Günümüz teknolojisindeki gelişmeler sayesinde, "dış dünya" olmadan, algıların çok gerçekçi olarak yaşanabileceği görülmüştür: İnsanlar olmadıkları ortamlarda bulunduklarını, yapmadıkları şeyleri yaptıklarını hissedebilmektedirler.
İlki 1999’da çekilen Andy ve Larry Wachowski kardeşlerin film sektöründe devrim yaratan Matrix üçlemesinin ikinci bölümü “The Matrix Reloaded” ın, genel hatları verdiği derin mesajın etkisinin sebepleri arasında, gördüğümüz dünyanın algılardan oluştuğu ve maddenin gerçekliği ile ilgili doğru tespitlerde bulunması gösteriliyor.
Matrix filminin gündeme taşıdığı “gerçek nedir?” sorusu aslında çoktan yanıtlandı.
Matrix'in Düşündürdükleri
Matrix filmi, gösterime girmesiyle tüm dünyada büyük yankı uyandırmış ve sinemaseverlerin yanı sıra, felsefecilerin de ilgisini çekmişti. Öyle ki dünyanın çeşitli üniversitelerinde görevli, yirminin üzerinde felsefeci, editörlüğünü Pennsiylvania King's Üniversitesi profesörü William Irwin'in yaptığı "Matrix ve Felsefe" kitabında, filmi felsefe temalarına göre yorumlamışlardı. Irwin, bu kitabı, "Bir soru yüzünden sabaha kadar uykusuz kalan herkes içindir." şeklinde tanımlamıştı.
İşte dünyanın cevabını aradığı bu soru, filmin ana konusunu oluşturan "maddenin mahiyeti"ne ilişkindi. Matrix filminde yapay uyarılarla bir insana gerçek olmayan bir dünya, gerçek gibi gösteriliyordu. Film günümüz teknolojisiyle, yapay uyarılar ile yapay görüntüler, yani yapay bir dünya oluşturulabileceğini anlatıyordu. Filmin başrol oyuncusu, o güne kadar cam bir fanusun içinde beynine verilen elektrik sinyallerinden oluşan hayali bir dünyada yaşadığını anlıyor ve kendisini bir bilgisayar programcısı zannederken, aslında bir mekanda uyumakta olduğunu fark ediyordu.
Böylece filmi izleyenler her an gördüğümüz "yaşamımıza ait tüm algılarımızın nedeninin çok daha farklı bir kaynak olabileceğini" düşündüler. “Süper bir bilgisayarın içinde sanal bir dünyada da yaşıyor olabilirdik ve böyle bir durumda hiçbir zaman farkı anlayamazdık”.
Dünya Matrix'in düşündürdüklerini tartışa dursun, bu filmle gündeme gelen maddenin varlığına dair tüm sorular aslında tüm bilimsel açıklamalarıyla Harun Yahya'nın, Hayalin Diğer Adı Madde adlı kitabında çoktan yanıtlanmıştır. (Ayrıca Harun Yahya'nın bu konudaki “İdealizm, Matrix Felsefesi ve Madde’nin Gerçeği” isimli yeni kitabı geçtiğimiz günlerde çıktı.)
Beş duyumuzla algıladığımız herşeyin ruhumuza gösterilen bir görüntüler bütünü olduğu ve zihnimizin dışındaki dünyanın aslına hiçbir zaman ulaşamayacağımız gerçeğini bazı insanlar kabul etmek istememektedirler. Çünkü bu gerçeği kabul eden kişi, dışımızdaki dünyanın var olup olmadığını veya neye benzediğini asla bilemez. Bundan en çok korku ve endişe duyanlar ve sonuçsuz tartışmalara devam edenler ise, elbette ki materyalist felsefenin fanatik bağlılarıdır. Materyalistler bilimin kanıtladığı, filmlere konu olacak kadar düşündürücü olan maddenin aslına hiçbir zaman ulaşamayacağımız gerçeğini reddetmektedirler. Çünkü onlar için tek mutlak varlık maddedir. Konuyu işleyen Matrix filminin ikinci bölümünün vizyonda olduğu şu günlerde, maddenin kendisiyle asla muhatap olamayacağımız gerçeğinin, yıllardır neden materyalistlerce hiçbir delil olmaksızın inkar edildiğini hatırlamakta fayda vardır.
Materyalizmin Sonu
21. yüzyıl, maddenin gerçeğinin tüm insanlar arasında yayılacağı, materyalizmin ise yeryüzünden silineceği tarihi bir dönüm noktası olacaktır.
Önce materyalizmin genel bir tanımına bakalım: Meydan Larousse Ansiklopedisi'nin 8. cildinde maddeci felsefe şöyle tarif edilir: "Maddecilik, 'madde'den başka bir cevherin varlığını kabul etmeyen öğretidir. Bütün gerçekliklerin cevherini ve özünü ruhun meydana getirdiğini söyleyen 'ruhçuluk'un karşıtıdır..." Bu kısa tanımda görüldüğü gibi, materyalist felsefe maddeyi tek mutlak varlık olarak kabul eder ve madde dışında hiçbir varlığı kabul etmez. Örneğin, maddeci felsefe ruhun varlığını kabul etmez, insan bilincini beynin faaliyetlerinin bir ürünü olarak görür. Ancak; bugün artık açıkça bilinmektedir ki, madde dediğimiz şeyler zihnimizde algılanmaktadır. Bu algıların zihnimiz dışında maddesel karşılıkları olduğunu bilimsel olarak göstermemiz imkansızdır. Zihnimizin dışına çıkıp madde dediğimiz şeyin aslı ile muhatap olmamız mümkün değildir. İki cümle ile özetlenen bu gerçeği kabul ettikten sonra, artık ortada ne madde, ne de maddecilik -yani materyalizm- kalmamaktadır.
Algılarımızın, zihnimizin dışında maddesel karşılıkları olduğunu farz etsek bile, bu maddelere hiçbir zaman ulaşamayacağımıza göre, hiçbir zaman görmeyeceğimiz, üstelik varlıkları bile şüpheli olan maddeler üzerine felsefe yapmanın, bunlar üzerine bir hayat görüşü bina etmenin mantıksızlığı ve gereksizliği de açıkça ortadadır. İşte materyalist felsefenin bağlılarının, maddenin ardındaki bu önemli sırrın açıklanmasından son derece rahatsız olmalarının, bu sır çok açık olmasına rağmen onu anlamazlıktan gelmelerinin temel nedeni, bu konunun felsefelerinin sonunu getirdiğini anlamalarıdır. Tarih boyunca tüm materyalistler maddenin gerçeğinin açıklanmasından, hatta materyalizm taraftarlarının bu gerçeği anlatan kitapları okumalarından büyük rahatsızlık duymuşlar ve bunu dile getirmişlerdir. Örneğin Rusya'daki kanlı komünist devrimin liderlerinden biri olan Vladimir I. Lenin, neredeyse bir asır önce yazdığı Materyalizm ve Ampiryokritisizm isimli kitabında taraftarlarını bu gerçeğe karşı şöyle uyarmaktadır:
"Duyularımızla algıladığımız nesnel gerçekliği bir kere yadsıdın mı, kuşkuculuğa (agnostisizm) ve öznelciliğe (subjektivizme) kayacağından, fideizme (dini inanca) karşı kullanacağın tüm silahları yitirirsin; bu da fideizmin istediği şeydir. Parmağını kaptırdın mı, önce kolun sonra tüm benliğin gider. Duyuları nesnel dünyanın bir görüntüsü olarak değil de, özel bir öğe olarak aldığında, diğer bir deyişle materyalizmden ödün verdiğinde, benliğini fideizme kaptırırsın. Sonra duyular hiç kimsenin duyuları olur, us hiç kimsenin usu, ruh hiç kimsenin ruhu, istenç hiç kimsenin istenci olur."
Bu satırlar, Lenin'in büyük bir korkuyla fark ettiği ve hem kendi kafasından hem de "yoldaş"larının kafalarından silmek istediği bu gerçeğin, materyalistleri ne kadar tedirgin ettiğini göstermekte. Ancak günümüz materyalistleri Lenin'den daha da büyük bir tedirginlik içindedirler; çünkü bu gerçek bundan 100 yıl öncesine göre çok daha açık, kesin ve güçlü bir biçimde ortaya konmaktadır. Geçmişte bir felsefe veya bir yorum olarak düşünülen bu konu, tüm dünya tarihinde ilk kez bu kadar karşı konulamaz bir biçimde ve bilimsel bulgulara dayanılarak anlatılmaktadır.
Bilim yazarı Lincoln Barnett, bu konunun sadece "sezilmesinin" bile materyalist bilim adamlarını korku ve endişeye sürüklediğini şöyle belirtmektedir: "Filozoflar tüm nesnel gerçekleri algıların bir gölge dünyası haline getirirken, bilim adamları insan duyularının sınırlarını korku ve endişe ile sezdiler." (Lincoln Barnett, "Evren ve Einstein", Varlık Yayınları, 1980, s. 17-18)
Ülkemizde ve tüm dünyada, bu konu ile karşı karşıya gelen her materyalistte bu "korku ve endişe" çok güçlü olarak görülmektedir. Örneğin ülkemizde, felsefelerinin sözde temeli olan evrim teorisinin bilimsel yönden çökertilmesiyle zaten ciddi bir şok yaşamakta olan materyalistler, şimdi de Darwinizm'den çok daha önemli bir dayanaklarını, bizzat maddenin kendisini kaybettiklerini anlamaya başlamışlardır. Bu nedenle, konunun önemine dikkat çekip, bu konunun kendileri açısından "en büyük tehlike" olduğundan, kendi "kültürel dokularını tamamen yıktığından" söz etmektedirler. Aslında bu durum, Allah'ın Kuran'da inananlara bildirdiği bir vaadinin de tecellisidir. Hakkın ortaya çıktığı yerde batıl olan fikirler daima yok olmaya mahkumdur. Ayetlerde şöyle buyrulur:
Maddenin de mutlak olduğunu kabul ederek Allah'ın varlığını inkar eden ve bu tür yüzeysel ve anlayışsız mantıklarla insanların da inkar etmeleri için çaba harcayan bu kişiler, günümüzde en büyük dayanaklarının yıkıldığına şahit olmaktadırlar. Burada anlatılan gerçek, felsefelerini temelden yıkıp atmakta, üzerinde tartışmaya dahi imkan bırakmamaktadır. Tüm düşüncelerini, hayatlarını, kibirlerini ve inkarlarını üzerine bina ettikleri madde, ellerinden bir çırpıda uçup gitmiştir. 21. yüzyıl, bu gerçeğin tüm insanlar arasında yayılacağı, materyalizmin ise yeryüzünden silineceği tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu gerçeği görebilen insanların, geçmişte neye inandıkları, neyi niçin savundukları hiç önemli değildir. Önemli olan, gerçeği gördükten sonra, buna direnmemek, ölümle birlikte zaten apaçık anlaşılacak olan bu gerçeği geç olmadan anlamaktır. Unutmamak gerekir ki, gerçeklerden kaçılmaz.
"De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur."
(İsra Suresi, 81)
"Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darma- dağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size."
(Enbiya Suresi, 18)
ISLAM MEVCUT HER DINDEN COK DAHA MATERYELIST, HATTA EMPERYALIST BIR DINDIR.
ISLAM RUHA INANMAZ.
ISLAM MADDENIN OLMAYACAGINA, YA DA BIR GORUNTU OLDUGUNA INANMAZ.
ISLAM'IN INANDIKLARI OTE DUNYA, CINLER VE MELEKLER, SEYTAN VE ALLAH'DIR.
ALLAH DISINDA BUTUN BUNLARI MADDE OLARAK GORUR.. ONLAR INSANLARI FIZIK OLARAK CARPARLAR..
INSANLAR OLUNCE UYANACAKLARDIR DEYISI BILE BURCU BURCU MADDIYAT KOKAR..
BENIM BILDIGIM ISLAM'IN TEK BIR FELSEFESI VARDIR, O DA ALLAH'A KUL VE ESIRI OLMAKTIR.. ISLAM TESLIMIYET DEMEKTIR. BASKA BIR FELSEFESI YOKTUR ISLAM'IN..
MATRIX FELSEFESI ILE ISLAM'IN FELSEFESI BIRBIRLERI ILE ASLA BAGDASMAZ.
BUNU IDDIA EDEN ISLAM'I BILMIYOR DEMEKTIR. YA DA BILEREK BIZLERI KANDIRMAK ISTEMEKTEDIR..
BU ILKEL YALANLARA INANACAGIMIZI MI SANIYORSUNUZ?
HADI CANIM SENDEEEEEEEEEEEE........
bak kardeş İslamın felsefesi yoksa iplere çekilen suçları enel hak diyenler nedir??
İslam maddeyi yoksayar onun için parayı atesitler gibi put yapmaz gocunma -ateistler diyince hemen olaya atlarsın biliyorum-ama senin dediklerin hep aynı masallar gerçi iyi insan herzman iyidir ateistte olabilir ,şiide olabilir,alevide,deistte ...
ama ben hiçbir zaman tevekkül eden azla yetinen bir ateist görmedim,ya sen?
Birak simdi ateizmi..
Biz Islam'dan bahsediyoruz, degil mi?
Islam sapina kadar materyelist bir dindir..
Aciklamami mi istiyorsun?
Yoksa kendin arastirmayi mi yeglersin?
Herkesin onunde Islam'in bu tarafini aciklamak istemiyorum. Seni utandirabilir..
Ne dersin?
ne dersen de Haci ustadım sende bir gün gerçek hacı olursun o günleride görürüz Allah senide doğru yola sokar gün gelir yapraklar sararır...
Neyse aslında diğer bazı iddalarının doğruluk payı olabilir ancak bu son iddan gerçekten komik ,peki senin dediğin doğruysa tüm dünya niye İslamı sofilikle görüyor,vahdet-i vücud ne ??? biraz bu kaynaklarıda araştırsan iyi olur kardeş,
selamlar,
ISLAM'IN OZUNE MANEVIYATTAN COK MATERYELIZM HAKIMDIR!
July 24 2003, 8:28 PM
Islam'in daha cok bir yasam tarzi ve diger dinlerden farkli olarak, muritlerine zenginlik, guc, her turlu tatmin ve umut vadeden bir din oldugunu biliyoruz.
Bu konuda bir adim daha ileri gidip, Allah'in gucunu kullari ile paylastigini ve bu gucun onlara transcend ettigini, yani Musluman'lara faik oldugunu iddia edebiliriz....
Bu gozlemler Islam'in materyelist bir din oldugunu gostermektedir. Peki bu materyelizmin dogasi nedir? Nasil bir materyelizmdir Islam? Para ve pul mu pesindedir yoksa altin ve yeralti servetlerini mi yeglemektedir? Insanlar, toplumlar, milletler midir,
Islam'in sahip olmak istedigi yoksa ulkeler, kit'alar ve hatta dunya mi?
Islam butun bunlara sahip olmak ister. Ama bunlar Islam'in materyelistik ozunu olusturmazlar. Bunlar o ozun kazandirdigi zenginlikler, tali kazanclardir. Kollateral yararlar olarak da nitelendirilebilirler.
Peki nedir oyleyse Islam'in ozune hakim olan materyelizm? Bu materyelizm;
Islam'in yayilma egilimidir.
Bu egiliminden dolayi Islam materyelisttir. Tek basina bu egilim materyelizm olarak nitelendirilmemelidir. Nitekim diger dinlerin de az cok yayilma egilimleri vardir. Bu egilim Hristiyan'likda cok belirlidir. Yine de diger dinler icin materyelist terimi hic de
uygun degildir. Ama Islam icin bu terim cok uygundur. Islam'daki yayilma egilimi yalniz dinin degil, onunla beraber, hatta ondan daha cok, yasam felsefesinin de yayilmasi demek olacagindan, dinde materyelizm olarak nitelendirilmelidir.
Evet, Islam'in ozune yayilimci materyelizm hakimdir.
Diger her turlu Islam'sal etkinlikler bu egilimin sekonder manifestasyonundan baska bir sey degildir. Maneviyata ve dine onem veren bir baslangici olan Islam, kisa bir sure sonra Arap Emperyalizmine donusmus ve onu "yayilimci dinsel materyelizm" izlemistir..
Yayilma egiliminden dolayi Islam, ayni zamanda manevi de olabilen ama, temel olarak materyelistik niteliklere sahip bir duzen sergilemektedir. Bu ilginc paradoksun baska bir ornegi daha yoktur.
Islam hakkinda bilinmeyen cok seyler vardir. Bizim Musluman’lar ya onlari arastirmiyor, ya da hocalari ve dinsel egitimleri kotu.. Okumuyorlar, ogrenmiyorlar. Islam’in “oku” emri ile basladigini bildikleri halde..
Ben onlara Islam’in bazi ilginc taraflarini, cesitli nedenlerden dolayi kendilerine ogretilmeyen, pek gurur duyulmayacak taraflarini ogretmeye calisiyorum.
Bu ogretilerden ilki “Musluman’ligin asli putperestlikdir” idi.. Allah’in bir Islam oncesi
Tanri olduguna deginmistim.. Butun Musluman’larda korkunc bir bas agrisi ve mide krampina neden olmustum..
Simdi bahsedecegim Islam’in az bilinen tarafi da ishale
neden olabilir.. Aman tuvalete yakin okuyun.. Ya da bu iletiyi once print edin, sonra onunla birlikte alaturka bir tuvalete gidip, orada okuyun. Isiniz bitince de tuvalet kagidi olarak kullanabilirsiniz..
keh keh keh...........
Efendim.. Ne diyorduk bakiiiiiimmmm.. Islam’in ozu
emperyalizmdir demistik degil mi? Haci simdi bunu da nereden cikardi diyeceksiniz..
Haci hakkinda kesin hukmunuzu vermeden once, okuyun onu bakiiiiiiimmmmmmmm..
Dort halife doneminde Islam once Arap’lar arasinda, daha sonra Musluman’lar tarafindan kokusmus ve yozlasmis olarak nitelendirilen, Iran ve Bizans Imparatorluklari icinde hizla yayilmistir.
Bu arada Islam kendi imparatorlugunu kurmus, Emeviler ortaya cikmistir. Bu imparatorluk Islam’in kabul edilmesini asla zorlamamistir. Hatta tam tersine.. 700 yili civarinda bir kanun cikarilmis ve Araplardan baska bir irkin Musluman olmasi yasaklanmistir.. Yine de Emeviler Islam’i Asya ve Kuzey Afrika’da yaymaya
baslamislardir. Bu yayilan dinsel Islam degildir. Politik ve sosyo-ekonomik Islam’dir..
Emperyalist Islam’dir.. Somurucu Islam’dir.
Emeviler onceleri Islam’in yalniz Arap’lar icin indigine inaniyorlardi. Ayni sekilde, Yahudilik de Jacob’un cocuklarinin dini idi. Hristiyan’ligin kimin dini oldugunu bilmiyorum. Piclerin dini olabilir.. keh keh keh....Onemli olan zamanin Musluman liderlerinin Islam’i bir ayricalik olarak gormeleri ve dinsel etki alanini yalniz Orta Dogu, Arabistan ve Iran’la kisitlamalari gercegidir. Oysa diger halklar ve etnik azinliklar Musluman olmak istiyorlardi. Cunku Musluman olmanin vergi verme disinda da bazi ayriciligi vardi..
Ama Emeviler kanun cikarmislardi ve herkesi Islam’a oyle kolay kolay kabul etmiyorlardi.. Tabii onlardan gelecek ganimetleri ve vergileri alamayacaklarini da dusunmus olabilirler. Onlarin uzerinden nasil gecineceklerdi? Imparatorluga para ve gelir gerekli degil miydi?
Abbasi halifeleri bu duruma son vermisler ve Islam’a diger azinliklar da girmeye baslamistir. Abbasiler bu kanunu kaldirir kaldirmaz, bircok Semitik ve Aryan halk Islam’a siginmis ve kitle halinde Musluman olmustur..
Gordugunuz gibi siyaset Islam’i olusturan dokunun bir parcasi, onun intrinsek bir elemanidir. Hristiyanlikda ise siyaset yoktur.
Muslumanlarin butun amaci olusturduklari toplumun Allah’in emirlerine gore yonetilmesidir. Bu emir onceleri emperyalizm olarak yorumlanmistir. Islam daha sonra diger halklara ve azinliklara acilmistir...
IPO gibi gelismistir Islam.. IPO= Initial Public Offering.. Yani bir sirkete ait hisse senetleri halka ilk defa acilmistir. Onlari halk satin almaya baslamistir. Islam Abbasiler zamaninda IPO surecinden gecmis ve sonunda halkin mali olmustur. Ondan once Islam, Arap Emperyalizmi de diyebilecegimiz, bazi Emperyalist idealleri olan dinsel bir egilimdi....
Bu gercekleri bildiginizi sanmiyorum..
Bunlar, kotu olarak algilandiklari icin, Muslumanlardan saklanan Islam’la ilgili ilginc
gerceklerdir..
Halka mal edilen Islam, zamanla kendi politik, sosyal ve ekonomik sistemini gelistirmistir.
AHLAKSIZ KUFURBAZ ARTC.
Sen yalniz kufurbaz degilsin..
Ayni zamanda yalancisin da..
Sen gercek bir pisliksin. Ahlaksizsin..
Turkiye'nin yetistirdigi en adi bir bok sun..
Evet, sen bir bok sun..
Turkiye'nin Kibris'a attigi, Turkiye'nin egitimini reddettigi bir bok sun, hem de..
Seni Turkiye bile egitmeyi reddetti...
Cunku sen bir boksun.. Irkcisin.. Rezilsin.. degersiz bir mahluksun..
Senin Musluman'ligin tesadufi.
Sen her sey olabilirdin.. Musluman oldun. Musluman'lar senden nefret ediyorlardir ama, senden kurtulmazlar.
Cunku sen serefsiz oldugundan defol lafindan anlamiyorsun.
Evet.. Kufurleri baslatan sensin.. Ve sen ayni zamanda bu gercegi inkar ettigin icin de yalancisin
Sen bizim, hepimizin tersimizsin.. Bokumuzsun yani.
Pislik seni.....
Bilg'in ne demek istedigini anlamak mumkun degil. Daha dogrusu Haci'yi bir tur elestiriyor ama, hangi konuda? Islam'a saldirmadigi ve onu daha cirkin olarak gormedigi icin mi?
Bu baslik altinda Islam'in ne kadar guzel veya cirkin oldugu tartisilmiyor. Tartisma konusu Islam'in materyelistik bir din olup olmadigi. Materyelizmin degeri uzerinde hic yorum yapilmiyor. Orasi siza kalmis..
Islam'i kotulemek mi istiyorsunuz. Konuyla ilgili bir baslik aciniz..
Haci dinlar arasindaki farklari bilse bile, gormezlige geliyor. Yorumlarinda birini digerine yeglememeye calisiyor. Hepsi kotu Haci icin.. Haci'nin Islami Hristiyan'liktan daha az sapik bulmasi bir sey ifade etmiyor. Az sapik olmak, az hamile olmak gibi bi sey. Bilg Haci ile Gak'i birbirine karistiriyor galiba.. Hadi Gak'i Haci ile karsilastirdi diyelim. Beni asil sinirlendiren Haci'yi ARTC ile karsilastirmasi. Tuylerim diken diken oluyor..