--


  << Previous Topic  

Ìslam kurallarınca, anasını veya babasını haksız olarak kasden öldüren kimsenin namazı kıl

February 1 2008 at 9:04 AM
No score for this post
  (no login)

Ìslam kurallarınca, anasını veya babasını haksız olarak kasden öldüren kimsenin namazı kılınmaz...<img src=http://religiapokoju.blox.pl/resource/Praying_Child_calendar_picture.jpg>Anasını babasını işkencelerle öldüren insanlara karşı seslerini çıkarmamış insanlar da müşterek faildirler. Düşünün ki, Kudret Tos'u katleden failler, konuyla şöyle ya da böyle ilgilenebilecek resmi makamları dolandırırken dört tane de eniştelerinin göz yummasından yararlanabiliyorlar... Ne demektir dört tane enişte; elbette, erkek geçinen dört yaratık, dört sahte müslüman daha yani, topluyorsun bir sokak köpegi kadar kişilikleri yok; zulme karşı ses çıkarmıyorlar... Katil Özcan Tos&Mehmet Ercan Tos da müslüman maskeli, göz yuman enişteleri de; peki, gerçekte hangi dine sıgar bu tavır?

*-*

<img src=http://www.otuken.org/arsiv/haber/2004/ALLAHSIZ_ONLAR.gif>

Ayetleri inceleyince anlarız ki, Özcan Tos&Mehmet Ercan Tos gibi caniler, öldüklerinde müslüman gömütlügüne gömülemezler... Başta da genel olarak açıkladıgımız üzere; anasını ve babasını haksız yere öldüren kimsenin cenaze namazı kılınmaz. Genel kural şudur: Savaş ortamında öldürülen yol kesiciler yıkanmaz ve namazları kılınmaz. Müslüman olduğu halde, dininden dönen (irtidat eden) kimse, yıkanmaz, kefenlenmez ve cenaze namazı kılınmaz. Böyleleri müslüman mezarlığına da defnedilmez.

*-*

<img src=http://hometown.aol.com/lovepali4/images/domeeeeeeeeee.jpg>

Özcan Tos&Mehmet Ercan Tos gibi caniler, pirincin içinde pirinç gibi görünen mermer parçasına benzerler; yani, üniformalı işgalci cellatlar, bunlara göre daha net, daha belirgindir. Müslüman yurdunda müslüman kimligiyle kendi yakınlarına karşı da fitne savaşı yürüten, anasını bile birkaç kuruş çıkar ugruna katledecek denli gözü dönmüş sadistler, Afganistan'da-Ceçenya'da-Balkanlarda-Ortadogu'da korumasız çocukları-anaları soykırımdan geçiren neo-con işgal mafyasından daha tehilikelidirler...

<img src=http://www.mahzuniserif.com/notalari/katilamerika.gif>

*-*

Indonesia sayfalarında bile biricik Türkçe sadistlik haberi, en başta yayınlanan barbarlık örnegi budur; "KOCAELÌ'DE ALKOLÌK MESLEK DERSLERÌ ÖGRETMENÌ, ANASINI DÖVEREK ÖLDÜRDÜ":

http://www.network54.com/Forum/353569/thread/1134590613/last-1134727735/%D6zcan+Tos+hocam+dedi+ki-+Ateist,+******demektir

http://www.qsl.net/yb0zz/guestbook/guestbook.html

http://f28.parsimony.net/forum68217/messages/1088.htm


*-*

Bir de bu konularla ilgili olarak "Tepkisiz Müslümanlar " sorunu var... Mehmet Şevket Eygi'den bir-iki ilgili paragraf aktariyoruz: HALK mı dersiniz, kamuoyu mu dersiniz, işte ondaki tepkisizlik, hareketsizlik beni dehşete düşürüyor, korkutuyor, ümitsizliğe ve karamsarlığa düşürüyor. Ümitsizlik derken, tabiî ki, Allah’tan ümit kesmiyorum, halka olan ümidim kırılıyor, azalıyor. Tepkisizlik ne demektir? Memlekette bir haksızlık, bir zulüm oluyor, halk GEREĞİ gibi tepki göstermiyor. Ahlâk her gün biraz daha geriliyor, çöküyor, buna karşı da gereği gibi tepki yok. Korkunç ve genel bir haram yeme var... Kabul edilemez bir gelir dağılımı adaletsizliği var...

Temel haklar ve hürriyetler müzmin bir şekilde ihlâl ediliyor...

Yolsuzluklar gırla gidiyor...
Ayırım yapılıyor, bir Dönmeye bir fiske vurulunca yer yerinden oynuyor, bir Müslümana ağır bir darbe indirilince fazla bir ses çıkmıyor, hattâ bu darbe haklı bulunuyor... Din konusunda bir takım yanlış işler yapılıyor, mesela önemli Müslüman bir şahsiyetin karısı başı açık olduğu halde erkeklerin arasında saf tutarak cuma namazı kılıyor... Adamın biri hakkında 25 milyon dolarlık yolsuzluk yaptığı iddiasıyla dâvâ açılıyor. Bir kısım medya bu adamı millî kahraman ilan ediyor, korkunç bir yaygara ve şamata kopartılıyor... Şehre yol yapılıyor, kaldırım döşeniyor, tam bir rezalet, yollar ve kaldırımlar daha bitmeden bozuluyor... Her tarafta laçkalık, laubalilik, işleri savsaklama, ehil olmayanlara emanetleri teslim etme, haksızlık, vurgun, bin türlü kötülük...

VE HALK YIĞINLARI BUNLARA KARŞI GEREKLİ TEPKİYİ GÖSTERMİYOR.

Tepki göstermek yasak mıdır? Değildir. Kötülüklere, fenalıklara karşı miting yapmak, yürüyüş yapmak yasak mıdır? Değildir. Sadece idarî makamlardan izin almak gerekir. Bu izin de alınmaz bir şey değil, verilmez bir şey değildir. Diyelim ki, milyonlarca Müslüman ellerine birer kağıt, birer kalem, birer zarf aldılar ve Başbakan’a hitaben birer dilekçe veya mektup yazdılar. Meâlen şöyle dediler: “Sayın Başbakan!.. Size çok yakın danışmanlardan birinin karısı, başı açık olarak erkeklerle birlikte saf tutarak cuma namazı kılmış ve medya buna geniş bir şekilde yer vermiştir. İslâm dinine kesinlikle aykırı olan bu hareketi protesto ediyoruz. Danışmanınızın kulağını çekmenizi istiyoruz. Aksi taktirde gelecek seçimlerde oylarımızı kime vereceğimizi veya vermeyeceğimizi biliyoruz...
İsim, adres, imza...”
İşte bu tepki gösterilmiyor...

...

...

Ben eminim ki, bu konuda Ankara iktidarına bir tek protesto mektubu veya dilekçesi bile gitmemiştir.
Biz Müslümanlar “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” (Hadîs-i şerif) edebiyatını kendi aramızda yaparız ama bu konuda GEREKENİ yapmayız. Maalesef Müslümanlar uzun yıllardan beri afyonlana afyonlana yatakta uyur, ayakta uyur hale getirilmiştir. Tepkisiz bir toplum haline getirildik. Haklarımızı aramayı bilmiyoruz. Çatlak seslere karşı gereken cevapları veremiyoruz. Tepki her zaman olumsuz olmaz.
Bir iktidar adamı, bir Belediyeci iyi bir iş yaptığı zaman tebrik edilmesi, destek görmesi gerekir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Beyoğlu’ndaki yol ve kaldırım yapımı konusunda çok haklı, çok doğru bir çıkışta ve harekette bulundu. Yolları kötü yapan müteahhidi uyardı, yol düzgün bir şekilde yapılıp bitinceye kadar sana para ödemeyeceğiz dedi. Başkanın, bu hareketinden dolayı yüzbinlerce vatandaş tarafından yazılı olarak tebrik edilmesi gerekmez mi?

Adalet Bakanı zaman zaman şikâyet eder, “Birtakım önemli ve hayatî millî meselelerde halk bizi desteklemiyor...” şeklinde konuşur. Doğrudur. Ankara iktidarı başörtüsü konusunda seçimlerden önce verdiği sözleri unutmuştur. Milyonlarca vatandaşın bunu başbakana ve bakanlara hatırlatması gerekir. Telefonla değil, sözle değil, yazıyla. Telefonla Başbakana ulaşmak mümkün müdür? Değildir.
Lâflar uçar gider, yazılar kalıcıdır, tesirlidir.

Halkın, haklarını aramak için gerektiğinde adlî makamlara müracaat etmesi de gerekir. Bizde bu konuda da şuur yoktur, israr yoktur, yol yordam bilme yoktur. Haklarımızı aramak için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne müracaatı da doğru dürüst yapamıyoruz, başaramıyoruz. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen bir toplum sonunda yılanların kurbanı olmaya mahkumdur. Tepki demek sadece resmî makamlara gönderilen mektup ve dilekçeler demek değildir. Milyonlarca halkın birbiriyle de mektuplaşması gerekir. Meselâ: DÖNMELİK konusu hakkında mektup şeklinde çok ciddî, çok doğru, çok sahih bilgiler ihtiva eden (içeren) bir iki sayfalık bir metin hazırlanır, bastırılır. Halk bunlardan satın alır (Maliyet fiyatına) ve mektup şeklinde (el yazısıyla veya bilgisayarla ilave yaparak) tanıdıklarına postayla gönderir. Diyelim, bir sene içinde böyle bir milyon mektup gönderilir. Sonunda ne olur? Dönmelik konusunda büyük bir uyanma, aydınlanma, toparlanma olur. Biz bunları yapmıyoruz. Öyle câhil vatandaşlar var ki, bazen sokakta beni görüyor ve lâf arasında soruyor:
“Masonlukla Dönmelik aynı şey midir?..”
Bu cahilleri nasıl bilgilendireceğiz?

...
...

Müslüman halk, kendi kardeşlerini de uyarmak için birtakım tepkiler göstermek zorundadır. Mesela Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü bayrağını kaldırmış dinî bir cemaate şu şekilde mektuplar gönderilmelidir:
“Ehl-i Kitab ile aramızda ittifak vardır diyorsunuz. Böyle bir şey nasıl olur? HıristiyanlarHazret-i İsa tanrıdır, tanrının oğludur, Hazret-i Muhammed yalancıdır, Kur’ân uydurmadır, İslâm dini sahte bir dindir diyorlar, onların inançları böyledir. Durum bu şekilde iken siz nasıl oluyor da biz onlarla amentüde ittifak halindeyiz...” diyebiliyorsunuz? Evet, Diyalogçu ve hoşgörücü cemaatin ileri gelenlerine böyle yüzbinlerce, hattâ milyonlarca mektup gönderilmelidir. Diyanet Başkanı, siyasî iktidarın baskısıyla her yıl şatafatlı (sünnete aykırı) Diyalog ve hoşgörü iftarları vermekte, bu iftarlarda patrikler, hahambaşılar, başka dinlerin rüesası (başkanları) güle oynaya iftar etmektedir. Fesubhanallah! Böyle iftar olur mu? Sayın Diyanet Başkanı’nın milyonlarca mektup ve dilekçe ile uyarılması, olumlu bir şekilde tenkit ve protesto edilmesi gerekmez mi? Bize karşı olanlar, bizim tepkisizliğimizi, hem yatakta hem ayakta uyuduğumuzu, bir nevi uyurgezer olduğumuzu bildikleri için yanlışlıklarına, haksızlıklarınâ fütursuzca devam etmektedir.

Halkımızı uyarmak gerek, ama nasıl?
Biz en kısa zamanda uyanmazsak, bir gün gelecek çok feci bir şekilde uyanacağız ama o zaman iş işten geçmiş olacak.

*-*

Mehmet Şevket EYGÌ ustadımızın candan-yürekten katıldıgımız paragraflarını dinledik... Şimdi bakalım nasıl bir tepki görecegiz; "el mi yaman, bey mi yaman", derler ya, acaba dönme Özcan TOS ve NarkoMania-ORTAKLARI mı daha etkin tepki gösterecekler (zaten elinden geleni arka tarafına koymuyor) yoksa mazlum halkımız, dinine-ahlaksal ilkelerine sahip çıkma bilincini bu konuda olsun gösterecek mi?! Görelim!..

*-*

<img src=http://www.mukadder.net/Mbismillah1.gif>
http://kurdishmusic.eu.dilocan.biz/music/mahabad/Dayike.mp3

http://www.youtube.com/watch?v=HNPwLTlNx68

<object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/HNPwLTlNx68"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/HNPwLTlNx68" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object>

islamda_kurallar@superonline.com

 

-Respond to this message   
Current Topic - Ìslam kurallarınca, anasını veya babasını haksız olarak kasden öldüren kimsenin namazı kıl
  << Previous Topic  
Find more forums on NewsCreate your own forum at Network54
 Copyright © 1999-2008 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement