HİZBULLAH TERÖR ÖRGÜTÜ


Hizbullah Terör Örgütü


Hizb, aynı görüşte olan, düşünceleri ve yaptıkları bir olan grup, küme ve topluluk demektir. Hizbullah kelimesi Allah'ın yolu, taraftarları, Allah'ın safında yer alanlar, Allah'ın partisi gibi anlamları taşımaktadır.

İlim ve Menzil Grupları


Çeşitli kitapevlerinin etrafında toplanan radikal dini gruplar içerisinde, 1990'lı yılların başında Diyarbakır ilinde yer alan İlim ve Menzil kitapevleri etrafında toplanan kesimler, diğerlerine nazaran daha etkin ve geniş bir tabana hitap etmiştir. İlim kitapevinin müstecirliğini Hüseyin Velioğlu, Menzil kitapevinin ise Fidan Güngör yapmıştır.
Bu iki grup, 1980'li yıllarda Vahdet isimli bir kitabevi etrafında aynı çatı altında faaliyet gösterirken, zamanla aralarındaki liderlik konusu ve çeşitli fikir ayrılıkları nedeniyle iki ayrı kitapevini açarak ayrılmıştır. Bu kitapevlerinde kendi anlayışlarındaki radikal dini düşüncelerin propaganda faaliyetleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürmüşlerdir.

Hizbullah-PKK/KADEK Çatışması

Bu çatışma Diyarbakır, Batman, Mardin, gibi il merkezleri ile Nusaybin, Silvan gibi büyük ilçelerde yoğun şekilde yaşanmış ve karşılıklı bir çok insanın ölmesi ile neticelenen bir noktaya gelmiştir. Bu çatışmaların başlaması ile birlikte KADEK (PKK), çatıştığı bu grupları HİZBULLAH ismi ile lanse etmiştir. İlim ve Menzil grupları da daha sonraki dönemlerde bu ismi benimsemiştir.
HİZBULLAH-KADEK (PKK) çatışması kapsamında 1991-1995 arasındaki 4 yıllık dönem içerisinde yapılan eylemler sonucu aralarında; KADEK (PKK) militan ve sempatizanı, imam, molla, HADEP-DEP yöneticisi ve üyeleri, çeşitli basın mensupları ile HİZBULLAH taraftarları ve vatandaşların olduğu 700'e yakın insan öldürülmüştür. Bu cinayetlerin; 500 kadarı yasa dışı Hizbullahi İlim grubu tarafından, 200 kadarı ise yasa dışı KADEK (PKK) terör örgütü tarafından gerçekleştirilmiştir.
Çatışmanın başladığı ilk dönemlerde şehir merkezlerinde güvenlik güçlerinin Hizbullahi grupları tam olarak tanıyamamış olması ve örgütle ilk defa karşılaşmasından dolayı bazı cinayet eylemleri aydınlatılamamışsa da, daha sonraki dönemlerde Hizbullahi gruplara yönelik operasyonlar yapılmıştır.

Amaç ve Strateji


HİZBULLAHİ grupların amacı; Anayasal rejimi yıkarak bu topraklar üzerinde şer'i hükümlerle yönetilen İran benzeri bir İslam devleti kurmaktır. Fakat onların şer'i hükümler dediği ve iranda kabul görmüş olan bu kanunlar diğer müslüman ülkeler arasında kabul edilmemekte ve bu kanunlarla islam arasında bir bağ kurulamamaktadır. Propagandaları bazen iyi niyetli olarak görünse de tüm amaçları kendilerini islamın temsilcisi gibi lanse etme istekleridir. Marksist-Leninist felsefeyi savunan yasadışı KADEK (PKK) terör örgütü 1980'li yılların sonundan itibaren, Güneydoğu'nun muhafazakar yapısından istifade ederek, kendi tabanını genişletmek gayesi ile din ve dini düşünceyi kendi amaçları doğrultusunda kullanmak istemiş ve bu amaçla KÜRDİSTAN DİNDARLAR BİRLİĞİ, KÜRDİSTAN İMAMLAR BİRLİĞİ, KÜRDİSTAN İSLAMİ HAREKETİ gibi çeşitli illegal oluşumlara gitmiştir.

Halkın dini duygularını kendi amacı doğrultusunda kullanmak isteyen KADEK (PKK) terör örgütünün, bölgedeki muhafazakar kesimi kendi tabanına çekme gayreti içerisine girmesi, radikal dini fikirlere sahip olan grupların tepkisine ve yasadışı KADEK (PKK) terör örgütüne cephe almalarına sebep olmuştur.
Buna karşılık, KADEK (PKK) terör örgütü dini kesimi baskı altına alabilmek ve kendi isteklerine boyun eğdirebilmek amacıyla 1991 yılından itibaren özellikle İLİM KİTABEVİ çevresinde oluşan Hizbullahi gruba yönelik silahlı eylemlere girişmiş ve böylece bu grupları sindirebileceğini düşünmüştür. Bu amaçla bu grubun önde gelen ve sivrilmiş şahsiyetlerini öldürerek bu kesimi sindirmek istemiştir.
KADEK (PKK) terör örgütü tarafından kendilerine yönelik yapılan bu eylemlere karşılık İlim grubu mensuplarının bir müddet sonra karşı eylemlere girişmesi, bilinen HİZBULLAH-KADEK (PKK) çatışmasını gündeme getirmiştir.

İlim ve Menzil Grupları Arasında Yaşanan Çatışma
İLİM ve MENZİL grupları arasında az da olsa mevcut fikir ayrılıkları 1993 yılından itibaren iki örgüt arasında çatışmaya dönüşmüştür. Birçok kişinin öldüğü ve yaralandığı bu çatışmada, İlim grubunun tek taraflı olarak silahlı eylemlere girişmesi, strateji olarak ilk zamanlarda silahlı eylemlere girmeyi uygun bulmayan Menzil grubunun büyük oranda güç kaybına neden olmuş, hatta bazı yerlerde faaliyetlerinin tamamen durması ile neticelenmiştir.
Diyarbakır, Mardin ve Batman gibi illerde görülen MENZİL grubunun faaliyetlerinin Adana, Şanlıurfa, Muş, Bingöl ve Van gibi çevre illerle metropol illere kaydığı gözlenmiştir.

Mevcut Durum
17 Ocak 2000 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilen operasyonda, terör örgütünün lideri Hüseyin VELİOĞLU ölü, üst düzey sorumlulardan Edip GÜMÜŞ ve Cemal TUTAR sağ olarak yakalanmıştır.

Terör örgütü, tabanına mesaj vermek, bitiş sürecini durdurmak, güvenlik kuvvetlerinden intikam almak ve sindirmek amacıyla:
a)24.01.2001 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürü A.Gaffar OKKAN ve 5 Polis Memuruna,
b)25.08.2001 tarihinde itirafçı Şaban ELALTUNTERİN'e,
c)14.10.2001 tarihinde İstanbul'da 3 Polis Memuruna yönelik eylemler gerçekleştirmiştir.


Bununla birlikte, örgütün kaçırıp sorguladığı ve öldürdüğü şahıslara ait 70 cesetin bulunması, terör örgütünün gerçekteki karanlık yüzünü bütün açıklığıyla ortaya koymuş, kamuoyu ve halkın nefretini kazanmıştır.

Hamas ve Hizbullah

Hamas’ın ruhani lideri Şeyh Yasin’in öldürülmesi, Lübnan’da faaliyet gösteren Hizbullah örgütü ile Hamas’ı yakınlaştırdı. Hizbullah liderliği, Şeyh Yasin’i anmak için başkent Beyrut’ta büyük bir gösteri düzenledi. 


29 Mart 2004— Hamas’ın bir numaralı ismi, siyasi büro şefi Halid Meşal’in de katıldığı gösteride, Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, Hizbullah’ın tüm varlığıyla Hamas’a destek vereceğini söyledi.


İsrail ordusunun düzenlediği suikast sonucu ölen Hamas lideri Şeyh Ahmed Yasin, Lübnan’da anıldı. Hizbullah örgütü tarafından Beyrut’ta düzenlenen gösteriye, onbinlerce kişi katıldı. Hamas’ın siyasi büro şefi Halid Meşal de Beyrut’taki gösteriye katıldı.
Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, gösteride yaptığı konuşmada Hizbullah’ın Hamas’la eylem birliği yapabileceğini ima etti. Nasrallah, “Hamas liderliğine, şu an yanımda olan siyasi büro şefi Halid Meşal’e, Gazze’deki silah arkadaşımız Abdülaziz Rantisi’ye, tüm Hamas üyelerine, Hamas’a destek veren kadın, erkek, çocuk, yaşlı herkese sesleniyorum. Sizi temin ediyorum, şu andan itibaren tüm Hizbullah askerleri, artık birer Hamas askeridir. Allah’ın izniyle bütün Lübnanlı kardeşlerim de bu birlikten onur duyacaktır” diye konuştu.

RANTİSİ: BUSH İSLAM DÜŞMANI
Hizbullah’ın çağrısı Gazze’de sevinçle karşılandı. Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki lideri Abdülaziz Rantisi, verdiği destekten dolayı Nasrallah’a teşekkür etti. Rantisi, Gazze İslam Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, ABD’ye de yüklendi. ABD Başkanı Bush’u, Allah’ın ve İslamın düşmanı ilan eden Rantisi, “Bush ve Şaron Allah’a savaş açtı. Allah da bunlara savaş ilan etti” dedi.
Hamas sayesinde Filistin’in zafer kazanacağını söyleyen Rantisi, ABD’nin Şeyh Yasin’in ölümünden dolayı İsrail’e kınayan güvenlik konseyi kararını veto etmesinin kendileri için sürpriz olmadığını da kaydetti.
 
Hizbullahın İlk Eylemleri
 
Yıl 1983... Kasımpaşalı Hizbullahçıların da aralarında bulunduğu bir grup, İstanbul'da Tekel büfelerinin de aralarında olduğu küçük soygun olaylarıyla eylemlere başladı. Örgütün ilk büyük eylemi bir yıl sonra Mecidiyeköy'de bir kuyumcu soygunu... Bir Hizbullahçı olay sırasında polisin elinden kaçamadı. Sonraları ''İslami Hareket'' olarak lanse edilecek bu yapılanmanın içinde örgütün lideri İrfan Çağırıcı ile kardeşi Rıdvan Çağırıcı da bulunuyor. Çağırıcı bir cami avlusunda sakladıkları silahları da polise gösteren kişi. O dönemde güvenlik birimleri 01. 11.1984 tarihli basın açıklamalarında olayı şöyle duyurdular:

''İstanbul ilinde bir kuyumcu soygununa müdahale eden güvenlik kuvvetleri ile sanıklar arasında çıkan çatışma neticesi, faillerinden biri olay yerinde yakalanmıştır. Şahsın yapılan sorgusunda, illegal Hizbullah örgütü mensubu olduğu, kuyumcuyu örgüt adına arkadaşlarıyla birlikte soymaya teşebbüs ettiği öğrenilmiştir. Genişletilen tahkikat sonucunda örgüt mensubu olduğu anlaşılan 13 kişi, 1 adet Sten makineli tabanca, 4 adet çeşitli çapta tabanca, bu tabancalara ait şarjörler, bine yakın mermi ve bol miktarda örgütsel dokümanlarla birlikta yakalanmışlardır. Sanıkların yapılan sorgusu ve ele geçen dokümanların değerlendirilmesiyle, 'mevcut anayasal düzenimizi yıkarak, yerine dini esasları temel alan bir şeriat devleti kurmayı amaç edindikleri, amaçlarını gerçekleştirmek için silahlı mücadeleyi örgütledikleri, 1983 yılında kurdukları Hizbullah Örgütü adına
çeşitli eylemlere karıştıkları ' tespit edilmiştir. Üstelik bahsettikleri şer'i kanunların diğer müslümanlar tarafından kabul edilmemekte ve islama ters şeyler olduğu söylenmektedir. Soruşturma sonucunda, 1983-84 tarihleri arasında İstanbul'da bakkal, market ve oto gasplarından oluşan toplam 19 faili meçhul olayın, bu örgüt mensuplarınca gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Dar-ül Harp (Harp Hali) şartlarının Türkiye'de var olduğuna inanan örgüt mensupları, bu eylemlerini, Hz. Peygamberimizin döneminde Mekke'de müşriklere yönelik yapılan kervan gasplarını örnek alarak gerçekleştirdiklerini beyan etmişlerdir.''

Örgütün Teşkilat Genel Emiri'nin İrfan Çağırıcı , Askeri Kol Başkanı'nın Selim Gülcan , İçtimai Kol Başkanı'nın Nejat Atiker , İstihbarat Kol Başkanı'nın Mehmet Balmaz , Tebliğ Kol Başkanı'nın da Metin Torun olduğu belirlendi. Haklarında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı 27 Aralık 1984 tarih ve 1984/732 esas, 1984/732 kayıtla dava açılan ve 1984/479 karar sayılı iddianamede adları geçen diğer militanlar da şöyle:

Rıdvan Çağırıcı, Ramazan Koyuncu, Selim Ayhan, Erdoğan Torun, Adil Ateş, Metin Sarıkaya, Ramazan Karakaya, Abdullah Bilen, Halit Tekin, Mehmet Kahveci, Mustafa Gülcan, Lütfü Esen.

Sanıkların bir bölümü gazeteci Çetin Emeç cinayetine de karıştıkları gerekçesiyle halen Bandırma Cezaevi'nde. Örgüt o dönemde büyük darbe yedi.


Ortadoğuda Hizbullah Örgütü

Hizbullah, 1973 yılında Tahran'da tutuklu bulunduğu cezaevinde ölen Ayetullah Mahmud GAFFARİ tarafından temeli atılan dini bir hareket olarak doğmuştur. 1978-1979 yıllarında Humeyni'nin İran'da iktidara gelmesiyle sonuçlanan İran İslam Devrimi esnasında oynadığı rol ile şöhrete kavuşan Hüccet'ül-İslam Hadi GAFFARİ isimli şahsın lider olduğu dönemde İran'da Humeyni düşmanlarına karşı önemli bir güç haline gelmiştir.

Devrimde aktif bir güç halini alan bu kitle, 1982 yılına gelindiğinde Humeyni'nin, devrimden önce faaliyet gösteren 25 kadar örgütü Hizbullah Çatısı altında birleştirme amacıyla yapmış olduğu çağrıya uyan örgütlerle birlikte, İran Devrim Muhafızlarından gönüllü bir birliğin Bekaa Vadisine yerleştirilmesi neticesinde teşkilatlanmış ve bir örgüt haline gelmiştir.

İran yönetiminden açık ve tam destek alan bu örgüt, dünya üzerindeki devletleri, Dar'ül İslam (İslami kanunlarla idare edilen) ve Dar'ül Harp (İslami kanunlarla idare edilmeyen) olmak üzere ikiye ayıran bir anlayışla, Dar'ül Harp olarak ilan edilen ülkelerde her türlü eylemi gerçekleştirmenin büyük bir dini vecibe olduğu yönündeki dini propaganda ile elemanlarını yetiştirmektedir.Yukarı

Örgütün amacı, Ortadoğu'daki Müslüman ülkelerde mevcut rejimleri devirerek, yerine Şeriat düzenine dayalı yönetimleri getirmektir. Örgütün liderliğini Şeyh Hasan NASRALLAH yapmaktadır.

Askeri alandaki faaliyetlerini genellikle terör eylemleri şeklinde yürüten örgüt, siyasi alanda da İran İslam Devriminin propagandasını yoğun bir şekilde sürdürmektedir. Türkiye'de merkezi Erzurum olup, Van, Hakkari, Muş, Bitlis, Diyarbakır, İstanbul ve Ankara'da da faaliyetleri bulunmaktadır. Türkiye'deki amacı, İran'da olduğu gibi anayasal düzeni değiştirip, yerine dini esasları temel alan bir devlet düzeni kurmaktır. Fakat ne tuhaftır ki onların şeriatini türkiyedeki islami kesimler bile kaul etmemektedir. İçtihatları diğer islam ülkelerinde kabul edilmemiştir. Herhangi bir fikir değişikliği göstererek imajlarını değiştirseler bile  bile ne oldukları meydandadır.

Örgüt nihai hedef olarak, Lübnan topraklarında bir İslam Devleti kurmak amacı doğrultusunda faaliyetleri sürdürürken, bir yandan hedefe ulaşmakta en büyük engel olarak gördüğü ABD ve İsrail hedeflerine yönelik çeşitli saldırıları gerçekleştirmekte, diğer taraftan da seçimlere katılmak sureti ile ülkedeki siyasi yapıyı ele geçirmeye çalışmaktadır.Yukarı

Lübnan'ı islami hareketlerin odak noktası haline getirmek çabasının yanında buraya bir Şii İslam Devleti kurma amacına yönelik olarak da faaliyet gösteren Hizbullah Örgütü, Suriye hesabına çalışan Nebih BERRİ'nin başkanlığını yaptığı Şii Emel Örgütü ve Arafat karşıtı/Suriye yanlısı Filistinli örgütlerle de beraber çalışmalar yapmaktadır. Hatta Şii Emel Örgütü'nün Lübnan'da artık fazla bir gücünün kalmaması üzerine bu örgütün aktif elemanlarının Hizbullah Örgütü saflarına katılmalarını sağladıkları bilinmektedir.

Lübnan'da büyük bir nüfuza sahip olan Suriye'nin, İran'la ilişkilerini zedelememek istemesi, örgütün Batılılara ve İsrail'e karşı mücadelesinden menfaat umması, Güney Lübnan'daki şiddet eylemlerinde ülkesi adına çıkar hesapları yapması gibi sebeplerle, Hizbullah Örgütü'nün ülkesindeki faaliyetlerine göz yumduğu söylenebilmektedir.

1989 yılından itibaren silah kaçakçılığı olaylarına da karıştığı bilinen örgüt, bu tarihten itibaren Lübnan ve Beyrut'ta din adamı ve işadamlarına yönelik kaçırma eylemlerine girişmiştir.Yukarı

Haşimi RAFSANCANİ'nin Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesinden sonra politika değiştiren ve dünya devletleri ile irtibat kurmak isteyen İran'ın, elinde bulundurduğu rehineleri serbest bırakması için örgüte yapmış olduğu çağrıların olumlu sonuçlar vermesi ile ortaya çıkan durum, İran'ın örgüt üzerindeki ağırlığını göstermesi açısından dikkat çekmiştir.

Al FAJR ve AL AHD isimli dergiler çıkartan Hizbullah, diğer Ortadoğu ülkeleriyle de menfaatleri doğrultusunda irtibata geçmekte sakınca görmemekte, hatta zaman zaman Lübnan ve Suriye gibi ülkelerden çeşitli yardımlar almaktadır.

Hizbullah örgütünün çoğu kez İslami Cihad ismiyle üstlendiği eylemlerinde 1983 yılından bu yana bir yoğunlaşma gözlenmektedir. Örgüt, ülkemizde de vuku bulan bazı terör olaylarını üstlenmiştir. Yukarı

Eylemleri;
  • 19 Temmuz 1984 günü, Beyrut'ta Irak'a ait " Rafıdeyn Bankası" na bomba konulması ve binanın havaya uçurması,
  • 21 Temmuz 1984 günü, Abu Dabi-Beyrut seferini yapan MEA uçağının kaçırılması (Daha sonra güvenlik görevlilerine teslim olmuşlardır),
  • 20 Ocak 1987, (İngiltere) Canterbury Piskoposu'nun özel temsilcisi olan Terry WALTE'nin kaçırılması,
  • 27 Ocak 1987, Almanya Ralph SCHREA isimli şahsın Beyrut'ta kaçırılması (Bu şahıs 3 Mart 1988 tarihinde serbest bırakılmıştır),
  • 31 Temmuz 1987 tarihinde, bizzat Humeyni'nin direktifi ile Suudi Arabistan'da Hac farizasını yerine getirmeye giden İran'lı Hacı adaylarının, bazı ülkelerden gelen hacı adaylarını da yanlarına alarak, kanlı olayların bu kutsal beldede çıkmasına sebebiyet vermesi.

Yukarı