye dua etmekteyim korka korka.

Kaptan’’Önce’’ dedi ‘’Hisarönü tarafına gidecez.’’ Ben o tarafları pek bilirim hatta o taraflar da bizi iyi bilir. Envis ağam ile hemen her koyda bir rakı muhabbetimiz olduğu gibi zaman zaman sörf boardunu da denize indirip üzerine kurduğumuz masa ile denizde rakı sofrası muhabbetlerimiz de olmuştur. Son derece kullanışlı bir metod olup adamın sarhoş olup olmadığı otomatik olarak test edilir. Ayrıca sarhoş olunca su içinde boğulma tripleri de ayılmaya çok yardımcı olduğundan bu tarz sofralar aralıksız 3-4 saat hizmet ederler. Tek sıkıntısı garsonların hizmetinin ancak kapalı soda şişelerinde rakı servisi ile naylon torbalarda meze fırlatması ile yapılabilmesidir.

Yola çıktık ama ilk 3 saat içerisinde bizim Amerikalı dostlarımızdan biri Amerikalılığını belirtmeyi başardı. Biz cep telefonu ile konuşmayı bile Yunanistan üzerinden becerebilirken adam e-maillerimi kontrol etmem lazım bana internet bağlantısı bulun diye dört dolanmaya başladı. Bizde teknik formasyonu yaşının üzerinde cereyan eden bir tek bacanak var o da herşeyi getirmiş ama softwarelerini unuttuğu için Bruce efendinin Notebook’una adapte edemiyor. Hazretlerin mobil telefon sistemleri de bizimkine uymadığı için onlarda kendilerininkini kullanamıyor. İçimden kızdım, ben bile mizah forumlarına yazı yazma telaşında değilim bu adam ne menem telaşlar içerisinde diye.

Yaş dedim de bizim grubun maşallahı var. Teknede bacanağın kızı, damadı, bir diğer arkadaşının oğlu ve de bir Amerikalının oğlu olmak üzere 4 genç ve çocuğa karşı yaklaşık 15 tane eleğini asmak üzere insan var. Ne bu yahu içi geçmişler turu mu dedim hemen isim koydular

‘’ Turus Dinozorus’’

Günler geçmeye başladı, herkes kendine bir eğlence buldu. Bacanak boyuna tavla partisi düzenlemekle, baldız bıkmadan zayıflama ekserzileri yapmakla, Bruce notebook’u ile sürekli teklifler yazmakla, avukat boyuna ev satma görüşmeleri yapmakla, birkaç iyi Amerikalı kitap okumakla, mürettebat yemek yapmakla, Ryan (Kitap okumakta olan Glenn’in oğlu) sürekli iskambil oynamakla, Türk hanımları güneşlenmekle, ben yemek yemekle ve de benim hanım ile Beatty akşam yemeği için süslenmekle iyi vakit geçirmeye devam etmekteyiz.

Tekne büyük olduğu için kaptan dahil 4 adet mürettebat var. Biz ise bundan önceki turlara hanımın eski ortağının teknesi ile çıktığımızdan hep mürettebat tasarrufu yapmaya alışmışız. Hatta hiç unutmam bir sefer yola çıkacaz ortada tek bir miço bile yok. Ali (Hanımın eski ortağı olur) ona soruyor olmuyor buna soruyor olmuyor sonunda aklına bir arkadaşı geldi. ‘’Hadi’’ dedi ‘’Zafet’i çağıralım o beni kırmaz.’’ Hakikaten de çocuk kırmadı tabi gelirim dedi. Ben telaşlanmaya başlamıştım zira kimse gelmezse yerleri süpürmek dahil her iş bana kalacak. Neyse uzatmayayım hareket vakti geldi, Ali motoru çalıştırdı ben ırgatın başına geçtim demiri almak için, Ali Zafet’e dönüp ‘’Al palamar’’ diye bağırdı, Zafet koşa koşa bana geldi ‘’Abi palamar ne demek?’’ Başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Burda öyle bir sorun yok allahtan.

Arada birde kanlı pişti partileri düzenliyoruz. Ben her halükarda hakkımı koruyacak biri olsun diye sürekli bizim avukatla ortak olduğumdan başım pek belaya girmiyor ama bir gece keleğe gelip bacanakla ortak olup mürettebat ekibine karşı oynamaya başladık. Ulen ne yaparsak yapalım heriflerden ne el alabiliyoruz ne pişti yapabiliyoruz. Herifler ise sürekli hücum halinde. Hayatımda hiçbir oyunda olmadığım kadar perişan olmuş durumdayım. Ben gerçi pek takmam böyle şeyleri ama bizim bacanak bacak kadar çocukla oynarken bile kaybetmeyi hiç sevmez. Baktım karşımda renkten renge giriyor ve hatta hafiften ruhsal durumu tehlike içerisine düşmüş durumda, hemen bir analiz yapmaya başladım. Kaybımızın nedenleri ve miktarı üzerine ciddi bir durum değerlendirmesi yapmaya başladığım anda yandaki mürettebat zırzobu Erkan efendinin bacanağın eli ile göz çapkınlığı içerisinde olduğunu tespit ettim. Bacanak solak olduğu için kağıtları öyle bir tutuyor ki herif bakmasa ayıp. Derhal karşı tedbirler alındı ve zevahir kurtarıldı. Daha sonra yaptığı samimi itiraflarda bacanağın kendini direğin tepesinden atmayı düşündüğü bile ortaya çıktı.

Teknede hiçkimsenin derdi olmaz sanılır ama bizim özellikle hatun kısmının büyük bir sıkıntıları var. Ryan yaklaşık 10-11 yaşında üstelikte pek öyle zayıf filan olmayan bir çocuk ama zinhar yemek yemiyor. Türk yemeklerine alışamamış çocukcağız. Ulen tavuk haşlayıp getiriyorlar ona da ‘’No thank you’’ Yahu haşlama tavuğun Amerikancası mı olur? Garibim her öğün 2 dilim ekmek yemekte. O yemek yemedikçe bizim Türk hanımlarının içi eriyor. Babası ise hiç telaşsız ‘’Önemli değil Amerikaya dönünce yer’’ demekte. Ulan oniki gün açlık grevi yapsan adamı serum ile beslerler ama bu velede hiçbirşey olmuyor. Birgün Vehbinin kerrakesi anlaşıldı. Bunların kamara ağzına kadar Amerikan abur cuburu dolu. Velet hem sabah hem akşam tıkınana kadar onları yiyip yemeğe oturunca da mızmız yapıyormuş. Neyse bizimkinin Türk yemeklerine allerjisi karaya ayak basıp McDonalds amcasını bulur bulmaz bitti. Demek ki ülkenin en evrensel olgusu hamburgermiş.

Sanki nispet olurmuş gibi geldiği için koy faslını atlıyorum. Döndük dolaştık sonunda gene Bodrum’a geldik. Ben akıllılık edip arabayı otoparkta büyük bir ağaç altı bulup oraya park ettim ki gölgede kalsın. Dönüşte arabayı almaya bir gittim ki benim arabda bir renk değişimi oluşmuş. Benim bildiğim koyu yeşil olması gereken araba beyazlı grili damalarla dolu. İşin enteresan tarafı camları da boyanmış. Biraz yaklaşınca feci pis bir koku da arabadan yayılmaya başladı. Hafiften alaca karanlık olduğu için ben hala pek durumu anlamış değilim. Kapıyı açmak için kapının kolunu tutunca elim yapış yapış bir şeye değdi. Eyvah ki ne eyvah Bodrumun envai tür kuşu benim arabada def-i hacet gidermiş. Arabayı iki defa yıkamaya soktum gene çıkmadı. Hayvanlar ne delik buldularsa oraya yaptıkları için ne zaman havalandırmayı çalıştırsam Bodrum günlerim aklıma geliyor hala.



Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

rope
(Login rope)
212.57.28.210 Bilg hala nazlanıyor
No score for this post July 31 2000, 12:49 PM

Bölük komutanının adı Ahmet Kırç.
Askerler bazan hinliklerinde, bazan da saflıklarından veya dilleri dönmediğinden adama Ahmet Kıç diyorlar.
Tabii sinirleniyor komutan.
Buna bir son vermesi lazım.
Topluyor bölüğü.
Bakın diyor, benim soyadım Kırç.
Çevirip arada soracağım.
Karıştıran olursa;
İşte yemin ediyorum, yakarım askerliğini.
Askerlik bu,
Tertip değişiyor ikide bir.
Yeniler geliyor.
Komutan bu kez işi baştan çözmeye niyetli.
Benzer bir nutuk atıyor yeni gelenlere.
Ve ara sıra çevirip soruyor.
Benim adım ne lan?
Zavallı memed daha yeni.
Komutan sorunca
Duralıyor...
Ahmet diyor gerisi yok.
Sıkıştırıyor komutan.
Soyadımı da söyle lan...
Gört diyor Mehmet, kıpkırmızı.
Hatırledım komutanım...
Gört...



Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

Bilg
(Login Bilg)
213.153.147.171 Untitled
No score for this post July 31 2000, 6:07 PM

Bıraktık ya yukarı bir öykü be. Sadece imza atmayı unutmuşuz anonim olmuş.

Olsun ben avam takılmayı severim.

Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

Bilg
(Login Bilg)
212.57.31.126 Siz Kim
No score for this post August 1 2000, 2:52 PM

Mizah kim ulan. Açtığınız sayfayı 35 dakika bekledim gelen giden yok. Murphy kanunlarına göre otobüs beklerken sigara yakarsan otobüs hemen gelirmiş ama ben sigara da kullanmam.

Açmasına mizah sayfasını ben kendim açacam da vaktim yok ki. Bana 6 dakika verenin kulu kölesi olurum be.

Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

Bilg
(Login Bilg)
212.57.31.126 CANIN TATLI ÇEKERSE
No score for this post August 1 2000, 2:58 PM



Arada bir, şöyle güzel balık-rakı kombinasyonlarından dönüş yolunda, nedendir bilmem canım tatlı çeker. Bu konuda da hanımla aramızda psikobilmemne bir telepatik anlaşma biçimimiz olduğundan daha tatlıcı yoluna sapmadan benimki dondurmalı olsun ikazlarına başlar.

Geçenlerde gene böyle bir akşamın geri dönüş yolunda kendimi direksiyonu Saray Muhallebicisine doğru kıvırırken bulunca, iş yapmaktan çok akşam muhabbetlerini sevdiğinden olacak ikidebir kendini bir bahane ile İstanbula atan Hollandalı misafirim ‘’Yolu şaşırdın be’’ diye ikaz etti. Muhallebicinin tam İngilizce karşılığının ne olduğunu düşüne düşüne dükkana kadar araba kullandım. Tam dükkana vardığımızda ‘’Woooow muhallebici’’ diye bağırınca fena halde gücendim adama.

‘’Her zamanki masanız mı olsun ?’’ diye karşılanmak insana muhallebicide bile olsa hoş bir kasılma duygusu veriyor. Yanımızdaki şişkoyu garson böyle karşılayınca kıskanmadım dersem yalan olur. Neyse oturduk bir boş masaya, sanki hep o masaya otururmuş havası vererekten ve siparişleri vermek üzere menüye konsantre olduk.

Hollandalı ikide bir dürtmeye başladı. ‘’Bu tatlının adı ne? Bu tatlı neden yapılıyor?’’ gibi klasik ileride kız arkadaşını getirince yapmayı planladığı ukalalıklar için bilgi toplama peşinde. Ben, gözüm tatlı komasına girmekten dönmeye başladığı için, hafiften garson ile sipariş muhabbetine attım kendimi ve cevapları hanıma bıraktım. Bir ara gözucu ile hafiften dönüp baktığımda ‘’Tavukgöğsü’’ tatlısını ellerini şöyle avuçlar mahiyetinde bir biçime sokarak sanki sütyen ölçüsü verir gibi tercüme etmekle meşguldu.

Ben biraz da gözlerimi doyurmak için tezgaha doğru kıvrılınca baktım Simon koşarak yetişip şekerpareleri gösterip ben tavuk göğsü istiyorum diyor. Adam şekerparelerin üzerindeki bademleri de görünce hafiften kız memesine benzetip gözü dönmüş. Onlar değil tavukgöğsü bunlar diye gerçek tavukgöğüslerini gösterince bana ‘’ Sence bunlar pörsümemiş mi’’ diye garip sorular sormaya başladı.

Tezgah önüne gelince tatlıların çeşitliliğinden bizim Simon’un da gözleri hafiften kaymaya başlamış, bana boyuna ‘’Bu ne, bu ne?’’ diye gösterip sıra ile isim almaya çalışmaya başladı. En son kocaman kocaman tulumba tatlılarını görünce gene garip bir şekilde meraklanıp ‘’Yahu bu da Vibratör Tatlısı mı?’’ diye sormaz mı. Ulan yıllarca ‘’Genç Kız Rüyası’’ diye bir muzla iki top dondurmayı tatlı kodeksimize sokuşturup aile terbiyemize kasteden bunlar değil sanki.

Neyse sonunda afiyetle tatlılarımız yedik ve dükkandan çıktık. Bizim misafirin gözü hala tezgahta arkamdan ‘’ Çok seksi tatlılarınız var yahu’’ diye sesleniyordu.


Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

cagasan
(no login)
212.57.31.126 kelimelerin öteki anlamı da önemli
No score for this post August 1 2000, 5:38 PM

bilg burası mizah sayfasıda olsa
biraz daha ciddi olamamız gerekiyor dimi ya
ne demek
Bana 6 dakika verenin kulu kölesi olurum be.
)))))
sen hiç zamanım yok demek istiyorsunda
herkes benim gibi anlayışlı olmayabilir

)))))

zaten ortalık gaf yapanlardan geçilmiyor ona göre
)


sonra mizah formu falan dinlemezler
merkezde rezil ederler )

Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

Bilg
(Login Bilg)
213.153.145.176 Öffffffffffffffffffffff
No score for this post August 2 2000, 10:56 AM

Ne yani ikide bir milletin neyi nasıl düşüneceğini burada da mı hesap edecez be. İşine gelen çarşıdan 6 tane dakika alıp versin isteyen başka türlü 6 dakika. Yalnız ikincide şahsen seçme özgürlüklerimi kullanırım ona göre.

Bu arada kendim de mizahi duruma düştüm. Mizahi sohbet odasını forum sanıp yarım saat başında mesaj yazmak için diyalog kutusu açılmasını bekledim. Allahtan kimse yoktu da görünüp dosta düşmana rezil olmadım. Cago bu aramızda kalsın valla Gaaakın gagasına düşersem La Fontaine lik dizi yapar beni.

Ulen bi de mizahı derleyip toplayıp tavanaraına tıkmanız gururuma dokunuyor haberiniz olsun.

Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

rope
(Login rope)
212.57.28.210 Tavanarasından şikayeti olan
No score for this post August 2 2000, 12:04 PM

Kendisi 6 dakika verir bize,
Oturur Mizah forumunu yapar.
Haydi başla,
Aşağıdakini tıkla
Create your own forum at Network54


Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

rope
(Login rope)
212.57.28.210 brek' e öneri
No score for this post August 3 2000, 2:46 PM

Anılar sayfası açabilir.
Veya Turizm olabilir.
Kitap,
Haber,
Ekonomi,
Bilim.
Hangisini istersen.



Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

Bilg
(Login Bilg)
195.214.176.77 Pi Komünist
No score for this post August 3 2000, 7:27 PM

Açmayacam işte. Siz açın. Üç günde adımı mal mülk sahibine çıkartır komünistlik yaparsın burada da. Zaten gaaak ta teşne.

Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

cagasan
(no login)
212.57.28.210 millet şu bilg e bakın
No score for this post August 3 2000, 8:03 PM

alt tarafı bi mizah sayfası açacak

ne kapitalistliği kaldı ne de komünistliği
biraz daha ısrar etsek
bu sefer de tuttarcak

kartel medya diye

yahu
komple mi yapıyorsunuz bilge
adam kurnaz yemez

bu söz sanki onun için söylenmiş

yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış

alt tarafı bir mizah sayfası bu be
deve değil
yani bilg
gecenin bilmem kaçında

mizah sohbeti yapmak için
yarım saat ay ışığı seyredeceğine
(sahi bu sırdı değil mi unuttum)
5 bilemedin 10 (sen bu işlerin acemisisin ya) dakika da
açacaktın sayfayı
kalan 20 dakikada ister aç ister seyret
))))



Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

gak
(no login)
212.57.28.210
No score for this post August 5 2000, 2:28 AM

biz ona meta deriz ki
anlam alanı daralsın

mal diyen yeterince var zati
hangi anlamda kullanılır
ki onu
kullanan bilse gerek
)))


Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

brek
(no login)
195.214.134.179 hangisi olsun
No score for this post August 5 2000, 2:31 PM

rope
güzel öneriler
ben anılar sayfası olabilir diyorum
herkezin fikri nedir
hangi konuda açılacak bir sayfa bizim için gerekli
herkez ne istiyorsa söylesin
ropenin ve cagonun yardımlarıyla
böyle bir sayfa açarız
bana bu konu hakkında bilgi verirseniz sevinirim
brek@alternatif.every1.net
selam ile

Score this post 1 2 3 4 5 Scoring_Guide

rope
(Login rope)
212.57.28.210 İntikam peşinde
No score for this post August 10 2000, 3:04 PM

Delikanlı hazırlanıp kapıya yöneliyor.
Babası gazeteden başını kaldırıp soruyor;
Nereye?
Sinemaya, diyor delikanlı.
Film ne? diye soruyor baba.
İntikam peşinde...
Hımm, diyor baba,
Başrolde kim oynuyor?
İntik...


 
 Respond to this message   
AuthorReply
rope
(Login rope)
212.156.214.109

Kurtardık, ilave de yapalım..........................

May 11 2006, 3:52 PM 

Manual Virüs
........................................
From: Hacker Temel
To: Undisclosed recipient
Date: Jan,25,2005
Subject: Manual Virus (Spam e.mail)

Sayin bilcisayar kullanicisi;
Bu bir manual virüstür. Bizim buralarda tekniğimüz tam celişmediğindan
bu manual virüsü hazirladik. Lütfen bu maili alinca hard diskinizdeki tüm dosyalari manual olarak silmeye başlayiniz. Bizi uğraştirmayiniz.
Hacker Temel


Bizim uşaklara not:
Ula bu bir şaka mailidur. Sakin dosyalarinizi silmeyesinuz......

...........................................

 
 Respond to this message   
rope
(Login rope)
85.98.249.188

Kim tanıyacak

November 14 2006, 1:36 PM 

Temel bakmış etraf ıssız
Çıkarmış üstündeki herşeyi
Girmiş göle çırıl çıplak.
Biraz sonra ordan geçen çocuklar görmüş vaziyeti,
Hınzırlık olsun diye saklamışlar Temel'in giysilerini.

Temel çıkmış sudan, bakmış elbiseler yok.
N'aapsın garip,
Elleriyle önünü kapatmış
kimseye gözükmemeye çalışarak koşmuş eve.
Babası bir bakmış, Temel önünü kapatmış yokuşu tırmanıyor acele acele.
Bağırmış yukardan.
-A benim aptal Temeluuuum,
Yuzuni kapatsaaaa,
Orani kim tanisuuuunn!......

 
 Respond to this message   
rope
(Login rope)
85.98.249.188

Kullansaydın......

November 14 2006, 1:58 PM 

Temel bir toplantı için İstanbul'a gelmiş.
Beş yıldızlı bir otele yerleşmiş.
Üç gün sonra otelden ayrılacak,
Resepsiyona gelip hesabı istemiş.
3.500 YTL efendim demişler.
Temel itiraz etmiş.
-Olur mu yav bu kadar hesap!... Kaç para bu otelin geceliği?..
Resepsiyon görevlisi sakin cevap vermiş.
Geceliği 200 YTL efendim, ama ekstralarınız var demiş.
Temel buna da itiraz etmiş,
-Olur mu kardeşim, içki içmem, yemeklerimi dışarıda yedim, çay kahve bile içmedim ne ekstrası.... Ayrıntılı hesap dökümü istiyorum....
Peki demiş görevli, bilgisayardan bir çıktı alıp Temel'e vermiş.
Temel başlamı incelemeye,
Oda konaklama, 3 gün, 600 YTL
MGSKP 1500 YTL
KYHKP 1400 YTL
Toplam 3500 YTL
Temel öfkeyle sormuş
-Bu MGSKP nedir yav?
Görevli açıklamış;
-Mini Golf Sahası Kullanım Parası efendim.
-Olur mu!? demiş Temel, ben mini golf bilmem, sahayada adımımı atmadım.
Görevli sakin,
-Efendim biz bu imkanı müşterimize sunarız kullanıp kullanmamanız sizin tercihiniz, kullansaydınız......
Temel şaşkın sormuş,
-Peki bu KYHKP ne?
-O da Kapalı Yüzme Havuz Kullanım Parası efendim.
Temel iyice öfkelenmiş.
-Ben havuza filan girmedim kii!
-Biz bu imkanı sağladık efendim kullanıp.....
Derken temel bir kalem istemiş.
Hesap pusulasının altına
TSP 3 gün 3750 YTL
İade miktarı 250 YTL
yazmış,
-Tamam, demiş, bu durumda bana 250 YTL borçlusunuz.
Görevli bakmış pusulaya,sormuş,
-Nasıl yani, bu TSP ne?
-Temeli Sikme Parası....
Görevli şaşırmış,
-Nasıl olur efendim size birşey yapmadık ki!......
-Sikseydiniz, demiş Temel, üç gündür orada kullanımınıza hazır bekledim.......

 
 Respond to this message   
rope
(Login rope)
85.98.249.188

Hacı Malum deli doktoru

November 14 2006, 2:15 PM 

Bir hastanenin yöneticisi.
Bir gün azılı bir deliyi getirmişler.
Adam zaptedilemiyor.
Zor bela bir odaya kapatmışlar.
Ama adam kendini duvarlara çarpıyor, masa sandalyeyi kırıyor
hem kendisine hem çevreye zarar veriyor.
Doktorlar görevliler çaresiz bakıyorlar.
Hacıya haber veriyorlar.
Hacı geliyor, bir bakıyor eski bir hastası
-Yav diyor, ben bunu tanırım.
Kriz geldiği zaman böyle olur.
Onu sakinleştirmenin bir yolu var.
Bu adam bombadan çok korkar.
Bir hasta bakıcı çırıl çıplak soyunsun,
Bomba vaaar! diyerek odaya dalsın,
Adam dışarı kaçarken yakalar deli gömleğini giydirirsiniz.
Hasta bakıcılardan biri korka korka soyunmuş,
Kapıyı açtığı gibi odanın ortasına atmış kendisini Bomba vaaarr! diyerek.
Ama delide tık yok, aldırmamış bile...
Doktorumn biri
-Dur bir de ben deneyeyim, belki benden tırsardemiş.
O da aynı şekilde soyunup dalmış odaya, BOMBA VAAARR!.....
Deli gene tınmamış.
Hacıya haber vermişler. Deli aldırmıyor bomba hikayesine demişler.
Hacı gelmiş.
-Olurmu aldırmıyor! Beceremiyorsunuz, beceriksiz herifler,
bir bomba rolü bile yapamıyorsunuz bak ben yapayım nasıl dışarı uğrayacak diyerek başlamış soyunmaya, dalmış çırıl çıplak odaya...
BOOMBA VAAAR!.....
Deli bakmış hacıdan tarafa ve korku ve dehşet içinde fırlamış çıkmış dışarı İİİMMMDAAAAATTT diyerek.
Delinin telaşından istifade çullanmışlar üstüne, giydirmişler deli gömleğini. Sakinleştirici bir iğne yapmışlar.
Bir süre sonra doktorlarla konuşmaya bile başlamış.
Sormuş doktorlardan biri,
-Merak ediyorum, ilk iki bombaya tepki vermedin,
Hacı girince neden dışarı attın kendini?
Deli cevap vermiş,
-Ama onun fitili çok kısaydı......

 
 Respond to this message   
Current Topic - Gaspedilen Tavanarasından kurtardığım güzellik
  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

kuruluş | kurallar | arşiv 1 | arşiv 2 | arşiv 3 | alternatif TEFSİR | alternatif MEALLER | linkler | e-posta

Copyleft © Temmuz 2000 - 2009

rss