| hakikatOctober 10 2000 at 4:45 PM | cagasan (Login abuzer) from IP address 62.29.29.77 |
|
September 27 2000 at 3:35 PM cagasan (no login)
--------------------------------------------------------------------------------
selamlar
herkesin bildiği, benim karıştırdığım
bir sorular zincirim var
evet
hakikat nedir?
teolojinin hakikatı
felsefenin hakikatı
bilim hakikatı
aynı hakikat mıdır?
bu hakikatlar birbirinden farklı mıdır?
sevgiler
Respond to this message
Author Reply
cagasan
(no login)
korkmayın!.. September 29 2000, 7:36 PM
hakikatten
kaçmayın.
nerde kaldı
gerçekleriniz,
ya
doğrularınız,
hani?
Respond to this message
Haci
(no login)
Hakikat, Hakikat.... September 29 2000, 8:16 PM
Hakikat nedir?
Guzel bir soru... Tam felsefesi yapilacak cinsinden... Size hakikatin bile izafi oldugunu soylesem alay edeceksiniz ama, kanitlayabilirim, bu iddiami... Hakikat yalniz izafi degil, ayni zamanda degisgendir de..............
Teolojinin, felsefenin ve bilimin hakikatleri farklidir.
Teoloji hakikati kisitlar, felsefe hakikatin otesine gider, bilim hakikati durmaksizin degistirir, gelistirir...
Teoloji hakikate yalniz belli bir acidan bakar, felsefe her acidan, bilim ise degisik ve durmaksizin degisen acidan...
Dolayisiyla hakikatin tek bir tanimi olamaz... Tanimlari olabilir. Her bakis acisi degisik yontemlerle farkli hakikatlere ulasir..
Hakikate ulasma onunla ilgili delilleri inceleme ile basarilir. Mevcut deliller incelenir ve o delliler ve o delillerin incelendigi disiplin muvacehesinde her hangi bir hakikate varilir..
Ayni veya benzer delilleri cesitli sekillede yorumlayarak, degisik hakikatlere ulasmak mumkundur.
Bilim hakikate ulasirken topladigi delillerin tarafsiz olmasina calisir, din yalniz taraf tutan delilleri bir araya getirir, felsefe ise tarafli tarafsiz hepsini inceler... ama hic bir sonuca varamaz ve gercege asla ulasamaz! Din ve bilim kendilerine gore bir hakikate ulasirlar.......
Bilimin delilleri zamanla degisiklige ugrama egilimi gosterir. En temel bilimsel deliller bile zaman icinde modifikasyona ugrar, bazilari ani olarak yenilenir. Dini deliller ya hic degismez, ya da cok yavas ve tedrici bir evolusyona ugrar...
Bunlar simdilik aklima gelenler..
Respond to this message
Haci
(no login)
KAHPE HAKIKAT September 30 2000, 5:02 PM
HAKIKAT
Hakikat, hakikat...
O erisilmesi guc hakikat..
Bir buz zerresi gibisin,
Kaybolursun elimde,
Sonra yeniden olusursun,
Bir ruhsuzun tekinde.
Hakikat, hakikat...
Bilinmez ne oldugun,
Ulasilamazsin cogu kere,
Bazan iyisin, bazan kotu,
Bazan sirta saplanan bir hancersin,
Yalancinin dilinde.
Haci
Respond to this message
gak
(no login)
haggatten yaw1 October 01 2000, 3:22 AM
imamın biri
bir gün bir gögelikte
bir berduşu sohbet ederken görür.
Yanaşır kulak misafiri olur.
Konu Fatiha suresi
adam
bir anlatıyor ki
edata inciler dökülüyor...
İmam yaklaşıp saatlerce berduşu dinlemiş. Herkes çekildikten sonra eline ayağına sarılmış..Aman demiş beni de yolunun yolcusu yap...
Neden demiş berduş?
Bugüne kadar bu sureyi böyle açıklayan görmedim, öl de öleyim bu ilminden bana da öğret.
-hah demiş berduş bu daha şeriat manasıydı bir detarikat manası var.
Aman demiş bizimki hadi anlat
-Olmaz demiş, kalkmış yoluna gidecek
önünü kesmiş
ben yoluna girmek istiyorum nasibimi kesme...
Neyse bizim imam çolk çocuk terkeyleyip takılmış berduşunpeşine
o der tarikat manasını anlat, öbürü der daha değil..YIllar geçmiş, diyar diyar dolaşmışlar, bir gün otur bakalım demiş berduş, başlamış tarikat manasını anlatmaya...Sözü bitince bi<zimki ellerine sarılmış aman demiş velim bu nedir?
-hah demiş berduş, butarikat manasıydı bir de marifet manası var? Aman demiş anlat. Olmaz demiş. Düşmüşler yola, o diyar senin bu diyar benim,yıllar geçmiş. Berduş bir gün gel bakalım demiş, başlamış marifet manasını anlatmaya...sözünü bitirince bzimki yerlere kapanmış, pirim der ulum der...
-Hah demiş berduş bu marifet manasıydı bir de HAKİKAT manası var?
amam demiş anlat! Olmaz demiş berduş, yola düzülmüşler yıllar geçmiş.
beduşun dizleri tutmaz olmuş, gözleri zayıflamış, kulaklar ağır işitir. Bizim imam anlat der durur. Bir gün öylesine ısrar etmiş ki:-Peki demiş berduş, başlamış hakikat manasını anlatmaya...sözünü bitirince, bizimki kaşlarını çatmış, ayağa kalkmış:-Vay zındık, buncası peşine dolandım, senin cenazeni papaz kaldırır be, demiş ve eski hayatına dönmüş...
hikayenin ikinci kısmını saams a bıraktım:)
bizim uslubumuz biraz yavan
o sonunu daha iyi bağlayacaktır....
sevgiyle
Respond to this message
SAAMS
(no login)
GERÇEKLER Yoluna giren Yoldan çıkamaz, Gerçeklerden dönemez October 01 2000, 8:51 AM
Bu kendiliğinden olur, çünki GERÇEKLER, Ruhunu etkiler, değiştirir, dönüştürür, Ruhunu sürekli yetkinleştirir.
İmam halen imamlığı bırakmamışsa YOLa girememiş demektir.
YOLa giremeden MARİFET'e erişemez.
Çünki MARİFET kendi kendine, kendi Ruhunu yüceltmektir.
"Gözsüze el eyledim, sağır sözüm işitmiş, dilsiz çağırıp söyler dilimdeki sözümü"
İşte böyle birşeydir.
HAKİKAT'te sen herşey olursun, herşey de sen olur, ayrı gayrı birşey kalmaz; Sen herşeye ait olursun, herşeyin de sana ait olduğunu duyumsarsın. Herşeyi kapsarsın, sevgi ve sorumluluk duyarsın, Hakikate teslim olursun, "Hayrlısı Hakk'tan' deyip bu kez de sorumsuzluk duyarsın, tam özgür olursun.
Sevgiyle
Respond to this message
Filosof
(no login)
Hakikat ve Gerçeklik!!!??? October 01 2000, 11:30 AM
Hakikat ve Gerçeklik!!!???
Konumuzun başlığı Hakikat tespit ve tayin edilmiş olmakla beraber; Hakikat ve Gerçeklik ayrımına işaret eden bir konudur. Benim konuya yaklaşımım bu yönde olacaktır. Niyetim ve amacım sizleri aydınlatmak veya ikna etmek değil sadece deneme tarzında düşüncelerimi ifade etmektir. Yazacaklarımın hiçbir ilmi ve bilimsel iddiaları yoktur.
Bilimde Hakikat:,
Hakikat konusuna başlamadan önce, ilk olarak duyumlama ve duyumların yorumlanması üzerinde biraz açıklama yapma istiyorum. Duyumlama, bütün canlılarda ortak olan bir olgudur. Duyumlama, canlılarda, normal şartlarda doğumla beraber bir yeti olarak gelen ve yaşamın şartlarına göre biçimlenen, gelişme gösteren bir olgudur. Duyumlama her canlının kendini ve kendi dışındaki objeleri, yeteneklerine göre( fark etme eşiğinde)
fark etmesine yarayan organların işlevidir. İşte bu fark etme işlevi bütün canlılarda şöyle yada böyle gerçekleşmektedir; bu fark etme Gerçeklik sınırları içerisinde gerçekleşen bir olgudur. Bu sınırın ötesine geçip; fark edilen şeyin mantıksal yapısını, kimyasal, fiziksel, mekanik ve fizyolojik bileşenlerini analiz (decomposition) edip; bunlar arasında benzerlikleri, ayrılıkları sınıflayıp, gerekçeleriyle açıklayarak sentez (recomposition) yaparak teorik temellerini açıklamak Hakikat sınırları içerisine giren bir aklî fonksiyondur.
Kısaca ifade etmek gerekirse, gerçekliği oluşturan, gerçeğe temel teşkil eden referans noktası hakikattır.
Yalnız buradaki hakikat, gerekçelendirilmiş, kuramsal olarak kurulmuş, metafizik olmayan teorilerdir. O zaman söylenecek şey, bilimde hakikat değil, Teorilerden bahsedebileceğimizdir. Hakikat değişmeyen ve her şart altında kendisiyle aynı kalan doğruluğu ifade eder.
Şimdi çıkmak zorundayım......
Selamlar.........
Respond to this message
gak
(no login)
haggatten yaw2 October 01 2000, 11:51 AM
biz de saams ı haggat ehli sandıydık:)
hikaye ünlüdür
tarikat yolcusuna
bak bu yol bööle bi yol diye
sınav sorusu gibi aktarılır....
hikayenin gerisi şudur:
gün olur
imama namazdan sonra cenaze olduğı söylenir
namazı takiben imam
bakar ki iki tabut, o gün de acelesi var.
birinin başında bir yemeni
aceleden cenazeler kimin diye sormaz
namazı kıldırır
iş
duaya gelince eğilip
sorar yahu kim bunlar diye
-biri esnaftan,
şu örtülü olan da
hani bi berduş var dı ya onun
vasiyetiymiş
başörtü orttük
buradan kaldırdık
:))))))))))
sevgiyle
Respond to this message
cagasan
(no login)
sayın hacı October 01 2000, 6:18 PM
gün görmüş feleğin çemberinden geçmiş birine benziyorsun.
(kaç defa geçtiğini bilemem).yani seni tanıyıp bildiğimden
değil bu ukalalığım.yazınlarında ben öyle algılıyorum.
yanılmış olma ihtimalim olsa da sezgilerim bu yöndedir.
bunlara rağmen gaak gibi ben de seni henüz anlamış,
çözebilmiş değilim. elbet zamanla düzelecek.
buralarda olmamın amacı, birilerine ders vermek, yada
s-d-k yarışı veya horoz döğüşü yapmak, yahut eski yunanda
bu yoldan geçimini sağlayan sofistler gibi laf kalabalığı
(gerçekten laf kalabalığı yapıyorum galiba), yapmak değil.
burada bildiklerimizi paylaşmak (doğrusu neyse), eksiklerimi
tamamlayıp karşılıklı veya karşılıksız bilgi akışında bulunmaktır.
konuya dönersek
hakikatla ilgili
din ve felsefeye ait görüşlerine katılabilirim.
ancak filozofumuzunda dediği gibi bilimin hakikatı olmaması gerekir.
çünkü bilimin uğraşısı doğrular veya yanlışlardır.
bunlarda sürekli değişkenlerdir.
bilim aristodan kalma tanımla atomu parçalaymıyordu.
şimdi parçalıyor.
üçgenin iç açıları toplamı 180 derceydi
şimdi acaba 180 miyi tartışıyor.
yani bana kalırsa bilimin değişmez hakikatı yoklur.
bilimin doğruları vardır.
sevgiler
Respond to this message
Haci
(no login)
Kahbe Hakikat October 01 2000, 7:56 PM
Yahu kardesim, sevgili Cagasan...
Be ne dedim bilimsel hakikat hakkinda...
Bir daha okuyun yazdiklarimi lutfen...
Ben de sizin gibi, hatta sizlerden once,
Bilimin hakikatinin degistigini soyledim.
Hakikatin surekli olarak degismesi,
Onun yok oldugu anlamina mi gelir,
Yoksa onun kahbe oldugu anlamina mi?
Not: Lutfen felegin cemberinden gecmisligimi (bir cok kereler) aleyhime kullanmayin... Geride kac meziyetim kaldi... Bir de onu elimden alirsaniz...
Biz burada sohbet ediyoruz ve ilginc seyler ogreniyoruz... Her yazdigimi ciddiye almayin, her ciddi yazimda hiciv aramayin... Bol sanslar....
Selamlar...
Haci
|
| | Author | Reply | HACI (no login) 66.30.227.242 | Re: hakikat | June 8 2003, 4:15 AM |
| | |
|
|